|
|
|
 Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde, 46 yurttaşımızın hayatını kaybettiği, 200’den fazla kişinin yaralandığı bombalı saldırının ardından derin bir üzüntü ve büyük bir dehşet içindeyiz. Her şeyden önce yakınlarını kaybedenlerin acısını paylaşıyor ve en içten taziye dileklerimizi sunuyoruz. Yaralılara acil şifalar diliyoruz. Bölgede yaşanan gelişmeleri uzun süredir kaygı ile takip ediyor, Hükümetin savaş politikalarından derhal vazgeçmemesi halinde büyük kayıplar ve acılar yaşanacağını dile getiriyorduk. Cilvegözü Sınır Kapısı'nda yaşanılanlardan sonra Reyhanlı’da meydana gelen patlamada fitili ateşleyen her kim olursa olsun, masum insanları hedef haline getiren bu tablonun sorumlusu AKP’nin dış politikasıdır... (Basın Açıklamaları, 13.05.2013) |
|
|
 İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin (İHAM) 27.11.2012 tarihinde vermiş olduğu 1 Mayıs Taksim Meydanı hakkındaki kararını ısrarla uygulamayan, karara aykırı şekilde Taksim Meydanı’nda toplantı yapılmasını engellemesi, 1 Mayıs’ı kutlamak isteyenlere polis tarafından saldırıda bulunulması, yaralanması, gaz kullanılması, su sıkılması, gözaltına alınmaları ve durum hakkında Başbakan, Bakanlar, Vali, Emniyet Müdürü tarafından “Göstericiler suç işliyor” şeklinde yanıltıcı beyanda bulunmaları, hatta savcıları gözaltına alınan göstericileri serbest bıraktıkları için eleştirmeleri nedeniyle Hükümet Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne şikayet ediliyor. (Haber / Duyuru, 10.05.2013) |
|
|
 Konfederasyonumuz işçilere dönük yeni bir saldırının haberini tüm Türkiye gibi dün basına yansıyan haberler aracılığıyla öğrendi. Söz konusu habere göre AKP Hükümeti İş Mahkemelerinin daha hızlı ve masrafsız çalışması için yeni bir yasa tasarısı hazırlığı içinde. Bundan sonra “işçi ile iş veren arasından iş akdinden veya İş Kanunu’ndan doğan her tür hukuk uyuşmazlığın” İş Mahkemelerinde değil “İş ve Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti”nde görüşülmesi planlanıyor. Tasarıya göre “İşe iade hakkıyla sosyal güvenlik alanındaki uyuşmazlıklar”ın çatışma ve çözümü bağımsız yargı aracılığıyla değil hükümet tarafından oluşturulması planlanan Hakem Heyeti aracılığıyla olacak. (Basın Açıklamaları, 08.05.2013) |
|
|
 Araştırma Enstitümüz (DİSK-AR) Nisan ayı için açlık ve yoksulluk sınırın verilerini açıkladı. TÜİK Hanehalkı Harcama Kalıbı, TÜİK Madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan raporun sonuçlarına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 1100, yoksulluk sınırı ise 3478 TL olarak gerçekleşti. Araştırmanın sonuçlarına göre sağlıklı beslenmek için yetişkin bir kadının yapması gereken günlük harcama tutarı 9,46 TL olurken, bu rakam yetişkin bir erkek için 9,78 TL, 15-19 Yaş erkek çocuk için 10,31 TL, 4-6 yaş bir kız çocuğu için 7,12 TL oldu. Buna göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için yapması gereken günlük gıda harcaması 36,67 TL. (DİSK-AR, 08.05.2013) |
|
|
 Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 277 maddesi gereği “Yargı Görevi Yapanı Etkileme” ve yine 5237 Sayılı TCK’nın 288 maddesi gereği “Adil Yargılamayı Etkileme” suçlarını işlemekten, hakkında gerekli soruşturmanın yürütülerek kamu davası açılması ve neticede cezalandırılmaları istemiyle suç duyurusunda bulunuyoruz... (Haber / Duyuru, 06.05.2013) |
|
|
 ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow 1 Mayıs'ta İstanbul'daydı. "Avrupa'nın en büyük 1 Mayıs kutlamasına katılmak için geldiğim İstanbul'da demokratik ülkelere yakışmayan bir trajediyle karşılaştım" diyen Burrow izlenimlerini bütün dünya ile paylaştı. "Türkiye’de işçi haklarına yönelik saldırıya en ön saflarda şahit oldum. Polis, hükümetin emriyle işçilere göz yaşartıcı gaz atarken ben de barikatlardaydım. Ne kadar trajik bir 1 Mayıs. Ama bir günün sonundan ziyade yeni bir günün başlangıcını işaret ediyor. Türkiye’de bugün yaşananların mirası, şimdiden uluslararası işçi hareketinin damarlarında dolaşarak bize güç veriyor." (Uluslar arası İlişkiler, 03.05.2013) |
|
|
 İSTANBUL’DA SIKIYÖNETİM UYGULAMAKLA YETİNMEYEN HÜKÜMET İŞÇİLERE, EMEKÇİLERE, HALKA, 1 MAYIS’A SALDIRMAYA DEVAM EDİYOR!..
BU SALDIRILARIN ARKASINDA AKP’NİN İŞÇİ/EMEKÇİ DÜŞMANI TAVRI BULUNMAKTADIR!.. İstanbul’u açık hava hapishanesine çevirmek pahasına binlerce polisi işçilere, emekçilere saldırı için seferber eden AKP hükümeti ve onun valisi 1 Mayıs’ı yasaklayamayacağını bir kez daha gördü. Emekçiler tüm İstanbul’u 1 Mayıs alanına çevirdi. Hükümetin ve Vali’nin tavrı da ‘ideolojik’tir. Sermayenin ideolojisi ve çıkarlarına hizmet edenlerin işçi düşmanlığı bugün üzerimize yağdırılan gaz bombaları, tazyikli sular ve polis copu ile bir kez daha ayyuka çıkmıştır.
(Haber / Duyuru, 02.05.2013) |
|
|
 Taksim 1 Mayıs Alanı’nında kutlamaları yasaklayarak demokratik hakkımızı kullanmamızı engelleyenler şimdi de İstanbul sokaklarını halka kapatarak hukuksuzluğu sürdürüyor. İstanbul Valiliği bugün yaptığı yazılı açıklamayla metro, metrobüs, vapur seferlerini 1 Mayıs’ta iptal ederek, Taksim’e açılan bütün bulvar, cadde ve sokakları da trafiğe kapattığını bildirdi. Taksim 1 Mayıs Alanı’nı “Yayalaştırma Projesi” gerekçesiyle işçi sınıfına kapatan AKP ve İstanbul Valiliği şimdi de demokratik haklarımızı kullanmamızı bahane ederek İstanbul’da “sıkıyönetim” uygulayarak tüm halkı cezalandırıyor. İstanbul’da seferlerin iptal edilerek İstanbul halkının ulaşım haklarının ve seyahat özgürlüklerinin engellenmesi de, yasalardan doğan hak ve özgürlüklerimizin engellemesi gibi hukuksuzdur ve yasadışıdır. Kamu görevinde bulunanlar, kanunları ihlal ederek, görevlerini kötüye kullanmaktadırlar... (Basın Açıklamaları, 30.04.2013) |
|
|
 Bu inşaat çalışmalarını görmezlikten gelemeyiz. Ancak bu alanda 30 bin metrekareye yakın 1 mayıs için ayrılmış olan bir alan bizim için yeterlidir. Bu inşaatlarda alınmış olan tedbirler sonrası Vali Bey’e ve Başbakan’a ifade ettik. Eğer izin verirseniz biz buradaki tedbirleri iki üç katına çıkararak hiçbir arkadaşımızın burnu bile kanamadan kutlamaları yapabiliriz. 1 Mayıs’ı bu alanda kutlamak istiyoruz. Bu alan bizim için önemli. Sıradan bir alan olmadığını sayın Başbakan’a ifade ettik. Normal bir miting olsa tabi ki Kadıköy’de Kazlıçeşme’de olabiliriz. Ama burada 1 Mayıs 1977’de faşist katiller tarafından 36 arkadaşımız buralarda katledildi. Katledilen arkadaşlarımız adına 1 Mayıs’ı burada kutlamak istiyoruz. Siz önce arkadaşlarımızı katleden katilleri bulun adalete teslim edin. (Haber / Duyuru, 30.04.2013) |
|
|
 Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Çalışma Bakanlığı'nın katkılarıyla sermaye gruplarının ve patronların Maslak Sheraton Otel'de düzenleyecekleri "İşten Çıkarma Stratejileri" adlı paneli, otel önünde protesto etti. Panel öncesinde Maslak Sheraton Otel önünde toplanan Birleşik Metal-İş, Dev Sağlık-İş, Nakliyat-İş, Sosyal-İş, Gıda-İş, Enerji-Sen, Dev Yapı-İş yönetici ve üyesi DİSK'liler ve Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği üyeleri "Kahrolsun işçi düşmanları", "Milyonlar aç milyonlar işsiz, işte kapitalist sisteminiz", "Çalışma Bakanı işçi düşmanı" sloganlarıyla otelin giriş kapısına yürüdü. Burada bir açıklama yapan DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, düzenlenecek olan panelin, işçi sınıfının ve emekçi kitlelerin haklarına yönelik saldırıların planı olduğunu belirtti... (Haber / Duyuru, 27.04.2013) |
|
|
 İstanbul Valiliği'nin Taksim'in fiziki koşullarını öne sürerek 1 Mayıs kutlamalarına yasak olduğu açıklamasının ardından, 1 Mayıs Tertip Komitesi, kutlamaların Taksim 1 Mayıs Alanı'nda yapılabileceğine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Taksim Hill Otel'de düzenlenen toplantıya DİSK Genel Başkanı Kani Beko ve Genel Sekreter Arzu Çerkezoğlu, DİSK üyesi sendikaların yöneticileri, KESK Genel Başkanı Lami Özgen ve Genel Sekreteri İsmali Hakkı Tombul, Türk-İş Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Nazmi Irgat, TTB Merkez Konseyi üyeleri Osman Öztürk, Hüseyin Demirdizen, İstanbul Tabip Odası’ndan Ali Çerkezoğlu ve Hak-İş'in de aralarında olduğu çok sayıda siyasi parti, sendika ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı. Dev Sağlık-İş üyesi işçiler de basın toplantısında yer aldı. 1 Mayıs Tertip Komitesi, fiziki olarak 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanmasına bir engel olmadığını belirterek, "Bu karar siyasi bir karardır" dedi ve 1 Mayıs'ta Taksim'de olacaklarını açıkladı... (Haber / Duyuru, 27.04.2013) |
|
|
 DİSK, KESK, TÜRK-İŞ ve TTB’den oluşan 2013 1 Mayıs çağrıcıları ve katılımcı örgütlerin temsilcilerinden oluşan “1 Mayıs Tertip Komitesi” 25 Nisan, Perşembe günü saat 11:00’da Gezi Parkı’nın Taksim girişinde 1 Mayıs hazırlıklarına ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını çağrıcı ve katılımcı örgütler adına DİSK Genel Başkanı Kani Beko yaptı.. BİRLİK, MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ 1 MAYIS’TA BAŞTA TAKSİM OLMAK ÜZERE TÜM TÜRKİYE’DE ALANLARDAYIZ! İşçisi, işsizi, emekçisi, emeklisi, aydını, sanatçısı, gazetecisi, öğrencisi, esnafı, kadını, genci, yaşlısıyla tüm halkımızı adalet, eşitik, özgürlük, barış ve gerçek demokrasi için 1 Mayıs alanlarında birlikte olmaya çağırıyoruz!.. (Haber / Duyuru, 25.04.2013) |
|
|
 8. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 1-8 Mayıs tarihleri arasında izleyicilerle buluşuyor! İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak gerçekleşecek festivalde bu yıl “Sınırda Yaşamak” teması ile 15 farklı ülkeden toplam 54 film gösterilecek. Festivalin değişmez illüstrasyonu Karagöz ve Şarlo bu yıl “Sınırda Yaşamak” temasıyla mitolojide tanrılar tarafından cezalandırılan ve bu cezaya direnen ilk insan Sisyphus’a (Sisifos) gönderme yaparak, Ortadoğu’daki savaşın, Ortadoğu’daki önemli en önemli aktörlerden Kürtlerin sürecinin, açlık ve yoksulluğun sınırlarında umudu ve emeği ile ayakta kalmaya çalışanların öykülerini beyaz perdeye taşıyor... (Haber / Duyuru, 24.04.2013) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü’nün (DİSK-AR), Türkiye İstatistik Kurumu Çocuk İşçiliği İstatistikleri 1994, 1999, 2007, 2012 ve Uluslararası Çalışma Örgütü ILO 2000-2004 ve 2004-2008 eğilim araştırması sonuçlarını ve SGK 2006-2012 İstatistiklerini kullanarak yaptığı hesaplamaya göre, Dünya genelinde azalma eğiliminde olan çocuk işçiliği Türkiye’de kriz sürecinde tekrar canlandı. 14 Mart 2013 tarihinde Adana'da haftalığı 100 TL’ye çalıştığı fabrikada kafası pres makinesine sıkışarak ölen 13 yaşındaki çocuk işçi Ahmet Yıldız’ın ansına ithaf edilen DİSK-AR Çocuk İşçiliği 2013 raporunda, çocuk işçiliğinin özellikle en kötü çalışma biçimlerinin olduğu tarım sektöründe ve ücretsiz aile işçiliğinin yükselmesinin endişe verici olduğu ifade edildi. Dünyadaki genel eğilimin tersine 5-14 yaş grubu çocuklarda çalışma hayatına katılımın arttığının vurgulandığı raporda, Türkiye’nin bu anlamda son derece kötü bir eğilim içine girdiğine dikkat çekildi. (DİSK-AR, 22.04.2013) |
|
|
 İşçilerle, yoksullarla, işsizlerle, kadınlarla, gençlerle, dışlanmışlarla, mağdurlarla ve emeğini, alınterini harcayan bütün emekçilerle birlik olmak, dayanışmak ve mücadeleyi yükseltmek için, 1 Mayıs’ta başta TAKSİM 1 MAYIS ALANI olmak üzere ülkenin dört bir yanında buluşuyoruz! Birliğin, mücadelenin, dayanışmanın ve direncin sembolü; işçi sınıfının ve yoksul emekçi halkımızın ekmek, gül ve hürriyet günlerine inancın gülümseyen yüzü 1 Mayıs’ı karşılamaya hazırlanıyoruz... (Haber / Duyuru, 16.04.2013) |
|
|
 DİSK, 1 Mayıs 2013 Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde kardeş sendikalar ve meslek örgütleriyle, en geniş ortak birlikteliği yaratarak kutlamak için, başta Taksim 1 Mayıs Alanı olmak üzere ülkenin dört bir tarafında tüm mağdurlarla, yoksullarla, dışlananlarla, işsizlerle, işçilerle, beyaz yakalı ve mavi yakalı tüm kamu emekçileriyle, mimar ve mühendislerle, doktorlarla, aydınlarla, sanatçılarla, kadınlarla, gençlerle, emeklilerle, basın emekçileriyle, 1 Mayıs alanlarına çıkıyor.. 1 MAYIS KUTLAMA HAZIRLIKLARINI SÜRDÜREN DİSK 2013 1 MAYIS AFİŞİNİ YAYINLADI.. (Haber / Duyuru, 16.04.2013) |
|
|
 İşveren örgütlerinin talepleri doğrultusunda, taşeron uygulamasına ilişkin yasal düzenlemeleri esnetmeyi, yasal sınırları kaldırmayı amaçlayan AKP hükümeti, bu yöndeki iradesini son üç yıl içinde iki defa somut biçimde ortaya koymuştur. “İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Taslağı”nda yer alan daha sonra taslaktan çıkarılan düzenlemede, asıl işlerin taşerona verilmesine ilişkin koşuldaki “ile” bağlacının “veya” şeklinde değiştirilmesi öngörülerek adeta nabız yoklaması yapılmış, geçtiğimiz aylarda kamuoyuna sızan yasa taslağında, asıl işlerin taşerona verilebilmesine ilişkin koşulun tümüyle kaldırılması öngörülmüştür... (Basın Açıklamaları, 14.04.2013) |
|
|
 “İşçi sınıfına yönelik saldırıların alabildiğine arttığı bir dönemde, mücadele sürecine daha etkin müdahale olanaklarının yaratılması için” 6 Nisan 2013 tarihinde MKM Beşiktaş Kültür Merkezi Atilla İlhan Sahnesi’nde toplanan DİSK Olağanüstü Genel Kurulu tamamlandı. Genel-İş Genel Sekreteri Kani Beko DİSK Genel Başkanı, Devrimci Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Atabek Çerkezoğlu DİSK Genel Sekreteri seçildi. DİSK’in mücadele tarihinde ilk kez bir kadın Genel Sekreter oluyor!.. Yönetim Kurulu’na ise Alaaddin Sarı (Lastik-İş Sendikası), Celal Ovat (Gıda-İş), Ergun Tavşanoğlu (Tümka-İş), Metin Ebetürk (Sosyal-İş), Muzaffer Subaşı (Tekstil) getirildiler. (Haber / Duyuru, 07.04.2013) |
|
|
 DİSK/Genel-İş Sendikası’yla hiçbir alakası olmayan kişileri arama bahanesiyle sabah erken saatlerde genel merkez binasını basan polis içerideki tüm kapıları kırarak ağır hasar yarattı! Sendikaların “yasadışı” gösterilmesi için olmadık yöntemler deneyen AKP Hükümeti, sendikaları itibarsızlaştırarak zayıflatmayı ve sendikal mücadeleyi tasfiye etmeyi hedefliyor!.. Daha geçen aylarda kamu emekçilerinin sendikal örgütlerine, hukukçulara ve çeşitli muhalif kitle örgütlerine yapılan operasyonlar sırasında “Türkiye’de baskıcı ve otoriter yeni rejimi inşa etme sürecinde gittikçe devletleşen AKP’nin, siyasi takvimini sorunsuzca uygulamak için tüm muhalif kesimlere karşı olmadık komplolar kurduğu, hukuku ve adaleti hiçe sayarak temelsiz iddialarla sabah baskınları yapıp davalar açtığı”nı söylemiştik... (Basın Açıklamaları, 25.03.2013) |
|
|
 Ortadoğu halklarının barış ve kardeşlik simgesi olan Nevruz/Newroz, bu yıl da savaş yorgunu olan coğrafyanın, halkların kardeşliğine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde kutlanacak. Çünkü Ortadoğu yine emperyalist işgal ve savaş politikaları altında koyu bir karanlığa doğru sürüklenmek istenmektedir. Ama inancımız odur ki, Ortadoğu halklarının bilgeliğinin, emperyalistlerin savaşa ve kitle kıyımına dayalı politikalarından çok daha köklü olduğunun canlı bir kanıtı olan Newroz'un şenlik ateşleri hiç sönmeyecek, halkların kardeşliğinin bir simgesi olarak yanmaya devam edecektir. (Basın Açıklamaları, 21.03.2013) |
|
|
 İŞSİZLİK ORANI VE KAYITDIŞI KADINLAR İÇİN ARTTI, ERKEKLER İÇİN AZALDI. YENİ İŞSİZLERİN YARISINDAN ÇOĞU YÜKSEK ÖĞRETİM MEZUNU KADINLAR. TÜRKİYE’DE İŞSİZLİK 64 ÜLKEDEN YÜKSEK. GENİŞ TANIMLI İŞSİZ SAYISI 4 MİLYON 859 BİN, İŞSİZLİK ORANI % 16,4 OLDU.
