|
|
| 42 Years in the Struggle |
The founders of DİSK were saying; 'We have united for the dignity, freedoms, rights and interests of whole working class.' DİSK has brought principles and dignity to trade UNION struggle. With DİSK, workers has got rid of slavery and contempt. (English / About DISK, 26.02.2009) |
|
| CONFEDERATION OF PROGRESSIVE TRADE UNIONS OF TURKEY |
Confederation of Progressive Trade UNIONs founded in Istanbul on February 13, 1967. ISK was founded by Kemal Türkler, Riza Kuas, Ibrahim Güzelce, Kemal Nebioglu and Mehmet Alpdündar representing Türkiye Maden-Is, Lastik-Is, Basin-Is, Türkiye Gida-Is and Türk Maden-Is, respectively. (English / About DISK, 24.02.2009) |
|
|
|
|
| REYHANLI’YI SAVAŞ ALANINA ÇEVİREN AKP’NİN DIŞ POLİTİKASIDIR: DAVUTOĞLU İSTİFA!
|
Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde, 46 yurttaşımızın hayatını kaybettiği, 200’den fazla kişinin yaralandığı bombalı saldırının ardından derin bir üzüntü ve büyük bir dehşet içindeyiz. Her şeyden önce yakınlarını kaybedenlerin acısını paylaşıyor ve en içten taziye dileklerimizi sunuyoruz. Yaralılara acil şifalar diliyoruz. Bölgede yaşanan gelişmeleri uzun süredir kaygı ile takip ediyor, Hükümetin savaş politikalarından derhal vazgeçmemesi halinde büyük kayıplar ve acılar yaşanacağını dile getiriyorduk. Cilvegözü Sınır Kapısı'nda yaşanılanlardan sonra Reyhanlı’da meydana gelen patlamada fitili ateşleyen her kim olursa olsun, masum insanları hedef haline getiren bu tablonun sorumlusu AKP’nin dış politikasıdır... |
| İŞÇİLERİN MAHKEMELERDE HAK ARAMASI ENGELLENMEYE ÇALIŞILIYOR!
|
Konfederasyonumuz işçilere dönük yeni bir saldırının haberini tüm Türkiye gibi dün basına yansıyan haberler aracılığıyla öğrendi. Söz konusu habere göre AKP Hükümeti İş Mahkemelerinin daha hızlı ve masrafsız çalışması için yeni bir yasa tasarısı hazırlığı içinde. Bundan sonra “işçi ile iş veren arasından iş akdinden veya İş Kanunu’ndan doğan her tür hukuk uyuşmazlığın” İş Mahkemelerinde değil “İş ve Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti”nde görüşülmesi planlanıyor. Tasarıya göre “İşe iade hakkıyla sosyal güvenlik alanındaki uyuşmazlıklar”ın çatışma ve çözümü bağımsız yargı aracılığıyla değil hükümet tarafından oluşturulması planlanan Hakem Heyeti aracılığıyla olacak. |
| KENTSEL DÖNÜŞÜM ADIYLA ŞEHRİ SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKENLER İSTANBUL HALKINA SIKIYÖNETİM UYGULUYOR!..
|
Taksim 1 Mayıs Alanı’nında kutlamaları yasaklayarak demokratik hakkımızı kullanmamızı engelleyenler şimdi de İstanbul sokaklarını halka kapatarak hukuksuzluğu sürdürüyor. İstanbul Valiliği bugün yaptığı yazılı açıklamayla metro, metrobüs, vapur seferlerini 1 Mayıs’ta iptal ederek, Taksim’e açılan bütün bulvar, cadde ve sokakları da trafiğe kapattığını bildirdi. Taksim 1 Mayıs Alanı’nı “Yayalaştırma Projesi” gerekçesiyle işçi sınıfına kapatan AKP ve İstanbul Valiliği şimdi de demokratik haklarımızı kullanmamızı bahane ederek İstanbul’da “sıkıyönetim” uygulayarak tüm halkı cezalandırıyor. İstanbul’da seferlerin iptal edilerek İstanbul halkının ulaşım haklarının ve seyahat özgürlüklerinin engellenmesi de, yasalardan doğan hak ve özgürlüklerimizin engellemesi gibi hukuksuzdur ve yasadışıdır. Kamu görevinde bulunanlar, kanunları ihlal ederek, görevlerini kötüye kullanmaktadırlar... |
| TAŞERON CUMHURİYETİ”NE GEÇİT VERMEYECEĞİZ!
|
İşveren örgütlerinin talepleri doğrultusunda, taşeron uygulamasına ilişkin yasal düzenlemeleri esnetmeyi, yasal sınırları kaldırmayı amaçlayan AKP hükümeti, bu yöndeki iradesini son üç yıl içinde iki defa somut biçimde ortaya koymuştur. “İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Taslağı”nda yer alan daha sonra taslaktan çıkarılan düzenlemede, asıl işlerin taşerona verilmesine ilişkin koşuldaki “ile” bağlacının “veya” şeklinde değiştirilmesi öngörülerek adeta nabız yoklaması yapılmış, geçtiğimiz aylarda kamuoyuna sızan yasa taslağında, asıl işlerin taşerona verilebilmesine ilişkin koşulun tümüyle kaldırılması öngörülmüştür... |
| AKP TERÖRÜ’YLE BÜTÜNLEŞEN DEVLET VANDALİZMİ SENDİKALARI TAHRİP EDİYOR!.. DİSK, BASKI VE İTİBARSIZLAŞTIRMA POLİTİKALARINA KARŞI BÜTÜN BÖLGELERDE OTURMA EYLEMİ DÜZENLİYOR!..
|
DİSK/Genel-İş Sendikası’yla hiçbir alakası olmayan kişileri arama bahanesiyle sabah erken saatlerde genel merkez binasını basan polis içerideki tüm kapıları kırarak ağır hasar yarattı! Sendikaların “yasadışı” gösterilmesi için olmadık yöntemler deneyen AKP Hükümeti, sendikaları itibarsızlaştırarak zayıflatmayı ve sendikal mücadeleyi tasfiye etmeyi hedefliyor!.. Daha geçen aylarda kamu emekçilerinin sendikal örgütlerine, hukukçulara ve çeşitli muhalif kitle örgütlerine yapılan operasyonlar sırasında “Türkiye’de baskıcı ve otoriter yeni rejimi inşa etme sürecinde gittikçe devletleşen AKP’nin, siyasi takvimini sorunsuzca uygulamak için tüm muhalif kesimlere karşı olmadık komplolar kurduğu, hukuku ve adaleti hiçe sayarak temelsiz iddialarla sabah baskınları yapıp davalar açtığı”nı söylemiştik... |
| NEVRUZ KUTLU OLSUN! NEWROZ PÎROZ BE!
|
Ortadoğu halklarının barış ve kardeşlik simgesi olan Nevruz/Newroz, bu yıl da savaş yorgunu olan coğrafyanın, halkların kardeşliğine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde kutlanacak. Çünkü Ortadoğu yine emperyalist işgal ve savaş politikaları altında koyu bir karanlığa doğru sürüklenmek istenmektedir. Ama inancımız odur ki, Ortadoğu halklarının bilgeliğinin, emperyalistlerin savaşa ve kitle kıyımına dayalı politikalarından çok daha köklü olduğunun canlı bir kanıtı olan Newroz'un şenlik ateşleri hiç sönmeyecek, halkların kardeşliğinin bir simgesi olarak yanmaya devam edecektir. |
| EMEKÇİLERE OPERASYON SÜRÜYOR, AKP SUÇ İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR!
|
• Hükümet politikalarından beslenenler Sinop ve Samsun’da linç kampanyaları düzenliyor! Avukatlar adliye içerisinde polis şiddetine uğruyor!.. • KESK davasına ilişkin yaptığımız açıklamada “Türkiye’de baskıcı ve otoriter yeni rejimi inşa etme sürecinde gittikçe devletleşen AKP’nin, siyasi takvimini sorunsuzca uygulamak için tüm muhalif kesimlere karşı olmadık komplolar kurduğu, hukuku ve adaleti hiçe sayarak temelsiz iddialarla davalar açtığı bugün artık bütün boyutlarıyla görülebiliyor. AKP’nin hedefine oturttuğu muhalif dinamiklerden biri de kamu emekçilerinin sendikal örgütü KESK’tir. KESK çeşitli iddialarla birkaç kez basıldı, yüzlerce KESK’li soruşturmalara uğradı, onlarcası gözaltına alınıp tutuklandı.” dememizin üzerinden dört gün geçmeden bugün başta KESK genel merkezi olmak üzere 28 ilde kamu çalışanlarına yönelik yapılan operasyonlarda 167 kişinin hakkında gözaltı kararı çıkarıldı… |
| DİSK Kadın Komisyonu: KADIN CİNAYETLERİ DURDURULSUN!..
|
Biz bu ülkede cinsel, sınıfsal ve ulusal sömürü ve şiddete maruz kalan kadınlar olarak, Sarai Sierra cinayetinin ve diğer kadın cinayetlerinin bir an önce aydınlatılmasını ve faillerin cezalandırılmasını istiyoruz... |
| GÜVENCESİZLİK, DENETİMSİZLİK, TEDBİRSİZLİK VE ÖRGÜTSÜZLÜK ÖLDÜRMEYE DEVAM EDİYOR!
|
İşçiler, sorumsuzluğun, vurdumduymazlığın, aşırı kâr hırsının, güvencesizliğin, güvensizliğin, örgütsüzlüğün, tedbirsizliğin, eğitimsizliğin, öngörüsüzlüğün sonucu olarak meydana gelen iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor. Ve bugün Gaziantep'te 4. Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu Güneydoğu Galvaniz Fabrikası’nda asit kazanının aşırı ısınma sonucu patlamasından dolayı 8 işçi feci bir şekilde öldü, 13’ü ağır olmak üzere 20 civarında işçi yaralandı. İki işçinin de kayıp olduğu gelen bilgiler arasında. Patlamanın olduğu fabrikaya giden DİSK Gaziantep Bölge Temsilciliğimiz ve basına “yeterli” ve açıklayıcı bilgi verilmemesi, kimsenin fabrikaya yanaştırılmaması başka kuşkuların doğmasına neden oluyor. Gerek patlamanın olduğu fabrikada ve gerekse Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan işçi sayısının verilmemesi, çelişkili rakamlar dile getirilmesi, bölgede kayıtdışı, sigortasız, kaçak işçilerin yanısıra Suriyeli mülteci işçilerin de çalıştırıldığı yönünde şüpheleri güçlendiriyor. |
| Adalet taleplerinin simgelerinden biri olan Pınar Selek’in “cezalandırılması”, AKP’nin hukukla değil siyasi kararlarla iktidarını tasis ettiğini bir kez daha göstermiştir!
|
Sokak çocukları, azınlıklar ve ötekileştirilen, dışlanan kimliklere ilişkin çalışmalar yapan, kadın hakları, barış mücadelesi, antimilitarizm ve insan haklarıyla ilgili etkin mücadele yürüten, birçok demokratik kitle örgütü ve harekete destek veren, Amargi Dergisi’nin editörü Pınar Selek, Yargıtay’ın bozma kararı üzerine görüşünü değiştiren İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Alınan karar uyarınca Selek hakkında yakalama emri de çıkarıldı. Sorgusu sırasında ağır işkencelerden geçirilen, aylarca cezaevinde kalan, emniyet iftiraları, düzmece tutanaklar ve tutarsızlıklarla dolu mahkeme süreçlerinde her defasında beraat eden Pınar Selek’in ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması bir kez daha göstermiştir ki; bu ülkede hüküm süren AKP imparatorluğu hukukla değil, siyasi kararlarla iktidarını tesis etmektedir. |
| HUKUKSUZLUĞA SON VERİLSİN, GÖZALTILAR SERBEST BIRAKILSIN!
|
Geçtiğimiz hafta Çağdaş Hukukçular Derneği’ne kültür merkezlerine ve kitle örgütlerine karşı Nazi Almanya’sının SS baskınlarını anımsatan operasyonlarla içlerinde DİSK/Genel-İş avukatı Taylan Tanay’ın da bulunduğu 85 muhalif kimlikli insanın, hukuk hiçe sayılarak kapılar kırılarak, işkence yapılarak gözaltına alınmalarını kınarken, “siyasi iktidarın Türkiye’de ‘totaliter’ bir rejim kurma hevesiyle” hareket ettiğini; hak ihlalleriyle, hukuksuzlukla ve toplumun muhalif kesimlerini sindirme operasyonlarına devam ettiğini söylemiştik. Ve dün öğlen saatlerinde, DİSK çalışanı Berna Yılmaz yoldan çevrilip gözaltına alındı. Berna Yılmaz, öğrenim hakkı bizzat devlet tarafından engellenen gencecik bir üniversite öğrencisiydi. Parasız eğitim istediği için aylarca cezaevinde tutularak, adaletten ve hukuktan yoksun yapılan bir yargılama sonucunda 8,5 yıl ceza aldı. Bir yandan hukuksal süreç işlerken diğer taraftan da yaşamını kazanmak için çalışıyordu... |
| SİYASİ İKTİDAR, TÜM MUHALİFLERİ “YASADIŞI” GÖSTEREREK İTİBARSIZLAŞTIRMA VE SİNDİRME OPERASYONLARINI SÜRDÜRÜYOR!
