e-Mail Grubu

Banner 4

Banner 3

Banner 2

Başlık 18 / 19 KASIM 2008 TARİHLERİNDE TOPLANAN DİSK GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

 

 

18 / 19 KASIM 2008 TARİHLERİNDE  BOLU KORU OTEL’DE TOPLANAN

DİSK GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

 

·          Sözümüz Türkiye’ye! Yeter artık susmayın!

·          Her suskunluk işşizlik ve zam olarak sırtımıza biniyor!

·          Gün EMEK CEPHESİNİN SESİNİN yükseltilmesinin günüdür!

 

-ACİL MÜDAHALE PROGRAMI-

 

A-)Değerlendirme

 

Dünyada büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor...

 

IMF, burjuva iktisatçıları ve bankacılar 2007’nin ikinci yarısında ABD finans sektöründe başlayan sorunların sadece mortgage kredileri kaynaklı ve emlak piyasası ile sınırlı olduğunu düşünüyorlardı. Ancak, 2008’in ikinci yarısından itibaren artık görülmüştür ki ortada, merkez kapitalist ve çevre ülkeleri etkileyen, çok ciddi sonuçlar yaratacak, büyük bir ekonomik kriz vardır.

 

Finans piyasalarının alt üst olması, bankaların büyük zararlar kaydetmesi ve bazı bankaların batması ile eş anlı olarak merkez kapitalist ülkeler resesyona, yani ekonomik durgunluk sürecine, girmiştir. Kapitalizmin tarihsel “genişleme-daralma” evrelerinden bir tanesi yaşanmaktadır. 2000’lerin başında tetiklenen ekonomik genişleme tersine dönmüştür. Ancak bu seferki çalkantı, kapitalist sistemin son 20-25 yılda yaşadığı ekonomik sorunlardan çok daha derin ve bütün dünya ülkelerini etkilemesi nedeni ile tam anlamı ile “küreseldir”.

 

Türkiye’nin bu ekonomik krizden etkilenmemesi söz konusu değildir!

 

Yaşanan kriz tahribatlarını arttırarak sürdürecektir. Bunun izleri görülmeye başlanmıştır. Gerek dünyada gerekse ülkemizde bu sonuçlardan en fazla işçiler ve emekçiler etkilenecektir. Çünkü kapitalizmin bu sistematik krizi, iktidarlarda bulunan egemen güçler tarafından doğaldır ki, kayıp ve zararlar emekçilere çıkarılarak aşılmaya çalışılacaktır.

 

AKP iktidarı  ise “Kriz teğet geçecek” aldatmacası içindedir. Hükümet kriz yok derken patronlar bu krize kendilerini hazırlamışlardır.

 

Hayır! Kriz teğet geçmedi. Tam da kalbimize saplanıyor!

 

Sadece işten çıkarma değil, saldırılar da arka arkaya gelmektedir. Şu ana kadar binlerce işçi işinden oldu, fabrikalar kapandı, toplu işten atmalar ve ücretsiz izin uygulamları başladı, sözleşmeler askıya alınmak isteniyor, yeni sözleşmeler imzalanamıyor. Elektrik, su, doğalgaz zamları tokat gibi peşi sıra geliyor. Ve “İşsizlik Sigortası” fonunda biriken paralar patronların krizine melhem yapılmak isteniyor. Oysa krizde temel öncelik emekçi ve yoksul kesimlerin korunması olmalıdır!

 

Artık “Krizin bedelini ödemeyeceğiz”in yerine, “Bu politikalardan sorumlu siyasilere ve sermayeye bedel ödettireceğiz!” dememiz gerekmektedir.

 

Şimdi artık, zamlara, işsizliğe karşı en geniş toplumsal muhalefeti örgütlemenin zamanıdır.

 

Çünkü bu kader değildir. Başka bir yaşam mümkündür. Kapitalizmin vazgeçilmez krizlerinin yerini emekten yana, sosyal adaleti temel alan yeni bir düzen mümkündür.

 

Bu çağrımız Türkiye’yedir!

 

Sadece üyelerimizin değil, tüm emekçilerin, emeklilerin, işsizlerin, ev kadınlarının, dar gelirli esnafın, gençlerin yani bu gidişten mağdur olanların haklarına sahip çıkarak topluma “Yeter artık, susmayın” çağrısı yapıyoruz. “EMEK CEPHESİNİN SESİNİ” oluşturmaya, yükseltmeye davet ediyoruz.