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Aralık 2012 dönem sonuçlarını değerlendirdi: Buna göre resmi işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,7 puanlık bir sıçrama yaparken, istihdamda verilerinin hızla bozulmaya başladığı Haziran döneminden bu yana 2,1 puan artış gösterdi ve %10,1 oldu. Resmi işsiz sayısındaki artış ise haziran döneminden bugüne 564 bin oldu. Bir önceki yılın aynı dönemine göre ise resmi işsiz sayısı 214 bin kişi, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 297 bin kişi arttı. (DİSK-AR, 15.03.2013) |
|
|
 Bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde DİSK’li, KESK’li ve TTB’li kadınlar olarak; 8 Mart’ın kadınlara resmi tatil ilan edilmesi için bir kampanya başlattık. Bizler bu resmi tatil günü talebimizle; resmi geçitler, devlet törenleri ve bizim adımıza bizim adımızı anmadan çıkartılan yasalara karşı yılın bir günü kadın sorunlarına dikkat çekmek ve mücadelemizi sokaklara tüm kadınlarla birlikte taşımak için, kadın dayanışmasını örmek için, kadına yönelik şiddete, kadın emeğinin görünmez kılınmasına ve kadınların güvencesiz çalıştırılmasına karşı birlikte direnmek için biraraya geliyoruz. Ücretsiz ev işlerinin ve eşitsiz koşullarda çalıştığımız tüm işlerin bir tek gün bile olsa durmasını istiyoruz. Biz DİSK’li kadınlar olarak bu çağrının ve mücadelenin takipçisi olacağız. (Haber / Duyuru, 08.03.2013) |
|
|
 ŞANLIURFA VE DİYARBAKIR’DA UMUTSUZ İŞSİZLERDE PATLAMA YAŞANDI. GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK ORANI BU BÖLGEDE 1 YILDA YÜZDE 25’DEN 31’E YÜKSELDİ. TÜRKİYE GENELİNDE İSE GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK ORANI % 15,3, İŞSİZ SAYISI 4,5 MİLYON OLARAK GERÇEKLEŞTİ. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi 2012 yılı sonuçlarını değerlendirdi:
1) Ekonomik büyüme rakamlarındaki yavaşlama ile birlikte Haziran ayında işsizlik verilerine yansımaya başlayan olumsuz tablo yıllık ortalamalara yeterince yansımadı. Buna göre resmi işsizlik oranı bir önceki yıla göre 0,6 puan azaldı. Hatırlanacağı üzere istihdamda verilerin hızla bozulmaya başladığı haziran döneminden bu yana işsizlik 1,4 puan artış göstermiş ve işsizlik oranı %9,4 olmuştu. Bu eğilimin sonuçları Aralık verilerin de daha net görülecektir... (DİSK-AR, 07.03.2013) |
|
|
 "21. Yüzyıl için Sosyalizm" sloganıyla 1998'den itibaren Venezuela Devlet Başkanlığı yapan, ülkesinde Bolivarcı Devrim’in sosyalist reformlarını uygulayan; emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesinde komünal konseyler ve işçilerce yönetilen kooperatifler kurup, bir dizi toprak reformunu hayata geçirerek, çeşitli önemli sanayileri kamulaştıran Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi'nin (PSUV) lideri Hugo Rafael Chávez Frías hayatını kaybetti. Adaletli, eşit ve özgür bir dünyanın ancak sosyalizme açılarak gerçekleştirilebileceğini savunan ve ölümüne kadar da mücadeleden taviz vermeyen Hugo Chávez’i unutmayacağız! (Haber / Duyuru, 06.03.2013) |
|
|
 DİSK Yönetim Kurulu, 5 Mart 2013 tarihinde yaptığı toplantıda Nisan ayı içerisinde Olağanüstü Genel Kurul’u toplama kararı aldı. DİSK YK, Olağanüstü Genel Kurul kararı alınmasında belirleyici faktörün, işçi sınıfına yönelik saldırıların alabildiğine arttığı bir dönemde yaşanmakta olan sorunların bir an önce çözülerek, içinde bulunduğumuz mücadele sürecine daha etkin müdahale olanaklarının yaratılması olduğunu belirtti. Olağanüstü Genel Kurul’un toplanması için hazırlık çalışmalarına başlandı… (Haber / Duyuru, 05.03.2013) |
|
|
 • Hükümet politikalarından beslenenler Sinop ve Samsun’da linç kampanyaları düzenliyor! Avukatlar adliye içerisinde polis şiddetine uğruyor!.. • KESK davasına ilişkin yaptığımız açıklamada “Türkiye’de baskıcı ve otoriter yeni rejimi inşa etme sürecinde gittikçe devletleşen AKP’nin, siyasi takvimini sorunsuzca uygulamak için tüm muhalif kesimlere karşı olmadık komplolar kurduğu, hukuku ve adaleti hiçe sayarak temelsiz iddialarla davalar açtığı bugün artık bütün boyutlarıyla görülebiliyor. AKP’nin hedefine oturttuğu muhalif dinamiklerden biri de kamu emekçilerinin sendikal örgütü KESK’tir. KESK çeşitli iddialarla birkaç kez basıldı, yüzlerce KESK’li soruşturmalara uğradı, onlarcası gözaltına alınıp tutuklandı.” dememizin üzerinden dört gün geçmeden bugün başta KESK genel merkezi olmak üzere 28 ilde kamu çalışanlarına yönelik yapılan operasyonlarda 167 kişinin hakkında gözaltı kararı çıkarıldı… (Basın Açıklamaları, 19.02.2013) |
|
|
 DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri çerçevesinde 18 Şubat 2013 tarihinde ortak bir basın toplantısı yaptılar. TTB`den Filiz Ünal`ın okuduğu açıklamada, TMMOB`den Ayşegül Oruçkaptan, DİSK`den Nevin Kızılöz, KESK`den Canan Çalağan bulundu. 8 Mart 1857 tarihinde ABD‘nin New-York kentinde 40 bin dokuma işçisinin daha iyi çalışma koşulları ve eşit işe eşit ücret istemiyle bir tekstil fabrikasında başlattığı mücadelenin ve bu mücadele sonucunda polisin işçilere saldırarak çoğu kadın 129 işçinin hayatını kaybetmesinin anısına, dünyanın her yerinde ve ülkemizde daha iyi bir dünya özlemi taşıyan kadınların hak arama mücadelesinin günüdür. 8 Mart, kapitalizmin tarihsel süreçte, kadın ile ihtiyaca bağlı olarak "ucuz emek - kutsanmış annelik" arasında kurduğu ikiyüzlü ilişkinin neoliberal politikalarla ülkemize yansımasının dayatıldığı bir dönemde, kadının varoluş mücadelesi için tarihsel bir anlam kazandığı gündür... (Haber / Duyuru, 18.02.2013) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Kasım 2012 dönem sonuçlarını değerlendirdi: 1) Ekonomik büyüme rakamlarındaki yavaşlama hızlı bir biçimde işsizlik verilerine de yansımaya başladı. Olağan koşullarda inşaat ve turizm sektörünün canlanması ile işsizlik verilerinde düşüş beklenen yaz ayları, işsizlik verilerinde yükselişin ve tehlikenin işaretini vermişti. Buna göre resmi işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,3 puan artarken, istihdamda verilerin hızla bozulmaya başladığı haziran döneminden bu yana 1,4 puan artış gösterdi ve %9,4 oldu. İşsizlikte dip nokta olarak görülen haziran ayı ile birlikte başlayan yükseliş trendi geçtiğimiz ay yaşanan duraklamadan sonra devam ediyor. Resmi işsiz sayısındaki artış haziran ayından bugüne 404 bin oldu. Yıllık bazda resmi işsiz sayısı 201 bin kişi, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 380 bin kişi arttı… (DİSK-AR, 15.02.2013) |
|
|
 DİSK 46 yıl önce, 13 Şubat 1967 yılında İstanbul’da kurulduğu günden bugüne, kendini yalnızca üyelerinin çıkarlarını korumakla sınırlamayıp, tüm topluma karşı sorumlu olduğunu bilerek hareket etti. DİSK, ülkenin tüm sorunlarını kendi sorunu olarak gördü, toplumun örgütlü ve öncü gücü olmanın bir gereği olarak bu görevini 46 yıldır binbir türlü baskı, tutuklama, kapatma davaları, işkenceler, cezaevleri ve antidemokratik yasalarla engellenmesine karşın yerine getirmeye çalıştı. İşte bu nedenledir ki DİSK, sınıf ve kitle sendikacılığının bugün yok edilip yerine yandaş sendikacılığın ve ABD direktifleriyle AKP şemsiyesi altında totaliter bir rejimin kurulmaya çalışıldığı bu süreçte de yine alanlardadır. 13 ŞUBAT 2013 TARİHİNDE SAAT 14:00’DA ÇORLU CUMHURİYET MEYDANI’NDA GREVDEKİ DAİYANG-SK İŞÇİLERİYLE DAYANIŞMA İÇİNDE VE OMUZ OMUZA OLACAĞIZ!.. (DİSK Etkinlikleri, 04.02.2013) |
|
|
 İşçiler, sorumsuzluğun, vurdumduymazlığın, aşırı kâr hırsının, güvencesizliğin, güvensizliğin, örgütsüzlüğün, tedbirsizliğin, eğitimsizliğin, öngörüsüzlüğün sonucu olarak meydana gelen iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor. Ve bugün Gaziantep'te 4. Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu Güneydoğu Galvaniz Fabrikası’nda asit kazanının aşırı ısınma sonucu patlamasından dolayı 8 işçi feci bir şekilde öldü, 13’ü ağır olmak üzere 20 civarında işçi yaralandı. İki işçinin de kayıp olduğu gelen bilgiler arasında. Patlamanın olduğu fabrikaya giden DİSK Gaziantep Bölge Temsilciliğimiz ve basına “yeterli” ve açıklayıcı bilgi verilmemesi, kimsenin fabrikaya yanaştırılmaması başka kuşkuların doğmasına neden oluyor. Gerek patlamanın olduğu fabrikada ve gerekse Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan işçi sayısının verilmemesi, çelişkili rakamlar dile getirilmesi, bölgede kayıtdışı, sigortasız, kaçak işçilerin yanısıra Suriyeli mülteci işçilerin de çalıştırıldığı yönünde şüpheleri güçlendiriyor. (Basın Açıklamaları, 30.01.2013) |
|
|
 Cumartesi günü Resmi Gazete’de yayınlanan sendikal istatistiklerle, 12 Eylül faşizminin ürettiği sendikal baraj ve yetki bariyerinin üzerine inşa edilmeye çalışılan, vesayetçi sendikal anlayışın ilk adımları atıldı. İşçilerin örgütlenme iradeleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın koridorlarında gezen AKP yandaşı sendikacıların, parababası sermaye örgütlerinin, TOBB’un, sektör temsilcilerinin oyunları ile gasp edildi. Binlerce işçinin toplusözleşme yapma hakkı, sendika seçme özgürlüğü bir gecede ayaklar altına alındı. Bu oyunun adı hükümet ve işveren yanlısı sendikacılığın ihyasıdır. Sarı sendikacılığın ihyasıdır. Bu oyunun adı tek tip sendikacılığın işçilere dayatılmasıdır. (Haber / Duyuru, 29.01.2013) |
|
|
 Araştırma Enstitümüzün Resmi Gazete’de yayınlanan 6356 sayılı “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi” kanunu gereğince açıklanan, işkollarındaki işçi sayıları ve sendikaların üye sayılarına ilişkin 2013 Ocak ayı istatistikleri üzerinden hazırladığı rapora göre, milyonlarca işçinin toplusözleşme hakkının gasp edilmesinin ilk adımı atıldı. 2018 yılı Temmuz istatistiklerinin açıklanması ile % 3 barajı altında kalacak işkollarında, 5 milyon 277 bin işçi, yani tüm kayıtlı işçilerin % 48,5’i için Toplu İş Sözleşmesi (TİS) hayal haline gelirken, bu işçilerin bulunduğu 6 işkolunda işçiler yetkili sendika bulamayacak. Kayıtlı işçilerin % 33’ü ise tek sendika tercihine mahkum olacak. Dünya’da örneği olmayan ve işçinin sendika seçme, toplusözleşme hakkını ortadan kaldırmayı amaçlayan işkolu barajı, yeni yasa ile % 3 olarak belirlendi. Ekonomik ve Sosyal Konsey üyesi konfederasyonlar için kademeli geçiş öngörüldü. Yasaya göre bir işçinin toplusözleşme hakkını kullanabilmesi için, o işkolundaki tüm işçilerin % 3’ünü örgütlemiş bir sendikaya üye olması gerekiyor. Bu yükümlülüğü yerine getirmesi için sendikaların işkoluna göre kimi sektörde 2 bin, kimi sektörde 65 bin işçiyi örgütlemesi gerekiyor. Sendikal yasakların ve baskıların son derece fazla olduğu koşullarda bu sayıda işçiyi örgütleyebilmek yeni bir sendika için neredeyse imkansız. (DİSK-AR, 27.01.2013) |
|
|
 Sokak çocukları, azınlıklar ve ötekileştirilen, dışlanan kimliklere ilişkin çalışmalar yapan, kadın hakları, barış mücadelesi, antimilitarizm ve insan haklarıyla ilgili etkin mücadele yürüten, birçok demokratik kitle örgütü ve harekete destek veren, Amargi Dergisi’nin editörü Pınar Selek, Yargıtay’ın bozma kararı üzerine görüşünü değiştiren İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Alınan karar uyarınca Selek hakkında yakalama emri de çıkarıldı. Sorgusu sırasında ağır işkencelerden geçirilen, aylarca cezaevinde kalan, emniyet iftiraları, düzmece tutanaklar ve tutarsızlıklarla dolu mahkeme süreçlerinde her defasında beraat eden Pınar Selek’in ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması bir kez daha göstermiştir ki; bu ülkede hüküm süren AKP imparatorluğu hukukla değil, siyasi kararlarla iktidarını tesis etmektedir. (Basın Açıklamaları, 25.01.2013) |
|
|
 Geçtiğimiz hafta Çağdaş Hukukçular Derneği’ne kültür merkezlerine ve kitle örgütlerine karşı Nazi Almanya’sının SS baskınlarını anımsatan operasyonlarla içlerinde DİSK/Genel-İş avukatı Taylan Tanay’ın da bulunduğu 85 muhalif kimlikli insanın, hukuk hiçe sayılarak kapılar kırılarak, işkence yapılarak gözaltına alınmalarını kınarken, “siyasi iktidarın Türkiye’de ‘totaliter’ bir rejim kurma hevesiyle” hareket ettiğini; hak ihlalleriyle, hukuksuzlukla ve toplumun muhalif kesimlerini sindirme operasyonlarına devam ettiğini söylemiştik. Ve dün öğlen saatlerinde, DİSK çalışanı Berna Yılmaz yoldan çevrilip gözaltına alındı. Berna Yılmaz, öğrenim hakkı bizzat devlet tarafından engellenen gencecik bir üniversite öğrencisiydi. Parasız eğitim istediği için aylarca cezaevinde tutularak, adaletten ve hukuktan yoksun yapılan bir yargılama sonucunda 8,5 yıl ceza aldı. Bir yandan hukuksal süreç işlerken diğer taraftan da yaşamını kazanmak için çalışıyordu... (Basın Açıklamaları, 21.01.2013) |
|
|
 Siyasi iktidarın Türkiye’de “totaliter” bir rejim kurma hevesi; hak ihlalleriyle, hukuksuzlukla ve toplumun muhalif kesimlerini sindirme operasyonlarıyla devam ediyor. Türkiye’de hukuksuzluğa ve AKP iktidarının baskılarına karşı etkin hukuk mücadelesi yürüten Çağdaş Hukukçular Derneği, kültür merkezleri ve kitle örgütlerine yönelik 7 ilde düzenlenen operasyonlarda, 85 kişinin gözaltına alındığı ve operasyonların süreceği haberleri gündemde. Devleti dönüştürerek, gücünü ve etkinliğini artıran siyasi iktidarın baskı politikalarını daha da artıracağına kuşku olmadığını, diktatörlüğe uzanan bu stratejik programın adım adım uygulanması sürecinde, temel demokratik hakların ve özgürlüklerin tamamen yok edilmesinin de gündeme geleceğini her fırsatta söyledik ve söylüyoruz… (Basın Açıklamaları, 18.01.2013) |
|
|
 20 OCAK‘TA GAZİANTEP‘TE VE TÜM TÜRKİYE‘DE SOKAKLARDAYIZ, ALANLARDAYIZ! Bugüne kadar sokağın sesinden korkanlara, tehditler yağdıranlara, engellerle önümüze duvar örmeye kalkanlara inat 20 Ocak 2013 Pazar günü tüm yurtta DİSK-KESK-TMMOB-TTB öncülüğünde emek ve demokrasi güçleriyle; "ABD Emperyalizminin Taşeronu Olmayacağız! Ortadoğu‘nun Geleceğine Halklar Karar Versin! Suriye‘de Emperyalist Müdahaleye Hayır!" şiarıyla alanlarda olacağız. İllerdeki yürüyüş ve basın açıklaması programı ektedir... (Haber / Duyuru, 18.01.2013) |
|
|
 Hükümetin emek karşıtı politikalarından destek alan işverenler yasa tanımaz tutumlarında sınır tanımıyorlar. DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikamız ve Çorlu Avrupa Serbest Bölgesi’nde kurulu bulunan Güney Kore sermayeli Daiyang-SK işvereni arasında 2012 Mayıs’ında başlayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin ve grev uygulama tarihine kadar yapılan girişimlerin de sonuç vermemesi üzerine14 Kasım 2012 tarihinde, tüm işçilerin katılımıyla greve gidildi. Güney Koreli işverenlerin, örgütlenme ve yetki sürecinde işçilerin sendikal haklarını engellemeye yönelik sergiledikleri tutum, toplu iş sözleşmesi döneminde de devam etti ve grev sürecinde ise yasadışı bir boyuta sıçradı. Daiyang-SK işvereni grevi kırmak amacıyla Kore’den kaçak işçi getirdi. (Basın Açıklamaları, 16.01.2013) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Ekim 2013 dönem sonuçlarını değerlendirdi: Ekonomik büyüme rakamlarındaki yavaşlama hızlı bir biçimde işsizlik verilerine de yansımaya başladı. Olağan koşullarda inşaat ve turizm sektörünün canlanması ile işsizlik verilerinde düşüş beklenen yaz ayları, işsizlik verilerinde yükselişin ve tehlikenin işaretini vermişti. Ekim döneminde ise işsizlik verileri durağan ancak tehlike sinyalleri vererek gerçekleşti. Buna göre resmi işsizlik oranı bir önceki aya göre aynı kalırken. Haziran döneminden bu yana ise % 1,1 puan artış gösterdi. İşsizlikte dip nokta olarak görülen haziran ayı ile birlikte başlayan yükseliş trendinin devam etmesi beklenmelidir. Resmi işsiz sayısı ise haziran ayından bugüne 315 bin kişi arttı. Yıllık bazda da işsizlik verileri değişmezken, resmi işsiz sayısı 87 bin kişi, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 257 bin kişi arttı. (DİSK-AR, 15.01.2013) |
|
|
 2013 yılına binlerce işçi, alınterlerini akıttıkları işyerlerinde taşeron firmada çalıştıkları için işsizliğe mahkum edildi. Ankara’dan Mersin’e, İzmir’den Trabzon ve Antalya’ya kadar, Türkiye’nin dört bir yanında yeni yılda işsiz kalan işçilerin haberleri basın yayın organlarında yer aldı. Taşeron gerçeği bir kez daha bu vesile ile gündeme taşındı. Taşeronluk, iş cinayetlerini, eksik ücretleri, yatmayan maaşları, ödenmeyen sigorta primlerini, kullandırılmayan ücretli izinleri, yasal çalışma sürelerinin çok üzerinde ücretsiz çalışma sürelerini, yıl sonunda asıl işverenin taşeron firma ile anlaşmaması sonucunda işsiz kalmayı temsil etmektedir... (Basın Açıklamaları, 03.01.2013) |
|
|
 Geride bıraktığımız yıl başta emekçiler olmak üzere toplumun geniş bir kesimi için ne yazık ki yine olumsuzluklarla doluydu. 2012 yılı; beklentilerin karşılanamadığı, AKP’nin neoliberal politikalarını nedeniyle yoksullaşmanın yaygınlaştığı, önemli sayıda emekçi için işsizliğin uzun dönemli hatta umutsuz bir sorun haline geldiği, işten atılma korkusunun toplumda bir travma yarattığı, haklar ve özgürlükler yönünden önemli bir iyileşmenin görülmediği, aksine hak ve özgürlüklerin alabildiğine gaspedilmeye çalışıldığı, örgütsüzleştirmenin, kuralsızlaştırmanın, hukuksuzlaştırmanın yaygınlık kazandığı, yeni sendikal yasalarla güvencesizliğin bir kural haline getirilmeye çalışıldığı, muhalefetin baskı ve zor kullanılarak sindirilmeye çalışıldığı, asgari ücretlilerin açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edildikleri, Kürt halkına yönelik siyasi baskıların devam ettiği, Suriye’de emperyalist saldırganlığın AKP eliyle tarafı durumuna getirildiğimiz bir dönem oldu. (Basın Açıklamaları, 31.12.2012) |
|
|
 Siyasi iktidarın tahammülsüzlüğünün ardında yatan gerçek, öncelikle, korktukları şeyin başlarına gelmesidir. Yani, eğitim sisteminden düşünüş biçimlerine, alt yapısından üst yapısına kadar herşeyi değiştirdiklerini düşündükleri üniversitelerin bir muhalefet odağı olarak yeniden ortaya çıkmasıdır. Zira, kent merkezlerinden uzaklaştırıp birer kışla haline getirdikleri, nispi özerk/demokratik ve bilimsel yapılarını ortadan kaldırarak birer ticarethaneye dönüştürdükleri, özel güvenlik ve polis çemberiyle kuşattıkları üniversitelerin yeni bir direniş odağı olma ihtimalidir. Bu konuda neoliberalizmin “kutsanmış” muhafazakârlarını hırçınlaştıran diğer bir önemli neden, birer ticari işletmeye dönüştürülen üniversitelerin, ODTÜ direnişiyle birlikte “özerk/bilimsel/demokratik” özelliklerinin farkına varma veya en azından tartışmasını sağlama riskidir!.. Çünkü üstelik bir de, “YÖK Yasası” gündemdeyken bu konuda muhalefet gelişmektedir. O halde bu direniş eğiliminin, daha “küçükken” başı ezilmelidir!.. (Basın Açıklamaları, 27.12.2012) |
|
|
 Bugün, “Asgari Ücret Tespit Komisyonu” adı verilen ortaoyununun son sahnesi burada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda oynanıyor. Ancak bu oyunun sahnesi çalışanlara tamamen kapalı. Çünkü içeride ne konuşulduğu bilinsin istenmiyor. Oyun bitiminde sahnelenen neymiş onu öğreneceğiz. Aslında ortaya ne çıkacağı da daha önceden ilan edildi. Ekonominin gerçekleri, Türkiye sermayesinin rekabet gücü, enflasyon hedefi gibi pek çok bahane ile sefalette ısrar eden rakamlar açıklanacak. Yani asgari ücretli, yani bu halk bir kez daha enflasyon hedefi tutsun diye evine daha az ekmek götürecek, patronlar daha fazla kazansın diye evine daha az ekmek götürecek... (DİSK Etkinlikleri, 27.12.2012) |
|
|
 Roboski'de 34 vatandaşımızın savaş uçakları ile katledilişi üzerinden tam bir yıl geçti. Bugüne kadar ne faillerin bulunmasına yönelik bir adım atıldı, ne de vicdanları rahatlatacak bir özür dilendi. Tüm bunlar bir yana, bugüne kadar köye gitmek isteyen, sorumluların ortaya çıkmasını talep eden demokratik kurum ve kuruluşlar baskı ve zor yolu ile engellenmeye çalışıldı. Bununla kalmadı, katliam AKP ve Genel Kurmay Başkanlığı’nca “savaş zaiyatı” olarak değerlendirildi, çoğu 13-20 yaş arasında olan 34 gencin ölümü, “yasadışı iş yapıyorlardı” gerekçeleri ile meşrulaştırmaya çalışıldı. Öldürülen gençlerin acılı ailelerine dalga geçercesine “kan parası” teklif edilerek olayın üzeri kapatılmaya çalışıldı. (Basın Açıklamaları, 25.12.2012) |
|
|
 Türkiye siyasi tarihi kitlesel kıyım ve katliamlarla doludur. 1978 yılında Kahramanmaraş’ta yaşananlar, tıpkı Çorum’da, Sivas’ta, Malatya’da devlet destekli ırkçı/gerici saldırılar ve bizzat “devlet” tarafından yönlendirilen 1 Mayıs 77 Taksim, Gazi ve Ümraniye mahalleleri ve son olarak da Roboski’de yaşananlar gibi, yakın tarihimizin en korkunç katliamlarından biridir. Mezhep ayrılığı körüklenerek başlatılan ve günlerce süren Maraş Katliamı’nda ‘resmi’ rakamlara göre 111 kişi hayatını kaybetmiştir. Binlerce kişi yaralanmış, yüzlerce ev ve işyeri yakılmıştır. (Basın Açıklamaları, 21.12.2012) |
|
|
 AKP Hükümeti'nin NATO'dan talep ettiği Patriot hava savunma sistemleri Türkiye’de konuşlandırılıyor. Patriot füzeleri gündeme geldiğinde Başbakan Erdoğan önce iddiayı reddetmiş ama daha sonra “Bu topraklar bizim olduğu kadar NATO‘nun da toprakları” diyerek, emperyalizmin taşeronluğunu övünçle yaptığını itiraf etmiştir. Emperyalistler NATO aracılığıyla yıllardır halkların tepesine bomba yağdırıyor. Bugün NATO‘nun ülkemizdeki üslerinin geliştirilmesi çabaları asıl olarak ABD‘nin Ortadoğu‘ya yönelik emperyalist saldırı planlarının bir parçası olduğu gibi, patriot füzelerinin ülkemizde konuşlandırılması, emperyalizmin Suriye ile birlikte İran‘ı tehdit eden, bu ülkeleri çevreleyerek etkisiz hale getirmeyi amaçlayan saldırısının ve İsrail siyonizmini korumanın bir aracıdır. (Basın Açıklamaları, 20.12.2012) |
|
|
 “Asgari Ücret Tespit Komisyonu” adı verilen, devletle sermayenin ittifakı üzerine şekillenen ve hükümetin onay merci konumunda olan toplantılara devam ediliyor. Yarın bu toplantıların üçüncüsü yapılacak. Milyonlarca işçiyi ilgilendiren bu komisyonda neler konuşulduğunu biz bilmiyoruz. Çünkü bu toplantılar kapalı kapılar ardında gerçekleştiriliyor. Hükümet, programına yüzde 3’lük artışı koymuş. Yani 22 TL’lik artış ile sefalette ısrar demeye devam ediliyor. Masadan çıkaracakları rakam da sonuç olarak budur. Bilinsin ki bu rakamda en ufak yükselme ancak dışarıda verilen mücadelelerin bir başarısı olacaktır. Asgari ücret sistematik bir biçimde siyasal iktidarlar eli ile sefalet ücreti seviyesinde tutulmaktadır. (Basın Açıklamaları, 19.12.2012) |
|
|
 Cezaevlerindeki siyasi tutuklu ve hükümlülerin, F tipi hücre sistemine geçişi engellemek amacıyla, 20 Ekim'de başlattıkları açlık grevlerini, 19 Kasım tarihinde ölüm orucuna dönüştürmeleri üzerine, 19 Aralık 2000 tarihinde 20 cezaevine birden yapılan, 30'u tutuklu 2’si asker 32 kişinin öldüğü, 237 tutuklu/hükümlünün hastaneye kaldırıldığı, yüzlerce kişinin yaralandığı ve yaklaşık 10 bin güvenlik görevlisi tarafından gerçekleştirilen operasyonların üzerinden 12 yıl geçti. “Kaba bir alaycılıkla” şu isim verilmişti: “Hayata Dönüş!” Devam eden süreçte ve ölüm oruçlarında toplam 122 kişi hayatını kaybetti. 600’e yakın tutuklu ve hükümlü başta wernice korsakoff olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalandı. (Basın Açıklamaları, 19.12.2012) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü DİSK-AR olarak, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) Madde Fiyatları, TÜFE Endeksi ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verileri üzerinden yaptığımız hesaplamaya göre asgari ücret son 1 yılda ekmek, ayçiçeği yağı, elektrik, su, odun ve kömürde yaşanan fiyat artışları karşısında alım gücünü büyük ölçüde kaybetti. Alım gücü kaybı zorunlu ve sık tüketilen ürünlerde asgari ücretlinin belini büktü. Geçtiğimiz yılın Kasım ayı ile bu yılın Kasım ayını karşılaştırdığımızda ekmek karşısında alım gücünü %1,23 yitiren asgari ücretli, geliri ile 14 ekmek daha az alabiliyor. Asgari ücretlinin fiyatı nedeniyle pek fazla kullanamadığı zeytinyağında alım gücü artarken, ayçiçeği yağından 2 litre 100 gram daha az alabiliyor. Asgari ücretli, fiyatı nedeniyle kırmızı ete tercih ettiği tavuk etinden bir önceki yıla göre 3 kg daha az yiyebiliyor. Kuru fasülyede de %2,53 oranında alım gücü kaybı yaşandı. (DİSK-AR, 13.12.2012) |
|
|
 DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu: Yoğun emek sömürüsüne yol açan kayıtdışı, kuralsız, güvencesiz, taşeron çalıştırma ve diğer esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması için, baskı politikalarını daha da artıran siyasi iktidar, sınıf ve kitle sendikacılığını tamamen tasfiye ederek güdümlü sendikacılığın geliştirilmesini hedeflemektedir.. Emek karşıtı bu politikalara karşı işçi sınıfının umudunu taşıyan DİSK, önümüzdeki süreçte örgütlenme seferberliği düzenleyerek, tarihinden aldığı mücadele azmini geleceğe taşıyacaktır!.. (Basın Açıklamaları, 11.12.2012) |
|
|
 DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Bolu Koru Motel’de toplandı. İki gün sürecek toplantının açış konuşmasını yapan DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, ABD’nin Ortadoğu siyasetiyle örtüşen AKP eliyle “Ilımlı İslam” ideolojik harcıyla tutturulmuş bir taşeron cumhuriyeti haline getirilen Türkiye’nin adı konulmamış “yeni paylaşım savaşı”nda emperyalizmin cephe ülkesi olarak konumlandırıldığını söyledi. DİSK toplantısında Kocaeli Üniversitesi Ögretim Üyesi Doç. Dr. Aziz Çelik, Türkiye çalışma hayatındaki stratejik dönemleri aktararak, “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu”nun, güvencesizliğe, ayrımcılığa, yasaklamalara dayalı yeni bir sendikal stratejiye tekabül ettiğini söyledi… (Haber / Duyuru, 10.12.2012) |
|
|
 Araştırma Enstitümüz (DİSK-AR) Kasım ayı için açlık ve yoksulluk sınırın verilerini açıkladı. TÜİK Hanehalkı Harcama Kalıbı, TÜİK Madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan raporun sonuçlarına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 1061, yoksulluk sınırı ise 3354 TL olarak gerçekleşti. Araştırmanın sonuçlarına göre sağlıklı beslenmek için yetişkin bir kadının yapması gereken günlük harcama tutarı 9,04 TL olurken, bu rakam yetişkin bir erkek için 9,35 TL, 15-19 Yaş erkek çocuk için 9,99 TL, 4-6 yaş bir kız çocuğu için 6,98 TL oldu. Buna göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için yapması gereken günlük gıda harcaması 35,37 TL. (DİSK-AR, 04.12.2012) |
|
|
 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından alt işverende çalışan işçilerin sorunlarını çözmek gerekçesi ile başlatıldığı kamuoyuna duyurulan çalışmalar, bizzat Bakan tarafından köleliğe benzetilen taşeron işçiliğini yaygınlaştırma amacı taşımaktadır. Bu yapılırken de taşeron işçilerinin yasal olarak zaten var olan haklarının uygulanmaması gerekçe gösterilmektedir. Taşeron sistemi, işverenler tarafından emek maliyetlerini aşağıya çekmek, işçi ile ilgili sorumluluklardan kaçmak amacıyla oluşturulmuş, kuralsızlığın, esnekliğin, güvencesizliğin zeminidir. En büyük işveren olarak devletin ve özel şirketlerin hızla taşeron sistemine yönelmelerinin nedeni budur. ÇSGB verilerine göre taşeron işçi sayısı AKP hükümeti döneminde 4 kat artarak 1,5 milyonu geçmiştir... (Basın Açıklamaları, 25.11.2012) |
|
|
 Dünyanın birçok ülkesinde ve ülkemizde biz kadınlar, 25 Kasım'ı şiddetin, öfkenin, yoksulluğun, savaşın ve zulmün yarattığı olumsuz koşullar içinde karşılıyor ve isyan ediyoruz: Bizler, Türkiye'de %97'si şiddet gören kadınlarız! Bizler, namus(!) cinayetleri sonucunda yaşamımızı yitiren yüzlerce sessiz kadınız! Bizler, gözaltında tecavüze uğrayan, jandarma ve emniyet güçleri önünde sorgusuz sualsiz 'bekaret kontrolü'(!) yapılan kadınlarız! Bizler, kendisine tecavüz edeni öldüren ve onun bebeğini doğurmak zorunda bırakılan NY’yiz! Bizler, çocuk yaşta zorla evlendirilen küçük kadınlarız! Bizler, fabrikada, devlet dairesinde, bankada, şirket bürosunda, üniversitede yani tüm üretim ve hizmet mekanlarında gizli-açık ayrımcılığa maruz kalanlarız! Bizler, cezaevlerine doldurulan kadın sendikacılarız!.. (Haber / Duyuru, 24.11.2012) |
|
|
 12 Eylül’ün sorumlularından, hayattaki iki “elebaşı” Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren ile üyesi Tahsin Şahinkaya’nın ortaoyununa dönüşen yargılamaları sürüyor. 12 Eylül’ün bugün de geçerli olduğunun en rafine delilleri, halka yıllarca kan kusturan, insanlıktan nasibini almamış, “Tarafsızlığımızı göstermek için, bir sağdan, bir soldan astık” diyebilecek kadar iflah olmaz vicdansızlığa sahip diktatörlerin dudaklarından sarfedilmektedir: “Biz ihtilale teşebbüs etmedik, ihtilal yaptık! Bizi yargılayamazsınız.” Görünen o ki zaten yargılanmıyorlar ve 12 Eylül’ün üzerinde yükselen bu “düzende” yargılanamazlar da!.. (Basın Açıklamaları, 23.11.2012) |
|
|
 DİSK Kadın Komisyonu 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü’nde çağrı yaparak DİSK üyesi kadınları alanlara çağırdı. Yapılan açıklamada “Kadın cinayetlerine, şiddete, savaşa, zulme, güvencesizleştirmeye karşı 25 Kasım’da alanlardayız! DİSK Kadın Komisyonu olarak bileşini olduğumuz İstanbul ve Ankara Kadın Platformu tarafından düzenlenen basın açıklaması ve eylemlere tüm DİSK üyesi kadınların katılımını bekliyoruz.” denildi… “KADIN MÜCADELESİ TUTSAK ALINAMAZ” sloganıyla Istanbul’da 24 Kasım Cumartesi günü saat 15:00’da Bakırköy Cezaevi önünde “Tutuklu Kadınlar ile Dayanışma Eylemi” ve 25 Kasım Pazar günü saa 17:00’da Galatasaray Lisesi önünde bir basın açıklaması yapılacak. Ankara’daki basın açıklaması ise 25 Kasım Pazar günü saat 13:00’da, Kızılay-Kolej Meydanı’nda gerçekleştirilecek… (Haber / Duyuru, 22.11.2012) |
|
|
 Ülkemizde, “Taşeron Cumhuriyeti”ne adım atan AKP, bu yeni rejimde faşizan baskıları, otokratik buyurganlığı, gericiliği, emperyalist işbirlikçiliği ve piyasacılığı daha da derinleştiriyor, Bu strateji doğrultusunda hareket eden AKP iktidarı demokrasiyi, özgürlükleri ve hakları geliştireceği demagojisiyle en geniş kitleleri kış uykusuna yatırmaya çalışırken; uyumayı reddeden, anlattığı masalların ve yalanların gerçek yüzünü açığa çıkartan muhalif örgütlere karşı ise hak, hukuk, adalet tanımadan saldırılarını sürdürüyor. AKP’nin ekonomide liberal, siyasette faşizan politikalarına karşı direnen dinamiklerden birisi de TMMOB’dir. TMMOB’un yapısı, demokratik işleyişi ve demokrasi mücadelesindeki konumu nedeniyle emperyalizmin yeni taşeronu AKP iktidarının neşesini ve iştahını kaçırmaktadır… (Basın Açıklamaları, 21.11.2012) |
|
|
 20 Kasım’ı Filistin Halkıyla Dayanışma Günü ilan ettiğini açıklayan DİSK, Ankara’da İsrail Büyükelçiliği önünde, İstanbul’da ise İsrail Konsolosluğu önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. “Filistin’e Özgürlük, Filistin Halkı Yalnız Değildir” pankartı açan DİSK, İsrail’e dur demenin, emperyalist saldırganlığa dur demek anlamına geldiğini söyledi. Ankara’da Büyükelçiliğe geldiklerinde polis barikatıyla karşılanan DİSK adına basın açıklamasını DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, İstanbul’da ise Filistin halkıyla dayanışmayı yükseltmek için 4. Levent Metrosu önünden İsrail Konsolosluğu'na yapılan yürüyüşün ardından açıklamayı DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu okudu. Açıklamalarda Filistin topraklarını paramparça eden, Filistin halkının yüzde 20’sini İsrail topraklarında yaşamak zorunda bırakan işgalci politikaların daha fazla işsizlik, yoksulluk, sefalet anlamına geldiği söylendi. (Haber / Duyuru, 20.11.2012) |
|
|
 DİSK Genel Başkan Yardımcısı Metin Ebetürk’ün, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapılan “Alt işveren uygulamasında karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri” toplantısına ilişkin açıklaması: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in çağrısı ile “Alt işveren uygulamasında karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri”ni görüşmek üzere ilk toplantı 1 Kasım 2012 tarihinde, ikinci toplantı ise 15 Kasım 2012 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapıldı. Basına yansıyan bazı haberlerde, bu toplantılar ile taşeron işçilerin sorunlarına çözüm arandığı öne sürülmüş, kamuda çalışan taşeron işçiler başta olmak üzere Türkiye’de artık sayıları milyonlarla ifade edilebilecek taşeron işçiler beklenti içine sokulmuştur… Ancak 15 Kasım 2012 tarihinde yapılan toplantıda bu çalışmaların asıl amacının, taşeron işçilerin sorunlarına çözüm bulmak değil, taşeron uygulamasının önündeki tüm yasal sınırlamaları kaldırmak olduğu görülmüştür… (Haber / Duyuru, 16.11.2012) |
|
|
 Aralarında Türk-Metal’in genel merkez yöneticilerinin, şube başkanları ve temsilcilerinin de bulunduğu “azgın” bir grup, dün gece Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nde, vardiyadan çıkıp, direnişteki Renault işçilerine destekte bulunan Bosch işçilerine demir çubuklar ve satırlarla saldırdı. Adında “sendika” sözcüğü geçen ama gerçekte “hafiyecilik” yapan bu güruhun saldırısında, demir çubuklarla aldığı darbeler sonucu kafatası çatlayan, kolu kırılan pek çok işçinin yanı sıra 3 işçi de ağır yaralandı. Durumu ciddiyetini koruyan DİSK/Birleşik Metal-İş üyesi bir Bosch işçisi halen hastanede kontrol altında tutuluyor. Yaralanan Bosch işçileri, Türk-Metal Genel Başkan Yardımcısı Mesut Gezer, Şube Başkanı Zafer Öztürk ve Tofaş’ta temsilci Derviş Zeytin’i kendilerine saldıran grubun içinde teşhis ettiler… (Haber / Duyuru, 14.11.2012) |
|
|
 Bulundukları işkollarında sınıf ve kitle sendikacılığı anlayışıyla mücadeleci ve aktif çalışmalar yürüten Elektrik, Gaz ve Su Çalışanları Sendikası (ENERJİ-SEN) ve Devrimci Turizm İşçileri Sendikası (DEV-TURİZM-İŞ) DİSK’e üye oldu. Yapmış oldukları üyelik başvurularını değerlendiren DİSK Yönetim Kurulu, ENERJİ-SEN ve DEV-TURİZM-İŞ sendikalarının güvencesizleştirmeye, taşeronlaştırmaya ve hak kayıplarına karşı verdikleri mücadelenin sınıf mücadelesinde DİSK’e zenginlik katacağı inancıyla DİSK üyeliklerine oybirliğiyle karar verdi. (Haber / Duyuru, 09.11.2012) |
|
|
 DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 58. gündür devam eden süresiz dönüşümsüz açlık greviyle ilgili olarak AKP Hükümeti'ni çözüm için adım atmaya çağırdı. Taksim Gezi Parkı merdivenlerinde bir araya gelen konfederasyon ve meslek örgütü üyeleri, "Ölümler durdurulsun" yazılı pankart açtı. Eyleme DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, KESK Genel Başkanı Lami Özgen, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Prof. Özdemir Aktan, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı da katıldı. Örgütler adına ortak açıklamayı okuyan KESK Genel Başkanı Özgen, ölüme her geçen gün biraz daha yaklaşıldığını söyledi. Özgen, "Açlık grevlerine seyirci kalmak, ölümlere seyirci kalmaktır. Taleplere karşı sürdürülen duyarsızlık ise AKP Hükümeti'nin altından kalkamayacağı sonuçlar doğuracak, toplumun vicdanında derin yaralar açılacaktır" diye konuştu… (Haber / Duyuru, 08.11.2012) |
|
|
 Cezaevlerindeki 600’ü aşkın tutuklu ve hükümlünün insani ve haklı talepler için bedenlerini feda etmeyi göze alarak başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerinde 41. güne gelindi. AKP geçmişten “ders çıkartmak” değil, iktidarlarını tamamen tesis etmek ve “nihai” zaferlerini ilan etmek için büyük bir engel olarak gördükleri Kürt muhalefetini ortadan kaldırmak istiyor. Seçilmiş yüzlerce insanı ve Kürt siyasetinde demokratik mücadele veren binlerce insanı cezaevlerine doldurmanın; silah ve şiddetle kazanamayacaklarını bildikleri bir savaşı yükseltmenin; yeni ölümlere, acı ve gözyaşlarına davetiye çıkarmanın başka bir anlamı yok!.. AKP, kendi iktidarını sağlamlaştırmanın yöntemini, muhalefetin “fiziki” olarak ortadan kaldırılmasında görüyor. (Basın Açıklamaları, 22.10.2012) |
|
|
 Önce “Toplu İş İlişkileri” adıyla karşımıza çıkartılan, sonradan adı “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu”na dönüşen yasa tasarısı, işveren örgütlerinin hükümetle kolkol girmesi, AKP milletvekillerinin işçi sınıfına karşı fazla mesai yaparak canla başla çalışmaları ve işçilerin bir kilometre bile yanına yaklaştırılmamaları sonucunda Meclis’ten madde madde geçiyor. Bir kez daha gördük ki, siyasi iktidarın ve işveren örgütlerinin “sosyal diyalogtan”, “üçlü görüşmeler”den ve “sosyal tarafların mutabakatı”ndan anladıkları şey sermayenin çıkarları için Anayasal eşitlik ilkelerinin ve işçi sınıfının kazanılmış bütün haklarının bir gecede ayaklar altına alınmasından başka bir şey değildir… (Basın Açıklamaları, 18.10.2012) |
|
|
 Ülkemiz AKP yönetiminde her geçen gün derin bir karanlığın içine itilmektedir. Halka daha fazla baskı ve sömürüden başka bir şey sunmayan AKP hükümeti, her zaman olduğu gibi yine emekçilerin aşına, işine göz koymakta, insanca yaşam koşullarını ellerinden almaktadır. Daha fazla sömürü ve kar peşinde koşan bir avuç zorbadan ibaret küresel sermayenin talepleri ile emekçilerin sırtındaki yük her geçen gün katlanmaktadır. AKP hükümeti eli ile dayatılan bu uygulamalar, elektriğe, doğalgaza, ulaşıma yapılan zamlarla birlikte artık tahammül edilmesi mümkün olmayan bir noktaya gelmiştir. Adaletsizliğe, haksızlığa, işsizliğe, pahalılık ve yoksulluğa karşı ezilenlerin, haksızlığa uğrayanların sesi artık bir çığlığa dönüşmektedir. KESK, DİSK, TMMOB ve TTB, SAVAŞ ve ÖLÜM'E, AÇLIĞA, YOKSULLUĞA, İŞSİZLİĞE ve ZAMLARA karşı “Zamlara, İşsizliğe, Yoksulluğa, Savaşa Son” sloganıyla eşitlik, adalet, demokrasi, barış ve insanca bir yaşam için 20 Ekim'de ülkenin her yerinde alanlarda olacak... (Haber / Duyuru, 18.10.2012) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Temmuz 2012 dönem sonuçlarını değerlendirdi:
Mevsimsel etkiden arındırılmış işsizlik geçtiğimiz aya göre % 0,2 artışla, % 9,1’e yükseldi. İşsiz sayısı bir önceki aya göre 97 bin arttı. Geçtiğimiz yılın aynı ayı ile karşılaştırdığımızda ise iş gücüne katılım oranındaki düşüş, 216 bin işsizi sakladı.
Umudu olmadığı için ya da diğer nedenle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve bu nedenle işsiz sayılmayanlar dahil edildiğinde işsizlik oranı %8,4 değil, %14,21, işsiz sayısı da 2 milyon 373 bin değil, 4 milyon 223 bin oluyor. Gizli işsiz olarak görülen eksik istihdam da ilave edildiğinde işsizlik oranı %16,6 düzeyinde.
(DİSK-AR, 17.10.2012) |
|
|
 Türkiye basını hiçbir zaman bağımsız olmadı. Kim güçlüyse onun tarafını tuttu. Bazen güçlüyü kendisi yarattı. Kral daha istemeden soytarılık yaptığı zamanlar oldu. Daha sansür gelmeden kendini sansürlediği de oldu. Kendi muhabirini, yazarını gammazlayan yöneticiler, iftira ve karalamalarla dolu masa başı üretim yaparak meslek etiğini hiçe sayan muhabirlerle dolup taştı gazeteler. Manipülasyonun ve dejenerasyonun en seçkin örneklerini sundular, gerçekleri tersyüz edip topluma sunmayı istikballerinin yegane kaynağı olarak gördüler. Kirlendiler! Birkaç sene önce gerçekleştirdiği "Orijinal Demokrasi" reklam kampanyasının ardından 2010 yılının sonlarına doğru yeni yayın konseptini “Medyada Radikal Devrim!” diye sunan Radikal gazetesinin demokrasi anlayışı ve radikalliğinin boyutları da, yaptığı “habercilikle” gün yüzüne çıkmaya başladı… (Basın Açıklamaları, 16.10.2012) |
|
|
 İşçi ve emekçilerin örgütlenme iradesine karşı cumhuriyet tarihinin en ciddi saldırısı olan, 12 Eylül ruhu olduğu gibi korunduğu için üzerinde ciddi tartışmalar yaşanan, sendikal hakları devlet kontrolünde, 3-5 sektörde, birkaç yüzbin işçi ile sınırlandırmayı hedefleyen Toplu İş İlişkileri Kanunu tasarısı, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu adıyla değiştirilerek fakat TOBB, işveren sendikaları ve yandaş konfederasyonların suç ortaklığıyla Meclis genel kurulunda jet hızıyla madde madde geçiyor. On yıllık iktidarı boyunca 12 Eylül’ün sendikal mevzuatını koruyan AKP’nin bugün işveren örgütleriyle kolkola girerek yapmaya çalıştığı değişiklikler de 12 Eylül sisteminin özünü değiştirmiyor ve bu yasa tasarısı toplu işçi haklarının kullanımı konusunda bir genişleme ve demokratikleşme sağlamıyor… (DİSK Etkinlikleri, 16.10.2012) |
|
|
 Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) Başbakan Tayyip Erdoğan’a Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı’na ilişkin kaygılarını içeren bir mektup gönderdi. ITUC ve ETUC, Meclis’te görüşülmekte olan tasarının uluslararası sözleşmelerle uyumsuz olduğunu belirtti. Ortak mektuba göre yasa teklifi ILO sözleşmelerini açıkça ihlal eden maddeler içermekte ve işçilerin sendikal haklarını özgürce kullanmasının önüne engeller koymaktadır. Tasarının yasalaşması halinde işçilerin örgütlenme ve toplu sözleşme haklarını kullanmaları imkânsız hale gelecektir. “Hükümetinizin söylediğinin aksine, bugünkü haliyle bu yasanın geçmesi, temel Avrupa ve ILO standartlarını açıkça ihlal ettiği için, işçi hakları dahil insan haklarına saygılı işleyen bir demokrasiye doğru ilerlemenin bir göstergesi olmayacaktır.” (Haber / Duyuru, 15.10.2012) |
|
|
 Toplu sözleşme düzenini ve sendikal hakları düzenleyen, fakat bir sosyal sınıfın başka bir sosyal sınıf üzerinde tahakkümünü kurmaya yönelik içerik taşıyan yasa yine TBMM gündeminde. İşçi sınıfının hak ve özgürlüklerini savunun ve koruyan bir örgütlenme olarak Konfederasyonumuz, işçilerin yaşam standartlarını aşağı çeken, çalışanları köleleştiren, özgürlükler ve demokrasi açısından hiçbir yarar sağlamayan “Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı” konusunda itirazlarını ve taleplerini dile getirmek üzere gittiği TBMM kapısında polis maskesi takmış AKP şiddetiyle karşılaştı. Paraya tapan, dini imanı para olan, sendikalar yasasını sendikasızlaştırma yasasına dönüştürenler, bu yasanın geçmesi için ellerinden geleni yapmakta hiçbir sakınca görmemiş, “Milletin Meclisi”ne derdini anlatmaya gelen işçileri sokmamak için devlet terörünü işçiden de esirgememişlerdir… (Basın Açıklamaları, 11.10.2012) |
|
|
 TBMM’de görüşülmekte olan Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı görüşmeleri sürerken, ILO normlarına uygun bir yasanın çıkarılmaması için aylardır çalışma yürüten TOBB’u protesto etmek amacıyla DİSK, 8 Eylül 2012 Pazartesi günü TOBB İstanbul Hizmet Binası önünde kitlesel bir protesto eylemi gerçekleştirdi. “AKP-TOBB-YANDAŞ KONFEDERASYONLAR ELELE, İŞÇİYE VE GERÇEK SENDİKACILIĞA BARAJ KURUYORLAR!” pankartıyla Levent Metro İstasyonu’ndan TOBB önüne kadar sloganlarla yüründü. DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu eylemde yaptığı konuşmada “Çağdaş bir anayasa istiyoruz’ diyen TOBB, çağdışı bir sendika yasasını, yani işçileri ebediyen örgütsüz, işverenler karşısında boynu bükük, hak mücadelesinde kolu kanadı kırık bırakmak isteyen sendikal barajları şevkle savunmaktadır. Sendikalar yasası bir sendikasızlaştırma yasası haline getirilmektedir. TOBB sendikal haklardan elini çekmelidir! Demokrasiye, emeğin haklarına saygı duymalıdır” dedi… (DİSK Etkinlikleri, 08.10.2012) |
|
|
 ILO sözleşmelerine aykırı, sendikal hareketin tasfiyesine yol açacak “Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı” TBMM’de görüşülmeye başladıktan sonra, AKP iktidarı tarafından ortaya atılan “sosyal tarafların büyük çoğunluğu bu yasada uzlaştı” balonu patladı. Bugün gazetelerde çıkan haberlere göre, DİSK’in başından beri içinde yer almadığı uzlaşmaya Türk-İş’in de dahil olmadığı Türk-İş Genel Başkanı’nın bizzat kendisi tarafından açıklandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ise gerek Başbakanlık’ta, Türk-İş, Hak-İş, TİSK ve TOBB ile yapılan toplantı sonrasında, gerekse TBMM’de yaptığı açıklamalarda “Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı”nın bir an önce çıkarılması ve işkolu barajının kademeli olarak % 1’den % 3’e çıkarılması konusunda, bu örgütlerle uzlaşıldığını açıklamıştı… (Basın Açıklamaları, 05.10.2012) |
|
|
 Emperyalizmin Ortadoğu’daki saldırgan politikalarının taşeronluğunu üstlenen AKP hükümeti Türkiye’yi her geçen gün kanlı bir savaşın içine itiyor. Suriye’de iç savaşın derinleştirilmesi doğrultusunda askeri bir müdahalenin gerçekleştirilmesi için savaş çığırtkanlığı yapan ve “sınırları açan” AKP hükümetinin saldırgan politikalarının ceremesini daha şimdiden halkımız çekmeye başladı. Suriye’den ateşlendiği söylenen havan toplarının Akçakale’ye düşmesi sonucunda üçü çocuk ikisi kadın 5 yurttaşımız yaşamını kaybetti. Bunu bir “fırsata” çevirmeye çalışanlar Meclis’te kapalı oturum düzenleyerek Suriye’ye asker gönderme yetkisi veren tezkereyi AKP ve MHP oylarıyla alelacele çıkarttılar. Suriye’ye dönük bir askeri müdahale bölgesel bir savaşın da tetikleyicisi olacak ve Ortadoğu bu şekilde iç savaşlarla, etnik ve dini boğazlaşmalarla kaosa sürüklenecektir… (Basın Açıklamaları, 04.10.2012) |
|
|
 DİSK Yönetim Kurulu’nun yanı sıra üye sendikalardan DİSK’li işçiler ve eyleme destek veren emek dostları TBMM Dikmen kapısı önünde toplanıp döviz ve pankartlar açarak özgür sendika yasası taleplerini dile getiren slogan attılar. Açıklama yapan DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, sendikaların aylardır, toplu sözleşme yetkileri verilmeyerek, toplu sözleşme hakkının gasp edildiğini söyledi. Tasarının Meclis'e sunulduğu şekliyle yasalaşması halinde önceki yasaların bir benzeri olacağını söyleyen Ekici, tasarıyı kabul etmediklerini belirtti. Ekici, tasarıya ilişkin, işkolu, işletme ve işyeri barajlarını koruduğu, toplu sözleşme hakkını tüm işçilerin kullanabileceği bir hak olarak tanımlamadığı, yıllarca süren uyuşmazlıklara çözüm getirmediği eleştirilerinde bulundu... (DİSK Etkinlikleri, 03.10.2012) |
|
|
 AKP’nin hedefine koyduğu muhalif sendikal örgütlerden biri de KESK’tir. Birbiri ardına yapılan operasyonlarla KESK toplum karşısında itibarsızlaştırılmak istenmiş, kadroları tutuklanmıştır. Bugün itibariyle, KESK ve bağlı sendika yöneticisi ile üyesi toplam 70 sendikacı arkadaşımız tutukludur. Bu operasyonlardan biri olan 13 Şubat’ta sendikalar ve evler basılarak toplam 15 KESK üyesi kadın 2009’dan beri süren bir soruşturma gerekçe gösterilerek gözaltına alındılar. Bu gözaltı ve tutuklamalarla, sendikal mücadeleyi olduğu kadar, kadın hareketinin de sekteye uğratılmasının amaçlandığı ortadadır… (Basın Açıklamaları, 03.10.2012) |
|
|
 DİSK, AKP hükümeti tarafından meclisten geçirilmesi planlanan 'Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı'na karşı Ankara’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde eylem yaparken, DİSK temsilciliğinin bulunduğu bütün bölgelerde de DİSK’liler eylemdeydi. Eylemde "Gün gelecek, devran dönecek AKP işçiye hesap verecek!", "AKP'ye teslim olmayacağız!", "Direne direne kazanacağız!", "Zafer direnen emekçinin olacak!", "Yaşasın sınıf dayanışması!", " Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!" sloganları atıldı. DİSK Yönetim Kurulu, Başkanlar Kurulu ve temsilcilerin katılımıyla Ankara’da Milli Kütüphane önünde toplanan DİSK üyeleri, buradan kortej eşliğinde bakanlığa yürüdü. “Yasaksız, barajsız sendikalar yasası” pankartı taşıyan DİSK’liler, “Direne direne kazanacağız!”, “İnadına sendika inadına DİSK!” sloganları attı… (DİSK Etkinlikleri, 28.09.2012) |
|
|
 Anadolu ozanlığı geleneğinin günümüzdeki temsilcisi Neşet Ertaş, 74 yaşında İzmir'de tedavi gördüğü hastanede yaşama veda etti. Kendisi de bir emekçi olan, yoksul halkın ve çalışanların dertlerini, tasalarını, sevinç ve kederlerini Anadolu ozanlığı geleneğiyle ifade eden, çürüyen sistemin dişlilerine teslim olmayacak kadar onurlu, kendisine sunulan 'devlet sanatçılığı' unvanını; "Halkın sanatçısı olarak kalmak, benim için en büyük mutluluk" diyerek geri çevirecek kadar yüreği halk sevgisiyle dolu büyük ozan Neşet Ertaş’ı kaybetmenin acısı içindeyiz… (Basın Açıklamaları, 26.09.2012) |
|
|
 İşçilerin büyük bölümü asgari ücretle çalışıyor ve asgari ücret açlık sınırının altında. İşgücüne katılım oranı yüzde 50 ve işsizlik yüzde 13’tür. Gençler arasında işsizlik oranı yüzde 25’e varmaktadır. 2 milyon işçi güvencesiz veya geçici işlerde çalışmaktadır. Peki bu ekonomik tablonun karşısında sendikalar ne yapıyor? Sendikalara, adı Sendikalar Yasası olan bir deli gömleği giydirilmiştir. Sendikalara 1980 Askeri Darbesi’nde giydirilen bu deli gömleğini sonraki hiçbir hükümet çıkarmaya yeltenmemiş, aksine bir düğüm de onlar atmıştır. Yasa değil sanki sınırlamalar ve kısıtlamalarla dolu bir yasaklar manzumesidir… (Haber / Duyuru, 25.09.2012) |
|
|
 DİSK, Bölge Temsilciler Kurulu toplantılarından ikincisini İstanbul’da gerçekleştirdi… Açılış konuşmasında DİSK Genel Başkanı Erol Ekici şunları söyledi: “14. Olağan Genel Kurulumuzun ardından yeni bir Temsilciler Kurulu’nda birlikteyiz. Geçtiğimiz Ocak ayında yaptığımız DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu toplantısında önemli tesbitlerde bulunmuş ve DİSK’i bugünkü konjonktüre hazırlayan önemli kararlar almış, sınıf mücadelesini her alanda yükseltme kararlılığımızla Genel Kurulumuza tek yumruk ve tek yürek gitmiştik. Türkiye sınıflar mücadelesinde saygın bir geçmişe sahip bir örgütün günümüzdeki temsilcilerinden bir kısmımız şu an bu salonda bulunuyoruz. Ve biliyorsunuz ki, DİSK’i günümüzün çetin koşullarına hazırlayacak ve gelecek kuşaklara aktaracak olanlar da bizleriz…” (DİSK Etkinlikleri, 21.09.2012) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Haziran 2012 dönem sonuçlarını değerlendirdi: 1) Türkiye’de çalışma çağındaki her iki kişiden biri çalışmıyor. İşgücüne katılım oranı haziran 2012 dönemi için yüzde 50,8 düzeyinde. İşsiz sayılmayan umudu kesik işsizlerin sayısı ve ev içi emeğin görünmez olmasının sonucunda açığa çıkan bu durum Türkiye’de işsizliği olduğundan düşük gösteriyor.