|
Siyasi iktidarın Türkiye’de “totaliter” bir rejim kurma hevesi; hak ihlalleriyle, hukuksuzlukla ve toplumun muhalif kesimlerini sindirme operasyonlarıyla devam ediyor. Türkiye’de hukuksuzluğa ve AKP iktidarının baskılarına karşı etkin hukuk mücadelesi yürüten Çağdaş Hukukçular Derneği, kültür merkezleri ve kitle örgütlerine yönelik 7 ilde düzenlenen operasyonlarda, 85 kişinin gözaltına alındığı ve operasyonların süreceği haberleri gündemde. Devleti dönüştürerek, gücünü ve etkinliğini artıran siyasi iktidarın baskı politikalarını daha da artıracağına kuşku olmadığını, diktatörlüğe uzanan bu stratejik programın adım adım uygulanması sürecinde, temel demokratik hakların ve özgürlüklerin tamamen yok edilmesinin de gündeme geleceğini her fırsatta söyledik ve söylüyoruz… |
| HAKKINI ARAYAN İŞÇİYE DAYAK, YASADIŞI GREV KIRICILIĞINA DESTEK!
|
Hükümetin emek karşıtı politikalarından destek alan işverenler yasa tanımaz tutumlarında sınır tanımıyorlar. DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikamız ve Çorlu Avrupa Serbest Bölgesi’nde kurulu bulunan Güney Kore sermayeli Daiyang-SK işvereni arasında 2012 Mayıs’ında başlayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin ve grev uygulama tarihine kadar yapılan girişimlerin de sonuç vermemesi üzerine14 Kasım 2012 tarihinde, tüm işçilerin katılımıyla greve gidildi. Güney Koreli işverenlerin, örgütlenme ve yetki sürecinde işçilerin sendikal haklarını engellemeye yönelik sergiledikleri tutum, toplu iş sözleşmesi döneminde de devam etti ve grev sürecinde ise yasadışı bir boyuta sıçradı. Daiyang-SK işvereni grevi kırmak amacıyla Kore’den kaçak işçi getirdi. |
| Taşeron gerçeği, yeni yıla işsiz giren işçilerle bir kez daha kendini gösterdi: TAŞERON ÇALIŞMA İŞSİZLİK DEMEKTİR!
|
2013 yılına binlerce işçi, alınterlerini akıttıkları işyerlerinde taşeron firmada çalıştıkları için işsizliğe mahkum edildi. Ankara’dan Mersin’e, İzmir’den Trabzon ve Antalya’ya kadar, Türkiye’nin dört bir yanında yeni yılda işsiz kalan işçilerin haberleri basın yayın organlarında yer aldı. Taşeron gerçeği bir kez daha bu vesile ile gündeme taşındı. Taşeronluk, iş cinayetlerini, eksik ücretleri, yatmayan maaşları, ödenmeyen sigorta primlerini, kullandırılmayan ücretli izinleri, yasal çalışma sürelerinin çok üzerinde ücretsiz çalışma sürelerini, yıl sonunda asıl işverenin taşeron firma ile anlaşmaması sonucunda işsiz kalmayı temsil etmektedir... |
| YENİ BİR DÜNYANIN KAPISI “EMEK”LE AÇILACAK!..
|
Geride bıraktığımız yıl başta emekçiler olmak üzere toplumun geniş bir kesimi için ne yazık ki yine olumsuzluklarla doluydu. 2012 yılı; beklentilerin karşılanamadığı, AKP’nin neoliberal politikalarını nedeniyle yoksullaşmanın yaygınlaştığı, önemli sayıda emekçi için işsizliğin uzun dönemli hatta umutsuz bir sorun haline geldiği, işten atılma korkusunun toplumda bir travma yarattığı, haklar ve özgürlükler yönünden önemli bir iyileşmenin görülmediği, aksine hak ve özgürlüklerin alabildiğine gaspedilmeye çalışıldığı, örgütsüzleştirmenin, kuralsızlaştırmanın, hukuksuzlaştırmanın yaygınlık kazandığı, yeni sendikal yasalarla güvencesizliğin bir kural haline getirilmeye çalışıldığı, muhalefetin baskı ve zor kullanılarak sindirilmeye çalışıldığı, asgari ücretlilerin açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edildikleri, Kürt halkına yönelik siyasi baskıların devam ettiği, Suriye’de emperyalist saldırganlığın AKP eliyle tarafı durumuna getirildiğimiz bir dönem oldu. |
| ODTÜ DİRENİŞİ VE BİR MUHALEFET DİNAMİĞİ OLARAK ÜNİVERSİTELERİN EMEKÇİLERLE BULUŞMA NOKTALARI...
|
Siyasi iktidarın tahammülsüzlüğünün ardında yatan gerçek, öncelikle, korktukları şeyin başlarına gelmesidir. Yani, eğitim sisteminden düşünüş biçimlerine, alt yapısından üst yapısına kadar herşeyi değiştirdiklerini düşündükleri üniversitelerin bir muhalefet odağı olarak yeniden ortaya çıkmasıdır. Zira, kent merkezlerinden uzaklaştırıp birer kışla haline getirdikleri, nispi özerk/demokratik ve bilimsel yapılarını ortadan kaldırarak birer ticarethaneye dönüştürdükleri, özel güvenlik ve polis çemberiyle kuşattıkları üniversitelerin yeni bir direniş odağı olma ihtimalidir. Bu konuda neoliberalizmin “kutsanmış” muhafazakârlarını hırçınlaştıran diğer bir önemli neden, birer ticari işletmeye dönüştürülen üniversitelerin, ODTÜ direnişiyle birlikte “özerk/bilimsel/demokratik” özelliklerinin farkına varma veya en azından tartışmasını sağlama riskidir!.. Çünkü üstelik bir de, “YÖK Yasası” gündemdeyken bu konuda muhalefet gelişmektedir. O halde bu direniş eğiliminin, daha “küçükken” başı ezilmelidir!.. |
| ROBOSKİ KATLİAMININ SORUMLULARI HESAP VERMELİ, FAİLLER AÇIĞA ÇIKARILMALIDIR!
|
Roboski'de 34 vatandaşımızın savaş uçakları ile katledilişi üzerinden tam bir yıl geçti. Bugüne kadar ne faillerin bulunmasına yönelik bir adım atıldı, ne de vicdanları rahatlatacak bir özür dilendi. Tüm bunlar bir yana, bugüne kadar köye gitmek isteyen, sorumluların ortaya çıkmasını talep eden demokratik kurum ve kuruluşlar baskı ve zor yolu ile engellenmeye çalışıldı. Bununla kalmadı, katliam AKP ve Genel Kurmay Başkanlığı’nca “savaş zaiyatı” olarak değerlendirildi, çoğu 13-20 yaş arasında olan 34 gencin ölümü, “yasadışı iş yapıyorlardı” gerekçeleri ile meşrulaştırmaya çalışıldı. Öldürülen gençlerin acılı ailelerine dalga geçercesine “kan parası” teklif edilerek olayın üzeri kapatılmaya çalışıldı. |
| DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE İÇİN KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLMELİ, MARAŞ DOSYASI YENİDEN AÇILARAK GERÇEK SORUMLULAR YARGILANMALIDIR!
|
Türkiye siyasi tarihi kitlesel kıyım ve katliamlarla doludur. 1978 yılında Kahramanmaraş’ta yaşananlar, tıpkı Çorum’da, Sivas’ta, Malatya’da devlet destekli ırkçı/gerici saldırılar ve bizzat “devlet” tarafından yönlendirilen 1 Mayıs 77 Taksim, Gazi ve Ümraniye mahalleleri ve son olarak da Roboski’de yaşananlar gibi, yakın tarihimizin en korkunç katliamlarından biridir. Mezhep ayrılığı körüklenerek başlatılan ve günlerce süren Maraş Katliamı’nda ‘resmi’ rakamlara göre 111 kişi hayatını kaybetmiştir. Binlerce kişi yaralanmış, yüzlerce ev ve işyeri yakılmıştır. |
| ÜLKEMİZ NATO’NUN SAVAŞ ÜSSÜ, HALKIMIZ EMPERYALİZMİN TAŞERONU OLMAYACAK!
|
AKP Hükümeti'nin NATO'dan talep ettiği Patriot hava savunma sistemleri Türkiye’de konuşlandırılıyor. Patriot füzeleri gündeme geldiğinde Başbakan Erdoğan önce iddiayı reddetmiş ama daha sonra “Bu topraklar bizim olduğu kadar NATO‘nun da toprakları” diyerek, emperyalizmin taşeronluğunu övünçle yaptığını itiraf etmiştir. Emperyalistler NATO aracılığıyla yıllardır halkların tepesine bomba yağdırıyor. Bugün NATO‘nun ülkemizdeki üslerinin geliştirilmesi çabaları asıl olarak ABD‘nin Ortadoğu‘ya yönelik emperyalist saldırı planlarının bir parçası olduğu gibi, patriot füzelerinin ülkemizde konuşlandırılması, emperyalizmin Suriye ile birlikte İran‘ı tehdit eden, bu ülkeleri çevreleyerek etkisiz hale getirmeyi amaçlayan saldırısının ve İsrail siyonizmini korumanın bir aracıdır. |
| ASGARİ ÜCRET ORTAOYUNUNU BOZACAĞIZ!
|
“Asgari Ücret Tespit Komisyonu” adı verilen, devletle sermayenin ittifakı üzerine şekillenen ve hükümetin onay merci konumunda olan toplantılara devam ediliyor. Yarın bu toplantıların üçüncüsü yapılacak. Milyonlarca işçiyi ilgilendiren bu komisyonda neler konuşulduğunu biz bilmiyoruz. Çünkü bu toplantılar kapalı kapılar ardında gerçekleştiriliyor. Hükümet, programına yüzde 3’lük artışı koymuş. Yani 22 TL’lik artış ile sefalette ısrar demeye devam ediliyor. Masadan çıkaracakları rakam da sonuç olarak budur. Bilinsin ki bu rakamda en ufak yükselme ancak dışarıda verilen mücadelelerin bir başarısı olacaktır. Asgari ücret sistematik bir biçimde siyasal iktidarlar eli ile sefalet ücreti seviyesinde tutulmaktadır. |
| HAYATA DÖNÜŞ ADIYLA 30 İNSANI KATLEDEN VE İNSANLIK SUÇU İŞLEYEN GERÇEK SORUMLULAR YARGILANMALIDIR!
|
Cezaevlerindeki siyasi tutuklu ve hükümlülerin, F tipi hücre sistemine geçişi engellemek amacıyla, 20 Ekim'de başlattıkları açlık grevlerini, 19 Kasım tarihinde ölüm orucuna dönüştürmeleri üzerine, 19 Aralık 2000 tarihinde 20 cezaevine birden yapılan, 30'u tutuklu 2’si asker 32 kişinin öldüğü, 237 tutuklu/hükümlünün hastaneye kaldırıldığı, yüzlerce kişinin yaralandığı ve yaklaşık 10 bin güvenlik görevlisi tarafından gerçekleştirilen operasyonların üzerinden 12 yıl geçti. “Kaba bir alaycılıkla” şu isim verilmişti: “Hayata Dönüş!” Devam eden süreçte ve ölüm oruçlarında toplam 122 kişi hayatını kaybetti. 600’e yakın tutuklu ve hükümlü başta wernice korsakoff olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalandı. |
| AKP’NİN OTOKRATİK SİYASET ANLAYIŞINA VE YENİ SENDİKAL REJİME KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTECEĞİZ!
|
DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu: Yoğun emek sömürüsüne yol açan kayıtdışı, kuralsız, güvencesiz, taşeron çalıştırma ve diğer esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması için, baskı politikalarını daha da artıran siyasi iktidar, sınıf ve kitle sendikacılığını tamamen tasfiye ederek güdümlü sendikacılığın geliştirilmesini hedeflemektedir.. Emek karşıtı bu politikalara karşı işçi sınıfının umudunu taşıyan DİSK, önümüzdeki süreçte örgütlenme seferberliği düzenleyerek, tarihinden aldığı mücadele azmini geleceğe taşıyacaktır!.. |
| HERKES TAŞERON İŞÇİSİ OLUYOR, KADROYA GEÇMEK HAYAL OLUYOR!
