e-Mail Grubu

Banner 4

Banner 3

Banner 2

Başlık DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşleri

DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşlerini DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e sundu.

 

 

 

 

DİSK’İN “ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI’NIN MESLEKİ FAALİYET OLARAK GEÇİCİ İŞ İLİŞKİSİ KURABİLMESİ” HAKKINDA KANUN DEĞİŞİKLİĞİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ

 

           

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Yalova Milletvekili İlhan Evcin'in; İş Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 26.06.2009 tarihinde TBMM tarafından kabul edilmiş ve onaylanmak üzere sayın makamınıza gönderilmiştir.

 

            Bu Kanunun 1. maddesinde düzenlenen “Özel İstihdam Bürolarının Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi Hususu” 24 Haziran 2009 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapılan “Üçlü Danışma Kurulu” Toplantısının gündeminde bulunmasına rağmen, bu toplantının yapıldığı saatlerde esasen bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Yalova Milletvekili İlhan Evcin'in verilmiş Kanun teklifinin  TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülüp TBMM Genel Kurul gündemine alındığını öğrendik. Kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda 25.06.2009 günü görüşülmeye başlayıp, 26.06.2009 tarihinde saat 03.00 sıralarında da Kanunlaşmıştır.

 

İşçi Sendikalarını ve ülkemiz çalışma hayatını yakından ilgilendiren böyle önemli bir konunun sendikaların gündeminden kaçırılmasını, görüşlerinin alınmamasını manidar bulduğumuzu ifade etmek isteriz.

 

Zira, Üçlü Danışma Kurulu 4857 sayılı İş Kanunun 114. maddesi ile kurulmuş olup, bu kurulun çalışma barışının ve endüstri ilişkilerinin geliştirilmesinde, çalışma hayatıyla ilgili mevzuat çalışmalarının ve uygulamalarının izlenmesi ve bu konularda Hükümet, işveren ve işçi sendikaları konfederasyonları arasında etkin danışma amaçlanmıştır.

 

Bu kurulun en önemli dayanağı  Üçlü danışmaya ilişkin 144 sayılı ILO Sözleşmesi ile Avrupa Birliğinin Sosyal Diyaloğa ilişkin direktifleridir.

 

24 Haziran 2009 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapılan “Üçlü Danışma Kurulu” Toplantısına katılan üç işçi sendikaları konfederasyonu TÜRK-İŞ, DİSK ve HAK-İŞ “Özel İstihdam Bürolarının Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” konusunda yasa değişikliği yapılmasına karşı olduklarını açık bir dille ifade etmişler, sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı da toplantı sonrasında yaptığı basın toplantısında bu konuya işçi konfederasyonlarının karşı olduğunu açıklamıştır.

 

İktidar Partisi TBMM Grup Başkanvekilinin de imzasıyla verilmiş olan bu Kanun Teklifinin esasen İktidar Partisi’nin bir tasarrufu olduğu çok açıktır. Zira, sayın Başbakan krize karşı açıkladığı önlemler paketinde “Özel İstihdam Bürolarının Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi”ne ilişkin kanunun çıkarılacağını ifade etmiştir. Bu nedenle, İktidarın ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının “bu konu milletvekillerinin teklifi ile gündeme gelmiştir, Bakanlık tasarrufu değildir” diyerek, konuyu üçlü danışmanın ve sosyal tarafların gündeminden  kaçırması inandırıcı olmadığı gibi, kabul edilemez.  Bu durum sosyal diyalog ile hükümet ve sosyal tarafların etkin danışması ilkelerine açıkça aykırıdır.

 

AKP İktidarının esasen bir hükümet tasarrufu olması nedeniyle kanun tasarısı olarak vermesi gereken bu düzenlemeyi, TBMM Grup Başkanvekili ve bir milletvekiline Kanun teklifi olarak verdirterek, düzenlemenin sosyal tarafların, yargının ve akademik çevrelerin tartışmasından kaçırmıştır.  Kanun Teklifinin doğrudan ilgilendirdiği halde TBMM “Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler  Komisyonu”nda da görüşülmemesi başka bir aykırılık olarak ortada durmaktadır.