2) AB ülkeleri için Eurostat verilerine göre 2011 yılı verilerine göre işgücüne katılım oranı yüzde 68,6 düzeyinde. Türkiye’de iş isteyenlerin (işgücüne katılım) oranı AB-27 ortalaması kadar olsaydı işsiz sayısı 11 milyon 933 bin, işsizlik oranı yüzde 31,8 düzeylerine çıkacaktı. İşgücüne katılım oranı Türkiye için Yunanistan düzeyinde olsaydı işsizlik oranı yüzde 21,2 (şu an Yunanistan için işsizlik oranı yüzde 23,1), İspanya düzeyinde olsaydı yüzde 24,2 (şu an İspanya için yüzde 25,1) düzeyinde olacaktı... (DİSK-AR, 17.09.2012) |
|
|
 DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu “Zalimin Zulmüne Direneceğiz” kampanyası çerçevesinde Eylül ayında gerçekleştirilecek etkinliklere ilişkin şu açıklamayı yaptı: Güvencesizliğin, taşeronlaşmanın, esnek üretimin hükümet politikası olarak yaygınlaştırılması, çıkarılan torba yasalar, kıdem tazminatının gasp edilmeye çalışılması, Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı ve Ucuz İstihdam Strateji Belgesi’nde sendikal yasakların yer alması, bu saldırıların önde gelenlerinden. DİSK olarak sessiz kalmayacağımızı, bu baskılara teslim olmayacağımızı, meşru direnme hakkımızı kullanacağımızı ifade ettik. Bu nedenle de “ZALİMİN ZULMÜNE DİRENECEĞİZ!” başlığı altında bir kampanya başlattık. Yine kampanyamız çerçevesinde “12 Eylül AKP ile sürüyor!” başlığı altında 10-13 Eylül tarihleri arasında, ülke genelinde toplantılar, meşaleli yürüyüşler ve mitingler gerçekleştirdik. Eylem ve etkinliklerimiz Eylül ayında şöyle devam edecek… (Haber / Duyuru, 14.09.2012) |
|
|
 DİSK’in, 12 Eylül’ün 32. yılında “12 Eylül vesayetini yaratan kurumların, AKP eliyle şimdi de toplumu nasıl yeni bir otoriter rejime sürüklenmesini” teşhir etmek için yaptığı bir dizi eylemden sonuncusu Ankara’da, 12 Eylül 1980 askeri darbesinde el konulan ve şu anda Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı olarak kullanılan eski GENEL-İŞ binası önüne yapılan yürüyüş oldu. Çankaya Simon Bolivar Caddesi’nden “12 Eylül AKP ile sürüyor! YÖK, RTÜK, HSYK, ÖYM ve sendikal yasaklar kaldırılsın!'' pankartıyla başlayan yürüyüş, ‘Faşizme karşı omuz omuza’ , ‘Karanlığa teslim olmayacağız’ , ‘Kurtuluş yok , tek başına , ya hep beraber ya hiçbirimiz’ sloganları eşliğinde 12 Eylül cuntacılarının gaspettiği ve bir dönem Anayasa Mahkemesi’nin kullandığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı önüne kadar sürdü… (Haber / Duyuru, 12.09.2012) |
|
|
 Gerici ve piyasacı 4+4+4 sistemine karşı; Kamusal, bilimsel, laik, demokratik, anadilinde bir eğitim talebiyle, ülkesine, çocuklarına, geleceğine sahip çıkmak için yurdun dört bir yanından on binler 15 Eylül tarihinde Ankara’da buluşmak için yola çıktı. DİSK-KESK-TMMOB-TTB adına KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul’un okuduğu, 15 Eylül mitingine katılım çağrısı metninin tam hali şöyle: 4+4+4 DÜZENİNİ DURDURMAK İÇİN YOLLARDAYIZ! AKP hükümeti kurduğu yeni düzende her alanda olduğu gibi eğitim alanın da stratejik hedeflerinden birini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. 4+4+4 kademeli eğitim düzenlemesi, gericileşmenin ve piyasalaşmanın kaynaklarından biri olarak hayata geçirilirken, eğitimin tüm kademeleri sermayenin yeni kar alanlarına dönüştürülmekte, AKP’nin “dindar nesil” yetiştirme gayesi hızla gerçeğe dönüşmektedir. (Haber / Duyuru, 11.09.2012) |
|
|
 DİSK’in, 12 Eylül’ün 32. yılında “12 Eylül vesayetini yaratan kurumların, AKP eliyle şimdi de toplumu nasıl yeni bir otoriter rejime sürüklenmesini” teşhir etmek için yaptığı bir dizi eylemden biri de Taksim’de yapılan meşaleli yürüyüş oldu. Galatasaray Lisesi önünde, tutuklu gazetecilerin duruşmasına katılan yabancı heyetin de katılımıyla toplanan DİSK’liler sloganlar atarak Taksim’e kadar yürüdü. Burada bir açıklama yapan DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu şunları söyledi: “BİZLERE DÜŞEN GÖREV, 12 EYLÜL’Ü BÜTÜN SONUÇLARIYLA ORTADAN KALDIRMAKTIR!.. Bundan 32 yıl önce, tank sesleriyle ve marşlarla uyandırılmamızla başlayan süreç Türkiye’yi siyasal, sosyal, hukuksal ve bilimsel alanlarda büyük tahribata uğrattı. Hukuk, adalet, bilim, emek ve çalışma hayatı yok edildi…” (Haber / Duyuru, 11.09.2012) |
|
|
 12 Eylül askeri darbesinin ardından 32 yıl geçti. 12 Eylül’de toplum yapısını şekillendirmek üzere kurulan kurumlar, bugün AKP’nin eliyle yeni bir rejimin örgütlenmesi sürecinde görevlerine devam ediyor. DİSK, 12 Eylül’ün 32. yılında “12 Eylül vesayetini yaratan kurumların, AKP eliyle şimdi de toplumu nasıl yeni bir otoriter rejime sürüklenmesini” teşhir etmek için yapacağı bir dizi eylemin ilkini bugün Şişli’de gerçekleştirdi. Eyleme, DİSK Yönetim Kurulu’nun, üye sendikalarımızın genel başkanları ve yöneticilerinin yanı sıra Birleşik Metal-İş, Genel-İş, Nakliyat-İş, Sosyal-İş üyesi işçilerle direnişteki BEDAŞ işçileri ve taşeron işçileri katıldı. DİSK Genel Merkez binası önünde toplanan DİSK’liler buradan sloganlar atarak Mecidiyeköy’e kadar yürüyüp AKP Şişli ilçenin önüne geldi. Burada bir açıklama yapan DİSK Genel Başkanı Erol Ekici şunları söyledi: (Haber / Duyuru, 10.09.2012) |
|
|
 Başbakan Erdoğan önceki gün AKP Genişletilmiş Grup Toplantısı’nda yine bir başbakana yakışmayan üslubuyla esip gürledi. Görevi gereği de olsa sorumluluk duygusu taşıması gereken bir başbakandan çok, ülkedeki temel sorunlar üzerinden provokasyon ortamı yaratmaya çalışan, yakışıksız, sorumsuz, kışkırtıcı ve saldırgan bir görüntü sergiledi. Başbakan’ın, Suriye’ye emperyalist müdahaleye karşı Hatay’da düzenlenen etkinliği “Esad yanlısı” şeklinde lanse etmeye çalışması, gerçekleri tahrif ederek halkı yanıltmaya çalışması bir tarafa, Kürt halkının seçilmiş temsilcilerine siyasi kanalları kapatma arzusuyla yanıp tutuşan bir diktatör edasıyla “Yargıyla konuştuk, onlar gereğini yapıyor, biz de TBMM’de gereğini yapacağız” demesi tüyler ürperticidir. (Basın Açıklamaları, 07.09.2012) |
|
|
 Afyonkarahisar’da konuşlu Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı’na bağlı Mühimmat Depo Komutanlığı’nda, el bombalarının depolandığı bir cephanelikte yapılan çalışma sırasında, “henüz bilinmeyen” bir nedenle meydana gelen patlama sonucunda, 25 asker yaşamını yitirdi. Önemsenmesi gereken belirli kesimlerce iddia edilen “sabotaj” veya “saldırı” ihtimali bir yana; kuralsızlığın, güvencesizliğin ve denetimsizliğin alabildiğine yaygın ve insan yaşamının “ucuz” olduğu ülkemizde cinayet boyutunda yaşanan “kazalar” toplu ölümlere yol açmaya devam ediyor. (Basın Açıklamaları, 06.09.2012) |
|
|
 Milli takım forması giyen, döneminin en önemli sporcuları arasında yer alan, sendikal hak ve özgürlükler mücadelesini ilk kez spor alanına taşıyan, konfederasyonumuz DİSK çatısı altında Devrimci Spor Emekçileri Sendikası’nın (Spor-Sen) örgütlenme çalışmalarında aktif görev alan, futbolun unutulmaz oyuncularından değerli insan Metin Kurt’u kaybettik, acımız sonsuzdur. Değerli mücadele arkadaşımız Metin Kurt’u, yarın Ataşehir Mimar Sinan Camisi'nde kılınan ikindi namazının ardından Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı'ndan sonsuzluğa uğurlayacağız… (Haber / Duyuru, 24.08.2012) |
|
|
 Acımasız HES projeleriyle Karadeniz Bölgesi’nin derelerini kafesleyip doğayı yok edenler, şimdi de Sakarya-Sapanca gibi Marmara Bölgesi’nin akciğeri olan havzayı taş ocaklarıyla paramparça ediyorlar. Sapanca Yanıkköy sınırları içinde yer alan orman arazisinin taş ocağı olarak kullanılması için ruhsat verilmesi, tüm yaşamları ve gelecekleri o topraklar olan Yanıkköy halkı için ayakları altındaki zeminin yok edilmesi, yaşam alanlarının daraltılması demektir. Sadece üzerinde yaşadıkları ve geçimlerini sağladıkları toprak, nefes aldıkları orman değil, bütün bir havzaya su sağlayan, hayat veren göl ile gölü adeta damarları gibi besleyen dereler büyük bir tehdit altındadır… Bir dinamitin bile doğaya verdiği zarar düşünülürse, patlatılacak yüzlerce dinamitin bütün bir bölgenin su ihtiyacını karşılayan göl ve dereleri nasıl bir zehir kaynağı haline getireceği ortadadır… (Basın Açıklamaları, 24.08.2012) |
|
|
 EMPERYALİSTLERİN BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ DAHA ÇOK YIKIM GETİRECEK VE HALKIMIZA DAHA BÜYÜK ACILAR YAŞATACAKTIR! Gaziantep’te sokakta patlatılan bomba sonucunda 9 yurttaşımız yaşamını kaybetti, onlarcası yaralandı. Sivil halkı hedefleyen bu tür insanlık dışı saldırıların son bulmasını umut ediyor, halkımızı ateşe atan savaş politikalarını şiddetle kınıyoruz. Yıllardır söylüyoruz; yıllardır akan kan ve gözyaşı gittikçe çoğalan bir şiddet sarmalı içerisinde halkımızı büyük acılarla karşı karşıya getiriyor. Gaziantep’te kimler tarafından yapıldığı belli olmayan fakat sivil halkı hedefleyen ve toplumu terörize ederek halkın siyasi iktidarın politikalarına sorgusuz sualsiz onay vermesine neden olan bu patlama AKP’nin bölge politikalarının direkt bir sonucudur… (Basın Açıklamaları, 22.08.2012) |
|
|
 Alman faşizminin Polonya‘yı işgal etmesi ile başlayan, ardında milyonlarca ölü, milyonlarca yaralı, acı ve gözyaşı bırakan insanlık tarihinin en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşlarından biri olan İkinci Büyük Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın başladığı günü unutmamak, barış çığlığımızı en yüksek sesimiz ile haykırmak için, 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde alanlara çıkıyoruz. Paylaşım savaşlarının kirli tarihi bugün de ne yazık ki aynı vahşeti ile devam etmektedir. ABD emperyalizminin başını çektiği dünyanın egemenleri, enerji kaynaklarına ve yollarına hakim olma hırslarını ve saldırganlıklarını, "özgürlük ve demokrasi" sözcüklerinin ardına gizleyerek, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmeye devam etmektedirler. (Haber / Duyuru, 18.08.2012) |
|
|
 Bayramlar, kardeşliğin, sevgi ve barışın egemen olduğu günlerdir. Bu günlerde, umutlar canlanır, iyi bir yaşama olan özlemler dile getirilir. Ancak, daha iyiye ve güzele duyduğumuz bu özlem, tek başına anlam taşımaz. Çünkü, sevginin, barışın ve kardeşliğin gerçekten kök salabilmesi için, uygun toplumsal koşulların da yaratılması gerekir. Bayramlar, milyonlarca emekçinin işten atılma korkusunun olmadığı, ekmek kaygısı taşımadığı, baskı ve sömürü dişlileri arasında yaşamının zindan edilmediği ve “Yarın ne olacağım?" sorusunu sormadığı koşullarda gerçekten adına layık günler olabilirler… (Haber / Duyuru, 17.08.2012) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Mayıs 2012 dönem sonuçlarını değerlendirdi: 1) Türkiye’de çalışma çağındaki her iki kişiden biri çalışmıyor. İşgücüne katılım oranı %50,5 düzeyinde. İşsiz sayılmayan umudu kesik işsizlerin sayısı ve ev içi emeğin görünmez olmasının sonucunda açığa çıkan bu durum Türkiye’de işsizliği olduğundan düşük gösteriyor. 2) AB ülkeleri için Eurostat verilerine göre 2012 yılının birinci çeyreği için işgücüne katılım oranı %68 düzeyinde. Türkiye’de iş isteyenlerin (işgücüne katılım) oranı AB-27 ortalaması kadar olsaydı işsiz sayısı 11 milyon 845 bin, işsizlik oranı yüzde 32 düzeylerine çıkacaktı. 3) Umudu olmadığı için ya da diğer nedenlerle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve bu nedenle işsiz sayılmayanlar dahil edildiğinde işsizlik oranı %8,2 değil, %13,8, işsiz sayısı da 2 milyon 272 bin değil, 4 milyon 43 bin oluyor.... (DİSK-AR, 16.08.2012) |
|
|
 Gaziantepli tekstil işçilerini çileden çıkartan şey, Türkiye’de işçi sınıfının hiçte yabancısı olmadığı, AKP iktidarının neoliberal ekonomik politikalarıyla daha da ağırlaşan, çalışanlara güvencesizliğin ve örgütsüzlüğün dayatıldığı koşullardır! Uzun çalışma süreleri, sigortasız çalıştırma, güvencesizlik, düşük ücretler, ödenmeyen ikramiyeler, haksız işten çıkarmalar, keyfi ücret kesintileri, örgütsüzleştirme, insanlıktan yoksun çalışma ortamları ve insan onuruyla bağdaşmayan davranışlar bunların en önde gelenleridir. Sendikalar hükümet politikalarıyla zayıflatılıp işyerlerinden silinmeye çalışıldıkça, işverenler de işçilerin kazanılmış haklarını birer birer ortadan kaldırmakta, onları tümüyle köle koşullarında çalışmaya zorlamaktadır. Hükümet politikalarından cesaret alan işverenler Gaziantep’te sendikalı işyerlerini de örgütsüz ve toplu sözleşmesiz bırakmak için yoğun çaba içerisine girmiştir... (Basın Açıklamaları, 15.08.2012) |
|
|
 Tunceli CHP Milletvekili Hüseyin Aygün önceki gün PKK/HPG tarafından kaçırıldı. PKK yaptığı açıklamada Aygün’ün “sorgulandıktan” sonra serbest bırakılacağını açıkladı. Bölgede 28 yıldır süren düşük yoğunluklu savaş boyunca askerler, polisler, devlet memurları PKK tarafından alıkonuldu. Fakat şimdi ilk kez bir milletvekili “gözaltına” alındı. Tunceli Milletvekili Aygün’ün, 23 Temmuz’dan beri özellikle Hakkâri bölgesinde yoğun olarak devam eden fakat adeta “yayın yasağı” konulan çatışmaların ardından kaçırılması “savaşın” boyutunu açıkça göstermektedir. Hükümetin bu fiili sansüründen dolayı, onlarca ölümün, yüzlerce yaralanmanın, köy boşaltmalarının ve bölgeye giriş çıkışların yasaklanmasının yaşandığı bu olaylarla ilgili kamuoyu hiçbir bilgi edinememekte, aileler çocuklarıyla ilgili sağlıklı bilgi alamamaktadır… (Basın Açıklamaları, 14.08.2012) |
|
|
 DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Suriye’ye yönelik emperyalist savaş stratejesine ve AKP’nin Ortadoğu’da emperyalizmin taşeronluğunu üstlenerek “savaş kışkırtıcılığı” yapmasına karşı Suriye halkı ve işçi sınıfıyla dayanışmak amacıyla 19 Temmuz saat 11:00’da TTB Genel Merkezi’nde ortak bir basın açıklaması yaptı. KESK Genel Başkanı Lami Özgen, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, TTB Genel Sekreteri Beyazıt İlhan'ın sunduğu basın açıklamasını DİSK Genel Başkanı Erol Ekici okudu. Açıklamanın tam metni şöyle: (Basın Açıklamaları, 19.07.2012) |
|
|
 En küçük demokratik bir hakkın bile kullanılmasına tahammül etmeyecek ölçüde baskıcı olan AKP’nin, demokratik hak ve özgürlüklerin olmadığı dikta yönetimi ile ülkeyi yönetme isteği, neredeyse bütün uygulamalarında kendisini ele vermektedir. BDP öncülüğünde çeşitli sol siyasi parti ve kitle örgütlerinin 14 Temmuz’da Diyarbakır’da düzenlemek istediği “Özgürlük için demokratik direniş” mitingi, yasakçı ve baskıcı devlet zihniyetiyle yaptırılmadı. Diyarbakır sokakları polis şiddetiyle savaş alanına çevrildi. Vekiller yaralandı, onlarca insan gözaltına alındı, işkence görüntüleri sokağa yansıdı, yüzlerce gaz bombası atıldı, coplar kadın, çocuk, yaşlı demedi, tankerler dolusu tazyikli su sıkıldı ve Diyarbakır’da tam bir vahşet yaşatıldı. (Basın Açıklamaları, 16.07.2012) |
|
|
 Efraim Ezgin, Faruk Ersan, Hürcan Gürses, Latif Can, Osman Nuri Uzunlar, Salih Gevenci, Serdar Alten. 20-25 yaşlarında gencecik 7 öğrenci, 1978 yılında Ankara Bahçelievler’de önce işkence edilerek, telle boğularak ve sonra da kurşunlanarak katledildiler. Bu ekipte yer alan faşist Ünal Osmanağaoğlu Konfederasyonumuzun Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in 22 Temmuz 1980’de katledilmesi olayında da yer aldı. Katiller uzun süre yakalanmadılar. Çünkü aranmamışlardı bile. Katliamın tertipçilerinden Abdullah Çatlı’nın yıllar sonra “Susurluk Kazası”yla birlikte devlet tarafından kollanıp daha başka cinayetlerde de kullanıldığı ortaya çıktı. Katliama katılanlardan Mesut Korkmaz ve Kadri Kürşat Poyraz ise hâlâ yakalanmış değiller. (Basın Açıklamaları, 11.07.2012) |
|
|
 AKP 10 yıllık iktidarları boyunca eğitim, sağlık, enerji, su, ulaşım, barınma gibi her türlü temel kamusal hizmeti yoksulların, çalışanların, halkın zararına ve elbette sermayenin çıkarları doğrultusunda yeniden düzenledi. Geniş yoksul kesimlere “cennetler” vaadetip oylarını alarak iktidara gelen AKP, esasında “zengin-zümre”ye hizmet ettiğini gizlemek için takiyyelere başvurdu. Özellikle eğitim ve sağlık alanlarında yapılan özelleştirmeler, çalışan geniş kesimlerin güvencesizliğe ve çalışma yaşamının da “kuralsızlığa” bağlandığı bu süreç boyunca takiyyeyi temel üslup olarak kullanan AKP iktidarı cennet yerine halka “cinnet” geçirtecek uygulamalara imza attı. Bunlardan birisini de, Kıdem Tazminatının önce eritilip sonra da ortadan kaldırmaya yönelik politikalarıyla bugün yaşıyoruz... (Basın Açıklamaları, 10.07.2012) |
|
|
 KESK üyelerinin tutuklanması ve hükümetin muhalefet üzerindeki baskılarını protesto etmek için DİSK, TMMOB ve TTB’nin öncülük ettiği, emek ve meslek örgütlerinin, siyasi çevreler ve demokratik kitle örgütlerinin başkan ve temsilcilerinin katılımıyla 6 Temmuz 2012 Cuma günü, saat 11:00’de KESK Genel Merkezi önünde yapılan ortak basın açıklamasını DİSK Genel Başkanı Erol Ekici okudu. Ortak basın açıklamasının tam metni şöyle: BUGÜN 76 KESK’Lİ, SADECE MUHALİF SENDİKACILIK YAPTIKLARI İÇİN CEZAEVLERİNDE! Siyasi iktidarın bu saldırısı sadece KESK’e yönelik değil, bütün emek ve demokrasi güçlerine yöneliktir! (Haber / Duyuru, 06.07.2012) |
|
|
 Türkiye açsından kentleşme sürecinin en önemli özelliği, rant ve kar arayışlarının yönlendiriciliğinde şekillenen, yağma politikalarının, kuralsızlığın ve denetimsizliğin devlet gözetiminde sürdürüldüğü bir yapıya sahip olmasıdır. İnsanların, güvenilir, ulaşılabilir, sağlıklı konutlarda barınma, sosyal donatı olanaklarına sahip, doğa ile barışık bir çevrede yaşama hakkı ne yazık ki, hükümetlerin ve yerel idarelerin elinde, rant paylaşım arayışlarının elinde yok sayılmaktadır. Amacı yaşanan hızlı nüfus artışı ve hızlı kentleşme sebebiyle oluşan konut ve kentleşme sorunlarının çözülmesi olarak tanımlanan Toplu Konut İdaresi, kısa sürede sorunların çözümünün değil, rant arayışlarının dağıtım ve paylaşım aracı haline getirilmiştir… (Basın Açıklamaları, 05.07.2012) |
|
|
 2003 yılında 4857 sayılı yasa ile hazırlıkları başlayan, çeşitli yönetmelik, tüzük girişimleri ve nihayet 2006’da “müstakil bir iş yasası” adıyla devam eden, son bir yılda hız kazanan yasa tasarısı Nisan 2012’de Meclis’e sunuldu. 30 Haziran 2012 itibariyle Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Öncelikle vurgulanması gereken Yasa’nın sahiplerince sürekli yeni ve özgün olduğu ifade edilmesine karşın aslında hammaddesinin, neredeyse tamamının geçmiş yönetmelik ve tüzükler olduğu; kimi noktalarda o düzenlemelerden de geriye gidildiğidir... (Basın Açıklamaları, 05.07.2012) |
|
|
 AKP hükümeti toplumsal bütün sorunları “irrasyonel” metodlarla çözme yeteneğini bir kez daha sergiledi. Muhaliflerini izole etmek için tıka basa doldurduğu cezaevlerinde “yer açmak” için olsa gerek, yasalaşan 3. Yargı Paketi’yle yeni bir yöntem buldu: “Katliamcılar, katiller dışarı, demokrasi güçleri içeri!” AKP, Meclis’ten bir geceyarısı operasyonuyla geçirdiği 3. Yargı Paketi’yle sadece, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindeki gizlilik kararlarıyla, siyasi tehdit aracı gibi çalışan tarzlarıyla, demokratik olmayan ve mahkemeden çok devletin ideolojik aygıtı ve hatta ihtilal mahkemeleri gibi çalışan Özel Yetkili Mahkemeleri yeniden kutsayarak insan haklarını, hukuk devletini ve demokrasiyi ayaklar altına almıyor; aynı zamanda da katliamcı katilleri salıvererek “tarafını” kalın çizgilerle belirginleştiriyor... (Basın Açıklamaları, 04.07.2012) |
|
|
 2 Temmuz 1993'de gerici, faşist güçlerin planlı bir organizasyonuyla Sivas'ta "Pir Sultan Kültür Etkinlikleri"ne katılanlardan 35 aydın, sanatçı, yazar, kadın, genç, her şeyden önce insan, Madımak Oteli'nde yakılarak katledildiler. Diğer politik katliamlarda olduğu gibi Sivas’ta da bütün deliller yok edilmiş, olayın gerçek yönlendiricileri yargı karşısına çıkarılmadığı gibi, yıllarca elini kollunu sallayarak Sivas’ta gezmelerine izin verilmiştir. Bir şekilde tutulup yargılananlar ise kollanmış, hafif cezalarla göstermelik kararlar verilmiş ve en önemlisi de, hem dönemin Adalet Bakanlığını yapan şahıs tarafından ve hem de bugünkü AKP hükümetinin milletvekilleri tarafından savunulmuşlardır… (Basın Açıklamaları, 02.07.2012) |
|
|
 Bu mahkemeler yargılama birliği ilkesine, kanun önünde eşitlik ilkesine ve adil yargılanma hakkına açıkça aykırıdır! Özel soruşturma ve yargılama usulleriyle savunma hakkının kısıtlanması niteliğindeki gizlilik kararlarıyla, siyasi tehdit aracı gibi çalışan tarzlarıyla, hiç de demokratik olmayan ve mahkemeden çok devletin ideolojik aygıtı ve hatta ihtilal mahkemeleri gibi çalışan bu mahkemelerin, bir an önce kaldırılmaları gerekir!.. DİSK, kurulduğu tarihten bu yana, işçi sınıfının temel haklarının yanı sıra temel insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için mücadele ede gelmiştir. 1980 öncesinde DGM’lerin kaldırılması için yapılana direniş ve mücadele bunun en önemli örneklerinden biridir... (Basın Açıklamaları, 01.07.2012) |
|
|
 12 Eylül Referandumu’ndan sonra “devletleşmesini” hızlandıran AKP iktidarı, 12 Eylül’ün bütün icraatlarını da yeniden hayata geçirerek, emek ve demokrasi güçlerine, siyasi muhaliflerine karşı bir nevi toplama kamplarına dönüşen saldırılarının çerçevesini gittikçe genişletiyor. Hak ve özgürlükler, hukuk ve adalet yok sayılarak, muhalif siyasi çevrelerden gazetecilere, aydınlardan öğretim üyelerine, çevre örgütlerinden öğrencilere ve sendikacılara kadar uzanan geniş bir yelpazede baskı ve gözaltılarla süren operasyonlarla toplum zapturapt altına alınıyor. 13 Ocak ve 13 Şubat’ta KESK’e düzenlenen operasyonların ardından KESK'e ve üye sendikaların genel merkezlerine, kimi şubelerine ve kamu emekçilerinin evlerine yeniden baskınlar düzenledi. (Basın Açıklamaları, 25.06.2012) |