|
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından alt işverende çalışan işçilerin sorunlarını çözmek gerekçesi ile başlatıldığı kamuoyuna duyurulan çalışmalar, bizzat Bakan tarafından köleliğe benzetilen taşeron işçiliğini yaygınlaştırma amacı taşımaktadır. Bu yapılırken de taşeron işçilerinin yasal olarak zaten var olan haklarının uygulanmaması gerekçe gösterilmektedir. Taşeron sistemi, işverenler tarafından emek maliyetlerini aşağıya çekmek, işçi ile ilgili sorumluluklardan kaçmak amacıyla oluşturulmuş, kuralsızlığın, esnekliğin, güvencesizliğin zeminidir. En büyük işveren olarak devletin ve özel şirketlerin hızla taşeron sistemine yönelmelerinin nedeni budur. ÇSGB verilerine göre taşeron işçi sayısı AKP hükümeti döneminde 4 kat artarak 1,5 milyonu geçmiştir... |
| HASTA YATAĞINA DÜŞENE KADAR 32 YIL BOYUNCA VERGİLERİMİZLE BESLENEN DİKTATÖRLERİ 12 EYLÜL SÜRDÜRÜCÜLERİ YARGILAYAMAZ!..
|
12 Eylül’ün sorumlularından, hayattaki iki “elebaşı” Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren ile üyesi Tahsin Şahinkaya’nın ortaoyununa dönüşen yargılamaları sürüyor. 12 Eylül’ün bugün de geçerli olduğunun en rafine delilleri, halka yıllarca kan kusturan, insanlıktan nasibini almamış, “Tarafsızlığımızı göstermek için, bir sağdan, bir soldan astık” diyebilecek kadar iflah olmaz vicdansızlığa sahip diktatörlerin dudaklarından sarfedilmektedir: “Biz ihtilale teşebbüs etmedik, ihtilal yaptık! Bizi yargılayamazsınız.” Görünen o ki zaten yargılanmıyorlar ve 12 Eylül’ün üzerinde yükselen bu “düzende” yargılanamazlar da!.. |
| AKP, DEMOKRASİ MÜCADELESİNİN ETKİN ÖRGÜTLERİNDEN TMMOB’NE KARŞI AÇTIĞI SAVAŞI KAZANAMAYACAK!..
|
Ülkemizde, “Taşeron Cumhuriyeti”ne adım atan AKP, bu yeni rejimde faşizan baskıları, otokratik buyurganlığı, gericiliği, emperyalist işbirlikçiliği ve piyasacılığı daha da derinleştiriyor, Bu strateji doğrultusunda hareket eden AKP iktidarı demokrasiyi, özgürlükleri ve hakları geliştireceği demagojisiyle en geniş kitleleri kış uykusuna yatırmaya çalışırken; uyumayı reddeden, anlattığı masalların ve yalanların gerçek yüzünü açığa çıkartan muhalif örgütlere karşı ise hak, hukuk, adalet tanımadan saldırılarını sürdürüyor. AKP’nin ekonomide liberal, siyasette faşizan politikalarına karşı direnen dinamiklerden birisi de TMMOB’dir. TMMOB’un yapısı, demokratik işleyişi ve demokrasi mücadelesindeki konumu nedeniyle emperyalizmin yeni taşeronu AKP iktidarının neşesini ve iştahını kaçırmaktadır… |
| HÜKÜMET, BİR AN ÖNCE İNSANİ VE DEMOKRATİK TALEPLERİ KARŞILAMALI, AÇLIK GREVLERİNDE ÖLÜMLERE YOL AÇMAMALIDIR!
|
Cezaevlerindeki 600’ü aşkın tutuklu ve hükümlünün insani ve haklı talepler için bedenlerini feda etmeyi göze alarak başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerinde 41. güne gelindi. AKP geçmişten “ders çıkartmak” değil, iktidarlarını tamamen tesis etmek ve “nihai” zaferlerini ilan etmek için büyük bir engel olarak gördükleri Kürt muhalefetini ortadan kaldırmak istiyor. Seçilmiş yüzlerce insanı ve Kürt siyasetinde demokratik mücadele veren binlerce insanı cezaevlerine doldurmanın; silah ve şiddetle kazanamayacaklarını bildikleri bir savaşı yükseltmenin; yeni ölümlere, acı ve gözyaşlarına davetiye çıkarmanın başka bir anlamı yok!.. AKP, kendi iktidarını sağlamlaştırmanın yöntemini, muhalefetin “fiziki” olarak ortadan kaldırılmasında görüyor. |
| İŞÇİ SINIFINI BU YASAYA SIĞDIRAMAYACAKSINIZ!
|
Önce “Toplu İş İlişkileri” adıyla karşımıza çıkartılan, sonradan adı “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu”na dönüşen yasa tasarısı, işveren örgütlerinin hükümetle kolkol girmesi, AKP milletvekillerinin işçi sınıfına karşı fazla mesai yaparak canla başla çalışmaları ve işçilerin bir kilometre bile yanına yaklaştırılmamaları sonucunda Meclis’ten madde madde geçiyor. Bir kez daha gördük ki, siyasi iktidarın ve işveren örgütlerinin “sosyal diyalogtan”, “üçlü görüşmeler”den ve “sosyal tarafların mutabakatı”ndan anladıkları şey sermayenin çıkarları için Anayasal eşitlik ilkelerinin ve işçi sınıfının kazanılmış bütün haklarının bir gecede ayaklar altına alınmasından başka bir şey değildir… |
| RADİKAL GAZETESİ’NİN SENDİKALARI İFTİRALARLA İTİBARSIZLAŞTIRMA KAMPANYASI NEDEN SENDİKALAR YASASI MECLİS’TEYKEN BAŞLADI?
|
Türkiye basını hiçbir zaman bağımsız olmadı. Kim güçlüyse onun tarafını tuttu. Bazen güçlüyü kendisi yarattı. Kral daha istemeden soytarılık yaptığı zamanlar oldu. Daha sansür gelmeden kendini sansürlediği de oldu. Kendi muhabirini, yazarını gammazlayan yöneticiler, iftira ve karalamalarla dolu masa başı üretim yaparak meslek etiğini hiçe sayan muhabirlerle dolup taştı gazeteler. Manipülasyonun ve dejenerasyonun en seçkin örneklerini sundular, gerçekleri tersyüz edip topluma sunmayı istikballerinin yegane kaynağı olarak gördüler. Kirlendiler! Birkaç sene önce gerçekleştirdiği "Orijinal Demokrasi" reklam kampanyasının ardından 2010 yılının sonlarına doğru yeni yayın konseptini “Medyada Radikal Devrim!” diye sunan Radikal gazetesinin demokrasi anlayışı ve radikalliğinin boyutları da, yaptığı “habercilikle” gün yüzüne çıkmaya başladı… |
| DİSK YÖNETİM KURULU: AKP HÜKÜMDARLIĞINA KARŞI DİRENECEĞİZ!
|
Toplu sözleşme düzenini ve sendikal hakları düzenleyen, fakat bir sosyal sınıfın başka bir sosyal sınıf üzerinde tahakkümünü kurmaya yönelik içerik taşıyan yasa yine TBMM gündeminde. İşçi sınıfının hak ve özgürlüklerini savunun ve koruyan bir örgütlenme olarak Konfederasyonumuz, işçilerin yaşam standartlarını aşağı çeken, çalışanları köleleştiren, özgürlükler ve demokrasi açısından hiçbir yarar sağlamayan “Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı” konusunda itirazlarını ve taleplerini dile getirmek üzere gittiği TBMM kapısında polis maskesi takmış AKP şiddetiyle karşılaştı. Paraya tapan, dini imanı para olan, sendikalar yasasını sendikasızlaştırma yasasına dönüştürenler, bu yasanın geçmesi için ellerinden geleni yapmakta hiçbir sakınca görmemiş, “Milletin Meclisi”ne derdini anlatmaya gelen işçileri sokmamak için devlet terörünü işçiden de esirgememişlerdir… |
| İŞÇİ SINIFININ ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERLE, TARİHSEL MÜCADELESİYLE KAZANDIĞI HAKLARIN GASPEDİLMESİNE ORTAK OLANLAR İŞÇİ SINIFI TARİHİNDE KARA LEKE OLARAK ANILACAKLARDIR!
|
ILO sözleşmelerine aykırı, sendikal hareketin tasfiyesine yol açacak “Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı” TBMM’de görüşülmeye başladıktan sonra, AKP iktidarı tarafından ortaya atılan “sosyal tarafların büyük çoğunluğu bu yasada uzlaştı” balonu patladı. Bugün gazetelerde çıkan haberlere göre, DİSK’in başından beri içinde yer almadığı uzlaşmaya Türk-İş’in de dahil olmadığı Türk-İş Genel Başkanı’nın bizzat kendisi tarafından açıklandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ise gerek Başbakanlık’ta, Türk-İş, Hak-İş, TİSK ve TOBB ile yapılan toplantı sonrasında, gerekse TBMM’de yaptığı açıklamalarda “Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı”nın bir an önce çıkarılması ve işkolu barajının kademeli olarak % 1’den % 3’e çıkarılması konusunda, bu örgütlerle uzlaşıldığını açıklamıştı… |
| TÜRKİYE ADIM ADIM SAVAŞA SÜRÜKLENİYOR! ABD TAŞERONLUĞUNA DA HAKSIZ SAVAŞLARA DA HAYIR!
|
Emperyalizmin Ortadoğu’daki saldırgan politikalarının taşeronluğunu üstlenen AKP hükümeti Türkiye’yi her geçen gün kanlı bir savaşın içine itiyor. Suriye’de iç savaşın derinleştirilmesi doğrultusunda askeri bir müdahalenin gerçekleştirilmesi için savaş çığırtkanlığı yapan ve “sınırları açan” AKP hükümetinin saldırgan politikalarının ceremesini daha şimdiden halkımız çekmeye başladı. Suriye’den ateşlendiği söylenen havan toplarının Akçakale’ye düşmesi sonucunda üçü çocuk ikisi kadın 5 yurttaşımız yaşamını kaybetti. Bunu bir “fırsata” çevirmeye çalışanlar Meclis’te kapalı oturum düzenleyerek Suriye’ye asker gönderme yetkisi veren tezkereyi AKP ve MHP oylarıyla alelacele çıkarttılar. Suriye’ye dönük bir askeri müdahale bölgesel bir savaşın da tetikleyicisi olacak ve Ortadoğu bu şekilde iç savaşlarla, etnik ve dini boğazlaşmalarla kaosa sürüklenecektir… |
| KESK’İN YANINDAYIZ!.. HAK VE ÖZGÜRLÜKLER MÜCADELESİ YARGILANAMAZ!
|
AKP’nin hedefine koyduğu muhalif sendikal örgütlerden biri de KESK’tir. Birbiri ardına yapılan operasyonlarla KESK toplum karşısında itibarsızlaştırılmak istenmiş, kadroları tutuklanmıştır. Bugün itibariyle, KESK ve bağlı sendika yöneticisi ile üyesi toplam 70 sendikacı arkadaşımız tutukludur. Bu operasyonlardan biri olan 13 Şubat’ta sendikalar ve evler basılarak toplam 15 KESK üyesi kadın 2009’dan beri süren bir soruşturma gerekçe gösterilerek gözaltına alındılar. Bu gözaltı ve tutuklamalarla, sendikal mücadeleyi olduğu kadar, kadın hareketinin de sekteye uğratılmasının amaçlandığı ortadadır… |
| HALKIN SANATÇISI BÜYÜK USTA NEŞET ERTAŞ’I SAYGIYLA UĞURLUYORUZ!
|
Anadolu ozanlığı geleneğinin günümüzdeki temsilcisi Neşet Ertaş, 74 yaşında İzmir'de tedavi gördüğü hastanede yaşama veda etti. Kendisi de bir emekçi olan, yoksul halkın ve çalışanların dertlerini, tasalarını, sevinç ve kederlerini Anadolu ozanlığı geleneğiyle ifade eden, çürüyen sistemin dişlilerine teslim olmayacak kadar onurlu, kendisine sunulan 'devlet sanatçılığı' unvanını; "Halkın sanatçısı olarak kalmak, benim için en büyük mutluluk" diyerek geri çevirecek kadar yüreği halk sevgisiyle dolu büyük ozan Neşet Ertaş’ı kaybetmenin acısı içindeyiz… |
| Gözaltında işkencelere uğrayan Grup Yorum sanatçılarına verilen yasaklar kaldırılmalı, tutuklananlar serbest bırakılmalıdır!
|
Geçtiğimiz haftasonu Adli Tıp Kurumu’na cenaze almak için giden gruba polisin gazla, copla saldırması sonucu, içlerinden 5’i çocuk olmak üzere 27 kişi dövülerek gözaltına alındılar. “Dövmek” sözcüğü, polisin tutumunu açıklamakta oldukça yetersiz kalıyor; zira, gözaltına alınan kişiler 15 saat boyunca çevik kuvvet aracında ters kelepçelenerek çeşitli işkencelerden geçiriliyorlar. Gözaltında yoğun işkencelere maruz kalanlardan ikisini kamuoyu yakından tanıyor. Grup Yorum’un solisti Selma Altın’ın polisin “özel ilgisi” sonucunda sağ kulak zarı patlarken, keman sanatçısı Ezgi Dilan Balcı’nın parmaklarında ve vücudunda ezikler oluşuyor... |
| MUHALEFETİ YARGIYLA BASTIRDIĞINI İTİRAF EDEN BAŞBAKAN SUÇ İŞLEMEKTEDİR!
