e-Mail Grubu

Banner 6

Başlık DİSK ETKİNLİKLER DİZİNİ

DİSK KURULUŞ BİLDİRGESİ & KURULUŞ TÜZÜĞÜ VE BELGELER için TIKLAYINIZ

 

(DİSK tarihi yazılımı devam etmektedir. Aşağıdaki yazı DİSK'in kuruluşundan bugüne etkinliklerini içermektedir)

 

 

İşçi sınıfı tarihi için bir başlangıç...

  • Demokrasinin eksikliği kendini her alanda hissettiriyor. Özellikle de işçi sınıfının tarihinde.
  • Yasakçı zihniyetin yarattığı korkular kurumları belgelerden kaçar hale getirmiş.
  • Korunan belgelerin akibeti ise baskınlarla toparlanıp götürülmüş, yani korkulan başa gelmiş.
  • 12 Mart, 12 Eylül ve daha nice olayda ellerine geçen her kitabı, her kitabı toplamayı marifet saymışlar.
  • Kişisel arşivler bile talan edilmiş. Dolayısıyla işçi sınıfının özellikle de DİSK’in tarihe damgasını vuran nice etkinliğinden geriye yalnızca ikinci veya üçüncü el bilgiler kalmış.
  • Oysa tarih belge demektir, belgesiz tarih eksik ve çoğunlukla da yanlışa götmektedir.
  • DİSK 30 yıllık kısa ömrü içinde geçirdiği badirelerle tarihine tanıklık edecek çok sayıda dökümanını yitirmiş bir örgüt.
  • Özellikle 12 Eylül yargımaları sürecinde “suç” bulma telaşındaki savcıların, görevlilerinin didik didik ettikleri tonlarca evrak yok oldu gitti. belki de bugün kullandığımız birçok kağıdın hamurunda bu tarihten parçalar yer alıyor.
  • DİSK yeniden çalışmalarına başladığında yep yeni bir kuşakla karşı karşıya kaldı. Büyük çoğunluğu 1960-70 döneminin mücadelesinden habersiz olan bu kuşak, 12 Eylül’ün yasakçı zihniyetinin hukuk düzeniyle çalışma yaşamına girmişti.
  • Bu kuşaklara tek yanlı bir propaganda uygulanmış ve geçmiş tahrif edilerek anlatılmıştı. Onların bildiği bir anlamda resmi bir tarihti. İşte bu kuşaklara bu sahip oldukları ama daha çok da sahip olamadıkları birçok hakkın nasıl kazanıldığının öğretilmesi bir zorunluluk. Çünkü onlara içine sokuldukları sınırların kaderleri olduğu ezberletilmiş.
  • Bunu değiştirmek, işçi sınıfının gerçek tarihiyle tanışmalarını sağlamak DİSK’in görevi. Bu görev her şeyden önce yıllar boyunca yalan yanlış bilgilerle karalanan ve daha da önemlisi tarihe damgasını vuran bir örgüt olmasından kaynaklanıyor.
  • Bugün tarihimizi yazmak için birçok belgeye sahip değiliz. Ama biryerden başlamamız gerektiğine inanıyoruz.
  • DİSK’in mücadelesinin satır başlarından oluşan bu denemenin işçi sınıfı tarihinin yazılmasında bir ilk adım olmasını diliyoruz Mücadelede şehit düşen arkadaşlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz.

 

1963

  • Kavel işçileri Anayasa'da ifade edilen grev hakkını ilk kez fiilen kullandı. Yılbaşı ikramiyelerinin ödenmemesi, ücretlerinin azaltılmak istenmesi, işçilere sendikadan istifa etmeleri için baskı yapılması ve dört temsilcinin işten çıkarılması üzerine Kavel işçileri 28 Ocak'ta beş günlük oturma grevi başlattı.
  • İşveren on işçiyi daha işten çıkardı. İşten çıkarılan işçiler aileleriyle fabrika önünde nöbete geçti.
  • Grevin beşinci gününde fabrika polis zoruyla boşaltıldı ve işveren lokavt ilan etti. 4 Şubat'ta işçiler ve memurlar fabrikaya sokulmadı. 5 Şubat'ta gazetelerde yeni işçi alımı için ilan yayınlandı.
  • Kavel işçisi aileleriyle birlikte gece gündüz demeden fabrika önünde beklemeye başladı. Fabrikaya mal giriş ve çıkışına izin verilmedi. 4 Mart'ta işveren tüm istekleri kabul etti ve grev sonuçlandırıldı.
  • Kavel işçilerinin greve çıkışı üzerine uzun süredir gündeme getirilmeyen Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Yasası çıkarıldı. Yasaya konulan ek bir madde ile grev sırasında tutuklanan işçiler serbest bırakıldı.

 

1964

  • MESS ile T. Maden-İş arasında yürütülen toplu sözleşmelerin uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine Sungurlar Kazan fabrikasında 17 Ağustos'ta greve çıkıldı. Türk-İş yönetimi sendikadan grevi sona erdirmesini istedi. Bu olay Türk-İş'ten kopuş sürecindeki tohumlardan biri oldu.

 

1965

  • İzmir'de kurulu Kula ve Yün Mensucat fabrikalarında çalışan iki bin iki yüz yedi işçi toplu sözleşme uyuşmazlığı nedeniyle greve çıktı.
  • Türk-İş'in imzaladığı sözleşmeyi kabul etmeyen işçiler grevi sürdürdü. 10 ve 12 Şubat'ta polisin müdahalesi üzerine çıkan çatışmalarda çok sayıda işçi gözaltına alındı. Uluslararası düzeyde de yoğun destek gören grev 4 Mart'ta sonuçlandı.
  • Karadon kömür ocaklarında çalışan beş bin işçi liyakat zammı dağıtımında işverenle sendika arasındaki işbirliğini protesto etmek amacıyla 4 Mart'ta direnişe geçti.
  • Çıkan olaylarda iki mühendis yaralandı. Bölgeye polis ve jandarma birlikleri gönderildi. Aralarında T. Maden-İş Genel Başkanı Mehmet Alpdündar'ın da bulunduğu kırk dokuz işçi gözaltına alındı.
  • 11 Mart'ta Kozlu ocaklarında başlayan çatışmada jandarmanın açtığı ateş sonucu Satılmış Tepe ve Mehmet Çavdar yaşamını yitirdi, on işçi ve on iki jandarma yaralandı.
  • İşçiler bir mühendisi rehin aldılar, yaralı arkadaşlarını sakladılar.
  • Bölge üzerinde savaş uçakları gezdi.

 

1966

  • Paşabahçe Cam Fabrikalarında çalışan iki bin iki yüz işçi toplu sözleşme uyuşmazlığı nedeniyle 1 Şubat'ta greve çıktı.
  • Grev, Türk-İş tarafından işçilere rağmen bitirilmek istendi. Türk-İş, 22 Şubat'ta işçilerin ve sendikanın bilgisi dışında toplu sözleşmeyi imzaladı. İşveren sözlemenin hemen ardından yüz otuz sekiz işçiyi işten çıkardı.
  • İşçiler 26 Şubat'ta yapılan haksızlıkları ve Türk-İş'i protesto etmek için geniş katılımlı bir yürüyüş yaptı.
  • 29 Mart'ta Türk-İş grevin bitirildiğini açıkladı. İşçiler ve sendika grevi sürdürme kararında ısrarlı oldukları ilan ettiler. İşçilerin grevi sürdürme kararını destekleyen sendikalar "Sendikalararası Dayanışma"yı kurdu. SADA'ya katılan sendikalardan bazıları Türk-İş'ten geçici olarak ihraç edildi.
  • Bakanlar Kurulu 21 Nisan'da  grevi bir ay ertelediğini açıkladı, ancak işçiler işbaşı yapmadılar.
  • Artan baskılar üzerine işçiler 25 Nisan'da bir ay sonra greve devam etmek üzere işbaşı yaptı.
  • Çorum Belediyesi yetmiş iki işçinin işine son verdi. Diğer işçilerin ise statüleri değiştirilip, ücretleri düşürüldü.
  • İşverenin bu tavrı üzerine işyerinde örgütlü Genel-İş harekete geçti. Sendika Genel Başkanı Abdullah Baştürk'ün de aralarında bulunduğu elli dört işçi Çorum'dan yalınayak başlattıkları yürüyüşü 3 Ağustos'ta Anıtkabir'de tamamladı.
  • Sendikanın açtığı dava 5 Ağustos'ta işçiler lehine sonuçlandı. Belediye Başkanı mahkeme kararını uygulamayınca işçiler bu kez 15 Ağustos'ta İstanbul'a yürüyüşe geçti.
  • Bolu, Hendek, Düzce, Adapazarı ve İzmit'te geniş katılımlı karşılamalarla desteklenen işçiler başarıya ulaştı.

 

1967

  • 12 Şubat'ta T. Maden-İş, Lastik-İş, Basın-İş, Gıda-İş ve T. Maden-İş (Zonguldak) sendikalarının ortak (kuruluş) genel kurulları, İstanbul, Çemberlitaş, Şafak Sineması'nda toplandı.
  • Beş sendikanın delegelerinin ortak kararıyla Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, DİSK kuruldu.
  • 13 Şubat'ta DİSK'in kuruluş başvurusu yapıldı ve kuruluş ilan edildi.
  • DİSK 1. Genel Kurulu 15 Haziran'da Bank-Sen-İş Kongre Salonu'nda toplandı.
  • Antidemokratik İş Kanunu'nu protesto etmek için 24 Haziran'da Ankara'da bir miting düzenlendi. Tandoğan Meydanı'nda yapılan bu mitingde Çetin Altan, Kemal Türkler, İbrahim Güzelce, Rıza Kuas ve Alpaslan Işıklı birer konuşma yaptı. Bu miting Konfederasyonun kuruluşundan sonra gerçekleşen ilk kitlesel eylem olması bakımından tarihi bir önem kazandı.
  • İstanbul'da kurulu Gevriyeloğlu Mensucat fabrikasında çalışan Tekstil üyesi işçiler uyuşmazlık üzerine greve çıktı. İşçiler boş oturmamak için çevre park ve sokakları temizlemeye başladı. Polis bu eylemi önlemeye çalıştı. Grev 29 Ağustos'ta anlaşmayla kaldırıldı.
  • Singer fabrikası, satış mağazaları ve Anadolu şubelerinde çalışan işçiler sendikal çalışmaları nedeniyle işten çıkarılan arkadaşları ile dayanışma amacıyla 31 Temmuz'da direnişe geçti. Fabrikaya girmek isteyen Amerikalı işverene kimlik soran bir işçinin yüzünde sigara söndürülmesi üzerine büyük bir gerginlik yaşandı. Grev yapan işçilere saldırılar yapıldı, bazı işçiler dövüldü. 19 Eylül'de grevin yasalara uygun olmadığı kararı alındı, ancak işçiler direnişini sürdürdü.

 

1968

  • DİSK 2. Genel Kurulu 24-25 Şubat tarihlerinde Törkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) salonunda toplandı.
  • Kozlu ve Üzülmez'de maden ocaklarında yirmi beş bin işçi direnişe geçti. İşçileri dağıtmak için Ankara ve Karabük'ten gelen toplum polisi ve jandarma ile işçiler arasında çatışma çıktı. On üç polis yaralandı, bir başkomser kayboldu. Olaylar sonrasında köyüne dönmekte olan iki maden işçisi öldürüldü.
  • DİSK/Lastik-İş Genel Başkanı Rıza Kuas, işçiyi hırsız gibi gören zihniyetle mücadele amacıyla 15 Temmuz'da "Üstünü Aratma" kampanyasını başlattı.

 

1969

  • ABD 6. filosunu protesto için DİSK ve üniversite öğrencilerinin birlikte düzenlediği Taksim'deki mitinge gericiler saldırdı. Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan öldü, yüzlerce kişi yaralandı. Olay tarihe "Kanlı Pazar" olarak geçti.
  • Singer fabrikasında çalışan beş yüz yirmi DİSK/T. Maden-İş üyesi işçi sendika seçme özgürlüğünü savunmak, işten çıkarmaları protesto etmek ve haftalık çalışma süresinin 48 saate indirilmesi için 11 Ocak'ta işyerini işgal etti. İşçiler fabrikaya girmek isteyen polislerle beş saat süren bir çatışmaya girdi. Çatışma sonrasında işçiler fabrikayı marşlar söyleyerek terk etti.
  • Türkiye'de ilk kez bir sinemada grev ilan edildi. Yeni Sinema'da çalışan ve OLEYİS üyesi on dokuz işçi 11 Ocak'ta greve başladı. Grev 26 Ocak'a kadar sürdürüldü.
  • Çorum, Alpagut linyit işletmesinde çalışan maden işçileri ücretlerini alamadıkları için 13 Haziran'da direnişe geçti ve ocakların işletilmesine el koydu. İşçiler, üretimi yüzde elli artırarak birikmiş ücretlerini aldılar. Jandarmanın yaptığı müdahale sonrasında direniş sona erdirildi.
  • Türk Demir Döküm fabrikasında çalışan iki bin üç yüz T. Maden-İş üyesi işçi toplu sözleşme görüşmelerinin sürüncemede bırakılması nedeniyle 1 Ağustos'ta fabrikayı işgal etti. Polisin direnişi kırmak için 5 Ağustos'ta fabrikaya müdahale etmesi üzerine çatışma çıktı. Askeri birlikler fabrikayı sarınca işçiler fabrikayı terk etti. 13 Ağustos'ta direniş yeniden başladı ve 19 Ağustos'ta Koç Holding ile T. Maden-İş arasında bir protokol imzalandı.
  • Gamak Elektrik fabrikasındaki bir aydır ücretlerini alamayan ve işten çıkarılan yüz yirmi dört kişinin işe dönmesini isteyen üç yüz işçi 29 Aralık'ta fabrikaya girmeye çalıştı. İşçileri önlemek isteyen polislerin açtığı ateş sonucunda işçi Şerif Aygün şehit oldu.

 

1970

  • DİSK'e geçmek isteyen Sungurlar işçilerinin seçme özgürlüğü kısıtlanmak istenmesi ve işverenin sendika aidatını Çelik-İş'e vermesi üzerine 9 Nisan'da fabrika işgal edildi. Mayıs ayı süresince kısa süreli işgal olayları sürdü. 13 Mayıs'ta işçiler işvereni fabrikaya sokmadılar. Askeri birliklerin gelmesi üzerine yapılan tartışmalardan sonra fabrika boşaltıldı ancak fabrika önünde bekleyiş sürdürüldü. 23 Mayıs'ta işveren işçilerin talebini kabul etti ve zafer işçinin oldu.
  • DİSK 3. Genel Kurulu, 13-15 Haziran tarihlerinde Yeşilköl'de, Çınar Oteli salonunda toplandı.
  • İktidar, Türk-İş'in de desteğiyle 274 ve 275 sayılı yasaları değiştirerek DİSK'i fiilen etkisiz kılmayı, sendika seçme özgürlüğünü ortadan kaldırarak sendikal tekel yaratmayı hedefledi. Bu girişim karşısında DİSK Anayasa'nın tanıdığı direnme hakkını kullanacağını açıkladı. İşçiler sendikalarına ve özgürlüklerine getirilen bu kısıtlama nedeniyle 15-16 Haziran'da İstanbul sokaklarını işgal ettiler. İstanbul ve çevre illerdeki tüm fabrikalarda üretim durdu, işçiler kent meydanlarına aktı. Haliç köprüleri açıldı. Boğaz'da vapur ve motor ulaşımı kesildi. 16 Haziran'da, Kadıköy Meydanı'nda polislerin, sayıları onbinleri aşan işçi kitlesinin üzerine açtığı ateş sonucu Mutlu Akü Fabrikası'dan Yaşar Yıldırım, Vinleks'ten Mustafa Bayram ve Cevizli Tekel Fabrikası'ndan Mehmet Gıdak adlı işçilerle birlikte bir esnaf ve bir de polis yaşamını yitirdi, yüzlerce işçi yaralandı.
  • Sıkıyönetim ilanına ve işverenlerin işbaşı yapılması konusunda askerleri yardıma çağırmasına rağmen Türk Demir Döküm, Sungurlar, Derby, Elektrometal, Rabak, Auer, Çelik Endüstrisi, Otosan, Arçelik, Vita başta olmak üzere birçok işyerinde direnişler sürdü.
  • Sendikalar ve toplu sözleşme yasalarında yapılmak istenen değişiklikleri protesto etmek için İzmir'de Lastik-İş, T. Maden-İş ve Gıda-İş'e bağlı işyerlerinde 18 Haziran'da bir gün süreli grev yapıldı.
  • 15-16 Haziran direnişine katıldıkları gerekçesiyle ücretleri kesilen Gıslaved işçileri 13 Ekim'de başlattıkları oturma grevini, direnişe döndürdü. Güvenlik güçleri fabrikaya girmek için iş makinaları kullanıp duvarı yıktı, içeri girdiklerinde işçilerin üzerine ateş açıldı ve Lastik-İş üyesi Hüseyin Çapkan öldü. Yarım saati aşan bir çatışmanın sonucunda çok sayıda işçi de yaralandı.
  • Çapkan binlerce işçinin katılımıyla gerçekleşen bir cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı.
  • Aliağa rafinerisi inşaatında çalışan Yapı-İş Sendikası (YİS) üyesi iki yüz seksen işçi 6 Ağustos'ta greve başladı. İşveren, grevi kırmak için çeşitli baskı yöntemlerine başvurdu. 22 Ağustos'ta şantiyeye mühendisleri taşıyan aracın şoförü Yapı-İş Genel Başkanı Necmettin Giritlioğlu'nu öldürttü. İşçiler tarafından yakalanan şoförün AP'li olduğu ve işveren tarafından yönlendirildiği açıklandı.

1971

  • Türk-İş'in işçi sınıfına ters bir konuma düştüğü görüşünde olan dört sendika "Türk-İş Genel Kurulu öncesinde 14 Ocak'ta yönetimi eleştiren "Dörtler Raporu"nu yayınladı.
  • Pancar Motor fabrikasında çalışan Maden-İş üyesi üç işçinin işten çıkarılması üzerine 26 Ocak'ta işçiler, yanlarına üç arkadaşlarını da alarak fabrikaya soktular. İşçiler Çelik-İş'e geçmeleri için baskı yapan ustabaşının ellerini bağlayarak işverenin kapısına bıraktılar.
  • 12 Mart Muhtırası verildi. Genel Kurmay ve kuvvet komutanlarının imzasını taşıyan Muhtıra, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Senatosu ve TBMM Başkanlarına aynı anda verildi. Muhtırarın radyodan okunmasının hemen ardından Süleyman Demirel Başbakanlığındaki hükümet istifa etti.
  • Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası'ndaki grevde işverenin fabrikadan mal çıkarma girişimi nedeniyle çıkan çatışmada bir işçi öldürüldü.

 

1972

  • Sıkıyönetim bütün grev, direniş ve toplantıları yasakladı ve izne tabi kıldı.

 

1973

  • DİSK 4. Genel Kurulu 12-13 Şubat tarihlerinde Şişli'de, Nis Düğün Salonu'nda toplandı. Genel Kurul'da toplu sözleşme yetkisinin alınmasında en geçerli ve en kısa yolun "Referandum" olduğu savunuldu.
  • DİSK, 14 Ekim'de yapılacak genel seçimlerde CHP'yi destekleme kararı aldı. Yönetim Kurulu'nun 8 ve 12 Eylül tarihlerinde  yaptığı iki toplantı sonucunda alınan kararın gerekçesini şu şekilde açıklandı;
  • "- 12 Mart sonrası tavrı,
  • - Anayasa ve demokratik hayata aykırı yasaların iptali için uğraş vermesi,
  • - İnsanca ve demokratik bir çalışma hayatını gerçekleştirecek bir düzen değişikliği anlayışına yönelmesi,
  • - Grevleri yasaklayan, lokavtları serbest bırakan devlet politikasına karşı çıkması,
  • - Seçim bildirgesinde 'halkının bütün fertlerinin yaşama ve çalışma koşullarının demokrasi ve özgürlükler içinde gelişmesini ve mutluluğa ulaşmasını sağlayıcı tedbirler' getirmeyi öngörmesi,"
  • ...
  • "DİSK 1973 genel seçimlerinde Anayasal özgürlükleri ve demokratik hakları ve uygarlıkçı bir anlayışı savunan tek parti durumunda olduğu için işçileri, köylüleri, esnafı, memurları ve tüm dar gelirli vatandaşı CHP'ye oy vermeye çağırır.
  • DİSK'in bu çağrısı nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nca soruşturma açıldı. 14 Ekim seçimlerinde gerici cephe ağır bir darbe aldı.
  • Sıkıyönetim bazı illerde kaldırıldı.
  • DİSK, 9 Aralık'ta yapılan yerel yönetim seçimlerinde de CHP'yi destekleme kararı aldı.

 

1974

  • Referandum hakkını kullanmak isteyen Ülker Fabrikası işçilerine polis panzerlerle saldırdı, iki işçi yaralandı.
  • Olaylar Ülker işçilerinin 11 Mart'ta Türk-İş'e bağlı Tekgıda-İş'ten topluca istifa ederek DİSK/Gıda-İş'e üye olmalarıyla başladı. Tekgıda-İş, işçilerin istifalarını görmezden gelerek aylardır oyaladığı toplu sözleşme sürecini gizlice başlattı. Durumdan haberdar olan işçiler 2 Ağustos'ta topluca Bölge Çalışma Müdürlüğüne şikayette bulundular ve sürecin durdurulmasını istediler. Tekgıda-İş, Ülker işvereniyle ücret zammı bile içermeyen toplu sözleşme imzalandı ve 5 Ağustos'ta Bölge Çalışma Müdürlüğüne gönderdi. Bununla da yetinmeyen Tekgıda-İş, 5 Eylül'de bu kez işkolu düzeyinde bir sözleşme imzaladı. Bu arada Ülker işvereni işçilerin DİSK'e geçişini önlemek için bazı işçileri para ile kandırmayı denedi ama kararlılık karşısında geri çekildi. İşçilerin aldıkları karardan dönmeyeceğini gören işveren DİSK/Gıda-İş ile bir protokol imzalamayı kabul etti. Ancak bu sözünde de de durmadı.
  • İşverenin Gıda-İş'i tanımadığını açıklaması üzerine işçiler 17 Eylül'de fabrikada üretimi durdular. Mesai bitiminde evlerine girmeyen işçiler kapıları kaynakla kapatıp direnişe geçti. Polis gece fabrika kapılarını panzerlerle yıktı, içerideki işçiler elektrikli coplarla kıyasıya dövüldü.
  • Ertesi gün fabrika müdürü ve Tekgıda-İş işyeri baştemsilcisi kapıda birlikte durarak, Gıda-İş üyelerini içeri almadı. Tekgıda-İş ve işveren işçileri yıldırmak için her yolu denedi. Kendilerine komando adını veren faşist çeteler devreye sokuldu. Tekgıda-İş yöneticilerinin sendikanın arabasıyla getirdiği faşist çeteler Ülker işçisi Ahmet Özçelik'i bıçakla yaraladı. İşveren, sarı sendika ve faşist çetelerin ortaklaşa tertiplediği saldırılar artarak sürdü.
  • İskenderun Demir Çelik Fabrikası inşaatı işçilerinin haklarının ve sendika seçme özgürlüklerinin kısıtlanması nedeniyle 16 Haziran'da miting yapıldı. Yirmi bini aşkın bir işçi kitlesinin katıldığı miting sonrasında dört yüz işçi gözaltına alındı.
  • DİSK/Petro Kimya-İş Sendikası üyesi Ümit Tok, Petkim işyerinde yapılan işyeri temsilciliğini kazanıp baştemsilci olunca, seçimi kaybeden faşistler tarafından 10 Temmuz'da katledildi.
  • DİSK, "Kıbrıs Barış Harekatı"nı destekledi. Genel Başkan Kemal Türkler ve T. Maden-İş Genel Başkan Vekili Şinasi Kaya Ekim ayı içinde bir dizi ziyaret gerçekleştirerek Avrupalı sendikacılara Kıbrıs'a yapılan çıkarmanın gerekçesini anlattı. Bu arada DİSK ve üyesi sendikalar işyerlerinde bir yardım kampanyası açtı.
  • Gıda-İş, kurucu olduğu DİSK'in temel ilkelerinden olan işçinin doğrudan doğruya söz ve karar sahibi olmasına yeni bir adım kazandırdı. Genel Yönetim Kurulu 29 Kasım'da yapılan toplantısında, "Türkiye Gıda Sanayii işçileri Sandikası İşyeri İşçi Konseyleri Seçim ve Görevlerine Ait Yönetmelik'i kabul etti. Bu yönetmelik yıllarca büyük bir titizlikle uygulandı.