 “Mesleki faaliyet olarak ödünç (geçici) iş ilişkisi”ne ilişkin ilk düzenleme İş Kanunu Bilim Kurulunun hazırladığı taslak ile 2003 yılında gündeme gelmiştir.

 

DİSK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ’in ortak tutum alarak karşı çıktıkları bu düzenleme taslak TBMM’ne tasarı olarak sevk edilirken metinden çıkarılmıştır. 

 

O tarihte düzenlemeye karşı çıkılırken ; “mesleki faaliyet olarak ödünç (geçici) iş ilişkisi’nin örgütlendirmeyi zorlaştıracağı, işçi simsarlığına yol açacağı, toplu sözleşmeden yararlanmayı kısıtlayacağı, kollektif hakların kullanımını engelleyeceği, işçiyi korumasız kılacağı”   ifade edilmiştir

           

Kanunun 1. maddesi ile yapılan düzenleme, esasen  Kanun teklifinin gerekçesinde yer alan 22 Ekim 2008 tarihli “Geçici İstihdam Büroları / Temporary Agency Work Directive) ‘ne ilişkin 2008/104 sayılı AB direktifine uyum gerekçesine de aykırıdır, zira, Kanunun bu direktifte yer alan sınırlama ve güvenceleri içermemektedir. (EK-1)

AB düzeyinde asgari standartlar getirmeyi amaçlayan Yönerge tasarısı 2002 yılından beri görüşülmekteydi ve Yönerge 22 Ekim 2008 tarihinde “Geçici İstihdam Büroları / Temporary Agency Work Directive” adı ile kabul edildi.  Yönergeye göre, mesleki faaliyet olarak geçici iş ilişkisi ile çalıştırılan bir işçi, aynı firmada 'benzer' bir işi yapan sürekli/daimi bir işçiden daha düşük koşullarla (çalışma süresi, istirahat süreleri, tatiller, ücret, vs. bakımından) çalıştırılamaz. Yönergenin ana başlıkları arasında, kapsam, tanımlar (son derece önemli), kısıtlamalar ve yasaklamalar, eşit muamele ilkesi, istihdama, ortak alanlara ve mesleki eğitime ulaşım, özel istihdam büroları işçilerinin temsil edilmesi, işçi temsilcilerinin bilgilendirilmesi, asgari gereklilikler ve cezalar yer almakta olup, bu kapsamlı Yönergenin bu koruyucu hükümleri, Kanunun gerekçesinde yer almasına rağmen Kanunda yer almamaktadır.

22 Ekim 2008 tarihli “Geçici İstihdam Büroları / Temporary Agency Work Directive) ‘ne ilişkin 2008/104 sayılı AB direktifinde yer alan güvencelere ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler,  Doç.Dr.Alpay Hekimler’in  TİSK’in yayınladığı İŞVEREN Dergisinin Mayıs 2009 sayısında yayımlanmış makalesinde bile yer almakta olup, bu makalede geçici iş ilişkisi ile çalıştırılan işçilere eşit işlem borcu,  aynı firmada 'benzer' bir işi yapan sürekli/daimi bir işçiden daha düşük koşullarla (çalışma süresi, istirahat süreleri, tatiller, ücret, vs. bakımından) çalıştırılamaması hükmü ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. (EK-2)

Kaldı ki  ödünç (geçici) iş ilişkisinin mesleki faaliyet olarak yürütülmesini düzenleyen 181 sayılı ILO sözleşmesi ülkemiz tarafından henüz onaylanmadığı gibi,   onaylanan bir çok ILO sözleşmesine ilişkin düzenlemeyi on yıllardır hayata geçirmeyen hükümetin, işveren tarafının ısrarı ile bu düzenlemeyi öne alması kabul edilemez. 

ILO’nun 181 sayılı “Özel İstihdam Bürolarına İlişkin” Sözleşmesi ve bu sözleşme ile ilgili 188 No.lu Tavsiye kararı bu konuda ciddi güvenceler içermektedir.

