e-Mail Grubu

Banner 4

Banner 3

Banner 2

Başlık TEKEL İŞÇİLERİNİN DİRENİŞİ, DAYANIŞMA VE DİSK’İN TAVRI...

Siyasi iktidarın sendikal hak ve özgürlük ihlallerine karşı 2 aydır devam eden ve 8. haftaya giren oturma eylemimiz devam ediyor.

 

10 Şubat 2010 Çarşamba günü başta İstanbul Gezi Parkı olmak üzere DİSK’in temsilciliklerinin bulunduğu bölgelerde temsilciliklerin belirlediği alanlarda yapılan oturma eylemlerinin bu haftaki gündemi sınıf kardeşlerimiz TEKEL işçilerinin direnişleriyle dayanışma oldu.

 

DİSK, KESK, emek ve meslek örgütlerinin katıldığı, 10 Şubat 2010 Çarşamba günü Saat: 12:00’de Taksim Gezi Parkı’nda yapılan oturma eyleminde DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, “TEKEL İŞÇİLERİNİN DİRENİŞİ, DAYANIŞMA VE DİSK’İN TAVRI” konulu bir basın açıklaması yaptı.

 

Çelebi’nin açıklaması şöyle:

 

 

Sayın basın emekçileri, değerli mücadele arkadaşlarım. Bugün yeniden buradayız…

 

7 haftadır burada toplanıyor ve sendikal hak ve özgürlüklerimiz için bir saatlik oturma eylemini gerçekleştiriyoruz…

 

Bu 7 haftalık sürede başta Gezi Parkı’nda yapılan bu eylemimiz, sendikal hak ve özgürlükler alanında tam bir serbest kürsüye, işçi ve emekçi ve emekli kürsüsüne dönüştürüldü…

 

Gün geldi, işten atılan işçiler konuştu, gün geldi direnişçi işçiler konuştu, gün geldi tutuklanan sendikacılara değinildi, gün geldi geciken adalet protesto edildi…

 

Ama bugün Ankara merkezli tüm yurtta büyük bir işçi hareketi, direnişi yaşanıyor. TEKEL İŞÇİLERİNİN direnişi… Bu konuda DİSK olarak görüşlerimizi sizlerle paylaşmak isteriz.

 

Sayın basın emekçileri, değerli mücadele arkadaşlarım

 

Tekel direnişi olanca kararlılığı ile devam ediyor. Tekel direnişi sonuna kadar haklı, meşru ve demokratik bir eylemdir.

 

Öncelikle TEKEL İŞÇİLERİNİ ve onların sendikal örgütü Tek Gıda-İş Sendikası’nı kutluyoruz. Çünkü mücadeleyi, dayanışmayı, fedakarlığı, işçi sınıfı titizliği ve kolektif davranış bütünlüğünü toplumun gündemine yerleştiriyorlar.

 

İşte sırf bu nedenlerle bile olsa “toplumun vicdanı” bir eylem olarak toplumsal mücadeledeki yerini alıyor…

 

Tekel işçileri DİSK üyesi değil, başka bir konfederasyonun üyesidirler… Başka bir konfederasyonun üyesi olmaları zaman zaman eylem biçim ve önerilerinde bizlerin görüşlerinin tam olarak yansımasına engel olsa da bu direnişin en önlerinde ve sınıf kardeşlerimizle dayanışma ruhuyla yer almak bizler için bir onur vesilesi olmuştur.

 

Mücadele sürmektedir, bundan sonra da TEKEL İŞÇİLERİNİN ve sendikalarının belirledikleri “mücadelenin içinde ve disiplini altında” yanlarında yer almak boynumuzun borcudur.

 

Başta siyasal iktidar olmak üzere “bazı çevreler” tarafından bir karalama, geldiği sınıfa ihanet edenler tarafından bir küçümseme, kraldan daha kralcı olanlar tarafından ise sulandırma kampanyası başlatılmıştır. Hiçbir karalama, küçümseme, sulandırma bu direniş gerçeğini gizleyemeyecektir.