|
Başbakan Erdoğan önceki gün AKP Genişletilmiş Grup Toplantısı’nda yine bir başbakana yakışmayan üslubuyla esip gürledi. Görevi gereği de olsa sorumluluk duygusu taşıması gereken bir başbakandan çok, ülkedeki temel sorunlar üzerinden provokasyon ortamı yaratmaya çalışan, yakışıksız, sorumsuz, kışkırtıcı ve saldırgan bir görüntü sergiledi. Başbakan’ın, Suriye’ye emperyalist müdahaleye karşı Hatay’da düzenlenen etkinliği “Esad yanlısı” şeklinde lanse etmeye çalışması, gerçekleri tahrif ederek halkı yanıltmaya çalışması bir tarafa, Kürt halkının seçilmiş temsilcilerine siyasi kanalları kapatma arzusuyla yanıp tutuşan bir diktatör edasıyla “Yargıyla konuştuk, onlar gereğini yapıyor, biz de TBMM’de gereğini yapacağız” demesi tüyler ürperticidir. |
| 25 ASKERİN ÖLÜMÜNE NEDEN OLAN ŞEY EĞER ‘SABOTAJ’ DEĞİLSE, ATEX KURALLARI NEDEN UYGULANMADI?
|
Afyonkarahisar’da konuşlu Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı’na bağlı Mühimmat Depo Komutanlığı’nda, el bombalarının depolandığı bir cephanelikte yapılan çalışma sırasında, “henüz bilinmeyen” bir nedenle meydana gelen patlama sonucunda, 25 asker yaşamını yitirdi. Önemsenmesi gereken belirli kesimlerce iddia edilen “sabotaj” veya “saldırı” ihtimali bir yana; kuralsızlığın, güvencesizliğin ve denetimsizliğin alabildiğine yaygın ve insan yaşamının “ucuz” olduğu ülkemizde cinayet boyutunda yaşanan “kazalar” toplu ölümlere yol açmaya devam ediyor. |
| SAPANCA’DA TAŞ OCAĞI YAĞMASINA KARŞI DİRENEN YANIKKÖY HALKININ YANINDAYIZ!
|
Acımasız HES projeleriyle Karadeniz Bölgesi’nin derelerini kafesleyip doğayı yok edenler, şimdi de Sakarya-Sapanca gibi Marmara Bölgesi’nin akciğeri olan havzayı taş ocaklarıyla paramparça ediyorlar. Sapanca Yanıkköy sınırları içinde yer alan orman arazisinin taş ocağı olarak kullanılması için ruhsat verilmesi, tüm yaşamları ve gelecekleri o topraklar olan Yanıkköy halkı için ayakları altındaki zeminin yok edilmesi, yaşam alanlarının daraltılması demektir. Sadece üzerinde yaşadıkları ve geçimlerini sağladıkları toprak, nefes aldıkları orman değil, bütün bir havzaya su sağlayan, hayat veren göl ile gölü adeta damarları gibi besleyen dereler büyük bir tehdit altındadır… Bir dinamitin bile doğaya verdiği zarar düşünülürse, patlatılacak yüzlerce dinamitin bütün bir bölgenin su ihtiyacını karşılayan göl ve dereleri nasıl bir zehir kaynağı haline getireceği ortadadır… |
| GAZİANTEP’TE PATLAYAN ŞEY AKP’NİN ORTADOĞU TAŞERONLUĞUDUR!..
|
EMPERYALİSTLERİN BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ DAHA ÇOK YIKIM GETİRECEK VE HALKIMIZA DAHA BÜYÜK ACILAR YAŞATACAKTIR! Gaziantep’te sokakta patlatılan bomba sonucunda 9 yurttaşımız yaşamını kaybetti, onlarcası yaralandı. Sivil halkı hedefleyen bu tür insanlık dışı saldırıların son bulmasını umut ediyor, halkımızı ateşe atan savaş politikalarını şiddetle kınıyoruz. Yıllardır söylüyoruz; yıllardır akan kan ve gözyaşı gittikçe çoğalan bir şiddet sarmalı içerisinde halkımızı büyük acılarla karşı karşıya getiriyor. Gaziantep’te kimler tarafından yapıldığı belli olmayan fakat sivil halkı hedefleyen ve toplumu terörize ederek halkın siyasi iktidarın politikalarına sorgusuz sualsiz onay vermesine neden olan bu patlama AKP’nin bölge politikalarının direkt bir sonucudur… |
| GAZİANTEP’TE DİRENEN TEKSTİL İŞÇİLERİNİ DAYANIŞMA DUYGULARIMIZLA SELAMLIYORUZ: MÜCADELENİZ MÜCADELEMİZDİR!
|
Gaziantepli tekstil işçilerini çileden çıkartan şey, Türkiye’de işçi sınıfının hiçte yabancısı olmadığı, AKP iktidarının neoliberal ekonomik politikalarıyla daha da ağırlaşan, çalışanlara güvencesizliğin ve örgütsüzlüğün dayatıldığı koşullardır! Uzun çalışma süreleri, sigortasız çalıştırma, güvencesizlik, düşük ücretler, ödenmeyen ikramiyeler, haksız işten çıkarmalar, keyfi ücret kesintileri, örgütsüzleştirme, insanlıktan yoksun çalışma ortamları ve insan onuruyla bağdaşmayan davranışlar bunların en önde gelenleridir. Sendikalar hükümet politikalarıyla zayıflatılıp işyerlerinden silinmeye çalışıldıkça, işverenler de işçilerin kazanılmış haklarını birer birer ortadan kaldırmakta, onları tümüyle köle koşullarında çalışmaya zorlamaktadır. Hükümet politikalarından cesaret alan işverenler Gaziantep’te sendikalı işyerlerini de örgütsüz ve toplu sözleşmesiz bırakmak için yoğun çaba içerisine girmiştir... |
| Tunceli CHP Milletvekili Hüseyin Aygün derhal serbest bırakılmalı, Kürt sorununun demokratik çözümü konusunda cesaretli adımlar atılmalıdır!..
|
Tunceli CHP Milletvekili Hüseyin Aygün önceki gün PKK/HPG tarafından kaçırıldı. PKK yaptığı açıklamada Aygün’ün “sorgulandıktan” sonra serbest bırakılacağını açıkladı. Bölgede 28 yıldır süren düşük yoğunluklu savaş boyunca askerler, polisler, devlet memurları PKK tarafından alıkonuldu. Fakat şimdi ilk kez bir milletvekili “gözaltına” alındı. Tunceli Milletvekili Aygün’ün, 23 Temmuz’dan beri özellikle Hakkâri bölgesinde yoğun olarak devam eden fakat adeta “yayın yasağı” konulan çatışmaların ardından kaçırılması “savaşın” boyutunu açıkça göstermektedir. Hükümetin bu fiili sansüründen dolayı, onlarca ölümün, yüzlerce yaralanmanın, köy boşaltmalarının ve bölgeye giriş çıkışların yasaklanmasının yaşandığı bu olaylarla ilgili kamuoyu hiçbir bilgi edinememekte, aileler çocuklarıyla ilgili sağlıklı bilgi alamamaktadır… |
| SURİYE’YE EMPERYALİST MÜDAHALEYE HAYIR!.. YAŞASIN ORTADOĞU HALKLARININ KARDEŞLİĞİ!
|
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Suriye’ye yönelik emperyalist savaş stratejesine ve AKP’nin Ortadoğu’da emperyalizmin taşeronluğunu üstlenerek “savaş kışkırtıcılığı” yapmasına karşı Suriye halkı ve işçi sınıfıyla dayanışmak amacıyla 19 Temmuz saat 11:00’da TTB Genel Merkezi’nde ortak bir basın açıklaması yaptı. KESK Genel Başkanı Lami Özgen, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, TTB Genel Sekreteri Beyazıt İlhan'ın sunduğu basın açıklamasını DİSK Genel Başkanı Erol Ekici okudu. Açıklamanın tam metni şöyle: |
| AKP HER ALANDA KUTUPLAŞMAYI VE ÇATIŞMALARI DERİNLEŞTİRİYOR!.. İKTİDAR PARTİSİNİN HALKA YÖNELİK BASKI VE TERÖR POLİTİKALARINI LANETLİYORUZ!..
|
En küçük demokratik bir hakkın bile kullanılmasına tahammül etmeyecek ölçüde baskıcı olan AKP’nin, demokratik hak ve özgürlüklerin olmadığı dikta yönetimi ile ülkeyi yönetme isteği, neredeyse bütün uygulamalarında kendisini ele vermektedir. BDP öncülüğünde çeşitli sol siyasi parti ve kitle örgütlerinin 14 Temmuz’da Diyarbakır’da düzenlemek istediği “Özgürlük için demokratik direniş” mitingi, yasakçı ve baskıcı devlet zihniyetiyle yaptırılmadı. Diyarbakır sokakları polis şiddetiyle savaş alanına çevrildi. Vekiller yaralandı, onlarca insan gözaltına alındı, işkence görüntüleri sokağa yansıdı, yüzlerce gaz bombası atıldı, coplar kadın, çocuk, yaşlı demedi, tankerler dolusu tazyikli su sıkıldı ve Diyarbakır’da tam bir vahşet yaşatıldı. |
| ELİ KANLI FAŞİSTLERİN ÖZEL YASALARLA SERBEST BIRAKILMALARI, DEVLET TARAFINDAN KORUNUP KOLLANDIKLARINI BİR KEZ DAHA GÖSTERMİŞTİR!
|
Efraim Ezgin, Faruk Ersan, Hürcan Gürses, Latif Can, Osman Nuri Uzunlar, Salih Gevenci, Serdar Alten. 20-25 yaşlarında gencecik 7 öğrenci, 1978 yılında Ankara Bahçelievler’de önce işkence edilerek, telle boğularak ve sonra da kurşunlanarak katledildiler. Bu ekipte yer alan faşist Ünal Osmanağaoğlu Konfederasyonumuzun Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in 22 Temmuz 1980’de katledilmesi olayında da yer aldı. Katiller uzun süre yakalanmadılar. Çünkü aranmamışlardı bile. Katliamın tertipçilerinden Abdullah Çatlı’nın yıllar sonra “Susurluk Kazası”yla birlikte devlet tarafından kollanıp daha başka cinayetlerde de kullanıldığı ortaya çıktı. Katliama katılanlardan Mesut Korkmaz ve Kadri Kürşat Poyraz ise hâlâ yakalanmış değiller. |
| KIDEM TAZMİNATINDA TAKİYYEYE KARNIMIZ TOK!..
|
AKP 10 yıllık iktidarları boyunca eğitim, sağlık, enerji, su, ulaşım, barınma gibi her türlü temel kamusal hizmeti yoksulların, çalışanların, halkın zararına ve elbette sermayenin çıkarları doğrultusunda yeniden düzenledi. Geniş yoksul kesimlere “cennetler” vaadetip oylarını alarak iktidara gelen AKP, esasında “zengin-zümre”ye hizmet ettiğini gizlemek için takiyyelere başvurdu. Özellikle eğitim ve sağlık alanlarında yapılan özelleştirmeler, çalışan geniş kesimlerin güvencesizliğe ve çalışma yaşamının da “kuralsızlığa” bağlandığı bu süreç boyunca takiyyeyi temel üslup olarak kullanan AKP iktidarı cennet yerine halka “cinnet” geçirtecek uygulamalara imza attı. Bunlardan birisini de, Kıdem Tazminatının önce eritilip sonra da ortadan kaldırmaya yönelik politikalarıyla bugün yaşıyoruz... |
| İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YASASI
|
2003 yılında 4857 sayılı yasa ile hazırlıkları başlayan, çeşitli yönetmelik, tüzük girişimleri ve nihayet 2006’da “müstakil bir iş yasası” adıyla devam eden, son bir yılda hız kazanan yasa tasarısı Nisan 2012’de Meclis’e sunuldu. 30 Haziran 2012 itibariyle Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Öncelikle vurgulanması gereken Yasa’nın sahiplerince sürekli yeni ve özgün olduğu ifade edilmesine karşın aslında hammaddesinin, neredeyse tamamının geçmiş yönetmelik ve tüzükler olduğu; kimi noktalarda o düzenlemelerden de geriye gidildiğidir... |
| PİYASA CANAVARI YİNE ÖLÜM GETİRDİ: Taşeronun ellerine terk edilen konut politikası, sermayenin ve AKP’nin açgözlülüğünün izlerini taşıyor!