Sözleşme’nin güvence altına aldığı ana hususlar şu şekilde sıralanabilir:  

    • Özel istihdam bürolarının ruhsata bağlanması
    • İstihdamdan yararlanmada fırsat eşitliği ve eşit davranılması ve ayırım gözetilmemesi
    • İşçilerle ilgili kişisel bilgilerin korunması
    • İlgili işçilerden herhangi bedel/para alınmaması
    • Çocuk işçiliğine izin verilmemesi
    • Göçmen işçilerin korunması
    • Şu konularda ilgili işçilerin korunması ve  özel istihdam büroları ile kullanıcı işletmeler arasında sorumluluğun bölüştürülmesi : 

§         Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı

§         Asgari ücret

§         Çalışma süresi ve diğer çalışma koşulları

§         Sosyal güvenlikle ilgili yasal haklar

§         Eğitimden yararlanma

§         İş sağlığının ve güvenliğinin korunması

§         Tazminat ödenecek haller

§         İş kazaları ya da hastalıkları

§         İflas ve aciz hali

§         Analığın ve ebeveynliğin korunması

    • Büroların ahlaka aykırı uygulamalarının önlenmesi (Tavsiye Kararı 188)
    • Gerektiğinde yazılı iş sözleşmesi, hiç değilse, işçiler göreve fiilen başlamadan önce istihdam koşulları konusunda bilgilendirilmelidir (Tavsiye Kararı 188)
    • Kullanıcı işletmenin işçilerinin grevde olması halinde, yerlerine başkalarının çalıştırılamaması (Tavsiye Kararı 188)
    • Özel istihdam büroları kendilerine bağlı işçilerin kullanıcı işletmelerce istihdamını engelleyemez.
    • Özel bürolar ile kamu istihdam hizmetleri arasındaki ilişki (Tavsiye Kararı.188)

            Yoğun işsizliğin yaşandığı ülkemizde bu düzenleme modern işçi simsarlığını, bordro şirketlerini çoğaltmaktan ve iş gücü piyasasını kuralsızlaştırmaktan, parçalamaktan başka bir işlev görmeyeceği gibi, 4857 sayılı İş Kanunun 2 ve 3. maddesinde sınırlanan, güvenceler içeren asıl işveren / alt işveren uygulamasına ilişkin kuralları / standartları dolanmaya, muvazaalı işlemleri çoğaltmaya yarayacaktır.

Esnek istihdam uygulamalarının istihdamı arttırdığına dair hiçbir somut olgu mevcut değildir. Tam tersine esneklik uygulamaları istihdam azaltıcı sonuçlar doğurmaktadır.

 

Bunun yanında Kanunun 2 ve 3. maddeleri ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununda yapılan değişiklikler sigorta tekniğine aykırı düzenlemeler olup, bir sigorta tekniği gereği işçi ve işverenlerden kesilen primlerden oluşan İşsizlik Sigortası Fonundan genel bütçeye, istihdamı arttırmak için de olsa  kaynak aktarmak ve bu husususun sık sık tekrarlanan kolaycı bir yaklaşım olarak karşımıza çıkması  fonun aktüerya dengelerini alt üst edecek, işsizlerin artması halinde fonu işsizlik ödeneklerini karşılayamaz hale getirecektir. Bu yöntem yerine, yani işverenlere prim desteği sağlamak yerine, işsiz kalanların ve işsizlerin fondan yararlanma koşullarının iyileştirilmesi ve kolaylaştırması yanında, işsizlik ödeneğinin işsizlerin asgari ihtiyaçlarını karşılayacak düzeye çıkarılmasının sigorta tekniği ve sosyal devlet ilkesi bakımından daha uygun olacağını düşünmekteyiz.

Bu nedenlerle 5920 sayılı “İş Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un yüksek makamınızca onaylanmayıp, bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ne iade edilmesi hususunu bilgilerinize ve takdirlerinize sunarız.