 

1975

  • Beko Teknik Ticaret'te çalışan işçilerin DİSK/T. Maden-İş'e üye olmalarına rağmen Cevher-İş sahte üye fişleriyle Çalışma Müdürlüğüne başvurunca olay İş Mahkemesine gitti. 17 Ocak'ta Adliye Sarayı'nda yapılacak duruşmaya topluca gitmek isteyen işçilerin önü polis panzerleriyle kesilmek istendi. Çıkan çatışmada bir kısmı kadın çok sayıda işçi ve polis yaralandı.
  • Northern Electric Fabrikası'nda çalışan bin üç yüz işçi DİSK/T. Maden-İş sendikasına geçti. İşveren sendikayı tanımadığı açıkladı ve 20 işçiyi işten çıkardı. Direnişe geçen işçilere 13 Mart'ta polisler saldırdı. Direniş 31 Mart'ta işverenin tüm koşulları kabul etmesiyle sonuçlandı.
  • DİSK 5. Genel Kurulu 21-24 Mayıs tarihlerinde Tepebaşı'ndaki Kazablanka Düğün Salonu'da toplandı.
  • DİSK/T. Maden-İş'e üye olan Sungurlar işçileri, işverenin sendikayı tanımadığını açıklaması üzerine 11 Ağustos'ta direnişe geçti. İşveren fabrikada çalıştırdığı kimi MHP'lieri silahlandırarak işçilerin üzerine saldırttı. Demir çubuk ve tabancaların kullanıldığı saldırı sırasında üç işçi yaralandı. Üç ay süren direnişin sonunda işveren büyük bir dayanışma örneği gösteren işçilerin taleplerini kabul etti ve 26 Kasım'da bir protokol imzalandı Direniş sürecinde işçiler ve aileleri yaptıkları çeşitli gösteri ve toplantılarla etkili bir mücadele sergiledi.
  • İlk Milliyetçi Cephe hükümeti kuruldu, faşist saldırılar tırmandı.
  • 6 Eylül'de İzmir, 20 Eylül'de İstanbul "Demokratik Hak ve Özgürlükler İçin Mücadele Mitingleri" yapıldı.
  • Mitingler öncesinde İzmit ve İzmir'de DİSK Bölge Temsilciler Kurulu toplantıları yapıldı. İzmit'te yapılması planlanan mitinge izin verilmedi. 14 Eylül'de İstanbul Spor ve Sergi Sarayı'nda üç bin kişinin katılımıyla Genel Temsilciler Meclisi yapıldı.
  • Çeşitli demokratik kitle örgütleri tarafından da desteklenen Demokrasi Mitingleri onbinlerce işçinin katılımıyla işçi sınıfının demokrasi mücadelesindeki kararlılığını gösterdi.
  • Adana'da kurulu ÇÜMİTAŞ işyerinde DİSK/T. Maden-İş'in sürdürdüğü grevde görevli sendika uzmanı Nurettin Çavdargil, işverenvekili ve bir mühendisin kullandığı bir araçla ezilmek istendi (Ekim). Çavdargil'in ağır yaralandığı bu olay sonrasında işveren işçilerin taleplerini kabul etti.
  • Nusaybin bölgesinde çalışan Devrimci Toprak-İş üyesi üç bin işçi pamuk toplama ücretlerinin artırılması için 29 Eylül'de direnişe geçti. Toprak ağalarının çalıştırmak için dışarıdan getirdiği işçiler de direnişe katıldı.
  • DİSK'e bağlı sendikalara üye işçiler 1 Kasım'da Adana'da bir yürüyüş yaptı. İşçilere karşı artan baskıları ve yasa dışı davranışları protesto etmek için yapılan yürüyüşte referandum isteği dile getirildi ve “Bağımsız Türkiye” sloganları atıldı.
  • DİSK, kuruluşundan itibaren tüm çalışanların grevli ve toplu sözleşmeli  sendika hakkının en önde gelen savunucusu oldu. Bu hakkın kazanılması için kamu çalışanlarıyla ortak etkinlikler düzenledi, kamu çalışanları örgütlerinin düzenlediği etkinlikleri destekledi. Taleplerin ortaklaştırılması doğrultusunda 29 Kasım'da DİSK, TİB, TMMOB, Töb-Der, TÖD, Tüm-Der, Tüs-Der ve TÜTED ortak bir forum düzenledi.
  • Tariş fabrikalarında çalışan yüzlerce işçi topluca DİSK/Tekstil Sendikasına üye oldu. Tariş Genel Müdürü, eski AP milletvekili Orhan Barut, işçileri sarı sendika Mensucat-İş'e geçmeleri için tehdit etti. İşçilerin iradesini görmezden gelen iktidar ve yönlendirdiği işletme yönetimi 10 Aralık'ta iki yüz kadar faşist militanı fabrikaya getirdi. Fabrikanın ışıkları söndürüldü, elerinde tabancalar, bıçaklar olan "komandolar" önlerine gelen işçilere saldırdı, birçok işçi yaralandı.
  • Yaralı işçiler kaldırıldıkları SSK Hastanesinde yine faşist çetelerin saldırısına uğradı. Bir işçiyi camdan atmaya çalışan faşistler son anda hastane çalışanlarının müdahalesiyle kurtarıldı.
  • İşletme yönetimi 19 Aralık'ta yüz elli kadar faşist militanı yine fabrikaya sokunca işçiler işbıraktı. Yoğunlaşan baskı ve saldırılar üzerine Tariş işçileri 24 Aralık'tan itibaren can güvenliklerinin kalmadığını açıklayarak süresiz olarak işbırakma eylemi başlattı.
  • İstanbul, Vatan Hastanesi'nde çalışan ve Devrimci Sağlık-İş'e üye yüz on beş işçi toplu sözleşme uyuşmazlığı nedeniyle 25 Aralık'ta greve başladı. Sendika Genel Başkanı Cemil Orkunoğlu ve Genel Saymanı 25 Ocak'ta grev çadırında bulundukları sırada, işveren vekili konumundaki Başhekimin kardeşi tarafından bıçakla yaralandı.
  • Seydişehri Alüminyum Fabrikalarındaki işçilerin örgütlü olduğu Özgür Alüminyum-İş Sendikası'nın genel kurulunda DİSK'e katılma kararı alması üzerine işçilere yönelik çeşitli saldırılar başladı.
  • 26 Aralık'ta "komandolar" işçilere saldırdı, Hasan Kadıoğlu öldü, dördü ağır on beş işçi yaralandı.
  • 28 Aralık'ta bildiri dağıtan işçilere Ankara plakalı araçlardan ateş açıldı. Saldırganlar rasgele yağdırdıkları kurşunlarla kendi arkadaşları olan MHP'nin gençlik kolu başkanını da öldürdüler. Olay sırasında 4 işçi yaralandı. Provokatörler çeşitli söylentilerle halkı tahrik etmeye çalıştı. Gruplar halinde parti, dernek, sendika binalarına saldırılar düzenlediler.
  • 29 Aralık'ta Özgür Alüminyum-İş binası bombalandı. Halkı galeyana getirmek için yayılan "DİSK bin beş yüz kişilik kuvvet gönderiyor" şeklindeki bir söylenti beklenenin aksine olayların yatışmasına neden oldu.
  • İşçiler bir yandan saldırılarla yıldırılmak istenirken diğer taraftan sarı sendikalar devreye sokuldu. Türk-İş'e bağlı Türk Metal-İş sahte üye fişi düzenleyerek toplu sözleşme yetkisi almaya çalıştı. Yapılan sahtekarlık bilirkişi heyetince tespit edildi. Yetki davasını yürüten mahkeme heyeti can güvenliklerinin olmadığı gerekçesiyle davadan çekildi.
  • SSK'da çalışan otuz bin işçi, sendikalaşmayı önlemek amacıyla iktidarın aldığı bir kararla memur statüsüne alındı. Bu keyfi tutum üzerine yaygın direnişler yaşandı. Sosyal-İş'in üyesi olan bin dört yüz yirmi sekiz SSK işçisi işten çıkarıldı. Türk-İş işçilerin sendika hakkı için verdiği mücadeleyi "yasadışı" olarak niteledi.

 

1976

  • AP milletvekili Murat Bayrak'ın sahibi olduğu Sancak Tül Fabrikası'nda çalışan üç bin işçi 28 Ocak'ta tüm siyasi parti başkanlarına gönderdikleri birer mektupla MHP'li komandoların baskısı altında tutulduklarını ve asgari ücretin altında bir ücretle çalıştırıldıklarını belirttiler. İşçiler hiç bir sendikaya üye olamadıklarını ve kendilerine iş kanunlarının bile uygulanmadığını açıkladılar.
  • DİSK/Yeni Haber-İş'in örgütlü olduğu İstanbul Telefon Başmüdürlüğüne bağlı beş şantiye, taşıtlar amirliği ve Ümraniye PTT fabrikası işçileri 11 Mart'ta greve başladı. Grevin birinci gününde faşist çeteler grevdeki işçilere saldırdı.
  • DİSK Genel Sekreteri ve Basın-İş Genel Başkanı İbrahim Güzelce 11 Nisan'da öldü. 14 Nisan'da yapılan cenaze töreni büyük bir antifaşist gösteriye dönüştü.
  • 51 yıllık bir aradan sonrasında ilk büyük kitlesel 1 Mayıs kutlaması DİSK'in öncülüğünde İstanbul, Taksim Meydanı’nda onbinlerce emekçinin katılımıyla yapıldı.
  • Yeraltı Maden-İş'in örgütlü olduğu Yeni Çeltek Kömür ve Madencilik AŞ işyerinde çalışan 980 işçi 5 Mayıs'ta greve başladı. Bu grev madencilik işkolunda ilgili yasalar uyarınca yapılan ilk grev olması bakımından özel bir öneme sahip oldu. 23 gün süren grev sırasında maden işçileri ile işletmede hissesi bulunan Pancak Üreticileri Kooperatifi üyesi köylüler arasında sıkı bir dayanışma sağlandı.
  • Bursa Tofaş Fabrikası işçisi, DİSK/T. Maden-İş üyesi Muammer Çetinbaş, Türk Metal-İş Sendikasına ait bir araçla gelen faşistler tarafından katledildi. Saldırı sırasında bir işçi de yaralandı. Cinayet, Bursa'da onbinlerin katıldığı bir mitingle protesto edildi. Lastik-İş üyeleri saldırıyı protesto için bir günlük iş bırakma eylemi yaptı.
  • Edirne'de kurulu Kartaltepe fabrikasında çalışan DİSK/Tekstil üyesi işçiler 25 Ağustosta faşist çetelerin saldırısına uğradı. Saldırıda bir işçi bıçakla yaralandı.
  • 1 Eylül Dünya Barış Günü, "Faşizme Karşı Direnen Şili Halkı ile Dayanışma" günü olarak yaygın etkinlikler kutlandı.
  • DİSK/Dev Maden-Sen üyesi maden işçilerinin toplu sözleşme uyuşmazlığı nedeniyle 2 Eylül'de başlatıkları grev tam bin üç yüz gün sonra 26 Ekim 1979'da zaferle sonuçlandı.
  • Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen DGM Yasası, MC hükümeti tarafından yeniden çıkarılmak istendi. DİSK 16 Eylül'de bir günlük "Genel Yas" eylemi yaptı. Yüzbinlerce işçi iş bıraktı. DİSK yeni bir eylem tarzı uygulayarak, yüzlerce araçlık bir konvoyla İstanbul caddelerinde trafiği felç etti.
  • DİSK/Barder-İş Genel Başkanı Kenan Budak 2 Kasım'da uğradı silahlı bir saldırıda yaralandı. Daha önce AP Fatih Gençlik Kolu Başkanını öldürmekten sanık bir kişi tarafından yapılan saldırıda Budak'ın yanında bulunan Mustafa Gündoğdu da yaralandı.
  • Profilo Fabrikası'nda Genel Yas eylemine katıldıkları gerekçesiyle işten çıkarılan arkadaşlarına sahip çıkan işçiler direnişe geçti. Polisin silahlı saldırısı sonucunda işçi Yakup Keser öldü, çok sayıda işçi yaralandı.
  • DİSK, Genel Yas eylemi nedeniyle işten çıkarılan üyelerine sahip çıktı. DİSK Dayanışma Fonu ve İşsizlik Fonu kuruldu.
  • DİSK/Gıda-İş üyesi Ülker işçileri 9 Aralık'ta bir grup faşist çetenin saldırısına uğradı, bir işçi yaralandı.
  • DİSK/Genel-İş üyesi İstanbul Belediyesi işçileri ücretleri ve birikmiş haklarını almak için 14 Aralık'ta direnişe geçti. İşçiler 16 Aralık'ta Vatan Caddesinde başlayan ve Beyazıt, Eminönü, Karaköy hattı üzerinden Beşiktaş'a kadar uzanan bir yürüyüş yaptı. İşçilere bu yürüyüş sırasında iki yüz araç eşlik etti. Yine aynı saatlerde elli araçlık bir konvoy oluşturan işçiler Üsküdar'dan Bostancı'ya kadar bir gösteri düzenledi. İşçilerin direnişi 5 Ocak'ta sona erdi.

 

1977

  • İstanbul'da kurulu Yapağı Yıkama Fabrikasında çalışan DİSK/Tekstil üyesi ve işyeri baştemsilcisi Ahmet Hocaoğlu faşist cinayet şebekeleri tarafından dövülerek ağır yaralandı.
  • DİSK/Tek-İş Sendikası Afşin-Elbistan Şube Yönetim Kurulu üyesi Muzaffer Şahin'in evine 7 Şubat'ta bomba atıldı. Saldırı üzerine emniyet güçlerine başvuran Şahin ağır hakaretlere uğradı ve dövüldü.
  • DİSK Yönetim Kurulu ve Başkanlar Konseyi'nin 21 Şubat'ta yapılan ortak toplantısında Haziran ayında yapılacak genel seçimlerde CHP'nin desteklenmesi kararı alındı. Konuya ilişkin yapılan açıklamada "DİSK, hem demokratik bir ortamdan yana, hem de hükümeti kurmaya en yakın parti olduğu için 1977 Genel Seçimlerinde CHP'yi destekleme kararı almıştır" denildi.
  • DİSK/Teknik-İş Sendikasının OYAK Genel Müdürlüğünde sürdürdüğü greve 23 Şubat'ta bir grup faşist militan saldırdı. Saldırganlar grev pankartlarını yırtarak  kaçtı.
  • DİSK/Lastik-İş Sendikasının Nisan ayı içinde kutlanacak olan 28. kuruluş yılı nedeniyle İzmir'de afiş asan işçilere saldıran faşistler Avni Ece'yi katlettiler. DİSK'e katılma kararı henüz alan Beton-İş üyesi Avni Ece için yapılan cenaze töreni dev bir antifaşist gösteriye dönüştü.
  • Yüzbinlerce işçinin katıldığı 1 Mayıs kutlamaları bitiminde kimliği açıklanamayan kişilerin açtığı ateş sonucu Taksim alanı kana bulandı. "1 Mayıs ྉ katliamı" olarak anılan olayda 36 kişi yaşamını yitirdi. Olayların bir kontr-gerilla eylemi olduğu yönünde ciddi iddialar bulunmaktadır.
  • MESS ile T. Maden-İş arasında 9 ay süren toplu sözleşmelerin uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine 30 Mayıs'ta onbinin üzerindeki işçi greve çıktı. "DGM'yi ezdik sıra MESS'te" sloganıyla yürütülen grev iki sınıf arasında ortaya konulan tezler bakımından sert bir çatışma ortamına sahne oldu. Grevler 3 Şubat 1978'de sendikanın önemli orandaki talebinin kabul edilmesiyle sonuçlandırıldı.
  • DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler, 28 Temmuz'da tarihi Ulusal Demokratik Cephe çağrısını yayınladı. Türkler yayınladığı çağrı mesajında şu görüşleri dile getirdi:
  • "Milliyetçi Cephe, işbirlikçi tekelci sermayenin en gerici, şoven kesimlerinin oluşturduğu gericilik ve faşizm cephesidir. Bu cepheye karşı ve güvenoyu aldığı takdirde 2. MC'yi bir an önce iktidardan uzaklaştırmak için, ulusal bağımsızlıktan, demokrasi, barış ve toplumsal ilerlemeden yana olan parlamento içindeki ve dışındaki tüm örgüt ve güçlerin Ulasal Demokratik Cephe (UDC), içinde biraraya gelmeli ve UDC'yi güçlendirmeleri acil bir görev ve zorunluluktur."
  • DİSK 6. Genel Kurulu 22-27 Aralık tarihlerinde Harbiye Şehir Tiyatrosu Salonu'nda toplandı. Kemal Türkler, genel başkanlığı Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Abdullah Baştürk'e devretti.

 

1978

  • 16 Mart'ta İstanbul Üniversitesi'nden çıkan öğrenciler bombalı, silahlı saldırıya uğradı. 7 öğrencinin öldüğü olay nedeniyle 20 Mart'ta "Faşizme İhtar Eylemi"ni gerçekleştirdi. Bir saatlik işbırakma eylemine 600 bini aşkın işçi katıldı.
  • DİSK/Tekstil Sendikasının Beyoğlu Şube binası Nisan ayında bombalandı, binada ağır hasar meydana geldi.
  • TKİ Aşkale Linyit İşletmesi'nde çalışan Yeraltı Maden-İş üyesi işçiler, işverenin toplu sözleşme hükümlerine uymaması üzerine işyerini işgal etti. Üretimi üstlenen işçiler işgali 7 ay boyunca sürdürdü ve eylem başarıyla sonuçlandırıldı.
  • Mersin'de kurulu Soda Sanayi A.Ş.'de örgütlenen DİSK/Petkim-İş üyesi işçiler çeşitli baskılarla karşılaştı. Uyuşmazlık sonucu başlayan ve yüz kırk gün süren grev Bakanlar Kurulu kararıyla önce otuz, daha sonra altmış gün ertelendi. Erteleme süresinin dolmasına on gün kala işveren işçilerle birlikte teknisyenleri de kapsayan lokavt ilan etti. İşveren lokavt kararı mahkeme tarafından yasadışı sayıldı.
  • DİSK yönetimi yapılan yasadışılıkların düzeltilmesi için Başbakan Bülent Ecevit'e bir mektup gönderdi. Bu mektubun da sonuç vermemesi üzerine 31 Nisan'da binlerce işçinin katıldığı bir miting yapıldı.
  • Bu mitingle yetinmeyen işçiler duyarsız iktidara seslerini duyurmak amacıyla Mersin'den Ankara'ya uzanan bir yürüyüş yapma kararı aldı. Mersin Valiliğinin engelleme girişimlerine karşın işçiler 21 Haziran'da yürüyüşü başlattı. İşçilerin Ankara'ya girmesine izin verilmedi. Soda işçileri on beş gün Gölbaşı'nda bekletildi. Petkim-İş yöneticileri bazı bakanlarla görüştü.
  • Soda Sanayii A.Ş. yönetim kurulu başkanı Şahap Kocatopçu tarafından bakım yaptırma gerekçesiyle işe alınan faşist militanlar 2 Temmuz'da kendi aralarında silahlı bir çatışmaya girdi. Çatışmada bir faşist militan arkadaşlarınca öldürüldü, birkaçı da yaralandı. İşveren ölüm nedenini elektrik kazası olarak açıkladı.
  • 1 Mayıs, yapılan onca karşı propagandaya ve kışkırtma çabalarına rağmen yüzbinlerin katılımıyla yine İstanbul, Taksim Meydanı’nda kutlandı.
  • Bir grup AP ve MHP militanı DİSK/İlerici Deri-İş Sendikasının Kazlıçeşme Şube binasına saldırdı. Bina tahrip edildi, saldırganlar bina içini kurşun yağmuruna tuttu.
  • DİSK Samsun Bölge Temsilciliği çalışanı Erdoğan Aksu 8 Temmuz'da evine giderken öldürüldü.
  • CHP Hükümeti’nin gündeme getirdiği "Toplumsal Anlaşma" Türk-İş tarafından 20 Temmuz'da imzalandı. DİSK, sermayenin ve iktidarlarının günahlarının işçi sınıfına fatura edilmesi olan bu anlaşmayı şiddetle eleştirdi.
  • Tüm çalışanların grevli ve toplu sözleşmeli sendika hakkını savunan DİSK, kamu çalışanlarının tek çatı altında toplanması doğrultusunda önemli bir adım attı. DİSK Yönetim Kurulu eğitim emekçilerinin örgütü Töb-Der'i onur üyesi olarak kabul etti.
  • 1-4 Ağustos'ta yapılan 1. Ören Toplantısı geniş yankı yarattı. Toplantıda "Demokratik Sınıf ve Kitle Sendikacılığının Temel İlkeleri" adlı belge ve "Tek Tip Demokratik Tüzük" ele alındı.
  • Atatürk Öğrenci Sitesi Müdürü ve DİSK/OLEYİS üyesi Avukat Devrim Çelenk 24 Ağustos'ta faşist çeteler tarafından Beyazıt'ta öldürüldü. Bir süre DİSK/Turizm-İş avukatlığını da yapan Devrim Çelenk, Öğrenci Sitesi'nde etkin olmak isteyen faşistler tarafından tehdit edilmekteydi. Faşistler uzun süre takip ettikleri Çelenk'i Beyazıt'ta aracının kırmızı ışıkta durmasından yararlanarak katlettiler. DİSK ve OLEYİS üyesi binlerce işçi, Çelenk'in cenazesini büyük bir antifaşist gösteriye dönüştürdü.
  • Faşizmin aydınlara ve halka dönük eylemleri tırmandı; Savcı Doğan Öz, Doç.Dr. Bedrettin Cömert, Prof.Dr. Bedri Karafakioğlu, Doç.Dr. Necdet Bulut öldürüldü. Üç üniversite öğrencisi belediye otobüsünden kaçırılıp kurşunlandı. 7 TİP üyesi genç kaldıkları evde öldürüldü. Kahvehane taranması olaylarında çok sayıda vatandaş öldürüldü.
  • DİSK/Dev Maden-Sen genel merkezi 1 Ekim'de bombalandı, binada ağır hasar meydana geldi.
  • DİSK/Limter-İş'in hızla gelişen örgütlenmesini önlemek isteyen sarı sendika Dok Gemi-İş'te yuvalanan faşist çeteler sendikanın İzmit Bölge Temsilcisine saldırarak yaraladı.
  • 19 Kasım'da DİSK Genel Temsilciler Meclisi toplantısı yapıldı. Toplantıda, 6. Genel Kurul kararları ışığında "Demokratik Platform"un oluşumu konusu tartışıldı ve hayata geçirilmesi kararı alındı.
  • 25 Kasım'da 33 örgütün katılımıyla "Demokratik Platform" toplantısı yapıldı. Toplantı sonunda Ecevit Hükümeti’nin hazırlıklarını yürüttüğü yeni baskı yasalarına karşı ortak bir mektup yayınlandı.
  • DİSK'in 6. Genel Kurulu kararları doğrultusunda 12-13 Ekim tarihlerinde toplanan Genel Temsilciler Meclisi "Türkiye'de antiemperyalist, antişovenist güçlerin faşizme, emperyalizme ve şovenizme karşı güç ve eylem birliğinin "Demoktaki Platform"da sağlanması görüşü benimsendi.
  • DİSK Genel Yönetim Kurulu ve Başkanlar Konseyi toplantısında bu kararlar üzerine bir komisyon oluşturdu. Komisyon çalışmalarını tamamlayarak platformun oluşturulması için çağrılacak demokratik kitle örgütlerini belirledi ve 25 Kasım'da Ankara'da toplantıya çağırdı.
  • 33 kitle örgütünün katılımıyla yapılan toplantı sonucunda CHP Hükümetinin getirmek istediği antidemokratik baskı yasalarına karşı Başbakan Bülent Ecevit'e hitaben bir mektup yayınlandı.
  • Turhal'da kurulu Özdemir Antimuan işvereni, madende örgütlenen DİSK/Yeraltı Maden-İş'i işyerinden sökmek için faşist çeteleri kullandı. İmzaladığı toplu sözleşmeyi uygulamayan işveren, işyerinde huzursuzluğun tırmanmasını sağladı. MİSK'e üye olduğunu söyleyen yirmi faşist militanı işe almaya çalışan işveren, dokuz Yeraltı Maden-İş üyesi işçiyi de işten çıkardı. İşçiler direnişe geçti. Direnişi kırmak için bir komplo tezgahlayan işverenin oyunu işçiler tarafından bozuldu. Silahlı bir saldırı hazırlığını fark eden Antimuan işçileri altı MHP'liyi silahlarıyla birlikte yakalayıp savcılığa teslim ettiler. Bu olaydan on gün sonra işçilerin servis aracı kurşunlandı, biri ağır beş işçi yaralandı. Aralık ayında başlayan direniş altı ay sürdü, bakanlığında devreye girmesiyle işveren işçilerin taleplerini kabul ettiğini açıkladı.
  • 26-27 Aralık tarihlerinde faşistler Kahramanmaraş'ı kan gölüne çevirdi. "Maraş Katliamı" olarak anılan olaylarda ana rahmindeki bebelerden yetmişini aşkın yaşlılara varıncaya kadar yüzbeş insan hunharca katledildi. Evler, işyerleri yakıldı. Emniyet güçlerinin uzaktan seyrettiği katliam sırasında yaralananların toplandığı hastane faşist caniler tarafından basıldı, yaralılar dövüldü.
  • Hükümet 13 ilde sıkıyönetim ilan etti.

 

1979

  • DİSK, Kahramanmaraş'ta katlamını kınamak amacıyla 5 Ocak'ta tüm ülkede saat 11.00'de beş dakikalık saygı duruşu yaptı. DİSK'in "5 Ocak Faşizmi Lanetleme Eylemi"ne çok sayıda demokratik kitle örgütü üyesi de katıldı.
  • Yüzbinlerce emekçinin yaptığı eylem geniş yankı uyandırdı.
  • Haklarını sürekli olarak işverene bağışlayan Tek Gıda-İş'ten kurtulmaya karar veren Tekel işçileri DİSK/Gıda-İş'te örgütlenmeye başladı. İşçilerin kararlılığını kırmaya çalışan işveren ve sarı sendika, işçilere yönelik saldırıları yoğunlaştırdı. 2. MC hükümetinin giderayak yasadışı biçimde işçi diye fabrikaya yerleştirdiği silahlı faşist çeteler terör estirmeye başladı. Ocak ayında Cevizli Sigara Fabrikası işçisi Muammer Kuran faşistlerce pusuya düşürülüp katledildi.
  • Cinayet şebekeleri işçilerin iradesini ezmek için saldırılarını daha da artırdı. 31 Mayıs'ta Hamit Akyıldırım evine giderken öldürüldü. Altı bin Tekel işçisi cinayetleri ve saldırıları protesto etmek için işbıraktı.
  • Kana doymayan katiller 21 Aralık'ta Gıda-İş işyeri temsilcisi Sebahattin Çakmak'ı da katletti. Yirmi bin Tekel işçisi kararlılığını gösteren eylem ve direnişlerle ne faşist cinayet şebekelerine ne de işverenin kuklası sarı sendikalara boyun eğmeyeceklerini gösterdi.
  • Faşist darbe tarafından özgürlüklerinden yoksun kalan Şili işçileriyle dayanışma amacıyla Şili İşçileri Merkez Birliği'nin (CUT) 26. kuruluş yıldönümü İstanbul, Spor Sergi Sarayı'nda DİSK tarafından düzenlenen uluslararası bir toplantıyla kutlandı. Ertesi gün ise DİSK'in kuruluşunun 12. yıldönümü kutlandı.
  • DİSK/Aster-İş Onur Kurulu üyesi ve Taşkızak Tersanesi işçisi Atilla Can 24 Şubat'ta evine giderken uğradı silahlı bir saldırı sonucu yaşamını yitirdi.
  • Sıkıyönetim 20 Mart Faşizme İhtar Eylemi'ni değerlendirme toplantısı sıkıyönetim tarafından engellendi.
  • 1 Mayıs'ın İstanbul'da kutlanması sıkıyönetim tarafından yasaklandı. DİSK'in afişlerine ve gazetelerine elkonuldu. DİSK Genel Merkezi basıldı. Genel Başkan Baştürk ve DİSK yöneticileri gözaltına alındı.
  • Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul, Prof. Dr. Ümit Doğanay, Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil öldürüldü.
  • Adana'da kurulu Bossa Fabrikası işçilerinin DİSK/Tekstil Sendikasına üye olmaları üzerine işveren sekiz işçiyi işten çıkardı. İşverenin bu tavrı üzerine 10 Ağustos'ta dokuz yüz işçi direnişe geçti. Gece fabrikayı saran güvenlik kuvvetleri bütün işçileri gözaltına aldı. Sorguları yapılan işçiler daha sonra serbest bırakıldı.
  • Yasadışı lokavt uygulayan Ülker işvereni işçileri yıldırmak için her yolu denedi. İşverenin yasadışı uygulamasını görmezden gelen polisler, sürekli olarak işçileri taciz etti, olur olmadık gerekçelerle grev çadırları basıldı.
  • Ülker işvereni işçi görüntüsü altında fabrikaya soktuğu faşist militanlarla bir komplo tezgahladı. Olayı fark eden işçiler sendikanın gözetiminde yaptırılan bir aramayla fabrikaya saklanan bir silah ve çok sayıda mermiyi yakalattı.
  • DİSK/Genel-İş Gaziantep 2. Şube Eğitim Sekreteri M. Ali Tütüncüler Ekim ayında faşistlerin silahlı bir saldırısı sonucu öldü.
  • DİSK Yönetim Kurulu 14 Ekim'de yapılacak ara seçimlere ilişkin DİSK'in takınacağı tavrı belirlemek için 3 Ekim'de toplandı. Yönetim Kurulu, üye sendikalardan gelen öneriler doğrultusunda şu açıklamayı yaptı:
  • "Yerli ve yabancı sermaye çevreleri faşizmi tırmandırmak ve seçimlerden sonra ülkeyi faşizmin kanlı karanlığına boğmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Çeşitli ara rejim söylentileri ve bunu desteklemek üzere verilen paralı ilanlar, bakan istifaları ve faşist anarşinin akıl almaz boyutlara çıkarılması, bunun araçları ve kanıtlarıdır.
  • "14 Ekim seçimlerinde faşizm, bunun yandaşı partiler (MHP, CGP, AP, MSP) mutlak yenilmeli ve geri itilmelidir.
  • "Bütün bu koşulları gözönünde tutan DİSK Yönetim Kurulu, 14 Ekim seçimlerinde:
  • 1. Tabanının (gövdesinin) ilerici, demokrat unsurlardan oluşması nedeniyle, faşizme karşı mücadelede önemli görevler yapabilecek olan CHP'ye oy verilerek desteklenmesini,
  • "2. İşçi sınıfımızı, emekçi halkımızı kucaklayan siyasal örgülenmenin henüz var olmadığının bilincinde olarak, sosyalist, ilerici tüm partilerin adaylarına da oy verilerek güç katılmasının faşizmle mücadele ilkesine ters düşmeyeceğini, "Kamuoyuna duyurmaya karar vermiştir."
  • İşçi sınıfının eğitimine ve kültürel gelişine büyük önem veren DİSK, Eğitim ve Kültür Merkezi'ni kurdu. DKM kısa adıyla anılan merkez Ekim ayından itibaren Timur Selçuk yönetimde çalışmalarına başladı.
  • DİSK'in onur üyesi Töb-Der tarafından 29 Ekim'de Bursa'da düzenlenen mitinge polis saldırdı, bir öğretmen dipçiklenerek öldürüldü. Bursa Valisi yetkilerini aşarak, yasalara aykırı biçimde mitingi engellemeye çalıştı. Mitingin bir provokasyon ortamına sürüklenmek istendiği gören Töb-Der yöneticileri sayıları 10.000'in üzerine çıkan kitlenin dağılması için uyardıkları bir sırada polis saldırısı başladı. Çok sayıda öğretmen ve işçi yaralandı, bir öğretmen faci bir şekilde can verdi. Aralarında Töb-Der Genel Başkanı ve DİSK Bölge Temsilcisinin de bulunduğu 300'e yakın kişi gözaltına alındı.
  • Erzurum Atatürk Öğrenci Yurdu'nda örgütlenen DİSK/OLEYİS'in toplu sözleşme yapmasını engellemek için devreye MİSK sokuldu. Yapay bir yetki tartışmasıyla işçilerin iradesini engelleyemeyen faşist çeteler OLEYİS üyesi Mehmet Koçak'ı katlettiler.
  • 14 Ekim seçimleri sonrasında oluşan AP azınlık hükümeti KİT'lere ve Tarım Satış Kooperatif birliklerine yönelik bir saldırı politikası izlemeye başladı. DİSK hükümetin açık bir biçimde hedef aldığı bu işletmelerde örgütlü üye sendikalarla 20 Kasım'da bir toplantı düzenledi. Toplantıda mücadelenin ortaklaştırılması için bu işyerinde örgütlü bağımsız sendikalara da çağrı yapılması kararlaştırıldı.
  • 26 Kasım'da DİSK üyesi ve bağımsız yedi sendikanın katılımıyla yapılan toplantı sonucunda "Ortak Davranış Komitesi" kurulması kararı alındı.
  • DİSK/Yeraltı Maden-İş üyesi KBİ Murgul-Çukurkaya İşletmesi işçisi Nurettin Yılmaz, 22 Kasım'da faşist çeteler tarafından evinin önünde kurulan pusuda, kurşunlanarak katledildi.