 

DİSK olarak tarihsel görevimizin bilincindeyiz.Dün olduğu gibi bugünde görevimizin başındayız. “Susmayacak,teslim olmayacağız”.

 

B-) Kriz karşısında acil taleplerimiz

 

·           Kriz karşısında öncelikle çalışanların geleceği güvence altına alınmalı, iş ve yaşam koşulları insanca yaşanacak bir düzeyde tutulmalıdır.

·           Devlet yurttaşlarına güvenli iş, güvenli gelecek sağlamakla mükelleftir.

·           İşten atılmalar yasaklanmalıdır.

·           Kapitalizm krize girmeyince de kronik işsizlik üretmektedir. Bu nedenle çalışma süreleri dinlenme ve yemek süresi dahil haftalık 40 saate düşürülmelidir.

·           Başta doğalgaz olmak üzere zamlar geri alınmalı, yeni zamlar yapılmamalıdır.

·           İşsizlik Sigortası’na gerçek sahipleri olan işsiz kalmış emekçilerin dışında kimsenin dokunmasına izin verilmemelidir.

·           İşsizlik Sigortası’dan yararlanma koşulları ve süreleri yeniden düzenlenmelidir.

·           Çalışma süreleri tam ücret verilerek kısaltılmalıdır.

·           Asgari ücret açlık sınırının üzerine çıkarılmalıdır. Vergi dışı tutulmalıdır.

·           Ücret artışları enflasyon üzerinde yapılmalıdır.

·           Eğitim ve sağlık parasız olmalıdır; halkın temel taleplerinden olan elektrik, su, doğalgaz vb.’nin ise asgari ücretle çalışan açlık sınırı altında geliri olanlara ücretsiz sağlanması için mücadele edilmelidir.

·           Herkese barınma hakkı tanınmalıdır. İşçi ve emekçiler için devlet konut vermelidir.

·           Patronların birikimleri yatırıma dönüştürülmeli, batan şirketlerin durumu nedenleri ile halka karşı şeffaf ve açık olmalıdır.

·           İşsizler hareketine ihtiyaç vardır. İşsizler örgütlenmelidir.

·           Kaynaklar silahlanmaya harcanmaktadır. Güvenlik için ayrılan para dondurulup silahlanma yerine eğitim ve sağlığa, üretim ve istihdama yönlendirilmelidir.

·           Krizin yanısıra kentleri rantsal dönüşüm alanına çeviren anlayışların kent yönetimlerinden uzaklaştırılması için de yaklaşmakta olan yerel seçimlere ilişkin çalışmalar yapılmalıdır.

·           2008 yılı içinde temel tüketim mallarına yapılan zamlar ortalama %100’ü aşmışken, Türkiye’de işsizlerden sonra en yoksul kesimi oluşturan emeklilere %9 ücret artışı verildi. Bu nedenle şu anda Türkiye çapında “Haklarımızı İstiyoruz” isimli bir kampanya yürüten sendikamız Emekli-Sen’le dayanışma içinde olunmalıdır.

·           Kürt sorununda demokratik ve barışçıl çözüm üretilmelidir.

·           Bugüne kadar uygulanan neoliberal politikaların sorumlusu olan sermayenin krizi kendi lehine çevirme girişimlerine karşı mücadele edeceğimizi ilan ediyoruz.

 

C-) Acil eylem programı

 

1.       DİSK olarak hemen tüm bölgeleri, işkollarını, işyerlerini kapsayan bilgilendirme, hazırlanma kampanyası başlatılacaktır. Bildiri, afiş, el ilanı ve gerekli diğer propaganda çalışmaları ile işyerleri ve dargelirlilerin, yoksulların yaşadığı, emekçi ve işçi mahalleleri mücadele için hazır hale getirilecektir.

 

2.       Atılan her işçiye, yapılan her zamma karşı, sendikalı - sendikasız işçiler arasında hiçbir ayrım yapmaksızın dayanışma içinde olunacak; işyerlerinde, sokaklarda, pazar yerlerinde küçük büyük demeden mücadele ve dayanışma ağları örgütlenecektir.

 

3.       DİSK başta emek ve meslek odaları olmak üzere kendine emekten yana diyen tüm siyasal parti, demokratik kitle örgütü ve örgütlenmeleri “emek cephesinin sesi” olarak bir araya gelmeye ve mücadeleyi ortaklaştırmaya davet ederek bu yolda mücadeleyi yoğunlaştırma kararlılığındadır.

