e-Mail Grubu

Banner 4

Banner 3

Banner 2

Başlık 2010 BÜTÇESİNİN AMACI KRİZ FIRSATÇILIĞI YOLU İLE AŞ BEKLEYENİ AŞSIZ, İŞ BEKLEYENİ İŞSİZ BIRAKMAKTIR!

2010 bütçesine ve Eylül işsizlik verilerine ilişkin DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin basın açıklaması:

 

2010 bütçesinin amacı kriz fırsatçılığı yolu ile

aş bekleyeni aşsız, iş bekleyeni işsiz bırakmaktır!

 

 

2010 bütçesi Türkiye’nin gerçek gündemini oluşturan İşsizlik, yoksulluk, hayat pahalılığı ve geçim sorunu dikkate alınmadan Meclis’e sunulmuştur.

 

2010 Bütçesi Türkiye için 2012 yılına kadar yoksulluğun devam edeceğini ortaya koymaktadır. Bütçe tasarısına göre Türkiye ekonomisindeki küçülme 2012 yılına kadar devam edecektir. 2008 yılındaki gelir düzeyine 2012 yılından sonra ulaşması öngörülmüştür. Nüfusun yılda 1,5 milyon ve iş arama çağına her yıl 850 bin kişinin girdiği bir ülkede ekonominin küçülmesi yoksulluğun, işsizliğin artışı ve ülkenin çaresizliğe teslim edilmesi demektir.

 

Bütçe tasarısı AKP hükümetinin, krizin yükünü toplumun geniş kesimlerine yıkmaya devam edeceğinin açık bir belgesidir. 2010 yılında bütçe harcamaları sabit fiyatlarla yüzde 2,4 oranında artması planlanmıştır. Ama bu artış çok yetersizdir. Bu artışa rağmen 2010 yılında yapılması düşünülen bütçe harcamalarının reel olarak 2001 yılı düzeyinden daha düşüktür.

 

Harcamaların düşmesinin bedelini toplumun geniş kesimlerinin daha az maaş, daha az yatırım ve daha az eğitim hizmeti alarak ödemesi öngörülmüştür.

 

Böylece memurlara, işçilere, emeklilere daha az maaş verilerek, daha az yatırım yapılarak, daha az sosyal harcama ve eğitime daha az kaynak ayrılacaktır.

 

Bütçe gelirlerinin ise harcamalardaki düzeyden çok daha yüksek oranda artması öngörülmüştür. Harcamaların 2010 yılındaki sabit fiyatlarla yüzde 2,4 oranında artması planlanmışken, 2010 yılında toplam bütçe gelirlerinin yüzde 11 toplam vergi gelirlerinin yüzde 13 oranında artırılması öngörülmüştür. Üstelik bütçe gelirlerinin yükü yine dolaylı vergilerdeki artışla toplumun geniş kesimlerine yıkılmıştır. Harcama artışı ile gelir artışı arasındaki dengesizliğin temel nedeni bütçe gelirlerinin çoğunun faiz ödemelerine ayrılmış olmasıdır.

 

Bütçe gelirlerinin yükünün toplumun geniş kesimlerine yıkılmış olduğu vergilerin sınıfsal bakımdan incelenmesiyle görülmektedir. Sermaye kesiminin en önemli vergisi olan kurumlar vergisinin payı 2001 krizinde yüzde 10 iken 2009’da yüzde 8’e düşmüş 2010’da yüzde 7’ye düşmesi öngörülmüştür. Buna karşılık toplumun geniş kesimlerinin ödediği KDV, ÖTV ve diğer dolaylı vergilerin 2001’de yüzde 62 olan payı 2009’da yüzde 69’a çıkmış, 2010’da yüzde 70’i aşması planlanmıştır. Ücret ve maaşlardan kaynakta kesilen Gelir Vergisinin toplam vergiler içindeki payı ise 2009 yılında yüzde 14 olmuştur. Böylece işçi sınıfı, emekçiler ve toplumun diğer düşük gelirli kesimleri toplam vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 85’ini ödemektedirler.