|
Türkiye açsından kentleşme sürecinin en önemli özelliği, rant ve kar arayışlarının yönlendiriciliğinde şekillenen, yağma politikalarının, kuralsızlığın ve denetimsizliğin devlet gözetiminde sürdürüldüğü bir yapıya sahip olmasıdır. İnsanların, güvenilir, ulaşılabilir, sağlıklı konutlarda barınma, sosyal donatı olanaklarına sahip, doğa ile barışık bir çevrede yaşama hakkı ne yazık ki, hükümetlerin ve yerel idarelerin elinde, rant paylaşım arayışlarının elinde yok sayılmaktadır. Amacı yaşanan hızlı nüfus artışı ve hızlı kentleşme sebebiyle oluşan konut ve kentleşme sorunlarının çözülmesi olarak tanımlanan Toplu Konut İdaresi, kısa sürede sorunların çözümünün değil, rant arayışlarının dağıtım ve paylaşım aracı haline getirilmiştir… |
| DEMOKRASİ GÜÇLERİ İÇERİYE, KATİLLER DIŞARIYA!
|
AKP hükümeti toplumsal bütün sorunları “irrasyonel” metodlarla çözme yeteneğini bir kez daha sergiledi. Muhaliflerini izole etmek için tıka basa doldurduğu cezaevlerinde “yer açmak” için olsa gerek, yasalaşan 3. Yargı Paketi’yle yeni bir yöntem buldu: “Katliamcılar, katiller dışarı, demokrasi güçleri içeri!” AKP, Meclis’ten bir geceyarısı operasyonuyla geçirdiği 3. Yargı Paketi’yle sadece, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindeki gizlilik kararlarıyla, siyasi tehdit aracı gibi çalışan tarzlarıyla, demokratik olmayan ve mahkemeden çok devletin ideolojik aygıtı ve hatta ihtilal mahkemeleri gibi çalışan Özel Yetkili Mahkemeleri yeniden kutsayarak insan haklarını, hukuk devletini ve demokrasiyi ayaklar altına almıyor; aynı zamanda da katliamcı katilleri salıvererek “tarafını” kalın çizgilerle belirginleştiriyor... |
| İNSANLIK SUÇLARINDA ZAMANAŞIMI OLMAZ! MADIMAK YANGINI UNUTULMAYACAK!
|
2 Temmuz 1993'de gerici, faşist güçlerin planlı bir organizasyonuyla Sivas'ta "Pir Sultan Kültür Etkinlikleri"ne katılanlardan 35 aydın, sanatçı, yazar, kadın, genç, her şeyden önce insan, Madımak Oteli'nde yakılarak katledildiler. Diğer politik katliamlarda olduğu gibi Sivas’ta da bütün deliller yok edilmiş, olayın gerçek yönlendiricileri yargı karşısına çıkarılmadığı gibi, yıllarca elini kollunu sallayarak Sivas’ta gezmelerine izin verilmiştir. Bir şekilde tutulup yargılananlar ise kollanmış, hafif cezalarla göstermelik kararlar verilmiş ve en önemlisi de, hem dönemin Adalet Bakanlığını yapan şahıs tarafından ve hem de bugünkü AKP hükümetinin milletvekilleri tarafından savunulmuşlardır… |
| ÖYM’LER BÜTÜN SONUÇLARIYLA BİRLİKTE KALDIRILMALIDIR!
|
Bu mahkemeler yargılama birliği ilkesine, kanun önünde eşitlik ilkesine ve adil yargılanma hakkına açıkça aykırıdır! Özel soruşturma ve yargılama usulleriyle savunma hakkının kısıtlanması niteliğindeki gizlilik kararlarıyla, siyasi tehdit aracı gibi çalışan tarzlarıyla, hiç de demokratik olmayan ve mahkemeden çok devletin ideolojik aygıtı ve hatta ihtilal mahkemeleri gibi çalışan bu mahkemelerin, bir an önce kaldırılmaları gerekir!.. DİSK, kurulduğu tarihten bu yana, işçi sınıfının temel haklarının yanı sıra temel insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için mücadele ede gelmiştir. 1980 öncesinde DGM’lerin kaldırılması için yapılana direniş ve mücadele bunun en önemli örneklerinden biridir... |
| TÜRKİYE’DEN FAS’A, İŞÇİLERE “AKP” ZULMÜ!
|
Türkiye’de AKP KESK üyelerini tutuklarken Fas’taki adaşı da denizcilerin haklarını savunan sendikacıları tutukluyor... DİSK Faslı sendikacılara destek olmak için harekete geçiyor!.. |
| ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ!..
|
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, 100’ü aşkın tutuklu gazeteci için Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde düzenlenen “Tanıklık Günleri”nde yaptığı açılış konuşması... |
| KESK’İ VE MUHALEFETİ BASKI VE GÖZALTILARLA SİNDİRMEYE ÇALIŞAN AKP SİYASETİNİN GERÇEK NİYETİ 12 EYLÜL’Ü KALICILAŞTIRMAKTIR!
|
12 Eylül Referandumu’ndan sonra “devletleşmesini” hızlandıran AKP iktidarı, 12 Eylül’ün bütün icraatlarını da yeniden hayata geçirerek, emek ve demokrasi güçlerine, siyasi muhaliflerine karşı bir nevi toplama kamplarına dönüşen saldırılarının çerçevesini gittikçe genişletiyor. Hak ve özgürlükler, hukuk ve adalet yok sayılarak, muhalif siyasi çevrelerden gazetecilere, aydınlardan öğretim üyelerine, çevre örgütlerinden öğrencilere ve sendikacılara kadar uzanan geniş bir yelpazede baskı ve gözaltılarla süren operasyonlarla toplum zapturapt altına alınıyor. 13 Ocak ve 13 Şubat’ta KESK’e düzenlenen operasyonların ardından KESK'e ve üye sendikaların genel merkezlerine, kimi şubelerine ve kamu emekçilerinin evlerine yeniden baskınlar düzenledi. |
| BİR AKP KLASİĞİ: YARADANA SIĞINIP SAĞLI SOLLU VURMAK!
|
EŞİTLİK İSTEYEN KÜRTLERE CEZAEVİ, PARASIZ EĞİTİM İSTEYEN GENÇLERE 8 YIL, SENDİKAL HAK İSTEYEN İŞÇİYE GREV YASAĞI!.. AKP’nin kendinden olmayan herkese karşı yürüttüğü operasyonlar ve muhalif sendikalara uyguladığı baskılarla ilgili geçtiğimiz Mart ayında yayınladığımız basın açıklamamız “Zorba AKP’nin zalim yönetimi” başlığını taşıyordu. Özetle; “AKP’nin, işçi-emekçi kitlelerin ve toplumun AKP yandaşlığı yapmayan kesimlerinin demokratik hak ve özgürlüklerinin olmadığı bir tür dikta yönetimi ile ülkeyi yönetme isteği”nden ve “emperyalist bölge politikalarıyla eklemlenen yeni düzenlerini yerleştirmek için, toplumsal muhalefet dinamiklerine karşı olmadık baskı ve senaryolar uyguladığı”ndan bahsetmiştik… |
| SENDİKAL HAREKETE DARBE NİTELİĞİ TAŞIYAN HAVACILIK HİZMETLERİNDE GREV YASAĞI KABUL EDİLEMEZ!
|
Kabul edilen “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi”yle birlikte sözkonusu teklif yasalaşarak, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere rağmen havacılık hizmetlerinin tümüne grev yasağı getirilmiş oldu. AKP bir yandan THY’de kadrolaşmakta, diğer taraftan da geçici işçilik ve taşeronlaştırma yoluyla esnek çalışma standartlarını uygulamaya çalışarak, ilkel kölelik sistemini dayatmaktadır. BU HUKUKSUZLUĞU ASLA KABUL ETMEYECEĞİZ!.. HAVACILIK SEKTÖRÜ ÇALIŞANLARIYLA OMUZ OMUZA MÜCADELE EDECEĞİZ!.. İşçi sınıfımızın her zamankinden daha fazla birlik ve dayanışmaya ihtiyaç duyduğu bu zorlu dönemeçte DİSK mücadelenin yükseltilmesi inancıyla, havacılık sektöründe çalışan emekçilerin ve onların örgütü Hava-İş Sendikası’nın mücadelesinin yanında ve omuz omuza olacaktır… |
| İş cinayetleri artarak devam ederken, “Ölümlerden Sorumlu Bakanlık” daha ne kadar üç maymunu oynayacak?
|
İş cinayetlerinin yüzde yüz durdurulabilir olduğunu ve alınacak önlemleri bütün detaylarıyla anlatmamıza, rapor etmemize rağmen sesimizi duyan yok!.. Bırakın bizim sesimizi; yanarak, düşerek, ezilerek, elektriğe kapılarak, boğularak, göçük altında kalarak ölmelerine göz yumulan işçilerin sesini duyamayacak kadar sağırlaşmış kulaklar... Duymak istedikleri tek ses, öldürülen işçilerin kanlarıyla yoğrulmuş PARANIN SESİ!.. Önlem almayan, denetim yapmayan, yasa çıkartmayan, sorumluları cezalandırmayan, işçileri örgütsüz ve yalnız bırakan, “daha çok kâr” için göz göre göre işçileri ölüme sürükleyen AKP Hükümeti bu cinayetlerin birinci derecede sorumlusudur ve bundan yakasını kurtaramayacaktır!.. |
| İŞÇİ SINIFI AYRIŞMADI, 1 MAYIS ALANLARINDA BİRLEŞTİ!..
|
Uzun yıllar sonunda 1 Mayıs Alanı’nın yeniden kazanılmasının ardından işçi ve emekçi kitleleri “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”nü üç yıldır en geniş katılımla Taksim’de kutluyor. Yüzbinlerce kitlenin coşkulu ve rengarenk bayraklarıyla, kendi talepleri ve özlemlerini ifade ettiği Taksim kutlamaları, yıllardır korku tellallığı yapanların, sola ve devrimcilere kara çalmaya çalışanların teorileri altüst ettiği gibi, devlet güdümlü sarı sendikacılığın gerçek yüzünü de teşhir etti. 1 Mayıs’ı gerçek niteliğinden soyutlayarak, “piknik bayramı” haline dönüştürmek isteyen yandaş sendikal anlayış, kendi geniş işçi tabanları tarafından da alanlarda terk edilmişler, hükümetin kürsüsü haline getirdikleri ve 1 Mayıs Marşı’nı dahi çalmaya cesaret edemedikleri “piknik bayramlarında” teşhir edilmişlerdir… |
| İŞÇİLERE ÖLÜMLERDEN ÖLÜM BEĞENDİREN SORUMLULAR YARGILANMALIDIR!
|
Göçükte kalıyoruz, tersanede demir levhalar altında eziliyoruz, çadırlarda yanıyoruz, barajlarda boğuluyoruz, patlamalarda ölüyoruz! Bu kaçıncı patlama bu kaçıncı ölüm? İş cinayetlerinin ardı arkası gelmiyor. Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara Ostim, Elbistan, Tarsus, İstanbul, Kırıkkale, Diyarbakır, Adana, Esenyurt, Amasya, Eskişehir ve Aşkale’den sonra, güvencesizliğin, denetimsizliğin, örgütsüzlüğün bir sonucu olarak ölüm acımasız yüzünü bu kez yine İstanbul Tuzla’da gösterdi. Daha önceki gün Erzurum’un Aşkale İlçesi yakınlarında bulunan Karasu Baraj Gölü’nde geçirdikleri iş kazası soncu göle düşen biri TEDAŞ işçisi, dördü taşeron işçisi 5 kişi hayatını kaybetti. İşçilerin cesetlerine dahi ulaşılamıyor! Dün Tuzla’da faaliyet gösteren Ada Tersanesi’nde yaşanan iş cinayetinde ise 2 işçi daha yaşamını yitirdi, 6 işçi yaralandı. |
| ZORBA AKP’NİN ZALİM YÖNETİMİ!..
|
AKP Hükümeti son birkaç gündür toplumsal gerilimi artırıcı baskı ve şiddet yöntemlerini uygulamaktan imtina etmiyor. Toplumda “4+4+4 kademeli eğitim düzenlemesi” olarak bilinen “İlköğretim ve Eğitim Kanunu”nu çıkartmak için Meclis komisyonlarında ve Genel Kurulu’nda, sokaklarda ve Hükümet sözcülerinin yaptıkları açıklamalarda devlet şiddeti ve terörünün dozajını da artırarak yapmadıkları politik manevra kalmadı. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK’in “İlköğretim ve Eğitim Kanunu” ve sendikal alana yönelik önemli değişiklikler içeren “4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”yla hedeflenen düzenlemelere karşı Ankara’da yapmayı düşündüğü demokratik eylem Ankara Valiliği ve İçişleri Bakanlığı talimatlarıyla seyahat özgürlükleri engellendi, eyleme katılanlar jop, gaz, basınçlı su ve panzerler eşliğinde dayaktan geçirilerek anayasal gösteri yapma hakları da engellendi. Yandaş medyadan yayılan ses ne derse desin, yaşanılan görüntüler gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor… |
| DÖRT DÖRTLÜK AKP FAŞİZMİ: TARTIŞTIRMIYOR, KONUŞTURMUYOR, ZORBALIKLA ENGELLİYOR!..
