e-Mail Grubu

Banner 4

Banner 3

Banner 2

Başlık ÇELEBİ'DEN BAŞBAKAN'A: 5510 Sayılı Yasa halk için büyük bir kayıp, sermaye için ise kazançtır!

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Meclis gündemine gelen 5510 Sayılı SSGSS Yasa Tasarısı’na ve Sayın Başbakan’ın AKP Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmaya ilişkin yaptığı açıklama:

 

5510 Sayılı Yasa halk için büyük bir kayıp, sermaye için ise kazançtır!

 

Başbakan’ın AKP grup toplantısında yaptığı konuşma, hangi açıdan ele alırsanız alın, tam bir ibret belgesidir, bir talihsizliktir.

 

Öncelikle Başbakan, sosyal muhataplarını siyasi hasım gibi algılamakta ve üslubunu buna göre düzenlemektedir. Oysa bizler rakip değil, hükümetin oluşturduğu siyasetten, ekonomik politikalardan etkilenen ve mağdur olan kesimlerin temsilcileriyiz.

 

Bu açıdan Başbakan, siyaseti toplum için mi, topluma karşı mı yaptığına karar vermelidir.

 

Konuşmasının içeriğinden ve üslubundan anlaşıldığı kadarıyla, hükümetin eline ekonomik programı tutuşturan IMF ve Dünya Bankası gibi finans kuruluşlarının tamamen yanında fakat toplumumuzu oluşturan kesimlere karşı bir siyaset yürütmektedir Başbakan.

 

Dürüst davranmadığımız ve yalan söylediğimiz yolundaki gergin ve ölçüsüz sözleri eğer “köşeye sıkışmanın” verdiği psikolojik bir tepki değilse nasıl yorumlanacaktır?

 

SSGSS Yasa Tasarısı yazılı ve somut olarak, kazanılmış hakları ortadan kaldıran maddeleriyle apaçık ortada duruyorken, bizleri yalancılıkla ve dürüst olmamakla itham edebiliyorsa bir başbakan, ya yasanın tek satırını dahi okumamış ya da ortada bizim bilmediğimiz, görmediğimiz, duymadığımız başka bir yasa vardır.

 

Sayın Başbakan yasaya ilişkin görüş ve önerilerimizi bildirmediğimizi söylemektedir. Oysa gerek DİSK, gerek diğer emek ve meslek örgütleri olarak görüşlerimiz defalarca Çalışma Bakanlığı’na iletilmiştir. Ayrıca görüşlerimiz, DİSK olarak katılmadığımız ESK toplantısında da Başbakan’a iletilmek üzere ilgili kişilere verilmiştir. Basın yoluyla, bildiri ve broşürlerimizle, hazırladığımız kitapçıklarla görüşlerimizi kendileriyle paylaştığımız gibi toplumla da paylaştık. 2.892 sandıkta yaptığımız referanduma 2 milyon 240 bin insan katıldı ve bu oylamada %99.4 yasaya hayır çıktı. Deli Dumrul vergisini hatırlatan Genel Sağlık Sigortası Vergisi’ni sağır sultanlar bile duymuştur.

 

Eğer ortada bu yasa üzerinden bir rant varsa, toplumu bütünüyle karşısına alanların rantıdır bu, toplumun geleceğini düşünenlerin değil!

 

SSGSS TASARISI’NA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ VE GERÇEKLER

Defalarca söyledik ve yine söylüyoruz: AKP Hükümeti, sosyal güvenlik alanında Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda tüm çalışanlar için ortak norm ve standart sağlayacak bir düzenleme yapması gerekirken; Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen 5510 Sayılı Yasa'dan da geri bir yasa taslağı ortaya çıkarmıştır.

 

·          Hükümet, bir yandan sosyal güvenlik açıklarının büyüdüğünü söylerken bir yandan da sağlık alanındaki uygulamalarıyla, özel hastanelere, ilaç tekellerine aktardığı payı artırmayı hedeflemektedir.