 

Her toplumda ve her ekonomide yüklerin adil dağıtılması demokrasinin olmazsa olmaz, vazgeçilmez bir koşuludur. Toplumun geniş kesimlerinin ülke bütçesinin büyük kısmını finanse ederken, bunun karşılığını alamaması hele hele kendisini ilgilendiren kararlarda söz sahibi olmaması kabul edilemez. Kabul edilmesi toplumun adalet duygusunu zedelediği gibi, demokrasinin genişlemesini de engellemek demektir.

 

İŞSİZLİK EN ÖNEMLİ SOSYAL SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR

2010 bütçesinin tümüne bakıldığında, bütçeyi finanse eden geniş kesimlere yakın zaman için ümit verici vaatler verilmemiş olduğu görülmektedir.

 

 Bugün açıklanan resmi TÜİK işsizlik Eylül 2009 işsizlik verileriyle krizin bir yılının bütünü görmek imkânı doğmuştur. Buna göre, krizin ilk işaretlerinin görüldüğü Eylül 2008’den Eylül 2009’a kadar resmi işsiz sayısına 940 bin kişi eklenmiştir. “İşsiz olduğu halde iş bulma ümidi olmadığı için iş aramayanlar” eklendiğinde bu dönemde işsizliğe eklenen sayısı 1 milyon 150 bin kişidir. Toplam resmi işsiz sayısı 3 milyon 400 bine ve gerçek işsiz sayısı 5 milyon 700 bine ulaşmıştır. Gerçek işsizlik oranı yüzde 21’dir.

 

2010 BÜTÇESİ SANKİ BU GERÇEK SOSYAL TABLODAN HABERSİZ BİÇİMDE HAZIRLANMIŞTIR

Yatırımların toplam bütçe harcamaları içindeki payı yüzde 6,6 oranında planlanmıştır. Bu düşük kaynakla bırakalım iş yaratacak yeni kapasite yaratmayı, mevcut kapasitenin yenilenme yatırımlarını yapmak bile mümkün değildir.

 

2010 bütçesinde sosyal harcamaların artırılması, yoksullara kapsamlı yardım yapılması, eğitim ve sağlık harcamalarını genişletilmesi yoluyla krizin yükünü hafifletmek öngörülmüş müdür? Maalesef bu soruya olumlu cevap veremiyoruz. Yoksul hane halkına yapılan bütçe yardımı yine bütçenin binde 5 düzeyinin altında tutulmuştur. Tarım destekleri, engellilere yardım en alt düzeyde tutulmuş ve azaltılmıştır. Özel hastanelere yapılan kaynak transferi dışındaki Sağlık harcamaları ve eğitim harcamalarında da gerileme vardır. 2010 bütçesinde sosyal harcamalar için “azami tasarruf ilkelerine” dikkat edilmiş olduğu görülmektedir.

 

2010 BÜTÇESİ FAİZ VE BORÇ ÖDEMELERİNİ GARANTİ EDİLDİĞİ BİR BELGEDİR

Bütün bunlara karşılık faiz ödemelerine hiçbir kayıt ve sınır getirilmemiştir. Bütçe hazırlığının özen gösterilen en önemli ilkesi maalesef faiz ödemelerinin garanti altına alınmasıdır. 2010 Bütçesi, Türkiye’den yüksek kazanç sağlayan spekülatör uluslar arası sermayeyi memnun etmiştir. Geçtiğimiz hafta bazı kredi derecelendirme şirketlerinin Türkiye’ye olumlu not vermesinin gerçek nedeni de budur.

 

NE İSTİYORUZ?

Bütçe görüşmeleri sırasında AKP hükümetinin toplumsal talepleri dikkate almasında her bakımdan büyük yarar vardır. Bütçenin yükünü taşıyan toplumsal kesimlerin taleplerinin bütçeye yansıması ve bu taleplerin dikkate alınması demokratik katılımın doğal bir gereğidir.

 

NE İSTİYORUZ?

Krizin yol açtığı ağır sosyal yıkım karşısında bütçenin sosyal bir bütçeye dönüştürülmesini istiyoruz…

 

Bu bütçede 1 yılı aşkın bir süre devam eden krizin ağır sosyal yıkımına çare üretilmemiştir. Üstelik bu yıkım devam etmektedir. Devam edip ağırlaşacak yıkım telafisi çok ağır sosyal sorunlara yol açacaktır.

