|
|
| DİSK-AR: AÇLIK SINIRI 772, YOKSULLUK SINIRI 2809 TL |
TÜİK 2003 Hanehalkı Tüketim Harcaması Kalıbı, TÜİK madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan DİSK-AR beslenme kalıbı dikkate alınarak, enstitümüz tarafından yapılan araştırmaya göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 772, yoksulluk sınırı ise 2.809 TL olarak gerçekleşti.
(DİSK-AR, 06.09.2010) |
|
| 2010 MAYIS AYI DÖNEMİ İSTİHDAM RAPORU |
İŞSİZLİKTE
KRİZİN ETKİLERİ DEVAM EDİYOR
İŞSİZ
SAYISI KRİZ ÖNCESİNE GÖRE 643 BİN FAZLA
HÜKÜMET
İSE 2,8 MİLYON İŞSİZE ŞÜKREDECEK KADAR
ACİZ
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK),
Nisan, Mayıs ve Haziran ayları için işsizlik
oranlarını açıkladı. Buna göre işsizlik
oranı geçtiğimiz yılın aynı ayına
göre 2,6 puanlık düşüşle yüzde 11 olarak
gerçekleşti. İşsiz sayısı ise 536 bin
kişilik azalma ile 2 milyon 846 bin oldu. 2008 yılının
ikinci altı ayında başlayan ve 2009 yılını etkisi
altına alan ve şirketlerin işten çıkartmalara,
üretimdeki düşüşlere rağmen karlarında
yüksek artışlar sağladığı kriz, zaten
astronomik rakamlarda seyreden işsizlik rakamlarını, iyice
yükseltti. Yapısal işsizlik adı altında
yaklaşık 2,5 milyon işsizi kabul edilebilir gören
hükümet, işsizlikle mücadeleyi işsiz
sayısını bu rakama çekmek olarak algılıyor.
Mevsimsel nedenlerle artan istihdam, işsizlik verilerine yansırken,
işsizlik oranı hala kriz öncesinin 1,8 puan, işsiz
sayısı ise 643 bin üzerinde. (DİSK-AR, 18.08.2010) |
|
| AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI RAPORU |
TÜİK 2003 Hanehalkı Tüketim Harcaması Kalıbı, TÜİK madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden DİSK-AR beslenme kalıbı dikkate alınarak, enstitümüz tarafından yapılan hesaplamaya göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 765, yoksulluk sınırı ise 2784 TL olarak gerçekleşti. Yoksulluk sınırı geçtiğimiz yılın aynı ayına göre 252 TL artış gösterdi. (DİSK-AR, 09.08.2010) |
|
| DİSK-AR: "KAYIT DIŞI VE GÜVENCESİZ ÇALIŞMA YAYGINLAŞIYOR" |
İşsiz sayısındaki 547 bin kişilik azalmaya karşın, kayıtdışı çalışanların sayısı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 905 bin, geçici işlerde çalışanların sayısı ise 315 bin kişi arttı.
Ekonomik kriz ile birlikte Türkiye'nin en önemli sorunu haline gelen işsizlik ile ilgili tartışmalar, TÜİK tarafından açıklanan ve işsizlik oranlarında bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,9 puanlık düşüşe işaret eden veriler sonrasında yeniden alevlendi. İşsizlik verilerinde yaşanan düşüş, kayıtdışının ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasının gölgesinde kalıyor.
(DİSK-AR, 26.07.2010) |
|
| DİSK-AR: ASGARİ ÜCRETLİ BİR TAS YEMEKLE 4 KARIN DOYURAMAYA ÇALIŞIYOR... |
Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin ailesi ile birlikte gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücretdir. Ancak her yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen asgari ücret, tek başına temel ihtiyaçların başında gelen gıda harcamalarını bile karşılamaktan çok uzaktır. 1 Temmuz 2010 tarihinden itibaren asgari ücret 16 yaşından büyük bir işçi için yüzde 4,3`lük zamla brüt 760,50, net asgari geçim indirimi dahil 599,12 liraya yükselecektir. TÜİK 2008 Hanehalkı Tüketim Harcamaları çalışmasına göre, en yoksul yüzde 20’lik kesimin harcama kalıbı aşağıda çıkartılmıştır. Buna göre bir asgari ücretli yaşamını sürdürebilmek için gelirinin sadece yüzde 33,7’sini gıda harcamalarına ayırabilmektedir... (DİSK-AR, 03.07.2010) |
|
| DİSK-AR 2010 MART AYI DÖNEMİ İSTİHDAM RAPORU: "İSTİHDAM DEĞİL, GÜVENCESİZLİK ARTTI" |
Türkiye AKP hükümetinin iktidara geldiği günden bu yana, işsizlik sorununu can yakıcı bir biçimde yaşamaya devam ediyor. Resmi işsizlik oranları yıllarca yüzde 10’lar seviyesinde yapısal bir özellik kazanmışken, krizin etkisi ile birlikte yüzde 14-15 düzeylerine çıkmış durumda. Kriz teğet geçti söyleminin arkasında, artık milyonlarla ifade edecek kadar çok kişi işini kaybetti, güvencesiz çalışmanın, eksik istihdam biçimlerinim, işsizliğin girdabına sürüklendi. 8 Haziran 2010 tarihinde gerekleştirilen Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında (EKK) “Ulusal İstihdam Stratejisi” taslağında işsizliğin yüzde 10’luk kısmının yapısal bir olgu olduğu kabul edilmektedir. Kısa vadeli amaç konjoktürel etkinin giderilmesi olarak -ki bu oran yüzde 4’tür- belirlenmiştir… (DİSK-AR, 22.06.2010) |