|
|
 AKP iktidarının emekçilere dünyayı dar getiren politikalarına karşı, “ucuz” istihdamı hedefleyen “Ulusal İstihdam Stratejisi”ne, işçiyi köleleştiren “Özel İstihdam Büroları”na, kıdem tazminatının gaspedilmesine, Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı’na, sendikal grev yasaklarına, esnek çalıştırmaya, taşeronlaştırmaya ve güvencesizliğe, işsizliğe, yoksulluğa, sendikal hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına, işçilerin iş cinayetlerine kurban edilmesine, örgütsüzleştirmelere, toplumun baskı altına alınmasına karşı, insan onuruna yaraşır iş hakkını ve insanca bir yaşamı savunmak için bir kampanya başlatıyoruz. “ZALİMİN ZULMÜNE DİRENECEĞİZ!.. SENDİKAL YASAKLARA, UCUZ İSTİHDAM STRATEJİSİNE GEÇİT VERMEYECEĞİZ!” ismiyle başlattığımız kampanya boyunca Türkiye genelinde açacağımız standlarda halkımızı bir imza vererek mücadelemize destek olmaya davet ediyoruz. (Haber / Duyuru, 20.06.2012) |
|
|
 İşçiler, işini kaybedenler veya çocuklarının iş bulamayışına şahit olanlar, düzgün bir sosyal güvencesi olmayanlar veya evlerini ve emeklilik primlerini kaybetmiş olanlar, hepsinin hükümetlere olan güveni sarsılmış durumdadır. Hükümetlerinin neden küresel kurumlar ve piyasalar adına, temel işçi haklarına saldırdığını işçilere açıklamak mümkün değildir. Küresel finansal krizin başlangıcından 4 yıl sonra mevcut politikaların doğruluğu tartışılmalıdır. Özel sektör ve bankalardan hükümet hazinelerine olan büyük borç transferi, hükümetlerin finans sektörünün açgözlülüğüne karsı suskunluğu ve şimdi de piyasalara karşı kendi halklarını korumaktaki acizlikleri alarm vermektedir. Bu durum artık son bulmalıdır. (Uluslar arası İlişkiler, 18.06.2012) |
|
|
 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 42. yıldönümünde Şişli’den Taksim’e çelik adımlarla yürüyeceğimiz “işçi yürüyüşü”nde sanatçı dostlarımıza davetimiz var! DİSK kortejinin en önünde, Kızıl Davul bandosunun yürütücülüğünde, işçilerden ve sanatçılardan oluşturacağımız koroda hep birlikte “Avusturya İşçi Marşı”nı söylemek için; sesi, soluğu ve enstrümanıyla birlikte tüm sanatçı dostlarımızı dayanışmaya çağırıyoruz! Şimdi işçi sınıfıyla saf tutmak için, sanat emeğini savunan sanatçı dostlarımızı kortejimizin en önüne, hep birlikte “Avusturya İşçi Marşı”nı söyleme davet ediyoruz. Yaylısından, tellisine; üflemelisinden, tuşlusuna, vurmalısına kadar tüm enstrümanlarla birlikte ezgiler kurmak ve hep bir ağızdan marş söylemek için dostlarımızı bekliyoruz! (Haber / Duyuru, 13.06.2012) |
|
|
 EŞİTLİK İSTEYEN KÜRTLERE CEZAEVİ, PARASIZ EĞİTİM İSTEYEN GENÇLERE 8 YIL, SENDİKAL HAK İSTEYEN İŞÇİYE GREV YASAĞI!.. AKP’nin kendinden olmayan herkese karşı yürüttüğü operasyonlar ve muhalif sendikalara uyguladığı baskılarla ilgili geçtiğimiz Mart ayında yayınladığımız basın açıklamamız “Zorba AKP’nin zalim yönetimi” başlığını taşıyordu. Özetle; “AKP’nin, işçi-emekçi kitlelerin ve toplumun AKP yandaşlığı yapmayan kesimlerinin demokratik hak ve özgürlüklerinin olmadığı bir tür dikta yönetimi ile ülkeyi yönetme isteği”nden ve “emperyalist bölge politikalarıyla eklemlenen yeni düzenlerini yerleştirmek için, toplumsal muhalefet dinamiklerine karşı olmadık baskı ve senaryolar uyguladığı”ndan bahsetmiştik… (Basın Açıklamaları, 08.06.2012) |
|
|
 Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), ILO Konferansı sırasında Cenevre’de düzenlediği bir basın toplantısıyla “Yıllık Sendikal Hak İhlalleri Raporu”nu açıkladı. 143 ülkeyi kapsayan rapora göre, 2011 yılı işçiler için oldukça zor ve tehlikeli bir yıl oldu. Sendikal haklarını savunan işçiler işten çıkarıldı, tutuklandı hatta öldürüldü. En kötü koşullarda çalışan işçiler ev işçileri oldu ve “Arap Baharı” sırasında en ağır bedelleri işçiler ödedi. Raporda, ‘hükümetlerin iş hukukunu ihlal etmesi’, ‘denetleme ve işçi güvenliğine kaynak ayrılmaması’, ‘göçmen işçilerin uğradığı suiistimaller’, ‘serbest ticaret bölgelerinde özellikle kadın emeğinin sömürülmesi’ ve ‘100 milyon ev işçisinin kötü çalışma koşulları’ gibi konulara yer veriliyor… (Uluslar arası İlişkiler, 07.06.2012) |
|
|
 İsviçre’nin Cenevre kentinde devam etmekte olan ILO Konferansı’nda Aplikasyon Komitesi toplantıları “Uluslararası İşveren Örgütü” IOE’nin sabotajı sonucunda kilitlendi. Her yıl olduğu gibi dünya genelinde sendikal hak ihlallerini değerlendiren, işçi, işveren ve hükümet gruplarından oluşan “Uluslararası Standartların Uygulanması Komitesi” toplantıları bu yıl işverenlerin uzlaşmaz tavrı ve ILO’nun birikimlerini hiçe sayan tutumu nedeniyle devam edemez hale geldi. İşveren grubu “grev hakkı” tartışmalarının ve grev hakkıyla ilgili ülke dosyalarının gündem alınmamasını talep etti. Bu talebin kabul görmemesi üzerine işveren grubu toplantıları boykot etti. Böylece Türkiye’nin de aralarında olduğu 25 ülkelik liste Konferans’ta gündeme alınamadı ve işverenler 1926 yılından beri devam eden bir işleyişi bozmuş oldu… (Uluslar arası İlişkiler, 05.06.2012) |
|
|
 DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu, havacılık işkolunda getirilen grev yasağı ve Hava-İş Sendikası üyelerinin işten atılmalarıyla ilgili Uluslararası İşçi Sendikaları Konfederasyonu ITUC’a bir rapor ileterek eylem çağrısında bulundu. Serdaroğlu’nun, ILO Konferansı sırasında etkin ve ortak bir protesto gerçekleştirilmesi için ITUC’a yaptığı çağrı şöyle: “Bildiğiniz üzere, sivil havacılık sektöründe tam bir grev yasağı getiren ve bir AKP milletvekili tarafından Meclis’e sunulan yasa teklifi, Meclis’te kabul edilerek onaylanması için Cumhurbaşkanı’na gönderildi. Bunun ardından yasa Resmi Gazete’de yayınlanacak ve uygulamaya konulacak. Bu arada Hava-İş üyeleri, grev haklarını korumak için, 29 Mayıs 2012 tarihinde bir günlük sevk eylemi (pratikte bir günlük grev) eylemi gerçekleştirdi. Ancak Türk Hava Yolları yönetimi bu eylemi yasa dışı ilan ederek üç yüzden fazla işçiyi işten attı… (Haber / Duyuru, 01.06.2012) |
|
|
 101. Uluslararası Çalışma Konferansı, 185 ülkeden 4000’den fazla delegenin
katılımıyla İsviçre’nin Cenevre kentinde başladı. Konferansın bu yılki
gündemleri arasında “Gençlik İstihdamı”, “ Asgari Sosyal Koruma”, “Adil bir
Küreselleşme için Sosyal Adalet” ve “Çalışmaya İlişkin Temel Haklar ve
İlkeler Bildirgesi” gibi konular bulunmakta. Türkiye ILO
Sözleşmeleri’ni ihlal ettiği için Aplikasyon Komitesi gündemine alınacak. Ayrıca
ITUC eski Genel Sekreteri Guy Ryder, 18. ILO Genel Direktörlüğü görevine
seçildi. (Uluslar arası İlişkiler, 31.05.2012) |
|
|
 Kabul edilen “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi”yle birlikte sözkonusu teklif yasalaşarak, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere rağmen havacılık hizmetlerinin tümüne grev yasağı getirilmiş oldu. AKP bir yandan THY’de kadrolaşmakta, diğer taraftan da geçici işçilik ve taşeronlaştırma yoluyla esnek çalışma standartlarını uygulamaya çalışarak, ilkel kölelik sistemini dayatmaktadır. BU HUKUKSUZLUĞU ASLA KABUL ETMEYECEĞİZ!.. HAVACILIK SEKTÖRÜ ÇALIŞANLARIYLA OMUZ OMUZA MÜCADELE EDECEĞİZ!.. İşçi sınıfımızın her zamankinden daha fazla birlik ve dayanışmaya ihtiyaç duyduğu bu zorlu dönemeçte DİSK mücadelenin yükseltilmesi inancıyla, havacılık sektöründe çalışan emekçilerin ve onların örgütü Hava-İş Sendikası’nın mücadelesinin yanında ve omuz omuza olacaktır… (Basın Açıklamaları, 25.05.2012) |
|
|
 AKP Hükümetinin reva gördüğü %3,5 + 3,5 sefalet artışına karşı kamu emekçilerinin uluslararası hukuktan doğan anayasal haklarını kullanarak, sadece kamu emekçilerinin değil, kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesi sonucu parasız ve nitelikli kamu hizmetinden yoksun bırakılmak istenen tüm yurttaşların haklarını da korumak için 23 Mayıs’ta GREV’e çıkma kararlarını destekliyor, bu haklı mücadelelerinde yanlarında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Yanlarındayız, omuz omuzayız, dayanışma içindeyiz!.. (Haber / Duyuru, 22.05.2012) |
|
|
 İş cinayetlerinin yüzde yüz durdurulabilir olduğunu ve alınacak önlemleri bütün detaylarıyla anlatmamıza, rapor etmemize rağmen sesimizi duyan yok!.. Bırakın bizim sesimizi; yanarak, düşerek, ezilerek, elektriğe kapılarak, boğularak, göçük altında kalarak ölmelerine göz yumulan işçilerin sesini duyamayacak kadar sağırlaşmış kulaklar... Duymak istedikleri tek ses, öldürülen işçilerin kanlarıyla yoğrulmuş PARANIN SESİ!.. Önlem almayan, denetim yapmayan, yasa çıkartmayan, sorumluları cezalandırmayan, işçileri örgütsüz ve yalnız bırakan, “daha çok kâr” için göz göre göre işçileri ölüme sürükleyen AKP Hükümeti bu cinayetlerin birinci derecede sorumlusudur ve bundan yakasını kurtaramayacaktır!.. (Basın Açıklamaları, 16.05.2012) |
|
|
 DİSK, 1 Mayıs 1977 Katliamı ile ilgili gerçekleri açıkladı: ‘Taksim alanı yarım saat boyunca birçok yerden ateş altındaydı, panzerlerden de ateş açıldı. Asıl kargaşa, panzerlerden ses bombalarının atılması ve panzerlerin kalabalığın üzerine sürülmesiyle başladı. 1 Mayıs 1977 Katliamı soruşturulmadı, solcular yapmış olsaydı iddianameye kesin girerdi’.. DİSK, Taraf gazetesinden Halil Berktay ile Radikal gazetesinden Oral Çalışlar'ın 1 Mayıs 1977 Katliamı ile ilgili çarpıtmalarına 9 Mayıs 2012 Çarşamba günü Taksim’deki Hill Otel’de bir basın toplantısı yaparak yanıt verdi… (Haber / Duyuru, 09.05.2012) |
|
|
 Uzun yıllar sonunda 1 Mayıs Alanı’nın yeniden kazanılmasının ardından işçi ve emekçi kitleleri “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”nü üç yıldır en geniş katılımla Taksim’de kutluyor. Yüzbinlerce kitlenin coşkulu ve rengarenk bayraklarıyla, kendi talepleri ve özlemlerini ifade ettiği Taksim kutlamaları, yıllardır korku tellallığı yapanların, sola ve devrimcilere kara çalmaya çalışanların teorileri altüst ettiği gibi, devlet güdümlü sarı sendikacılığın gerçek yüzünü de teşhir etti. 1 Mayıs’ı gerçek niteliğinden soyutlayarak, “piknik bayramı” haline dönüştürmek isteyen yandaş sendikal anlayış, kendi geniş işçi tabanları tarafından da alanlarda terk edilmişler, hükümetin kürsüsü haline getirdikleri ve 1 Mayıs Marşı’nı dahi çalmaya cesaret edemedikleri “piknik bayramlarında” teşhir edilmişlerdir… (Basın Açıklamaları, 04.05.2012) |
|
|
 Geçtiğimiz ay Bursa BOSCH’ta çalışan 6 bin Bosch İşçisi özgür iradelerini kullanarak, anayasal hakları olan sendika tercihlerini DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası’ndan yana kullandılar. Örgütlenmenin başından itibaren işyerindeki sendikal değişim konusunda “tarafsız” olduğunu açıklayan BOSCH işverenin verdiği sözleri ve imza attığı uluslararası sözleşmeleri unutarak taraf olması üzerine; örgütlenme konusunda özgür seçimlerini kullanarak DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası’na geçen işçilere yönelik baskıların dozajı da artırıldı. Bugün ise vardiya giriş ve çıkışında basın açıklaması yapmak üzere orada bulunan sendikamız yöneticileri ve Bosch İşçilerine Türk-Metal Sendikası tarafından taş, sopa ve demir çubuklarla saldırı düzenlendi. Saldırı sonucunda DİSK Genel Başkan Yardımcımız Ali Rıza Küçükosmanoğlu’nun da aralarında bulunduğu arkadaşlarımız yaralandılar… (Haber / Duyuru, 16.04.2012) |
|
|
 12 Eylül Faşizmi’nin sınıfsal ve arkasındaki güçlerin kim olduğunu çok özlü bir şekilde ortaya koyan iki açıklama var. Birincisi, ABD emperyalizminin örgütü CIA İstasyon Şefi Paul Henze’nin “Bizim oğlanlar başardı”, ikincisi ise, o dönemde TİSK Başkanı Halit Narin’in “20 yıl biz ağladık onlar güldü, gülme sırası şimdi bizde” sözleridir. Bu sözler, 12 Eylül’ün emperyalizmle ve sınıfsal konumuyla ilgili önemli belge niteliği taşımaktadır. Bu nedenle, 12 Eylül sürecinin yargılaması emperyalizme bağımlılık ve sınıfsal tahakkümü üzerinden yapılmadığı ve 12 Eylül zihniyetinin bugünkü sürdürücüleri tarafından bir ortaoyununa dönüştürüldüğü sürece gerçek bir yargılamaya dönüşmeyecektir… (Haber / Duyuru, 12.04.2012) |
|
|
 Göçükte kalıyoruz, tersanede demir levhalar altında eziliyoruz, çadırlarda yanıyoruz, barajlarda boğuluyoruz, patlamalarda ölüyoruz! Bu kaçıncı patlama bu kaçıncı ölüm? İş cinayetlerinin ardı arkası gelmiyor. Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara Ostim, Elbistan, Tarsus, İstanbul, Kırıkkale, Diyarbakır, Adana, Esenyurt, Amasya, Eskişehir ve Aşkale’den sonra, güvencesizliğin, denetimsizliğin, örgütsüzlüğün bir sonucu olarak ölüm acımasız yüzünü bu kez yine İstanbul Tuzla’da gösterdi. Daha önceki gün Erzurum’un Aşkale İlçesi yakınlarında bulunan Karasu Baraj Gölü’nde geçirdikleri iş kazası soncu göle düşen biri TEDAŞ işçisi, dördü taşeron işçisi 5 kişi hayatını kaybetti. İşçilerin cesetlerine dahi ulaşılamıyor! Dün Tuzla’da faaliyet gösteren Ada Tersanesi’nde yaşanan iş cinayetinde ise 2 işçi daha yaşamını yitirdi, 6 işçi yaralandı. (Basın Açıklamaları, 06.04.2012) |
|
|
 Araştırma Enstitümüz (DİSK-AR) Mart ayı için açlık ve yoksulluk sınırın verilerini açıkladı. TÜİK Hanehalkı Harcama Kalıbı, TÜİK Madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan raporun sonuçlarına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 1047, yoksulluk sınırı ise 3312 TL olarak gerçekleşti. Araştırmanın sonuçlarına göre sağlıklı beslenmek için yetişkin bir kadının yapması gereken günlük harcama tutarı 9,01 TL olurken, bu rakam yetişkin bir erkek için 9,28 TL, 15-19 Yaş erkek çocuk için 9,82 TL, 4-6 yaş bir kız çocuğu için 6,80 TL oldu. Buna göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için yapması gereken günlük gıda harcaması 34,92 TL. (DİSK-AR, 06.04.2012) |
|
|
 Darbelerle hesaplaşmak, emperyalizmle olan bağımlılıkla hesaplaşmaktır! Darbelerle hesaplaşmak, emekçilerin haklarına yönelik saldırılarla hesaplaşmaktır! Darbelerle hesaplaşmak, halkların kültür ve kimliklerini yok sayan tekçi, ırkçı, şoven anlayışla hesaplaşmaktır! Darbelerle hesaplaşmak, zorunlu din dersleriyle, toplumun gericiliğin kuşatması altına alınmasıyla hesaplaşmaktır! Darbelerle hesaplaşmak, işsizlikle, güvencesiz çalışma ve sendikal haklara saldırılarla hesaplaşmaktır! Darbelerle hesaplaşmak, onun ürünü olan AKP iktidarı ile hesaplaşmaktır! Darbelerle hesaplaşmak, bugünkü kapitalist sömürü ve baskı düzeni ile hesaplaşmaktır! BU OYUNU BİZ EMEKÇİLER BOZACAĞIZ! Eşit, özgür, kardeşçe ve bağımsız bir Türkiye kurma mücadelesinde sömürü düzeni ile hesaplaşarak darbelerle ve darbecilerle de gerçek bir hesaplaşmayı emekçiler mutlaka yapacaktır. (Haber / Duyuru, 03.04.2012) |
|
|
 AKP Hükümeti son birkaç gündür toplumsal gerilimi artırıcı baskı ve şiddet yöntemlerini uygulamaktan imtina etmiyor. Toplumda “4+4+4 kademeli eğitim düzenlemesi” olarak bilinen “İlköğretim ve Eğitim Kanunu”nu çıkartmak için Meclis komisyonlarında ve Genel Kurulu’nda, sokaklarda ve Hükümet sözcülerinin yaptıkları açıklamalarda devlet şiddeti ve terörünün dozajını da artırarak yapmadıkları politik manevra kalmadı. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK’in “İlköğretim ve Eğitim Kanunu” ve sendikal alana yönelik önemli değişiklikler içeren “4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”yla hedeflenen düzenlemelere karşı Ankara’da yapmayı düşündüğü demokratik eylem Ankara Valiliği ve İçişleri Bakanlığı talimatlarıyla seyahat özgürlükleri engellendi, eyleme katılanlar jop, gaz, basınçlı su ve panzerler eşliğinde dayaktan geçirilerek anayasal gösteri yapma hakları da engellendi. Yandaş medyadan yayılan ses ne derse desin, yaşanılan görüntüler gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor… (Basın Açıklamaları, 30.03.2012) |
|
|
 İşsizlik ve güvencesizliğin yaygınlaştırıldığı, başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamu hizmetlerinin sermayeye devredildiği, yer altı ve yer üstü kaynaklarının talan edildiği neoliberal sömürü dalgasının sürdürülmesinin ancak daha otoriter-baskıcı bir yönetimle mümkün olacağını yıllardır söylüyoruz. İşte bu programın yürütücü hükümeti AKP, alt yapıda sınırsız bir piyasacılıkla üst yapıda ise otoriter ve baskıcı karakterle yeniden biçimlendirmeye çalıştığı devletin olanaklarını da kullanarak toplumsal muhalefeti sindirmeye ve gelişme potansiyelini bastırmaya çalışmaktadır. İdeolojik görüşü ve yaşama biçimini topluma dayatma niyeti baskı ve şiddete dönüşerek açığa çıkan AKP hükümeti, iktidar olmanın zafer sarhoşluğuyla dur durak bilmiyor, hak, hukuk, adalet tanımıyor… (Basın Açıklamaları, 29.03.2012) |
|
|
 Yarın 16 Mart!.. Hatice, Abdullah, Baki, Murat, Hamit, Ahmet Turan ve Cemil 34 yıldır aramızda değiller… 16 Mart 1978 tarihinde İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencilerine yönelik olarak gerçekleştirilen bu kanlı saldırı hem yakın tarihimizin acı olaylarından biri hem de ülkemizi 12 Eylül’e götüren sürecin temel taşlarındandır. Bugün iktidarda, 12 Eylül Askeri Darbesi ile hesaplaşmak istediğini söyleyenler var. Bu ülkenin karanlıkları aydınlatılmadan, 1 Mayıs 1977, Kahramanmaraş, Çorum, Sivas, 16 Mart, Gazi/Ümraniye katliamlarıyla gerçek bir hesaplaşma yaşanmadan, Kemal Türkler, Abdi İpekçi, Ümit Yaşar Doğanay, Bedri Karafakioğlu, Ümit Kaftancıoğlu, Doğan Öz, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Musa Anter gibi siyasi suikastler, faili meçhuller, Düzgün Tekin, Ayhan Efeoğlu gibi gözaltında kayıplar ve daha nice cinayetlerin ardındaki sırlar açıklığa kavuşmadan, darbeciler, işkenceciler yargılanmadan, yargısız infazlarla hesaplaşmadan Türkiye darbelerle hesaplaşmayı da başaramaz… (Basın Açıklamaları, 15.03.2012) |
|
|
 DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, bugün düzenledikleri basın toplantısıyla Meclis Genel Kurulu’na gelmesi beklenen, eğitim alanını ticarileştirme ve gericileştirme uygulamalarının son hamlesi olan 4+4+4 kanun teklifine ilişkin görüşlerini ve eylem planını açıkladı. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB adına ortak açıklamayı yapan KESK Genel Başkanı Lami Özgen, kanun teklifinin ideolojik bir saldırı olduğunu, tüm emek ve demokrasi örgütlerini, eğitimcileri, velileri AKP’nin bu ideolojik saldırısına karşı geleceğine, ülkesine, çocuklarına sahip çıkmaya çağırdı… (Haber / Duyuru, 14.03.2012) |
|
|
 Sendikamız DİSK/Birleşik Metal-İş, Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu ve altı bin civarında işçinin çalıştığı BOSCH’a ait üç ayrı fabrikada işçilerin talebi üzerine yaklaşık bir yıldır üyelik çalışması yürütüyordu. Bu süreçte Alt işverenin ve Türk-Metal’in işçileri işten çıkartma tehditleri, DİSK/Birleşik Metal-İş’in, Almanya IGE Metal, Uluslararası Metal İşçileri Federasyonu IMF, Avrupa Metal İşçileri Federasyonu EMF, Avrupa İş Konseyi EWC ile yürüttüğü görüşmeler ve uluslararası girişimleriyle boşa çıkartıldı. Bursa BOSCH fabrikası işçileri aylardır süren toplantılar ve örgütlenme çalışmalarının ardından, bugün (14 Mart 2012 Çarşamba) Türk Metal’den istifa ederek, bütün baskılara karşın barikatları yara yara üyeliklerin yapıldığı salona ulaştı ve akın akın Birleşik Metal-İş’e üye olmaya başladı… (Haber / Duyuru, 14.03.2012) |
|
|
 Madımak Oteli’nde diri diri yakılan 35 canımızı ne tarih unuttu, ne onların yakınları, dostları, sevenleri ve ne de toplumsal belleğimiz. Siyasi iktidar sahipleri ve davanın yargı sorumluları bilmelidir ki, tıpkı 1978’de Maraş’ta veya 1980’de Çorum’da olduğu gibi Alevi ve sol görüşlü yurttaşlarımızı hedef alan bu saldırıda öldürülen insanlarımızın katilleri zamanaşımıyla aklanırsa, tarih sizleri de unutmayacak, katliamın failleriyle birlikte anacaktır. Sivas Davası’nda sanıkları savunan 21 avukatın iktidar partisinde görev alması; bunlardan beşinin milletvekili olması ve hatta birinin kabinede yer alması iktidarın yargı üzerindeki kontrol ve etkisini tekrar sorgulamamıza yol açmaktadır. Size bir kez daha, zamanaşımının tarihe ve toplumsal belleğe işlemediğini, ve Sivas Katliamı Davası’nın genişletilerek tüm idari ve siyasi sorumluların yargı önünde hesap vermesinin önünün açılması gereğini hatırlatmak isteriz... DİSK 13 Mart’ta görülecek davada adliye önünde olacak ve insanlığa karşı işlenen suçların zamanaşımına uğratılamayacağını, Sivas Katliamı’nın bütün sorumlularının tarih ve vicdanlarda mahkum edildiklerini yüksek sesle haykıracaktır… (Basın Açıklamaları, 12.03.2012) |
|
|
 2012’nin ilk gününde Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki askeri silah mühimmat deposunda gerçekleşen patlamada 4 işçi; Şubat ayının sonunda ise Adana'nın Kozan ilçesindeki Gökdere Köprü Barajı Derivasyon Tüneli’nin kapağının patlaması sonucunda 10 işçi hayatını kaybetmişti. Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara Ostim, Elbistan, Tarsus, İstanbul, Kırıkkale ve Adana’dan sonra ortaya çıkan katliam gibi iş kazalarından sonra güvencesizliğin, denetimsizliğin, örgütsüzlüğün bir sonucu olarak ölüm acımasız yüzünü bu kez yeniden İstanbul’da gösterdi. Esenyurt'ta 200 işçinin çalıştığı bir AVM inşaatının şantiyesinde işçilerinin kaldığı çadırda elektrik kontağından çıktığı sanılan yangında ilk belirlemelere göre 11 işçi yaşamını yitirdi… (Basın Açıklamaları, 12.03.2012) |
|
|