 

1980

  • Faşist kadrolaşma için işten çıkarılmak istenen ve faşist militanların saldırılarına uğrayan DİSK üyesi işçiler Tariş Fabrikaları’nda direnişe geçti.
  • AP azınlık hükümetinin işbaşına gelince ilk işlerinden biri Tariş'i faşist militanlarla doldurma operasyonu oldu. Binlerce Tariş işçisini işten çıkarıp yerine kendi kadrolarını yerleştirmek isteyen iktidarın atadığı yeni yönetim, bu amacını açık bir biçimde ortaya koydu.
  • 22 Ocak'ta genel bir arama yapılacağı bahanesiyle tüm işletmeler polisler tarafından işgal edilmek istendi. İşverenin amacını anlayan işçiler direnişe geçti. Tariş direnişini kırmak için fabrika polis ve askerlerce kuşatıldı. Fabrikaya yönelik saldırılarda atölyeler tahrip oldu, işçiler yaralandı. Bu saldırı ülke çapında yapılan gösterilerle protesto edildi. 25 Ocak'ta DİSK'in aldığı karar doğrultusunda İzmir'de iki saatlik iş bırakma eylemi çok geniş katılımla ve büyük bir disiplin içinde gerçekleştirildi. 26 Ocak'ta Tariş işçileriyle dayanışma amacıyla İzmir'de "İşçi Kıyımına, Zamlara, Pahalılığa, Sürgünlere, Anti-Demokratik Baskı ve Uygulamalara, Faşist Saldırılara Karşı Demokrasi Mitingi ve Yürüyüşü" yapıldı.
  • Gelişen protestoların önünü alamayan iktidar, halkın tepkisini bastırmak amacıyla Tariş işçilerini oturduğu mahallere yönelik geniş bir operasyon başlattı ancak halkın direnişiyle karşılaştı.
  • IMF'nin istemleri doğrultusunda hazırlanan 24 Ocak Kararları açıklandı
  • 31 Ocak-1 Şubat tarihlerinde 2. Ören toplantısı yapıldı. Toplantıda gelişen olaylar karşısında alınacak tavır tartışıldı.
  • İktidar Tariş'teki politikasının bir benzerini de Antbirlik'te uygulamaya koymak istedi. DİSK'in öncülüğünde çalışmalarını yürüten Ortak Davranış Komiteleri, iktidarın zorla işgal, işten çıkarma planını bozmak için harekete geçti.
  • 8 Şubat'ta Antalya'daki tüm işçiler Antbirlik işçilerini desteklemek için 2 saatlik işbırakma eylemi gerçekleştirdi.
  • İşçiler kararlılıklarını göstermek için DİSK'in öncülüğünde 9 Şubat'ta Antalya'da geniş katılımlı bir miting düzenledi.
  • Hızla gerginleşen ortam ve emekçilere yönelik saldırıların yoğunlaşması üzerine tabanın söz ve karar sahibi olması ilkesinden hareket eden DİSK Yönetim Kurulu, 15-16 ve 22-23 Aralık 1979 tarihlerinde Bölge Temsilciler Meclislerini topladı.
  • Bu toplantılarda ortaya çıkan görüşler 11-14 Ocak'ta yapılan Genel Yönetim Kurulu, Başkanlar Konseyi ve DİSK Bölge Temsilcilerinin ortak toplatısında "ülke çapında kitlesel çıkışlarn örgütlenerek demokrasi güçlerinin ortak hedeflerini öne çıkaran ilkeli birliğin sağlanması yolunda çabalara girişilmesi, örgütümüzün gelecek günlere karşı duyarlı hale getirilmesi, örgütsel birliğin eylem içinde pekiştirilmesi" kararı alındı.
  • Bu değerlendirmeler ve kararlar ışığında "İşçi kıyımına, zamlara, pahalılığa, sürgünlere, antidemokratik baskı ve uygulamalara, faşist saldırılara karşı DEMOKRASİ MİTİNGİ" yapılması kararlaştırıldı.
  • Demokrasi Mitingleri 26 Ocak'ta İzmir'de, 9 Şubat'ta Antalya'da, 23 Şubat'ta Ordu'da ve son olarak da 22 Mart'ta İzmit'te binlerce emekçinin katılımıyla yapıldı.
  • DİSK Yürütme Kurulu 12 Mart'ta yapılan toplantısında artan baskılara ve saldırılara karşı daha örgütlü bir mücadelenin verilmesi için DİSK Merkez Demokratik Eylem Komitesi oluşturulmasına karar verdi.
  • Metal işkolunda 107 işyerinde çalışan yirmi beş bin işçi adına sürdürülen toplu sözleşme görüşmesi uyuşmazlıkla noktalandı. T. Maden-İş 13 Mart'tan itibaren kademeli olarak grev başlattı. Aynı gün Netaş işçisi Mustafa Benlioğlu Otosan Fabrikası önünde kurşunlanarak katledildi. 19 Mart'tan itibaren grevdeki işçi sayısı yirmi iki bine ulaştı. Grev 12 Eylül darbesini yapan cunta tarafından kaldırıldı. Grevdeki işçilerden bir bölümü darbecilerin bu kararına rağmen grevlerini iki gün daha devam ettirdiler.
  • 1 Mayıs, ülke çapında süren sıkıyönetimler tarafından yasaklandı, birçok kentte sokağa çıkma yasakları konuldu. 30 Nisan'da işbırakma ve işyerinde toplu bildiri okuma eylemleri yapıldı.
  • DİSK yasaklamaları protesto etmek amacıyla, 1 Mayıs'ta, Danıştay kararıyla Mersin'de "1 Mayıs'ın kutlanmasını önlemeye yönelik baskı ve saldırıları Protesto Mitingi" düzenlendi. 1 Mayıs gerekçe gösterilerek DİSK üyesi sendikalar mühürlendi, sendikacılar ve çalışanları gözaltına alındı.
  • Yeni Çeltek Linyit İşletmelerinin zarar ettiği gerekçesiyle kapatılması üzerine işletmede örgütlü DİSK/Yeraltı Maden-İş üyesi işçiler ocağı işgal etti. İşçiler kurdukları komiteler aracılığıyla üretimi ve yönetimi üstlendiler. Kısa süre içinde zarar gerekçesinin tümüyle yalan olduğunu kanıtladılar.
  • DİSK 7. Genel Kurulu, 25-30 Haziran tarihlerinde İstanbul Harbiye Şehir Tiyatrosu Salonu'nda toplandı.
  • DİSK'in kurucusu ve T. Maden-İş Genel Başkanı Kemal Türkler, 22 Temmuz'da evinin önünde faşist caniler tarafından katledildi. Sıkıyönetimin tüm önleme girişimlerine rağmen 25 Temmuz'da yapılan cenaze töreni yüzbinlerin katıldığı büyük bir antifaşist gösteriye dönüştü.
  • Sermayenin ve IMF'nin politikalarının yaşama geçirilmesi için işçi sınıfının ve tüm demokratik güçlerin susturulması gerekiyordu ve 12 Eylül Faşist Darbesi yapıldı. Tüm sendikal faaliyetler yasaklandı.
  • Darbenin hemen ardından çalışmalarına izin verilen Türk-İş yönetimi bir genelge yayınlayarak, 12 Eylül yönetiminin desteklenmesini istedi. Bu genelgeye uymayanların kapatılacağı uyarısında bulunuldu. Türk-İş üye sendikalarının "teşkilatlanma, eğitim, genel kurul temsilcilik seçimleri" gibi çalışmalarına kısıtlama getirdi.
  • Türk-İş yönetimi yazdığı mektuplarla MGK'yı ve darbeyi övdü. DİSK'i karalama kampanyası yürüttü. Ancak çabaları tersine tepti, ETUC, Türk-İş'in üyelik başvurusunu 2-3 Nisan 1981 tarihli yönetim kurulu toplantısında reddetti. ICFTU ise 2 Temmuz 1981 tarihli yönetim kurulu toplantısında Türk-İş'in üyeliğini askıya aldı.
  • İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı, 14 Eylül'de yayınladığı 4 No'lu bildiri ile DİSK yöneticilerini "Güvence" için teslim olmaya çağırdı.
  • DİSK Bursa Bölge Temsilciliği Avukatı Ahmet Hilmi Veziroğlu, 2 Ekim'de gözaltında tutulduğu Bursa Emniyeti'nin beşinci katından atılarak öldürüldü. Sıkıyönetim yetkilileri Fevzioğlu'nun ölümünü, işkencede ölen herkes için ileri sürdükleri, "intihar" olarak açıkladı.
  • 17 Eylül'de gözaltı süresi doksan güne çıkarıldı. DİSK yöneticileri ve üyeleri uzun süre yargıç önüne çıkarılmadı.
  • Milli Güvenlik Konseyi, 18 Eylül'de yayınlanan 8 No'lu kararı ile DİSK'in taşınır ve taşınmaz mal varlıklarına el koyduğunu açıkladı.
  • 11 Kasım'da DİSK üyesi sendikaların yönetimine Sıkıyönetim Komutanlarınca belirlenen kayyımlar atandı.
  • 7 Aralık'tan itibaren 2364 sayılı Yasa ile tüm sendika üyelerini kapsayan Yüksek Hakem Kurulu uygulamasına geçildi. 12 Eylül'de gözaltına alınan altmışyedi DİSK yöneticisi tutuklandı.

 

1981

  • Aralarında DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk'ün de bulunduğu 52 DİSK yöneticisi hakkında idam cezası istemiyle dava açılacağı basına açıklandı.
  • DİSK üyesi Deri-İş Sendikası Genel Başkanı Kenan Budak, 25 Temmuz'da polis tarafından kurulan bir pusuyla sokak ortasında öldürüldü.
  • DİSK Davası 24 Aralık'ta İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi'nde başladı. Yüz altmış dosya birleştirildi, toplam sanık sayısı bin dört yüz yetmiş yedi, hakkında idam istenilenlerin sayısı yetmiş sekize çıkarıldı.

 

1983

  • Büyük çoğunluğu Lastik-İş üyesi olan işçiler silah zoruyla Türk-İş'e gitmeyi kabul etmeyerek bağımsız Laspetkim-İş Sendikasını kurdular. Laspetkim-İş kısa zamanda ve zorlu bir mücadele ile örgütlenmesini tamamladı. Laspetkim-İş, 12 Eylül darbesinden sonra kurulup işkolu yetkisi alan ilk sendika oldu.

 

1985

  • 12 Eylül darbesi sonrasındaki ilk grev Laspetkim-İş'in örgütlü olduğu Nur Suni Deri fabrikasında gerçekleşti. 9 Aralık'ta başlayan grev seksen yedi gün sürdü ve sendikanın talepleri doğrultusunda sonuçlandı.

 

1986

  • Askeri Savcılar 15 Ocak'ta DİSK Davası'yla ilgili "Esas Hakkında Mutala"yı okudular.
  • 25 Şubat'ta DİSK Davası Savunması başladı.
  • İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı 2 No'lu Askeri Mahkemesi 24 Aralık'ta DİSK Davası ile ilgili kararını açıkladı. İkiyüzaltmışdört sendikacı ve sendika uzmanı hakkında beş yıl altı ay yirmi gün ile on beş yıl sekiz ay arasında hapis cezaları verildi. Karar DİSK yöneticileri tarafından temyiz edildi.

 

1987

  • DİSK'in 20. kuruluş yıldönümü nedeniyle 13 Şubat'ta İstanbul'da bir kutlama töreni yapıldı.

 

1988

  • 13 Şubat'ta DİSK'in 21. kuruluş yıldönümü nedeniyle Ankara'da bir kokteyl verildi.
  • DİSK, İsveç Memur Sendikaları Konfederasyonu ile birlikte 16-17 Nisan tarihlerinde İstanbul'da "Türkiye'de Kamu Çalışanları Sendikal Hakları ve İsveç Örneği" sempozyumunu gerçekleştirdi.

 

1989

  • 13 Şubat'ta İstanbul'daki bir anma gecesiyle DİSK'in 22. kuruluş yılı kutlandı.
  • Askeri Mahkeme verdiği kararın gerekçesini, yasalara aykırı bir biçimde, tam iki yıl dört ay sonra açıkladı.

 

1990

  • Laspetkim-İş'in örgütlü olduğu Goodyear, Pirelli ve Brisa lastik fabrikalarındaki grevler Körfez Savaşını gerekçe gösteren bakanlar kurulu tarafından ertelendi. Goodyear grevi 10 Mart'ta başlamış ve yüz elli dört gün, Pirelli grevi  Nisan'da başlamış ve yüz otuz bir gün, Brisa grevi ise 24 Nisan'da başlamış ve yüz dokuz gün sürmüştü.
  • Yalova'da kurulu AKSA tesislerinde örgütlenen Laspetkim-İş, işverenin sendikayı tanımaması üzerine sert bir mücadele yürüttü. Altı yüz işçinin ölüm orucuna yattığı fabrikaya giren jandarma birlikleri işçileri zorla dışarı çıkardı. Baskılardan yılmayan işçiler sakal bırakma, siyah kurdela bağlama ve vizite eylemleriyle mücadeyi sürdürdü. İşveren sonunda sendikayı tanıdığını açıkladı.

 

1991

  • DİSK kuruluşunun 24. yılını 16 Şubat'ta İstanbul'da İnsan Hakları Derneği ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın katkılarıyla düzenlenen bir panelle kutladı. 24. yıl nedeniyle DİSK Dergisi on yıl aradan sonra ilk kez yayınlandı.
  • Askeri Yargıtay 3. Dairesi, 16 Temmuz'da açıklanan kararıyla DİSK Davası'nı beraatle sonuçlandırdı. Bir hukuk skandalına dönüşen dava on yıl on ay sürdü.
  • DİSK Yürütme, Yönetim ve Başkanlar Kurulu ortak toplantısı 20 Temmuz'da İstanbul Bürosu'nda ilk kez toplandı. Yürütme Kurulu çalışmalarına yeniden başladı.
  • 12 Eylül sonrasında çıkarılan yeni yasalar gereği tüzükte yapılması zorunlu değişikleri düzenlemek amacıyla 7 Aralık'ta DİSK Olağanüstü Genel Kurulu, DİSK Genel Merkezi'nde toplandı.
  • DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk geçirdiği ani bir rahatsızlık sonucu 21 Aralık’ta yaşama veda etti. Genel-İş Sendikası Genel Başkanı ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) Yönetim Kurulu üyesi de olan Baştürk için 24 Aralık'ta onbinlerin katıldığı bir cenaze töreni yapıldı.

 

1992

  • DİSK 8. Genel Kurulu 18-19 Ocak tarihlerinde Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda toplandı. Genel Başkanlığa Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Kemal Nebioğlu seçildi.
  • DİSK 25. kuruluş yılı nedeniyle 13 Şubat'ta "2000'li Yıllara Doğru Sendikal Anlayışlarda Yeni Açılımlar" paneli Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapıldı.
  • Yitirdiğimiz Genel Başkan Abdullah Baştürk'e, Orhan Apaydın adına düzenlenen "Hukuk ve İnsan Hakları" ödülü verildi.
  • 1 Mayıs, DİSK, Türk-İş ve Hak-İş yöneticilerinin katılımıyla Ankara'da yapılan bir salon toplantısıyla ilk kez birlikte kutlandı.
  • DİSK'e yıllarını veren deneyimli sendikacıların katılımıyla kurulan "DİSK Emek Danışma Konseyi" 27 Mayıs'ta ilk toplantısını yaptı.
  • DİSK yönetimi, sendikal hakları için mücadele veren kamu emekçilerinin Ankara yürüyüşüne destek verdi. 17 Haziran'da İstanbul'dan yola çıkan yürüyüşçüler DİSK yöneticileri tarafından uğurlandı.
  • 12 Eylül sonrasının ilk Ören toplantısı 20-26 Haziran tarihlerinde toplandı. Tartışılan sorunlara ilişkin kararlar daha sonra "Ören Kararları" olarak yayınlandı.
  • Kamu Çalışanları Sendikaları Platformu'nun 15 Temmuz'da ilan ettiği bir günlük işbırakma eylemi DİSK yönetiminin bir bildirisi ile desteklendi.
  • Milliyet gazetesi tarafından başlatılan "Vergi Borçluları Açıklansın" kampanyasını destekleyen DİSK, toplanan on bin beş yüz yetmiş iki imzalı dilekçe ile 16 Temmuz'da Maliye Bakanlığı'na başvurdu.
  • Kemal Türkler, 22 Temmuz'da düzenlenen çeşitli etkinliklerle anıldı. DİSK ve T. Maden-İş tarafından "Alınterinin Onuru" başlığıyla düzenlenen anma etkinlikleri Lütfü Kırdar Spor Salonu'nda yapılan büyük bir toplantıyla sonuçlandırıldı.
  • Kenan Budak, 25 Temmuz'da mezarı başında yapılan bir toplantı ile anıldı.
  • Kamu emekçilerinin sendikal mücadelesine her dönemde destek veren DİSK, 8. Genel Kurul sonrasındaki etkinliklerinin en başında kamu emekçileri sendikaları temsilcileriyle ortak bir toplantı düzenledi. DİSK Genel Merkezi'nde 27 Ağustos'ta düzenlenen ve kamu emekçileri sendikalarının yöneticilerinin, TTB ve TMMOB'nin gözlemci olarak katıldığı toplantıda örgütlenme sorunları ve hakların kullanımı tartışıldı.
  • Otomobil-İş sendikasının örgütlenme çalışması başlattığı Meta Elektronik Fabrikası'ndan on yedi işçi işten çıkarıldı. İşçiler topluca iş bıraktı ve fabrika işgal edildi. İşçilerin kararlılığı karşısında geri çekilen işveren atılan işçileri geri aldı. Kısa bir süre sonra toplu sözleşme görüşmeleri başlatıldı. Görüşmelerin uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine greve çıkıldı ve grev anlaşma ile kaldırıldı. Bir süre sonra şirket yönetimi mali sıkıntıları gerekçe göstererek dört yüz işçinin işine son verdi. Alacakları takside bağlanan işçiler fabrika yönetimine el koydu, haciz için gelen alacaklı banka yetkililerini içeri almadı. Aylarca direnen işçiler 4 Eylül'den itibaren üretimi üstlendi. Üretilen televizyonların satışını da üstlenen işçiler tüm alacaklarını tahsil etti.
  • 12 Eylül darbesinin 12. yılında, birçok DİSK yöneticisini misafir eden eski Sultanahmet Cezaevi'nde bir toplantı düzenlendi. "12 Eylül ྌ'den 12 Eylül ྘'ye" başlığıyla düzenlenen toplantıda 12 Eylül'ün kara günlerinde DİSK'le dayanışma içinde olan işçi sınıfı dostlarına plaket verildi.
  • Aynı etkinlik çerçevesinde Karikatürcüler Derneği'nin katkılarıyla "12x12 Eylül Karikatür Sergisi" açıldı.
  • Yeni çalışma döneminin ilk mitingi 26 Eylül'de Kocaeli'de yapıldı. DİSK'in 80'den önceki son mitinginin yapıldığı Kocaeli yine DİSK'in demokrasi taleplerini dile getirdiği bir alan oldu. "Demokrasi Mitingi" geniş yankı yarattı. Mitinge çevre illerden de geniş katılım oldu.
  • Balkan ülkelerindeki sendikalar arasında dayanışmanın güçlendirilmesi amacıyla ETUC'un desteği ve DİSK'in öncülüğünde İstanbul'da 14-16 Ekim tarihlerinde bir uluslararası toplantı düzenlendi. Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan gelen konfederasyon yöneticileriyle yapılan "Balkan Sendikalar Konferansı 1. Hazırlık Toplantısı" sonucunda yayınlanan bir bildiri ile bölgede barışın teminatının işçi sınıfı olacağı vurgulandı.
  • Bağımsız Laspetkim-İş Sendikası 25 Ekim'de toplanan Genel Kurulu'nda DİSK'e katılma kararı aldı.

 

1993

  • Genel-İş'in yerel yönetimlerdeki örgütlenmesi sırasında çok sayıda işçinin işten çıkarılması ve sendika seçme özgürlüğünün kısıtlanmak istenmesi üzerine DİSK'in çağrısıyla 11 Ocak'ta bir toplantı düzenlendi. İstanbul Zafer Sineması'ında yapılan toplantıya İstanbul ve çevre belediyelerinde çalışan yüzlerce işçi katıldı. Toplantıda işyerlerinde referandum uygulanması ve işverenlerin sendika seçme hakkına müdahale etmemesi konusunda uyarılması kararı alındı.
  • DİSK üyesi bir sendikanın 12 Eylül sonrasındaki ilk grevi 15 Ocak'ta Pen Otel'de başladı. OLEYİS'in örgütlü olduğu işyerindeki grev nedeniyle bir tören düzenlendi.
  • Demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin yılmaz savunucusu gazeteci-yazar Uğur Mumcu 24 Ocak'ta aracına konulan bir bombayla katledildi. DİSK ülke çapında düzenlenen etkinliklere kitlesel olarak katıldı. 25 Ocak'ta Sarayburnu'ndan Cumhuriyet gazetesine yapılan gece yürüyüşüne, 26 Ocak'ta Sultanahmet Meydanı'ndan Gazeteciler Cemiyeti önünü yapılan yürüyüşlere DİSK ve bağıl sendikaların yöneticileri, üyeleri katıldı. Mumcu'nun 27 Ocak'ta Ankara'da yapılan ve yüzbinlerin katıldığı cenaze töreninde DİSK büyük bir kortejle yer aldı.
  • DİSK'in 26. kuruluş yılı Uğur Mumcu'ya adandı. Kuruluş yılı nedeniyle 13 Şubat'ta İstanbul'da, 14 Şubat'ta Adana birer tören düzenlendi.
  • DİSK'in üyesi olduğu Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC)'un öncülüğünde tüm Avrupa'da düzenlenen "İşsizliğe ve Irkçılığa Karşı 2 Nisan Avrupa Eylem Günü" nedeniyle Ankara'da bir panel düzenlendi.
  • DİSK 12 Eylül sonrasının ilk 1 Mayıs mitingini İstanbul Pendik Meydanı'nda Kamu Çalışanları Sendikaları Platformu, meslek odaları ve çeşitli kitle örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirdi.
  • Keramik-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Aktulgalı, 12 Eylül'ün vücudunda yarattığı tahribat nedeniyle yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak 5 Mayıs'ta yaşama veda etti.
  • Yaygınlaşan işsizlik ve işten çıkarmalar nedeniyle 16 Mayıs'ta Adana'da bir miting düzenlendi. "İşten Çıkarmalara ve Taşeronlaşmaya Karşı Yaşasın Sendika, Yaşasın Emek" başlığıyla yapılan miting büyük bir katılımla gerçekleşti. Miting, uzun yıllar sonra Adana'da yapılan en büyük işçi mitingi olarak değerlendirildi.
  • Uluslararası Özgür İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ICFTU) Genel Sekreteri Enzo Frizo, DİSK'in davetlisi olarak geldiği İstanbul'da bir konferans verdi. İstanbul Sepetçiler Kasrı Salonu'nda 8 Temmuz'da verdiği konferans daha sonra DİSK Yayınları tarafından kitaplaştırıldı.
  • Sivas'ta düzenlenen bir etkinlik gericilerin saldırısına uğradı. Kentte konuk olarak bulunan yazar ve sanatçıların kaldığı otelin yakılmasıyla olaylar vahşete dönüştü. Yangın sonucu 37 kişi öldü. "Sivas Katliamı" olarak anılan olay tüm ülkede büyük tepki gördü. Ankara'da düzenlenen etkinliklere yüzbinlerce kişi katıldı. DİSK Ankara'dakinin yanısıra 8 Temmuz'da İstanbul'daki cenaze törenine de kitlesel olarak katıldı. DİSK'in konuğu olarak İstanbul'da bulunan ICFTU Genel Sekreteri Enzo Frizo, DİSK kortejinde yürüdü.
  • Refah Partili yönetimin politik nedenlerle işten çıkardığı Kağıthane işçileriyle dayanışma amacıyla 14 Temmuz'da bir gece düzenlendi. Pendik Stadındaki "Dayanışma Gecesi"nden elde edilen gelir daha sonra bir törenle işçi ailelerine verildi.
  • 4. Ören toplantısı 23-28 Temmuz'da yapıldı.
  • İşçi sınıfının dostu, barış mücadelesinin neferi emekli Büyükelçi Mahmut Dikerdem yaşama veda etti. Dikerdem'in cenazesi vasiyeti üzerine DİSK tarafından düzenlenen bir törenle kaldırıldı.
  • Devrimci Sağılk-İş'e üye oldukları için işten çıkarılan Florance Nightingale Hastanesi çalışanları 13 Aralık'tan itibaren direnişe geçti. Direniş bir yandan sendikal baskıların diğer yandan devlet kurumlarının yağmalanarak kişisel menfaat sağlanılmasının sergilenmesi bakımından önem kazandı.
  • Abdullah Baştürk'ün ölüm yıldönümü nedeniyle Esenyurt Belediyesi ve DİSK'in katkılarıyla Esenkent'te "Abdullah Baştürk Demokrasi Parkı" içinde bir anı ormanı oluşturuldu.