Saygılarımızla,

 

 

 

 

 

                                                           Tayfun GÖRGÜN                        Süleyman ÇELEBİ

                                                             Genel Sekreter                           Genel Başkan

BAŞBAKAN’A AÇIK MEKTUP: “Güneşi balçıkla sıvamaya çalışırken, DİSK’e çamur atmayın!”
Sayın Başbakan, DİSK, hiçbir karalamaya aldırmadan, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik ve sosyal yeni bir anayasa hedefiyle mücadelesine devam edecektir! “Masal” çocuklara anlatılır ve çocukluk döneminde hayatı öğretme yollarından biridir. Çocukluk dönemlerini geride bırakan ve hayatın cefalı yollarından geçmiş örgütlerin “masallara” karnı toktur. Bu ülkenin çalışanlarının masallara değil, gerçek özgürlüklere ve ekmeğe ihtiyaçları var. Bulunduğunuz makama gelirken bunları vaadettiniz. Öyleyse yapmanız gereken şey görevinizi hatırlamanızdır…

DİSK OLEYİS'E VE ÜYELERİNE SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAKTIR!..
DİSK Genel Başkanı Süleyman ÇELEBİ tarafından kamuoyu ve işçilerden gizle-nerek yapılmak istenen OLEYİS Genel Kurulu ile ilgili olarak DİSK Yönetim Kurulu adına yapılan basın açıklaması:

İTİRAZ ETTİĞİMİZ DÜNYAYI DEĞİŞTİRME UMUDUMUZ VAR!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu (ASF) İstanbul 2010 kapanış yürüyüşünde yaptığı konuşma...

İnsanların, acınmaya değil, işe ihtiyacı var, sadakaya değil, aşa ihtiyacı var!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu’nda, “Krizin Türkiye’ye etkileri ve İşçi Katılımı” forumunda yaptığı konuşma...

ANTİDEMOKRATİK YASALARLA VARLIKLARINI SÜRDÜRENLER, DİSK’İ RECM KUYULARINDA TAŞLAYARAK SINIF MÜCADELESİNİ ENGELLEYEMEZLER!..
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Belediye-İş Sendikası Genel Başkanı Nihat Yurdakul’un “DİSK ve Genel-İş’i PKK yönetiyor” iftiralarına karşı yaptığı açıklama...

OYALAMA DEĞİL, ULUSLARARASI STANDARTLARA UYUM İSTİYORUZ!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ILO Konferansı’yla ilgili DİSK Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Çelebi açıklamasında, “Türkiye geçtiğimiz yıllarda da ‘yasal düzenlemelerin uyumsuzluğu’ ve ‘uygulamaların sendikal hakları ihlal etmesi’ nedenleriyle çeşitli defalarda ILO gündemine geldi. Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’nde kara listelere alınması bizleri hep üzdü ancak hükümet üyeleri bundan hiçbir zaman ders çıkarmadılar. Hükümetler, askeri müdahaleden sonra anayasa ve sendikal yasaların değiştiği 1982 yılından bugüne kadar yaklaşık 30 yıldır her ILO Konferansı’nda sendika yasalarını değiştirmek üzere olduklarını belirterek farklı mazeretlerle gecikme yaşandığını ifade ettiler” dedi…

TAŞERONLAŞTIRMA İŞ CİNAYETİ, KAN VE GÖZYAŞI DEMEKTİR!..
Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı yeraltı kömür ocağında 17 Mayıs 2010 tarihinde saat 13:30 civarında patlama meydana geldiği; patlamanın ardından -160, -360 ve -460 kodundaki işçilerin ocaktan tahliye edildiği; 10 işçinin yaralı olarak kurtarıldığı ve Zonguldak Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre de "Maden ocağının eksi 540 kodunda çalışan taşeron firmanın 30 işçisine henüz ulaşılamadığı" haberleri bizleri derin bir kaygıya sevketmiştir. Taşeron üretiminin kan, ölüm ve gözyaşı olduğu bir kez daha görülmüştür. Kamu maden ocaklarında taşeron uygulamalarına derhal son verilmeli ve taşeron olarak çalışan işçiler kadroya alınarak TTK işçilerinin sahip olduğu haklara kavuşturulmalıdırlar. Özel sektör madenciliğinde kamunun denetim ve yaptırım koşulları yeniden düzenlenmeli ve iş sağlığı ve güvenliğine dönük önlemlerin eksiksiz alınmasında tavizsiz bir yol izlenmelidir...

