e-Mail Grubu

Banner 4

Banner 3

Banner 2

Başlık SENDİKAL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER İÇİN DEMOKRASİNİN TAKİPÇİSİYİZ!

DİSK-KESK-TMMOB ve TTB genel başkanlarının yaptıkları toplantının ardından emek hareketine yönelik saldırılar ve gelişmeler değerlendirilerek, “SENDİKAL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER İÇİN DEMOKRASİNİN TAKİPÇİSİYİZ!” başlığıyla üç haftadır sürdürülen oturma eyleminin “TEKEL İŞÇİLERİ İLE DAYANIŞMA” başlığıyla ortaklaştırılması kararı alındı.

 

13 Ocak Çarşamba günü Taksim Gezi Parkı’nda yapılan eyleme DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, TMMOB Genel Başkanı Mehmet Soğancı, KESK İstanbul Şubeler Platformu, TTB temsilcileri, bir yıldır işe dönme mücadelesi veren Birleşik Metal-İş üyesi SİNTER işçileri, Emekli-Sen, Genç-Sen’liler katıldı.

 

Ayrıca Türkiye’de örgütlü olduğumuz bütün bölgelerde, Edirne’de, Antalya’da, Ankara’da, Gaziantep’te, Diyarbakır’da, Adana’da, İzmir’de, Kocaeli’nde, Eskişehir’de, Samsun’da, Konya’da DİSK, KESK, TMMOB ve TTB adına oturma eylemleri yapıldı.

 

Taksim Gezi Parkı’nda ortak açıklama’yı DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Ankara’da ise KESK Genel Başkanı Sami Evren okudu.

 

 

 

SENDİKAL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER İÇİN DEMOKRASİNİN TAKİPÇİSİYİZ!

 

GÜVENCESİZ VE DÜŞÜK ÜCRET DAYATILAN TÜM İŞÇİLERİN TALEPLERİ İÇİN, TEKEL İŞÇİLERİYLE DAYANIŞMA İÇİN

ÇARŞAMBA GÜNLERİ OTURMA EYLEMİNDEYİZ!

 

 

Değerli basın emekçileri, sevgili emek dostları

 

Bugün, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin ortak kararıyla oturma eylemindeyiz. Bugün bir kez daha emek ve meslek örgütlerini yan yana getiren şey, sendikal hak ve özgürlükler için, demokrasi için birleşik bir mücadelenin gerekli olduğuna duyduğumuz inançtır.

 

Birliğe, mücadeleye ve dayanışmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Çünkü işyerlerimizin, işkollarımızın, yaşam çevrelerimizin ötesinde bütün dünyada işçi ve emekçilere acımasızca saldırılıyor. İnsan olarak, işçi olarak, yurttaş olarak haklarımız elimizden alınıyor, özgürlüklerimiz kısıtlanıyor, değerlerimiz yok ediliyor. İşçiler ve emekçiler olarak, mühendis olarak, doktor olarak, işsiz olarak, kadın olarak, genç olarak, aydın olarak, demokrat olarak, bu ülkenin gelişmesinden, demokratikleşmesinden yana olanlar olarak, ortak çıkarlarımız unutturulmaya çalışılıyor.

 

Baskı ve yasaklarla sendikal örgütlülüğümüz zayıflatılmak, zaten sınırlı olan örgütlenme özgürlüğümüze tamamen set çekilmek, grev ve toplusözleşme haklarımız yok edilmek, mesleki sorumluluklarımızı toplumsal yarar doğrultusunda kullanmamız engellenmek isteniyor.

 

Sendikalar kapatılıyor, yasal ve anayasal güvenceyle kurulan KESK ve DİSK/Nakliyat-İş Sendikası genel merkezleri basılıyor, KESK Kadın Sekreteri ve DİSK Örgütlenme Daire Başkanı’nın yanı sıra sendikal kadrolar asılsız iddialarla tutuklanıyor, sendikalar kapatılıyor, iş mahkemeleri çalıştırılmıyor, emekçiler lehindeki Yargıtay, Danıştay kararları uygulanmıyor, demokratik tepkiler polis şiddetiyle bastırılıyor.

 

Baskılar sadece sendikalarla, hak arayanlarla da sınırlı kalmıyor, toplumun bütün muhalif kesimlerine, medyaya, siyasi partilere,  yöneliyor, seçilmişler tutuklanıyor.