|
| DİSK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (DİSK-AR) 2010 OCAK AYI DÖNEMİ İSTİHDAM RAPORU |
Kurumumuzun, TÜİK ve Sosyal Güvenlik Kurumu verileri üzerinden yaptığı hesaplamalara göre, 1 milyon 600 bin sigortalı ücretli TÜİK verilerine yansımamaktadır. TÜİK verilerinde yüzde 15’lik kayıp bulunmaktadır. Bu oran işsizlik rakamlarına yansıtıldığında resmi işsiz sayısı 4 milyon 145 bine, geniş tanımlı işsiz sayısı 6 milyon 740 bine ulaşmaktadır. TÜİK VERİLERİ ÇELİŞKİLİ: Sosyal Güvenlik Kurumu Ocak 2010 aylık istatistik bülteni verilerine göre, eski SSK, bugünkü SGK 4a kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 9 milyon 30 bin. Eski Emekli Sandığı, bugünkü SGK 4c kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 2 milyon 225 bin. Toplamda isteki durumu ücretli olan ve SGK kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 11 milyon 255 bin. Aynı dönem için TÜİK tarafından 15 Nisan 2010 tarihinde açıklanan verilere göre ise, ücretli sayısı 12 milyon 825 bin. Bunların 3 milyon 76 bini herhangi bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında değil. Yani kayıtdışı. SGK kapsamındaki kayıtlı ücretli sayısı ise 9 milyon 749 bin. SGK tarafından gerçek olarak tutulan Sosyal Güvenlik istatistikleri ile TÜİK’in açıkladığı hanehalkı işgücü anketi arasında 1,5 milyon kişilik bir fark var. (DİSK-AR, 18.04.2010) |
|
| DİSK-AR: “TÜRKİYE’DE DERİN KRİZ YUNANİSTAN’IN NÜFUSUNA DENK!” |
DİSK Araştırma Enstitüsü DİSK-AR tarafından Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Hane Halkı İşgücü Anketi sonuçlarına dayanılarak yapılan araştırmaya göre, kriz döneminde işsiz kalanların sayısı iflaslar, geçici iş ilişkisi ve işten çıkartmalar sonucunda 2,5 milyona ulaştı. Kriz döneminde aileleri ile birlikte 10 milyon kişiyi işsizlik gerçeği ile (derin krizle) yüzyüze bırakıldı. Bu rakam krizle boğuşan komşumuz Yunanistan’ın hemen hemen nüfusuna denk. (Yunanistan’nın nüfusu 11 milyon) DİSK-AR’ın TÜİK’in Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçları üzerinden yaptığı hesaplamaya göre 2009 Aralık döneminde (Kasım, Aralık 2009, Ocak 2010) işsiz sayılanların yüzde 20.60’sı, yani 692 bini işten çıkartıldığı için işsiz kalmış durumda. Bu rakama TÜİK tanımı gereğince işgücüne dahil edilmeyen ve işini kaybettiği için işgücü dışında bulunan 583 bin kişiyi dahil ettiğimizde, işten çıkartılanların sayısı 1 milyon 274 bin kişi... (DİSK-AR, 29.03.2010) |
|
| DİSK, 3'LÜ DANIŞMA KURULU'NA KRİZE KARŞI İSTİHDAMI ARTIRICI, YOKSULLUĞU GİDERİCİ SOSYAL PROGRA |
DİSK, 10 Mart'ta Ankara'da toplanan 3'lü Danışma Kurulu'na "KRİZE KARŞI İSTİHDAMI ARTIRICI, YOKSULLUĞU GİDERİCİ SOSYAL PROGRAM" önerdi… Program şöyle: KRİZİN GENEL DURUMU: 2007 yılı sonlarına doğru ABD’de baş gösteren krizin etkisi giderek yayılmış ve derinleşmiştir. Krizin önüne geçebilmek ve yaratacağı toplumsal ve ekonomik tahribatı azaltabilmek için ABD hükümeti bugüne kadar 5 trilyon doları aşan müdahalelerde bulundu. Bunlar arasında, kimi büyük bankalara doğrudan sermaye aktarılması söz konusu iken, kimileri için birleşmeler teşvik edildi, kimleri de kısmen kamulaştırıldı. Ama bütün bu müdahalelere karşın krizin bittiğine dair herhangi bir emare görülememektedir. Ödeme güçlüğü, bütün yapıları kapsamış durumda ve birbirlerini sürekli tetikleyen kısır bir döngü sergilemektedir… (DİSK-AR, 10.03.2010) |
|
| 2010 BÜTÇESİNİN AMACI KRİZ FIRSATÇILIĞI YOLU İLE AŞ BEKLEYENİ AŞSIZ, İŞ BEKLEYENİ İŞSİZ BIRAKMAKTIR! |
2010 bütçesi Türkiye’nin gerçek gündemini oluşturan İşsizlik, yoksulluk, hayat pahalılığı ve geçim sorunu dikkate alınmadan Meclis’e sunulmuştur. 2010 Bütçesi Türkiye için 2012 yılına kadar yoksulluğun devam edeceğini ortaya koymaktadır. Bütçe tasarısına göre Türkiye ekonomisindeki küçülme 2012 yılına kadar devam edecektir. 2008 yılındaki gelir düzeyine 2012 yılından sonra ulaşması öngörülmüştür. Nüfusun yılda 1,5 milyon ve iş arama çağına her yıl 850 bin kişinin girdiği bir ülkede ekonominin küçülmesi yoksulluğun, işsizliğin artışı ve ülkenin çaresizliğe teslim edilmesi demektir. Bütçe tasarısı AKP hükümetinin, krizin yükünü toplumun geniş kesimlerine yıkmaya devam edeceğinin açık bir belgesidir. 2010 yılında bütçe harcamaları sabit fiyatlarla yüzde 2,4 oranında artması planlanmıştır. Ama bu artış çok yetersizdir. Bu artışa rağmen 2010 yılında yapılması düşünülen bütçe harcamalarının reel olarak 2001 yılı düzeyinden daha düşüktür… (DİSK-AR, 16.12.2009) |