|
İşsizlik ve güvencesizliğin yaygınlaştırıldığı, başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamu hizmetlerinin sermayeye devredildiği, yer altı ve yer üstü kaynaklarının talan edildiği neoliberal sömürü dalgasının sürdürülmesinin ancak daha otoriter-baskıcı bir yönetimle mümkün olacağını yıllardır söylüyoruz. İşte bu programın yürütücü hükümeti AKP, alt yapıda sınırsız bir piyasacılıkla üst yapıda ise otoriter ve baskıcı karakterle yeniden biçimlendirmeye çalıştığı devletin olanaklarını da kullanarak toplumsal muhalefeti sindirmeye ve gelişme potansiyelini bastırmaya çalışmaktadır. İdeolojik görüşü ve yaşama biçimini topluma dayatma niyeti baskı ve şiddete dönüşerek açığa çıkan AKP hükümeti, iktidar olmanın zafer sarhoşluğuyla dur durak bilmiyor, hak, hukuk, adalet tanımıyor… |
| 16 MART KATLİAMI AYDINLATILMADAN 12 EYLÜL’LE HESAPLAŞILAMAZ!
|
Yarın 16 Mart!.. Hatice, Abdullah, Baki, Murat, Hamit, Ahmet Turan ve Cemil 34 yıldır aramızda değiller… 16 Mart 1978 tarihinde İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencilerine yönelik olarak gerçekleştirilen bu kanlı saldırı hem yakın tarihimizin acı olaylarından biri hem de ülkemizi 12 Eylül’e götüren sürecin temel taşlarındandır. Bugün iktidarda, 12 Eylül Askeri Darbesi ile hesaplaşmak istediğini söyleyenler var. Bu ülkenin karanlıkları aydınlatılmadan, 1 Mayıs 1977, Kahramanmaraş, Çorum, Sivas, 16 Mart, Gazi/Ümraniye katliamlarıyla gerçek bir hesaplaşma yaşanmadan, Kemal Türkler, Abdi İpekçi, Ümit Yaşar Doğanay, Bedri Karafakioğlu, Ümit Kaftancıoğlu, Doğan Öz, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Musa Anter gibi siyasi suikastler, faili meçhuller, Düzgün Tekin, Ayhan Efeoğlu gibi gözaltında kayıplar ve daha nice cinayetlerin ardındaki sırlar açıklığa kavuşmadan, darbeciler, işkenceciler yargılanmadan, yargısız infazlarla hesaplaşmadan Türkiye darbelerle hesaplaşmayı da başaramaz… |
| ZAMANAŞIMI SÜRECİNE GELİNEN SİVAS DAVASI’NDA, MADIMAK YANGINININ SORUMLULARI BİZİM VİCDANIMIZDA MAHKUM EDİLMİŞTİR!
|
Madımak Oteli’nde diri diri yakılan 35 canımızı ne tarih unuttu, ne onların yakınları, dostları, sevenleri ve ne de toplumsal belleğimiz. Siyasi iktidar sahipleri ve davanın yargı sorumluları bilmelidir ki, tıpkı 1978’de Maraş’ta veya 1980’de Çorum’da olduğu gibi Alevi ve sol görüşlü yurttaşlarımızı hedef alan bu saldırıda öldürülen insanlarımızın katilleri zamanaşımıyla aklanırsa, tarih sizleri de unutmayacak, katliamın failleriyle birlikte anacaktır. Sivas Davası’nda sanıkları savunan 21 avukatın iktidar partisinde görev alması; bunlardan beşinin milletvekili olması ve hatta birinin kabinede yer alması iktidarın yargı üzerindeki kontrol ve etkisini tekrar sorgulamamıza yol açmaktadır. Size bir kez daha, zamanaşımının tarihe ve toplumsal belleğe işlemediğini, ve Sivas Katliamı Davası’nın genişletilerek tüm idari ve siyasi sorumluların yargı önünde hesap vermesinin önünün açılması gereğini hatırlatmak isteriz... DİSK 13 Mart’ta görülecek davada adliye önünde olacak ve insanlığa karşı işlenen suçların zamanaşımına uğratılamayacağını, Sivas Katliamı’nın bütün sorumlularının tarih ve vicdanlarda mahkum edildiklerini yüksek sesle haykıracaktır… |
| İŞ CİNAYETLERİNDE SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ: GÜVENCESİZLİK, ORTAÇAĞ KOŞULLARINI DAYATIYOR!..
|
2012’nin ilk gününde Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki askeri silah mühimmat deposunda gerçekleşen patlamada 4 işçi; Şubat ayının sonunda ise Adana'nın Kozan ilçesindeki Gökdere Köprü Barajı Derivasyon Tüneli’nin kapağının patlaması sonucunda 10 işçi hayatını kaybetmişti. Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara Ostim, Elbistan, Tarsus, İstanbul, Kırıkkale ve Adana’dan sonra ortaya çıkan katliam gibi iş kazalarından sonra güvencesizliğin, denetimsizliğin, örgütsüzlüğün bir sonucu olarak ölüm acımasız yüzünü bu kez yeniden İstanbul’da gösterdi. Esenyurt'ta 200 işçinin çalıştığı bir AVM inşaatının şantiyesinde işçilerinin kaldığı çadırda elektrik kontağından çıktığı sanılan yangında ilk belirlemelere göre 11 işçi yaşamını yitirdi… |
| DARBECİLERDEN HESABI EMEKÇİLER SORACAK!
|
Bugün 12 Mart 1971 darbesinin 41. yılındayız. 70’li yıllar tüm dünyada toplumsal/ulusal kurtuluş hareketlerinin ve 68 gençlik hareketinin de etkisiyle işçilerin, emekçilerin mücadelesini yükselttiği bir dönemi ifade etmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tüm kesimlerin demokrasi mücadelesini yükselttiği bu dönem başta ABD olmak üzere emperyalist ülkeleri tedirgin etmiştir. Dünya ezilen halklarının demokrasi ve özgürlük taleplerinin önüne geçmek isteyen emperyalistler, kanlı tezgâhlarında rol alacak yerli işbirlikçileri bulmakta zorlanmamıştır. Bugün 41. yılına girdiğimiz 12 Mart Faşist Darbesi, planlamasını emperyalistlerin yaptığı, yerli işbirlikçilerin hayata geçirdiği kanlı tezgâhların en önemlilerinden birisidir… |
| YAŞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!...
|
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, dünyanın heryerinde olduğu gibi ülkemizde de kadınlar tarafından taleplerin dile getirildiği, özlemlerin haykırıldığı, tepkilerin gösterildiği eylem ve etkinliklere sahne olmaktadır. İnsan hakları konusunda alacağı çok yol olan bizim gibi ülkelerde, kadınların, demokrasi, özgürlük ve adalete ulaşması zor olmaktadır. Erkek egemen güç ilişkilerinin, değerleri ve kuralları belirlediği koşullarda, bir yandan günlük yaşamı üretmek, bir yandan da toplumsal alanda var olmak, ayrı bir mücadele ve çaba gerektirmektedir. İşte, okulda, ailede, toplumda ve günlük yaşamda ayrı tutulma, eşitsiz koşullara itilme, ikincil olma, “töre cinayetleri”yle yaşam hakkını yitirmek kadının yazgısına dönüşmektedir… 2008 yılında yaşanan krizin ağır faturasını kadınlar yüklenmiş durumda. Hızla artan işsizliğin girdabında, en kötü koşullarda çalışma hayatına katılmak zorunda kalan kadınlar, işsizliği de ağır bir biçimde yaşıyor. Kayıtdışı, kuralsız ve güvencesiz çalışma girdabında, nitelikli işlerin kapısı kadınlara kapalı. İstihdam verilerindeki artış kadınların işgücüne katılım biçimindeki eşitsizliğin bir yansıması olarak görülüyor… |
| DİSK DARBELERE, TOTALİTER VE ANTİDEMOKRATİK BÜTÜN YÖNETİMLERE KARŞIDIR!..
|
Bugünlerde DİSK, iktidar/yeni vesayet yanlısı çevrelerin özel çabaları ve saptırmalarıyla 28 Şubat süreciyle ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Gerek darbeler, gerek olağanüstü yönetim biçimleri ve gerekse 28 Şubat sürecine ilişkin görüşlerimizi daha önce defalarca anlattık. İsteyen herkes bu bilgilere kolaylıkla ulaşabilir veya DİSK’ten isteyebilirler. Fakat bunu “bir türlü” anlamak istemeyenler, bariz algılama sorunu olanlar, siyasi iktidarın bahşettiği koltuklarından “bir bilen” pozisyonuna soyunanlar ya da bilemediğimiz yeni bir siyasi manevradan nemalanmak isteyenler konuyu yeniden ısıtıp ısıtıp gündeme taşımaktadırlar. Bu nedenle, yaratılmak istenen kafa karışıklıklarına karşı toplumsal sorumluluğumuzdan dolayı bir kez daha görüşlerimizi özetleyelim… |
| TAKSİM 1 MAYIS MEYDANI’NIN ŞANTİYE OLMASINA, GEZİ PARKI’NIN YOK EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ!
|
Dünyanın en önemli ve tarihi kentlerinden biri olan İstanbul, gözü kâr hırsı ile dönmüş müteahhitlerin şantiyesi haline getiriliyor. Kentin tarihini, dokusunu hiçe sayan bir anlayış, parkları, meydanları, kamusal arazileri, ormanları tahrip ederek, kentin tarihi siluetini yok etmek pahasına kente müdahale ediyor. Neredeyse İstanbul’dan, İstanbul’u var eden, bize ait ne varsa intikam alınmak isteniyor. Kuralsızlık ve amaçsızca yapılan uygulamalar, sorunların daha da artmasına neden oluyor. İstanbul’un geçmişi ile kurduğu bağ kopartılıyor. İşçi sınıfının tarihine, mücadelesine yönelik bu girişime karşı, söz hakkımız var, kullanacağız! DİSK, Taksim 1 Mayıs Meydanı’na sahip çıkma kararlılığındadır. Taksim Meydanı’na yeni bir yasak anlamına gelen bu uygulamaya karşı işçi sınıfının gür sesini Türkiye bir kez daha duyacaktır… |
| “DİNDAR NESİL YETİŞTİRME” AMACI, YASAL DÜZENLEMEYE KAVUŞTURULMAK İSTENİYOR!..
|
222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; AKP iktidarı süresince artış oranı %450’ye ulaşan İmam Hatip Okullarının önünün açılmasını, ILO ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırı olarak çıraklığa başlama yaşının 11’e düşürülerek, çocuk işçiliğini yaygınlaştırmayı, örgün eğitim fiilen 4 yıla indirileceği için özellikle kız çocuklarının geleceklerini karartmayı hedefliyor!.. Bu üç başlık “222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin gerçek niteliğini açıkça göstermektedir. Gerek içeriği, gerek hazırlanış biçimiyle bu kanun teklifi, Türkiye’nin insani, toplumsal ve ekonomik gelişmesini tehlikeye atmakta ve tüm çocuklarımız açısından ciddi riskler oluşturmaktadır... |
| EMEK ÖRGÜTLERİNE BASKILAR DEVAM EDİYOR! HUKUKSUZ VE KEYFİ GÖZALTILARA SON VERİLMELİDİR!
|
4688 sayılı yasaya karşı etkin eylem kararı alan ve 8 Mart çalışmalarını örgütleyen KESK, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaşıyor. 13 Ocak’ta genel merkez binası basılarak çalışanlarının ve bazı üyelerinin gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından bir ay sonra bugün KESK merkezi ve KESK’e bağlı SES ile TÜM BEL-SEN sendikalarının genel merkezleri yeniden basıldı. KESK MYK üyesi ve Kadın Sekreteri Canan Çalağan, SES Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun ve Tüm Bel-Sen Kadın Sekreteri Güler Elveren’le birlikte toplam 15 KESK üyesinin 2009’dan beri süren bir soruşturma gerekçe gösterilerek üç yıl sonra gözaltına alınmaları oldukça manidardır... |
| TÜRK-İŞ YÖNETİMİ BAŞBAKAN İLE NEYİN PAZARLIĞINI YAPTIĞINI AÇIKLAMALIDIR!