GÜVENCESİZ ÇALIŞMA GÜVENCESİZ GELECEKTİR...
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, DİSK ve KESK’in ortaklaşa düzenlediği “Güvencesiz Çalışma Güvencesiz Gelecektir” sempozyumunda yaptığı konuşma...

DENETİMSİZLİK VE İHMAL HER YERDE CAN ALIYOR!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Yalova’nın Çitlikköy ilçesinde, gece vardiyasında çalışan 5 kadın işçinin ölümü ile ilgili açıklaması: "Denetimsizlik ve ihmal her yerde can alıyor!"

Eğitim sistemindeki sorunlar ivedilikle çözülmeli, gerici/faşizan kadrolaşmalar dağıtılmalıdır!
İstanbul Çekmeköy’deki Mehmetçik Lisesi’nde geçen ay yapılan TEKEL işçilerine destek eylemine katılan 200 öğrencinin disipline verilmesinin ardından içlerinden 24 öğrencinin dayanışma etkinliği düzenledikleri gerekçesiyle okulla ilişiği kesildi. Toplumsal hafızamızda “Manisalı Gençler”i akla getiren bu olay ilk değildi ve eğitim sistemindeki temel parametreler değiştirilmeden, gerici/ırkçı kadrolaşmalar dağıtılmadan son da olmayacaktır…

• İŞSİZLERİN “SİYASİ GÜÇLERİ” OLMADIĞI İÇİN Mİ HÜKÜMET İSTİHDAM YARATMAMAKTADIR?
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bugün yaptığı bir mülakatta “işsizlerin sendikalarca da savunulmadığını, sahipsiz olduklarını ve dolayısıyla da siyasi bir güçlerinin olmadığını” söylemiştir. DİSK daha 3 Mart 2010 tarihinde yaptığı açıklamada “İşsizliğin karabasana dönüştüğünü; resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranının resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda olduğunu; ancak asıl dikkat çekici olan konunun işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük olduğunu; Türkiye’nin, uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bedelini ağır işsizlik ve atıl işgücü ile ödediğini; krizi kendileri için fırsata çeviren, servetlerini katlayan işverenlerin yanında, bugün işsiz kalan, ücretleri düşürülen, ücretsiz izinlere mahkum edilen milyonların sesinin neden hükümet çevrelerince duyulmadığını söylemiştir…

DİSK ASGARİ ÜCRETİN İPTALİ İÇİN DANIŞTAY’DA DAVA AÇTI!..
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, asgari ücreti düzenleyen 55. maddesinde “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlarının da göz önünde bulundurulacağı” ifade edilmekte ve ikinci fıkrasında da devlete, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma görevi verilmektedir. DİSK, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplandığı günden itibaren çalışanların aileleri ile birlikte insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürmelerine yetecek bir asgari ücret belirlenmesi için önerilerini dile getirmiştir. DİSK, önerilerinin hiçbirini dikkate almayan komisyonun, devlet ve işveren temsilcileri ile elele verip aldığı hukuka aykırı bu tespit kararının iptali için Danıştay’da iptal davası açmış ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir...