|
| DİSK-AR: İşçiyi maliyet ögesi olarak gören politikalarla işsizlik azaltılamaz! |
Geçen yılın nisan ayına göre resmi işsiz sayısı 1 milyon 348 bin kişi, gerçek işsiz sayısı ise 1 milyon 459 bin kişi artmıştır. İşsizlik artmaya devam etmektedir. Sadece artış hızı nispeten yavaşlamıştır. Bu yavaşlama sonucu Mart 2009’a göre, işsiz sayısında 158 bin kişi azalmış ve işsizlik oranı da yaklaşık 1 puan gerilemiştir. Fakat, “iyimserlik” inşa etmek için işsizlik verilerinin bir ay önceki rakamlarla kıyaslanması yeterli değildir. Ayrıca nisan rakamları işsizliğin azalmaya başladığını değil, “işsizlikteki artışın nispeten yavaşlamış” olduğunu ortaya koymaktadır... (DİSK-AR, 15.07.2009) |
|
| DİSK-AR: GSMH’daki küçülme, krizin sosyal yıkama yöneldiğini göstermektedir! |
Gayri Safi Milli Hâsıla rakamları, krizin 2009 yılında derinleşmeye devam ettiğini, ortaya koymuştur. Verilere göre Türkiye ekonomisi 2009 ilk üç ayında %13,8 oranında küçülmüştür. Küçülme imalat sanayisinde %18,5 inşaat sektöründe %19, hizmetler sektöründe %20,5 olmuştur. GSMH’daki bu gerileme, Avrupa Birliği ülkeleri ekonomilerinin aynı dönemdeki küçülmesinden çok yüksektir. Uzakdoğu ülkelerinin birçoğunda ise ekonomiler büyümeye devam etmektedir... (DİSK-AR, 30.06.2009) |
|
| DİSK-AR: “Sanayi üretim endeksi sonuçları: Dipten yukarıya çıkış istihdam artışı ile mümkündür |
Sanayi üretimine ilişkin “Nisan Üretim Endeksi” sonuçları, krize ilişkin iyimser yorumlara ve beklentilere malzeme ediliyor. Halbuki Nisan ayı sonuçları üretimdeki gerilemenin devam ettiğini ortaya koymaktadır. Yorumlara neden olan yegane gelişme, Nisan ayında üretimdeki gerilemenin Şubat ve Mart aylarındaki gerilemeden nispeten daha düşük olmasından başka bir şey değildir... (DİSK-AR, 09.06.2009) |
|
| DİSK-AR: EYLÜL-ARALIK 2008’İ İÇEREN 4 AYLIK TOPLAM GERÇEK İŞSİZ SAYISI ÜÇ MİLYON İKİ YÜZ BİN K |
Resmi İstatistik Kurumu TÜİK’in Aralık 2008’e ilişkin işsizlik verileri, ekonomik krizin çok ağır bir sosyal soruna dönüşmüş olduğunu, hiçbir tartışmaya yer vermeyecek biçimde göstermiştir. Resmi verilere göre, Aralık ayında Türkiye’de işsizlik oranı %13,6’dır. Resmi işsizlik oranı aralık 2007’de %10,6 idi. Fakat gerçek işsizlik oranı, (İşsiz olduğu halde iş aramadığı veya iş bulma ümidini yitirdiği için TÜİK tarafından işsiz sayılmayanlar ve mevsimlik çalışanlar) Aralık 2008’de %22,5’e çıkmıştır. Yani yaklaşık olarak Türkiye işgücü piyasasının dörtte biri işsizdir. Diğer yandan resmi işsizlik verilerine göre tarım dışındaki işsizlik oranı %17,3 olmuştur. Türkiye’de hane halkı ortalama nüfusunun 4,5 ve bir hanede iki veya daha fazla çalışanlar çıkartıldığında çalışan bir kişinin kendisi hariç üç kişinin geçimini sağlamakta olduğu dikkate alınırsa, işsizliğin mutlak bir yoksulluk eşiği olduğu anlaşılır... (DİSK-AR, 17.03.2009) |
|
| DİSK-AR: HAYAT PAHALILIĞI ARTIYOR, EMEKÇİNİN ENFLASYONU DÜŞMÜYOR! |
TÜİK Tüketici Endeksi’nin Şubat ayında binde 34 oranında azaldığını ilan etti. Bu açıklama kamuoyunda fiyatların düşme eğilimine girdiği biçiminde bir yanılsamaya neden oldu. Bu düşüş, tüketici genel fiyatlarının azalmakta olduğu yönünde yeterli bir işaret değil. Tek başına ele alınırsa eksik değerlendirmelere neden olur. Bu eksik değerlendirmeden yola çıkıldığı takdirde, ekonomi ve sosyal alana dair son derece yanlış değerlendirmeler yapılacaktır. Hatta hatalı ekonomik ve sosyal kararlar alınacaktır... (DİSK-AR, 05.03.2009) |
|
| DİSK-AR: KAPASİTE KULLANIMINDAKİ DÜŞÜŞ İŞÇİ ÇIKARTMAYA ZEMİN OLAMAZ! |
Türkiye imalat sanayi kapasite kullanım oranlarının, Aralık ayında düşmüş olması, hiç kuşkusuz krizin reel sektördeki reel sektördeki boyutlarına ilişkin ciddi bir uyarı anlamına geliyor... Konfederasyonumuz, kriz sürecinde yalnızca dolaysız olarak temsil ettiği ücretli çalışanların değil, toplumun büyük çoğunluğuna karşı da sorumlu olduğunun bilinciyle kriz döneminde bilimsel yöntemlere dayalı araştırmalarını sürdürecektir... (DİSK-AR, 16.01.2009) |