 

İktidarın sermaye yanlısı politikaları sonucu hak ve özgürlükler adeta kuşatılmıştır. Bu kuşatılmış demokraside gösteri ve yürüyüşlere, grev hakkına, hak aramaya yer yoktur. Toplumun somut bir ihtiyacı olmanın ötesinde artık yakıcı bir hal alan özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik bir anayasa talepleri AKP tarafından hep ötelenmiştir. Bu taleplerin gerçekleştirilmesi artık ertelenemez.

 

Ve diğer taraftan da, emekçiler, açlık ve yoksulluk sınırında yaşamaya mahkum edilen milyonlar ve ülkesinin aydınlık geleceğinden yana olanlar dillerine, inançlarına, kökenlerine göre ayrımlarla birbirine düşman edilmek isteniyor. Farklı olana, farklı düşünene yaşama hakkı tanınmıyor.

 

Türk-Kürt-Çingene ve yabancı düşmanlığı gibi milliyetçi-şoven politikalarla toplum yapay olarak kutuplaştırılıyor, çok kimlikli ve çok kültürlü Türkiye dokusu çeşitli dayatmalarla kırılarak, birarada yaşama umudu boğulmak isteniyor. Demokratik tepkilerini dile getirenlere yönelik milliyetçi/ırkçı kalabalıkların planlı provokasyon ve linç girişimleri hoş görülerek ve gereği yapılmayarak adeta teşvik ediliyor. Bunun somut örneklerini Edirne’de, Erzincan’da, Kars ve Mersin’de bir kez daha gördük.

 

Hak aramanın karşılığı Tekel işçilerine, itfaiye işçilerine, DİSK’lilere, KESK’lilere, TMMOB ve TTB’lilere ve toplumun örgütlü kesimlerine reva görüldüğü gibi baskı ve şiddet olmuştur. Sendikal hak ihlalleri artarak devam etmektedir.

 

Uygulanan piyasacı politikalar sonucu sosyal devletin üç temel sac ayağı olan eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik haklarımız her geçen gün biraz daha tırpanlanıyor.

 

Katkı ve katılım payları ile hastane fark ücretleri ile sağlık hizmetine ulaşmak iyice zorlaşıyor. Hekimler, sağlıkçılar TBMM gündeminde olan Tam Gün ve Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarıları ile düşük ücretle, uzun süre ve güvencesiz çalışma kıskacına alınıyor.

 

Her geçen gün daha da yoksullaşıyoruz; krizin de etkisiyle işsizlik hızla artıyor; geleceğimiz karartılıyor.

 

Bu saldırılar sadece tek tek kitle örgütlerini, sendikal ve mesleki örgütleri “hizaya getirmek” için yapılmamaktadır. Bu saldırılar, toplumda siyasi iktidara gerçek gündemle muhalefet eden ve hükümet politikalarının gerçek yüzünü ortaya çıkaran emek, barış ve demokrasi güçlerinin bir bütün olarak susturularak, örgütsüz bir toplum yaratılması için yapılmaktadır. İşte bu gerçeği gördüğümüz ve bu gerçeğin görünmesini istediğimiz için buradayız!

 

Biz bu iktidardan bir “medet” ummuyoruz! Çünkü biliyoruz ki, IMF, Dünya Bankası, çokuluslu tekeller ve onların politikalarını uygulayıp bize yoksulluğu ve esareti dayatan AKP iktidarı, sorunlarımıza çözüm bulamaz. AKP ancak sermayenin yarasına melhem bulabilir ve yaptığı şey de tamamen bundan ibarettir.

 

AKP bütün iktidarı döneminde uyguladığı neo-liberal politikalarla, küreselleşme karşısında takındığı "teslimiyetçi" tutumla kendini iktidara taşıyan yoksul ve dışlanmış kesimlere ihanet etmiştir. AKP er geç toplumun gerçeğiyle yüzleşecek ve halka yaptıklarının hesabını mutlaka verecektir.

 

Bugün bizlere düşen görev ise, tüm emekçileri, emek örgütlerini, EMEK ve DEMOKRASİ güçlerini tek bir vücut halinde organize ederek, birleşik mücadeleyi yükseltmektir.

 

Değerli basın emekçileri

 

Sendikal hak ve özgürlük ihlallerini, işçi ve emekçilere yoğunlaşan saldırılara karşı Çarşamba günleri yaptığımız oturma eylemlerinin üçüncü haftasındayız.