 

Bütçe görüşmeleri devam ederken yatırımların genişletilmesine, yoksul hanelere doğrudan gelir ödenmesine, ücret ve maaşları artırılmasına, sağlık eğitim alanlarında toplumu kavrayacak düzenlemelere acilen ihtiyaç vardır.

Bütün bunlar demokratik bir rejimde bütçeyi finanse eden toplumun geniş kesimlerinin en doğal, en zorunlu talepleridir. Meclis görüşmeleri sürecinde bütün bunların yapılması pekâla mümkündür.

 

BAŞBAKAN’A AÇIK MEKTUP: “Güneşi balçıkla sıvamaya çalışırken, DİSK’e çamur atmayın!”
Sayın Başbakan, DİSK, hiçbir karalamaya aldırmadan, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik ve sosyal yeni bir anayasa hedefiyle mücadelesine devam edecektir! “Masal” çocuklara anlatılır ve çocukluk döneminde hayatı öğretme yollarından biridir. Çocukluk dönemlerini geride bırakan ve hayatın cefalı yollarından geçmiş örgütlerin “masallara” karnı toktur. Bu ülkenin çalışanlarının masallara değil, gerçek özgürlüklere ve ekmeğe ihtiyaçları var. Bulunduğunuz makama gelirken bunları vaadettiniz. Öyleyse yapmanız gereken şey görevinizi hatırlamanızdır…

DİSK OLEYİS'E VE ÜYELERİNE SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAKTIR!..
DİSK Genel Başkanı Süleyman ÇELEBİ tarafından kamuoyu ve işçilerden gizle-nerek yapılmak istenen OLEYİS Genel Kurulu ile ilgili olarak DİSK Yönetim Kurulu adına yapılan basın açıklaması:

İTİRAZ ETTİĞİMİZ DÜNYAYI DEĞİŞTİRME UMUDUMUZ VAR!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu (ASF) İstanbul 2010 kapanış yürüyüşünde yaptığı konuşma...

İnsanların, acınmaya değil, işe ihtiyacı var, sadakaya değil, aşa ihtiyacı var!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu’nda, “Krizin Türkiye’ye etkileri ve İşçi Katılımı” forumunda yaptığı konuşma...

ANTİDEMOKRATİK YASALARLA VARLIKLARINI SÜRDÜRENLER, DİSK’İ RECM KUYULARINDA TAŞLAYARAK SINIF MÜCADELESİNİ ENGELLEYEMEZLER!..
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Belediye-İş Sendikası Genel Başkanı Nihat Yurdakul’un “DİSK ve Genel-İş’i PKK yönetiyor” iftiralarına karşı yaptığı açıklama...

OYALAMA DEĞİL, ULUSLARARASI STANDARTLARA UYUM İSTİYORUZ!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ILO Konferansı’yla ilgili DİSK Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Çelebi açıklamasında, “Türkiye geçtiğimiz yıllarda da ‘yasal düzenlemelerin uyumsuzluğu’ ve ‘uygulamaların sendikal hakları ihlal etmesi’ nedenleriyle çeşitli defalarda ILO gündemine geldi. Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’nde kara listelere alınması bizleri hep üzdü ancak hükümet üyeleri bundan hiçbir zaman ders çıkarmadılar. Hükümetler, askeri müdahaleden sonra anayasa ve sendikal yasaların değiştiği 1982 yılından bugüne kadar yaklaşık 30 yıldır her ILO Konferansı’nda sendika yasalarını değiştirmek üzere olduklarını belirterek farklı mazeretlerle gecikme yaşandığını ifade ettiler” dedi…