 

4.       Öncelikle DİSK’e bağlı işyerleri olmak üzere örgütlü örgütsüz tüm işyerlerinde çalışan işçileri “kriz nedeniyle işten çıkarmalara karşı” işyerlerini terk etmemeye davet eder.

 

5.       Bu haftadan başlayarak tüm illerde en büyük pazar yerlerinde haftanın belli günlerinde “krize karşı tencerem boş” eylemleri örgütlemeye davet eder.

 

6.       Türkiye’nin büyük illerinde tesbit edilen merkezlerde “kriz sonuçları tartışma kürsüleri” oluşturmayı kararlaştırır.

 

7.       İşten çıkarmaların yasaklanması talebini örgütlenme özgürlüğü ve sendikalaşma talepleriyle birleştirilmesi gereğine inanır.

 

Bu genel kararlar ışığında;

 

a)      29 kasım 2008 tarihinde Ankara’da yapılacak “Krizin bedelini ödemeyeceğiz” mitinginin en yoğun şekilde katılınmasını,

 

b)      29 Kasım mitingi öncesi tesbit edilen  İl’ lerden başlayarak değişik işkollarında işten atılan işçilerin katıldığı Ankara yürüyüşünün desteklenmesini,

 

c)       26 Kasım 2008 Perşembe günü bütün bölge temsilciliklerinde kitlesel basın açıklamaları yapılmasını,

 

d)      Hazırlanacak bildirinin 28 Kasım 2008 tarihinde bütün işyerlerinde okunmasını,

 

e)      Kriz konusunda  emekçi kitlelerin yapacakları her çeşit eylemlilikleri, örgütlemeyi, katılmayı ve iletişimi sağlamayı görev kabul eder. eylemlere aktif katılımlarının sağlanması için gerekli propaganda ve çalışmaların yapılmasını

 

 KARAR ALTINA ALIR

 

 

BAŞBAKAN’A AÇIK MEKTUP: “Güneşi balçıkla sıvamaya çalışırken, DİSK’e çamur atmayın!”
Sayın Başbakan, DİSK, hiçbir karalamaya aldırmadan, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik ve sosyal yeni bir anayasa hedefiyle mücadelesine devam edecektir! “Masal” çocuklara anlatılır ve çocukluk döneminde hayatı öğretme yollarından biridir. Çocukluk dönemlerini geride bırakan ve hayatın cefalı yollarından geçmiş örgütlerin “masallara” karnı toktur. Bu ülkenin çalışanlarının masallara değil, gerçek özgürlüklere ve ekmeğe ihtiyaçları var. Bulunduğunuz makama gelirken bunları vaadettiniz. Öyleyse yapmanız gereken şey görevinizi hatırlamanızdır…

DİSK OLEYİS'E VE ÜYELERİNE SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAKTIR!..
DİSK Genel Başkanı Süleyman ÇELEBİ tarafından kamuoyu ve işçilerden gizle-nerek yapılmak istenen OLEYİS Genel Kurulu ile ilgili olarak DİSK Yönetim Kurulu adına yapılan basın açıklaması:

İTİRAZ ETTİĞİMİZ DÜNYAYI DEĞİŞTİRME UMUDUMUZ VAR!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu (ASF) İstanbul 2010 kapanış yürüyüşünde yaptığı konuşma...

İnsanların, acınmaya değil, işe ihtiyacı var, sadakaya değil, aşa ihtiyacı var!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu’nda, “Krizin Türkiye’ye etkileri ve İşçi Katılımı” forumunda yaptığı konuşma...

ANTİDEMOKRATİK YASALARLA VARLIKLARINI SÜRDÜRENLER, DİSK’İ RECM KUYULARINDA TAŞLAYARAK SINIF MÜCADELESİNİ ENGELLEYEMEZLER!..
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Belediye-İş Sendikası Genel Başkanı Nihat Yurdakul’un “DİSK ve Genel-İş’i PKK yönetiyor” iftiralarına karşı yaptığı açıklama...