 

1994

  • Özelleştirme politikalarının tartışıldığı bir ortamda toplumun sağlıklı bilgiye kavuşturulması için DİSK tarafından bir panel düzenlendi. 8 Ocak'ta, Mecidiyeköy Kültür Merkezi'nde "Özelleştirme, Uluslararası Örnekler ve Türkiye" başlığıyla düzenlenen panele İngiltere, York Üniversitesi öğretim üyesi Alex Callinicos da katılarak bir tebliğ sundu.
  • Oluşumunda DİSK'in öncülük yaptığı Demokrasi Platformu, iktidarın sermaye yanlısı tutum ve politikalarını eleştirmek amacıyla 17 Nisan'da ülke çapında bildiri dağıtımı ve afiş asma eylemi gerçekleştirdi.
  • 27. kuruluş yıldönümü nedeniyle 13 Şubat'ta Ankara'da siyasi parti liderlerinin konuşmacı olarak katıldığı "DİSK'in 27. Yılında Sendikal Hak ve Özgürlükler" toplantısı yapıldı.
  • Şeriat istemleriyle eylemlerin düzenlendiği, demokrasi dışı yöntemler, darbe isteyenlerin ortalıkta dolaştığı bir dönemde DİSK demokrasiye sahip çıktı. 28 Şubat'ta İstanbul, Tünel'den Taksim Atatürk Anıtı'na kadar "Darbe Heveslilerine ve Şeriata Karşı Yaşasın Demokrasi" sloganıyla bir yürüyüş yapıldı.
  • "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" nedeniyle KÇSP, TMMOB, İHD gibi çeşitli demokratik kitle örgütlerinin katlıdığı bir dizi etkinlik düzenlendi. 6 ve 8 Mart tarihlerinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen üç ayrı panelle kadın sorunu çeşitli yönleriyle tartışıldı. Tiyatro, müzik ve şiir gösterileri yapıldı, resim sergisi açıldı.
  • İstanbul Boğazı'nda meydana gelen tanker kazalarını ve çevre kirlenmesini protesto etmek amacıyla çeşitli çevre örgütleriyle 24 Mart'ta Poyrazköy'de bir gösteri düzenlendi.
  • Zonguldak Demokrasi Platformu'nun 9 Nisan'da düzenlendiği "Ocakların Kapatılmasına ve Özelleştirmeye Hayır" mitingine DİSK de kalabalık bir kortejle katıldı. Mitingde DİSK adına Genel Başkan Vekili İsmail Hakkı Önal bir konuşma yaptı.
  • 1 Mayıs'ın Taksim Meydanı'nda yapılması için yapılan başvuru yine reddedildi. 1 Mayıs, Demokrasi Platformu tarafından İstanbul Abide-i Hürriyet Meydanı, İzmir, Ankara, Samsun, Antalya ve Bursa'da düzenlenen mitinglerle kutlandı. Miting dağılımlarında polisin şiddet kullanımı ve çok sayıda insanın yaralanması İçişleri Bakanı'na çekilen telgraf ve fakslarla protesto edildi.
  • ETUC, Türk-İş ve DİSK'in birlikte düzenlendiği ve Avrupa Birliği'nce desteklenen "AB-Türkiye İlişkilerinin Sosyal Boyutu ve Sendikaların Rolü" konulu konferans 26-28 Mayıs tarihlerinde yapıldı.
  • 9. Genel Kurulu 4-7 Ağustos tarihleri arasında İstanbul Dedeman Oteli'nde toplandı.
  • Nakliyat-İş’in örgütlenme çalışmalarına başladığı Aras Kargo’da üyelerimiz işten çıkarıldı. İşverenin bu hukuksuz davranışı üzerine Ankara Merkez Dağıtım Deposu işçileri 28 Ağustos’ta direnişe geçti.
  • İşverenin tavrında bir değiişiklik olmaması üzerine DİSK ve üye sendikaların yöneticileri 1 Eylül’de şirketin İstanbul bürosu önünde bir basın açıklaması yaptı. İşten çıkarmaların İstanbul’da da sürmesi üzerine, şirketin Alibeyköy’deki aktarma istasyonunda direniş başladı. DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak, direnişteki işçileri 10 Kasım’da ziyaret etti. Bir süre sonra Bakanlık, Aras Kargo’da Nakliyat-İş’in sözleşme yetkisine sahip olduğunu açıkladı.
  • Ancak işveren yapılan hiçbir çağrıya yanıt vermedi. Ve Nakliyat-İş üyeleri greve başladı. Taşeron uygulamasının tipik bir örneği olan Aras Kargo’da işveren hukuku hiçe sayarak her yöntemle grevi önlemeye çalıştı. DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak 18 Ağustos 1995’te grevdeki işçileri ziyaret etti. Emniyet yetkililerini yasaları uygulamaları konusunda uyardı.
  • Aras Kargo işvereni greve rağmen kaçak işçilerle çalışmasını sürdürmeye devam etti. Bunun üzerine DİSK Genel Sekreteri Mehmet Atay 27 Ekim’de Mecidiyeköy’deki Aras Kargo önünde bir basın açıklaması düzenleyerek, şirketi boykot çağrısı yaptı.
  • İşveren son yol olarak yine yasalara aykırı biçimde Ayazağa’da yeni bir aktarma istasyonu açmaya kalkınca Nakliyat-İş tarafından durumu tespit edildi ve DİSK Genel Sekreteri Mehmet Atay’ın da nezaretiyle bu işyeri 14 Kasım’da mühürlendi.
  • Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz 19 Eylül'de DİSK Genel Merkezini ziyaret etti. Bir sağ partinin genel başkanının DİSK'i ilk kez ziyaret etmesi kamuoyunda geniş ilgi gördü.
  • DİSK tarihinde ilk kez bir yönetim çalışma programını ilan etti. "10. Dönem Mücadele Hedefleri ve Çalışma Programı" Genel Başkan Rıdvan Budak tarafından 20 Eylül'de düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu.
  • Demokrasi Platformu başkanlar kurulu 5 Ekim'de toplanarak Hükümetin getirdiği yeni yasa tasarıları hakkında ortak mücadele kararı aldılar. Demokrasi Platformu adına üç işçi sendikaları konfederasyonu başkanı TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk ile görüşerek 1995 Bütçe tasarısındaki işçi sınıfı aleyhine maddelerin geri ekilmesini istediler.
  • Kayıtdışı ekonominin ve sigortasız işçi çalıştırılmasının önlenmesi için DİSK tarafından düzenlenen "Sigortasız Çalışma!" kampanyası 25 Ekim'de DİSK Genel Merkezi önündeki basın toplantısıyla başladı. On beş gün süren kampanya İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, Bursa,, Diyarbakır, Edirne, Gaziantep, izmir ve Samsun'daki sanayi sitelerinde, küçük atölyelerin yoğunlaştığı semtlerde sürdürüldü.
  • Özgür Ülke gazetesi merkezinin bulunduğu İstanbul Kadırga’daki bina 3 Kasım'da tahrip gücü yüksek bir bombayla tümüyle kullanılmaz hale geldi. Patlamada bir kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı. DİSK yayınladığı bir açıklamayla olayı kınadı, gazete yöneticileri ziyaret edildi.
  • Bank-Sen’in Garanti Bankası’nda başlattığı örgütlenme çalışmaları üzerine işveren çok sayıda üyemizi işten çıkardı. Banka çalışanlar üzerined baskıları yoğunlaştırdı. Devreye başka sendikalar sokulmak istendi. Bu gelişmeler üzerine 14 Kasım’da DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak’ın katılımıyla bir basın toplantısı yapıldı.
  • Sendikalaşmayı önlemek isteyen işveren birçok çalışanını gestapo yöntemleriyle korkutmaya, gizil odalarda sorguya çekmeye başladı. Banka yönetiminin bu saldırı politikasını protesto etmek amacıyla 30 Ocak 1995’te Maslak’taki genel merkezi önünde DİSK ve üye sendika yöneticilerinin katılımıyla kitlesel bir basın toplantısı yapıldı.
  • Toplu konut alanı içinde bulunan Halkalı Çöplüğü'nün Kapatılması için çeşit kitle örgütleriyle birlikte 15 Kasım'da protesto eylemi düzenlendi.
  • 1995 Bütçe Yasa tasarısındaki kimi maddelerle çalışanların haklarına getirilmek istenen kısıtlamalar karşısında ilgili maddelerin geri çekilmesi amacıyla 26 Kasım'da Ankara'da Türk-İş'in çağrısıyla düzenlenen yürüyüşe DİSK de bir kortejle katıldı. İşçilerin Meclis'e yürümekteki kararlılığı, maddelerin geri çekildiği açıklamasına rağmen sürünce gergin saatler yaşandı. İşçiler hem Meclis'e hem de Türk-İş yönetimine tepki gösterdiler.
  • DİSK/Deri-İş Genel Başkanı Nusrettin Yılmaz, 3 Aralık'ta geçirdiği bir kalp rahatsızlığı nedeniyle yaşama veda etti. Yılmaz için 5 Aralık'ta bir cenaze töreni düzenlendi.
  • İnsan Hakları Haftası nedeniyle 10 Aralık'ta başlayan etkinliklere DİSK de çeşitli katkılar yaptı. Hafta, DİSK Genel Merkezi'nde düzenlenen bir panelle sona erdi.
  • DİSK, Türk-İş ve kamu çalışanları sendikalarının birlikte düzenlediği "Demokratik ve Ekonomik Haklarımıza Sahip Çıkma Yürüyüş ve Mitingi" 17 Aralık'ta Samsun'da yapıldı. Valiliğin kamu çalışanları sendikalarına karşı aldığı haksız ve hukuksuz tutumunu protesto etmek amacıyla mitingde beyaz pankartlar taşındı.
  • KÇSP'nin aldığı karar uyarınca 20 Aralık'taki işbırakma eylemi çeşitli kentlerdeki yürüyüş ve mitinglerle desteklendi. DİSK hemen tüm kentlerdeki yürüyüş ve mitinglere kitlesel olarak katıldı. DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak İstanbul, Vatan caddesindeki mitingde bir konuşma yaptı.
  • DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk'ü anma etkinlikleri çerçevesinde 21 Aralık'ta Mecidiyeköy Kültür Merkezi'nde "Sendikal Hareket Nereye Gidiyor?" paneli yapıldı.

 

1995

  • DİSK'in de aralarında yer aldığı "Yaşanası İstanbul İçin Çevre Platformu" tarafından Halkalı Çöplüğü'nün kapatılması için 2 Ocak'ta ikinci kez eylem yapıldı. Verdiği sözde durmayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan protesto edildi. Çöplüğün yolu kapatıldı.
  • 13-14 Ocak'ta toplanan DİSK Başkanlar Kurulu, yazar Onat Kutlar ve Yasemin Cebenoyan'ın yaşamına mal olan bombalı saldırıyı protesto etmek üzere katliamın yapıldığı Taksim'deki otelin önünde toplandı ve saygı duruşunda bulundu.
  • DİSK, ailesinin ve T. Yazarlar Sendikası’nın isteği üzerine Kutlar'ın cenaze töreninin düzenlenmesini üstlendi. Kutlar, 14 Ocak'ta binlerce kişinin katılımıyla uğurlandı.
  • DİSK yönetimi, bir yabancı yayın organında çıkan yazısı nedeniyle DGM'de yargılanan yazar Yaşar Kemal'e destek verdi. Yaşar Kemal'in 23 Ocak'ta yapılan savcılık sorgusuna DİSK ve üye sendikaların yönetim kurulu üyeleri ve işçiler katıldı.
  • DİSK'in kuruluşunun 28. yılı 12 Şubat'ta Bursa'da düzenlenen kitlesel bir toplantıyla kutlandı.
  • 12 Eylül sonrasındaki DİSK üyesi bir sendikanın en geniş katılımlı grevi Tekstil işkolunda 24 Şubat'ta başladı. On bini aşkın işçinin katıldığı Tekstil Grevi nedeniyle İstanbul, Adana, Bursa ve Kahramanmaraş'ta törenler düzenlendi.
  • Grevdeki tekstil işçileriyle dayanışma amacıyla Adana'da 5 Mart'ta bir Bayram Şöleni düzenlendi. Binlerce işçi ve ailesinin katıldığı şölen grevcilere büyük moral verdi.
  • Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle 8 Mart'ta DİSK Genel Merkezi'nde bir toplantı yapıldı. Türkiye'deki ilk kadın sendika yöneticisi olan Zehra Kosova'nın yaşamının anlatıldığı bir saydam gösterisinin ardından Kosova'ya plaket verildi.
  • 12 Mart gecesi kimliği belirsiz kişilerin Gazi Mahallesi'ndeki Alevilerin gittiği birkaç kahvehaneyi silahla taraması Türkiye'nin en kanlı olaylarından birisinin başlamasına neden oldu. "Gazi Mahallesi Olayları" olarak anılan ve bir hafta süren olaylarda 28 vatandaşımız polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi.
  • DİSK, olayların başlamasının daha ilk gönünden itibaren çeşitli girişimlerle daha fazla kan dökülmesinin önüne geçmeye çalıştı. Bu amaçla toplumun saygı duyduğu isimlerle birlikte bir "Kardeşlik Çağrısı" yayınladı. Gazi ve 1 Mayıs mahalleleri ziyaret edilerek baş sağlığı dilendi. 20 Mart'ta bir günlük "Genel Yas" ilan edildi.
  • 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanması için 12 Nisan'da İstanbul Valiliği'ne başvuru yapıldı. Valilik başvuruyu reddetti.
  • Sosyal Sigortalar Yasası'nda değişiklik yaparak emeklilik yaşının yükseltilmesi yönündeki girişimleri protesto etmek amacıyla İstanbul'dan Ankara'ya "Mezarda Emekliliğe Hayır Yürüyüşü" yapıldı. 24 Nisan'da İstanbul Kadıköy'den yola çıkan DİSK Yönetim Kurulu ve üye sendikaların başkanları 26 Nisan'da Ankara'da yüzlerce işçi tarafından karşılandı. Yürüyüş Meclis'in önünde sona erdi ve DİSK heyeti SSK'ya ilişkin talepleri içeren bir dilekçeyi Meclis Başkanlığı’na verdi.
  • 1 Mayıs Demokrasi Platformu'nun koordinasyonunda başta İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Samsun ve Mersin'de yapılan mitinglerle kutlandı. İstanbul Kadıköy Meydanı'nda yapılan mitinge yetmiş binin üzerinde bir kitle katıldı. Mitingde Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral, DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak ve KÇSP Dönem Sözcüsü Yıldırım Kaya birer konuşma yaptı.
  • 19 Mayıs'ta "Ulusallıktan Evrenselliğe Bağımsızlık" toplantısı düzenlendi. Türkiye'nin ulusal kurtuluş mücadelesinin başlangıç tarihi sayılan 19 Mayıs aynı zamanda Küba'nın bağımsızlık kahramanı Joze Marti'nin ölüm tarihi. Birbirinden binlerce kilometre uzakta olan bu iki ülke için 19 Mayıs bağımsızlık anlamına geliyor. Bağımsızlık kutlamaları nedeniyle Esenkent'te bulunan Abdullah Baştürk Parkı’na Marti ve Atatürk'ün maskları konuldu. Daha sonra Esenyurt Kültür Merkezi’nde bir panel yapıldı.
  • 15-16 Haziran 1970 büyük işçi direnişinin 25. yılı, Eminönü Belediyesi'nde direnişteki Genel-İş üyeleriyle birlikte Belediye binası önünde kutlandı.
  • DİSK, büyük bir insanlık dramına dönüşen Bosna'daki savaşa son vermek ve barış gelmesi için bir katkı sağlamak amacıyla Bosna'lı iki işçi liderini Türkiye'ye davet etti. Bosna-Hersek Bağımsız Sendikalar Konfederasyonu Meclis Başkanı Süleyman Hrle ve Meclis Üyesi Uzeir Dzuber 28 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasında başta Cumhurbaşkanı Demirel olmak üzere çeşitli temaslarda bulundular. Hrle 5 Temmuz'da İstanbul, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde "Bosna-Hersek: Uluslararası Dayanışma ve Sendikal Hareket" konulu bir konferans verdi.
  • DİSK 9. Genel Kurul kararları doğrultusunda hazırlıkları sürdürülen Emekliler Sendikası'nın kuruluş çalışmaları 12 Temmuz'da Türkiye'nin çeşitli kentlerinden gelen temsilcilerin katılımıyla Ankara'da yapılan kuruluş toplantısıyla son noktasına vardı.
  • Konfederasyonumuz üyesi ASİS'in kurucularından ve Genel başkanlarında Cenan Bıçakçı geçirdiği ani bir rahatsızlık sonucu yaşama veda etti. 7 Eylül'de yitirdiğimiz Bıçakçı, DİSK yönetim kurulu üyeliği görevinde de bulunmuştu.
  • Koalisyon hükümetinin dağılması üzerine oluşan hükümet kriziyle kilitlenen toplu sözleşmeler ve grevler nedeniyle "Azınlığın İktidarına Hayır" başlığıyla 7 Ekim'de birçok kentte protesto eylemleri gerçekleştirildi.
  • Tekstil Sendikası 2 Nolu Şube delegesi Düzgün Tekin'in kaybolması üzerine DİSK yönetimi 1 Aralık'ta bir ilan yayınlayarak, tüm siyasi partileri ve milletvekili adaylarını "Kayıplar" sorununa çözüm bulmaya çağırdı. DİSK Yönetim Kurulu ve sendikaların yöneticileri 2 Aralık'ta Cumartesi eylemine katılarak, kayıp aileleriyle birlikte Düzgün Tekin'in bulunması için çağrı yaptı.
  • Türkiye sendikal haraketinin oluşumunda ve DİSK'in kuruluşunda büyük emekği olan, bir dönem DİSK Genel Sekreterliği yapan Kemal Sülker'i 2 Aralık'ta yitirdik. Sülker için 4 Aralık'ta bir cenaze töreni düzenlendi ve Tuzla mezarlığında toprağa verildi.
  • 24 Aralık erken genel seçimleri öncesinde kendilerini "ülkücü" olarak niteleyen faşist çetelerin üniversitelere yönelik saldırıları yoğunlaştı. Bıçaklarla, satırlarla yapılan saldırılarda birçok öğrenci yaralandı. Saldırganlar her seferinde kaçtı, saldırıya uğrayanlar gözaltına alındı. Öğrencilere ve üniversitelere yönelen saldırılar üzerine öğrencilerin 19 ve 20 Aralık'ta gerçekleştirdikleri kitlesel basın açıklamalarına DİSK ve üye sendikaları destek verdi.
  •  

1996

  • ETUC, Türk-İş ve DİSK'in birlikte düzenledikleri "Sosyal Haklar ve Serbest Dolaşım Semineri" 4-6 Ocak tarihleri arasında İstanbul, Armada Oteli’nde gerçekleştirildi. Seminere çok sayıda yabancı sendikacı ve uzman katıldı.
  • Üsküdar Cezaevi’nde yapılan bir operasyonda iki tutuklu yaşamını yitirdi. Ölen tutukluların 8 Ocak'ta Alibeyköydeki cenaze töreninde polis yüzlerce insanı gözaltına aldı, çok sayıda kişi coplarla dövüldü. Gözaltına alınan Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe, polisler tarafından dövülerek öldürüldü. DİSK Yönetim Kurulu üyeleri Evrensel gazetesi önünde yapılan cenaze törenine katıldı.
  • DİSK Başkanlar Kurulu, 17 Ocak'ta Evrensel gazetesini ziyaret ederek başsağlığı diledi, cinayeti protesto etti.
  • DİSK Olağanüstü Genel Kurulu, 26-28 Ocak'ta Mecidiyeköy Kültür Merkezi'nde toplandı.
  • Sendikal hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, baskıların durdurulması, Güneydoğu’da akan kanın durdurulması istemiyle DİSK ve KESK Genel Sekreterleri ortak bir basın toplantısı düzenledi. Toplantı 7 Mart'ta, KESK genel merkezinde yapıldı.
  • 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenlendi. Taksim'deki basın açıklamasının ardından "Barış Zinciri" oluşturuldu. Lastik-İş ve Tekstil sendikalarının örgütlü olduğu işyerleri ziyaret edildi.
  • Manisa'da gözaltına alınan lise öğrencilerine işkence yapıldığı iddiasıyla açılan dava DİSK tarafından izlendi. 12 Mart'ta İzmir DGM'de yapılan duruşmayı DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak ve çok sayıda DİSK üyesi izledi.
  • Yeniden açılan 16 Mart 1978 katliamı davası DİSK yöneticileri tarafından izlendi. İstanbul Adliye Sarayı'nda 11 Nisan’da yapılan duruşmaya başta Genel Başkan olmak üzere çok sayıda sendika yöneticisi katıldı.
  • Uzun yıllırdır sigortasız, güvencesiz bir biçimde çalışan Gaziantepli jüt işçileri Tekstil İşçileri sendikası'nın öncülüğünde büyük bir mücadele verdi. Elli dolayındaki işyerinde çalışan yaklaşık bin beş yüz işçi kararlı ve örgütlü mücadelesi sonucunda Mart ayından itibaren geçerli olmak üzere bir protokol imzalandı. Bu protokolle işverenler, İş Yasası'nı uygulayacaklarını, çalışma süresini sekiz saate indireceklerini ve işçileri sigortalı yapacaklarını kabul ettiler.
  • İstanbul Temsilciler Meclisi, 6 Nisan'da Kadıköy, Caferağa Spor Salonu'nda toplandı.
  • DİSK ve KESK bir süre önce başlayan ortak mücadele çalışmaları doğrultusunda ilk somut adımı attı. KESK'in 13-14 Nisan tarihlerinde çeşitli kentlerde düzenleyeceği mitingleri aktif olarak destekleyen DİSK yönetimi, Adana'da KESK'le ortak bir miting yapılması kararı aldı.
  • "İşsizliğe, Pahalılığa, Baskılara ve Mezarda Emekliliğe Hayır" başlığıyla 14 Nisan'da yapılan miting, geniş katılımı ve coşkusuyla geniş yankı uyanırdı.
  • Hastaneler Kavşağı'ndan başlayan yürüyüşün ardından Uğur Mumcu Meydanı'nda yapılan mitingde DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak ve KESK Genel Başkanı Siyami Erdem birer konuşma yaptı. Mitinge 30 binin üzerinde bir kitle katıldı.
  • 1 Mayıs, Demokrasi Platformu öncülüğünde başta İstanbul olmak üzere çok sayıda kentte yapılan törenlerle kutlandı. Kadıköy'teki merkezi kutlamalardaki provokasyonlar sonucu üç emekçi; Hasan Albayrak, Dursun Odabaş ve Yalçın Levent polis kurşunlarıyla yaşamını yitirdi. Türkülerle, halaylarla başlayan kutlama, kurşun cayırtılarıyla tamamlanabildi.
  • 1 Mayıs Provakasyonu nedeniyle 2 Mayıs'ta tertip komitesi tarafından DİSK Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplatısında iktidar ve kürsü işgaline kalkışan sorumsuz gruplar sert bir dille eleştirildi.
  • 4. Ören Toplantısı 27-29 Mayıs tarihleri arasında toplandı.
  • 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi'nin 26. yılı nedeniyle 15 Haziran'da İstanbul, Ankara ve Adana'da anma toplantıları düzenlendi.
  • DİSK, Habitat Forumu gerekçe gösterilerek engellenmek istenilen Cumartesi Eylemine destek verdi. Polisin eylemi engeleme çabasını protesto eden DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak ve bir grup CHP milletvekili 15 Haziran'da Galatasaray'da basın açıklaması yaptı. Açıklamaya katılan birçok DİSK üyesi ve yöneticisiyle birlikte DİSK Yönetim Kurulu üyesi Hulusi Karlı da gözaltına alındı.
  • Cezaevlerindeki siyasi tutuklu ve hükümlülere yapılan baskıların son bulması amacıyla başlatılan açlık grevleri ölüm orucuna dönüştü. Cezaevlerindeki koşulların iyileştirilmesi, açlık grevlerinin can kaybına yol açmadan sona erdirilmesi amacıyla DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkan ve yöneticilerinden oluşan bir heyet 16 Temmuz'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik ve Adalet Bakanı Şevket Kazan'ı ziyaret etti.
  • Cezaevlerindeki ölüm oruçlarında 3 kişinin ölmesi üzerine DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak 24 Temmuz'da DİSK genel merkezinde bir basın toplantısı düzenledi.
  • Cezaevlerindeki ölümlerin durdurulması amacıyla DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanıları 26 Temmuz'da Türk-İş genel merkezinde biraraya geldi.
  • Zorunlu tasarruf fonu kesintilerinin son bulması ve İller İdaresi Yasası'nda yapılacak değişikliklerle sendikal hak ve özgürlüklere getirilmek istenen kısıtlamaları protesto etmek amacıyla DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları 26 Ağustos'ta Hak-İş genel merkezinde ortak bir basın toplantısı yaptı.
  • Genel Başkanlar, 27 Ağustos'ta yapılan Meclis oturumunu birlikte izlediler.
  • İktidarın zorunlu tasarruf fonu kesintilerine elkoyma girişimini önlemek amacıyla "Yağma Yok!" kampanyası düzenlendi. Kampanya, 31 Ağustos'ta DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak'ın genel merkezde düzenlediği basın toplantısıyla başladı. Kampanya çercevesinde ilk eylem 4 Eylül'de Bakırköy Özgürlük Meydanı'nda yapıldı. Eylemler 6 Eylül'de İzmir'de, 10 Eylül'de İstanbul, Taksim Meydanı'nda sürdürüldü. DİSK, "Yağma Yok!" kampanyası çerçevesinde 14-15 Eylül, 21-22 Eylül tarihlerinde Bölge Temsilciler Kurulu toplantıları yapıldı.
  • 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle, Mecidiyeköy Kültür Merkezi'inde "Barış ve İşçi Sınıfı" konulu bir panel düzenlendi.
  • Amerika'daki Bridgestone fabrikalarında Birleşik Lastik ve Çelik İşçileri sendikası (USWA)'nın sürdürdüğü grevle dayanışma amacıyla aynı şirketin Türkiye'deki ortak yatırımı olan Brisa fabrikasında bir dayanışma eylemi gerçekleştirildi. 12 Eylül'deki dayanışma eylemine Lastik-İş üyesi bin iki yüz işçi katıldı.
  • Trakya'daki DİSK örgütlenmesinin önünün açılması amacıyla 24 Eylül'de Çorlu Belediye Sergi Salonu'nda "2000'li yıllara doğru iş ve çalışma yaşamı" konulu bir panel yapıldı.
  • Uzunköprü'deki gıda işçilerinin, DİSK üyesi Gıda-İş Sendikası’nda örgütlenmesi üzerine işverenler, hertürlü baskı yöntemini uygulamaya koydu.
  • Yağ, çeltik, un üreten on dört ayrı işletmedeki işçilerinin yüzde doksanın sendikaya üye olması üzerine işverenler sürkeli olarak toplu sözleşme görüşmelerinden kaçındı.
  • İşverenlerin işçilerin iradesine ve hukuka aykırı tutumları üzerine uyguladıkları baskıların sona erdirilmesi, toplu sözleşme hakkının kullanılması amacıyla 29 Eylül'de "Hak ve Ekmek Mitingi" yapıldı.
  • KESK tarafından 19-20 Ekim tarihlerinde düzenlenen "Ekonomik ve Demokratik Haklar Mitingleri" DİSK tarafından aktif olarak desteklendi. Bursa ve Samsun'daki mitingler ortak yapıldı.
  • "Yağma Yok!" kampanyası çerçevesinde 20 Ekim'de Denizli'de bir yürüyüş düzenlendi ve halka bildiri dağıtıldı.
  • DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak ve DİSK üyesi sendikalarını yöneticileri Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından 10 Kasım'da düzenlenen "Anıtkabir'e Yürüyüş"e katıldı.
  • Devleti saran çeteler, yolsuzluklar ve iktidarın baskı politikaları karşısında alınacak tavrın belirlenmesi amacıyla 17 Kasım, 23-24 Kasım'da Bölge Temsilciler Kurulu toplantıları yapıldı.
  • DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak, 27 Kasım'da genel merkezde düzenlendiği bir basın toplantısıyla "Demokrasiye ve Ülkemize Sahip Çıkalım" kampanyasını başlattı.
  • Kampanya kapsamında 30 Kasımda İstanbul'da Kadıköy ve Bakırköy meydanlarında, Bursa, Kocaeli, Adana, Ankara, İzmir, Antep, Edirne ve Antalya'da kitlesel basın açıklamaları yapıldı.
  • DİSK Başkanlar Kurulu, 16 Mart 1978 Katliamı Davası'nın 9 Aralık'ta yapılan duruşmasını izledi.
  • KESK'in 14 Aralık'ta Ankara'da düzenlediği yürüyüş ve mitinge DİSK Ankara Bölge Temsilciliği bünyesinde katıldı. Kamu çalışanları kortejininin alana girmesinden sonra onları izleyen diğer demokratik kitle örgütü kortejleri polisin saldırısına uğradı. DİSK kortejinin disiplinli tavrı provakasyon ortamını dağıttı. DİSK yöneticilerinin girişimleriyle yürüyüşcülerin tümünün miting alanına gelmesi sağlandı ve miting bir başka olaya meydan verilmeden tamamlandı.
  • Özel tersanelerde sıkça yaşanan ve ölümlerle sonuçlanan iş kazalarını değerlendirmek, sendikalaşmanın önünü açmak amacıyla DİSK üyesi Limter-İş sendikasıyla birlikte 15 Aralık'ta Tuzla'da "Gemi İnşa Sektöründe Taşeron Uygulamaları ve İşçilerin Sorunları" başlığıyla bir panel düzenlendi.
  • 22 Aralık'ta Kocaeli'de "Özgürlükçü Demokratik Türkiye için Miting" yapıldı. Bir biri ardına ortaya çıkan devlet içindeki çeteler, iktidarın desteğiyle artan gerici hareketler, emekçilerin haklarına yönelik baskılar, kirli ilişkiler üzerinde yükselen iktidarı protesto etmek amacıyla düzenlenen miting geniş yankı yarattı.
  • İktidar sözcülerinin çeteleri, faşist katilleri öven sözlerine karşı DİSK işçi sınıfını ülkeye sahip çıkmaya, çetelerden ve destekçisi iktidarlardan hesap sormaya çağırdı.
REYHANLI’YI SAVAŞ ALANINA ÇEVİREN AKP’NİN DIŞ POLİTİKASIDIR: DAVUTOĞLU İSTİFA!
Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde, 46 yurttaşımızın hayatını kaybettiği, 200’den fazla kişinin yaralandığı bombalı saldırının ardından derin bir üzüntü ve büyük bir dehşet içindeyiz. Her şeyden önce yakınlarını kaybedenlerin acısını paylaşıyor ve en içten taziye dileklerimizi sunuyoruz. Yaralılara acil şifalar diliyoruz. Bölgede yaşanan gelişmeleri uzun süredir kaygı ile takip ediyor, Hükümetin savaş politikalarından derhal vazgeçmemesi halinde büyük kayıplar ve acılar yaşanacağını dile getiriyorduk. Cilvegözü Sınır Kapısı'nda yaşanılanlardan sonra Reyhanlı’da meydana gelen patlamada fitili ateşleyen her kim olursa olsun, masum insanları hedef haline getiren bu tablonun sorumlusu AKP’nin dış politikasıdır...