|
| SSGSS YASASI DEĞİŞİK BİÇİMİYLE DE ÇALIŞANLARIN VE HALKIN SAĞLIK VE SOSYAL GÜVENLİK HAKKINI KARŞILAMI |
16 Kasım 2007 tarihinde toplanan Üçlü Danışma Kurulu toplantısında, DİSK’in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na sunduğu “SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI YASASI DEĞİŞİK BİÇİMİYLE DE ÇALIŞANLARIN VE HALKIN SAĞLIK VE SOSYAL GÜVENLİK HAKKINI KARŞILAMIYOR!” başlıklı 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’nda yapılması düşünülen değişikliklerle ilgili DİSK’in görüş ve değerlendirmeleri… (DİSK-AR, 21.01.2008) |
|
| DİSK-AR: Borçlanma politikasının bedelini halk ödüyor! |
Bütçeden faizlere yapılan ödeme, hala en büyük değeri oluşturuyor. 2000’li yıllar boyunca bütçe harcamalarına bakıldığında, rantiye kesimlerine kaynak aktarıldığı açıkça görülüyor. Bütçenin üçte birinden fazlası hala faiz ödemelerine gidiyor. Sayılar, her yıl eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik harcamalarından kısılarak ödenen borçların azalmak bir yana artmayı sürdürdüğünü de gösteriyor. Bütçeden borç ödemeleri için yapılan harcama karşılığı, Türkiye’de bir banka hesabında tutulmuş olsaydı; bu yedi yıllık dönemin sonunda 1 Trilyon 265 Milyar YTL’ye ulaşacaktı… Yedi yıllık bir dönemde gerçekleşen bu harcama ülke içinde mal ve hizmet üretimi için kullanılsa: 20 milyon kişiye 9 yıl süreyle asgari ücret düzeyinde gelir sağlanabilir; 150 yataklı ve tam teşekküllü 29 bin sağlık kuruluşu yapılabilir; 24 derslikli spor salonu ve laboratuarları olan 290 bin okul yapılabilir; 78 TÜRKTELEKOM ve 124 TÜPRAŞ alınabilir; 6 milyon 700 bin kişi için istihdam yaratacak yatırım yapılabilirdi… (DİSK-AR, 26.11.2007) |
|
| DİSK-AR: Halk için yapılan harcamanın adı: “Karadelik”.. Ama, onlar bir koyup beş alıyor |
Türkiye’de sermaye, uzun yıllardan beri, bütçeye bir koyarken; bütçeden faiz ödemeleri yoluyla kat be kat fazlasını almaktadırlar. Yıllara göre banka ve firmaların kurumlar vergisi ödemeleri ile faizden elde ettikleri gelirler farklılıklar göstermektedir. Bir kriz yılı olan 2001 yılında, sermaye kesimi bir koyup 11 geri alırken, 2007 yılında bu oran biraz olsun gerilemiştir... Bir avuç sermaye sahibine gelir aktarma adına, halk, başta eğitim ve sağlık olmak üzere bir çok sosyal hakkından yoksun bırakılmaktadır. Bütçenin bir avuç sermayedara gelir aktaran bir araç olmaktan çıkarılıp sosyal işlevlerini yüklenmesi gereklidir... (DİSK-AR, 20.11.2007) |
|
| DİSK-AR: Verimlilik artışı ücrete yansımıyor... Büyümeden emekçiler de pay almalı! |
Ülkemizde, son beş yıldan beri imalat sanayinde işçi başına üretim sürekli artarken işçi ücretlerinde bir ilerlemeden söz etmenin koşulları yok. Ücret verileri, işçilerin alım gücünün korunduğunu ileri sürenleri, yalanlıyor. Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonu 2000 yılında, üyesi tüm işçi sendikalarına ücretlerin enflasyon+verimlilik oranı kadar artırılmasını tavsiye eden bir karar aldı. Bu tavsiye kararının dayanağı, hem ücretlerin alım gücünü korumak, hem de işçi ve işverenler arasındaki bölüşümü dengelemek. Ülkemizde ücret politikaları bu anlayışı yansıtmaktan çok uzak. Türkiye’de ücret göstergeleri ne işçilerin alım gücünün korunduğunu, ne de bölüşüm ilişkilerinde bir düzelme olduğunu gösteriyor... (DİSK-AR, 05.11.2007) |
|
| DİSK-AR: İşverenler vergi yükünü abartıyor! VERGİ YÜKÜ HALKIN SIRTINDA!.. |
TİSK, 60. Hükümet’ten beklentilerini web sitesine koyduğu bir metinle açıkladı. Vergi ve sosyal sigorta prim yükünün azaltılması, beklendiği gibi yine TİSK’in istemleri ve beklentileri arasında yer alıyor. TİSK; “Halen istihdam üzerinde %43 düzeyinde bulunan ve OECD Ülkeler Grubunun en yüksek oranını ifade eden vergi ve sigorta prim yükünün takvimli ve aşamalı bir program ile %28 düzeyindeki OECD ortalamasına indirilmesi hedeflenmelidir. Kuruluş aşamasında çok yüksek düzeyde belirlenen işsizlik sigortası işveren prim oranı %1’e indirilmeli, bu önemli kaynağın işletmelerin rekabet gücüne hizmet etmesi sağlanmalıdır.” diyor... (DİSK-AR, 15.10.2007) |