TAŞERONLAŞTIRMA İŞ CİNAYETİ, KAN VE GÖZYAŞI DEMEKTİR!..
Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı yeraltı kömür ocağında 17 Mayıs 2010 tarihinde saat 13:30 civarında patlama meydana geldiği; patlamanın ardından -160, -360 ve -460 kodundaki işçilerin ocaktan tahliye edildiği; 10 işçinin yaralı olarak kurtarıldığı ve Zonguldak Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre de "Maden ocağının eksi 540 kodunda çalışan taşeron firmanın 30 işçisine henüz ulaşılamadığı" haberleri bizleri derin bir kaygıya sevketmiştir. Taşeron üretiminin kan, ölüm ve gözyaşı olduğu bir kez daha görülmüştür. Kamu maden ocaklarında taşeron uygulamalarına derhal son verilmeli ve taşeron olarak çalışan işçiler kadroya alınarak TTK işçilerinin sahip olduğu haklara kavuşturulmalıdırlar. Özel sektör madenciliğinde kamunun denetim ve yaptırım koşulları yeniden düzenlenmeli ve iş sağlığı ve güvenliğine dönük önlemlerin eksiksiz alınmasında tavizsiz bir yol izlenmelidir...

GÜVENCESİZ ÇALIŞMA GÜVENCESİZ GELECEKTİR...
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, DİSK ve KESK’in ortaklaşa düzenlediği “Güvencesiz Çalışma Güvencesiz Gelecektir” sempozyumunda yaptığı konuşma...

DENETİMSİZLİK VE İHMAL HER YERDE CAN ALIYOR!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Yalova’nın Çitlikköy ilçesinde, gece vardiyasında çalışan 5 kadın işçinin ölümü ile ilgili açıklaması: "Denetimsizlik ve ihmal her yerde can alıyor!"

Eğitim sistemindeki sorunlar ivedilikle çözülmeli, gerici/faşizan kadrolaşmalar dağıtılmalıdır!
İstanbul Çekmeköy’deki Mehmetçik Lisesi’nde geçen ay yapılan TEKEL işçilerine destek eylemine katılan 200 öğrencinin disipline verilmesinin ardından içlerinden 24 öğrencinin dayanışma etkinliği düzenledikleri gerekçesiyle okulla ilişiği kesildi. Toplumsal hafızamızda “Manisalı Gençler”i akla getiren bu olay ilk değildi ve eğitim sistemindeki temel parametreler değiştirilmeden, gerici/ırkçı kadrolaşmalar dağıtılmadan son da olmayacaktır…

• İŞSİZLERİN “SİYASİ GÜÇLERİ” OLMADIĞI İÇİN Mİ HÜKÜMET İSTİHDAM YARATMAMAKTADIR?
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bugün yaptığı bir mülakatta “işsizlerin sendikalarca da savunulmadığını, sahipsiz olduklarını ve dolayısıyla da siyasi bir güçlerinin olmadığını” söylemiştir. DİSK daha 3 Mart 2010 tarihinde yaptığı açıklamada “İşsizliğin karabasana dönüştüğünü; resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranının resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda olduğunu; ancak asıl dikkat çekici olan konunun işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük olduğunu; Türkiye’nin, uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bedelini ağır işsizlik ve atıl işgücü ile ödediğini; krizi kendileri için fırsata çeviren, servetlerini katlayan işverenlerin yanında, bugün işsiz kalan, ücretleri düşürülen, ücretsiz izinlere mahkum edilen milyonların sesinin neden hükümet çevrelerince duyulmadığını söylemiştir…

DİSK ASGARİ ÜCRETİN İPTALİ İÇİN DANIŞTAY’DA DAVA AÇTI!..
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, asgari ücreti düzenleyen 55. maddesinde “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlarının da göz önünde bulundurulacağı” ifade edilmekte ve ikinci fıkrasında da devlete, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma görevi verilmektedir. DİSK, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplandığı günden itibaren çalışanların aileleri ile birlikte insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürmelerine yetecek bir asgari ücret belirlenmesi için önerilerini dile getirmiştir. DİSK, önerilerinin hiçbirini dikkate almayan komisyonun, devlet ve işveren temsilcileri ile elele verip aldığı hukuka aykırı bu tespit kararının iptali için Danıştay’da iptal davası açmış ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir...