|
Türkiye demokrasi tarihi açısından karanlık bir dönemden geçiyoruz. 12 Eylül askeri darbesinin gölgesinde, konfederasyonumuz DİSK’e ve işçi sınıfının iradesine ket vurarak, işçileri örgütsüz bırakan, yalnızlığa ve çaresizliğe sürükleyen faşizan ruh kendisini bir kez daha ortaya koyuyor. Darbe günlerinde 12 Eylül’ün kudretli faşist generalleri ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu TİSK ile işbirliği yapan ve 12 Eylül cunta hükümetine genel sekreterini bakan veren TÜRK-İŞ konfederasyonu, bir kez daha kapalı kapılar ardında, işçi sınıfının örgütlenme özgürlüğünü pazarlık konusu yaparak bir ihanete daha imza atıyor... |
| SENDİKAL HAKLARIMIZ ÇİĞNENEMEZ, DİSK ENGELLENEMEZ!
|
Bilindiği gibi, Türkiye' deki toplu sözleşme düzeni ve sendikal özgürlükler alanını düzenleyen yeni bir yasanın 'toplu iş ilişkileri yasa tasarısı' adı altında bakanlar kurulunca TBMM' ye gönderildiği açıklandı. Çalışma Bakanı bu yasa tasarısının ülkemizdeki yasaklı ve baskıcı sendikal düzeni sona erdireceğini iddia etti. Bu anlamda Türkiye' nin toplumsal değişim ve demokrasi tarihi açısından, son derece önemli bir dönemeçte bulunuyoruz. Özgürlükçü ve değişimci görünen; ancak aslında 12 Eylül’ün, yani darbecilerin karanlığını bugün iyice perçinlemek isteyen bir anlayış, ne yazık ki sendikal haklar alanında Türkiye’yi bir kaosun eşiğine getirmiştir. |
| AKP İKTİDARI, EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİNE YÖNELİK GÖZALTI VE BASKILARA DEVAM EDİYOR!
|
Daha önce genel merkez binası basılıp kimi yöneticileri gözaltına alınan kamu emekçilerinin etkin örgütü KESK, önümüzdeki günlerde 4688 sayılı yasaya karşı eylem kararı almışken, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaştı. 27 Aralık’ta “Anayasa Uzlaşma Komisyonu”nun ziyaret ettiği KESK Genel merkezi’ne bu sabah saatlarinde de İstanbul Özel Yetkili Savcılığı’nın talimatıyla, Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM ekipleri gelerek, genel merkez genelinde arama yapmak istedi. KESK yöneticileri bu karara itiraz ederek sadece gözaltına alınan KESK uzmanının çalışma odasında arama yapılabileceğini söylediler. Siyasi iktidarın bu saldırısı sadece KESK’e yönelik değil, bütün emek ve demokrasi güçlerine yöneliktir. |
| İŞ KAZALARI, “İŞ CİNAYETİ” NİTELİĞİNİ KORUYARAK YENİ YILDA DA HIZ KESMEDEN SÜRÜYOR!..
|
2012’nin ilk gününde Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki askeri silah mühimmat deposunda gerçekleşen patlamada 4 işçi yaşamını yitirdi. Ülkemizde iş kazaları, “iş cinayeti” niteliğini koruyarak hızını kesmeden sürüyor… Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ostim, Elbistan ve İstanbul’da ortaya çıkan katliam gibi iş kazalarından sonra ölüm acımasız yüzünü bu kez askeri mühimmat deposunda gösterdi. Özel sektör ve kayıtdışında işçi sağlığı ve güvenliği sisteminin çökmüş olduğunu söylüyorduk. Bu durum kamuda da kendini ciddi olarak hissettirmeye başladı… |
| SAVAŞ CİNAYETTİR!.. SİVİL HALKA YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUZ!..
|
Kürt sorununun demokratik çözüme kavuşturulması, çatışmaların ve şiddetin son bulması, yeni ölümlerin ve gözyaşlarının bu ülkeyi dönüşü zor bir ayrımcılığa sürükleyeceğini, ancak birarada eşit ve özgür bir yaşamın temellerinin atılmasıyla ülkemizin esenliğe kavuşacağını her fırsatta dile getiriyoruz. Fakat, yaşanılan gelişmeler çatıma ve şiddet ortamının gittikçe yayılması yönünde gelişmektedir. Bir yandan yeni anayasa tartışmalarını sürdürmeye çalışan hükümet, diğer taraftan da irrasyonel politikalarla birarada yaşama umudunu söndüren uygulamaları pervasızca sürdürmektedir… |
| ÖLÜM MADENLERDE ÇALIŞANI YAKALIYOR!..
|
Sendikamız Dev Maden-Sen’in 0cak-Aralık 2011 tarihleri arasında yaptığı araştırma sonucu madencilik sektöründe meydana gelen kaza sayısı 111, ölümlü kaza 75, kazalarda ölen 87 ve yaralananların sayısı ise 247 oldu. Böylece son 5 yılda toplam 400 madenci madenlerde yaşamını yitirdi. Son 5 yılda ortaya çıkan tablo ürkütücüdür. Madencilik sektöründe taşeronlaşma ve güvencesiz çalışma koşulları mesleki eğitim ve birikimi yok etmiş, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini de nerdeyse tamamen ortadan kaldırmıştır. Yıllardır bu konularda çalışma yapan, sorunlara dikkat çeken sendikalar, meslek odaları ve birliklerinin uyarılarını dikkate almayan anlayışların iş sağlığı ve güvenliği alanında ciddi adımlar atabilmesi mümkün müdür? Kanla, ölümle, hastalıklarla, sakat kalmalarla yapılan üretimin kalkınmayla, gelişmeyle ne ilgisi bulunmaktadır? |
| İŞİN ÇİVİSİNİ ÇIKARTTILAR!..
|
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği açılışında yaptığı konuşmayla ilgili açıklaması... |
| YOKSULLUĞUN VE SEFALETİN RESMİ ADI: Asgari Ücret Tespit Komisyonu!
|
2012 yılı için asgari ücretin tespitine yönelik çalışmalar başladı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu adı verilen yapı, işçi sınıfının örgütlü kesimlerini bile kapsamaktan uzaktır. İşveren, hükümet ve TÜRK-İŞ temsilcilerinin eşit oranda temsiline dayanan komisyon bir kez daha Türkiye’de insanların boğazından geçecek olan lokmaların sayısını belirlemeye çalışacaktır. İşçi sınıfının önemli kısmının örgütsüz olduğu, örgütlü olanların grev yasakları, uzun toplu sözleşme ve yargı süreçleri nedeniyle sendikal haklarını yeterince kullanamadıkları, 12 Eylül yasalarının gölgesinde gerçekleştirilen bu toplantılardan emekçiler lehine bir sonuç beklemek ne yazık ki mümkün görünmemektedir... |
| SUSTURULMAK İSTENEN KESK’İN EMEK VE DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR!..
|
28 Kasım Pazartesi günü, son zamanlarda sıklıkla ifade ettiğimiz ve giderek artmaya devam eden baskı ve korku imparatorluğu uygulamalarının bir örneği daha İzmir‘de hayata geçirilmiştir. İzmir‘de KCK ile ilişkilendirilerek KESK üyelerine yönelik olarak gerçekleştirilen operasyonlar sonrası açılan davada, aralarında KESK Genel Başkanı Lami Özgen‘in de bulunduğu 25 KESK üyesine 6‘şar yıl 3‘er ay hapis cezası verilmiştir... |
| HALKI DÜŞÜNMEDİĞİNİZ ORTADA... PEKİ SİZ KİMLERİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
|
Vicdanın ve adalet duygusunun köreltilmesinin bizzat yöneticiler tarafından kışkırtıldığı bir ülkede yaşadığımız hayal kırıklıkları artık yerini “hayat kırıklıkları”na bıraktı. 600 yurttaşımızı yitirdiğimiz 7.2’lik depremin ardından Van’da meydana gelen 5.6’lık ikinci bir depremde şu ana kadar 12 yurttaşımız yaşamını kaybetti. Van depremi için yardıma gelen ve kendi ülkesinde 8 şiddetindeki depremlerde dahi can kaybı yaşanmayan Japon doktor Atsushi Miyazaki’yi 5.6’yla “öldürmeyi başaran” bir ülke olma ünvanını kazandık. Yetmedi!. Doğal afetlere, iş kazalarına “hükmedemeyenler”, yurttaşlarını susturma konusunda “hüküm-et” olduklarını kanıtlamaktan geri kalmadıklarını bir kez daha gösterdiler… |
| PERVASIZLIĞIN VE “İŞÇİ DÜŞMANLIĞI”NIN BU KADARINA DA “PES” DOĞRUSU!..
|
İŞKUR’un açıklanan 2011-2015 Stratejik Planı’na göre, işsiz kalanlara verilen işsizlik ödeneğinin ortalama 5 aya düşürülmesinin hedeflediği görülmüştür. İşsizlik Sigortası Fonu, çalışırken işsiz kalmış insanların yoksullaşmalarının önüne bir nebze de olsa geçmeyi sağlamaya çalışmak üzere oluşturulmuştur. Fakat İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanma koşulları oldukça ağırdır. Bu koşulları yerine getirebilmek için çalışanların uygun, düzenli ve kayıtlı işlerde çalışmaları gerekmektedir. Ama gelinen aşamada fonun kendi amacı doğrultusunda kullanılması bir yana, daha fazla sermaye çevrelerine kaynak aktarmaya dönük bir plan yapıldığı görülmektedir… |
| TÜRKİYE AKP ELİYLE NEREYE SÜRÜKLENİYOR?..
|
DİSK Yönetim Kurulu, Türkiye’deki son gündem konularını değerlendirmek üzere 3 Kasım’da DİSK Genel Merkezi’nde toplandı. Ekonomik yapılanış, demokratik hak ve özgürlükler konusunda ülkemizdeki gelişmelerin endişe verici boyutlara ulaştığı görüşüne sahip olan DİSK Yönetim Kurulu, değerlendirme ve kaygılarını şöyle sıraladı: AKP siyasetinde bugün çok daha bariz olarak ortaya çıkan değişim/keskinleşme sinyalleri esas olarak 12 Haziran 2011 seçimlerinde ortaya çıkmış ve DİSK bu kaygısını kamuoyuyla her fırsatta paylaşmıştır... |
| VAN'DA DEPREM!.. ACIMIZ SONSUZ, İÇİMİZ BURUK!..
|
Deprem kuşağında yer alan Türkiye’de deprem öncesi önlemler almak yerine hala deprem sonrasının tartışılıyor olması, onca acı ve yıkımlara karşın kayda değer hiçbir önlemin alınmaması, deprem sonrası çalışmaların büyük bir amatörlükle ilerlemesi, yurttaşların doğanın gücü karşısında aciz bırakılması affedilir değildir. Kendisi gerek doğal afetler ve gerekse şehircilik ve yapılaşmanın insan hayatındaki önemi konusunda bilinçli olmayan bir devlet yurttaşlarını bu konuda nasıl bilinçlendirebilir? Durumun vahameti bir kez daha büyük bir acıyla ortada durmaktadır. Tehlike geçmiş değildir ve ülkemizin büyük bir bölümünde milyonlarca insan risk altında yaşamaya devam etmektedir… |
| DİSK: TARİFSİZ BİR ÜZÜNTÜYLE ACI İÇİNDEYİZ! ÖLÜMLERE, SAVAŞA VE ANALARIN ACISINA DERHAL SON VERİN!
|
Dün geceden beri devam eden çatışmalarda 24 askerin yaşamını kaybettiği ve ölümlerin artabileceği haberleri bir kez daha yüreğimizi büyük bir acıyla sarsıyor. Tarifsiz bir üzüntüyle acı içindeyiz. Gencecik insanlar bir kez daha yaşamlarının baharında toprağa düştü. Ailelerinin yürek yakan acısını anlamaya ve anlatmaya çalışmak mümkün değil. Toplumda barış çağrıları arttıkça, Kürt sorununun demokratik çözümünden yana acil adımlar atılması gerektiği söylendikçe, buna ters orantılı olarak, özel birliklerin sayısının artırılması, operasyonların büyütülmesi, seçilmişlerin yaygın şekilde gözaltına alınması, çatışmaların daha yüksek ölümlere yol açacak biçimde yayılması gibi, çatışma konsepti gittikçe geliştiriliyor… |
| DİSK, İŞÇİ SINIFININ SIKIŞTIRILMAK İSTENDİĞİ YENİ CENDEREYE KARŞI SESSİZ KALMAYACAKTIR!
|
Konfederasyonumuz, sendikal hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için katıldığı bu zeminde, “değişiklik” adı altında yeni bir hukuksuzluğun dayatıldığı bir sürecin parçası olmayacaktır. ILO sözleşmelerine, Avrupa Sosyal Şartı’na ve ülkemiz sendikal hareketinin ihtiyaçlarına uymayan Sendikalar Yasa Tasarısı hükümleriyle Toplu İş Sözleşmesi Yasa Tasarısı’nı kesinlikle yetersiz görmekteyiz. Bu şartlarda 19 Ekim 2011 günü yapılması planlanan üçlü Danışma Kuruluna katılmamızın da bir yararı kalmamıştır... |
| KÖTÜ İDARENİN FATURASI ZAMLARLA HALKA ÖDETTİRİLİYOR!..