 

·          Türkiye, OECD ülkeleri arasında devletin sosyal güvenlik sistemine prim katkısı olmayan tek ülkedir.

 

·          Avrupa Birliği ülkeleri sosyal güvenlik ve sağlık için bütçelerinin yarısını harcarken, Türkiye'de bu oran bütçenin beşte birine ulaşmıyor.

 

·          Bütçenin yüzde 26'sı, nüfusun yüzde 10'una faiz ödemeleri olarak aktarılırken, nüfusun yüzde 90'ı için yapılan sosyal güvenlik harcamaları yüzde 15'i bile bulmuyor.

 

Bütün bunlar ortadayken, Sayın Başbakan demagojik bir üslupla, kazanılmış hiçbir hak kaybı olmadığını söylemektedir. Ama ortadaki yasa taslağı kendisini alenen yalanlamaktadır. Başbakan ise tam bir hezeyan içinde, sadece işine gelen maddeleri sıralamaktadır. İktidar sözcüleri “kazanılmış hak”tan, mevcut çalışanların haklarının budanmadığını kastetmektedirler. Bu doğru olmadığı gibi, gelecek kuşakların haklarının gaspedilmesi de bizim ve dolayısıyla toplumumuzun sorunudur. Buna sessiz kalmamız düşünülemez. Nasıl ki 8 saatlik işgünü veya ücretli izinler bizden önceki kuşaklardan bize bir hak mirası olarak kalmışsa, bizden sonraki kuşaklara da mevcut haklarımızı miras olarak bırakmak bizlerin taviz vermeyeceği bir görevdir.

 

AKP Hükümeti'nin hazırladığı bu tasarı yasalaşırsa sağlık ve sosyal güvenlik haklarımızda şu kayıplar oluşacaktır:

 

• Kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşı hem kadınlar hem de erkekler için yeniden yükseltilip 65'e çıkarılacak, emeklilik hayal olacaktır! Bu kayıp değilse nedir?

• Emekliliğe hak kazanmak için halen 7.000 gün prim ödemek gerekirken yasa çıktıktan sonra 9.000 gün prim ödemek gerekecektir. Buna göre turizm, inşaat, tarım vb. Sezonluk sektörlerde yılda 120 gün çalışanların tam aylığı hak etmesi için 75 yıl, kısmi aylığı hak etmeleri için 45 yıl; yılda 90 gün çalışanların tam aylığı hak etmesi için 100 yıl, kısmi aylığı hak etmeleri için 60 yıl çalışmaları gerekmektedir. Bu kayıp değil midir?

• Emekli aylıkları yüzde 23 ile yüzde 33 arasında düşürülecektir. Başbakan bunu da bir kayıp olarak görmemektedir!

Bütün sağlık hizmetleri paralı olacaktır. Vatandaşı müşteri olarak gören piyasacı anlayışa göre bu da bir kayıp değildir!

 

Başbakan’ın “kazanç” olarak gördüğü diğer maddeler de şöyledir:

 

• Basın emekçilerini de kapsayan bir grup emekçi için kazanılmış hak niteliğindeki fiili hizmet süresi zammı kaldırılacaktır. Havayolları uçucu personeline, lokomotif makinistlerine, infaz koruma memurlarına, posta dağıtıcılarına, deniz üstünde çalışan gemi çalışanlarına yıpranma payı verilmeyecektir.

• Yeniden çalışmaya başlayan emeklilerin, emekli aylıkları kesilecektir.

• Aylık geliri 145 YTL’den fazla olan herkesten Genel Sağlık Sigortası Primi olarak sağlık vergisi alınacaktır!

• Hastalık, kaza, ameliyat gibi nedenlerle hastaneye yatmak gerekince “katılım payı” adı altında para ödenecektir.

• Emzirme yardımı altı ay süreyle iki asgari ücret tutarı yerine, bir defada asgari ücretin üçte biri kadar ödenecektir.