 

DİSK olarak bu mücadeleyi küçümseme ve sulandırma girişimleri karşısında “konuşması gerekenlerinin sustuğu” noktada da artık sessiz kalamayacağımızın bilinmesini isteriz.

 

Mücadelenin başarıya ulaşmasında diyalog ve görüşmelerin önemini bilmekteyiz, ancak diyalog veya mücadele yöntemleri konusunda farklılıklar olacağının da herkesçe bilinmesini isteriz.

 

Üyesi bulundukları konfederasyonun değerlendirmeleri, mücadele yöntemleri ve ilişkileri bizlerin dikkate almamız gereken gerçekliklerdir. Buna saygı duyuyoruz. Bu süreçte konumumuzun, bu mücadelenin başarıya ulaşmasında destek ve dayanışma olduğunun bilincindeyiz.

 

Ancak siyasal iktidarın ve özellikle Başbakan ve konuyla direkt ilgili sayın devlet bakanının açıklamaları karşısında suskunluğumuzu koruyamayacağız.

 

Tam bir ideolojik saldırı başlatmışlardır. Özelleştirmeci, serbest piyasacı ve sermayenin taleplerini savunan bir saldırı içindedirler. Yaptıkları özelleştirmelerin sonucunu saklamak, “sosyal devleti” şirketleri gibi, çalışanları ise “şirket”in sırtındaki yük gibi görmek ideolojik davranmamak mıdır?

 

Yapılan sermayenin ideolojik saldırısı değil midir? Özel şirketleri kollamalar, ABD şirketlerini kayırmalar, tütün üretimini yasaklamalar, sadece kendi dönemlerinde yapılan yüzlerce özelleştirme ile onbinlerce işçiyi kapı önüne koyanlar, bu paralarla tek bir istihdama yönelik yatırım yapmayanlar, saymakla bitmeyecek bu davranışlar sermayenin çıkarları için, kendi ideolojik görüşlerinin saldırıları değil midir?

 

Evet siyasal iktidarın bu sermaye lehine ideolojik saldırılarına karşı işçilerin kendi hak ve çıkarlarını savunmaları, kazanılmış haklarını savunmaları için “ideolojik davranış” sözü ediliyorsa doğrudur. İdeolojik davranıyoruz. Çünkü sizin saldırılarınız da ideolojiktir.

 

Gelelim işe “şeytan” karışma meselesine… Ne zamandan beri işçilerin temek hak ve çıkarları için mücadeleleri, ekmek mücadeleleri, şeytanlara, hurafelere teslim ediliyor? Şu “şeytanlar” kimlermiş bakan bey bir açıklasın bakalım…

 

TBMM’de bulunan 3 muhalefet partisinin yönetici ve milletvekilleri mi kastedilmektedir? Milyonlarca işçi ve emekçiyi bünyesinde bulunduran emek ve meslek örgütleri yöneticileri ve üyelerini mi kastetmektedir? Parlemento dışında bulunan partiler mi kastedilmektedir? Tekel işçilerinin sıkıntılarını ve gerçekleri gündemlerine alan gazeteciler mi kastedilmektedir? Türkiye’yi yurt içinde ve dışında temsil eden yazarlarımız, çizerlerimiz ve akademisyenlerimiz mi kastedilmektedir? Türkiye’nin dinlediği sanatçılarımızın ziyaretleri mi “şeytani bir iş”tir?

 

Kimdir bu “şeytanlar”?

 

Bakan ya bu açıklamalarını aydınlığa kavuşturmalı ya da başta Tekel işçileri olmak üzere Türkiye halkından özür dileyerek tüm görevlerinden istifa etmeli, kendi şeytanıyla baş başa yaşamalıdır.

 

Hayır sayın bakan hayır... Böyle sözlerle onbinlerce Tekel işçisi ve ailesini, milyonlarca işçi ve emekçiyi küçümseyemezsin, suçlayamazsın… Suçlu aranıyorsa aynaya bakmaları yeterlidir. Belki şeytan aynada gizlidir.