|
61. Hükümet giderek kötüleşen ekonominin faturasını zamlar ve vergi artışları ile yine halka kesmektedir. Büyüme rakamlarına bakıldığında Dünya’da ekonomik krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alan Türkiye, kriz sonrasında hızlı bir artış gösteren büyüme oranlarının gölgesinde giderek artan cari açığı karşılama sorunu ile yüz yüzedir. Bununla birlikte kriz sonrası yaşanan kontrolsüz büyümenin ortaya çıkarttığı olumsuz fatura yine halkın üzerine yıkmaya çalışılmaktadır… |
| İŞÇİ SINIFI “SABIRLA” UYARI GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEKTEDİR!
|
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Kıdem Tazminatı, Torba Yasa ve Özel İstihdam Büroları’na ilişkin DİSK’in görüşlerini TBMM Başkanlığı’na, TBMM’de grubu bulunan partilere iletmek üzere Meclis önünde yaptığı basın açıklaması... |
| SENDİKA KAPATMALAR DEVAM EDİYOR!
|
2008 Mayıs ayından bu yana devam eden ve Öğrenci Gençlik Sendikası GENÇ-SEN’’in kapatılması talebiyle İstanbul Valiliği tarafından açılan dava “kapatma kararı”yla sonuçlandı.
|
| KIDEM TAZMİNATINDAN ÖNCE, SENDİKAL ÖRGÜTLENME VE İŞ GÜVENCESİNDE AVUSTURYA MODELİNİ ÖRNEK ALIN!..
|
Seçimden çoğunluk partisi olarak çıkan AKP hükümeti, ekonomik büyüme, istihdam ve işşizlikle ilgili yeni stratejisini hazırlayarak çalışanlara dönük çok kapsamlı bir saldırıya hazırlanıyor. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın bir gazeteye verdiği mülakatta Kıdem Tazminatının kaldırılacağı ve Kişisel Tazminat hesabının getirileceği; Hükümetin önümüzdeki dönemde kurulacak yeni sistemin ana hatlarını netleştirdiğini ve dünyada da Avusturya Modeli olarak bilinen sistemin tercih edildiğini ifade etmiştir. Ayrıca çalışanların %7’sinin Kıdem Tazminatını alabildiğini söyleyen Bakan bu konuda da gerçekleri ifade etmemektedir. Kıdem Tazminatı işten çıkarılma sonucu ortaya çıkan bir haktır. Böyle bir durumda, kayıtlı ekonomide %90 kıdem tazminatları bir şekilde tahsil edilmektedir. Sadece %10 iflas, konkordato gibi durumlara sorun ortaya çıkmaktadır. Burdaki hak kayıplarını giderecek etkin önlemler alınmalıdır. Ayrıca kayıtdışı ekonomi üzerine kararlı politikalarla gidildiğinde Bakanın ifade etmeye çalıştığı gerçek de ortadan kalkacaktır… |
| 12 EYLÜL’DE GÜLEN’LER 12 EYLÜL’Ü SÜRDÜRÜYOR!..
|
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, 12 Eylül’ün 31. yılında Taksim’de yapılan protesto eyleminde yaptığı konuşma: "Hesap sorulmayan 12 Eylül anlayışı demokrasi ve özgürlüklerin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir!.." |
| DİSK-KESK-TMMOB-TTB’den ortak açıklama: 12 EYLÜL AKP İLE SÜRÜYOR!..
|
12 Eylül askeri faşist darbesinin üzerinden 31 yıl geçti. Fakat 12 Eylül hukuku hâlâ geçerlidir, hâlâ güncelliğini korumaktadır, 12 Eylül Anayasası temel hükümleriyle hâlâ yürürlüktedir. 12 Eylül yöneticileri tarafından çıkarılan yasalar ve kurumlar da bugün yürürlüktedir. Bizzat darbeciler tarafından hazırlanan çalışma yasalarının 31 yıldır geçerliliğini koruyor. 12 Eylül’ün siyasi, sosyal ve ideolojik sonuçları da hâlâ geçerlidir. Bugün insan haklarından, Kürt sorununa, sendikal hakların ayaklar altına alınmasından adalet mekanizmasına, basın yayın araçlarındaki sansürden üniversite özerkliğinin yok edilmesine, şovenizmin yaygınlaşmasından militarizm övgüsüne… ve krizi hızlandıran ekonomik politikalara kadar hayatımızı karartan bütün uygulamaların kökeninde 12 Eylül’de çizilen toplumu yeniden biçimlendirme projesi vardır. Bu projenin sonuçları kendisini bugün her alanda yozlaşma, çürüme, çözümsüzlük olarak göstermektedir... |
| “CİNAYETLER ARTIYOR... ÖLDÜRÜLMEK İÇİN KADIN OLMAK YETERLİ!”
|
DİSK Kadın Komisyonu'nun son dönemde artan kadın cinayetlerine ilişkin basın açıklaması: Kadınlar öldürülüyor. Bunu söylemekten dilimizde tüy bitti; kadınlar hayatlarındaki en yakın erkek tanıdıkları tarafından öldürülüyor. Kadınlar, anne, eş, kızkardeş oldukları için ya da “aile” bütünlüğünde bir problem olduğu için değil, KADIN oldukları için öldürülüyor. Yani, öldürülmek için kadın olmak yeterli! |
| MADIMAK KATLİAMI UNUTULMAYACAK!
|
2 Temmuz 1993'de gerici, faşist güçlerin planlı bir organizasyonuyla Sivas'ta "Pir Sultan Kültür Etkinlikleri"ne katılanlardan 35 aydın, sanatçı, yazar, kadın, genç, her şeyden önce insan, Madımak Oteli'nde yakılarak katledildiler. Sivas Katliamı bugün hâlâ toplumun vicdanında kanayan bir yara olarak duruyor! Geçmişi kapatmaya ve unutturmaya çalışmakla değil, onunla yüzleşerek toplumsal barışı sağlayabileceğimiz unutulmamalıdır. İnsanlık düşmanı gericiliği ve ırkçılığı, Madımak katliamına yol açan siyasal eğilimleri bir kez daha kınıyor, yitirdiğimiz canları 18 yıl sonra aynı duygularla anıyoruz. |
| TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜN ACI SINIRI: HOPA’DA EMEKLİ ÖĞRETMEN METİN LOKUMCU ÖLDÜRÜLDÜ!
|
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın miting yapacağı Hopa Meydanı’nda AKP Hükümeti’nin politikalarını demokratik haklarını kullanarak protesto etmek üzere yüzlerce Hopalı bir araya geldi. Çay üreticileri, sorunlarını dinlemeyen Başbakan’ı Hopa’da istemediklerini söylediler ve çay fiyatlarının bir an önce açıklanmasını talep ettiler. Aynı zamanda HES’lere tepki gösteren Hopalılar, "Çayımıza, fındığımıza, derelerimize, suyumuza sahip çıkacağız" dediler. Fakat, “ileri demokrasi” edebiyatına sarılanlar bulundukları alanda farklı bir sese tahammül göstermeyerek, demokratik haklarını kullanan Hopalıların dağıtılmasını buyurdular. Cop, kalkan, panzer, gaz bombaları eşliğinde alışık oldukları “orantısızlığı” bir kez daha sergileyerek ilçeyi savaş alanına çevirdiler. Emekli öğretmen Metin Lokumcu, atılan gaz bombaları sonucunda hayatını kaybetti… |
| SEÇİM SÜRECİNE İLİŞKİN DİSK-KESK-TMMOB-TTB'NİN ORTAK AÇIKLAMASI...
|
12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak genel seçimlere birkaç hafta kaldı. Seçimlere yaklaştıkça seçim atmosferinden kaynaklı olarak siyasal partiler arasında gerginlikler olabilir. Ancak yaşadıklarımız bunun çok ötesindedir. İktidar partisi devlet olanaklarını kullanarak, tek başına Anayasayı değiştirecek parlamento çoğunluğuna ulaşmak ihtirasıyla her türlü antidemokratik uygulamada sınır tanımıyor… |
| 1 MAYIS 2011 AÇIŞ KONUŞMASI
|
1 Mayıs Düzenleme Komitesi Başkanı ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı İsmail Yurtseven’in 1 Mayıs 2011 kutlamalarında yaptığı açış konuşması... |
| 77 1 Mayıs katliamı aydınlatılsın!
|
DİSK GENEL BAŞKAN YARDIMCISI İSMAİL YURTSEVEN’İN, “1977 1 MAYIS KATLİAMININ, FAİLİ MEÇUL VE SİYASİ CİNAYETLERİN AYDINLATILMASI İÇİN 1 MAYIS’TA TAKSİM’DEYİZ” TEMASIYLA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ŞİŞLİ-TAKSİM YÜRÜYÜŞÜ SONRASINDA YAPTIĞI BASIN AÇIKLAMASI... |
| TEPKİLERE RAĞMEN MECLİS’TEN GEÇİRİLEN TORBA YASA YENİ SALDIRILARA ZEMİN HAZIRLIYOR!
|
DİSK, kamuoyunda Torba Yasa ismi ile bilinen ve 29 Kasım 2010 tarihinde ilgili komisyona sunulan “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” içerisinde yer alan emek düşmanı kimi düzenlemelere dair, ilk günden itibaren kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışmış, kimi emek örgütlerinin suskunluğuna rağmen, mücadeleyi ortaklaştırmak ve büyütmek adına önemli bir çaba göstermiştir. TBMM Genel Kurul görüşmeleri sürecinde DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi emek örgütleri olarak, TBMM önünde, yasa ile ilgili protesto hakkımız, gaz bombaları ve joplarla engellenmek istemiştir. Ancak kamuoyu bu eylem ile emek örgütlerinin sesine biraz daha kulak vermek durumunda kalmıştır. Fakat sonuç olarak Torba Yasa dün TBMM Genel Kurulu’ndan geçmiştir… |
| KURALSIZ, GÜVENCESİZ VE SENDİKAL HAKLARDAN YOKSUNLUK İŞ CİNAYETLERİNİ ARTIRMAKTADIR!
|
Dün Başkent’te yaşanan iki ayrı olay Türkiye gündemine damgasını vurdu. Birincisi, emek ve meslek örgütlerinin demokratik haklarını kullanarak “Torba Yasa”yı protesto etmek istemelerinin polis gücüyle ve zor kullanılarak dağıtılmasıydı. İkinci olay ise, esasında iş güvenliğinden yoksun, kuralsızlığın had safhada olduğu ülkemizde, Torba Yasa’nın daha yasalaşmadan nelere yol açabileceğinin bir göstergesiydi. Ankara Ostim Sanayi Sitesi’nde bulunan iki işyerinde meydana gelen iki ayrı patlamada 18 işçi hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı. İş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya ikincisi; sendikal hak ve özgürlükler konusunda da ILO’nun kara listesinde olan bir ülkeden başka hangi sonucu bekliyorsunuz ki? |
| HERKES ANORMAL, BİR AKP NORMAL !
|
Öğrencileri dövmek, sendikacıları coplamak, gazetecileri tutuklamak, ressamlara dava açmak, hepsi normal. Kendisine Bülent Ortaçgil’in şarkısıyla cevap vermek istiyorum... "Vali Dedi Gayet Normal! Biri anlatsın hemen nedir bu normal? Galiba herkes anormal bir AKP normal!"
|
| TORBA YASA HAKKINDA GÖRÜŞLERİMİZ...
|
Torba yasa ile yapılan düzenlemelerle, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerin (gizli işsizlerin) sayısı artacak, yarı zamanlı ve geçici çalışma yaygınlaşacaktır. Bu tasarı ile insan onuruna yaraşır nitelikli ve güvenceli işler yaratmayı bir hedef olarak koymak yerine, esnek çalışma biçimlerini yaygınlaştırmaya ve gençlerin sömürüsünün yaygınlaştırılmasına çalışılmaktadır... Konfederasyonumuz, işsizlik fonunun sermaye için seferber edilmesine, gençlerin daha fazla sömürüsüne, esneklik dayatmalarına, taşeronlaşmaya, asgari ücret sefaletine karşı torba yasada yer alan bu hükümlerin, sosyal adalet ilkesi ve insan onuruna yaraşır iş kavramı ile çelişkili olduğundan hareketle derhal geri çekilmesini talep etmektedir. |
|
 |
|
ETKİNLİK TAKVİMİ |
|
Mayıs 2013 |
|
Pt |
Sa |
Ça |
Pe |
Cu |
Ct |
Pz |
| | |
1
|
2
|
3
|
4
|
5
|
|
6
|
7
|
8
|
9
|
10
|
11
|
12
|
|
13
|
14
|
15
|
16
|
17
|
18
|
19
|
|
20
|
21
|
22
|
23
|
24
|
25
|
26
|
|
27
|
28
|
29
|
30
|
31
|
|
|
| |
|
|