 Bugün 12 Mart 1971 darbesinin 41. yılındayız. 70’li yıllar tüm dünyada toplumsal/ulusal kurtuluş hareketlerinin ve 68 gençlik hareketinin de etkisiyle işçilerin, emekçilerin mücadelesini yükselttiği bir dönemi ifade etmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tüm kesimlerin demokrasi mücadelesini yükselttiği bu dönem başta ABD olmak üzere emperyalist ülkeleri tedirgin etmiştir. Dünya ezilen halklarının demokrasi ve özgürlük taleplerinin önüne geçmek isteyen emperyalistler, kanlı tezgâhlarında rol alacak yerli işbirlikçileri bulmakta zorlanmamıştır. Bugün 41. yılına girdiğimiz 12 Mart Faşist Darbesi, planlamasını emperyalistlerin yaptığı, yerli işbirlikçilerin hayata geçirdiği kanlı tezgâhların en önemlilerinden birisidir… (Basın Açıklamaları, 12.03.2012) |
|
|
 DİSK üyelerinin, "Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı"nı protesto için Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Temsilciliği'nde başlattıkları işgal sona erdi. İLO Temsilciliği önünde toplanan DİSK üyeleri, "ILO sözleşmeleri uygulansın! Özgürlükçü sendika yasası istiyoruz!" yazılı pankart açtı, "DİSK direndi direnecek", "Yaşasın örgütlü mücadelemiz", "İşçileri birliği sermayeyi yenecek" sloganlarını attı. Burada açıklama yapan DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, Türkiye'nin demokrasi tarihi açısından zorlu bir süreçten geçtiğini vurguladı. Siyasal özgürlüklerin sınırlandırıldığını, basının tek tipleştirilmeye çalışıldığını, farklı düşüncelerin suç sayıldığını kaydeden Ekici, ülkenin yüzde 90’ının çalışma hayatındaki olumsuzlukları ağır bir biçimde yaşadığını söyledi… (DİSK Etkinlikleri, 09.03.2012) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, “Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı”na ilişkin Çalışma Bakanlığı’nın önünde yaptığı konuşma: Bugün burada, yine Ankara sokaklarında olmamızın nedeni AKP Hükümetinin bitip tükenmeyen bir hırsla emeğe yönelik saldırılarıdır. AKP hükümeti iktidarını sağlamlaştırdıkça işçi sınıfına ve emekçi halkımıza yönelik siyasal ve ekonomik saldırılarını genişleterek yoğunlaştırmayı tercih ediyor. Haksızlığın, hukuksuzluğun ve adaletsizliğin yasal kılıflarını hazırlayan Hükümet, çalışan emekçi kesimleri hedef alan emperyalizmin dayattığı neoliberal politikalarla yeni yoksullar, yeni işsizler ve yeni güvencesizler yaratıyor. Elbette dost düşman artık herkes çok iyi biliyor ki, AKP, tüm çalışanları güvencesiz, 4/C’li yapmak istemekte ve tamamen yerli ve yabancı sermayenin çıkarlarına ve piyasacı/neoliberal ideolojiye göre biçimlendirilen iş yasalarıyla çalışanların en temel haklarını yok etmeyi planlamaktadır... (DİSK Etkinlikleri, 08.03.2012) |
|
|
 İşçi sınıfı örgütlenmesinde ve temel sendikal özgürlüklerde hak gasplarına yol açacak yeni sendikal yasa taslaklarına ve Ulusal İstihdam Strateji Belgesi’ndeki antidemokratik maddeleri şikayet etmek için 8 Mart Perşembe günü saat 17:00’da ILO Ankara Temsilciliği’ne gelen DİSK Başkanlar Kurulu ve 150 kişilik sendikal temsilciler AKP Hükümetini protesto etmek ve uyarmak için ILO Ankara Bürosu’nu TERK ETMEME kararı aldı. Bina dışında da 150 kişilik sendikal temsilciler grubu ILO önünde çadır kurmaya başladı… DİSK, yasa tasarılarının uluslararası hukuka uygunluğunun denetlenmesi için teknik bir heyetin kurulmasını talep ediyor... (Haber / Duyuru, 08.03.2012) |
|
|
 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, dünyanın heryerinde olduğu gibi ülkemizde de kadınlar tarafından taleplerin dile getirildiği, özlemlerin haykırıldığı, tepkilerin gösterildiği eylem ve etkinliklere sahne olmaktadır. İnsan hakları konusunda alacağı çok yol olan bizim gibi ülkelerde, kadınların, demokrasi, özgürlük ve adalete ulaşması zor olmaktadır. Erkek egemen güç ilişkilerinin, değerleri ve kuralları belirlediği koşullarda, bir yandan günlük yaşamı üretmek, bir yandan da toplumsal alanda var olmak, ayrı bir mücadele ve çaba gerektirmektedir. İşte, okulda, ailede, toplumda ve günlük yaşamda ayrı tutulma, eşitsiz koşullara itilme, ikincil olma, “töre cinayetleri”yle yaşam hakkını yitirmek kadının yazgısına dönüşmektedir… 2008 yılında yaşanan krizin ağır faturasını kadınlar yüklenmiş durumda. Hızla artan işsizliğin girdabında, en kötü koşullarda çalışma hayatına katılmak zorunda kalan kadınlar, işsizliği de ağır bir biçimde yaşıyor. Kayıtdışı, kuralsız ve güvencesiz çalışma girdabında, nitelikli işlerin kapısı kadınlara kapalı. İstihdam verilerindeki artış kadınların işgücüne katılım biçimindeki eşitsizliğin bir yansıması olarak görülüyor… (Basın Açıklamaları, 07.03.2012) |
|
|
 Avrupa Eylem Günü dolayısıyla 36 ülkede 80 sendika, iş ve istihdam talebiyle, kemer sıkma politikalarına karşı aynı saatte sokağa çıktı. Eş zamanlı yapılan eylemlerin İstanbul ayağında DİSK, Taksim Gezi Parkı'ndan Almanya Başkonsolosluğu'na yürüyüş düzenledi. "Yaşasın enternasyonal dayanışma", "Milyonlar aç, milyonlar işsiz, işte kapitalist düzeniniz" sloganlarıyla yapılan yürüyüşe, Sendikal Güç Birliği Platformu'da destek verdi. Yürüyüşün ardından açıklama yapan DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve SGBP Sözcüsü ve Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel birer konuşma yaptı. DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali Rıza Küçükosmanoğlu Avrupa liderler zirvesinin Brüksel'de yapılacağını hatırlatarak, "Krizi bahane göstererek ücretleri düşürmek ve sosyal harcamaları kısıtlamak için planlar yapılacak." şeklinde konuştu. (DİSK Etkinlikleri, 29.02.2012) |
|
|
 Bugünlerde DİSK, iktidar/yeni vesayet yanlısı çevrelerin özel çabaları ve saptırmalarıyla 28 Şubat süreciyle ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Gerek darbeler, gerek olağanüstü yönetim biçimleri ve gerekse 28 Şubat sürecine ilişkin görüşlerimizi daha önce defalarca anlattık. İsteyen herkes bu bilgilere kolaylıkla ulaşabilir veya DİSK’ten isteyebilirler. Fakat bunu “bir türlü” anlamak istemeyenler, bariz algılama sorunu olanlar, siyasi iktidarın bahşettiği koltuklarından “bir bilen” pozisyonuna soyunanlar ya da bilemediğimiz yeni bir siyasi manevradan nemalanmak isteyenler konuyu yeniden ısıtıp ısıtıp gündeme taşımaktadırlar. Bu nedenle, yaratılmak istenen kafa karışıklıklarına karşı toplumsal sorumluluğumuzdan dolayı bir kez daha görüşlerimizi özetleyelim… (Basın Açıklamaları, 29.02.2012) |
|
|
 Dünyanın en önemli ve tarihi kentlerinden biri olan İstanbul, gözü kâr hırsı ile dönmüş müteahhitlerin şantiyesi haline getiriliyor. Kentin tarihini, dokusunu hiçe sayan bir anlayış, parkları, meydanları, kamusal arazileri, ormanları tahrip ederek, kentin tarihi siluetini yok etmek pahasına kente müdahale ediyor. Neredeyse İstanbul’dan, İstanbul’u var eden, bize ait ne varsa intikam alınmak isteniyor. Kuralsızlık ve amaçsızca yapılan uygulamalar, sorunların daha da artmasına neden oluyor. İstanbul’un geçmişi ile kurduğu bağ kopartılıyor. İşçi sınıfının tarihine, mücadelesine yönelik bu girişime karşı, söz hakkımız var, kullanacağız! DİSK, Taksim 1 Mayıs Meydanı’na sahip çıkma kararlılığındadır. Taksim Meydanı’na yeni bir yasak anlamına gelen bu uygulamaya karşı işçi sınıfının gür sesini Türkiye bir kez daha duyacaktır… (Basın Açıklamaları, 28.02.2012) |
|
|
 T. Maden-İş yöneticilerinden, DİSK ve Birleşik Metal-İş eski Genel Sekreteri KEMAL DAYSAL’ı kaybetmenin acısı içindeyiz. Hayatını bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm ve işçi sınıf mücadelesine adamış, eski Genel Sekreter’imiz Kemal Daysal’ı saygıyla son yolculuğuna uğurluyoruz!.. Cenazesi 29 ŞUBAT 2012 Çarşamba günü Adana Asri Mezarlığı’ndan öğle namazından sonra kaldırılarak, Ceyhan Altıkara Köyü’nde aile mezarlığına defnedilecektir... (Haber / Duyuru, 28.02.2012) |
|
|
 KESK’in 26 Şubat’ta Kadıköy’de düzenlediği mitingte biraraya gelen Emek ve Demokrasi Güçleri, KESK ve sendikalar üzerinde yoğunlaşan baskı ve tutuklamalara, çalışma yaşamına yönelik baskılara, yoksulluğa karşı “Korkmuyoruz, Susmuyoruz, Teslim Olmuyoruz” dedi. Emek ve Demokrasi Güçleri imzalı “KORKMUYORUZ, SUSMUYORUZ, TESLİM OLMUYORUZ!” yazılı ana pankartın arkasında KESK Genel Başkanı Lami Özgen, DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, DİSK Örgütlenme Dairesi Başkanı İsmail Yurtseven, TTB Merkez Konseyi üyesi Hüseyin Demirdizen, DİSK İstanbul Temsilcisi Önder Atay, Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sine-Sen Genel Başkanı Zafer Ayden’in yer aldığı yürüyüşte birçok kurum kendi pankartları arkasında yürüdü... (Haber / Duyuru, 27.02.2012) |
|
|
 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; AKP iktidarı süresince artış oranı %450’ye ulaşan İmam Hatip Okullarının önünün açılmasını, ILO ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırı olarak çıraklığa başlama yaşının 11’e düşürülerek, çocuk işçiliğini yaygınlaştırmayı, örgün eğitim fiilen 4 yıla indirileceği için özellikle kız çocuklarının geleceklerini karartmayı hedefliyor!.. Bu üç başlık “222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin gerçek niteliğini açıkça göstermektedir. Gerek içeriği, gerek hazırlanış biçimiyle bu kanun teklifi, Türkiye’nin insani, toplumsal ve ekonomik gelişmesini tehlikeye atmakta ve tüm çocuklarımız açısından ciddi riskler oluşturmaktadır... (Basın Açıklamaları, 24.02.2012) |
|
|
 Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Ticaret Politikalarını Gözden Geçirme Kurulu Cenevre’de başladı. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilen Dünya Ticaret Örgütü (WTO) toplantısında Türkiye’nin uluslararası düzeyde kabul edilen temel çalışma standartlarını ihlal ettiğini belgeleyen bir rapor sundu. 23 Şubat 2011 tarihine kadar devam edecek olan uluslararası zirvede Türkiye uluslararası ticaretin kurallarına uygunluk açısından gündeme alınıyor. Türkiye’yi uluslararası ticaretteki yeri, dış ticaret rakamları ve büyüme oranları açısından masaya yatıran görüşmeler başladı. Ekonomi Bakanlığı’nın kalabalık bir heyetle temsil edildiği toplantıda Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun sunduğu rapor Türkiye açısından yüz kızartıcı… (Uluslar arası İlişkiler, 22.02.2012) |
|
|
 13 Şubat DİSK’in 45. kuruluş yıldönümüdür. DİSK 45 yıl önce, 13 Şubat 1967 yılında İstanbul’da kuruldu. Kurulduğundan bu yana, sadece sendikal hak ve özgürlükler için değil demokrasi mücadelesini de etkin bir şekilde yürüten DİSK, bu mücadelesinden dolayı, yaptığı demokrasi mitingleri için, DGM Direnişleri için, 1 Mayıslar için, faşizme ihtar eylemleri için 12 Eylül’de suçlanmış ve yargılanmıştır. Bu ülkede demokrasi adına elde edilen kazanımlarda DİSK’in mutlaka katkısı olmuştur. DİSK demokrasinin kalesidir. DİSK kurulduğu günden bu yana farklılıkları içinde barındırmasını bilmiş, kendi iç demokrasisini kurumsallaştırmış, işçilerin söz ve karar sahibi olması ilkesini temel ilkelerinden biri olarak korumuştur… (Haber / Duyuru, 13.02.2012) |
|
|
 10-11-12 Şubat 2012 tarihlerinde toplanan DİSK 14. Genel Kurulu, 12 Şubat’ta yapılan seçimlerin ardından yeni yönetimi belirledi. 9 kişiden oluşan Yönetim Kurulu’na Genel Başkanlığa Erol Ekici, Genel Sekreterliğe Adnan Serdaroğlu’nun seçildiği Genel Kurul’da, diğer Yönetim Kurulu üyeleri şu isimlerden oluştu: Celal Ovat (Gıda-İş), Alaaddin Sarı (Lastik-İş), Metin Ebetürk (Sosyal-İş), Ali Rıza Küçükosmanoğlu (Nakliyat-İş), Muzaffer Subaşı (Tekstil), İsmail Yurtseven (Genel-İş), Ergün Tavşanoğlu (Tümka-İş). Yeni DİSK Yönetim Kurulu 15 Şubat 2012 Çarşamba günü DİSK Genel Merkezi’nde toplanarak görev dağılımı yapacak. (Haber / Duyuru, 13.02.2012) |
|
|
 4688 sayılı yasaya karşı etkin eylem kararı alan ve 8 Mart çalışmalarını örgütleyen KESK, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaşıyor. 13 Ocak’ta genel merkez binası basılarak çalışanlarının ve bazı üyelerinin gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından bir ay sonra bugün KESK merkezi ve KESK’e bağlı SES ile TÜM BEL-SEN sendikalarının genel merkezleri yeniden basıldı. KESK MYK üyesi ve Kadın Sekreteri Canan Çalağan, SES Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun ve Tüm Bel-Sen Kadın Sekreteri Güler Elveren’le birlikte toplam 15 KESK üyesinin 2009’dan beri süren bir soruşturma gerekçe gösterilerek üç yıl sonra gözaltına alınmaları oldukça manidardır... (Basın Açıklamaları, 13.02.2012) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü’nün (DİSK-AR) SGK Temmuz 2011 İstatistikleri ile Çalışma Bakanlığı İstatistikleri Temmuz 2009 verileri üzerinden hazırladığı rapora göre, TBMM gönderilen “toplu iş ilişkileri” yasa taslağında yer alan % 3 barajı ile 5 milyon 70 işçi, yani tüm kayıtlı işçilerin % 46’sı için toplusözleşme hayal haline gelirken, bu işçilerin bulunduğu 6 işkolunda işçiler yetkili sendika bulamayacak. Rapora göre mevcutta % 10 olan ve kamuoyuna yeni taslakta % 3 olarak sunulan baraj istatistik oyunları ile % 24’e yükselecek. Mevcutta yetkili sendikalar bile bu nedenle yetkisiz kalacak. Rapora göre bunun iki nedeni var… (DİSK-AR, 08.02.2012) |
|
|
 Türkiye demokrasi tarihi açısından karanlık bir dönemden geçiyoruz. 12 Eylül askeri darbesinin gölgesinde, konfederasyonumuz DİSK’e ve işçi sınıfının iradesine ket vurarak, işçileri örgütsüz bırakan, yalnızlığa ve çaresizliğe sürükleyen faşizan ruh kendisini bir kez daha ortaya koyuyor. Darbe günlerinde 12 Eylül’ün kudretli faşist generalleri ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu TİSK ile işbirliği yapan ve 12 Eylül cunta hükümetine genel sekreterini bakan veren TÜRK-İŞ konfederasyonu, bir kez daha kapalı kapılar ardında, işçi sınıfının örgütlenme özgürlüğünü pazarlık konusu yaparak bir ihanete daha imza atıyor... (Basın Açıklamaları, 03.02.2012) |
|
|
 Bilindiği gibi, Türkiye' deki toplu sözleşme düzeni ve sendikal özgürlükler alanını düzenleyen yeni bir yasanın 'toplu iş ilişkileri yasa tasarısı' adı altında bakanlar kurulunca TBMM' ye gönderildiği açıklandı. Çalışma Bakanı bu yasa tasarısının ülkemizdeki yasaklı ve baskıcı sendikal düzeni sona erdireceğini iddia etti. Bu anlamda Türkiye' nin toplumsal değişim ve demokrasi tarihi açısından, son derece önemli bir dönemeçte bulunuyoruz. Özgürlükçü ve değişimci görünen; ancak aslında 12 Eylül’ün, yani darbecilerin karanlığını bugün iyice perçinlemek isteyen bir anlayış, ne yazık ki sendikal haklar alanında Türkiye’yi bir kaosun eşiğine getirmiştir. (Basın Açıklamaları, 02.02.2012) |
|
|
 DİSK, 2821 ve 2822 sayılı sendikal yasaları değiştirmeyen hükümetin 3 yıldır açıklanmayan iş kolu istatistiklerini açıklamak istemesi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın üzerine basa basa eğer iş kolu istatistikleri açıklanırsa sadece 12 sendikanın toplu sözleşme yetkisi alabileceğini ve DİSK’e bağlı hiçbir sendikanın barajı aşamayacağı söylemesinden dolayı DİSK’in temsilcisi olduğu bölgelerde ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklamaları ve protesto eylemleri gerçekleştirdi.. (Haber / Duyuru, 01.02.2012) |
|
|
 AVNİ ERAKALIN’I UNUTMAYACAĞIZ! Türkiye işçi sınıfını mücadelesinin ve sosyalist hareketin önemli isimlerinden, sendikalaşmanın öncüleri arasında yer alan, İstanbul İşçi Sendikaları Birliği'nin ve Türkiye İşçi Partisi’nin kurucu başkanlığını yapan değerli insan Avni Erakalın’ı yitirdik. Unutmayacağız!.. Onu kaybetmenin acısını yaşıyor, ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve işçi sınıfına başsağlığı diliyoruz... (Haber / Duyuru, 26.01.2012) |
|
|
 Şubat’ta yapılacak 14.Genel Kurul hazırlıklarını ve güncel gelişmeleri değerlendirmek üzere toplanan DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu, aşağıda yer alan değerlendirme ve kararları kamuoyu ile paylaşma ihtiyacı duymuştur: Kapitalizmin, “küreselleşme” adıyla bütün dünya halklarına ve emekçilere dayattığı “Yeni Dünya Düzeni”, ardı ardına yaşanan ekonomik krizle birlikte sorgulanmaya başlandı. Kapitalizmin önemli merkezleri ABD ve Avrupa Birliği ülkelerini dalga dalga etkileyen kriz, kapitalizmin neoliberal ekonomik politikalarının sorgulanmasına yol açarken, aynı zamanda da “yeniden yapılanma” tartışmalarını da beraberinde getirmektedir. Krizin derinden etkilediği kimi AB ülkelerinde, hükümetler birer birer çekilip, yerini teknokrat hükümetlere bırakırken, krizin faturasını ödemek istemeyen emekçilerin yaygın grevleri, halkın kapitalizm karşıtı eylemleri kendini göstermektedir… (DİSK Etkinlikleri, 14.01.2012) |
|
|
 Daha önce genel merkez binası basılıp kimi yöneticileri gözaltına alınan kamu emekçilerinin etkin örgütü KESK, önümüzdeki günlerde 4688 sayılı yasaya karşı eylem kararı almışken, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaştı. 27 Aralık’ta “Anayasa Uzlaşma Komisyonu”nun ziyaret ettiği KESK Genel merkezi’ne bu sabah saatlarinde de İstanbul Özel Yetkili Savcılığı’nın talimatıyla, Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM ekipleri gelerek, genel merkez genelinde arama yapmak istedi. KESK yöneticileri bu karara itiraz ederek sadece gözaltına alınan KESK uzmanının çalışma odasında arama yapılabileceğini söylediler. Siyasi iktidarın bu saldırısı sadece KESK’e yönelik değil, bütün emek ve demokrasi güçlerine yöneliktir. (Basın Açıklamaları, 13.01.2012) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü DİSK-AR’ın, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstatistikleri üzerinden yaptığı hesaplamaya göre, eşi çalışmayan ve iki çocuklu bir asgari ücretli Ocak 2012 yılında elde edeceği geliri ile gıdaya ancak 8 lira 25 kuruş ayırabilecek. Buna göre asgari ücretlinin üç öğün için kişi başına ayırabildiği tutar 2,75 TL olurken, öğün başına bu tutar sadece 69 kuruş düzeyinde kalmakta. Raporda, en yoksul yüzde 20’lik kesimin yaşamını sürdürebilmek için gelirinin ancak yüzde 33,7’sini gıda harcamalarına ayırabildiğine dikkat çekilerek, yeni yılda yürürlüğe giren zamla eşi çalışmayan ve 2 çocuklu bir asgari ücretlinin, asgari geçim indirimli aylık 734 TL’lik gelirinden gıda için günlük ayırdığı 8,25 TL ile hem eşinin hem kendinin hem de çocuklarının karnını doyurmak zorunda olduğu ifade edildi... (DİSK-AR, 05.01.2012) |
|
|
 Araştırma Enstitümüz (DİSK-AR) Aralık ayı için açlık ve yoksulluk sınırın verilerini açıkladı. TÜİK Hanehalkı Harcama Kalıbı, TÜİK Madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan araştırmanın sonuçlarına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 1011, yoksulluk sınırı ise 3197 TL olarak gerçekleşti. Araştırmanın sonuçlarına göre sağlıklı beslenmek için yetişkin bir kadının yapması gereken günlük harcama tutarı 8,69 TL olurken, bu rakam yetişkin bir erkek için 8,95 TL, 15-19 Yaş erkek çocuk için 9,49 TL, 4-6 yaş bir kız çocuğu için 6,59 TL oldu. Buna göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için yapması gereken günlük gıda harcaması 33,71 TL. (DİSK-AR, 04.01.2012) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü DİSK-AR olarak, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) Madde Fiyatları, TÜFE Endeksi ve Çalışma Bakanlığı verileri üzerinden yaptığımız hesaplamaya göre Asgari ücrete yapılan aylık 42,9 TL’lik, günlük 1,41 TL artışla, günlük yalnızca 100 gram beyaz peynir, 244 gram nohut ya da 123 gram zeytin alınabiliyor. Günlük artış ile alınabilecek dana eti miktarı ise 57,5 gram. 4 kişilik bir ailede öğün başına düşen miktarlar bu değerlerin 12’de 1’i. Söz konusu artışla alınabilecek pirinç miktarı 317 gram, bebek maması miktarı 26 gram, ekmek miktarı 624 gram, makarna miktarı 684 gramda kalıyor. (DİSK-AR, 30.12.2011) |
|
|
 Bugün burada, hukuk sistemini ayaklar altına alarak, iftira atılarak, başta DİSK/Genel-İş Sendikamızın yönetici ve üyeleri olmak üzere, haksız yere cezaevinde tutulan arkadaşlarımıza, yalnız olmadıklarını, onları unutmadığımızı, haksızlıklara, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı yüreklerimizin yine yanyana attığı ve yeni yıl dileklerimizi iletmek için toplandık. Türkiye öyle bir ülke haline getirildi ki, her an, her saat gündem değişiyor. Acı ve yoksulluk soframızdan eksilmiyor. Bir yanda insanca yaşanabilecek ücret isteyen arkadaşlarımıza dayak atılırken, aynı anda diğer tarafta da anayasa konusunda görüşlerimiz alınıyor. Bir yanda İçişleri Bakanı sanatçıları, edebiyatçıları, aydınları da “terörist listesi”ne alırken, diğer tarafta da 35 köylü bombalarla katlediliyor... (DİSK Etkinlikleri, 30.12.2011) |
|
|
 Kürt sorununun demokratik çözüme kavuşturulması, çatışmaların ve şiddetin son bulması, yeni ölümlerin ve gözyaşlarının bu ülkeyi dönüşü zor bir ayrımcılığa sürükleyeceğini, ancak birarada eşit ve özgür bir yaşamın temellerinin atılmasıyla ülkemizin esenliğe kavuşacağını her fırsatta dile getiriyoruz. Fakat, yaşanılan gelişmeler çatıma ve şiddet ortamının gittikçe yayılması yönünde gelişmektedir. Bir yandan yeni anayasa tartışmalarını sürdürmeye çalışan hükümet, diğer taraftan da irrasyonel politikalarla birarada yaşama umudunu söndüren uygulamaları pervasızca sürdürmektedir… (Basın Açıklamaları, 29.12.2011) |
|
|
 29 Aralık 2011 tarihinde TBMM Başkanı Cemil Çiçek başkanlığındaki Anayasa Uzlaşma Komisyonu DİSK’i, Ankara'da Genel-İş Sendikası Genel Merkezi'nde ziyaret etti. Görüşmenin ardından DİSK Yönetim Kurulu Anayasa tartışmalarına ilikin görüşlerini bildirerek Komisyon'a yeni bir anayasa konusunda dosya sundu... DİSK'in görüşleri şöyle: Olağanüstü, baskıcı otoriter bir dönemin ürünü olan 1982 Anayasası’nın değiştirilmesi ihtiyacı ve talebi, bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesinden hemen sonra dile getirilmeye başlamış olup, 1982 Anayasası yapılan onca değişikliğe rağmen, yapıldığı dönemin baskıcı, antidemokratik ruhu varlığını devam ettirmektedir. Bu nedenle, yeni bir anayasa sorunu, bugün ülkemizin en temel sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Yeni bir anayasanın içeriği, felsefesi kadar, yenilenmesinin yöntemi konusu da, toplumsal mutabakat gerektiren konulardan birisidir. Yöntem kadar diğer önemli bir konu da, özgürlükçü ve demokratik bir anayasa değişikliği için genel toplumsal ve siyasal iklimin de uygun hale getirilmesi gereğidir... (Haber / Duyuru, 29.12.2011) |