DARBELERLE HESAPLAŞILMADIKÇA KATLİAMLAR “ÖRTÜLÜ” KALACAKTIR!..
12 Mart 1971 Darbesi ve 12 Mart 1995 Gazi Mahallesi katliamı, Türkiye'nin yakın tarihinde, demokratikleşme sürecini sekteye uğratan, özgürlükleri ve insan haklarını ayaklar altına alan önemli dönüm noktalarındandır. Darbelerle hesaplaşılmadığı ve darbe yasaları yürürlükte olduğu için katliamların da üzerine gidilmemiş ve aydınlatılmamışlardır… 12 Mart 1995’te ise, İstanbul Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve 1 işyerinin taranması sonrası çıkan ve ertesi güne yayılan olaylarda halkın üzerine ateş açılmasının ardından 17 kişi hayatını kaybetmişti. Katliamın üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ sorumluları cezalandırılmamıştır; bu da toplumsal vicdanın kanamaya devam etmesine yol açmaktadır…

ÇALIŞMAK BİR DERT, ÇALIŞAMAMAK BİN DERT: İŞSİZLİK KARABASANA DÖNÜŞTÜ!..
Türkiye, giderek büyüyen işsizler ordusunun çalışma yaşamı üzerinde yarattığı karamsar tablonun gölgesinde, krizin etkilerini tartışıyor. Resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranı resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda. Ancak asıl dikkat çekici olan konu işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük. Türkiye’de 15 yaş üzeri nüfusun sadece yüzde 47’si çalışma yaşamına dahil oluyor. Bu oran Avrupa ortalamasında yüzde 65 düzeylerinde seyrediyor. Yani çalışmayı talep etmeyen atıl bir nüfusla karşı karşıyayız. Bunların arasında çalışmaya hazır olup, iş aramayan umutsuzlar, mevsimlik çalışanlar da var...

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi: AKP, 12 EYLÜL ÜRÜNÜ ANTİDEMOKRATİK YAPILANMALARI TASFİYE ETMEYİ DEĞİL, KENDİ ANLAYIŞIYLA YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEK İSTİYOR!..
AKP iktidarının toplumun ihtiyaçlarına rağmen, 12 Eylül döneminin anti demokratik ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı 82 Anayasası’nın bir ürünü ve yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK), demokratik toplum gereklerine uygun bir biçimde değiştirmek yerine, yargının siyasallaştırılması ve etkisizleştirilmesinin bir aracı olarak kullanmak istediği bugünkü tartışmalarda daha net görülmektedir. Yani AKP politikalarına bakıldığında, 12 Eylül anlayışıyla dizayn edilen antidemokratik (HSYK, YÖK, RTÜK vb.) yapılanmaları tasfiye etmeyi değil, bu kurumları kendi anlayışı ve inisiyatifi doğrultusunda yeniden şekillendirmek istediği söylenebilir. Ekonomide neo-liberalizmi, siyasette de yeni bir iktidar biçimini oturtmaya çalışan AKP “demokrasi havariliği ve yenilikçilik” cübbesini giyinerek, geleneksel devlet kurumlarıyla çatışmaktadır. Bu çatışmalardan toplum ve emekçiler lehinde olumlu bir gelişme veya demokratik bir yönelim beklemek ham hayalcilikten ibarettir…

24 Ocak karabasanı işsizlik ve yoksullukla sürüyor!..
Bugün, uygulanması için 12 Eylül gibi bir askeri dikta rejimine ihtiyaç duyulan ve Türkiye ekonomisi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilen, IMF'nin ve yerli tekellerin dayatmaları doğrultusunda alınan 24 Ocak kararlarının 30. yıldönümü. Türkiye ekonomisinin kaderini, çokuluslu şirketlerin biçimlendirdiği, uluslararası ekonomik sisteme tam olarak entegre etmeyi amaçlayan, sadece ekonomik sistemi değil, bir bütün olarak toplumsal yaşamı dönüştürmeyi ve paranın koşulsuz egemenliğini hedefleyen bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinden 30 yıl sonra ne yazık ki önemli bir mesafe kat edildiğini görmekteyiz...