 

DİSK-KESK-TMMOB ve TTB genel başkanlarının yaptıkları toplantıdan sonra, yukarıda dikkat çektiğimiz gelişmeleri değerlendirerek, “GÜVENCESİZ VE DÜŞÜK ÜCRET DAYATILAN TÜM İŞÇİLERİN TALEPLERİ İÇİN, TEKEL İŞÇİLERİYLE DAYANIŞMA” başlığıyla bu eylemin ortaklaştırılması kararını aldık.

 

Bugün başta İstanbul Gezi Parkı olmak üzere Türkiye’de örgütlü olduğumuz bütün bölgelerde, Edirne’de, Antalya’da, Ankara’da, Gaziantep’te, Diyarbakır’da, Adana’da, İzmir’de, Kocaeli’nde, Eskişehir’de, Samsun’da, Konya’da oturma eylemi yapılmaktadır.

 

15 Ocak Cuma günü, TEKEL işçilerinin bağlı olduğu TEKGIDA-İŞ Sendikası’nın çağrısına destek olarak, Ankara’da olacağız.

 

16 Ocak Cumartesi günü DİSK-KESK-TMMOB-TTB Ankara Sıhhiye Meydanı’nda yapılacak “EKMEK, BARIŞ, ÖZGÜRLÜK İÇİN DEMOKRASİ VE HAKLAR MİTİNGİ”ne Ankara’daki örgütlerimizle ve genel başkanlar düzeyinde katılacaktır.

 

Önümüzdeki hafta, 20 Ocak’ta yine burada görüşmek üzere, katılan herkese teşekkür ediyoruz.

 

 

BAŞBAKAN’A AÇIK MEKTUP: “Güneşi balçıkla sıvamaya çalışırken, DİSK’e çamur atmayın!”
Sayın Başbakan, DİSK, hiçbir karalamaya aldırmadan, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik ve sosyal yeni bir anayasa hedefiyle mücadelesine devam edecektir! “Masal” çocuklara anlatılır ve çocukluk döneminde hayatı öğretme yollarından biridir. Çocukluk dönemlerini geride bırakan ve hayatın cefalı yollarından geçmiş örgütlerin “masallara” karnı toktur. Bu ülkenin çalışanlarının masallara değil, gerçek özgürlüklere ve ekmeğe ihtiyaçları var. Bulunduğunuz makama gelirken bunları vaadettiniz. Öyleyse yapmanız gereken şey görevinizi hatırlamanızdır…

DİSK OLEYİS'E VE ÜYELERİNE SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAKTIR!..
DİSK Genel Başkanı Süleyman ÇELEBİ tarafından kamuoyu ve işçilerden gizle-nerek yapılmak istenen OLEYİS Genel Kurulu ile ilgili olarak DİSK Yönetim Kurulu adına yapılan basın açıklaması:

İTİRAZ ETTİĞİMİZ DÜNYAYI DEĞİŞTİRME UMUDUMUZ VAR!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu (ASF) İstanbul 2010 kapanış yürüyüşünde yaptığı konuşma...

İnsanların, acınmaya değil, işe ihtiyacı var, sadakaya değil, aşa ihtiyacı var!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu’nda, “Krizin Türkiye’ye etkileri ve İşçi Katılımı” forumunda yaptığı konuşma...

ANTİDEMOKRATİK YASALARLA VARLIKLARINI SÜRDÜRENLER, DİSK’İ RECM KUYULARINDA TAŞLAYARAK SINIF MÜCADELESİNİ ENGELLEYEMEZLER!..
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Belediye-İş Sendikası Genel Başkanı Nihat Yurdakul’un “DİSK ve Genel-İş’i PKK yönetiyor” iftiralarına karşı yaptığı açıklama...