 

Bu ideolojik davranma ve işe “şeytan” karıştırmaları iyi biliriz. 40 yıllı aşkın mücadele tarihimizde ne zaman haklı bir talepte bulunsak o zamanın suçlama modası ne ise hemen onun yaftaları yapıştırılmıştır. Bir dönem “allahsız-kitapsız” olursun, bir dönem “komünist” olursun, bir dönem “PKK’lı” olursun, bir dönem “şeytan” olursun…

 

İşte TEKEL İŞÇİLERİNİN mücadelesi bu doğrunun bugünkü şartlardaki dışa vurumudur. Tarihteki hak ettikleri yeri almışlardır, gerisi buza yazılmış sözdür. Bu toplum ve tarih çok “şeytan yalanları” dinlemiştir.

 

Koro halinde emek saflarına saldırmalarının nedeni, Tekel işçilerini tek başlarına yalnız bırakmaktır. Her koyunun kendi bacağından asılmasını istiyorlar.. Onlara göre dayanışmak suçtur! Onlara göre destek vermek suçtur. Onlara göre ekmeği, çayı, sigarayı paylaşmak suçtur. Öğrencilerin cep harçlıklarıyla işçilere şeker götürmesi suçtur. Onlara göre hak aramak, hakkını istemek suçtur. Onlar her şeye hükmedebilmek için kendileri dışında bir güç görmek istemiyorlar ve çünkü bütün bu dayanışma eylemleri güç verir, direnmeyi yükseltir.

 

Biliyorsunuz, 6 konfederasyon Tekel direnişi konusunda ortak davranma kararı aldı ve Hükümetle görüşme talebimiz Türk-İş tarafından sayın Başbakan’a iletildi. Fakat sayın Başbakan özellikle 6 konfederasyonla birlikte görüşmekten kaçınıyor ve sadece Türk-İş’le görüşeceğini söylüyor.

 

Bunu neden istiyor sayın Başbakan? Çünkü kendilerinin dışında örgütlü davranışlara tahammül edemediği için 6 konfederasyonla bir arada görüşmekten kaçınmaktadır. Çünkü Başbakan çözüm değil, hâlâ “dayatma” peşindedir.

 

Bizlerin görüşmeye katılmak istememizin tek nedeni ise Tekel işçilerinin yaşadığı haksızlığın son bulması ve haklarını almalarıdır. Yani sorunun çözülmesidir.

 

Sayın basın emekçileri, mücadele arkadaşlarım,

TEKEL işçilerinin mücadelesinin yalnızlaştırılmasına müsaade etmeyelim, etmeyeceğiz. TEKEL işçileri ve sendikaları direndikçe DİSK olarak onları yalnız bırakmayacağız. Hep yanlarında olacağız. Bu direniş, bütün emekçi halka bir mesaj veriyor: “Birlik-Mücadele-Dayanışma”...

 

Bugün buradan Tekel işçilerinin mücadelesini selamlıyoruz, yarın tüm ülkede akşam saat 18:00’de meşaleleri yürüyüşler yaparak desteğimizi sürdüreceğiz…12 Şubat Cuma günü ise Ankara’da 6 konfederasyon tekrar bir araya geleceğiz. Tekel işçilerinin haklarını almaları için, kuralsız çalışmanın Türkiye’de kural haline getirilmemesi için ne gerekirse yapacak, etkin ve yaygın eylemleri gerçekleştirmek için harekete geçeceğiz. 

 

Tekel işçileriyle dayanışmak için ne yapabilirim diyenlere buradan bir çağrım var: Yakanıza, evinize, arabanıza, camlarınıza siyah kurdeleler asın.. Bugün aşı için, işi için, geleceği için direnen Tekel işçisinin alnında sembolleşen siyah bantları her yere yayalım...

Ben DİSK Genel Başkanı olarak söz veriyorum, TEKEL DİRENİŞİ sürdüğü müddetçe bu siyah kurdeleyi yakamdan çıkarmayacağım...