• Hastalanan, doğum yapan, kaza geçiren sigortalılara verilen geçici iş göremezlik ödeneği yatarak tedavide azalacaktır.

• Cenaze yardımı üçte bir oranında azaltılacaktır.

• Ölüm aylığı bağlanması için 900 gün yerine, 1800 gün prim ödenmiş olması gerekecektir.

 

5510 Sayılı Yasa ve şimdi de bu değişiklik tasarısı ile yapılmak istenen şey, görüldüğü gibi, sosyal güvenlik sistemini iyileştirecek bir reform değil, sosyal devletin var olanını da ortadan kaldıracak bir yeniden yapılanmadır.

 

HALK İÇİN KAYIP, SERMAYE İÇİN KAZANÇ!

Aslında Başbakan’ın bu maddeleri kayıp değil de bir kazanç olarak görmesi, temsil ettiği, politikalar ürettiği kesimler için geçerlidir. Başbakan bu açıdan doğru söylemektedir: bu yasa sermaye için büyük bir kazançtır!

 

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası çalışanların ikiz kuleleridir.

Gündemdeki bu yasa tasarısıyla bunlar yıkılırsa, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır!

 

Son olarak şunu da ifade etmelyiz ki; Sayın Başbakan “Serbest bıraksak bakalım sendikalara kaç kişi üye olacak” diyerek, anayasal bir hak olan sendikaya üye olmanın  aslında serbest olmadığını itiraf etmektedir. Serbest olmadığını biz zaten yıllardır söylüyoruz.

 

Yüksek oranda işsizliğin, açlığın kol gezdiği ülkemizde, sendikaya üye olanların işten atıldığı, sürgün edildiği, kara listelere alınarak işsizliğe mahkum edildiği ülkemizde elbette sendika kültürü gelişemez.

 

Başbakan’dan sendikal haklar konusunda lütuf beklemiyoruz, altına imza attığı uluslararası sözleşmelere uymaya, sadık kalmaya yemin ettiği anayasa hükümlerini uygulamaya  davet ediyoruz.

 

BUGÜN KARŞI ÇIKMAZSAK YARIN ÇOK GEÇ OLACAK!

Tüm bu nedenlerle, TBMM'ye sunulan yasa tasarısının geri çekilmesini, geniş katılımlı bir tartışma ortamında çalışılarak taleplerimiz doğrultusunda yeniden düzenlenmesini istiyoruz.

 

Sosyal Güven(siz)lik ve Genel Sağlık(sızlık) Sigortası kanun tasarılarının bizlere rağmen IMF’nin istediği biçimde geçirilmesine izin vermeyeceğiz!

 

Biz biliyoruz ki; yoksulluk da, yoksunluk da, sağlıksızlık da, sosyal güvensizlik de kader değildir. Kendimiz için, çocuklarımız için, kardeşlerimiz için sağlık ve sosyal güvenlik hakkımıza sahip çıkacağız.

 

BURADAN, SİYASİ PARTİLERE, MESLEK VE KİTLE ÖRGÜTLERİNE, İŞÇİLERE, KAMU ÇALIŞANLARINA, ESNAFA, ÇİFTÇİYE, EMEKLİYE, KADINLARA; GENCİ VE YAŞLISIYLA BU ÜLKENİN ONURLU İNSANLARINA SESLENİYORUZ:

 

GELİN HEP BİRLİKTE, ÜLKEMİZİN VE ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ KARARTACAK BU GAYRİ VİCDANİ SALDIRIYI DURDURALIM!

 

“Ben ne yapabilirim ki” deme!

 

·          13 Mart’ta yapılacak protesto eylemlerine SEN DE KATIL!

 

·          14 Mart 2008 Cuma günü saat 10.00-12.00 arasında bütün yurt çapında yapılacak iki saatlik iş bırakma eylemine aktif olarak katıl!