DARBELERLE HESAPLAŞILMADIKÇA KATLİAMLAR “ÖRTÜLÜ” KALACAKTIR!..
12 Mart 1971 Darbesi ve 12 Mart 1995 Gazi Mahallesi katliamı, Türkiye'nin yakın tarihinde, demokratikleşme sürecini sekteye uğratan, özgürlükleri ve insan haklarını ayaklar altına alan önemli dönüm noktalarındandır. Darbelerle hesaplaşılmadığı ve darbe yasaları yürürlükte olduğu için katliamların da üzerine gidilmemiş ve aydınlatılmamışlardır… 12 Mart 1995’te ise, İstanbul Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve 1 işyerinin taranması sonrası çıkan ve ertesi güne yayılan olaylarda halkın üzerine ateş açılmasının ardından 17 kişi hayatını kaybetmişti. Katliamın üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ sorumluları cezalandırılmamıştır; bu da toplumsal vicdanın kanamaya devam etmesine yol açmaktadır…

ÇALIŞMAK BİR DERT, ÇALIŞAMAMAK BİN DERT: İŞSİZLİK KARABASANA DÖNÜŞTÜ!..
Türkiye, giderek büyüyen işsizler ordusunun çalışma yaşamı üzerinde yarattığı karamsar tablonun gölgesinde, krizin etkilerini tartışıyor. Resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranı resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda. Ancak asıl dikkat çekici olan konu işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük. Türkiye’de 15 yaş üzeri nüfusun sadece yüzde 47’si çalışma yaşamına dahil oluyor. Bu oran Avrupa ortalamasında yüzde 65 düzeylerinde seyrediyor. Yani çalışmayı talep etmeyen atıl bir nüfusla karşı karşıyayız. Bunların arasında çalışmaya hazır olup, iş aramayan umutsuzlar, mevsimlik çalışanlar da var...

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi: AKP, 12 EYLÜL ÜRÜNÜ ANTİDEMOKRATİK YAPILANMALARI TASFİYE ETMEYİ DEĞİL, KENDİ ANLAYIŞIYLA YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEK İSTİYOR!..
AKP iktidarının toplumun ihtiyaçlarına rağmen, 12 Eylül döneminin anti demokratik ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı 82 Anayasası’nın bir ürünü ve yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK), demokratik toplum gereklerine uygun bir biçimde değiştirmek yerine, yargının siyasallaştırılması ve etkisizleştirilmesinin bir aracı olarak kullanmak istediği bugünkü tartışmalarda daha net görülmektedir. Yani AKP politikalarına bakıldığında, 12 Eylül anlayışıyla dizayn edilen antidemokratik (HSYK, YÖK, RTÜK vb.) yapılanmaları tasfiye etmeyi değil, bu kurumları kendi anlayışı ve inisiyatifi doğrultusunda yeniden şekillendirmek istediği söylenebilir. Ekonomide neo-liberalizmi, siyasette de yeni bir iktidar biçimini oturtmaya çalışan AKP “demokrasi havariliği ve yenilikçilik” cübbesini giyinerek, geleneksel devlet kurumlarıyla çatışmaktadır. Bu çatışmalardan toplum ve emekçiler lehinde olumlu bir gelişme veya demokratik bir yönelim beklemek ham hayalcilikten ibarettir…

24 Ocak karabasanı işsizlik ve yoksullukla sürüyor!..
Bugün, uygulanması için 12 Eylül gibi bir askeri dikta rejimine ihtiyaç duyulan ve Türkiye ekonomisi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilen, IMF'nin ve yerli tekellerin dayatmaları doğrultusunda alınan 24 Ocak kararlarının 30. yıldönümü. Türkiye ekonomisinin kaderini, çokuluslu şirketlerin biçimlendirdiği, uluslararası ekonomik sisteme tam olarak entegre etmeyi amaçlayan, sadece ekonomik sistemi değil, bir bütün olarak toplumsal yaşamı dönüştürmeyi ve paranın koşulsuz egemenliğini hedefleyen bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinden 30 yıl sonra ne yazık ki önemli bir mesafe kat edildiğini görmekteyiz...