|
|
 24-27 Aralık 2011 tarihlerinde Suriye Sendikalar Konfederasyonu’nun (GFTU) davetlisi olarak Suriye’ye giden, DİSK Örgütlenme Daire Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve DİSK Eğitim Daire Başkanı Celalettin Aykanat’ın izlenimleri: GFTU değişik iş kollarından sendikaların üye olduğu, 1 milyon 250 bin üyesi olan bir işçi konfederasyonudur. GFTU ülke içerisinde toplumsal etkinliği olan önemli bir güç durumundadır. GFTU Genel Merkezi’nin bulunduğu Suriye’nin başkenti Şam’da sendika yöneticileri ve işçilerle birlikte olduk. Sabah, öğle, akşam ve gece günün değişik saatlerinde Şam’ın değişik merkezlerinde, Emeviler Camisi, Hamidiye Çarşısı, Abbasiler Meydanı’nda halkla, insanlarla buluştuk, toplantılara katıldık. Suriye’de son dönemde yaşananlarla ilgili sohbetlerimiz oldu. Siyonist İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’nden çekildiği bölgeye gittik. Siyonizm’in vahşetine tanık olduk. (Uluslar arası İlişkiler, 29.12.2011) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) tarafından kamuoyuyla paylaşılan 'Asgari Ücret ve Ekonomik Büyüme' raporuna göre Türkiye ekonomisi son 33 yılda yüzde 350 büyürken, reel asgari ücretteki artış oranı sadece yüzde 6'da kaldı. Mevcut asgari ücret Yunanistan'dakinin sadece yüzde 40'ı kadar oldu. DİSKAR "Asgari ücret ve ekonomik büyüme" raporunda, verimlilik ve ekonomik büyümenin asgari ücrete yansımadığı belirtilerek, 1978'den bu yana ekonominin sabit fiyatlarla 3,5 kat, dolar bazında yaklaşık 5 kat büyümesine rağmen, gerçek asgari ücretin yerinde saydığı ifade edildi. Asgari ücretin gelişme seyrinin, ekonomik büyüme ile paralel gitmesi halinde 34 yılda net 1973 TL'ye ulaşması gerektiğinin vurgulandığı raporda, asgari ücretin mevcut haliyle Yunanistan'daki rakamın yüzde 40’ı düzeyinde kaldığına dikkat çekildi... (DİSK-AR, 26.12.2011) |
|
|
 Sendikamız Dev Maden-Sen’in 0cak-Aralık 2011 tarihleri arasında yaptığı araştırma sonucu madencilik sektöründe meydana gelen kaza sayısı 111, ölümlü kaza 75, kazalarda ölen 87 ve yaralananların sayısı ise 247 oldu. Böylece son 5 yılda toplam 400 madenci madenlerde yaşamını yitirdi. Son 5 yılda ortaya çıkan tablo ürkütücüdür. Madencilik sektöründe taşeronlaşma ve güvencesiz çalışma koşulları mesleki eğitim ve birikimi yok etmiş, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini de nerdeyse tamamen ortadan kaldırmıştır. Yıllardır bu konularda çalışma yapan, sorunlara dikkat çeken sendikalar, meslek odaları ve birliklerinin uyarılarını dikkate almayan anlayışların iş sağlığı ve güvenliği alanında ciddi adımlar atabilmesi mümkün müdür? Kanla, ölümle, hastalıklarla, sakat kalmalarla yapılan üretimin kalkınmayla, gelişmeyle ne ilgisi bulunmaktadır? (Basın Açıklamaları, 23.12.2011) |
|
|
 Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), uluslararası metal, kimya, gıda, hizmet, tekstil, inşaat ve gazetecilik sendikalarının bulunduğu 13 sendikanın genel sekreteri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ortak bir mektup yazdı. Küresel çapta yüzlerce milyon çalışanı temsil eden 13 örgüt, Sendikalar Yasası’nda yapılması planlanan değişikliklere ilişkin kaygılarını bildirdi. Dünya çapında örgütlenen, yüz milyonlarca işçiyi temsil eden 13 küresel sendika ve konfederasyon, Başbakan Erdoğan’a hitaben ortak yazdıkları bir mektupta, yeni Sendikalar Yasası tasarısına ilişkin görüşlerini açıklayarak, yasaya yeni giren ve korunan bazı maddelerle ilgili endişelerini paylaştılar. Başbakan Erdoğan’a 7 Aralık’ta gönderilen mektupta, hükümetin işçi sendikaları ve işverenlerle sendikal yasalarda yapılması düşünülen değişikliklerle ilgili görüşmeleri yakından izlendiği belirtilerek şöyle denildi: (Uluslar arası İlişkiler, 22.12.2011) |
|
|
 İlkeleri ve düşünceleriyle sendika hareketine rehberlik eden; işçi sınıfı mücadelesinin unutulmaz ismi DİSK Eski Genel Başkanı Abdullah Baştürk, ölümünün 20. yılında Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında düzenlenen törenle anıldı. Açış konuşmasını yapan DİSK Genel Başkan Yardımcısı İsmail Yurtseven, anmaya katılanları demokrasi ve sınıf mücadelesinde şehit düşenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. Saygı duruşundan sonra, Abdullah Baştürk’ün anısının ve mücadele geleneğinin işçi sınıfının bugünkü mücadelesinde sürdüğünü, AKP’nin emek düşmanı politikaları karşısında DİSK’in ve Genel-İş Sendikası’nın daha da büyütülmesi gerektiğini söyleyen Yurtseven sözü Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Erol Ekici’ye bıraktı... (Haber / Duyuru, 21.12.2011) |
|
|
 Araştırma Enstitümüz (DİSK-AR) Kasım ayı için açlık ve yoksulluk sınırın (yeni seri) verilerini açıkladı. TÜİK Hanehalkı Harcama Kalıbı, TÜİK Madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan araştırmanın sonuçlarına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 992, yoksulluk sınırı ise 3136 TL olarak gerçekleşti… (DİSK-AR, 07.12.2011) |
|
|
 DİSK Örgütlenme Daire Başkanımız Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve Nakliyat-İş Sendikası yöneticilerinden oluşan heyet, dayanışma ve toplanılan yardımları ulaştırmak için gittikleri Van’dan döndü. Heyetimizin Van dönüşü raporunu kamuoyuyla paylaşıyoruz: “HAYALET ŞEHİR”DE YAŞAMAK ZORUNDA KALAN VAN HALKI DAYANIŞMA BEKLİYOR! 23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen Van-Erciş depremi ve sonrasında değişik şiddetteki artçı depremler bir felakete dönüşmüş durumdadır. Artçı depremlerin irili-ufaklı binlerce olduğu belirtilmektedir. 7.2’lik deprem sonrası artçı olduğu belirtilen depremler Van halkında tam bir psikolojik travma yaratmıştır… (Haber / Duyuru, 05.12.2011) |
|
|
 DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, AKP’nin muhalefete yönelik baskı ve yıldırma politikalarına karşı başta Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere yurdun birçok bölgesinde sokak eylemleri düzenledi. Kitlesel katılımların yoğun olduğu dikkat çekerken, Ankara’da da Kolej kavşağında toplanan “Emek ve Demokrasi Güçleri” Sakarya Meydanı'na kadar yürüdü. Burada grup adına basın açıklamasını okuyan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, AKP’nin muhalif olan herkesi hedef aldığını öne sürerek, “Türkiye'nin açık cezaevine dönüştüğünü” savundu. Görgün, “AKP hükümetini eleştiren ve politikalarına karşı çıkan herkes tutuklanma korkusu yaşıyor” dedi. (Haber / Duyuru, 04.12.2011) |
|
|
 DİSK, KESK, TTB VE TMMOB’un yaklaşık bir yıl önce, “2011 İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kongresi”, düzenleme kararı aldı. Hem merkezi hem de yerel düzeyde, 8 bölgeden Kongre düzenleyicisi örgütlerin yönetici ve kadrolarının işçi sağlığı ve güvenliği alanına dair, “ortak dil oluşturma, bilgi paylaşımı ve Kongre hazırlık süreciyle sonrasına ilişkin görüş alışverişinde bulunmak” amacıyla Eylül ayında “Örgüt Okulu” toplantıları yapıldı... (Haber / Duyuru, 03.12.2011) |
|
|
 2012 yılı için asgari ücretin tespitine yönelik çalışmalar başladı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu adı verilen yapı, işçi sınıfının örgütlü kesimlerini bile kapsamaktan uzaktır. İşveren, hükümet ve TÜRK-İŞ temsilcilerinin eşit oranda temsiline dayanan komisyon bir kez daha Türkiye’de insanların boğazından geçecek olan lokmaların sayısını belirlemeye çalışacaktır. İşçi sınıfının önemli kısmının örgütsüz olduğu, örgütlü olanların grev yasakları, uzun toplu sözleşme ve yargı süreçleri nedeniyle sendikal haklarını yeterince kullanamadıkları, 12 Eylül yasalarının gölgesinde gerçekleştirilen bu toplantılardan emekçiler lehine bir sonuç beklemek ne yazık ki mümkün görünmemektedir... (Basın Açıklamaları, 02.12.2011) |
|
|
 DİSK, İzmir’de “YILMAYACAĞIZ–TESLİM OLMAYACAĞIZ–DİRENECEĞİZ!” kampanyası çerçevesinde ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik düzenlenen operasyon sonrası tutuklanan sendikacılara destek olmak amacıyla bir yüşüyüş düzenledi. Basmane Meydanı'nda bu amaçla toplanan kitle, sloganlar eşliğinde Konak Meydanı'nda bulunan Büyükşehir Belediye Başkanlığı binasına kadar yürüdü. Sık sık AKP aleyhine slogan atan gruba seslenen DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, tutuklu sendikacıları hatırlatarak, "Bugün aramızda bazı arkadaşlarımız eksik. AKP hükümetinin emek düşmanı politikalarına karşı yılmadan mücadele eden bazı arkadaşlarımız bugün aramızda yok. Mücadele edeceğiz, yılmayacağız." diye konuştu… (Haber / Duyuru, 30.11.2011) |
|
|
 28 Kasım Pazartesi günü, son zamanlarda sıklıkla ifade ettiğimiz ve giderek artmaya devam eden baskı ve korku imparatorluğu uygulamalarının bir örneği daha İzmir‘de hayata geçirilmiştir. İzmir‘de KCK ile ilişkilendirilerek KESK üyelerine yönelik olarak gerçekleştirilen operasyonlar sonrası açılan davada, aralarında KESK Genel Başkanı Lami Özgen‘in de bulunduğu 25 KESK üyesine 6‘şar yıl 3‘er ay hapis cezası verilmiştir... (Basın Açıklamaları, 29.11.2011) |
|
|
 Türkiye’de işçilerin, emekçilerin üzerinden bir oyun oynanıyor. Bu oyunun adı asgari ücret oyunudur. Hükümet ve işveren çevrelerinin oyuncağı haline gelen asgari ücret komisyonu, sigorta kapsamındaki işçilerin yüzde 44’ünü doğrudan, tümünü dolaylı olarak ilgilendiren asgari ücreti belirlemek için, daha önceden belirlenmiş oranları tartışmak için bir araya geliyor. Açlık sınırının bile altında belirlenen asgari ücret ile işçilerden yaşamaları bekleniyor. DİSK-AR tarafından yapılan son hesaplamalara göre açlık sınırı 960 TL’ye ulaştı. Yoksulluk sınırı 3 bin TL’nin üzerinde. Bu koşullar altında, asgari geçim indirimi hariç 599 TL ile insanlardan yaşamaları isteniyor. Bu nasıl bir vicdandır ki, 2011 yılının ocak ayında 20 TL’lik artış hedefi ile insanlarla dalga geçiliyor... (Haber / Duyuru, 16.11.2011) |
|
|
 • KIDEM TAZMİNATI konusunda yapılmak istenen değişikliklere karşı,
• TORBA YASA’NIN yarattığı işçi sürgünlerine karşı,
• “ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI” kandırmalarına karşı,
• İŞSİZLİK ÖDENEĞİNİN DÜŞÜRÜLMESİNE KARŞI,
• ZAMLARA karşı “YILMAYACAĞIZ–TESLİM OLMAYACAĞIZ–DİRENECEĞİZ” adı altında bir kampanya başlatılmasını kararlaştırmıştır. Bu kampanya içersinde ülke çapında kitlesel basın açıklamaları ve toplantılar gerçekleştirilecektir. DİSK Yönetim Kurulu tarafından ilk kitlesel toplantı 17 Kasım 2011 Perşembe günü saat 16:30’da Kocaeli’nde yapılacaktır... (DİSK Etkinlikleri, 14.11.2011) |
|
|
 Vicdanın ve adalet duygusunun köreltilmesinin bizzat yöneticiler tarafından kışkırtıldığı bir ülkede yaşadığımız hayal kırıklıkları artık yerini “hayat kırıklıkları”na bıraktı. 600 yurttaşımızı yitirdiğimiz 7.2’lik depremin ardından Van’da meydana gelen 5.6’lık ikinci bir depremde şu ana kadar 12 yurttaşımız yaşamını kaybetti. Van depremi için yardıma gelen ve kendi ülkesinde 8 şiddetindeki depremlerde dahi can kaybı yaşanmayan Japon doktor Atsushi Miyazaki’yi 5.6’yla “öldürmeyi başaran” bir ülke olma ünvanını kazandık. Yetmedi!. Doğal afetlere, iş kazalarına “hükmedemeyenler”, yurttaşlarını susturma konusunda “hüküm-et” olduklarını kanıtlamaktan geri kalmadıklarını bir kez daha gösterdiler… (Basın Açıklamaları, 11.11.2011) |
|
|
 İŞKUR’un açıklanan 2011-2015 Stratejik Planı’na göre, işsiz kalanlara verilen işsizlik ödeneğinin ortalama 5 aya düşürülmesinin hedeflediği görülmüştür. İşsizlik Sigortası Fonu, çalışırken işsiz kalmış insanların yoksullaşmalarının önüne bir nebze de olsa geçmeyi sağlamaya çalışmak üzere oluşturulmuştur. Fakat İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanma koşulları oldukça ağırdır. Bu koşulları yerine getirebilmek için çalışanların uygun, düzenli ve kayıtlı işlerde çalışmaları gerekmektedir. Ama gelinen aşamada fonun kendi amacı doğrultusunda kullanılması bir yana, daha fazla sermaye çevrelerine kaynak aktarmaya dönük bir plan yapıldığı görülmektedir… (Basın Açıklamaları, 09.11.2011) |
|
|
 DİSK Yönetim Kurulu, Türkiye’deki son gündem konularını değerlendirmek üzere 3 Kasım’da DİSK Genel Merkezi’nde toplandı. Ekonomik yapılanış, demokratik hak ve özgürlükler konusunda ülkemizdeki gelişmelerin endişe verici boyutlara ulaştığı görüşüne sahip olan DİSK Yönetim Kurulu, değerlendirme ve kaygılarını şöyle sıraladı: AKP siyasetinde bugün çok daha bariz olarak ortaya çıkan değişim/keskinleşme sinyalleri esas olarak 12 Haziran 2011 seçimlerinde ortaya çıkmış ve DİSK bu kaygısını kamuoyuyla her fırsatta paylaşmıştır... (Basın Açıklamaları, 04.11.2011) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü DİSK-AR tarafından, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) Madde Fiyatları Eylül 2011 verileri üzerinden yapılan araştırmaya göre 2012 yılı hükümet programında yer alan ik altı ay için % 3’lük zam oranı uygulanırsa Asgari ücret aylık 19,77 TL, günlük 66 kuruş artacak. Geçtiğimiz yıl söz konusu artış aylık 25,6 TL idi. Asgari ücretliye hükümetin ön gördüğü artışla, günlük 1 somun ekmek, 50 gram beyaz peynir, 2 yumurta, 24 gram koyun etinden yalnızca biri alınabiliyor. Zam ile 1 paket makarna bile alınamıyor. Aylık zam ise 1 kilo koyun eti fiyatına bile denk gelmiyor… (DİSK-AR, 31.10.2011) |
|
|
 Deprem kuşağında yer alan Türkiye’de deprem öncesi önlemler almak yerine hala deprem sonrasının tartışılıyor olması, onca acı ve yıkımlara karşın kayda değer hiçbir önlemin alınmaması, deprem sonrası çalışmaların büyük bir amatörlükle ilerlemesi, yurttaşların doğanın gücü karşısında aciz bırakılması affedilir değildir. Kendisi gerek doğal afetler ve gerekse şehircilik ve yapılaşmanın insan hayatındaki önemi konusunda bilinçli olmayan bir devlet yurttaşlarını bu konuda nasıl bilinçlendirebilir? Durumun vahameti bir kez daha büyük bir acıyla ortada durmaktadır. Tehlike geçmiş değildir ve ülkemizin büyük bir bölümünde milyonlarca insan risk altında yaşamaya devam etmektedir… (Basın Açıklamaları, 24.10.2011) |
|
|
 Dün geceden beri devam eden çatışmalarda 24 askerin yaşamını kaybettiği ve ölümlerin artabileceği haberleri bir kez daha yüreğimizi büyük bir acıyla sarsıyor. Tarifsiz bir üzüntüyle acı içindeyiz. Gencecik insanlar bir kez daha yaşamlarının baharında toprağa düştü. Ailelerinin yürek yakan acısını anlamaya ve anlatmaya çalışmak mümkün değil. Toplumda barış çağrıları arttıkça, Kürt sorununun demokratik çözümünden yana acil adımlar atılması gerektiği söylendikçe, buna ters orantılı olarak, özel birliklerin sayısının artırılması, operasyonların büyütülmesi, seçilmişlerin yaygın şekilde gözaltına alınması, çatışmaların daha yüksek ölümlere yol açacak biçimde yayılması gibi, çatışma konsepti gittikçe geliştiriliyor… (Basın Açıklamaları, 19.10.2011) |
|
|
 Konfederasyonumuz, sendikal hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için katıldığı bu zeminde, “değişiklik” adı altında yeni bir hukuksuzluğun dayatıldığı bir sürecin parçası olmayacaktır. ILO sözleşmelerine, Avrupa Sosyal Şartı’na ve ülkemiz sendikal hareketinin ihtiyaçlarına uymayan Sendikalar Yasa Tasarısı hükümleriyle Toplu İş Sözleşmesi Yasa Tasarısı’nı kesinlikle yetersiz görmekteyiz. Bu şartlarda 19 Ekim 2011 günü yapılması planlanan üçlü Danışma Kuruluna katılmamızın da bir yararı kalmamıştır... (Basın Açıklamaları, 17.10.2011) |
|
|
 61. Hükümet giderek kötüleşen ekonominin faturasını zamlar ve vergi artışları ile yine halka kesmektedir. Büyüme rakamlarına bakıldığında Dünya’da ekonomik krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alan Türkiye, kriz sonrasında hızlı bir artış gösteren büyüme oranlarının gölgesinde giderek artan cari açığı karşılama sorunu ile yüz yüzedir. Bununla birlikte kriz sonrası yaşanan kontrolsüz büyümenin ortaya çıkarttığı olumsuz fatura yine halkın üzerine yıkmaya çalışılmaktadır… (Basın Açıklamaları, 15.10.2011) |
|
|
 TTB, TMMOB, KESK ve DİSK’in ortaklaşa örgütlediği “İnsanca yaşam için demokratik ve özgür bir Türkiye” mitinginde 40-50 bin kişi Ankara Sıhhiye Meydanı’nda buluştu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen on binlerce kişi, Ankara Garı önünde toplanarak Sıhhiye Meydanı’na yürüdü. Mitinge, füze kalkanına karşı mücadele eden Kürecik halkı, Fındıklı ve Gerze’de HES’e karşı mücadele eden köylüler, AKP’nin adeta hedefi haline gelen Hopa halkı, çevrenin talanına karşı mücadele eden platformların da aralarında olduğu çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütleri, dernekler, “Sendikal Güç Birliğini” oluşturan sendikalar, siyasi dergi ve gençlik çevreleri katıldı… (DİSK Etkinlikleri, 11.10.2011) |
|
|
 TÜRKİYE SON 4 YILDA EKONOMİK BÜYÜME AÇISINDAN DÜNYADA 122. SIRADA YER ALDI. 2009 YILINDA KRİZDEN EN ÇOK ETKİLENEN 31. ÜLKE OLDU... Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), Türkiye’nin “Ekonomik Büyüme” raporunu açıkladı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Uluslararası Para Fonu (IMF) Ekonomik Görünüm Nisan 2011 Veritabanı; Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Beklenti Anketi ve Hazine Müsteşarlığı’nın verileri üzerinden yapılan hesaplamaya göre 2011 yılının ilk yarısında kayda değer bir büyüme göstererek, dünya ekonomisinde en hızlı büyüyen ülkeler arasında ilk sıralarda yer alan Türkiye’nin krizin etkisinin en yoğun olarak hissedildiği 2007-2010 yıllarını kapsayan 4 yıllık süreçte, 184 ülke arasında ortalama 2,2’lik büyüme hızı ile 122. sırada yer aldığı belirlendi... (DİSK-AR, 26.09.2011) |
|
|
 Seçimden çoğunluk partisi olarak çıkan AKP hükümeti, ekonomik büyüme, istihdam ve işşizlikle ilgili yeni stratejisini hazırlayarak çalışanlara dönük çok kapsamlı bir saldırıya hazırlanıyor. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın bir gazeteye verdiği mülakatta Kıdem Tazminatının kaldırılacağı ve Kişisel Tazminat hesabının getirileceği; Hükümetin önümüzdeki dönemde kurulacak yeni sistemin ana hatlarını netleştirdiğini ve dünyada da Avusturya Modeli olarak bilinen sistemin tercih edildiğini ifade etmiştir. Ayrıca çalışanların %7’sinin Kıdem Tazminatını alabildiğini söyleyen Bakan bu konuda da gerçekleri ifade etmemektedir. Kıdem Tazminatı işten çıkarılma sonucu ortaya çıkan bir haktır. Böyle bir durumda, kayıtlı ekonomide %90 kıdem tazminatları bir şekilde tahsil edilmektedir. Sadece %10 iflas, konkordato gibi durumlara sorun ortaya çıkmaktadır. Burdaki hak kayıplarını giderecek etkin önlemler alınmalıdır. Ayrıca kayıtdışı ekonomi üzerine kararlı politikalarla gidildiğinde Bakanın ifade etmeye çalıştığı gerçek de ortadan kalkacaktır… (Basın Açıklamaları, 16.09.2011) |
|
|
 Konfederasyonumuzun kurucusu ve ilk Genel Başkanı, T. Maden-İş Genel Başkanı, Türkiye işçi sınıfının unutulmaz önderlerinden Kemal TÜRKLER, Konfederasyonumuzun eski Genel Başkanı ve Sosyal İş Genel Başkanı Özcan Kesgeç, Konfederasyonumuzun eski Genel Başkan Vekili ve Genel-İş Sendikamızın Genel Başkanı İsmail Hakkı ÖNAL, Konfederasyonumuz üyesi İlerici Deri-İş sendikası Genel Başkanı Kenan BUDAK, Konfederasyonumuzun Genel Başkan Yardımcısı ve Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut SEREN ve DİSK Eski Genel Başkanı Kemal NEBİOĞLU mezarları başında anıldı... (Haber / Duyuru, 02.08.2011) |
|
|

15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 41. yıldönümünde, “SENDİKAL HAKLARIMIZ HEMEN ŞİMDİ!” kampanyası çerçevesinde 2821-2822 sayılı yasaların demokratikleştirilmesi talebiyle 15 Haziran 2011 Çarşamba günü ülke çapında Bölge Çalışma Müdürlükleri önünde saat 12:00-13:00 arasında etkinlikler yapıldı. DİSK’liler İstanbul’da saat 11:30’da Genel-İş Aksaray İstanbul Bölge Şubesi’nde toplanarak, sloganlarla Unkapanı Bölge Çalışma Müdürlüğü önüne gelindi. Burada bir konumsa yapan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, “Türkiye işçi sınıfının sendikal hak ve özgürlükleri için tarihe yazdığı 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 41. yılındayız. 41 yıl önce bugün büyük bir kararlılıkla sahip çıkılan haklarımız, ne yazık ki, 12 Eylül askeri cuntasının karanlığında gasp edilerek elimizden alındı. 1970 yılında direnişlerle geri püskürtülen 274-275 sayılı yasalardaki değişiklikler, 12 Eylül’cüler tarafından 2821 ve 2822 sayılı yasalara büründürülerek hak ve özgürlüklerimiz kısıtlandı…” dedi… (Haber / Duyuru, 15.06.2011) |
|
|
 Cenevre’de devam eden ILO Konferansı’nda, ‘Uluslararası Standartların Uygulanması Komitesi’ Türkiye’nin sendikal hak ihlalleri ve uluslararası sözleşmelere uyumsuzluk konusunda en kötü 25 ülke arasında olduğuna karar verdi. Türkiye’nin 9 veya 10 Haziran’da Aplikasyon Komitesi gündeminde görüşülmesi bekleniyor. Türkiye’nin yani sıra Malezya, Zimbavve, Nijerya, Kamboçya, Özbekistan, Kongo, Burma, Fiji, Pakistan, Sırbistan, Sri Lanka ve Swaziland gibi ülkeler Aplikasyon Komitesi gündeminde görüşülecek. Türkiye yıllardır çeşitli uyarı ve önerilere rağmen, imzalamış olduğu ILO sözleşmelerine uygun bir sendika yasasını yürürlüğe koymadı… (Uluslar arası İlişkiler, 06.06.2011) |
|
|