İŞÇİLERİN MAHKEMELERDE HAK ARAMASI ENGELLENMEYE ÇALIŞILIYOR!
Konfederasyonumuz işçilere dönük yeni bir saldırının haberini tüm Türkiye gibi dün basına yansıyan haberler aracılığıyla öğrendi. Söz konusu habere göre AKP Hükümeti İş Mahkemelerinin daha hızlı ve masrafsız çalışması için yeni bir yasa tasarısı hazırlığı içinde. Bundan sonra “işçi ile iş veren arasından iş akdinden veya İş Kanunu’ndan doğan her tür hukuk uyuşmazlığın” İş Mahkemelerinde değil “İş ve Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti”nde görüşülmesi planlanıyor. Tasarıya göre “İşe iade hakkıyla sosyal güvenlik alanındaki uyuşmazlıklar”ın çatışma ve çözümü bağımsız yargı aracılığıyla değil hükümet tarafından oluşturulması planlanan Hakem Heyeti aracılığıyla olacak.

KENTSEL DÖNÜŞÜM ADIYLA ŞEHRİ SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKENLER İSTANBUL HALKINA SIKIYÖNETİM UYGULUYOR!..
Taksim 1 Mayıs Alanı’nında kutlamaları yasaklayarak demokratik hakkımızı kullanmamızı engelleyenler şimdi de İstanbul sokaklarını halka kapatarak hukuksuzluğu sürdürüyor. İstanbul Valiliği bugün yaptığı yazılı açıklamayla metro, metrobüs, vapur seferlerini 1 Mayıs’ta iptal ederek, Taksim’e açılan bütün bulvar, cadde ve sokakları da trafiğe kapattığını bildirdi. Taksim 1 Mayıs Alanı’nı “Yayalaştırma Projesi” gerekçesiyle işçi sınıfına kapatan AKP ve İstanbul Valiliği şimdi de demokratik haklarımızı kullanmamızı bahane ederek İstanbul’da “sıkıyönetim” uygulayarak tüm halkı cezalandırıyor. İstanbul’da seferlerin iptal edilerek İstanbul halkının ulaşım haklarının ve seyahat özgürlüklerinin engellenmesi de, yasalardan doğan hak ve özgürlüklerimizin engellemesi gibi hukuksuzdur ve yasadışıdır. Kamu görevinde bulunanlar, kanunları ihlal ederek, görevlerini kötüye kullanmaktadırlar...

TAŞERON CUMHURİYETİ”NE GEÇİT VERMEYECEĞİZ!
İşveren örgütlerinin talepleri doğrultusunda, taşeron uygulamasına ilişkin yasal düzenlemeleri esnetmeyi, yasal sınırları kaldırmayı amaçlayan AKP hükümeti, bu yöndeki iradesini son üç yıl içinde iki defa somut biçimde ortaya koymuştur. “İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Taslağı”nda yer alan daha sonra taslaktan çıkarılan düzenlemede, asıl işlerin taşerona verilmesine ilişkin koşuldaki “ile” bağlacının “veya” şeklinde değiştirilmesi öngörülerek adeta nabız yoklaması yapılmış, geçtiğimiz aylarda kamuoyuna sızan yasa taslağında, asıl işlerin taşerona verilebilmesine ilişkin koşulun tümüyle kaldırılması öngörülmüştür...

AKP TERÖRÜ’YLE BÜTÜNLEŞEN DEVLET VANDALİZMİ SENDİKALARI TAHRİP EDİYOR!.. DİSK, BASKI VE İTİBARSIZLAŞTIRMA POLİTİKALARINA KARŞI BÜTÜN BÖLGELERDE OTURMA EYLEMİ DÜZENLİYOR!..
DİSK/Genel-İş Sendikası’yla hiçbir alakası olmayan kişileri arama bahanesiyle sabah erken saatlerde genel merkez binasını basan polis içerideki tüm kapıları kırarak ağır hasar yarattı! Sendikaların “yasadışı” gösterilmesi için olmadık yöntemler deneyen AKP Hükümeti, sendikaları itibarsızlaştırarak zayıflatmayı ve sendikal mücadeleyi tasfiye etmeyi hedefliyor!.. Daha geçen aylarda kamu emekçilerinin sendikal örgütlerine, hukukçulara ve çeşitli muhalif kitle örgütlerine yapılan operasyonlar sırasında “Türkiye’de baskıcı ve otoriter yeni rejimi inşa etme sürecinde gittikçe devletleşen AKP’nin, siyasi takvimini sorunsuzca uygulamak için tüm muhalif kesimlere karşı olmadık komplolar kurduğu, hukuku ve adaleti hiçe sayarak temelsiz iddialarla sabah baskınları yapıp davalar açtığı”nı söylemiştik...

NEVRUZ KUTLU OLSUN! NEWROZ PÎROZ BE!
Ortadoğu halklarının barış ve kardeşlik simgesi olan Nevruz/Newroz, bu yıl da savaş yorgunu olan coğrafyanın, halkların kardeşliğine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde kutlanacak. Çünkü Ortadoğu yine emperyalist işgal ve savaş politikaları altında koyu bir karanlığa doğru sürüklenmek istenmektedir. Ama inancımız odur ki, Ortadoğu halklarının bilgeliğinin, emperyalistlerin savaşa ve kitle kıyımına dayalı politikalarından çok daha köklü olduğunun canlı bir kanıtı olan Newroz'un şenlik ateşleri hiç sönmeyecek, halkların kardeşliğinin bir simgesi olarak yanmaya devam edecektir.

EMEKÇİLERE OPERASYON SÜRÜYOR, AKP SUÇ İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR!
• Hükümet politikalarından beslenenler Sinop ve Samsun’da linç kampanyaları düzenliyor! Avukatlar adliye içerisinde polis şiddetine uğruyor!.. • KESK davasına ilişkin yaptığımız açıklamada “Türkiye’de baskıcı ve otoriter yeni rejimi inşa etme sürecinde gittikçe devletleşen AKP’nin, siyasi takvimini sorunsuzca uygulamak için tüm muhalif kesimlere karşı olmadık komplolar kurduğu, hukuku ve adaleti hiçe sayarak temelsiz iddialarla davalar açtığı bugün artık bütün boyutlarıyla görülebiliyor. AKP’nin hedefine oturttuğu muhalif dinamiklerden biri de kamu emekçilerinin sendikal örgütü KESK’tir. KESK çeşitli iddialarla birkaç kez basıldı, yüzlerce KESK’li soruşturmalara uğradı, onlarcası gözaltına alınıp tutuklandı.” dememizin üzerinden dört gün geçmeden bugün başta KESK genel merkezi olmak üzere 28 ilde kamu çalışanlarına yönelik yapılan operasyonlarda 167 kişinin hakkında gözaltı kararı çıkarıldı…

DİSK Kadın Komisyonu: KADIN CİNAYETLERİ DURDURULSUN!..
Biz bu ülkede cinsel, sınıfsal ve ulusal sömürü ve şiddete maruz kalan kadınlar olarak, Sarai Sierra cinayetinin ve diğer kadın cinayetlerinin bir an önce aydınlatılmasını ve faillerin cezalandırılmasını istiyoruz...

CANLILARDAN HIZINI ALAMAYAN DEVLET ŞİDDETİ CİSİMLERE DE YÖNELİYOR!
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, TGS ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu genel başkanlarının araçlarının aranarak, gazeticilere özgürlük isteyen pankarta el konulmasına ilişkin açıklaması...

GÜVENCESİZLİK, DENETİMSİZLİK, TEDBİRSİZLİK VE ÖRGÜTSÜZLÜK ÖLDÜRMEYE DEVAM EDİYOR!
İşçiler, sorumsuzluğun, vurdumduymazlığın, aşırı kâr hırsının, güvencesizliğin, güvensizliğin, örgütsüzlüğün, tedbirsizliğin, eğitimsizliğin, öngörüsüzlüğün sonucu olarak meydana gelen iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor. Ve bugün Gaziantep'te 4. Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu Güneydoğu Galvaniz Fabrikası’nda asit kazanının aşırı ısınma sonucu patlamasından dolayı 8 işçi feci bir şekilde öldü, 13’ü ağır olmak üzere 20 civarında işçi yaralandı. İki işçinin de kayıp olduğu gelen bilgiler arasında. Patlamanın olduğu fabrikaya giden DİSK Gaziantep Bölge Temsilciliğimiz ve basına “yeterli” ve açıklayıcı bilgi verilmemesi, kimsenin fabrikaya yanaştırılmaması başka kuşkuların doğmasına neden oluyor. Gerek patlamanın olduğu fabrikada ve gerekse Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan işçi sayısının verilmemesi, çelişkili rakamlar dile getirilmesi, bölgede kayıtdışı, sigortasız, kaçak işçilerin yanısıra Suriyeli mülteci işçilerin de çalıştırıldığı yönünde şüpheleri güçlendiriyor.

Adalet taleplerinin simgelerinden biri olan Pınar Selek’in “cezalandırılması”, AKP’nin hukukla değil siyasi kararlarla iktidarını tasis ettiğini bir kez daha göstermiştir!
Sokak çocukları, azınlıklar ve ötekileştirilen, dışlanan kimliklere ilişkin çalışmalar yapan, kadın hakları, barış mücadelesi, antimilitarizm ve insan haklarıyla ilgili etkin mücadele yürüten, birçok demokratik kitle örgütü ve harekete destek veren, Amargi Dergisi’nin editörü Pınar Selek, Yargıtay’ın bozma kararı üzerine görüşünü değiştiren İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Alınan karar uyarınca Selek hakkında yakalama emri de çıkarıldı. Sorgusu sırasında ağır işkencelerden geçirilen, aylarca cezaevinde kalan, emniyet iftiraları, düzmece tutanaklar ve tutarsızlıklarla dolu mahkeme süreçlerinde her defasında beraat eden Pınar Selek’in ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması bir kez daha göstermiştir ki; bu ülkede hüküm süren AKP imparatorluğu hukukla değil, siyasi kararlarla iktidarını tesis etmektedir.

HUKUKSUZLUĞA SON VERİLSİN, GÖZALTILAR SERBEST BIRAKILSIN!
Geçtiğimiz hafta Çağdaş Hukukçular Derneği’ne kültür merkezlerine ve kitle örgütlerine karşı Nazi Almanya’sının SS baskınlarını anımsatan operasyonlarla içlerinde DİSK/Genel-İş avukatı Taylan Tanay’ın da bulunduğu 85 muhalif kimlikli insanın, hukuk hiçe sayılarak kapılar kırılarak, işkence yapılarak gözaltına alınmalarını kınarken, “siyasi iktidarın Türkiye’de ‘totaliter’ bir rejim kurma hevesiyle” hareket ettiğini; hak ihlalleriyle, hukuksuzlukla ve toplumun muhalif kesimlerini sindirme operasyonlarına devam ettiğini söylemiştik. Ve dün öğlen saatlerinde, DİSK çalışanı Berna Yılmaz yoldan çevrilip gözaltına alındı. Berna Yılmaz, öğrenim hakkı bizzat devlet tarafından engellenen gencecik bir üniversite öğrencisiydi. Parasız eğitim istediği için aylarca cezaevinde tutularak, adaletten ve hukuktan yoksun yapılan bir yargılama sonucunda 8,5 yıl ceza aldı. Bir yandan hukuksal süreç işlerken diğer taraftan da yaşamını kazanmak için çalışıyordu...

SİYASİ İKTİDAR, TÜM MUHALİFLERİ “YASADIŞI” GÖSTEREREK İTİBARSIZLAŞTIRMA VE SİNDİRME OPERASYONLARINI SÜRDÜRÜYOR!
Siyasi iktidarın Türkiye’de “totaliter” bir rejim kurma hevesi; hak ihlalleriyle, hukuksuzlukla ve toplumun muhalif kesimlerini sindirme operasyonlarıyla devam ediyor. Türkiye’de hukuksuzluğa ve AKP iktidarının baskılarına karşı etkin hukuk mücadelesi yürüten Çağdaş Hukukçular Derneği, kültür merkezleri ve kitle örgütlerine yönelik 7 ilde düzenlenen operasyonlarda, 85 kişinin gözaltına alındığı ve operasyonların süreceği haberleri gündemde. Devleti dönüştürerek, gücünü ve etkinliğini artıran siyasi iktidarın baskı politikalarını daha da artıracağına kuşku olmadığını, diktatörlüğe uzanan bu stratejik programın adım adım uygulanması sürecinde, temel demokratik hakların ve özgürlüklerin tamamen yok edilmesinin de gündeme geleceğini her fırsatta söyledik ve söylüyoruz…

HAKKINI ARAYAN İŞÇİYE DAYAK, YASADIŞI GREV KIRICILIĞINA DESTEK!
Hükümetin emek karşıtı politikalarından destek alan işverenler yasa tanımaz tutumlarında sınır tanımıyorlar. DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikamız ve Çorlu Avrupa Serbest Bölgesi’nde kurulu bulunan Güney Kore sermayeli Daiyang-SK işvereni arasında 2012 Mayıs’ında başlayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin ve grev uygulama tarihine kadar yapılan girişimlerin de sonuç vermemesi üzerine14 Kasım 2012 tarihinde, tüm işçilerin katılımıyla greve gidildi. Güney Koreli işverenlerin, örgütlenme ve yetki sürecinde işçilerin sendikal haklarını engellemeye yönelik sergiledikleri tutum, toplu iş sözleşmesi döneminde de devam etti ve grev sürecinde ise yasadışı bir boyuta sıçradı. Daiyang-SK işvereni grevi kırmak amacıyla Kore’den kaçak işçi getirdi.

Taşeron gerçeği, yeni yıla işsiz giren işçilerle bir kez daha kendini gösterdi: TAŞERON ÇALIŞMA İŞSİZLİK DEMEKTİR!
2013 yılına binlerce işçi, alınterlerini akıttıkları işyerlerinde taşeron firmada çalıştıkları için işsizliğe mahkum edildi. Ankara’dan Mersin’e, İzmir’den Trabzon ve Antalya’ya kadar, Türkiye’nin dört bir yanında yeni yılda işsiz kalan işçilerin haberleri basın yayın organlarında yer aldı. Taşeron gerçeği bir kez daha bu vesile ile gündeme taşındı. Taşeronluk, iş cinayetlerini, eksik ücretleri, yatmayan maaşları, ödenmeyen sigorta primlerini, kullandırılmayan ücretli izinleri, yasal çalışma sürelerinin çok üzerinde ücretsiz çalışma sürelerini, yıl sonunda asıl işverenin taşeron firma ile anlaşmaması sonucunda işsiz kalmayı temsil etmektedir...

YENİ BİR DÜNYANIN KAPISI “EMEK”LE AÇILACAK!..
Geride bıraktığımız yıl başta emekçiler olmak üzere toplumun geniş bir kesimi için ne yazık ki yine olumsuzluklarla doluydu. 2012 yılı; beklentilerin karşılanamadığı, AKP’nin neoliberal politikalarını nedeniyle yoksullaşmanın yaygınlaştığı, önemli sayıda emekçi için işsizliğin uzun dönemli hatta umutsuz bir sorun haline geldiği, işten atılma korkusunun toplumda bir travma yarattığı, haklar ve özgürlükler yönünden önemli bir iyileşmenin görülmediği, aksine hak ve özgürlüklerin alabildiğine gaspedilmeye çalışıldığı, örgütsüzleştirmenin, kuralsızlaştırmanın, hukuksuzlaştırmanın yaygınlık kazandığı, yeni sendikal yasalarla güvencesizliğin bir kural haline getirilmeye çalışıldığı, muhalefetin baskı ve zor kullanılarak sindirilmeye çalışıldığı, asgari ücretlilerin açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edildikleri, Kürt halkına yönelik siyasi baskıların devam ettiği, Suriye’de emperyalist saldırganlığın AKP eliyle tarafı durumuna getirildiğimiz bir dönem oldu.

ODTÜ DİRENİŞİ VE BİR MUHALEFET DİNAMİĞİ OLARAK ÜNİVERSİTELERİN EMEKÇİLERLE BULUŞMA NOKTALARI...
Siyasi iktidarın tahammülsüzlüğünün ardında yatan gerçek, öncelikle, korktukları şeyin başlarına gelmesidir. Yani, eğitim sisteminden düşünüş biçimlerine, alt yapısından üst yapısına kadar herşeyi değiştirdiklerini düşündükleri üniversitelerin bir muhalefet odağı olarak yeniden ortaya çıkmasıdır. Zira, kent merkezlerinden uzaklaştırıp birer kışla haline getirdikleri, nispi özerk/demokratik ve bilimsel yapılarını ortadan kaldırarak birer ticarethaneye dönüştürdükleri, özel güvenlik ve polis çemberiyle kuşattıkları üniversitelerin yeni bir direniş odağı olma ihtimalidir. Bu konuda neoliberalizmin “kutsanmış” muhafazakârlarını hırçınlaştıran diğer bir önemli neden, birer ticari işletmeye dönüştürülen üniversitelerin, ODTÜ direnişiyle birlikte “özerk/bilimsel/demokratik” özelliklerinin farkına varma veya en azından tartışmasını sağlama riskidir!.. Çünkü üstelik bir de, “YÖK Yasası” gündemdeyken bu konuda muhalefet gelişmektedir. O halde bu direniş eğiliminin, daha “küçükken” başı ezilmelidir!..

ROBOSKİ KATLİAMININ SORUMLULARI HESAP VERMELİ, FAİLLER AÇIĞA ÇIKARILMALIDIR!
Roboski'de 34 vatandaşımızın savaş uçakları ile katledilişi üzerinden tam bir yıl geçti. Bugüne kadar ne faillerin bulunmasına yönelik bir adım atıldı, ne de vicdanları rahatlatacak bir özür dilendi. Tüm bunlar bir yana, bugüne kadar köye gitmek isteyen, sorumluların ortaya çıkmasını talep eden demokratik kurum ve kuruluşlar baskı ve zor yolu ile engellenmeye çalışıldı. Bununla kalmadı, katliam AKP ve Genel Kurmay Başkanlığı’nca “savaş zaiyatı” olarak değerlendirildi, çoğu 13-20 yaş arasında olan 34 gencin ölümü, “yasadışı iş yapıyorlardı” gerekçeleri ile meşrulaştırmaya çalışıldı. Öldürülen gençlerin acılı ailelerine dalga geçercesine “kan parası” teklif edilerek olayın üzeri kapatılmaya çalışıldı.

DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE İÇİN KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLMELİ, MARAŞ DOSYASI YENİDEN AÇILARAK GERÇEK SORUMLULAR YARGILANMALIDIR!
Türkiye siyasi tarihi kitlesel kıyım ve katliamlarla doludur. 1978 yılında Kahramanmaraş’ta yaşananlar, tıpkı Çorum’da, Sivas’ta, Malatya’da devlet destekli ırkçı/gerici saldırılar ve bizzat “devlet” tarafından yönlendirilen 1 Mayıs 77 Taksim, Gazi ve Ümraniye mahalleleri ve son olarak da Roboski’de yaşananlar gibi, yakın tarihimizin en korkunç katliamlarından biridir. Mezhep ayrılığı körüklenerek başlatılan ve günlerce süren Maraş Katliamı’nda ‘resmi’ rakamlara göre 111 kişi hayatını kaybetmiştir. Binlerce kişi yaralanmış, yüzlerce ev ve işyeri yakılmıştır.

ÜLKEMİZ NATO’NUN SAVAŞ ÜSSÜ, HALKIMIZ EMPERYALİZMİN TAŞERONU OLMAYACAK!
AKP Hükümeti'nin NATO'dan talep ettiği Patriot hava savunma sistemleri Türkiye’de konuşlandırılıyor. Patriot füzeleri gündeme geldiğinde Başbakan Erdoğan önce iddiayı reddetmiş ama daha sonra “Bu topraklar bizim olduğu kadar NATO‘nun da toprakları” diyerek, emperyalizmin taşeronluğunu övünçle yaptığını itiraf etmiştir. Emperyalistler NATO aracılığıyla yıllardır halkların tepesine bomba yağdırıyor. Bugün NATO‘nun ülkemizdeki üslerinin geliştirilmesi çabaları asıl olarak ABD‘nin Ortadoğu‘ya yönelik emperyalist saldırı planlarının bir parçası olduğu gibi, patriot füzelerinin ülkemizde konuşlandırılması, emperyalizmin Suriye ile birlikte İran‘ı tehdit eden, bu ülkeleri çevreleyerek etkisiz hale getirmeyi amaçlayan saldırısının ve İsrail siyonizmini korumanın bir aracıdır.

ASGARİ ÜCRET ORTAOYUNUNU BOZACAĞIZ!
“Asgari Ücret Tespit Komisyonu” adı verilen, devletle sermayenin ittifakı üzerine şekillenen ve hükümetin onay merci konumunda olan toplantılara devam ediliyor. Yarın bu toplantıların üçüncüsü yapılacak. Milyonlarca işçiyi ilgilendiren bu komisyonda neler konuşulduğunu biz bilmiyoruz. Çünkü bu toplantılar kapalı kapılar ardında gerçekleştiriliyor. Hükümet, programına yüzde 3’lük artışı koymuş. Yani 22 TL’lik artış ile sefalette ısrar demeye devam ediliyor. Masadan çıkaracakları rakam da sonuç olarak budur. Bilinsin ki bu rakamda en ufak yükselme ancak dışarıda verilen mücadelelerin bir başarısı olacaktır. Asgari ücret sistematik bir biçimde siyasal iktidarlar eli ile sefalet ücreti seviyesinde tutulmaktadır.

HAYATA DÖNÜŞ ADIYLA 30 İNSANI KATLEDEN VE İNSANLIK SUÇU İŞLEYEN GERÇEK SORUMLULAR YARGILANMALIDIR!
Cezaevlerindeki siyasi tutuklu ve hükümlülerin, F tipi hücre sistemine geçişi engellemek amacıyla, 20 Ekim'de başlattıkları açlık grevlerini, 19 Kasım tarihinde ölüm orucuna dönüştürmeleri üzerine, 19 Aralık 2000 tarihinde 20 cezaevine birden yapılan, 30'u tutuklu 2’si asker 32 kişinin öldüğü, 237 tutuklu/hükümlünün hastaneye kaldırıldığı, yüzlerce kişinin yaralandığı ve yaklaşık 10 bin güvenlik görevlisi tarafından gerçekleştirilen operasyonların üzerinden 12 yıl geçti. “Kaba bir alaycılıkla” şu isim verilmişti: “Hayata Dönüş!” Devam eden süreçte ve ölüm oruçlarında toplam 122 kişi hayatını kaybetti. 600’e yakın tutuklu ve hükümlü başta wernice korsakoff olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalandı.

AKP’NİN OTOKRATİK SİYASET ANLAYIŞINA VE YENİ SENDİKAL REJİME KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTECEĞİZ!
DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu: Yoğun emek sömürüsüne yol açan kayıtdışı, kuralsız, güvencesiz, taşeron çalıştırma ve diğer esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması için, baskı politikalarını daha da artıran siyasi iktidar, sınıf ve kitle sendikacılığını tamamen tasfiye ederek güdümlü sendikacılığın geliştirilmesini hedeflemektedir.. Emek karşıtı bu politikalara karşı işçi sınıfının umudunu taşıyan DİSK, önümüzdeki süreçte örgütlenme seferberliği düzenleyerek, tarihinden aldığı mücadele azmini geleceğe taşıyacaktır!..