BAŞBAKAN’A AÇIK MEKTUP: “Güneşi balçıkla sıvamaya çalışırken, DİSK’e çamur atmayın!”
Sayın Başbakan, DİSK, hiçbir karalamaya aldırmadan, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik ve sosyal yeni bir anayasa hedefiyle mücadelesine devam edecektir! “Masal” çocuklara anlatılır ve çocukluk döneminde hayatı öğretme yollarından biridir. Çocukluk dönemlerini geride bırakan ve hayatın cefalı yollarından geçmiş örgütlerin “masallara” karnı toktur. Bu ülkenin çalışanlarının masallara değil, gerçek özgürlüklere ve ekmeğe ihtiyaçları var. Bulunduğunuz makama gelirken bunları vaadettiniz. Öyleyse yapmanız gereken şey görevinizi hatırlamanızdır…

DİSK OLEYİS'E VE ÜYELERİNE SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAKTIR!..
DİSK Genel Başkanı Süleyman ÇELEBİ tarafından kamuoyu ve işçilerden gizle-nerek yapılmak istenen OLEYİS Genel Kurulu ile ilgili olarak DİSK Yönetim Kurulu adına yapılan basın açıklaması:

İTİRAZ ETTİĞİMİZ DÜNYAYI DEĞİŞTİRME UMUDUMUZ VAR!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu (ASF) İstanbul 2010 kapanış yürüyüşünde yaptığı konuşma...

İnsanların, acınmaya değil, işe ihtiyacı var, sadakaya değil, aşa ihtiyacı var!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu’nda, “Krizin Türkiye’ye etkileri ve İşçi Katılımı” forumunda yaptığı konuşma...

ANTİDEMOKRATİK YASALARLA VARLIKLARINI SÜRDÜRENLER, DİSK’İ RECM KUYULARINDA TAŞLAYARAK SINIF MÜCADELESİNİ ENGELLEYEMEZLER!..
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Belediye-İş Sendikası Genel Başkanı Nihat Yurdakul’un “DİSK ve Genel-İş’i PKK yönetiyor” iftiralarına karşı yaptığı açıklama...

OYALAMA DEĞİL, ULUSLARARASI STANDARTLARA UYUM İSTİYORUZ!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ILO Konferansı’yla ilgili DİSK Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Çelebi açıklamasında, “Türkiye geçtiğimiz yıllarda da ‘yasal düzenlemelerin uyumsuzluğu’ ve ‘uygulamaların sendikal hakları ihlal etmesi’ nedenleriyle çeşitli defalarda ILO gündemine geldi. Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’nde kara listelere alınması bizleri hep üzdü ancak hükümet üyeleri bundan hiçbir zaman ders çıkarmadılar. Hükümetler, askeri müdahaleden sonra anayasa ve sendikal yasaların değiştiği 1982 yılından bugüne kadar yaklaşık 30 yıldır her ILO Konferansı’nda sendika yasalarını değiştirmek üzere olduklarını belirterek farklı mazeretlerle gecikme yaşandığını ifade ettiler” dedi…

TAŞERONLAŞTIRMA İŞ CİNAYETİ, KAN VE GÖZYAŞI DEMEKTİR!..
Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı yeraltı kömür ocağında 17 Mayıs 2010 tarihinde saat 13:30 civarında patlama meydana geldiği; patlamanın ardından -160, -360 ve -460 kodundaki işçilerin ocaktan tahliye edildiği; 10 işçinin yaralı olarak kurtarıldığı ve Zonguldak Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre de "Maden ocağının eksi 540 kodunda çalışan taşeron firmanın 30 işçisine henüz ulaşılamadığı" haberleri bizleri derin bir kaygıya sevketmiştir. Taşeron üretiminin kan, ölüm ve gözyaşı olduğu bir kez daha görülmüştür. Kamu maden ocaklarında taşeron uygulamalarına derhal son verilmeli ve taşeron olarak çalışan işçiler kadroya alınarak TTK işçilerinin sahip olduğu haklara kavuşturulmalıdırlar. Özel sektör madenciliğinde kamunun denetim ve yaptırım koşulları yeniden düzenlenmeli ve iş sağlığı ve güvenliğine dönük önlemlerin eksiksiz alınmasında tavizsiz bir yol izlenmelidir...