|
| DİSK-AR: Doğrudan yabancı yatırımların ekonomiye katkısı yok! |
60. Hükümet programında dış açık sorununu çözmek hatta istihdamı arttırmak ve teknolojik ilerlemeye katkıda bulunacağı iddiası ile Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarına (DYY) özel önem verileceği bir çok defa ifade edilmiştir. Son yıllarda DYY'nın artması programda AKP hükümeti tarafından bir başarı göstergesi olarak sunulmuş ve bu konuda daha ileri adımlar atılacağı dile getirilmiştir. Oysa DYY'daki gelişmelere daha yakından bakıldığında hükümetin iddialarını doğrulayacak kanıtlar bulmak güçtür. Programda açıkça dile getirilmeyen gerçek ise yabancı sermayenin yurt içine çekilmek için nasıl özendirileceğidir. Gelişen ülkeler için bunun yolunun ne olduğu bilinen bir gerçektir. Uluslararası sermayenin bu konuda ne istediği açıktır: sermayenin hiçbir kontrole tabi tutulmadan ve vergiden muaf olarak rahatça hareket etmesi, ucuz emek gücü ve bastırılmış emek güçleridir... (DİSK-AR, 01.10.2007) |
|
| DİSK-AR: İhracat işsizliğe çare olmuyor! |
Türkiye’de işveren kuruluşları tarafından dile getirilen iddialardan bir tanesi, rekabet gücü ile büyüyen işsizlik arasındaki ters ilişkidir. Bir başka deyişle, bu iddiaya göre Türkiye’de işsizliğin yüksek olmasının önemli nedenlerinden bir tanesi uluslararası rekabet gücümüzdeki geriliktir. Bu iddianın mantığının şöyle işlediği söylenebilir: ilk önce rekabet gücümüz artacak, ki bu aynı zamanda Türkiye’deki mallara olan talebin artması demektir. Talebin artması ile ihracata yönelik üretim faaliyetleri artacak ve sonuçta ortaya çıkan ek üretim için ek bir istihdam gerekecektir. Böylelikle, işsizlik de düşecektir... (DİSK-AR, 25.09.2007) |
|
| DİSK-AR: Büyüyen İşsizlik Sigortası Fonu işverenlerin düş gücünü zenginleştiriyor! |
İşsizlik sigortası yürürlüğe girdiği dönemde, işveren çevrelerince işsizlik sigortasının işsizliğe çare olmayacağı, tersine işsizliği özendireceği gerekçesi ile eleştirildi. TİSK’ten yapılan bir açıklamada “İşsizlik sigortası istihdam yaratmaz. Aksine, ruhunda çalışmaya karşı duygu ve düşünceler taşıyan insanları sürekli işsizliğe itebilir” dendi. Yani işsizlik sigortası işsizliğe çözüm olmayacağı gibi, çalışanları tembelliğe iterek işsizliğin artmasına bile yol açabilirdi... (DİSK-AR, 11.09.2007) |
|
| DİSK-AR: Ne ekonomi iş yaratıyor ne de eğitim ekonomiyi destekliyor! |
Avrupa Birliği ülkeleri 1997 yılında oluşturdukları Avrupa İstihdam Stratejisi (Lizbon Bildirgesi) ile istihdam oranlarını 2010 yılına kadar %70’e çıkarma hedefini önlerine koydular. Avrupa Birliğine üye 27 ülkenin istihdam oranı şimdiden %65. Ancak Türkiye bu hedeften oldukça uzakta ve 15 yaş üstü çalışabilir nüfusun yarısından fazlası işgücü dışında. Türkiye’de her 100 kişiden sadece 46’sı istihdam ediliyor. Aynı göstergeyi nitelikli işgücü sayılabilecek üniversite mezunlarına göre incelediğimizde de aynı sonuç çıkmaktadır. Türkiye’de üniversite mezunu çalışabilir nüfusun %29’u ekonominin dışındayken, AB ülkelerinde bu oran %16... (DİSK-AR, 20.08.2007) |
|
| ÇELEBİ'DEN DÜNYA BANKASI ve İŞVEREN ÖRGÜTLERİNE YANIT: |
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Dünya Bankası ve işveren örgütlerinin “işsizlik sorununun önündeki en büyük engellerin başında sigorta primleri ve vergiler gelmektedir” iddialarına yanıtı: “Bu iddialar, işverenlerin önündeki tüm zorlukların ve engellerin kaldırılarak, ‘kalkınma’ için sosyal yaşamın feda edilmesinin istenmesidir!”... (DİSK-AR, 30.07.2007) |
|
| TÜRKİYE’DE İŞÇİ ÜCRETLERİ YÜKSEK MİDİR? |
Geçen hafta haber kanallarına yer alan bir haberle, asgari ücret tekrar gündeme geldi. Habere göre Türkiye’deki asgari ücret Doğu Avrupa ülkelerinin üstünde fakat diğer AB üyesi ülkelerin altındaydı. AB’ne üye 27 ülkenin 20’sinde yasal olarak düzenlenmiş asgari ücret uygulaması varken, 7 ülkede (Almanya, Avusturya, Danimarka, Finlandiya, İsveç, İtalya, Norveç) asgari ücret bölgesel ya da işkolu düzeyinde yapılan toplu sözleşmelerle belirlenmekte... (DİSK-AR, 26.06.2007) |
|
| DİSK ARAŞTIRDI: ÇALIŞMA UMUDU OLMAYAN MİLYONLAR İŞSİZLİĞİ GİZLİYOR! |