OYALAMA DEĞİL, ULUSLARARASI STANDARTLARA UYUM İSTİYORUZ!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ILO Konferansı’yla ilgili DİSK Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Çelebi açıklamasında, “Türkiye geçtiğimiz yıllarda da ‘yasal düzenlemelerin uyumsuzluğu’ ve ‘uygulamaların sendikal hakları ihlal etmesi’ nedenleriyle çeşitli defalarda ILO gündemine geldi. Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’nde kara listelere alınması bizleri hep üzdü ancak hükümet üyeleri bundan hiçbir zaman ders çıkarmadılar. Hükümetler, askeri müdahaleden sonra anayasa ve sendikal yasaların değiştiği 1982 yılından bugüne kadar yaklaşık 30 yıldır her ILO Konferansı’nda sendika yasalarını değiştirmek üzere olduklarını belirterek farklı mazeretlerle gecikme yaşandığını ifade ettiler” dedi…

TAŞERONLAŞTIRMA İŞ CİNAYETİ, KAN VE GÖZYAŞI DEMEKTİR!..
Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı yeraltı kömür ocağında 17 Mayıs 2010 tarihinde saat 13:30 civarında patlama meydana geldiği; patlamanın ardından -160, -360 ve -460 kodundaki işçilerin ocaktan tahliye edildiği; 10 işçinin yaralı olarak kurtarıldığı ve Zonguldak Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre de "Maden ocağının eksi 540 kodunda çalışan taşeron firmanın 30 işçisine henüz ulaşılamadığı" haberleri bizleri derin bir kaygıya sevketmiştir. Taşeron üretiminin kan, ölüm ve gözyaşı olduğu bir kez daha görülmüştür. Kamu maden ocaklarında taşeron uygulamalarına derhal son verilmeli ve taşeron olarak çalışan işçiler kadroya alınarak TTK işçilerinin sahip olduğu haklara kavuşturulmalıdırlar. Özel sektör madenciliğinde kamunun denetim ve yaptırım koşulları yeniden düzenlenmeli ve iş sağlığı ve güvenliğine dönük önlemlerin eksiksiz alınmasında tavizsiz bir yol izlenmelidir...

GÜVENCESİZ ÇALIŞMA GÜVENCESİZ GELECEKTİR...
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, DİSK ve KESK’in ortaklaşa düzenlediği “Güvencesiz Çalışma Güvencesiz Gelecektir” sempozyumunda yaptığı konuşma...

DENETİMSİZLİK VE İHMAL HER YERDE CAN ALIYOR!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Yalova’nın Çitlikköy ilçesinde, gece vardiyasında çalışan 5 kadın işçinin ölümü ile ilgili açıklaması: "Denetimsizlik ve ihmal her yerde can alıyor!"

Eğitim sistemindeki sorunlar ivedilikle çözülmeli, gerici/faşizan kadrolaşmalar dağıtılmalıdır!
İstanbul Çekmeköy’deki Mehmetçik Lisesi’nde geçen ay yapılan TEKEL işçilerine destek eylemine katılan 200 öğrencinin disipline verilmesinin ardından içlerinden 24 öğrencinin dayanışma etkinliği düzenledikleri gerekçesiyle okulla ilişiği kesildi. Toplumsal hafızamızda “Manisalı Gençler”i akla getiren bu olay ilk değildi ve eğitim sistemindeki temel parametreler değiştirilmeden, gerici/ırkçı kadrolaşmalar dağıtılmadan son da olmayacaktır…

• İŞSİZLERİN “SİYASİ GÜÇLERİ” OLMADIĞI İÇİN Mİ HÜKÜMET İSTİHDAM YARATMAMAKTADIR?
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bugün yaptığı bir mülakatta “işsizlerin sendikalarca da savunulmadığını, sahipsiz olduklarını ve dolayısıyla da siyasi bir güçlerinin olmadığını” söylemiştir. DİSK daha 3 Mart 2010 tarihinde yaptığı açıklamada “İşsizliğin karabasana dönüştüğünü; resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranının resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda olduğunu; ancak asıl dikkat çekici olan konunun işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük olduğunu; Türkiye’nin, uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bedelini ağır işsizlik ve atıl işgücü ile ödediğini; krizi kendileri için fırsata çeviren, servetlerini katlayan işverenlerin yanında, bugün işsiz kalan, ücretleri düşürülen, ücretsiz izinlere mahkum edilen milyonların sesinin neden hükümet çevrelerince duyulmadığını söylemiştir…

DİSK ASGARİ ÜCRETİN İPTALİ İÇİN DANIŞTAY’DA DAVA AÇTI!..
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, asgari ücreti düzenleyen 55. maddesinde “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlarının da göz önünde bulundurulacağı” ifade edilmekte ve ikinci fıkrasında da devlete, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma görevi verilmektedir. DİSK, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplandığı günden itibaren çalışanların aileleri ile birlikte insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürmelerine yetecek bir asgari ücret belirlenmesi için önerilerini dile getirmiştir. DİSK, önerilerinin hiçbirini dikkate almayan komisyonun, devlet ve işveren temsilcileri ile elele verip aldığı hukuka aykırı bu tespit kararının iptali için Danıştay’da iptal davası açmış ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir...