BAŞBAKAN’A AÇIK MEKTUP: “Güneşi balçıkla sıvamaya çalışırken, DİSK’e çamur atmayın!”
Sayın Başbakan, DİSK, hiçbir karalamaya aldırmadan, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik ve sosyal yeni bir anayasa hedefiyle mücadelesine devam edecektir! “Masal” çocuklara anlatılır ve çocukluk döneminde hayatı öğretme yollarından biridir. Çocukluk dönemlerini geride bırakan ve hayatın cefalı yollarından geçmiş örgütlerin “masallara” karnı toktur. Bu ülkenin çalışanlarının masallara değil, gerçek özgürlüklere ve ekmeğe ihtiyaçları var. Bulunduğunuz makama gelirken bunları vaadettiniz. Öyleyse yapmanız gereken şey görevinizi hatırlamanızdır…

DİSK OLEYİS'E VE ÜYELERİNE SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAKTIR!..
DİSK Genel Başkanı Süleyman ÇELEBİ tarafından kamuoyu ve işçilerden gizle-nerek yapılmak istenen OLEYİS Genel Kurulu ile ilgili olarak DİSK Yönetim Kurulu adına yapılan basın açıklaması:

İTİRAZ ETTİĞİMİZ DÜNYAYI DEĞİŞTİRME UMUDUMUZ VAR!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu (ASF) İstanbul 2010 kapanış yürüyüşünde yaptığı konuşma...

İnsanların, acınmaya değil, işe ihtiyacı var, sadakaya değil, aşa ihtiyacı var!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu’nda, “Krizin Türkiye’ye etkileri ve İşçi Katılımı” forumunda yaptığı konuşma...

ANTİDEMOKRATİK YASALARLA VARLIKLARINI SÜRDÜRENLER, DİSK’İ RECM KUYULARINDA TAŞLAYARAK SINIF MÜCADELESİNİ ENGELLEYEMEZLER!..
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Belediye-İş Sendikası Genel Başkanı Nihat Yurdakul’un “DİSK ve Genel-İş’i PKK yönetiyor” iftiralarına karşı yaptığı açıklama...

OYALAMA DEĞİL, ULUSLARARASI STANDARTLARA UYUM İSTİYORUZ!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ILO Konferansı’yla ilgili DİSK Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Çelebi açıklamasında, “Türkiye geçtiğimiz yıllarda da ‘yasal düzenlemelerin uyumsuzluğu’ ve ‘uygulamaların sendikal hakları ihlal etmesi’ nedenleriyle çeşitli defalarda ILO gündemine geldi. Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’nde kara listelere alınması bizleri hep üzdü ancak hükümet üyeleri bundan hiçbir zaman ders çıkarmadılar. Hükümetler, askeri müdahaleden sonra anayasa ve sendikal yasaların değiştiği 1982 yılından bugüne kadar yaklaşık 30 yıldır her ILO Konferansı’nda sendika yasalarını değiştirmek üzere olduklarını belirterek farklı mazeretlerle gecikme yaşandığını ifade ettiler” dedi…

TAŞERONLAŞTIRMA İŞ CİNAYETİ, KAN VE GÖZYAŞI DEMEKTİR!..
Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı yeraltı kömür ocağında 17 Mayıs 2010 tarihinde saat 13:30 civarında patlama meydana geldiği; patlamanın ardından -160, -360 ve -460 kodundaki işçilerin ocaktan tahliye edildiği; 10 işçinin yaralı olarak kurtarıldığı ve Zonguldak Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre de "Maden ocağının eksi 540 kodunda çalışan taşeron firmanın 30 işçisine henüz ulaşılamadığı" haberleri bizleri derin bir kaygıya sevketmiştir. Taşeron üretiminin kan, ölüm ve gözyaşı olduğu bir kez daha görülmüştür. Kamu maden ocaklarında taşeron uygulamalarına derhal son verilmeli ve taşeron olarak çalışan işçiler kadroya alınarak TTK işçilerinin sahip olduğu haklara kavuşturulmalıdırlar. Özel sektör madenciliğinde kamunun denetim ve yaptırım koşulları yeniden düzenlenmeli ve iş sağlığı ve güvenliğine dönük önlemlerin eksiksiz alınmasında tavizsiz bir yol izlenmelidir...