GÜVENCESİZ ÇALIŞMA GÜVENCESİZ GELECEKTİR...
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, DİSK ve KESK’in ortaklaşa düzenlediği “Güvencesiz Çalışma Güvencesiz Gelecektir” sempozyumunda yaptığı konuşma...

DENETİMSİZLİK VE İHMAL HER YERDE CAN ALIYOR!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Yalova’nın Çitlikköy ilçesinde, gece vardiyasında çalışan 5 kadın işçinin ölümü ile ilgili açıklaması: "Denetimsizlik ve ihmal her yerde can alıyor!"

Eğitim sistemindeki sorunlar ivedilikle çözülmeli, gerici/faşizan kadrolaşmalar dağıtılmalıdır!
İstanbul Çekmeköy’deki Mehmetçik Lisesi’nde geçen ay yapılan TEKEL işçilerine destek eylemine katılan 200 öğrencinin disipline verilmesinin ardından içlerinden 24 öğrencinin dayanışma etkinliği düzenledikleri gerekçesiyle okulla ilişiği kesildi. Toplumsal hafızamızda “Manisalı Gençler”i akla getiren bu olay ilk değildi ve eğitim sistemindeki temel parametreler değiştirilmeden, gerici/ırkçı kadrolaşmalar dağıtılmadan son da olmayacaktır…

• İŞSİZLERİN “SİYASİ GÜÇLERİ” OLMADIĞI İÇİN Mİ HÜKÜMET İSTİHDAM YARATMAMAKTADIR?
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bugün yaptığı bir mülakatta “işsizlerin sendikalarca da savunulmadığını, sahipsiz olduklarını ve dolayısıyla da siyasi bir güçlerinin olmadığını” söylemiştir. DİSK daha 3 Mart 2010 tarihinde yaptığı açıklamada “İşsizliğin karabasana dönüştüğünü; resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranının resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda olduğunu; ancak asıl dikkat çekici olan konunun işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük olduğunu; Türkiye’nin, uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bedelini ağır işsizlik ve atıl işgücü ile ödediğini; krizi kendileri için fırsata çeviren, servetlerini katlayan işverenlerin yanında, bugün işsiz kalan, ücretleri düşürülen, ücretsiz izinlere mahkum edilen milyonların sesinin neden hükümet çevrelerince duyulmadığını söylemiştir…

DİSK ASGARİ ÜCRETİN İPTALİ İÇİN DANIŞTAY’DA DAVA AÇTI!..
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, asgari ücreti düzenleyen 55. maddesinde “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlarının da göz önünde bulundurulacağı” ifade edilmekte ve ikinci fıkrasında da devlete, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma görevi verilmektedir. DİSK, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplandığı günden itibaren çalışanların aileleri ile birlikte insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürmelerine yetecek bir asgari ücret belirlenmesi için önerilerini dile getirmiştir. DİSK, önerilerinin hiçbirini dikkate almayan komisyonun, devlet ve işveren temsilcileri ile elele verip aldığı hukuka aykırı bu tespit kararının iptali için Danıştay’da iptal davası açmış ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir...