OYALAMA DEĞİL, ULUSLARARASI STANDARTLARA UYUM İSTİYORUZ!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ILO Konferansı’yla ilgili DİSK Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Çelebi açıklamasında, “Türkiye geçtiğimiz yıllarda da ‘yasal düzenlemelerin uyumsuzluğu’ ve ‘uygulamaların sendikal hakları ihlal etmesi’ nedenleriyle çeşitli defalarda ILO gündemine geldi. Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’nde kara listelere alınması bizleri hep üzdü ancak hükümet üyeleri bundan hiçbir zaman ders çıkarmadılar. Hükümetler, askeri müdahaleden sonra anayasa ve sendikal yasaların değiştiği 1982 yılından bugüne kadar yaklaşık 30 yıldır her ILO Konferansı’nda sendika yasalarını değiştirmek üzere olduklarını belirterek farklı mazeretlerle gecikme yaşandığını ifade ettiler” dedi…

TAŞERONLAŞTIRMA İŞ CİNAYETİ, KAN VE GÖZYAŞI DEMEKTİR!..
Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı yeraltı kömür ocağında 17 Mayıs 2010 tarihinde saat 13:30 civarında patlama meydana geldiği; patlamanın ardından -160, -360 ve -460 kodundaki işçilerin ocaktan tahliye edildiği; 10 işçinin yaralı olarak kurtarıldığı ve Zonguldak Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre de "Maden ocağının eksi 540 kodunda çalışan taşeron firmanın 30 işçisine henüz ulaşılamadığı" haberleri bizleri derin bir kaygıya sevketmiştir. Taşeron üretiminin kan, ölüm ve gözyaşı olduğu bir kez daha görülmüştür. Kamu maden ocaklarında taşeron uygulamalarına derhal son verilmeli ve taşeron olarak çalışan işçiler kadroya alınarak TTK işçilerinin sahip olduğu haklara kavuşturulmalıdırlar. Özel sektör madenciliğinde kamunun denetim ve yaptırım koşulları yeniden düzenlenmeli ve iş sağlığı ve güvenliğine dönük önlemlerin eksiksiz alınmasında tavizsiz bir yol izlenmelidir...

GÜVENCESİZ ÇALIŞMA GÜVENCESİZ GELECEKTİR...
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, DİSK ve KESK’in ortaklaşa düzenlediği “Güvencesiz Çalışma Güvencesiz Gelecektir” sempozyumunda yaptığı konuşma...

DENETİMSİZLİK VE İHMAL HER YERDE CAN ALIYOR!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Yalova’nın Çitlikköy ilçesinde, gece vardiyasında çalışan 5 kadın işçinin ölümü ile ilgili açıklaması: "Denetimsizlik ve ihmal her yerde can alıyor!"

Eğitim sistemindeki sorunlar ivedilikle çözülmeli, gerici/faşizan kadrolaşmalar dağıtılmalıdır!
İstanbul Çekmeköy’deki Mehmetçik Lisesi’nde geçen ay yapılan TEKEL işçilerine destek eylemine katılan 200 öğrencinin disipline verilmesinin ardından içlerinden 24 öğrencinin dayanışma etkinliği düzenledikleri gerekçesiyle okulla ilişiği kesildi. Toplumsal hafızamızda “Manisalı Gençler”i akla getiren bu olay ilk değildi ve eğitim sistemindeki temel parametreler değiştirilmeden, gerici/ırkçı kadrolaşmalar dağıtılmadan son da olmayacaktır…

• İŞSİZLERİN “SİYASİ GÜÇLERİ” OLMADIĞI İÇİN Mİ HÜKÜMET İSTİHDAM YARATMAMAKTADIR?
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bugün yaptığı bir mülakatta “işsizlerin sendikalarca da savunulmadığını, sahipsiz olduklarını ve dolayısıyla da siyasi bir güçlerinin olmadığını” söylemiştir. DİSK daha 3 Mart 2010 tarihinde yaptığı açıklamada “İşsizliğin karabasana dönüştüğünü; resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranının resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda olduğunu; ancak asıl dikkat çekici olan konunun işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük olduğunu; Türkiye’nin, uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bedelini ağır işsizlik ve atıl işgücü ile ödediğini; krizi kendileri için fırsata çeviren, servetlerini katlayan işverenlerin yanında, bugün işsiz kalan, ücretleri düşürülen, ücretsiz izinlere mahkum edilen milyonların sesinin neden hükümet çevrelerince duyulmadığını söylemiştir…

DİSK ASGARİ ÜCRETİN İPTALİ İÇİN DANIŞTAY’DA DAVA AÇTI!..
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, asgari ücreti düzenleyen 55. maddesinde “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlarının da göz önünde bulundurulacağı” ifade edilmekte ve ikinci fıkrasında da devlete, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma görevi verilmektedir. DİSK, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplandığı günden itibaren çalışanların aileleri ile birlikte insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürmelerine yetecek bir asgari ücret belirlenmesi için önerilerini dile getirmiştir. DİSK, önerilerinin hiçbirini dikkate almayan komisyonun, devlet ve işveren temsilcileri ile elele verip aldığı hukuka aykırı bu tespit kararının iptali için Danıştay’da iptal davası açmış ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir...