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de gerçek işsizlik oranını işgücüne katılmama eğilimini gizliyor... Bilindiği gibi işsizlik oranı iş arayıp bulamayanları kapsamakta. Oysa iş bulma umudunu kaybedip işgücü piyasasından çekilen milyonlarca çalışan var. TÜİK 2006 yılı sonuçları 2005 yılına göre işsiz sayısının oransal olarak azaldığını gösteriyor. İşsizlik oranında azalma, işgücüne katılım talebindeki azalmanın sonucu, yani iş bulma umudu kalmayan ve iş aramayan işsizler değerlendirme dışında. Sonuç olarak 2006 yılında 2005 yılına göre işgücüne katılım oranı yüzde 48,3’ten yüzde 48’e düşmüş durumda. Eğer çalışmayı talep eden nüfus aynı oranda kalsaydı, işsiz sayısı son 1 yılda 2 milyon 520 binden, 2 milyon 625 bine, işsizlik oranı yüzde 10,3’ten, 10,52’ye çıkacaktı. (DİSK-AR, 07.03.2007) |
|
| İKİNCİ ULUSAL SOSYAL POLİTİKA KONGRESİ |
23-24 Kasım 2006 tarihleri arasında Ankara’da düzenlediğimiz “Sosyal Adalet İçin Ekonomi Politikaları” konulu 2. Ulusal Sosyal Politika Kongresi “Sosyal Adalet İçin Sosyal Haklar Manifestosu”nun açıklanmasıyla sona erdi. 23 Kasım 2006 Perşembe günü Prof. Dr. Korkut Boratav tarafından verilen “Yeni Liberal Ekonomi Politikalarının Sosyal Etkileri” başlıklı konferansla açılan Kongre üç oturumla sürdü... (DİSK-AR, 25.11.2006) |
|
|
|
|
| BAŞBAKAN’A AÇIK MEKTUP: “Güneşi balçıkla sıvamaya çalışırken, DİSK’e çamur atmayın!” |
Sayın Başbakan, DİSK, hiçbir karalamaya aldırmadan, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik ve sosyal yeni bir anayasa hedefiyle mücadelesine devam edecektir! “Masal” çocuklara anlatılır ve çocukluk döneminde hayatı öğretme yollarından biridir. Çocukluk dönemlerini geride bırakan ve hayatın cefalı yollarından geçmiş örgütlerin “masallara” karnı toktur. Bu ülkenin çalışanlarının masallara değil, gerçek özgürlüklere ve ekmeğe ihtiyaçları var. Bulunduğunuz makama gelirken bunları vaadettiniz. Öyleyse yapmanız gereken şey görevinizi hatırlamanızdır… |
| OYALAMA DEĞİL, ULUSLARARASI STANDARTLARA UYUM İSTİYORUZ! |
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ILO Konferansı’yla ilgili DİSK Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Çelebi açıklamasında, “Türkiye geçtiğimiz yıllarda da ‘yasal düzenlemelerin uyumsuzluğu’ ve ‘uygulamaların sendikal hakları ihlal etmesi’ nedenleriyle çeşitli defalarda ILO gündemine geldi. Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’nde kara listelere alınması bizleri hep üzdü ancak hükümet üyeleri bundan hiçbir zaman ders çıkarmadılar. Hükümetler, askeri müdahaleden sonra anayasa ve sendikal yasaların değiştiği 1982 yılından bugüne kadar yaklaşık 30 yıldır her ILO Konferansı’nda sendika yasalarını değiştirmek üzere olduklarını belirterek farklı mazeretlerle gecikme yaşandığını ifade ettiler” dedi… |
| TAŞERONLAŞTIRMA İŞ CİNAYETİ, KAN VE GÖZYAŞI DEMEKTİR!.. |
Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı yeraltı kömür ocağında 17 Mayıs 2010 tarihinde saat 13:30 civarında patlama meydana geldiği; patlamanın ardından -160, -360 ve -460 kodundaki işçilerin ocaktan tahliye edildiği; 10 işçinin yaralı olarak kurtarıldığı ve Zonguldak Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre de "Maden ocağının eksi 540 kodunda çalışan taşeron firmanın 30 işçisine henüz ulaşılamadığı" haberleri bizleri derin bir kaygıya sevketmiştir. Taşeron üretiminin kan, ölüm ve gözyaşı olduğu bir kez daha görülmüştür. Kamu maden ocaklarında taşeron uygulamalarına derhal son verilmeli ve taşeron olarak çalışan işçiler kadroya alınarak TTK işçilerinin sahip olduğu haklara kavuşturulmalıdırlar. Özel sektör madenciliğinde kamunun denetim ve yaptırım koşulları yeniden düzenlenmeli ve iş sağlığı ve güvenliğine dönük önlemlerin eksiksiz alınmasında tavizsiz bir yol izlenmelidir... |
| DENETİMSİZLİK VE İHMAL HER YERDE CAN ALIYOR! |
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Yalova’nın Çitlikköy ilçesinde, gece vardiyasında çalışan 5 kadın işçinin ölümü ile ilgili açıklaması: "Denetimsizlik ve ihmal her yerde can alıyor!" |
| Eğitim sistemindeki sorunlar ivedilikle çözülmeli, gerici/faşizan kadrolaşmalar dağıtılmalıdır! |