DARBELERLE HESAPLAŞILMADIKÇA KATLİAMLAR “ÖRTÜLÜ” KALACAKTIR!..
12 Mart 1971 Darbesi ve 12 Mart 1995 Gazi Mahallesi katliamı, Türkiye'nin yakın tarihinde, demokratikleşme sürecini sekteye uğratan, özgürlükleri ve insan haklarını ayaklar altına alan önemli dönüm noktalarındandır. Darbelerle hesaplaşılmadığı ve darbe yasaları yürürlükte olduğu için katliamların da üzerine gidilmemiş ve aydınlatılmamışlardır… 12 Mart 1995’te ise, İstanbul Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve 1 işyerinin taranması sonrası çıkan ve ertesi güne yayılan olaylarda halkın üzerine ateş açılmasının ardından 17 kişi hayatını kaybetmişti. Katliamın üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ sorumluları cezalandırılmamıştır; bu da toplumsal vicdanın kanamaya devam etmesine yol açmaktadır…

ÇALIŞMAK BİR DERT, ÇALIŞAMAMAK BİN DERT: İŞSİZLİK KARABASANA DÖNÜŞTÜ!..
Türkiye, giderek büyüyen işsizler ordusunun çalışma yaşamı üzerinde yarattığı karamsar tablonun gölgesinde, krizin etkilerini tartışıyor. Resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranı resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda. Ancak asıl dikkat çekici olan konu işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük. Türkiye’de 15 yaş üzeri nüfusun sadece yüzde 47’si çalışma yaşamına dahil oluyor. Bu oran Avrupa ortalamasında yüzde 65 düzeylerinde seyrediyor. Yani çalışmayı talep etmeyen atıl bir nüfusla karşı karşıyayız. Bunların arasında çalışmaya hazır olup, iş aramayan umutsuzlar, mevsimlik çalışanlar da var...

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi: AKP, 12 EYLÜL ÜRÜNÜ ANTİDEMOKRATİK YAPILANMALARI TASFİYE ETMEYİ DEĞİL, KENDİ ANLAYIŞIYLA YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEK İSTİYOR!..
AKP iktidarının toplumun ihtiyaçlarına rağmen, 12 Eylül döneminin anti demokratik ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı 82 Anayasası’nın bir ürünü ve yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK), demokratik toplum gereklerine uygun bir biçimde değiştirmek yerine, yargının siyasallaştırılması ve etkisizleştirilmesinin bir aracı olarak kullanmak istediği bugünkü tartışmalarda daha net görülmektedir. Yani AKP politikalarına bakıldığında, 12 Eylül anlayışıyla dizayn edilen antidemokratik (HSYK, YÖK, RTÜK vb.) yapılanmaları tasfiye etmeyi değil, bu kurumları kendi anlayışı ve inisiyatifi doğrultusunda yeniden şekillendirmek istediği söylenebilir. Ekonomide neo-liberalizmi, siyasette de yeni bir iktidar biçimini oturtmaya çalışan AKP “demokrasi havariliği ve yenilikçilik” cübbesini giyinerek, geleneksel devlet kurumlarıyla çatışmaktadır. Bu çatışmalardan toplum ve emekçiler lehinde olumlu bir gelişme veya demokratik bir yönelim beklemek ham hayalcilikten ibarettir…

24 Ocak karabasanı işsizlik ve yoksullukla sürüyor!..
Bugün, uygulanması için 12 Eylül gibi bir askeri dikta rejimine ihtiyaç duyulan ve Türkiye ekonomisi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilen, IMF'nin ve yerli tekellerin dayatmaları doğrultusunda alınan 24 Ocak kararlarının 30. yıldönümü. Türkiye ekonomisinin kaderini, çokuluslu şirketlerin biçimlendirdiği, uluslararası ekonomik sisteme tam olarak entegre etmeyi amaçlayan, sadece ekonomik sistemi değil, bir bütün olarak toplumsal yaşamı dönüştürmeyi ve paranın koşulsuz egemenliğini hedefleyen bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinden 30 yıl sonra ne yazık ki önemli bir mesafe kat edildiğini görmekteyiz...