GÜVENCESİZ ÇALIŞMA GÜVENCESİZ GELECEKTİR...
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, DİSK ve KESK’in ortaklaşa düzenlediği “Güvencesiz Çalışma Güvencesiz Gelecektir” sempozyumunda yaptığı konuşma...

DENETİMSİZLİK VE İHMAL HER YERDE CAN ALIYOR!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Yalova’nın Çitlikköy ilçesinde, gece vardiyasında çalışan 5 kadın işçinin ölümü ile ilgili açıklaması: "Denetimsizlik ve ihmal her yerde can alıyor!"

Eğitim sistemindeki sorunlar ivedilikle çözülmeli, gerici/faşizan kadrolaşmalar dağıtılmalıdır!
İstanbul Çekmeköy’deki Mehmetçik Lisesi’nde geçen ay yapılan TEKEL işçilerine destek eylemine katılan 200 öğrencinin disipline verilmesinin ardından içlerinden 24 öğrencinin dayanışma etkinliği düzenledikleri gerekçesiyle okulla ilişiği kesildi. Toplumsal hafızamızda “Manisalı Gençler”i akla getiren bu olay ilk değildi ve eğitim sistemindeki temel parametreler değiştirilmeden, gerici/ırkçı kadrolaşmalar dağıtılmadan son da olmayacaktır…

• İŞSİZLERİN “SİYASİ GÜÇLERİ” OLMADIĞI İÇİN Mİ HÜKÜMET İSTİHDAM YARATMAMAKTADIR?
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bugün yaptığı bir mülakatta “işsizlerin sendikalarca da savunulmadığını, sahipsiz olduklarını ve dolayısıyla da siyasi bir güçlerinin olmadığını” söylemiştir. DİSK daha 3 Mart 2010 tarihinde yaptığı açıklamada “İşsizliğin karabasana dönüştüğünü; resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranının resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda olduğunu; ancak asıl dikkat çekici olan konunun işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük olduğunu; Türkiye’nin, uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bedelini ağır işsizlik ve atıl işgücü ile ödediğini; krizi kendileri için fırsata çeviren, servetlerini katlayan işverenlerin yanında, bugün işsiz kalan, ücretleri düşürülen, ücretsiz izinlere mahkum edilen milyonların sesinin neden hükümet çevrelerince duyulmadığını söylemiştir…

DİSK ASGARİ ÜCRETİN İPTALİ İÇİN DANIŞTAY’DA DAVA AÇTI!..
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, asgari ücreti düzenleyen 55. maddesinde “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlarının da göz önünde bulundurulacağı” ifade edilmekte ve ikinci fıkrasında da devlete, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma görevi verilmektedir. DİSK, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplandığı günden itibaren çalışanların aileleri ile birlikte insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürmelerine yetecek bir asgari ücret belirlenmesi için önerilerini dile getirmiştir. DİSK, önerilerinin hiçbirini dikkate almayan komisyonun, devlet ve işveren temsilcileri ile elele verip aldığı hukuka aykırı bu tespit kararının iptali için Danıştay’da iptal davası açmış ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir...