HERKES TAŞERON İŞÇİSİ OLUYOR, KADROYA GEÇMEK HAYAL OLUYOR!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından alt işverende çalışan işçilerin sorunlarını çözmek gerekçesi ile başlatıldığı kamuoyuna duyurulan çalışmalar, bizzat Bakan tarafından köleliğe benzetilen taşeron işçiliğini yaygınlaştırma amacı taşımaktadır. Bu yapılırken de taşeron işçilerinin yasal olarak zaten var olan haklarının uygulanmaması gerekçe gösterilmektedir. Taşeron sistemi, işverenler tarafından emek maliyetlerini aşağıya çekmek, işçi ile ilgili sorumluluklardan kaçmak amacıyla oluşturulmuş, kuralsızlığın, esnekliğin, güvencesizliğin zeminidir. En büyük işveren olarak devletin ve özel şirketlerin hızla taşeron sistemine yönelmelerinin nedeni budur. ÇSGB verilerine göre taşeron işçi sayısı AKP hükümeti döneminde 4 kat artarak 1,5 milyonu geçmiştir...

HASTA YATAĞINA DÜŞENE KADAR 32 YIL BOYUNCA VERGİLERİMİZLE BESLENEN DİKTATÖRLERİ 12 EYLÜL SÜRDÜRÜCÜLERİ YARGILAYAMAZ!..
12 Eylül’ün sorumlularından, hayattaki iki “elebaşı” Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren ile üyesi Tahsin Şahinkaya’nın ortaoyununa dönüşen yargılamaları sürüyor. 12 Eylül’ün bugün de geçerli olduğunun en rafine delilleri, halka yıllarca kan kusturan, insanlıktan nasibini almamış, “Tarafsızlığımızı göstermek için, bir sağdan, bir soldan astık” diyebilecek kadar iflah olmaz vicdansızlığa sahip diktatörlerin dudaklarından sarfedilmektedir: “Biz ihtilale teşebbüs etmedik, ihtilal yaptık! Bizi yargılayamazsınız.” Görünen o ki zaten yargılanmıyorlar ve 12 Eylül’ün üzerinde yükselen bu “düzende” yargılanamazlar da!..

AKP, DEMOKRASİ MÜCADELESİNİN ETKİN ÖRGÜTLERİNDEN TMMOB’NE KARŞI AÇTIĞI SAVAŞI KAZANAMAYACAK!..
Ülkemizde, “Taşeron Cumhuriyeti”ne adım atan AKP, bu yeni rejimde faşizan baskıları, otokratik buyurganlığı, gericiliği, emperyalist işbirlikçiliği ve piyasacılığı daha da derinleştiriyor, Bu strateji doğrultusunda hareket eden AKP iktidarı demokrasiyi, özgürlükleri ve hakları geliştireceği demagojisiyle en geniş kitleleri kış uykusuna yatırmaya çalışırken; uyumayı reddeden, anlattığı masalların ve yalanların gerçek yüzünü açığa çıkartan muhalif örgütlere karşı ise hak, hukuk, adalet tanımadan saldırılarını sürdürüyor. AKP’nin ekonomide liberal, siyasette faşizan politikalarına karşı direnen dinamiklerden birisi de TMMOB’dir. TMMOB’un yapısı, demokratik işleyişi ve demokrasi mücadelesindeki konumu nedeniyle emperyalizmin yeni taşeronu AKP iktidarının neşesini ve iştahını kaçırmaktadır…

Öğrencilerine yönelik ideolojik ve faşizan saldırıyı kınıyor, Hükümeti, gençliğe yönelik saldırılara son vermeye çağırıyoruz.
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin ögrencilere yönelik baskılarla ilgili yaptığı basın açıklaması...

İŞÇİ SINIFINI BU YASAYA SIĞDIRAMAYACAKSINIZ!
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu”nun Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanmasına ilişkin açıklaması...

HÜKÜMET, BİR AN ÖNCE İNSANİ VE DEMOKRATİK TALEPLERİ KARŞILAMALI, AÇLIK GREVLERİNDE ÖLÜMLERE YOL AÇMAMALIDIR!
Cezaevlerindeki 600’ü aşkın tutuklu ve hükümlünün insani ve haklı talepler için bedenlerini feda etmeyi göze alarak başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerinde 41. güne gelindi. AKP geçmişten “ders çıkartmak” değil, iktidarlarını tamamen tesis etmek ve “nihai” zaferlerini ilan etmek için büyük bir engel olarak gördükleri Kürt muhalefetini ortadan kaldırmak istiyor. Seçilmiş yüzlerce insanı ve Kürt siyasetinde demokratik mücadele veren binlerce insanı cezaevlerine doldurmanın; silah ve şiddetle kazanamayacaklarını bildikleri bir savaşı yükseltmenin; yeni ölümlere, acı ve gözyaşlarına davetiye çıkarmanın başka bir anlamı yok!.. AKP, kendi iktidarını sağlamlaştırmanın yöntemini, muhalefetin “fiziki” olarak ortadan kaldırılmasında görüyor.

İŞÇİ SINIFINI BU YASAYA SIĞDIRAMAYACAKSINIZ!
Önce “Toplu İş İlişkileri” adıyla karşımıza çıkartılan, sonradan adı “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu”na dönüşen yasa tasarısı, işveren örgütlerinin hükümetle kolkol girmesi, AKP milletvekillerinin işçi sınıfına karşı fazla mesai yaparak canla başla çalışmaları ve işçilerin bir kilometre bile yanına yaklaştırılmamaları sonucunda Meclis’ten madde madde geçiyor. Bir kez daha gördük ki, siyasi iktidarın ve işveren örgütlerinin “sosyal diyalogtan”, “üçlü görüşmeler”den ve “sosyal tarafların mutabakatı”ndan anladıkları şey sermayenin çıkarları için Anayasal eşitlik ilkelerinin ve işçi sınıfının kazanılmış bütün haklarının bir gecede ayaklar altına alınmasından başka bir şey değildir…

RADİKAL GAZETESİ’NİN SENDİKALARI İFTİRALARLA İTİBARSIZLAŞTIRMA KAMPANYASI NEDEN SENDİKALAR YASASI MECLİS’TEYKEN BAŞLADI?
Türkiye basını hiçbir zaman bağımsız olmadı. Kim güçlüyse onun tarafını tuttu. Bazen güçlüyü kendisi yarattı. Kral daha istemeden soytarılık yaptığı zamanlar oldu. Daha sansür gelmeden kendini sansürlediği de oldu. Kendi muhabirini, yazarını gammazlayan yöneticiler, iftira ve karalamalarla dolu masa başı üretim yaparak meslek etiğini hiçe sayan muhabirlerle dolup taştı gazeteler. Manipülasyonun ve dejenerasyonun en seçkin örneklerini sundular, gerçekleri tersyüz edip topluma sunmayı istikballerinin yegane kaynağı olarak gördüler. Kirlendiler! Birkaç sene önce gerçekleştirdiği "Orijinal Demokrasi" reklam kampanyasının ardından 2010 yılının sonlarına doğru yeni yayın konseptini “Medyada Radikal Devrim!” diye sunan Radikal gazetesinin demokrasi anlayışı ve radikalliğinin boyutları da, yaptığı “habercilikle” gün yüzüne çıkmaya başladı…

DİSK YÖNETİM KURULU: AKP HÜKÜMDARLIĞINA KARŞI DİRENECEĞİZ!
Toplu sözleşme düzenini ve sendikal hakları düzenleyen, fakat bir sosyal sınıfın başka bir sosyal sınıf üzerinde tahakkümünü kurmaya yönelik içerik taşıyan yasa yine TBMM gündeminde. İşçi sınıfının hak ve özgürlüklerini savunun ve koruyan bir örgütlenme olarak Konfederasyonumuz, işçilerin yaşam standartlarını aşağı çeken, çalışanları köleleştiren, özgürlükler ve demokrasi açısından hiçbir yarar sağlamayan “Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı” konusunda itirazlarını ve taleplerini dile getirmek üzere gittiği TBMM kapısında polis maskesi takmış AKP şiddetiyle karşılaştı. Paraya tapan, dini imanı para olan, sendikalar yasasını sendikasızlaştırma yasasına dönüştürenler, bu yasanın geçmesi için ellerinden geleni yapmakta hiçbir sakınca görmemiş, “Milletin Meclisi”ne derdini anlatmaya gelen işçileri sokmamak için devlet terörünü işçiden de esirgememişlerdir…

İŞÇİ SINIFININ ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERLE, TARİHSEL MÜCADELESİYLE KAZANDIĞI HAKLARIN GASPEDİLMESİNE ORTAK OLANLAR İŞÇİ SINIFI TARİHİNDE KARA LEKE OLARAK ANILACAKLARDIR!
ILO sözleşmelerine aykırı, sendikal hareketin tasfiyesine yol açacak “Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı” TBMM’de görüşülmeye başladıktan sonra, AKP iktidarı tarafından ortaya atılan “sosyal tarafların büyük çoğunluğu bu yasada uzlaştı” balonu patladı. Bugün gazetelerde çıkan haberlere göre, DİSK’in başından beri içinde yer almadığı uzlaşmaya Türk-İş’in de dahil olmadığı Türk-İş Genel Başkanı’nın bizzat kendisi tarafından açıklandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ise gerek Başbakanlık’ta, Türk-İş, Hak-İş, TİSK ve TOBB ile yapılan toplantı sonrasında, gerekse TBMM’de yaptığı açıklamalarda “Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı”nın bir an önce çıkarılması ve işkolu barajının kademeli olarak % 1’den % 3’e çıkarılması konusunda, bu örgütlerle uzlaşıldığını açıklamıştı…

TÜRKİYE ADIM ADIM SAVAŞA SÜRÜKLENİYOR! ABD TAŞERONLUĞUNA DA HAKSIZ SAVAŞLARA DA HAYIR!
Emperyalizmin Ortadoğu’daki saldırgan politikalarının taşeronluğunu üstlenen AKP hükümeti Türkiye’yi her geçen gün kanlı bir savaşın içine itiyor. Suriye’de iç savaşın derinleştirilmesi doğrultusunda askeri bir müdahalenin gerçekleştirilmesi için savaş çığırtkanlığı yapan ve “sınırları açan” AKP hükümetinin saldırgan politikalarının ceremesini daha şimdiden halkımız çekmeye başladı. Suriye’den ateşlendiği söylenen havan toplarının Akçakale’ye düşmesi sonucunda üçü çocuk ikisi kadın 5 yurttaşımız yaşamını kaybetti. Bunu bir “fırsata” çevirmeye çalışanlar Meclis’te kapalı oturum düzenleyerek Suriye’ye asker gönderme yetkisi veren tezkereyi AKP ve MHP oylarıyla alelacele çıkarttılar. Suriye’ye dönük bir askeri müdahale bölgesel bir savaşın da tetikleyicisi olacak ve Ortadoğu bu şekilde iç savaşlarla, etnik ve dini boğazlaşmalarla kaosa sürüklenecektir…

KESK’İN YANINDAYIZ!.. HAK VE ÖZGÜRLÜKLER MÜCADELESİ YARGILANAMAZ!
AKP’nin hedefine koyduğu muhalif sendikal örgütlerden biri de KESK’tir. Birbiri ardına yapılan operasyonlarla KESK toplum karşısında itibarsızlaştırılmak istenmiş, kadroları tutuklanmıştır. Bugün itibariyle, KESK ve bağlı sendika yöneticisi ile üyesi toplam 70 sendikacı arkadaşımız tutukludur. Bu operasyonlardan biri olan 13 Şubat’ta sendikalar ve evler basılarak toplam 15 KESK üyesi kadın 2009’dan beri süren bir soruşturma gerekçe gösterilerek gözaltına alındılar. Bu gözaltı ve tutuklamalarla, sendikal mücadeleyi olduğu kadar, kadın hareketinin de sekteye uğratılmasının amaçlandığı ortadadır…

HALKIN SANATÇISI BÜYÜK USTA NEŞET ERTAŞ’I SAYGIYLA UĞURLUYORUZ!
Anadolu ozanlığı geleneğinin günümüzdeki temsilcisi Neşet Ertaş, 74 yaşında İzmir'de tedavi gördüğü hastanede yaşama veda etti. Kendisi de bir emekçi olan, yoksul halkın ve çalışanların dertlerini, tasalarını, sevinç ve kederlerini Anadolu ozanlığı geleneğiyle ifade eden, çürüyen sistemin dişlilerine teslim olmayacak kadar onurlu, kendisine sunulan 'devlet sanatçılığı' unvanını; "Halkın sanatçısı olarak kalmak, benim için en büyük mutluluk" diyerek geri çevirecek kadar yüreği halk sevgisiyle dolu büyük ozan Neşet Ertaş’ı kaybetmenin acısı içindeyiz…

Gözaltında işkencelere uğrayan Grup Yorum sanatçılarına verilen yasaklar kaldırılmalı, tutuklananlar serbest bırakılmalıdır!
Geçtiğimiz haftasonu Adli Tıp Kurumu’na cenaze almak için giden gruba polisin gazla, copla saldırması sonucu, içlerinden 5’i çocuk olmak üzere 27 kişi dövülerek gözaltına alındılar. “Dövmek” sözcüğü, polisin tutumunu açıklamakta oldukça yetersiz kalıyor; zira, gözaltına alınan kişiler 15 saat boyunca çevik kuvvet aracında ters kelepçelenerek çeşitli işkencelerden geçiriliyorlar. Gözaltında yoğun işkencelere maruz kalanlardan ikisini kamuoyu yakından tanıyor. Grup Yorum’un solisti Selma Altın’ın polisin “özel ilgisi” sonucunda sağ kulak zarı patlarken, keman sanatçısı Ezgi Dilan Balcı’nın parmaklarında ve vücudunda ezikler oluşuyor...

MUHALEFETİ YARGIYLA BASTIRDIĞINI İTİRAF EDEN BAŞBAKAN SUÇ İŞLEMEKTEDİR!
Başbakan Erdoğan önceki gün AKP Genişletilmiş Grup Toplantısı’nda yine bir başbakana yakışmayan üslubuyla esip gürledi. Görevi gereği de olsa sorumluluk duygusu taşıması gereken bir başbakandan çok, ülkedeki temel sorunlar üzerinden provokasyon ortamı yaratmaya çalışan, yakışıksız, sorumsuz, kışkırtıcı ve saldırgan bir görüntü sergiledi. Başbakan’ın, Suriye’ye emperyalist müdahaleye karşı Hatay’da düzenlenen etkinliği “Esad yanlısı” şeklinde lanse etmeye çalışması, gerçekleri tahrif ederek halkı yanıltmaya çalışması bir tarafa, Kürt halkının seçilmiş temsilcilerine siyasi kanalları kapatma arzusuyla yanıp tutuşan bir diktatör edasıyla “Yargıyla konuştuk, onlar gereğini yapıyor, biz de TBMM’de gereğini yapacağız” demesi tüyler ürperticidir.

25 ASKERİN ÖLÜMÜNE NEDEN OLAN ŞEY EĞER ‘SABOTAJ’ DEĞİLSE, ATEX KURALLARI NEDEN UYGULANMADI?
Afyonkarahisar’da konuşlu Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı’na bağlı Mühimmat Depo Komutanlığı’nda, el bombalarının depolandığı bir cephanelikte yapılan çalışma sırasında, “henüz bilinmeyen” bir nedenle meydana gelen patlama sonucunda, 25 asker yaşamını yitirdi. Önemsenmesi gereken belirli kesimlerce iddia edilen “sabotaj” veya “saldırı” ihtimali bir yana; kuralsızlığın, güvencesizliğin ve denetimsizliğin alabildiğine yaygın ve insan yaşamının “ucuz” olduğu ülkemizde cinayet boyutunda yaşanan “kazalar” toplu ölümlere yol açmaya devam ediyor.

SAPANCA’DA TAŞ OCAĞI YAĞMASINA KARŞI DİRENEN YANIKKÖY HALKININ YANINDAYIZ!
Acımasız HES projeleriyle Karadeniz Bölgesi’nin derelerini kafesleyip doğayı yok edenler, şimdi de Sakarya-Sapanca gibi Marmara Bölgesi’nin akciğeri olan havzayı taş ocaklarıyla paramparça ediyorlar. Sapanca Yanıkköy sınırları içinde yer alan orman arazisinin taş ocağı olarak kullanılması için ruhsat verilmesi, tüm yaşamları ve gelecekleri o topraklar olan Yanıkköy halkı için ayakları altındaki zeminin yok edilmesi, yaşam alanlarının daraltılması demektir. Sadece üzerinde yaşadıkları ve geçimlerini sağladıkları toprak, nefes aldıkları orman değil, bütün bir havzaya su sağlayan, hayat veren göl ile gölü adeta damarları gibi besleyen dereler büyük bir tehdit altındadır… Bir dinamitin bile doğaya verdiği zarar düşünülürse, patlatılacak yüzlerce dinamitin bütün bir bölgenin su ihtiyacını karşılayan göl ve dereleri nasıl bir zehir kaynağı haline getireceği ortadadır…

GAZİANTEP’TE PATLAYAN ŞEY AKP’NİN ORTADOĞU TAŞERONLUĞUDUR!..
EMPERYALİSTLERİN BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ DAHA ÇOK YIKIM GETİRECEK VE HALKIMIZA DAHA BÜYÜK ACILAR YAŞATACAKTIR! Gaziantep’te sokakta patlatılan bomba sonucunda 9 yurttaşımız yaşamını kaybetti, onlarcası yaralandı. Sivil halkı hedefleyen bu tür insanlık dışı saldırıların son bulmasını umut ediyor, halkımızı ateşe atan savaş politikalarını şiddetle kınıyoruz. Yıllardır söylüyoruz; yıllardır akan kan ve gözyaşı gittikçe çoğalan bir şiddet sarmalı içerisinde halkımızı büyük acılarla karşı karşıya getiriyor. Gaziantep’te kimler tarafından yapıldığı belli olmayan fakat sivil halkı hedefleyen ve toplumu terörize ederek halkın siyasi iktidarın politikalarına sorgusuz sualsiz onay vermesine neden olan bu patlama AKP’nin bölge politikalarının direkt bir sonucudur…

GAZİANTEP’TE DİRENEN TEKSTİL İŞÇİLERİNİ DAYANIŞMA DUYGULARIMIZLA SELAMLIYORUZ: MÜCADELENİZ MÜCADELEMİZDİR!
Gaziantepli tekstil işçilerini çileden çıkartan şey, Türkiye’de işçi sınıfının hiçte yabancısı olmadığı, AKP iktidarının neoliberal ekonomik politikalarıyla daha da ağırlaşan, çalışanlara güvencesizliğin ve örgütsüzlüğün dayatıldığı koşullardır! Uzun çalışma süreleri, sigortasız çalıştırma, güvencesizlik, düşük ücretler, ödenmeyen ikramiyeler, haksız işten çıkarmalar, keyfi ücret kesintileri, örgütsüzleştirme, insanlıktan yoksun çalışma ortamları ve insan onuruyla bağdaşmayan davranışlar bunların en önde gelenleridir. Sendikalar hükümet politikalarıyla zayıflatılıp işyerlerinden silinmeye çalışıldıkça, işverenler de işçilerin kazanılmış haklarını birer birer ortadan kaldırmakta, onları tümüyle köle koşullarında çalışmaya zorlamaktadır. Hükümet politikalarından cesaret alan işverenler Gaziantep’te sendikalı işyerlerini de örgütsüz ve toplu sözleşmesiz bırakmak için yoğun çaba içerisine girmiştir...

Tunceli CHP Milletvekili Hüseyin Aygün derhal serbest bırakılmalı, Kürt sorununun demokratik çözümü konusunda cesaretli adımlar atılmalıdır!..
Tunceli CHP Milletvekili Hüseyin Aygün önceki gün PKK/HPG tarafından kaçırıldı. PKK yaptığı açıklamada Aygün’ün “sorgulandıktan” sonra serbest bırakılacağını açıkladı. Bölgede 28 yıldır süren düşük yoğunluklu savaş boyunca askerler, polisler, devlet memurları PKK tarafından alıkonuldu. Fakat şimdi ilk kez bir milletvekili “gözaltına” alındı. Tunceli Milletvekili Aygün’ün, 23 Temmuz’dan beri özellikle Hakkâri bölgesinde yoğun olarak devam eden fakat adeta “yayın yasağı” konulan çatışmaların ardından kaçırılması “savaşın” boyutunu açıkça göstermektedir. Hükümetin bu fiili sansüründen dolayı, onlarca ölümün, yüzlerce yaralanmanın, köy boşaltmalarının ve bölgeye giriş çıkışların yasaklanmasının yaşandığı bu olaylarla ilgili kamuoyu hiçbir bilgi edinememekte, aileler çocuklarıyla ilgili sağlıklı bilgi alamamaktadır…

SURİYE’YE EMPERYALİST MÜDAHALEYE HAYIR!.. YAŞASIN ORTADOĞU HALKLARININ KARDEŞLİĞİ!
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Suriye’ye yönelik emperyalist savaş stratejesine ve AKP’nin Ortadoğu’da emperyalizmin taşeronluğunu üstlenerek “savaş kışkırtıcılığı” yapmasına karşı Suriye halkı ve işçi sınıfıyla dayanışmak amacıyla 19 Temmuz saat 11:00’da TTB Genel Merkezi’nde ortak bir basın açıklaması yaptı. KESK Genel Başkanı Lami Özgen, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, TTB Genel Sekreteri Beyazıt İlhan'ın sunduğu basın açıklamasını DİSK Genel Başkanı Erol Ekici okudu. Açıklamanın tam metni şöyle:

AKP HER ALANDA KUTUPLAŞMAYI VE ÇATIŞMALARI DERİNLEŞTİRİYOR!.. İKTİDAR PARTİSİNİN HALKA YÖNELİK BASKI VE TERÖR POLİTİKALARINI LANETLİYORUZ!..
En küçük demokratik bir hakkın bile kullanılmasına tahammül etmeyecek ölçüde baskıcı olan AKP’nin, demokratik hak ve özgürlüklerin olmadığı dikta yönetimi ile ülkeyi yönetme isteği, neredeyse bütün uygulamalarında kendisini ele vermektedir. BDP öncülüğünde çeşitli sol siyasi parti ve kitle örgütlerinin 14 Temmuz’da Diyarbakır’da düzenlemek istediği “Özgürlük için demokratik direniş” mitingi, yasakçı ve baskıcı devlet zihniyetiyle yaptırılmadı. Diyarbakır sokakları polis şiddetiyle savaş alanına çevrildi. Vekiller yaralandı, onlarca insan gözaltına alındı, işkence görüntüleri sokağa yansıdı, yüzlerce gaz bombası atıldı, coplar kadın, çocuk, yaşlı demedi, tankerler dolusu tazyikli su sıkıldı ve Diyarbakır’da tam bir vahşet yaşatıldı.

ELİ KANLI FAŞİSTLERİN ÖZEL YASALARLA SERBEST BIRAKILMALARI, DEVLET TARAFINDAN KORUNUP KOLLANDIKLARINI BİR KEZ DAHA GÖSTERMİŞTİR!
Efraim Ezgin, Faruk Ersan, Hürcan Gürses, Latif Can, Osman Nuri Uzunlar, Salih Gevenci, Serdar Alten. 20-25 yaşlarında gencecik 7 öğrenci, 1978 yılında Ankara Bahçelievler’de önce işkence edilerek, telle boğularak ve sonra da kurşunlanarak katledildiler. Bu ekipte yer alan faşist Ünal Osmanağaoğlu Konfederasyonumuzun Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in 22 Temmuz 1980’de katledilmesi olayında da yer aldı. Katiller uzun süre yakalanmadılar. Çünkü aranmamışlardı bile. Katliamın tertipçilerinden Abdullah Çatlı’nın yıllar sonra “Susurluk Kazası”yla birlikte devlet tarafından kollanıp daha başka cinayetlerde de kullanıldığı ortaya çıktı. Katliama katılanlardan Mesut Korkmaz ve Kadri Kürşat Poyraz ise hâlâ yakalanmış değiller.

KIDEM TAZMİNATINDA TAKİYYEYE KARNIMIZ TOK!..
AKP 10 yıllık iktidarları boyunca eğitim, sağlık, enerji, su, ulaşım, barınma gibi her türlü temel kamusal hizmeti yoksulların, çalışanların, halkın zararına ve elbette sermayenin çıkarları doğrultusunda yeniden düzenledi. Geniş yoksul kesimlere “cennetler” vaadetip oylarını alarak iktidara gelen AKP, esasında “zengin-zümre”ye hizmet ettiğini gizlemek için takiyyelere başvurdu. Özellikle eğitim ve sağlık alanlarında yapılan özelleştirmeler, çalışan geniş kesimlerin güvencesizliğe ve çalışma yaşamının da “kuralsızlığa” bağlandığı bu süreç boyunca takiyyeyi temel üslup olarak kullanan AKP iktidarı cennet yerine halka “cinnet” geçirtecek uygulamalara imza attı. Bunlardan birisini de, Kıdem Tazminatının önce eritilip sonra da ortadan kaldırmaya yönelik politikalarıyla bugün yaşıyoruz...

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YASASI
2003 yılında 4857 sayılı yasa ile hazırlıkları başlayan, çeşitli yönetmelik, tüzük girişimleri ve nihayet 2006’da “müstakil bir iş yasası” adıyla devam eden, son bir yılda hız kazanan yasa tasarısı Nisan 2012’de Meclis’e sunuldu. 30 Haziran 2012 itibariyle Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Öncelikle vurgulanması gereken Yasa’nın sahiplerince sürekli yeni ve özgün olduğu ifade edilmesine karşın aslında hammaddesinin, neredeyse tamamının geçmiş yönetmelik ve tüzükler olduğu; kimi noktalarda o düzenlemelerden de geriye gidildiğidir...

PİYASA CANAVARI YİNE ÖLÜM GETİRDİ: Taşeronun ellerine terk edilen konut politikası, sermayenin ve AKP’nin açgözlülüğünün izlerini taşıyor!
Türkiye açsından kentleşme sürecinin en önemli özelliği, rant ve kar arayışlarının yönlendiriciliğinde şekillenen, yağma politikalarının, kuralsızlığın ve denetimsizliğin devlet gözetiminde sürdürüldüğü bir yapıya sahip olmasıdır. İnsanların, güvenilir, ulaşılabilir, sağlıklı konutlarda barınma, sosyal donatı olanaklarına sahip, doğa ile barışık bir çevrede yaşama hakkı ne yazık ki, hükümetlerin ve yerel idarelerin elinde, rant paylaşım arayışlarının elinde yok sayılmaktadır. Amacı yaşanan hızlı nüfus artışı ve hızlı kentleşme sebebiyle oluşan konut ve kentleşme sorunlarının çözülmesi olarak tanımlanan Toplu Konut İdaresi, kısa sürede sorunların çözümünün değil, rant arayışlarının dağıtım ve paylaşım aracı haline getirilmiştir…

DEMOKRASİ GÜÇLERİ İÇERİYE, KATİLLER DIŞARIYA!
AKP hükümeti toplumsal bütün sorunları “irrasyonel” metodlarla çözme yeteneğini bir kez daha sergiledi. Muhaliflerini izole etmek için tıka basa doldurduğu cezaevlerinde “yer açmak” için olsa gerek, yasalaşan 3. Yargı Paketi’yle yeni bir yöntem buldu: “Katliamcılar, katiller dışarı, demokrasi güçleri içeri!” AKP, Meclis’ten bir geceyarısı operasyonuyla geçirdiği 3. Yargı Paketi’yle sadece, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindeki gizlilik kararlarıyla, siyasi tehdit aracı gibi çalışan tarzlarıyla, demokratik olmayan ve mahkemeden çok devletin ideolojik aygıtı ve hatta ihtilal mahkemeleri gibi çalışan Özel Yetkili Mahkemeleri yeniden kutsayarak insan haklarını, hukuk devletini ve demokrasiyi ayaklar altına almıyor; aynı zamanda da katliamcı katilleri salıvererek “tarafını” kalın çizgilerle belirginleştiriyor...