DARBELERLE HESAPLAŞILMADIKÇA KATLİAMLAR “ÖRTÜLÜ” KALACAKTIR!..
12 Mart 1971 Darbesi ve 12 Mart 1995 Gazi Mahallesi katliamı, Türkiye'nin yakın tarihinde, demokratikleşme sürecini sekteye uğratan, özgürlükleri ve insan haklarını ayaklar altına alan önemli dönüm noktalarındandır. Darbelerle hesaplaşılmadığı ve darbe yasaları yürürlükte olduğu için katliamların da üzerine gidilmemiş ve aydınlatılmamışlardır… 12 Mart 1995’te ise, İstanbul Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve 1 işyerinin taranması sonrası çıkan ve ertesi güne yayılan olaylarda halkın üzerine ateş açılmasının ardından 17 kişi hayatını kaybetmişti. Katliamın üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ sorumluları cezalandırılmamıştır; bu da toplumsal vicdanın kanamaya devam etmesine yol açmaktadır…

ÇALIŞMAK BİR DERT, ÇALIŞAMAMAK BİN DERT: İŞSİZLİK KARABASANA DÖNÜŞTÜ!..
Türkiye, giderek büyüyen işsizler ordusunun çalışma yaşamı üzerinde yarattığı karamsar tablonun gölgesinde, krizin etkilerini tartışıyor. Resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranı resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda. Ancak asıl dikkat çekici olan konu işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük. Türkiye’de 15 yaş üzeri nüfusun sadece yüzde 47’si çalışma yaşamına dahil oluyor. Bu oran Avrupa ortalamasında yüzde 65 düzeylerinde seyrediyor. Yani çalışmayı talep etmeyen atıl bir nüfusla karşı karşıyayız. Bunların arasında çalışmaya hazır olup, iş aramayan umutsuzlar, mevsimlik çalışanlar da var...

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi: AKP, 12 EYLÜL ÜRÜNÜ ANTİDEMOKRATİK YAPILANMALARI TASFİYE ETMEYİ DEĞİL, KENDİ ANLAYIŞIYLA YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEK İSTİYOR!..
AKP iktidarının toplumun ihtiyaçlarına rağmen, 12 Eylül döneminin anti demokratik ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı 82 Anayasası’nın bir ürünü ve yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK), demokratik toplum gereklerine uygun bir biçimde değiştirmek yerine, yargının siyasallaştırılması ve etkisizleştirilmesinin bir aracı olarak kullanmak istediği bugünkü tartışmalarda daha net görülmektedir. Yani AKP politikalarına bakıldığında, 12 Eylül anlayışıyla dizayn edilen antidemokratik (HSYK, YÖK, RTÜK vb.) yapılanmaları tasfiye etmeyi değil, bu kurumları kendi anlayışı ve inisiyatifi doğrultusunda yeniden şekillendirmek istediği söylenebilir. Ekonomide neo-liberalizmi, siyasette de yeni bir iktidar biçimini oturtmaya çalışan AKP “demokrasi havariliği ve yenilikçilik” cübbesini giyinerek, geleneksel devlet kurumlarıyla çatışmaktadır. Bu çatışmalardan toplum ve emekçiler lehinde olumlu bir gelişme veya demokratik bir yönelim beklemek ham hayalcilikten ibarettir…

24 Ocak karabasanı işsizlik ve yoksullukla sürüyor!..
Bugün, uygulanması için 12 Eylül gibi bir askeri dikta rejimine ihtiyaç duyulan ve Türkiye ekonomisi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilen, IMF'nin ve yerli tekellerin dayatmaları doğrultusunda alınan 24 Ocak kararlarının 30. yıldönümü. Türkiye ekonomisinin kaderini, çokuluslu şirketlerin biçimlendirdiği, uluslararası ekonomik sisteme tam olarak entegre etmeyi amaçlayan, sadece ekonomik sistemi değil, bir bütün olarak toplumsal yaşamı dönüştürmeyi ve paranın koşulsuz egemenliğini hedefleyen bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinden 30 yıl sonra ne yazık ki önemli bir mesafe kat edildiğini görmekteyiz...