DİSK 2009 DEĞERLENDİRMESİ VE 2010 MÜCADELE HEDEFLERİ...
2009 yılında Türkiye’de ekonomik, sosyal ve politik bakımdan sorunlar birikmiş, farklı ve değişik süreçlerin etkisi altında bir “kaos” dönemi hâkim hale gelmiştir. Cumhuriyet tarihinin ve elbette kapitalizmin en derin ekonomik krizlerinden biri yaşanmış, yıllardır biriken sorunlara krizin çok ağır ekonomik ve sosyal sonuçları eklenmiş, bütün bu sorunlar çözüm yoluna girmeden 2010 yılına aktarılmıştır. Demokrasi ve özgürlüklere en fazla ihtiyacı olan toplumsal kesimler baskı altında tutulup, hukuksuz uygulamalar yaygınlaşmışken, 12 Eylül Anayasası’nın virgülüne dokunmayanlar, “demokratikleşme” adı altında Türkiye’yi kendi politik ihtiyaçları doğrultusunda değiştirme ve dönüştürmeye koyulmuşlardır…

ASGARİ ÜCRET ARTIŞI YENİ YILDA, ÇALIŞAN YENİ YOKSULLAR YARATACAKTIR!
2010 asgari ücreti toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate alınmayarak, belirlenmiştir. 2010 yılı için artış oranı brüt asgari ücret için yüzde 5,2 net asgari ücret için yüzde 5,7’dir. Günlük artış miktarı 1 TL’dir. Aylık artış miktarı ise 31 TL’dir. Böylece asgari ücrete, günlük 1,3 simitlik zam yapılmıştır. Fakat 2009 yılında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının ve konut harcamalarının ortalama yüzde 11 oranında artması nedeniyle asgari ücretli 2 simitlik bir kayba uğramıştı. Yeni zam asgari ücretlinin elinden alınan 2 simitten birini yerine koymuştur. Günlük 1 TL’lik sembolik asgari ücret artışı, çalışanların yoksulluğa terk edilmesidir…

HAK GASPINDA YENİ BİR ADIM: KEY KESİNTİLERİ BİR KEZ DAHA ÖTELENDİ!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün KEY kesintilerine ilişkin açıklaması...

HÜKÜMET İŞÇİLERİ VE İŞSİZLERİ TEĞET GEÇİYOR
Hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Program; güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasını, sağlık hizmetlerinin azaltılmasını ve halkın birikimlerinin özelleştirilmesini içeriyor.

DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşleri
DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşlerini DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e sundu...

DİSK GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ
Siyasal iktidarı ve işveren örgütlerini uyarıyoruz; işten atılmalar ve işsizlik ile boğuşurken, kıdem tazminatlarının kaldırılmasını aklınızdan bile geçirmeyin!..

TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün Bursa’da “23. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası” açılış toplantısında yaptığı konuşma...

KRİZE KARŞI SOSYAL BİR PROGRAMIN GÜNCELLİĞİ
9 Nisan 2009 tarihinde “Küresel Ekonomik Gelişmeler Karşısında Çalışma Hayatının Değerlendirilmesi” gündemi ile toplanan Üçlü Danışma Kurulu’na sunulan “Krize Karşı Sosyal Bir Programın Güncelliği” konusunda Konfederasyonumuz tarafından hazırlanan rapor ekte sunulmaktadır.

KRİZ PSİKOLOJİK DEĞİL, OLDUKÇA EKONOMİK VE GERÇEK!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Başbakan’ın krizle ilgili olarak “Türkiye’deki olay psikolojiktir” demesine karşı açılması:... Elimizde krizin tam ortasında olduğunu gösteren birçok rakam zaten var ama garip bir tesadüftür ki; Başbakan’ın bu beyanatı yaptığı gün, TÜİK “İmalat Sanayinde Çalışanlar Endeksi III. Dönem Sonuçları”nı açıkladı. Buna göre, 2008’in üçüncü çeyreğinde imalat sanayinde çalışanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.4 azalmıştır...

ETKİNLİK TAKVİMİ
Eylül 2010
Pt
Sa
Ça
Pe
Cu
Ct
Pz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 
P: EBAY
ETUC sitesine ulaşmak için tıklayınız... ITUC sitesine ulaşmak için tıklayınız...