İNSANLIK SUÇLARINDA ZAMANAŞIMI OLMAZ! MADIMAK YANGINI UNUTULMAYACAK!
2 Temmuz 1993'de gerici, faşist güçlerin planlı bir organizasyonuyla Sivas'ta "Pir Sultan Kültür Etkinlikleri"ne katılanlardan 35 aydın, sanatçı, yazar, kadın, genç, her şeyden önce insan, Madımak Oteli'nde yakılarak katledildiler. Diğer politik katliamlarda olduğu gibi Sivas’ta da bütün deliller yok edilmiş, olayın gerçek yönlendiricileri yargı karşısına çıkarılmadığı gibi, yıllarca elini kollunu sallayarak Sivas’ta gezmelerine izin verilmiştir. Bir şekilde tutulup yargılananlar ise kollanmış, hafif cezalarla göstermelik kararlar verilmiş ve en önemlisi de, hem dönemin Adalet Bakanlığını yapan şahıs tarafından ve hem de bugünkü AKP hükümetinin milletvekilleri tarafından savunulmuşlardır…

ÖYM’LER BÜTÜN SONUÇLARIYLA BİRLİKTE KALDIRILMALIDIR!
Bu mahkemeler yargılama birliği ilkesine, kanun önünde eşitlik ilkesine ve adil yargılanma hakkına açıkça aykırıdır! Özel soruşturma ve yargılama usulleriyle savunma hakkının kısıtlanması niteliğindeki gizlilik kararlarıyla, siyasi tehdit aracı gibi çalışan tarzlarıyla, hiç de demokratik olmayan ve mahkemeden çok devletin ideolojik aygıtı ve hatta ihtilal mahkemeleri gibi çalışan bu mahkemelerin, bir an önce kaldırılmaları gerekir!.. DİSK, kurulduğu tarihten bu yana, işçi sınıfının temel haklarının yanı sıra temel insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için mücadele ede gelmiştir. 1980 öncesinde DGM’lerin kaldırılması için yapılana direniş ve mücadele bunun en önemli örneklerinden biridir...

TÜRKİYE’DEN FAS’A, İŞÇİLERE “AKP” ZULMÜ!
Türkiye’de AKP KESK üyelerini tutuklarken Fas’taki adaşı da denizcilerin haklarını savunan sendikacıları tutukluyor... DİSK Faslı sendikacılara destek olmak için harekete geçiyor!..

ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ!..
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, 100’ü aşkın tutuklu gazeteci için Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde düzenlenen “Tanıklık Günleri”nde yaptığı açılış konuşması...

DİSK/DEV SAĞLIK-İŞ ÜYESİ İŞÇİLERE YAPILAN SALDIRIYI ŞİDDETLE KINIYORUZ!
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, Dev Sağlık-İş üyesi işçilere yapılan polis saldırısına ilişkin açıklaması...

KESK’İ VE MUHALEFETİ BASKI VE GÖZALTILARLA SİNDİRMEYE ÇALIŞAN AKP SİYASETİNİN GERÇEK NİYETİ 12 EYLÜL’Ü KALICILAŞTIRMAKTIR!
12 Eylül Referandumu’ndan sonra “devletleşmesini” hızlandıran AKP iktidarı, 12 Eylül’ün bütün icraatlarını da yeniden hayata geçirerek, emek ve demokrasi güçlerine, siyasi muhaliflerine karşı bir nevi toplama kamplarına dönüşen saldırılarının çerçevesini gittikçe genişletiyor. Hak ve özgürlükler, hukuk ve adalet yok sayılarak, muhalif siyasi çevrelerden gazetecilere, aydınlardan öğretim üyelerine, çevre örgütlerinden öğrencilere ve sendikacılara kadar uzanan geniş bir yelpazede baskı ve gözaltılarla süren operasyonlarla toplum zapturapt altına alınıyor. 13 Ocak ve 13 Şubat’ta KESK’e düzenlenen operasyonların ardından KESK'e ve üye sendikaların genel merkezlerine, kimi şubelerine ve kamu emekçilerinin evlerine yeniden baskınlar düzenledi.

BİR AKP KLASİĞİ: YARADANA SIĞINIP SAĞLI SOLLU VURMAK!
EŞİTLİK İSTEYEN KÜRTLERE CEZAEVİ, PARASIZ EĞİTİM İSTEYEN GENÇLERE 8 YIL, SENDİKAL HAK İSTEYEN İŞÇİYE GREV YASAĞI!.. AKP’nin kendinden olmayan herkese karşı yürüttüğü operasyonlar ve muhalif sendikalara uyguladığı baskılarla ilgili geçtiğimiz Mart ayında yayınladığımız basın açıklamamız “Zorba AKP’nin zalim yönetimi” başlığını taşıyordu. Özetle; “AKP’nin, işçi-emekçi kitlelerin ve toplumun AKP yandaşlığı yapmayan kesimlerinin demokratik hak ve özgürlüklerinin olmadığı bir tür dikta yönetimi ile ülkeyi yönetme isteği”nden ve “emperyalist bölge politikalarıyla eklemlenen yeni düzenlerini yerleştirmek için, toplumsal muhalefet dinamiklerine karşı olmadık baskı ve senaryolar uyguladığı”ndan bahsetmiştik…

SENDİKAL HAREKETE DARBE NİTELİĞİ TAŞIYAN HAVACILIK HİZMETLERİNDE GREV YASAĞI KABUL EDİLEMEZ!
Kabul edilen “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi”yle birlikte sözkonusu teklif yasalaşarak, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere rağmen havacılık hizmetlerinin tümüne grev yasağı getirilmiş oldu. AKP bir yandan THY’de kadrolaşmakta, diğer taraftan da geçici işçilik ve taşeronlaştırma yoluyla esnek çalışma standartlarını uygulamaya çalışarak, ilkel kölelik sistemini dayatmaktadır. BU HUKUKSUZLUĞU ASLA KABUL ETMEYECEĞİZ!.. HAVACILIK SEKTÖRÜ ÇALIŞANLARIYLA OMUZ OMUZA MÜCADELE EDECEĞİZ!.. İşçi sınıfımızın her zamankinden daha fazla birlik ve dayanışmaya ihtiyaç duyduğu bu zorlu dönemeçte DİSK mücadelenin yükseltilmesi inancıyla, havacılık sektöründe çalışan emekçilerin ve onların örgütü Hava-İş Sendikası’nın mücadelesinin yanında ve omuz omuza olacaktır…

İş cinayetleri artarak devam ederken, “Ölümlerden Sorumlu Bakanlık” daha ne kadar üç maymunu oynayacak?
İş cinayetlerinin yüzde yüz durdurulabilir olduğunu ve alınacak önlemleri bütün detaylarıyla anlatmamıza, rapor etmemize rağmen sesimizi duyan yok!.. Bırakın bizim sesimizi; yanarak, düşerek, ezilerek, elektriğe kapılarak, boğularak, göçük altında kalarak ölmelerine göz yumulan işçilerin sesini duyamayacak kadar sağırlaşmış kulaklar... Duymak istedikleri tek ses, öldürülen işçilerin kanlarıyla yoğrulmuş PARANIN SESİ!.. Önlem almayan, denetim yapmayan, yasa çıkartmayan, sorumluları cezalandırmayan, işçileri örgütsüz ve yalnız bırakan, “daha çok kâr” için göz göre göre işçileri ölüme sürükleyen AKP Hükümeti bu cinayetlerin birinci derecede sorumlusudur ve bundan yakasını kurtaramayacaktır!..

DİSK Yönetim Kurulu: AKP’nin “kölelik düzeni” hevesine karşı Hava-İş Sendikası’yla ortak mücadeleye!
İşçi sınıfımızın her zamankinden daha fazla birlik ve dayanışmaya ihtiyaç duyduğu bu zorlu dönemeçte DİSK mücadelenin yükseltilmesi inancıyla, havacılık sektöründe çalışan emekçilerin ve onların örgütü Hava-İş Sendikası’nın mücadelesinin yanında ve omuz omuzadır…

YAŞANABİLİR BİR DÜNYA İÇİN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İŞÇİLERE KULAK VERMELİ!..
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, Birleşmiş Milletler İstihdam ve Kalkınma Zirvesi’ne ilişkin açıklaması...

İKTİDAR, EMNİYET VE YANDAŞ MEDYA DEMOKRATİK HAKLARIN KULLANILMASINI ENGELLEYEREK SUÇ İŞLİYOR!..
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, demokratik kitle örgütlerine karşı düzenlenen hukukdışı operasyonlarla ilgili açıklaması...

İŞÇİ SINIFI AYRIŞMADI, 1 MAYIS ALANLARINDA BİRLEŞTİ!..
Uzun yıllar sonunda 1 Mayıs Alanı’nın yeniden kazanılmasının ardından işçi ve emekçi kitleleri “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”nü üç yıldır en geniş katılımla Taksim’de kutluyor. Yüzbinlerce kitlenin coşkulu ve rengarenk bayraklarıyla, kendi talepleri ve özlemlerini ifade ettiği Taksim kutlamaları, yıllardır korku tellallığı yapanların, sola ve devrimcilere kara çalmaya çalışanların teorileri altüst ettiği gibi, devlet güdümlü sarı sendikacılığın gerçek yüzünü de teşhir etti. 1 Mayıs’ı gerçek niteliğinden soyutlayarak, “piknik bayramı” haline dönüştürmek isteyen yandaş sendikal anlayış, kendi geniş işçi tabanları tarafından da alanlarda terk edilmişler, hükümetin kürsüsü haline getirdikleri ve 1 Mayıs Marşı’nı dahi çalmaya cesaret edemedikleri “piknik bayramlarında” teşhir edilmişlerdir…

İŞÇİLERE ÖLÜMLERDEN ÖLÜM BEĞENDİREN SORUMLULAR YARGILANMALIDIR!
Göçükte kalıyoruz, tersanede demir levhalar altında eziliyoruz, çadırlarda yanıyoruz, barajlarda boğuluyoruz, patlamalarda ölüyoruz! Bu kaçıncı patlama bu kaçıncı ölüm? İş cinayetlerinin ardı arkası gelmiyor. Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara Ostim, Elbistan, Tarsus, İstanbul, Kırıkkale, Diyarbakır, Adana, Esenyurt, Amasya, Eskişehir ve Aşkale’den sonra, güvencesizliğin, denetimsizliğin, örgütsüzlüğün bir sonucu olarak ölüm acımasız yüzünü bu kez yine İstanbul Tuzla’da gösterdi. Daha önceki gün Erzurum’un Aşkale İlçesi yakınlarında bulunan Karasu Baraj Gölü’nde geçirdikleri iş kazası soncu göle düşen biri TEDAŞ işçisi, dördü taşeron işçisi 5 kişi hayatını kaybetti. İşçilerin cesetlerine dahi ulaşılamıyor! Dün Tuzla’da faaliyet gösteren Ada Tersanesi’nde yaşanan iş cinayetinde ise 2 işçi daha yaşamını yitirdi, 6 işçi yaralandı.

ZORBA AKP’NİN ZALİM YÖNETİMİ!..
AKP Hükümeti son birkaç gündür toplumsal gerilimi artırıcı baskı ve şiddet yöntemlerini uygulamaktan imtina etmiyor. Toplumda “4+4+4 kademeli eğitim düzenlemesi” olarak bilinen “İlköğretim ve Eğitim Kanunu”nu çıkartmak için Meclis komisyonlarında ve Genel Kurulu’nda, sokaklarda ve Hükümet sözcülerinin yaptıkları açıklamalarda devlet şiddeti ve terörünün dozajını da artırarak yapmadıkları politik manevra kalmadı. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK’in “İlköğretim ve Eğitim Kanunu” ve sendikal alana yönelik önemli değişiklikler içeren “4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”yla hedeflenen düzenlemelere karşı Ankara’da yapmayı düşündüğü demokratik eylem Ankara Valiliği ve İçişleri Bakanlığı talimatlarıyla seyahat özgürlükleri engellendi, eyleme katılanlar jop, gaz, basınçlı su ve panzerler eşliğinde dayaktan geçirilerek anayasal gösteri yapma hakları da engellendi. Yandaş medyadan yayılan ses ne derse desin, yaşanılan görüntüler gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor…

DÖRT DÖRTLÜK AKP FAŞİZMİ: TARTIŞTIRMIYOR, KONUŞTURMUYOR, ZORBALIKLA ENGELLİYOR!..
İşsizlik ve güvencesizliğin yaygınlaştırıldığı, başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamu hizmetlerinin sermayeye devredildiği, yer altı ve yer üstü kaynaklarının talan edildiği neoliberal sömürü dalgasının sürdürülmesinin ancak daha otoriter-baskıcı bir yönetimle mümkün olacağını yıllardır söylüyoruz. İşte bu programın yürütücü hükümeti AKP, alt yapıda sınırsız bir piyasacılıkla üst yapıda ise otoriter ve baskıcı karakterle yeniden biçimlendirmeye çalıştığı devletin olanaklarını da kullanarak toplumsal muhalefeti sindirmeye ve gelişme potansiyelini bastırmaya çalışmaktadır. İdeolojik görüşü ve yaşama biçimini topluma dayatma niyeti baskı ve şiddete dönüşerek açığa çıkan AKP hükümeti, iktidar olmanın zafer sarhoşluğuyla dur durak bilmiyor, hak, hukuk, adalet tanımıyor…

16 MART KATLİAMI AYDINLATILMADAN 12 EYLÜL’LE HESAPLAŞILAMAZ!
Yarın 16 Mart!.. Hatice, Abdullah, Baki, Murat, Hamit, Ahmet Turan ve Cemil 34 yıldır aramızda değiller… 16 Mart 1978 tarihinde İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencilerine yönelik olarak gerçekleştirilen bu kanlı saldırı hem yakın tarihimizin acı olaylarından biri hem de ülkemizi 12 Eylül’e götüren sürecin temel taşlarındandır. Bugün iktidarda, 12 Eylül Askeri Darbesi ile hesaplaşmak istediğini söyleyenler var. Bu ülkenin karanlıkları aydınlatılmadan, 1 Mayıs 1977, Kahramanmaraş, Çorum, Sivas, 16 Mart, Gazi/Ümraniye katliamlarıyla gerçek bir hesaplaşma yaşanmadan, Kemal Türkler, Abdi İpekçi, Ümit Yaşar Doğanay, Bedri Karafakioğlu, Ümit Kaftancıoğlu, Doğan Öz, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Musa Anter gibi siyasi suikastler, faili meçhuller, Düzgün Tekin, Ayhan Efeoğlu gibi gözaltında kayıplar ve daha nice cinayetlerin ardındaki sırlar açıklığa kavuşmadan, darbeciler, işkenceciler yargılanmadan, yargısız infazlarla hesaplaşmadan Türkiye darbelerle hesaplaşmayı da başaramaz…

ZAMANAŞIMI SÜRECİNE GELİNEN SİVAS DAVASI’NDA, MADIMAK YANGINININ SORUMLULARI BİZİM VİCDANIMIZDA MAHKUM EDİLMİŞTİR!
Madımak Oteli’nde diri diri yakılan 35 canımızı ne tarih unuttu, ne onların yakınları, dostları, sevenleri ve ne de toplumsal belleğimiz. Siyasi iktidar sahipleri ve davanın yargı sorumluları bilmelidir ki, tıpkı 1978’de Maraş’ta veya 1980’de Çorum’da olduğu gibi Alevi ve sol görüşlü yurttaşlarımızı hedef alan bu saldırıda öldürülen insanlarımızın katilleri zamanaşımıyla aklanırsa, tarih sizleri de unutmayacak, katliamın failleriyle birlikte anacaktır. Sivas Davası’nda sanıkları savunan 21 avukatın iktidar partisinde görev alması; bunlardan beşinin milletvekili olması ve hatta birinin kabinede yer alması iktidarın yargı üzerindeki kontrol ve etkisini tekrar sorgulamamıza yol açmaktadır. Size bir kez daha, zamanaşımının tarihe ve toplumsal belleğe işlemediğini, ve Sivas Katliamı Davası’nın genişletilerek tüm idari ve siyasi sorumluların yargı önünde hesap vermesinin önünün açılması gereğini hatırlatmak isteriz... DİSK 13 Mart’ta görülecek davada adliye önünde olacak ve insanlığa karşı işlenen suçların zamanaşımına uğratılamayacağını, Sivas Katliamı’nın bütün sorumlularının tarih ve vicdanlarda mahkum edildiklerini yüksek sesle haykıracaktır…

İŞ CİNAYETLERİNDE SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ: GÜVENCESİZLİK, ORTAÇAĞ KOŞULLARINI DAYATIYOR!..
2012’nin ilk gününde Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki askeri silah mühimmat deposunda gerçekleşen patlamada 4 işçi; Şubat ayının sonunda ise Adana'nın Kozan ilçesindeki Gökdere Köprü Barajı Derivasyon Tüneli’nin kapağının patlaması sonucunda 10 işçi hayatını kaybetmişti. Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara Ostim, Elbistan, Tarsus, İstanbul, Kırıkkale ve Adana’dan sonra ortaya çıkan katliam gibi iş kazalarından sonra güvencesizliğin, denetimsizliğin, örgütsüzlüğün bir sonucu olarak ölüm acımasız yüzünü bu kez yeniden İstanbul’da gösterdi. Esenyurt'ta 200 işçinin çalıştığı bir AVM inşaatının şantiyesinde işçilerinin kaldığı çadırda elektrik kontağından çıktığı sanılan yangında ilk belirlemelere göre 11 işçi yaşamını yitirdi…

DARBECİLERDEN HESABI EMEKÇİLER SORACAK!
Bugün 12 Mart 1971 darbesinin 41. yılındayız. 70’li yıllar tüm dünyada toplumsal/ulusal kurtuluş hareketlerinin ve 68 gençlik hareketinin de etkisiyle işçilerin, emekçilerin mücadelesini yükselttiği bir dönemi ifade etmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tüm kesimlerin demokrasi mücadelesini yükselttiği bu dönem başta ABD olmak üzere emperyalist ülkeleri tedirgin etmiştir. Dünya ezilen halklarının demokrasi ve özgürlük taleplerinin önüne geçmek isteyen emperyalistler, kanlı tezgâhlarında rol alacak yerli işbirlikçileri bulmakta zorlanmamıştır. Bugün 41. yılına girdiğimiz 12 Mart Faşist Darbesi, planlamasını emperyalistlerin yaptığı, yerli işbirlikçilerin hayata geçirdiği kanlı tezgâhların en önemlilerinden birisidir…

YAŞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!...
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, dünyanın heryerinde olduğu gibi ülkemizde de kadınlar tarafından taleplerin dile getirildiği, özlemlerin haykırıldığı, tepkilerin gösterildiği eylem ve etkinliklere sahne olmaktadır. İnsan hakları konusunda alacağı çok yol olan bizim gibi ülkelerde, kadınların, demokrasi, özgürlük ve adalete ulaşması zor olmaktadır. Erkek egemen güç ilişkilerinin, değerleri ve kuralları belirlediği koşullarda, bir yandan günlük yaşamı üretmek, bir yandan da toplumsal alanda var olmak, ayrı bir mücadele ve çaba gerektirmektedir. İşte, okulda, ailede, toplumda ve günlük yaşamda ayrı tutulma, eşitsiz koşullara itilme, ikincil olma, “töre cinayetleri”yle yaşam hakkını yitirmek kadının yazgısına dönüşmektedir… 2008 yılında yaşanan krizin ağır faturasını kadınlar yüklenmiş durumda. Hızla artan işsizliğin girdabında, en kötü koşullarda çalışma hayatına katılmak zorunda kalan kadınlar, işsizliği de ağır bir biçimde yaşıyor. Kayıtdışı, kuralsız ve güvencesiz çalışma girdabında, nitelikli işlerin kapısı kadınlara kapalı. İstihdam verilerindeki artış kadınların işgücüne katılım biçimindeki eşitsizliğin bir yansıması olarak görülüyor…

DİSK DARBELERE, TOTALİTER VE ANTİDEMOKRATİK BÜTÜN YÖNETİMLERE KARŞIDIR!..
Bugünlerde DİSK, iktidar/yeni vesayet yanlısı çevrelerin özel çabaları ve saptırmalarıyla 28 Şubat süreciyle ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Gerek darbeler, gerek olağanüstü yönetim biçimleri ve gerekse 28 Şubat sürecine ilişkin görüşlerimizi daha önce defalarca anlattık. İsteyen herkes bu bilgilere kolaylıkla ulaşabilir veya DİSK’ten isteyebilirler. Fakat bunu “bir türlü” anlamak istemeyenler, bariz algılama sorunu olanlar, siyasi iktidarın bahşettiği koltuklarından “bir bilen” pozisyonuna soyunanlar ya da bilemediğimiz yeni bir siyasi manevradan nemalanmak isteyenler konuyu yeniden ısıtıp ısıtıp gündeme taşımaktadırlar. Bu nedenle, yaratılmak istenen kafa karışıklıklarına karşı toplumsal sorumluluğumuzdan dolayı bir kez daha görüşlerimizi özetleyelim…

TAKSİM 1 MAYIS MEYDANI’NIN ŞANTİYE OLMASINA, GEZİ PARKI’NIN YOK EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ!
Dünyanın en önemli ve tarihi kentlerinden biri olan İstanbul, gözü kâr hırsı ile dönmüş müteahhitlerin şantiyesi haline getiriliyor. Kentin tarihini, dokusunu hiçe sayan bir anlayış, parkları, meydanları, kamusal arazileri, ormanları tahrip ederek, kentin tarihi siluetini yok etmek pahasına kente müdahale ediyor. Neredeyse İstanbul’dan, İstanbul’u var eden, bize ait ne varsa intikam alınmak isteniyor. Kuralsızlık ve amaçsızca yapılan uygulamalar, sorunların daha da artmasına neden oluyor. İstanbul’un geçmişi ile kurduğu bağ kopartılıyor. İşçi sınıfının tarihine, mücadelesine yönelik bu girişime karşı, söz hakkımız var, kullanacağız! DİSK, Taksim 1 Mayıs Meydanı’na sahip çıkma kararlılığındadır. Taksim Meydanı’na yeni bir yasak anlamına gelen bu uygulamaya karşı işçi sınıfının gür sesini Türkiye bir kez daha duyacaktır…

“DİNDAR NESİL YETİŞTİRME” AMACI, YASAL DÜZENLEMEYE KAVUŞTURULMAK İSTENİYOR!..
222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; AKP iktidarı süresince artış oranı %450’ye ulaşan İmam Hatip Okullarının önünün açılmasını, ILO ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırı olarak çıraklığa başlama yaşının 11’e düşürülerek, çocuk işçiliğini yaygınlaştırmayı, örgün eğitim fiilen 4 yıla indirileceği için özellikle kız çocuklarının geleceklerini karartmayı hedefliyor!.. Bu üç başlık “222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin gerçek niteliğini açıkça göstermektedir. Gerek içeriği, gerek hazırlanış biçimiyle bu kanun teklifi, Türkiye’nin insani, toplumsal ve ekonomik gelişmesini tehlikeye atmakta ve tüm çocuklarımız açısından ciddi riskler oluşturmaktadır...

EMEK ÖRGÜTLERİNE BASKILAR DEVAM EDİYOR! HUKUKSUZ VE KEYFİ GÖZALTILARA SON VERİLMELİDİR!
4688 sayılı yasaya karşı etkin eylem kararı alan ve 8 Mart çalışmalarını örgütleyen KESK, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaşıyor. 13 Ocak’ta genel merkez binası basılarak çalışanlarının ve bazı üyelerinin gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından bir ay sonra bugün KESK merkezi ve KESK’e bağlı SES ile TÜM BEL-SEN sendikalarının genel merkezleri yeniden basıldı. KESK MYK üyesi ve Kadın Sekreteri Canan Çalağan, SES Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun ve Tüm Bel-Sen Kadın Sekreteri Güler Elveren’le birlikte toplam 15 KESK üyesinin 2009’dan beri süren bir soruşturma gerekçe gösterilerek üç yıl sonra gözaltına alınmaları oldukça manidardır...

TÜRK-İŞ YÖNETİMİ BAŞBAKAN İLE NEYİN PAZARLIĞINI YAPTIĞINI AÇIKLAMALIDIR!
Türkiye demokrasi tarihi açısından karanlık bir dönemden geçiyoruz. 12 Eylül askeri darbesinin gölgesinde, konfederasyonumuz DİSK’e ve işçi sınıfının iradesine ket vurarak, işçileri örgütsüz bırakan, yalnızlığa ve çaresizliğe sürükleyen faşizan ruh kendisini bir kez daha ortaya koyuyor. Darbe günlerinde 12 Eylül’ün kudretli faşist generalleri ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu TİSK ile işbirliği yapan ve 12 Eylül cunta hükümetine genel sekreterini bakan veren TÜRK-İŞ konfederasyonu, bir kez daha kapalı kapılar ardında, işçi sınıfının örgütlenme özgürlüğünü pazarlık konusu yaparak bir ihanete daha imza atıyor...

SENDİKAL HAKLARIMIZ ÇİĞNENEMEZ, DİSK ENGELLENEMEZ!
Bilindiği gibi, Türkiye' deki toplu sözleşme düzeni ve sendikal özgürlükler alanını düzenleyen yeni bir yasanın 'toplu iş ilişkileri yasa tasarısı' adı altında bakanlar kurulunca TBMM' ye gönderildiği açıklandı. Çalışma Bakanı bu yasa tasarısının ülkemizdeki yasaklı ve baskıcı sendikal düzeni sona erdireceğini iddia etti. Bu anlamda Türkiye' nin toplumsal değişim ve demokrasi tarihi açısından, son derece önemli bir dönemeçte bulunuyoruz. Özgürlükçü ve değişimci görünen; ancak aslında 12 Eylül’ün, yani darbecilerin karanlığını bugün iyice perçinlemek isteyen bir anlayış, ne yazık ki sendikal haklar alanında Türkiye’yi bir kaosun eşiğine getirmiştir.

AKP İKTİDARI, EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİNE YÖNELİK GÖZALTI VE BASKILARA DEVAM EDİYOR!
Daha önce genel merkez binası basılıp kimi yöneticileri gözaltına alınan kamu emekçilerinin etkin örgütü KESK, önümüzdeki günlerde 4688 sayılı yasaya karşı eylem kararı almışken, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaştı. 27 Aralık’ta “Anayasa Uzlaşma Komisyonu”nun ziyaret ettiği KESK Genel merkezi’ne bu sabah saatlarinde de İstanbul Özel Yetkili Savcılığı’nın talimatıyla, Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM ekipleri gelerek, genel merkez genelinde arama yapmak istedi. KESK yöneticileri bu karara itiraz ederek sadece gözaltına alınan KESK uzmanının çalışma odasında arama yapılabileceğini söylediler. Siyasi iktidarın bu saldırısı sadece KESK’e yönelik değil, bütün emek ve demokrasi güçlerine yöneliktir.

ESNEKLİK DAYATMASI, KÖLELİK ŞARTLARINI KURAL HALİNE GETİRMEKTİR: BU AÇGÖZLÜLÜĞE TESLİM OLMAYACAĞIZ!..
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, kuralsız, esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerinin, yasal statüye kavuşturularak, olağan çalışma biçimleri haline getirilmek istenmesine ilişkin açıklaması...