DARBELERLE HESAPLAŞILMADIKÇA KATLİAMLAR “ÖRTÜLÜ” KALACAKTIR!..
12 Mart 1971 Darbesi ve 12 Mart 1995 Gazi Mahallesi katliamı, Türkiye'nin yakın tarihinde, demokratikleşme sürecini sekteye uğratan, özgürlükleri ve insan haklarını ayaklar altına alan önemli dönüm noktalarındandır. Darbelerle hesaplaşılmadığı ve darbe yasaları yürürlükte olduğu için katliamların da üzerine gidilmemiş ve aydınlatılmamışlardır… 12 Mart 1995’te ise, İstanbul Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve 1 işyerinin taranması sonrası çıkan ve ertesi güne yayılan olaylarda halkın üzerine ateş açılmasının ardından 17 kişi hayatını kaybetmişti. Katliamın üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ sorumluları cezalandırılmamıştır; bu da toplumsal vicdanın kanamaya devam etmesine yol açmaktadır…

ÇALIŞMAK BİR DERT, ÇALIŞAMAMAK BİN DERT: İŞSİZLİK KARABASANA DÖNÜŞTÜ!..
Türkiye, giderek büyüyen işsizler ordusunun çalışma yaşamı üzerinde yarattığı karamsar tablonun gölgesinde, krizin etkilerini tartışıyor. Resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranı resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda. Ancak asıl dikkat çekici olan konu işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük. Türkiye’de 15 yaş üzeri nüfusun sadece yüzde 47’si çalışma yaşamına dahil oluyor. Bu oran Avrupa ortalamasında yüzde 65 düzeylerinde seyrediyor. Yani çalışmayı talep etmeyen atıl bir nüfusla karşı karşıyayız. Bunların arasında çalışmaya hazır olup, iş aramayan umutsuzlar, mevsimlik çalışanlar da var...

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi: AKP, 12 EYLÜL ÜRÜNÜ ANTİDEMOKRATİK YAPILANMALARI TASFİYE ETMEYİ DEĞİL, KENDİ ANLAYIŞIYLA YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEK İSTİYOR!..
AKP iktidarının toplumun ihtiyaçlarına rağmen, 12 Eylül döneminin anti demokratik ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı 82 Anayasası’nın bir ürünü ve yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK), demokratik toplum gereklerine uygun bir biçimde değiştirmek yerine, yargının siyasallaştırılması ve etkisizleştirilmesinin bir aracı olarak kullanmak istediği bugünkü tartışmalarda daha net görülmektedir. Yani AKP politikalarına bakıldığında, 12 Eylül anlayışıyla dizayn edilen antidemokratik (HSYK, YÖK, RTÜK vb.) yapılanmaları tasfiye etmeyi değil, bu kurumları kendi anlayışı ve inisiyatifi doğrultusunda yeniden şekillendirmek istediği söylenebilir. Ekonomide neo-liberalizmi, siyasette de yeni bir iktidar biçimini oturtmaya çalışan AKP “demokrasi havariliği ve yenilikçilik” cübbesini giyinerek, geleneksel devlet kurumlarıyla çatışmaktadır. Bu çatışmalardan toplum ve emekçiler lehinde olumlu bir gelişme veya demokratik bir yönelim beklemek ham hayalcilikten ibarettir…

24 Ocak karabasanı işsizlik ve yoksullukla sürüyor!..
Bugün, uygulanması için 12 Eylül gibi bir askeri dikta rejimine ihtiyaç duyulan ve Türkiye ekonomisi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilen, IMF'nin ve yerli tekellerin dayatmaları doğrultusunda alınan 24 Ocak kararlarının 30. yıldönümü. Türkiye ekonomisinin kaderini, çokuluslu şirketlerin biçimlendirdiği, uluslararası ekonomik sisteme tam olarak entegre etmeyi amaçlayan, sadece ekonomik sistemi değil, bir bütün olarak toplumsal yaşamı dönüştürmeyi ve paranın koşulsuz egemenliğini hedefleyen bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinden 30 yıl sonra ne yazık ki önemli bir mesafe kat edildiğini görmekteyiz...