İstanbul Çekmeköy’deki Mehmetçik Lisesi’nde geçen ay yapılan TEKEL işçilerine destek eylemine katılan 200 öğrencinin disipline verilmesinin ardından içlerinden 24 öğrencinin dayanışma etkinliği düzenledikleri gerekçesiyle okulla ilişiği kesildi. Toplumsal hafızamızda “Manisalı Gençler”i akla getiren bu olay ilk değildi ve eğitim sistemindeki temel parametreler değiştirilmeden, gerici/ırkçı kadrolaşmalar dağıtılmadan son da olmayacaktır… |
| • İŞSİZLERİN “SİYASİ GÜÇLERİ” OLMADIĞI İÇİN Mİ HÜKÜMET İSTİHDAM YARATMAMAKTADIR? |
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bugün yaptığı bir mülakatta “işsizlerin sendikalarca da savunulmadığını, sahipsiz olduklarını ve dolayısıyla da siyasi bir güçlerinin olmadığını” söylemiştir. DİSK daha 3 Mart 2010 tarihinde yaptığı açıklamada “İşsizliğin karabasana dönüştüğünü; resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranının resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda olduğunu; ancak asıl dikkat çekici olan konunun işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük olduğunu; Türkiye’nin, uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bedelini ağır işsizlik ve atıl işgücü ile ödediğini; krizi kendileri için fırsata çeviren, servetlerini katlayan işverenlerin yanında, bugün işsiz kalan, ücretleri düşürülen, ücretsiz izinlere mahkum edilen milyonların sesinin neden hükümet çevrelerince duyulmadığını söylemiştir… |
| DİSK ASGARİ ÜCRETİN İPTALİ İÇİN DANIŞTAY’DA DAVA AÇTI!.. |
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, asgari ücreti düzenleyen 55. maddesinde “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlarının da göz önünde bulundurulacağı” ifade edilmekte ve ikinci fıkrasında da devlete, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma görevi verilmektedir. DİSK, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplandığı günden itibaren çalışanların aileleri ile birlikte insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürmelerine yetecek bir asgari ücret belirlenmesi için önerilerini dile getirmiştir. DİSK, önerilerinin hiçbirini dikkate almayan komisyonun, devlet ve işveren temsilcileri ile elele verip aldığı hukuka aykırı bu tespit kararının iptali için Danıştay’da iptal davası açmış ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir... |
| DARBELERLE HESAPLAŞILMADIKÇA KATLİAMLAR “ÖRTÜLÜ” KALACAKTIR!.. |
12 Mart 1971 Darbesi ve 12 Mart 1995 Gazi Mahallesi katliamı, Türkiye'nin yakın tarihinde, demokratikleşme sürecini sekteye uğratan, özgürlükleri ve insan haklarını ayaklar altına alan önemli dönüm noktalarındandır. Darbelerle hesaplaşılmadığı ve darbe yasaları yürürlükte olduğu için katliamların da üzerine gidilmemiş ve aydınlatılmamışlardır… 12 Mart 1995’te ise, İstanbul Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve 1 işyerinin taranması sonrası çıkan ve ertesi güne yayılan olaylarda halkın üzerine ateş açılmasının ardından 17 kişi hayatını kaybetmişti. Katliamın üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ sorumluları cezalandırılmamıştır; bu da toplumsal vicdanın kanamaya devam etmesine yol açmaktadır… |
| ÇALIŞMAK BİR DERT, ÇALIŞAMAMAK BİN DERT: İŞSİZLİK KARABASANA DÖNÜŞTÜ!.. |
Türkiye, giderek büyüyen işsizler ordusunun çalışma yaşamı üzerinde yarattığı karamsar tablonun gölgesinde, krizin etkilerini tartışıyor. Resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranı resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda. Ancak asıl dikkat çekici olan konu işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük. Türkiye’de 15 yaş üzeri nüfusun sadece yüzde 47’si çalışma yaşamına dahil oluyor. Bu oran Avrupa ortalamasında yüzde 65 düzeylerinde seyrediyor. Yani çalışmayı talep etmeyen atıl bir nüfusla karşı karşıyayız. Bunların arasında çalışmaya hazır olup, iş aramayan umutsuzlar, mevsimlik çalışanlar da var... |
| DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi: AKP, 12 EYLÜL ÜRÜNÜ ANTİDEMOKRATİK YAPILANMALARI TASFİYE ETMEYİ DEĞİL, KENDİ ANLAYIŞIYLA YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEK İSTİYOR!.. |