İŞ KAZALARI, “İŞ CİNAYETİ” NİTELİĞİNİ KORUYARAK YENİ YILDA DA HIZ KESMEDEN SÜRÜYOR!..
2012’nin ilk gününde Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki askeri silah mühimmat deposunda gerçekleşen patlamada 4 işçi yaşamını yitirdi. Ülkemizde iş kazaları, “iş cinayeti” niteliğini koruyarak hızını kesmeden sürüyor… Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ostim, Elbistan ve İstanbul’da ortaya çıkan katliam gibi iş kazalarından sonra ölüm acımasız yüzünü bu kez askeri mühimmat deposunda gösterdi. Özel sektör ve kayıtdışında işçi sağlığı ve güvenliği sisteminin çökmüş olduğunu söylüyorduk. Bu durum kamuda da kendini ciddi olarak hissettirmeye başladı…

SAVAŞ CİNAYETTİR!.. SİVİL HALKA YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUZ!..
Kürt sorununun demokratik çözüme kavuşturulması, çatışmaların ve şiddetin son bulması, yeni ölümlerin ve gözyaşlarının bu ülkeyi dönüşü zor bir ayrımcılığa sürükleyeceğini, ancak birarada eşit ve özgür bir yaşamın temellerinin atılmasıyla ülkemizin esenliğe kavuşacağını her fırsatta dile getiriyoruz. Fakat, yaşanılan gelişmeler çatıma ve şiddet ortamının gittikçe yayılması yönünde gelişmektedir. Bir yandan yeni anayasa tartışmalarını sürdürmeye çalışan hükümet, diğer taraftan da irrasyonel politikalarla birarada yaşama umudunu söndüren uygulamaları pervasızca sürdürmektedir…

ÖLÜM MADENLERDE ÇALIŞANI YAKALIYOR!..
Sendikamız Dev Maden-Sen’in 0cak-Aralık 2011 tarihleri arasında yaptığı araştırma sonucu madencilik sektöründe meydana gelen kaza sayısı 111, ölümlü kaza 75, kazalarda ölen 87 ve yaralananların sayısı ise 247 oldu. Böylece son 5 yılda toplam 400 madenci madenlerde yaşamını yitirdi. Son 5 yılda ortaya çıkan tablo ürkütücüdür. Madencilik sektöründe taşeronlaşma ve güvencesiz çalışma koşulları mesleki eğitim ve birikimi yok etmiş, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini de nerdeyse tamamen ortadan kaldırmıştır. Yıllardır bu konularda çalışma yapan, sorunlara dikkat çeken sendikalar, meslek odaları ve birliklerinin uyarılarını dikkate almayan anlayışların iş sağlığı ve güvenliği alanında ciddi adımlar atabilmesi mümkün müdür? Kanla, ölümle, hastalıklarla, sakat kalmalarla yapılan üretimin kalkınmayla, gelişmeyle ne ilgisi bulunmaktadır?

TAŞERONA KARŞI MÜCADELE YARGILANAMAZ!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün Balcalı Hastanesi işçilerinin yargılandığı davaya ilişkin basın açıklaması...

İŞİN ÇİVİSİNİ ÇIKARTTILAR!..
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği açılışında yaptığı konuşmayla ilgili açıklaması...

YOKSULLUĞUN VE SEFALETİN RESMİ ADI: Asgari Ücret Tespit Komisyonu!
2012 yılı için asgari ücretin tespitine yönelik çalışmalar başladı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu adı verilen yapı, işçi sınıfının örgütlü kesimlerini bile kapsamaktan uzaktır. İşveren, hükümet ve TÜRK-İŞ temsilcilerinin eşit oranda temsiline dayanan komisyon bir kez daha Türkiye’de insanların boğazından geçecek olan lokmaların sayısını belirlemeye çalışacaktır. İşçi sınıfının önemli kısmının örgütsüz olduğu, örgütlü olanların grev yasakları, uzun toplu sözleşme ve yargı süreçleri nedeniyle sendikal haklarını yeterince kullanamadıkları, 12 Eylül yasalarının gölgesinde gerçekleştirilen bu toplantılardan emekçiler lehine bir sonuç beklemek ne yazık ki mümkün görünmemektedir...

DİSK/Nakliyat-İş yöneticileri depremzedelerle dayanışmak için Van-Erciş’e gidiyor!..
DİSK Örgütlenme Daire Başkanı ve Nakliyat-İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, Nakliyat-İş Örgütlenme Daire Başkanı Abuzer Arslan, Nakliyat-İş İstanbul Şube Başkanı Rıza Ballı ile Nakliyat-İş İstanbul Şube Sekreteri Zekeriya Gencer’den oluşan heyet 1-2 Aralık tarihlerinde Van ve Erciş’e gidiyor...

SUSTURULMAK İSTENEN KESK’İN EMEK VE DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR!..
28 Kasım Pazartesi günü, son zamanlarda sıklıkla ifade ettiğimiz ve giderek artmaya devam eden baskı ve korku imparatorluğu uygulamalarının bir örneği daha İzmir‘de hayata geçirilmiştir. İzmir‘de KCK ile ilişkilendirilerek KESK üyelerine yönelik olarak gerçekleştirilen operasyonlar sonrası açılan davada, aralarında KESK Genel Başkanı Lami Özgen‘in de bulunduğu 25 KESK üyesine 6‘şar yıl 3‘er ay hapis cezası verilmiştir...

BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!.. TAŞERONA KARŞI MÜCADELEMİZ SÜRECEK!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün İzmir’deki tutuklamalar hakkında basın açıklaması...

Gençlik istihdamında yaşanan temel sorun, gençlerin çalışma yaşamına katılırken karşılaştıkları olumsuz koşullardır!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, 16 Kasım 2011 tarihinde Ankara Hilton Hotel’de “Gençler için İnsana Yakışır İş: Türkiye’nin Ulusal Gençlik İstihdam Eylem Planı" adlı toplantıda yaptığı konuşmanın metni...

HALKI DÜŞÜNMEDİĞİNİZ ORTADA... PEKİ SİZ KİMLERİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Vicdanın ve adalet duygusunun köreltilmesinin bizzat yöneticiler tarafından kışkırtıldığı bir ülkede yaşadığımız hayal kırıklıkları artık yerini “hayat kırıklıkları”na bıraktı. 600 yurttaşımızı yitirdiğimiz 7.2’lik depremin ardından Van’da meydana gelen 5.6’lık ikinci bir depremde şu ana kadar 12 yurttaşımız yaşamını kaybetti. Van depremi için yardıma gelen ve kendi ülkesinde 8 şiddetindeki depremlerde dahi can kaybı yaşanmayan Japon doktor Atsushi Miyazaki’yi 5.6’yla “öldürmeyi başaran” bir ülke olma ünvanını kazandık. Yetmedi!. Doğal afetlere, iş kazalarına “hükmedemeyenler”, yurttaşlarını susturma konusunda “hüküm-et” olduklarını kanıtlamaktan geri kalmadıklarını bir kez daha gösterdiler…

PERVASIZLIĞIN VE “İŞÇİ DÜŞMANLIĞI”NIN BU KADARINA DA “PES” DOĞRUSU!..
İŞKUR’un açıklanan 2011-2015 Stratejik Planı’na göre, işsiz kalanlara verilen işsizlik ödeneğinin ortalama 5 aya düşürülmesinin hedeflediği görülmüştür. İşsizlik Sigortası Fonu, çalışırken işsiz kalmış insanların yoksullaşmalarının önüne bir nebze de olsa geçmeyi sağlamaya çalışmak üzere oluşturulmuştur. Fakat İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanma koşulları oldukça ağırdır. Bu koşulları yerine getirebilmek için çalışanların uygun, düzenli ve kayıtlı işlerde çalışmaları gerekmektedir. Ama gelinen aşamada fonun kendi amacı doğrultusunda kullanılması bir yana, daha fazla sermaye çevrelerine kaynak aktarmaya dönük bir plan yapıldığı görülmektedir…

TÜRKİYE AKP ELİYLE NEREYE SÜRÜKLENİYOR?..
DİSK Yönetim Kurulu, Türkiye’deki son gündem konularını değerlendirmek üzere 3 Kasım’da DİSK Genel Merkezi’nde toplandı. Ekonomik yapılanış, demokratik hak ve özgürlükler konusunda ülkemizdeki gelişmelerin endişe verici boyutlara ulaştığı görüşüne sahip olan DİSK Yönetim Kurulu, değerlendirme ve kaygılarını şöyle sıraladı: AKP siyasetinde bugün çok daha bariz olarak ortaya çıkan değişim/keskinleşme sinyalleri esas olarak 12 Haziran 2011 seçimlerinde ortaya çıkmış ve DİSK bu kaygısını kamuoyuyla her fırsatta paylaşmıştır...

VAN'DA DEPREM!.. ACIMIZ SONSUZ, İÇİMİZ BURUK!..
Deprem kuşağında yer alan Türkiye’de deprem öncesi önlemler almak yerine hala deprem sonrasının tartışılıyor olması, onca acı ve yıkımlara karşın kayda değer hiçbir önlemin alınmaması, deprem sonrası çalışmaların büyük bir amatörlükle ilerlemesi, yurttaşların doğanın gücü karşısında aciz bırakılması affedilir değildir. Kendisi gerek doğal afetler ve gerekse şehircilik ve yapılaşmanın insan hayatındaki önemi konusunda bilinçli olmayan bir devlet yurttaşlarını bu konuda nasıl bilinçlendirebilir? Durumun vahameti bir kez daha büyük bir acıyla ortada durmaktadır. Tehlike geçmiş değildir ve ülkemizin büyük bir bölümünde milyonlarca insan risk altında yaşamaya devam etmektedir…

DİSK: TARİFSİZ BİR ÜZÜNTÜYLE ACI İÇİNDEYİZ! ÖLÜMLERE, SAVAŞA VE ANALARIN ACISINA DERHAL SON VERİN!
Dün geceden beri devam eden çatışmalarda 24 askerin yaşamını kaybettiği ve ölümlerin artabileceği haberleri bir kez daha yüreğimizi büyük bir acıyla sarsıyor. Tarifsiz bir üzüntüyle acı içindeyiz. Gencecik insanlar bir kez daha yaşamlarının baharında toprağa düştü. Ailelerinin yürek yakan acısını anlamaya ve anlatmaya çalışmak mümkün değil. Toplumda barış çağrıları arttıkça, Kürt sorununun demokratik çözümünden yana acil adımlar atılması gerektiği söylendikçe, buna ters orantılı olarak, özel birliklerin sayısının artırılması, operasyonların büyütülmesi, seçilmişlerin yaygın şekilde gözaltına alınması, çatışmaların daha yüksek ölümlere yol açacak biçimde yayılması gibi, çatışma konsepti gittikçe geliştiriliyor…

DİSK, İŞÇİ SINIFININ SIKIŞTIRILMAK İSTENDİĞİ YENİ CENDEREYE KARŞI SESSİZ KALMAYACAKTIR!
Konfederasyonumuz, sendikal hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için katıldığı bu zeminde, “değişiklik” adı altında yeni bir hukuksuzluğun dayatıldığı bir sürecin parçası olmayacaktır. ILO sözleşmelerine, Avrupa Sosyal Şartı’na ve ülkemiz sendikal hareketinin ihtiyaçlarına uymayan Sendikalar Yasa Tasarısı hükümleriyle Toplu İş Sözleşmesi Yasa Tasarısı’nı kesinlikle yetersiz görmekteyiz. Bu şartlarda 19 Ekim 2011 günü yapılması planlanan üçlü Danışma Kuruluna katılmamızın da bir yararı kalmamıştır...

KÖTÜ İDARENİN FATURASI ZAMLARLA HALKA ÖDETTİRİLİYOR!..
61. Hükümet giderek kötüleşen ekonominin faturasını zamlar ve vergi artışları ile yine halka kesmektedir. Büyüme rakamlarına bakıldığında Dünya’da ekonomik krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alan Türkiye, kriz sonrasında hızlı bir artış gösteren büyüme oranlarının gölgesinde giderek artan cari açığı karşılama sorunu ile yüz yüzedir. Bununla birlikte kriz sonrası yaşanan kontrolsüz büyümenin ortaya çıkarttığı olumsuz fatura yine halkın üzerine yıkmaya çalışılmaktadır…

İŞÇİ SINIFI “SABIRLA” UYARI GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEKTEDİR!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Kıdem Tazminatı, Torba Yasa ve Özel İstihdam Büroları’na ilişkin DİSK’in görüşlerini TBMM Başkanlığı’na, TBMM’de grubu bulunan partilere iletmek üzere Meclis önünde yaptığı basın açıklaması...

SENDİKA KAPATMALAR DEVAM EDİYOR!
2008 Mayıs ayından bu yana devam eden ve Öğrenci Gençlik Sendikası GENÇ-SEN’’in kapatılması talebiyle İstanbul Valiliği tarafından açılan dava “kapatma kararı”yla sonuçlandı.

KIDEM TAZMİNATINDAN ÖNCE, SENDİKAL ÖRGÜTLENME VE İŞ GÜVENCESİNDE AVUSTURYA MODELİNİ ÖRNEK ALIN!..
Seçimden çoğunluk partisi olarak çıkan AKP hükümeti, ekonomik büyüme, istihdam ve işşizlikle ilgili yeni stratejisini hazırlayarak çalışanlara dönük çok kapsamlı bir saldırıya hazırlanıyor. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın bir gazeteye verdiği mülakatta Kıdem Tazminatının kaldırılacağı ve Kişisel Tazminat hesabının getirileceği; Hükümetin önümüzdeki dönemde kurulacak yeni sistemin ana hatlarını netleştirdiğini ve dünyada da Avusturya Modeli olarak bilinen sistemin tercih edildiğini ifade etmiştir. Ayrıca çalışanların %7’sinin Kıdem Tazminatını alabildiğini söyleyen Bakan bu konuda da gerçekleri ifade etmemektedir. Kıdem Tazminatı işten çıkarılma sonucu ortaya çıkan bir haktır. Böyle bir durumda, kayıtlı ekonomide %90 kıdem tazminatları bir şekilde tahsil edilmektedir. Sadece %10 iflas, konkordato gibi durumlara sorun ortaya çıkmaktadır. Burdaki hak kayıplarını giderecek etkin önlemler alınmalıdır. Ayrıca kayıtdışı ekonomi üzerine kararlı politikalarla gidildiğinde Bakanın ifade etmeye çalıştığı gerçek de ortadan kalkacaktır…

12 EYLÜL’DE GÜLEN’LER 12 EYLÜL’Ü SÜRDÜRÜYOR!..
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, 12 Eylül’ün 31. yılında Taksim’de yapılan protesto eyleminde yaptığı konuşma: "Hesap sorulmayan 12 Eylül anlayışı demokrasi ve özgürlüklerin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir!.."

DİSK-KESK-TMMOB-TTB’den ortak açıklama: 12 EYLÜL AKP İLE SÜRÜYOR!..
12 Eylül askeri faşist darbesinin üzerinden 31 yıl geçti. Fakat 12 Eylül hukuku hâlâ geçerlidir, hâlâ güncelliğini korumaktadır, 12 Eylül Anayasası temel hükümleriyle hâlâ yürürlüktedir. 12 Eylül yöneticileri tarafından çıkarılan yasalar ve kurumlar da bugün yürürlüktedir. Bizzat darbeciler tarafından hazırlanan çalışma yasalarının 31 yıldır geçerliliğini koruyor. 12 Eylül’ün siyasi, sosyal ve ideolojik sonuçları da hâlâ geçerlidir. Bugün insan haklarından, Kürt sorununa, sendikal hakların ayaklar altına alınmasından adalet mekanizmasına, basın yayın araçlarındaki sansürden üniversite özerkliğinin yok edilmesine, şovenizmin yaygınlaşmasından militarizm övgüsüne… ve krizi hızlandıran ekonomik politikalara kadar hayatımızı karartan bütün uygulamaların kökeninde 12 Eylül’de çizilen toplumu yeniden biçimlendirme projesi vardır. Bu projenin sonuçları kendisini bugün her alanda yozlaşma, çürüme, çözümsüzlük olarak göstermektedir...

YAŞASIN DÜNYA HALKLARININ KARDEŞLİĞİ!
DİSK Yönetim Kurulu’nun 1 Eylül Dünya Barış Günü mesajı...

Taşeron çalıştırmaya ve hukuksuz ihalelere karşı hakları için direnen Adana Balcalı Hastanesi işçilerinin yanındayız, yapılan saldırıyı ve gözaltıları şiddetle kınıyoruz!
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'nin Adana Balcalı Hastanesinde yaşananlara ilişkin ortak açıklaması...

Anadolu Ajansı’ndan “sahibinin sesi” uygulamalar...
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Anadolu Ajansı’nda çalışanlara yapılan uygulamalara ilişkin açıklaması:

Türkiye nereye sürüklenmek isteniyor?
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, son günlerde artan çatışmalara ilişkin açıklaması...

Samsun’da da hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı direneceğiz!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, DİSK/Devrimci Sağlık-İş üyelerinin Samsun Gazi Devlet Hastanesi’nde saldırıya uğramasına ilişkin açıklaması...

“CİNAYETLER ARTIYOR... ÖLDÜRÜLMEK İÇİN KADIN OLMAK YETERLİ!”
DİSK Kadın Komisyonu'nun son dönemde artan kadın cinayetlerine ilişkin basın açıklaması: Kadınlar öldürülüyor. Bunu söylemekten dilimizde tüy bitti; kadınlar hayatlarındaki en yakın erkek tanıdıkları tarafından öldürülüyor. Kadınlar, anne, eş, kızkardeş oldukları için ya da “aile” bütünlüğünde bir problem olduğu için değil, KADIN oldukları için öldürülüyor. Yani, öldürülmek için kadın olmak yeterli!

İŞÇİNİN ALINTERİNE GÖZ KOYANLAR TARİHE KARIŞACAKTIR
DİSK Yönetim Kurulu'nun basın açıklaması: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in açıklaması talihsiz ve kamuoyunu yanıltan niteliktedir.

MAS-DAF İŞÇİLERİNE ULUSLARARASI DESTEK BÜYÜYOR
Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu Genel Sekreteri Sharan Burrow, Başbakan’a bir mektup göndererek sendikal baskıları protesto etti.

AKP “YENİ YOLCULUĞUNA” KIDEM TAZMİNATI HAKKIMIZA SALDIRARAK BAŞLADI!
DİSK Yönetim Kurulu’nun, 61. Hükümet Programı’nda yer alan işçi haklarına ilişkin değerlendirmesi...

ALMAN GEA KLİMA PATRONU, ÇETESİNİ ANAYASAL HAKKINI KULLANAN İŞÇİLERE SALDIRTIYOR, HÜKÜMET SEYREDİYOR…
DİSK Genel Başkan Yardımcısı İsmail Yurtseven’in, GEA Klima’da işten atıldıkları için fabrika önünde bekleyen Birleşik Metal-İş üyesi işçilere yapılan saldırıya ilişkin açıklaması...

GÜVENCESİZLİĞE KARŞI TEK SEÇENEĞİMİZ DİRENMEKTİR!
DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali Cancı’nın, Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi çalışanlarından Devrimci Sağlık-İş üyesi Güllü Hanoğlu’nun işten çıkartılmasına ilişkin yaptığı açıklama...

MADIMAK KATLİAMI UNUTULMAYACAK!
2 Temmuz 1993'de gerici, faşist güçlerin planlı bir organizasyonuyla Sivas'ta "Pir Sultan Kültür Etkinlikleri"ne katılanlardan 35 aydın, sanatçı, yazar, kadın, genç, her şeyden önce insan, Madımak Oteli'nde yakılarak katledildiler. Sivas Katliamı bugün hâlâ toplumun vicdanında kanayan bir yara olarak duruyor! Geçmişi kapatmaya ve unutturmaya çalışmakla değil, onunla yüzleşerek toplumsal barışı sağlayabileceğimiz unutulmamalıdır. İnsanlık düşmanı gericiliği ve ırkçılığı, Madımak katliamına yol açan siyasal eğilimleri bir kez daha kınıyor, yitirdiğimiz canları 18 yıl sonra aynı duygularla anıyoruz.

TÜRKİYE'NİN KAOSA SÜRÜKLENMESİNE İZİN VERİLEMEZ
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, yüksek oylarla seçilen muhalif milletvekillerinin engellenmesine ilişkin açıklaması:

SURİYE HALKIYLA DAYANIŞMAYA!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Suriye’deki gelişmelere ilişkin açıklaması...

ADALETLİ BİR DÜNYA İSTEDİĞİMİZ İÇİN YARGILANMAMIZ ONURDUR!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, TEKEL direnişine ilişkin açılan davayla ilgili açıklaması...

TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜN ACI SINIRI: HOPA’DA EMEKLİ ÖĞRETMEN METİN LOKUMCU ÖLDÜRÜLDÜ!
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın miting yapacağı Hopa Meydanı’nda AKP Hükümeti’nin politikalarını demokratik haklarını kullanarak protesto etmek üzere yüzlerce Hopalı bir araya geldi. Çay üreticileri, sorunlarını dinlemeyen Başbakan’ı Hopa’da istemediklerini söylediler ve çay fiyatlarının bir an önce açıklanmasını talep ettiler. Aynı zamanda HES’lere tepki gösteren Hopalılar, "Çayımıza, fındığımıza, derelerimize, suyumuza sahip çıkacağız" dediler. Fakat, “ileri demokrasi” edebiyatına sarılanlar bulundukları alanda farklı bir sese tahammül göstermeyerek, demokratik haklarını kullanan Hopalıların dağıtılmasını buyurdular. Cop, kalkan, panzer, gaz bombaları eşliğinde alışık oldukları “orantısızlığı” bir kez daha sergileyerek ilçeyi savaş alanına çevirdiler. Emekli öğretmen Metin Lokumcu, atılan gaz bombaları sonucunda hayatını kaybetti…

SEÇİM SÜRECİNE İLİŞKİN DİSK-KESK-TMMOB-TTB'NİN ORTAK AÇIKLAMASI...
12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak genel seçimlere birkaç hafta kaldı. Seçimlere yaklaştıkça seçim atmosferinden kaynaklı olarak siyasal partiler arasında gerginlikler olabilir. Ancak yaşadıklarımız bunun çok ötesindedir. İktidar partisi devlet olanaklarını kullanarak, tek başına Anayasayı değiştirecek parlamento çoğunluğuna ulaşmak ihtirasıyla her türlü antidemokratik uygulamada sınır tanımıyor…

Sivil halkı hedef alan saldırıları ve kör şiddeti kınıyoruz!
DİSK Yönetim Kurulu’nun Etiler’deki patlamaya ilişkin açıklaması...

“SENDİKA DÜŞMANLIĞI” İMAMLARA MI YAPTIRILACAK?
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Düzce Müftülüğü’nün camilerde okuttuğu “işçi ve işveren sorumlulukları” başlıklı hutbeye ilişkin açıklaması...

1 MAYIS 2011 AÇIŞ KONUŞMASI
1 Mayıs Düzenleme Komitesi Başkanı ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı İsmail Yurtseven’in 1 Mayıs 2011 kutlamalarında yaptığı açış konuşması...

1 Milyon yürekle Taksim’deyiz!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün Kadıköy İskelesi’nden Beşiktaş İskelesi’ne yapılan yürüyüşte yaptığı konuşma...

77 1 Mayıs katliamı aydınlatılsın!
DİSK GENEL BAŞKAN YARDIMCISI İSMAİL YURTSEVEN’İN, “1977 1 MAYIS KATLİAMININ, FAİLİ MEÇUL VE SİYASİ CİNAYETLERİN AYDINLATILMASI İÇİN 1 MAYIS’TA TAKSİM’DEYİZ” TEMASIYLA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ŞİŞLİ-TAKSİM YÜRÜYÜŞÜ SONRASINDA YAPTIĞI BASIN AÇIKLAMASI...

TEPKİLERE RAĞMEN MECLİS’TEN GEÇİRİLEN TORBA YASA YENİ SALDIRILARA ZEMİN HAZIRLIYOR!
DİSK, kamuoyunda Torba Yasa ismi ile bilinen ve 29 Kasım 2010 tarihinde ilgili komisyona sunulan “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” içerisinde yer alan emek düşmanı kimi düzenlemelere dair, ilk günden itibaren kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışmış, kimi emek örgütlerinin suskunluğuna rağmen, mücadeleyi ortaklaştırmak ve büyütmek adına önemli bir çaba göstermiştir. TBMM Genel Kurul görüşmeleri sürecinde DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi emek örgütleri olarak, TBMM önünde, yasa ile ilgili protesto hakkımız, gaz bombaları ve joplarla engellenmek istemiştir. Ancak kamuoyu bu eylem ile emek örgütlerinin sesine biraz daha kulak vermek durumunda kalmıştır. Fakat sonuç olarak Torba Yasa dün TBMM Genel Kurulu’ndan geçmiştir…

KURALSIZ, GÜVENCESİZ VE SENDİKAL HAKLARDAN YOKSUNLUK İŞ CİNAYETLERİNİ ARTIRMAKTADIR!
Dün Başkent’te yaşanan iki ayrı olay Türkiye gündemine damgasını vurdu. Birincisi, emek ve meslek örgütlerinin demokratik haklarını kullanarak “Torba Yasa”yı protesto etmek istemelerinin polis gücüyle ve zor kullanılarak dağıtılmasıydı. İkinci olay ise, esasında iş güvenliğinden yoksun, kuralsızlığın had safhada olduğu ülkemizde, Torba Yasa’nın daha yasalaşmadan nelere yol açabileceğinin bir göstergesiydi. Ankara Ostim Sanayi Sitesi’nde bulunan iki işyerinde meydana gelen iki ayrı patlamada 18 işçi hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı. İş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya ikincisi; sendikal hak ve özgürlükler konusunda da ILO’nun kara listesinde olan bir ülkeden başka hangi sonucu bekliyorsunuz ki?

HERKES ANORMAL, BİR AKP NORMAL !
Öğrencileri dövmek, sendikacıları coplamak, gazetecileri tutuklamak, ressamlara dava açmak, hepsi normal. Kendisine Bülent Ortaçgil’in şarkısıyla cevap vermek istiyorum... "Vali Dedi Gayet Normal! Biri anlatsın hemen nedir bu normal? Galiba herkes anormal bir AKP normal!"

TORBA YASA HAKKINDA GÖRÜŞLERİMİZ...
Torba yasa ile yapılan düzenlemelerle, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerin (gizli işsizlerin) sayısı artacak, yarı zamanlı ve geçici çalışma yaygınlaşacaktır. Bu tasarı ile insan onuruna yaraşır nitelikli ve güvenceli işler yaratmayı bir hedef olarak koymak yerine, esnek çalışma biçimlerini yaygınlaştırmaya ve gençlerin sömürüsünün yaygınlaştırılmasına çalışılmaktadır... Konfederasyonumuz, işsizlik fonunun sermaye için seferber edilmesine, gençlerin daha fazla sömürüsüne, esneklik dayatmalarına, taşeronlaşmaya, asgari ücret sefaletine karşı torba yasada yer alan bu hükümlerin, sosyal adalet ilkesi ve insan onuruna yaraşır iş kavramı ile çelişkili olduğundan hareketle derhal geri çekilmesini talep etmektedir.

E-DEVLET UYGULAMASI EZİYETE DÖNÜŞÜYOR, HALK MAĞDUR EDİLİYOR. SOSYAL GÜVENLİK’TE ŞİFRELİ ERİŞİM, KİŞİLERİN TALEBİNE BIRAKILMALIDIR!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, “E-Devlet” uygulamasına ilişkin yaptığı açıklama...

İTİRAZ ETTİĞİMİZ DÜNYAYI DEĞİŞTİRME UMUDUMUZ VAR!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu (ASF) İstanbul 2010 kapanış yürüyüşünde yaptığı konuşma...

DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşleri
DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşlerini DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e sundu...

ETKİNLİK TAKVİMİ
Mayıs 2013
Pt
Sa
Ça
Pe
Cu
Ct
Pz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
P: EBAY
ETUC sitesine ulaşmak için tıklayınız... ITUC sitesine ulaşmak için tıklayınız...