DİSK 2009 DEĞERLENDİRMESİ VE 2010 MÜCADELE HEDEFLERİ...
2009 yılında Türkiye’de ekonomik, sosyal ve politik bakımdan sorunlar birikmiş, farklı ve değişik süreçlerin etkisi altında bir “kaos” dönemi hâkim hale gelmiştir. Cumhuriyet tarihinin ve elbette kapitalizmin en derin ekonomik krizlerinden biri yaşanmış, yıllardır biriken sorunlara krizin çok ağır ekonomik ve sosyal sonuçları eklenmiş, bütün bu sorunlar çözüm yoluna girmeden 2010 yılına aktarılmıştır. Demokrasi ve özgürlüklere en fazla ihtiyacı olan toplumsal kesimler baskı altında tutulup, hukuksuz uygulamalar yaygınlaşmışken, 12 Eylül Anayasası’nın virgülüne dokunmayanlar, “demokratikleşme” adı altında Türkiye’yi kendi politik ihtiyaçları doğrultusunda değiştirme ve dönüştürmeye koyulmuşlardır…

ASGARİ ÜCRET ARTIŞI YENİ YILDA, ÇALIŞAN YENİ YOKSULLAR YARATACAKTIR!
2010 asgari ücreti toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate alınmayarak, belirlenmiştir. 2010 yılı için artış oranı brüt asgari ücret için yüzde 5,2 net asgari ücret için yüzde 5,7’dir. Günlük artış miktarı 1 TL’dir. Aylık artış miktarı ise 31 TL’dir. Böylece asgari ücrete, günlük 1,3 simitlik zam yapılmıştır. Fakat 2009 yılında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının ve konut harcamalarının ortalama yüzde 11 oranında artması nedeniyle asgari ücretli 2 simitlik bir kayba uğramıştı. Yeni zam asgari ücretlinin elinden alınan 2 simitten birini yerine koymuştur. Günlük 1 TL’lik sembolik asgari ücret artışı, çalışanların yoksulluğa terk edilmesidir…

HAK GASPINDA YENİ BİR ADIM: KEY KESİNTİLERİ BİR KEZ DAHA ÖTELENDİ!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün KEY kesintilerine ilişkin açıklaması...

HÜKÜMET İŞÇİLERİ VE İŞSİZLERİ TEĞET GEÇİYOR
Hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Program; güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasını, sağlık hizmetlerinin azaltılmasını ve halkın birikimlerinin özelleştirilmesini içeriyor.

DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşleri
DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşlerini DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e sundu...

DİSK GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ
Siyasal iktidarı ve işveren örgütlerini uyarıyoruz; işten atılmalar ve işsizlik ile boğuşurken, kıdem tazminatlarının kaldırılmasını aklınızdan bile geçirmeyin!..

TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün Bursa’da “23. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası” açılış toplantısında yaptığı konuşma...

KRİZE KARŞI SOSYAL BİR PROGRAMIN GÜNCELLİĞİ
9 Nisan 2009 tarihinde “Küresel Ekonomik Gelişmeler Karşısında Çalışma Hayatının Değerlendirilmesi” gündemi ile toplanan Üçlü Danışma Kurulu’na sunulan “Krize Karşı Sosyal Bir Programın Güncelliği” konusunda Konfederasyonumuz tarafından hazırlanan rapor ekte sunulmaktadır.

KRİZ PSİKOLOJİK DEĞİL, OLDUKÇA EKONOMİK VE GERÇEK!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Başbakan’ın krizle ilgili olarak “Türkiye’deki olay psikolojiktir” demesine karşı açılması:... Elimizde krizin tam ortasında olduğunu gösteren birçok rakam zaten var ama garip bir tesadüftür ki; Başbakan’ın bu beyanatı yaptığı gün, TÜİK “İmalat Sanayinde Çalışanlar Endeksi III. Dönem Sonuçları”nı açıkladı. Buna göre, 2008’in üçüncü çeyreğinde imalat sanayinde çalışanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.4 azalmıştır...

ETKİNLİK TAKVİMİ
Eylül 2010
Pt
Sa
Ça
Pe
Cu
Ct
Pz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 
P: EBAY
ETUC sitesine ulaşmak için tıklayınız... ITUC sitesine ulaşmak için tıklayınız...