AKP iktidarının toplumun ihtiyaçlarına rağmen, 12 Eylül döneminin anti demokratik ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı 82 Anayasası’nın bir ürünü ve yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK), demokratik toplum gereklerine uygun bir biçimde değiştirmek yerine, yargının siyasallaştırılması ve etkisizleştirilmesinin bir aracı olarak kullanmak istediği bugünkü tartışmalarda daha net görülmektedir. Yani AKP politikalarına bakıldığında, 12 Eylül anlayışıyla dizayn edilen antidemokratik (HSYK, YÖK, RTÜK vb.) yapılanmaları tasfiye etmeyi değil, bu kurumları kendi anlayışı ve inisiyatifi doğrultusunda yeniden şekillendirmek istediği söylenebilir. Ekonomide neo-liberalizmi, siyasette de yeni bir iktidar biçimini oturtmaya çalışan AKP “demokrasi havariliği ve yenilikçilik” cübbesini giyinerek, geleneksel devlet kurumlarıyla çatışmaktadır. Bu çatışmalardan toplum ve emekçiler lehinde olumlu bir gelişme veya demokratik bir yönelim beklemek ham hayalcilikten ibarettir… |
| 24 Ocak karabasanı işsizlik ve yoksullukla sürüyor!.. |
Bugün, uygulanması için 12 Eylül gibi bir askeri dikta rejimine ihtiyaç duyulan ve Türkiye ekonomisi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilen, IMF'nin ve yerli tekellerin dayatmaları doğrultusunda alınan 24 Ocak kararlarının 30. yıldönümü. Türkiye ekonomisinin kaderini, çokuluslu şirketlerin biçimlendirdiği, uluslararası ekonomik sisteme tam olarak entegre etmeyi amaçlayan, sadece ekonomik sistemi değil, bir bütün olarak toplumsal yaşamı dönüştürmeyi ve paranın koşulsuz egemenliğini hedefleyen bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinden 30 yıl sonra ne yazık ki önemli bir mesafe kat edildiğini görmekteyiz... |
| DİSK 2009 DEĞERLENDİRMESİ VE 2010 MÜCADELE HEDEFLERİ... |
2009 yılında Türkiye’de ekonomik, sosyal ve politik bakımdan sorunlar birikmiş, farklı ve değişik süreçlerin etkisi altında bir “kaos” dönemi hâkim hale gelmiştir. Cumhuriyet tarihinin ve elbette kapitalizmin en derin ekonomik krizlerinden biri yaşanmış, yıllardır biriken sorunlara krizin çok ağır ekonomik ve sosyal sonuçları eklenmiş, bütün bu sorunlar çözüm yoluna girmeden 2010 yılına aktarılmıştır. Demokrasi ve özgürlüklere en fazla ihtiyacı olan toplumsal kesimler baskı altında tutulup, hukuksuz uygulamalar yaygınlaşmışken, 12 Eylül Anayasası’nın virgülüne dokunmayanlar, “demokratikleşme” adı altında Türkiye’yi kendi politik ihtiyaçları doğrultusunda değiştirme ve dönüştürmeye koyulmuşlardır… |
| ASGARİ ÜCRET ARTIŞI YENİ YILDA, ÇALIŞAN YENİ YOKSULLAR YARATACAKTIR! |
2010 asgari ücreti toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate alınmayarak, belirlenmiştir. 2010 yılı için artış oranı brüt asgari ücret için yüzde 5,2 net asgari ücret için yüzde 5,7’dir. Günlük artış miktarı 1 TL’dir. Aylık artış miktarı ise 31 TL’dir. Böylece asgari ücrete, günlük 1,3 simitlik zam yapılmıştır. Fakat 2009 yılında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının ve konut harcamalarının ortalama yüzde 11 oranında artması nedeniyle asgari ücretli 2 simitlik bir kayba uğramıştı. Yeni zam asgari ücretlinin elinden alınan 2 simitten birini yerine koymuştur. Günlük 1 TL’lik sembolik asgari ücret artışı, çalışanların yoksulluğa terk edilmesidir… |
| KRİZE KARŞI SOSYAL BİR PROGRAMIN GÜNCELLİĞİ |
9 Nisan 2009 tarihinde “Küresel Ekonomik Gelişmeler Karşısında Çalışma Hayatının Değerlendirilmesi” gündemi ile toplanan Üçlü Danışma Kurulu’na sunulan “Krize Karşı Sosyal Bir Programın Güncelliği” konusunda Konfederasyonumuz tarafından hazırlanan rapor ekte sunulmaktadır. |
| KRİZ PSİKOLOJİK DEĞİL, OLDUKÇA EKONOMİK VE GERÇEK! |
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Başbakan’ın krizle ilgili olarak “Türkiye’deki olay psikolojiktir” demesine karşı açılması:... Elimizde krizin tam ortasında olduğunu gösteren birçok rakam zaten var ama garip bir tesadüftür ki; Başbakan’ın bu beyanatı yaptığı gün, TÜİK “İmalat Sanayinde Çalışanlar Endeksi III. Dönem Sonuçları”nı açıkladı. Buna göre, 2008’in üçüncü çeyreğinde imalat sanayinde çalışanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.4 azalmıştır...
|
|
 |
|
ETKİNLİK TAKVİMİ |
|
Eylül 2010 |
|
Pt |
Sa |
Ça |
Pe |
Cu |
Ct |
Pz |
| | |
1
|
2
|
3
|
4
|
5
|
|
6
|
7
|
8
|
9
|
10
|
11
|
12
|
|
13
|
14
|
15
|
16
|
17
|
18
|
19
|
|
20
|
21
|
22
|
23
|
24
|
25
|
26
|
|
27
|
28
|
29
|
30
|
|
|
| |
|
|