DİSK 2009 DEĞERLENDİRMESİ VE 2010 MÜCADELE HEDEFLERİ...
2009 yılında Türkiye’de ekonomik, sosyal ve politik bakımdan sorunlar birikmiş, farklı ve değişik süreçlerin etkisi altında bir “kaos” dönemi hâkim hale gelmiştir. Cumhuriyet tarihinin ve elbette kapitalizmin en derin ekonomik krizlerinden biri yaşanmış, yıllardır biriken sorunlara krizin çok ağır ekonomik ve sosyal sonuçları eklenmiş, bütün bu sorunlar çözüm yoluna girmeden 2010 yılına aktarılmıştır. Demokrasi ve özgürlüklere en fazla ihtiyacı olan toplumsal kesimler baskı altında tutulup, hukuksuz uygulamalar yaygınlaşmışken, 12 Eylül Anayasası’nın virgülüne dokunmayanlar, “demokratikleşme” adı altında Türkiye’yi kendi politik ihtiyaçları doğrultusunda değiştirme ve dönüştürmeye koyulmuşlardır…

ASGARİ ÜCRET ARTIŞI YENİ YILDA, ÇALIŞAN YENİ YOKSULLAR YARATACAKTIR!
2010 asgari ücreti toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate alınmayarak, belirlenmiştir. 2010 yılı için artış oranı brüt asgari ücret için yüzde 5,2 net asgari ücret için yüzde 5,7’dir. Günlük artış miktarı 1 TL’dir. Aylık artış miktarı ise 31 TL’dir. Böylece asgari ücrete, günlük 1,3 simitlik zam yapılmıştır. Fakat 2009 yılında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının ve konut harcamalarının ortalama yüzde 11 oranında artması nedeniyle asgari ücretli 2 simitlik bir kayba uğramıştı. Yeni zam asgari ücretlinin elinden alınan 2 simitten birini yerine koymuştur. Günlük 1 TL’lik sembolik asgari ücret artışı, çalışanların yoksulluğa terk edilmesidir…

HAK GASPINDA YENİ BİR ADIM: KEY KESİNTİLERİ BİR KEZ DAHA ÖTELENDİ!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün KEY kesintilerine ilişkin açıklaması...

HÜKÜMET İŞÇİLERİ VE İŞSİZLERİ TEĞET GEÇİYOR
Hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Program; güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasını, sağlık hizmetlerinin azaltılmasını ve halkın birikimlerinin özelleştirilmesini içeriyor.

DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşleri
DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşlerini DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e sundu...

DİSK GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ
Siyasal iktidarı ve işveren örgütlerini uyarıyoruz; işten atılmalar ve işsizlik ile boğuşurken, kıdem tazminatlarının kaldırılmasını aklınızdan bile geçirmeyin!..

TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün Bursa’da “23. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası” açılış toplantısında yaptığı konuşma...

KRİZE KARŞI SOSYAL BİR PROGRAMIN GÜNCELLİĞİ
9 Nisan 2009 tarihinde “Küresel Ekonomik Gelişmeler Karşısında Çalışma Hayatının Değerlendirilmesi” gündemi ile toplanan Üçlü Danışma Kurulu’na sunulan “Krize Karşı Sosyal Bir Programın Güncelliği” konusunda Konfederasyonumuz tarafından hazırlanan rapor ekte sunulmaktadır.

KRİZ PSİKOLOJİK DEĞİL, OLDUKÇA EKONOMİK VE GERÇEK!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Başbakan’ın krizle ilgili olarak “Türkiye’deki olay psikolojiktir” demesine karşı açılması:... Elimizde krizin tam ortasında olduğunu gösteren birçok rakam zaten var ama garip bir tesadüftür ki; Başbakan’ın bu beyanatı yaptığı gün, TÜİK “İmalat Sanayinde Çalışanlar Endeksi III. Dönem Sonuçları”nı açıkladı. Buna göre, 2008’in üçüncü çeyreğinde imalat sanayinde çalışanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.4 azalmıştır...

ETKİNLİK TAKVİMİ
Eylül 2010
Pt
Sa
Ça
Pe
Cu
Ct
Pz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 
P: EBAY
ETUC sitesine ulaşmak için tıklayınız... ITUC sitesine ulaşmak için tıklayınız...