DARBELERLE HESAPLAŞILMADIKÇA KATLİAMLAR “ÖRTÜLÜ” KALACAKTIR!..
12 Mart 1971 Darbesi ve 12 Mart 1995 Gazi Mahallesi katliamı, Türkiye'nin yakın tarihinde, demokratikleşme sürecini sekteye uğratan, özgürlükleri ve insan haklarını ayaklar altına alan önemli dönüm noktalarındandır. Darbelerle hesaplaşılmadığı ve darbe yasaları yürürlükte olduğu için katliamların da üzerine gidilmemiş ve aydınlatılmamışlardır… 12 Mart 1995’te ise, İstanbul Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve 1 işyerinin taranması sonrası çıkan ve ertesi güne yayılan olaylarda halkın üzerine ateş açılmasının ardından 17 kişi hayatını kaybetmişti. Katliamın üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ sorumluları cezalandırılmamıştır; bu da toplumsal vicdanın kanamaya devam etmesine yol açmaktadır…

ÇALIŞMAK BİR DERT, ÇALIŞAMAMAK BİN DERT: İŞSİZLİK KARABASANA DÖNÜŞTÜ!..
Türkiye, giderek büyüyen işsizler ordusunun çalışma yaşamı üzerinde yarattığı karamsar tablonun gölgesinde, krizin etkilerini tartışıyor. Resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranı resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda. Ancak asıl dikkat çekici olan konu işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük. Türkiye’de 15 yaş üzeri nüfusun sadece yüzde 47’si çalışma yaşamına dahil oluyor. Bu oran Avrupa ortalamasında yüzde 65 düzeylerinde seyrediyor. Yani çalışmayı talep etmeyen atıl bir nüfusla karşı karşıyayız. Bunların arasında çalışmaya hazır olup, iş aramayan umutsuzlar, mevsimlik çalışanlar da var...

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi: AKP, 12 EYLÜL ÜRÜNÜ ANTİDEMOKRATİK YAPILANMALARI TASFİYE ETMEYİ DEĞİL, KENDİ ANLAYIŞIYLA YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEK İSTİYOR!..
AKP iktidarının toplumun ihtiyaçlarına rağmen, 12 Eylül döneminin anti demokratik ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı 82 Anayasası’nın bir ürünü ve yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK), demokratik toplum gereklerine uygun bir biçimde değiştirmek yerine, yargının siyasallaştırılması ve etkisizleştirilmesinin bir aracı olarak kullanmak istediği bugünkü tartışmalarda daha net görülmektedir. Yani AKP politikalarına bakıldığında, 12 Eylül anlayışıyla dizayn edilen antidemokratik (HSYK, YÖK, RTÜK vb.) yapılanmaları tasfiye etmeyi değil, bu kurumları kendi anlayışı ve inisiyatifi doğrultusunda yeniden şekillendirmek istediği söylenebilir. Ekonomide neo-liberalizmi, siyasette de yeni bir iktidar biçimini oturtmaya çalışan AKP “demokrasi havariliği ve yenilikçilik” cübbesini giyinerek, geleneksel devlet kurumlarıyla çatışmaktadır. Bu çatışmalardan toplum ve emekçiler lehinde olumlu bir gelişme veya demokratik bir yönelim beklemek ham hayalcilikten ibarettir…

24 Ocak karabasanı işsizlik ve yoksullukla sürüyor!..
Bugün, uygulanması için 12 Eylül gibi bir askeri dikta rejimine ihtiyaç duyulan ve Türkiye ekonomisi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilen, IMF'nin ve yerli tekellerin dayatmaları doğrultusunda alınan 24 Ocak kararlarının 30. yıldönümü. Türkiye ekonomisinin kaderini, çokuluslu şirketlerin biçimlendirdiği, uluslararası ekonomik sisteme tam olarak entegre etmeyi amaçlayan, sadece ekonomik sistemi değil, bir bütün olarak toplumsal yaşamı dönüştürmeyi ve paranın koşulsuz egemenliğini hedefleyen bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinden 30 yıl sonra ne yazık ki önemli bir mesafe kat edildiğini görmekteyiz...