DİSK 2009 DEĞERLENDİRMESİ VE 2010 MÜCADELE HEDEFLERİ...
2009 yılında Türkiye’de ekonomik, sosyal ve politik bakımdan sorunlar birikmiş, farklı ve değişik süreçlerin etkisi altında bir “kaos” dönemi hâkim hale gelmiştir. Cumhuriyet tarihinin ve elbette kapitalizmin en derin ekonomik krizlerinden biri yaşanmış, yıllardır biriken sorunlara krizin çok ağır ekonomik ve sosyal sonuçları eklenmiş, bütün bu sorunlar çözüm yoluna girmeden 2010 yılına aktarılmıştır. Demokrasi ve özgürlüklere en fazla ihtiyacı olan toplumsal kesimler baskı altında tutulup, hukuksuz uygulamalar yaygınlaşmışken, 12 Eylül Anayasası’nın virgülüne dokunmayanlar, “demokratikleşme” adı altında Türkiye’yi kendi politik ihtiyaçları doğrultusunda değiştirme ve dönüştürmeye koyulmuşlardır…

ASGARİ ÜCRET ARTIŞI YENİ YILDA, ÇALIŞAN YENİ YOKSULLAR YARATACAKTIR!
2010 asgari ücreti toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate alınmayarak, belirlenmiştir. 2010 yılı için artış oranı brüt asgari ücret için yüzde 5,2 net asgari ücret için yüzde 5,7’dir. Günlük artış miktarı 1 TL’dir. Aylık artış miktarı ise 31 TL’dir. Böylece asgari ücrete, günlük 1,3 simitlik zam yapılmıştır. Fakat 2009 yılında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının ve konut harcamalarının ortalama yüzde 11 oranında artması nedeniyle asgari ücretli 2 simitlik bir kayba uğramıştı. Yeni zam asgari ücretlinin elinden alınan 2 simitten birini yerine koymuştur. Günlük 1 TL’lik sembolik asgari ücret artışı, çalışanların yoksulluğa terk edilmesidir…

HAK GASPINDA YENİ BİR ADIM: KEY KESİNTİLERİ BİR KEZ DAHA ÖTELENDİ!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün KEY kesintilerine ilişkin açıklaması...

HÜKÜMET İŞÇİLERİ VE İŞSİZLERİ TEĞET GEÇİYOR
Hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Program; güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasını, sağlık hizmetlerinin azaltılmasını ve halkın birikimlerinin özelleştirilmesini içeriyor.

DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşleri
DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşlerini DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e sundu...

DİSK GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ
Siyasal iktidarı ve işveren örgütlerini uyarıyoruz; işten atılmalar ve işsizlik ile boğuşurken, kıdem tazminatlarının kaldırılmasını aklınızdan bile geçirmeyin!..

TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün Bursa’da “23. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası” açılış toplantısında yaptığı konuşma...

KRİZE KARŞI SOSYAL BİR PROGRAMIN GÜNCELLİĞİ
9 Nisan 2009 tarihinde “Küresel Ekonomik Gelişmeler Karşısında Çalışma Hayatının Değerlendirilmesi” gündemi ile toplanan Üçlü Danışma Kurulu’na sunulan “Krize Karşı Sosyal Bir Programın Güncelliği” konusunda Konfederasyonumuz tarafından hazırlanan rapor ekte sunulmaktadır.

KRİZ PSİKOLOJİK DEĞİL, OLDUKÇA EKONOMİK VE GERÇEK!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Başbakan’ın krizle ilgili olarak “Türkiye’deki olay psikolojiktir” demesine karşı açılması:... Elimizde krizin tam ortasında olduğunu gösteren birçok rakam zaten var ama garip bir tesadüftür ki; Başbakan’ın bu beyanatı yaptığı gün, TÜİK “İmalat Sanayinde Çalışanlar Endeksi III. Dönem Sonuçları”nı açıkladı. Buna göre, 2008’in üçüncü çeyreğinde imalat sanayinde çalışanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.4 azalmıştır...

ETKİNLİK TAKVİMİ
Eylül 2010
Pt
Sa
Ça
Pe
Cu
Ct
Pz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 
P: EBAY
ETUC sitesine ulaşmak için tıklayınız... ITUC sitesine ulaşmak için tıklayınız...