DİSK 2009 DEĞERLENDİRMESİ VE 2010 MÜCADELE HEDEFLERİ...
2009 yılında Türkiye’de ekonomik, sosyal ve politik bakımdan sorunlar birikmiş, farklı ve değişik süreçlerin etkisi altında bir “kaos” dönemi hâkim hale gelmiştir. Cumhuriyet tarihinin ve elbette kapitalizmin en derin ekonomik krizlerinden biri yaşanmış, yıllardır biriken sorunlara krizin çok ağır ekonomik ve sosyal sonuçları eklenmiş, bütün bu sorunlar çözüm yoluna girmeden 2010 yılına aktarılmıştır. Demokrasi ve özgürlüklere en fazla ihtiyacı olan toplumsal kesimler baskı altında tutulup, hukuksuz uygulamalar yaygınlaşmışken, 12 Eylül Anayasası’nın virgülüne dokunmayanlar, “demokratikleşme” adı altında Türkiye’yi kendi politik ihtiyaçları doğrultusunda değiştirme ve dönüştürmeye koyulmuşlardır…

ASGARİ ÜCRET ARTIŞI YENİ YILDA, ÇALIŞAN YENİ YOKSULLAR YARATACAKTIR!
2010 asgari ücreti toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate alınmayarak, belirlenmiştir. 2010 yılı için artış oranı brüt asgari ücret için yüzde 5,2 net asgari ücret için yüzde 5,7’dir. Günlük artış miktarı 1 TL’dir. Aylık artış miktarı ise 31 TL’dir. Böylece asgari ücrete, günlük 1,3 simitlik zam yapılmıştır. Fakat 2009 yılında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının ve konut harcamalarının ortalama yüzde 11 oranında artması nedeniyle asgari ücretli 2 simitlik bir kayba uğramıştı. Yeni zam asgari ücretlinin elinden alınan 2 simitten birini yerine koymuştur. Günlük 1 TL’lik sembolik asgari ücret artışı, çalışanların yoksulluğa terk edilmesidir…

HAK GASPINDA YENİ BİR ADIM: KEY KESİNTİLERİ BİR KEZ DAHA ÖTELENDİ!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün KEY kesintilerine ilişkin açıklaması...

HÜKÜMET İŞÇİLERİ VE İŞSİZLERİ TEĞET GEÇİYOR
Hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Program; güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasını, sağlık hizmetlerinin azaltılmasını ve halkın birikimlerinin özelleştirilmesini içeriyor.

DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşleri
DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşlerini DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e sundu...

DİSK GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ
Siyasal iktidarı ve işveren örgütlerini uyarıyoruz; işten atılmalar ve işsizlik ile boğuşurken, kıdem tazminatlarının kaldırılmasını aklınızdan bile geçirmeyin!..

TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün Bursa’da “23. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası” açılış toplantısında yaptığı konuşma...

KRİZE KARŞI SOSYAL BİR PROGRAMIN GÜNCELLİĞİ
9 Nisan 2009 tarihinde “Küresel Ekonomik Gelişmeler Karşısında Çalışma Hayatının Değerlendirilmesi” gündemi ile toplanan Üçlü Danışma Kurulu’na sunulan “Krize Karşı Sosyal Bir Programın Güncelliği” konusunda Konfederasyonumuz tarafından hazırlanan rapor ekte sunulmaktadır.

KRİZ PSİKOLOJİK DEĞİL, OLDUKÇA EKONOMİK VE GERÇEK!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Başbakan’ın krizle ilgili olarak “Türkiye’deki olay psikolojiktir” demesine karşı açılması:... Elimizde krizin tam ortasında olduğunu gösteren birçok rakam zaten var ama garip bir tesadüftür ki; Başbakan’ın bu beyanatı yaptığı gün, TÜİK “İmalat Sanayinde Çalışanlar Endeksi III. Dönem Sonuçları”nı açıkladı. Buna göre, 2008’in üçüncü çeyreğinde imalat sanayinde çalışanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.4 azalmıştır...

ETKİNLİK TAKVİMİ
Eylül 2010
Pt
Sa
Ça
Pe
Cu
Ct
Pz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 
P: EBAY
ETUC sitesine ulaşmak için tıklayınız... ITUC sitesine ulaşmak için tıklayınız...