DİSK 2009 DEĞERLENDİRMESİ VE 2010 MÜCADELE HEDEFLERİ...
2009 yılında Türkiye’de ekonomik, sosyal ve politik bakımdan sorunlar birikmiş, farklı ve değişik süreçlerin etkisi altında bir “kaos” dönemi hâkim hale gelmiştir. Cumhuriyet tarihinin ve elbette kapitalizmin en derin ekonomik krizlerinden biri yaşanmış, yıllardır biriken sorunlara krizin çok ağır ekonomik ve sosyal sonuçları eklenmiş, bütün bu sorunlar çözüm yoluna girmeden 2010 yılına aktarılmıştır. Demokrasi ve özgürlüklere en fazla ihtiyacı olan toplumsal kesimler baskı altında tutulup, hukuksuz uygulamalar yaygınlaşmışken, 12 Eylül Anayasası’nın virgülüne dokunmayanlar, “demokratikleşme” adı altında Türkiye’yi kendi politik ihtiyaçları doğrultusunda değiştirme ve dönüştürmeye koyulmuşlardır…

ASGARİ ÜCRET ARTIŞI YENİ YILDA, ÇALIŞAN YENİ YOKSULLAR YARATACAKTIR!
2010 asgari ücreti toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate alınmayarak, belirlenmiştir. 2010 yılı için artış oranı brüt asgari ücret için yüzde 5,2 net asgari ücret için yüzde 5,7’dir. Günlük artış miktarı 1 TL’dir. Aylık artış miktarı ise 31 TL’dir. Böylece asgari ücrete, günlük 1,3 simitlik zam yapılmıştır. Fakat 2009 yılında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının ve konut harcamalarının ortalama yüzde 11 oranında artması nedeniyle asgari ücretli 2 simitlik bir kayba uğramıştı. Yeni zam asgari ücretlinin elinden alınan 2 simitten birini yerine koymuştur. Günlük 1 TL’lik sembolik asgari ücret artışı, çalışanların yoksulluğa terk edilmesidir…

HAK GASPINDA YENİ BİR ADIM: KEY KESİNTİLERİ BİR KEZ DAHA ÖTELENDİ!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün KEY kesintilerine ilişkin açıklaması...

HÜKÜMET İŞÇİLERİ VE İŞSİZLERİ TEĞET GEÇİYOR
Hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Program; güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasını, sağlık hizmetlerinin azaltılmasını ve halkın birikimlerinin özelleştirilmesini içeriyor.

DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşleri
DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşlerini DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e sundu...

DİSK GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ
Siyasal iktidarı ve işveren örgütlerini uyarıyoruz; işten atılmalar ve işsizlik ile boğuşurken, kıdem tazminatlarının kaldırılmasını aklınızdan bile geçirmeyin!..

TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün Bursa’da “23. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası” açılış toplantısında yaptığı konuşma...

KRİZE KARŞI SOSYAL BİR PROGRAMIN GÜNCELLİĞİ
9 Nisan 2009 tarihinde “Küresel Ekonomik Gelişmeler Karşısında Çalışma Hayatının Değerlendirilmesi” gündemi ile toplanan Üçlü Danışma Kurulu’na sunulan “Krize Karşı Sosyal Bir Programın Güncelliği” konusunda Konfederasyonumuz tarafından hazırlanan rapor ekte sunulmaktadır.

KRİZ PSİKOLOJİK DEĞİL, OLDUKÇA EKONOMİK VE GERÇEK!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Başbakan’ın krizle ilgili olarak “Türkiye’deki olay psikolojiktir” demesine karşı açılması:... Elimizde krizin tam ortasında olduğunu gösteren birçok rakam zaten var ama garip bir tesadüftür ki; Başbakan’ın bu beyanatı yaptığı gün, TÜİK “İmalat Sanayinde Çalışanlar Endeksi III. Dönem Sonuçları”nı açıkladı. Buna göre, 2008’in üçüncü çeyreğinde imalat sanayinde çalışanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.4 azalmıştır...

ETKİNLİK TAKVİMİ
Eylül 2010
Pt
Sa
Ça
Pe
Cu
Ct
Pz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 
P: EBAY
ETUC sitesine ulaşmak için tıklayınız... ITUC sitesine ulaşmak için tıklayınız...