 100. Uluslararası Çalışma Konferansı “İnsanca Bir İş İçin Geleceği İnşa Etmek” başlığıyla İsviçre’nin Cenevre kentinde başladı. ILO Konferansı, 163 ülkeden sosyal tarafları bir araya getiriyor. Hükümetleri temsilen 325, işveren örgütlerini temsilen 159 ve işçi sendikalarını temsilen 160 delegenin katıldığı konferans 17 Haziran 2011 tarihine kadar devam edecek. Türkiye hükümet delegasyonu içinde hükümetten 14, TİSK’ten 9 ve sendikalardan (Türk-İş, Hak-İş ve Kamu-Sen) 7 kayıtlı temsilci bulunuyor. DİSK ve KESK ise üyesi oldukları Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) heyeti içinde konferansa katılıyor… (Uluslar arası İlişkiler, 02.06.2011) |
|
|
 Başbakan Tayyip Erdoğan’ın miting yapacağı Hopa Meydanı’nda AKP Hükümeti’nin politikalarını demokratik haklarını kullanarak protesto etmek üzere yüzlerce Hopalı bir araya geldi. Çay üreticileri, sorunlarını dinlemeyen Başbakan’ı Hopa’da istemediklerini söylediler ve çay fiyatlarının bir an önce açıklanmasını talep ettiler. Aynı zamanda HES’lere tepki gösteren Hopalılar, "Çayımıza, fındığımıza, derelerimize, suyumuza sahip çıkacağız" dediler. Fakat, “ileri demokrasi” edebiyatına sarılanlar bulundukları alanda farklı bir sese tahammül göstermeyerek, demokratik haklarını kullanan Hopalıların dağıtılmasını buyurdular. Cop, kalkan, panzer, gaz bombaları eşliğinde alışık oldukları “orantısızlığı” bir kez daha sergileyerek ilçeyi savaş alanına çevirdiler. Emekli öğretmen Metin Lokumcu, atılan gaz bombaları sonucunda hayatını kaybetti… (Basın Açıklamaları, 31.05.2011) |
|
|
 Doğudan batıya, güneyden kuzeye bütün ülkede, daha önce hiç kutlanmayan veya uzun yıllardır ilk kez kutlaması yapılan il ve ilçeler de dahil olmak üzere “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” 1 Mayıs, adına ve içeriğine uygun bir şekilde, görkemli ve coşkuyla kutlandı. 1 Mayıs 2011 kutlamalarına bu yıl da katılımcıların “renkliliği” hakim oldu. İşçilerden emekçilere, yoksullardan ötekileştirilenlere, kadınlardan gençlere, futbol taraftarlarından YGS öfkesi taşıyan öğrencilere, emeklilerden ataması yapılmayan öğretmenlere, dışlananlardan kimlikleri yok sayılanlara, fotoğraf kulüplerinden hayvan hakları savunucularına, toplum prizmasının altlarında yer alan en geniş kesimleri kendisini 1 Mayıs alanında ifade etti. Bu kesimler için 1 Mayıs ortak bir kürsü olarak görüldü ve alanda kendi renkleri ve talepleriyle yerlerini aldılar… (Haber / Duyuru, 03.05.2011) |
|
|
 Yaşanılan bu deneyimleri bir yönüyle de olsa aktarmamak, hayatını demokrasi ve özgürlük mücadelesine adayan ve bugün yanımızda olmayan canlarımıza, yoldaşlarımıza ve kardeşlerimize yapabileceğimiz büyük bir haksızlık olacaktı. Elinizdeki bu kitap özellikle 2004-2010 yılları arasındaki 1 Mayıs’ların sendikal mücadele boyutunu kapsıyor. Fakat, Türkiye’de 1 Mayıs’ları bütün boyutuyla ele almak, ekonomik, politik ve ideolojik koşullarını analiz etmek, değerlendirmek, tarihini yazmaya çalışmanın kapsamlı ve ayrı bir çabayı gerektirdiğinin de son derece farkındayız. Ve bu çalışmayı yapmak, hak ve özgürlükler mücadelesinde zorunlu bir görev olarak karşımızda duruyor… (Haber / Duyuru, 28.04.2011) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü, Ocak 2011 dönemi için 17 Nisan 2011 tarihli istihdam raporunu açıkladı. Raporun sonuçlarına göre işsizlerin yüzde 33,6’sını oluşturan ve geçici bir işte çalıştığı için işsiz kalanlar için işsizlik oranı yüzde 44’ü buldu. Raporda bu verilere göre güvencesiz ve kuralsız çalışmanın işsiz kalmanın bir diğer adı olduğuna dikkat çekildi. Resmi işsiz sayısının, içinde Karabük, Artvin, Erzincan, Kırşehir, Sinop’un da bulunduğu 17 kentin nüfusunun toplamına eşit olduğu, umudu kesikler dahil edildiğinde bu sayının 25 ile çıktığının ifade edildiği raporda, umutsuz işsizlerle işsiz sayısının, Kayseri Manisa, Hatay, Samsun gibi büyükşehirlerin nüfusunun toplamına ulaştığı belirlendi. Başkent Ankara da 4 milyon 772 bin nüfusu ile geniş tanımlı işsiz nüfusunun 426 bin gerisinde kalıyor… (DİSK-AR, 18.04.2011) |
|
|
 DİSK Örgütlenme Daire Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu’nun, Mas-Daf’ta yaşanan hak ihlallerine ilişkin basın açıklaması: Konfederasyonumuz üyesi Birleşik Metal-İş Sendikamızın örgütlendiği Düzce’de kurulu MAS-DAF Makine Sanayi AŞ. işyerinde sendikal hak ve özgürlükler ayaklar altına alınmaktadır.İşyerinde işçilerin örgütlülüğünü kırmak için dışarıdan getirilen kişilere provokasyon yaptırılmaya çalışılmıştır. Bununla yetinmeyen işveren 4 Nisan 2011 tarihinde sendikamız üyesi tüm işçileri tazminatsız işten çıkarmıştır. Sabah işe gitmek için servis bekleyen işçiler, servislerin gelmediğini farketmiş, kendi olanakları ile işyerine ulaşmış, kartlarını basmış ve işbaşı yapmıştır. İşçilere “çıkartılmalarıyla” ilgili herhangi bir tebliğ yapılmamış olmasına karşın jandarma işyerine çağrılmış, işçiler ve sendika yöneticileri işyerinden zor kullanılarak çıkartılmıştır... (Haber / Duyuru, 05.04.2011) |
|
|
 DİSK Yönetim Kurulu, DİSK/Sosyal-İş üyesi gazeteci-yazar Ahmet Şık’ın ailesini ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Ziyaretten sonra basının sorularını yanıtlayan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Ahmet Şık’a gönderdikleri mektubu okudu. Mektup şöyle: “Sevgili Ahmet, Cezaevinde bulunan bir meslektaşın dün Başbakan’a yazdığı mektubunda “Cumhuriyet’in 10. yılında yurdumuz demir ağlarla örülmüştü, siz 100. yıla demir parmaklıklar örerek girmektesiniz” demişti. AKP politikalarının ulaştığı boyuta işaret etmesi açısından bu söz oldukça önemlidir. Fakat, demokratların, sosyalistlerin, devrimcilerin, ülkesinin geleceği ve halkının mutluluğu için çabalayan aydınların etrafında örülü bulunan demir parmaklıklar bu ülkenin geçmişlerine kadar uzanmaktadır…” (Haber / Duyuru, 15.03.2011) |
|
|
 Türkiye ekonomisi, 2001 krizi ertesinde girdiği ekonomik büyüme çizgisini önemli ölçüde kaybetmiş durumda. İşsizlik oranları cumhuriyet tarihinin en yüksek düzeylerine yükselirken, üretim ve istihdam rakamları olumsuz sinyaller vermeye devam ediyor. Bu duruma giderek artan dış ticaret açığı eşlik ediyor. Krizi ağır hasarlar alarak yaşayan Türkiye ekonomisi krizden çıkışı sağlayacak yegane araç olarak, emeğin daha fazla sömürüsü üzerine bir düzen inşa etmek olarak görüyor. 2009 yılında resmi yoksul sayısında, işsiz sayısında kriz öncesine göre yaşanan devasa artış bu gerçeği somut zeminde ortaya koymaktadır. Buna karşın, şirketlerin büyümeye devam ettiği, ciddi kar artışlarına ulaştığı, dolar milyarderlerinin hem sayısının hem de toplam servetlerinin büyüdüğü kamuoyuna yansımaktadır… (DİSK-AR, 14.03.2011) |
|
|
 Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) ve Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) olarak sizlere gazeteci Ahmet Şık’ın tutuklanmasını protesto etmek için yazıyoruz. Ahmet Şık aynı zamanda, IFJ’ye ve ETUC ve ITUC üyesi DİSK’e bağlı Sosyal-İş sendikasının bir üyesidir. 3 Mart tarihinde, Ahmet Şık 6 gazeteci ile birlikte gözaltına alınmıştır: Nedim Şener, Doğan Yurdakul, Sait Çakır, Müyesser Yıldız, Çoşkun Musluk ve Yalçın Küçük. Ayrıca gazetecilerin evleri aranmış, bilgisayarlarına ve defterlerine el konulmuş ve dün de haklarında tutuklama kararı çıkmıştır… (Uluslar arası İlişkiler, 09.03.2011) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), Kasım 2010 dönemi için 20 Şubat 2011 tarihli istihdam raporunu açıkladı. Raporun sonuçlarına göre işsizlik verileri konusunda kamuoyuna pompalanmaya çalışılan iyimser tablo, Türkiye gerçekleri ile bağdaşmıyor. DİSK-AR’ın TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi Kasım 2010 dönem sonuçları üzerinden yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, başta umutsuzluk olmak üzere çeşitli nedenlerle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olan umudu kesik işsizlerin de hesaba katıldığı, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 17.36 oldu. 1 saat bile çalışsa işsiz sayılmayan, yetersiz ve eksik zamanlı istihdam edilen gizli işsizler ilave edildiğinde bu oran yüzde 21 düzeylerine ulaşıyor. İşsiz sayısı ise resmi 2 milyon 811 rakamına karşın, umutsuz işsizlerle 4 milyon 802 bin, gizli işsizlerle 5 milyon 804 bin düzeyinde… (DİSK-AR, 21.02.2011) |
|
|
 DİSK, KESK, TMMOB ve TTB genel başkanları, kamuoyunda “Torba Yasa” olarak bilinen “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” hakkında Cumhurbaşkanlığı'ndan bir görüşme talebinde bulundu. Görüşme öncesi Cumhurbaşkanlığı’na bir ön rapor sunan emek ve meslek örgütleri, yasa tasarısının tüm emek örgütlerinin katılımıyla tekrar değerlendirilmesi için yeniden görüşülmek üzere TBMM’ye gönderilmesini istedi... (Haber / Duyuru, 21.02.2011) |
|
|
 DİSK, kamuoyunda Torba Yasa ismi ile bilinen ve 29 Kasım 2010 tarihinde ilgili komisyona sunulan “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” içerisinde yer alan emek düşmanı kimi düzenlemelere dair, ilk günden itibaren kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışmış, kimi emek örgütlerinin suskunluğuna rağmen, mücadeleyi ortaklaştırmak ve büyütmek adına önemli bir çaba göstermiştir. TBMM Genel Kurul görüşmeleri sürecinde DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi emek örgütleri olarak, TBMM önünde, yasa ile ilgili protesto hakkımız, gaz bombaları ve joplarla engellenmek istemiştir. Ancak kamuoyu bu eylem ile emek örgütlerinin sesine biraz daha kulak vermek durumunda kalmıştır. Fakat sonuç olarak Torba Yasa dün TBMM Genel Kurulu’ndan geçmiştir… (Basın Açıklamaları, 14.02.2011) |
|
|
 DİSK’in “Sendikalar Yasası’nın değiştirilmesi” talebiyle başlattığı uluslararası kampanyaya LabourStart.org sitesinden destek geldi. LabourStart’ın düzenlediği mektup kampanyasına 80 ülkeden 2 bin 500 sendikacı katıldı. Siteye üye olan sendikacılar kampanya için hazırlanan bilgisayar programı sayesinde İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Portekizce, İtalyanca ve Norveççe hazırlanmış protesto ve uyarı mektuplarını Başbakan R.Tayyip Erdoğan’a ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’e gönderebiliyorlar...
(Uluslar arası İlişkiler, 09.02.2011) |
|
|
 HÜKÜMETİN MESNETSİZ SUÇLAMALARI VE DİSK’İN KARŞI ÇIKTIĞI HÜKÜMLER AŞAĞIDA MADDE MADDE İFADE EDİLMİŞTİR... YASA HÜKÜMET TEMSİLCİLERİNCE ÇARPITILMADAN KAMUOYU İLE PAYLAŞILMALIDIR... Çeşitli belediyelerde çalışan işçilerin rızaları alınmaksızın Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatlarına gönderilmeleri ve beş iş günü içerisinde işe başlamazlarsa işlerine son verilecek olması, işçilerin geçim sıkıntısına nasıl bir çare olacaktır? İnsanları işsizliğin ya da bilmedikleri görmedikleri yerlere sürgün etmenin vicdanla bağdaşır bir yanı var mıdır? Bu uygulama sonucunda ailelerin parçalanacağı, insanların geleceklerinin ateşe atıldığı görülmemekte midir? Bakanlık göz göre göre halkı kandırmaya çalışmaktadır... (DİSK-AR, 08.02.2011) |
|
|
 Dün Başkent’te yaşanan iki ayrı olay Türkiye gündemine damgasını vurdu. Birincisi, emek ve meslek örgütlerinin demokratik haklarını kullanarak “Torba Yasa”yı protesto etmek istemelerinin polis gücüyle ve zor kullanılarak dağıtılmasıydı. İkinci olay ise, esasında iş güvenliğinden yoksun, kuralsızlığın had safhada olduğu ülkemizde, Torba Yasa’nın daha yasalaşmadan nelere yol açabileceğinin bir göstergesiydi. Ankara Ostim Sanayi Sitesi’nde bulunan iki işyerinde meydana gelen iki ayrı patlamada 18 işçi hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı. İş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya ikincisi; sendikal hak ve özgürlükler konusunda da ILO’nun kara listesinde olan bir ülkeden başka hangi sonucu bekliyorsunuz ki? (Basın Açıklamaları, 04.02.2011) |
|
|
 KESK, DİSK, TMMOB ve TTB'nin "Torba Yasa" tasarısına karşı 4 koldan Ankara'ya ulaşan ve Kurtuluş'ta bir araya gelen binlerce emekçi, Meclis'e doğru "Torba yasa geri çekilsin", "AKP sabrımızı taşırma", "Hükümet Mübarekten ders çıkar" sloganlarıyla yürüyüşe geçti... Ankara yürüyüşünde emekçiler polisin saldırısıyla karşılaştı... ANKARA SAKARYA'DA DİSK-KESK-TMMOB-TTB'DEN BASIN AÇIKLAMASI - İktidarın emekçilere karşı tutumu ve polis saldırılarıyla ilgili olarak DİSK-KESK-TMMOB ve TTB genel başkanları bugün saat 16:30'da Ankara Sakarya meydanında bir basın açıklaması yapacak... İSTANBUL TAKSİM’DE, ANKARA SALDIRISI PROTESTO EDİLECEK... İstanbul’da bulunan emek ve meslek örgütü temsilcilerinin yaptığı açıklamaya göre, iktidarın emekçilere karşı Ankara’da uyguladığı şiddet, bugün (3 Şubat Perşembe) saat 16:00’da Taksim Tramvay durağında protesto edilecek... (Haber / Duyuru, 03.02.2011) |
|
|
 DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin düzenlediği ve demokratik kitle örgütlerinin katılımı ile bugün TBMM önünde protesto gösterisi gerçekleştirilmektedir. Yasa taslağının gündeme gelmesiyle birlikte harekete geçen emek ve meslek örgütlerinin itirazları ya tam olarak anlaşılmamakta veya iktidar yanlısı çevrelerin çarpıtmalarıyla kamuoyu yanlış yönlendirilmek istenmektedir. Bu nedenle, Torba Yasa’yı protesto etmemizin nedenlerinin anlaşılabilmesi açısından itiraz noktalarımızı kamuoyu ile bir kez daha paylaşmayı bir zorunluluk olarak görüyoruz. 1) Torba Yasa çok geniş ve kapsamlı bir yasadır. Hükümet toplumun beklentisi olan ve emek örgütlerinin de karşı çıkmadığı, kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması, öğrenci affı vb. ile birlikte emekçilerin hak gasplarını aynı yasanın içine koymuştur. İtirazımız bunadır... (DİSK-AR, 02.02.2011) |
|
|
 Krizi ağır hasarlar alarak yaşayan Türkiye ekonomisi krizden çıkış sinyalleri verirken, yaşanan tahribatın boyutları ortada durmaktadır. 2009 yılında resmi yoksul sayısında, işsiz sayısında kriz öncesine göre yaşanan devasa artış bu gerçeği somut zeminde ortaya koymaktadır. Buna karşın, şirketlerin büyümeye devam ettiği, ciddi kar artışlarına ulaştığı, dolar milyarderlerinin hem sayısının hem de toplam servetlerinin büyüdüğü kamuoyuna yansımaktadır. Ekonomide yaşanan toparlanma, halka yansımamakta, kriz döneminde özellikle sanayi kesiminde yaşanan fiili gelir kayıplarının (işten atılmalar, ücretsiz izinler vb.) yarattığı borç yükünün etkisinin devam ettiği tahmin edilebilir. Ancak verilerin bize gösterdiği gerçekler çok daha kapsamlıdır. Hükümet krizin dip yaptığı 2009 yılını baz alarak, her türlü veriyi kamuoyuna bir başarı olarak sunmaya çalışmaktadır. Özellikle işsizlik ve büyüme oranları konusunda ortaya konulan tablo budur… (DİSK-AR, 01.02.2011) |
|
|
 AKP hükümeti, gizli bir ajandaya sahip olan ve kamuoyundan sır gibi saklanan istihdam strateji belgesinde ifadesini bulan ve sadece başlıklarından haberdar olduğumuz tüm düzenlemeleri parça parça gündeme taşıyor. İstihdamla mücadele adına gündeme getirilen düzenlemeler, emekçilerin kazanılmış haklarının budanmasını, sermaye kesimlerine daha fazla kaynak aktarılmasını ve işsizlik fonunun bu amaç doğrultusunda yağmalanmasını amaçlıyor. Bu doğrultuda 29 Kasım 2010 tarihinde TBMM’ye sunulan ve kısa bir süre sonra Genel Kurul’a gelecek olan torba yasa, bir yandan kamu prim alacaklarının yapılandırılmasını, öğrenci affını gündeme taşırken, diğer yandan istihdam strateji belgesindeki kimi hak gasplarını topluma dayatıyor... (DİSK-AR, 24.01.2011) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, “TORBA YASA’YA KARŞI GENEL DİRENİŞ” eyleminde okuduğu bildiri: Emeğin haklarına yönelik yeni bir saldırı dalgası ile karşı karşıyayız. Saldırının adı Torba Yasa. İçeriği karışık. Uzun zamandan bu yana üzerimizde “İstihdam Strateji Belgesi” diye bir heyula dolaşıyor. Adı var kendi yok. Ama kanunlara sızıyor. Torbalara giriyor. Her adımında haklarımızdan bir şey alıp götürüyor. Biz bu heyulayı tanıyoruz. AKP hükümeti, ne zaman istihdam yaratmaktan, işsizlik ile mücadeleden bahsetse, altından sermayedarlara teşvik çıkıyor. Ne zaman işsizlikle mücadeleden bahsetse altından yeni hak gaspları gündeme geliyor. Ne zaman işsizlikle mücadeleden bahsetse altından işsizler için oluşan fonun yağmalanması gündeme geliyor... (Haber / Duyuru, 20.01.2011) |
|
|
 DİSK 28 yıldır, 12 Eylül generallerince çıkarılan ve çıkartılma sürecinde Türk-İş ve TİSK tarafından desteklenen 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’na karşı kesintisiz mücadele veriyor. Bu mücadelenin başarısızlığa uğraması için iktidarın engelleme çabaları değil, işçi sınıfının “temsilcisi” kimliği taşıyanların karşımızda yer almaları bizleri üzmektedir. ILO normları ve Avrupa Birliği Müktesebatı çerçevesinde 2821 ve 2822 sayılı yasalarda yapılması düşünülen değişiklikle ilgili olarak Çalışma Bakanlığı, DİSK, Türk-İş, Hak-İş ve TİSK’ten üçer temsilcinin katılımıyla birkaç yıldır sürdürülen ve 2008’de ILO normlarına kısmen yakın hale gelen Bursa Mutabakatı, Bolu’da yapılan 15-16 Ocak 2011 tarihli toplantılarda daha da geliştirilen düzenlemeler Türk-İş ve TİSK’in karşı çıkmasıyla reddedildi... (Haber / Duyuru, 17.01.2011) |
|
|
 AKP hükümeti döneminde, gerek özel sektörde gerekse kurallı çalışmanın kalesi sayılan kamuda taşeronluk ve atipik istihdam biçimleri hızla yaygınlaştı. Başta eğitim ve sağlık sektörü olmak üzere, belediyelerden KİT’lere kadar pek çok alanda emekçiler en ağır şartlarda ve güvencesiz çalışma yaşamına dahil oldular. Çoğu üniversite mezunu yüzbinlerce kişi kamu personeli sınavlarında kadrolu bir iş için çaba sarfederken, kamuda istihdamın önemli bir kısmı, güvencesiz, kuralsız çalışma biçimleri ve hizmet alımı yani taşeron yolu ile sağlandı. Nitelikli bir eğitim için, süreklilik arz etmesi gereken eğitim sisteminde, öğretmenlerin istihdama dahil oluş biçimlerinin güvencesiz ve kuralsız olması, eğitimcilerin, geleceklerinden güvensiz bir biçimde dahil olmaları büyük bir sıkıntı olarak açığa çıkıyor... (DİSK-AR, 06.01.2011) |
|
|
 Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin ailesi ile birlikte gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücrettir. Ancak her yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen asgari ücret, tek başına temel ihtiyaçların başında gelen gıda harcamalarını bile karşılamaktan çok uzaktır. 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren asgari ücret 16 yaşından büyük bir işçi için yüzde 4,7`lİk zamla brüt 796,50, net asgari geçim indirimi dahil 629,96 liraya yükselecektir. TÜİK 2008 Hanehalkı Tüketim Harcamaları çalışmasına göre, en yoksul yüzde 20’lik kesimin harcama kalıbı aşağıda çıkartılmıştır. Buna göre bir asgari ücretli yaşamını sürdürebilmek için gelirinin sadece yüzde 33,7’sini gıda harcamalarına ayırabilmektedir... (DİSK-AR, 06.01.2011) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin asgari ücret zammı hakkında yaptığı basın açıklaması: “YİNE SEFALET ZAMMI” Yine işçileri sefalete mahkûm ediyorlar, yine emekçileri açlıkla terbiye etmek istiyorlar. Adeta ortaoyunu oynar gibi toplanan asgari ücret tespit komisyonu bizi şaşırtmadı. Asgari ücretlinin sofrasına 12 gram et veya 1 adet yumurta düşüyor. Asgari ücretli 1 çift ayakkabı alabilmek için 41 saat çalışmak zorunda kalıyor. Asgari ücretin belirlenme kriteri enflasyon hedefi değil yoksulluk sınırı olmalıdır. Anti demokratik yapısı ile dikkat çeken asgari ücret tespit komisyonu lağvedilmeli, asgari ücret toplu pazarlık süreçleri ile belirlenmelidir… (DİSK-AR, 28.12.2010) |
|
|
 Türkiye işsizlik sorunun ağır etkilerini, taşeronlaşma, güvencesiz ve kuralsız çalışmanın girdabındaki milyonların giderek artan sessiz çığlıkları ile hissetmeye başladı. Özellikle milyonlarca genç, çalışma yaşamına katılmaktan caydırıcı kötü çalışma koşullarına, düşük ücretlere, güvencesizliğe karşı tepkilerini dile getiriyorlar. Bu tepkiler kimi yerde güvencesiz çalışan bir öğretmenin, Başbakana ulaştırmaya çalıştığı sesi, kimi zaman gençlerin öfkesi olarak açığa çıkıyor. Bu süreçte 29 Kasım 2010 tarihinde TBMM’ye sunulan torba yasa, toplumun kimi beklentilerini hak gasplarıyla aynı torbaya koyarak, yani insanları karşı karşıya getirerek, mevcudu kabul ettirmeye çalışıyor. Toplumun büyük bir bölümünü yakından ilgilendiren bu tasarısının sosyal tarafların görüşlerine bile başvurulmadan gündeme getirilmesi önemli bir sorun olarak ortada duruyor... (DİSK-AR, 27.12.2010) |
|
|
 Türkiye’de reel ücretler gerilemeye devam ederken, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinin performansını yumurtada yaşanan alım gücü artışı ile açıklamaya çalışmaktadır. Hatırlanacağı gibi kuş gribi bahanesi ile yüz binlerce tavuk telef edilmiş, köy tavukçuluğu bitme noktasına getirilmiş, kendi ailesinin beslenmesi için tavuk yetiştiren çok sayıda aile, artık yumurta ve tavuk satın almaya başlamıştı. Kriz sonrasında ise entegre tavuk işletmelerinin satışlarında ve karlarında ciddi artışlar yaşandı. Organik tavuk ve yumurta üretimi ise büyük bir darbe aldı. Dolayısıyla bakanın yumurta fiyatlarını alım gücü karşılaştırılmasında kullanması büyük bir talihsizliktir. Bunun yanında organik ürünlerin enflasyon hesaplarında kullanılmadığına ayrıca dikkat çekmek gerekir. Bu veriler dâhil edildiğinde gerçeklik çok daha farklı boyutları ile açığa çıkacaktır... (DİSK-AR, 17.12.2010) |
|
|
 Konfederasyonumuz ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği alanında yaşanan olumsuz gelişmelerin azaltılmasına katkıda bulunmaya devam ediyor. ÇSGB/ÇASGEM ile ortak olarak Kocaeli ve Diyarbakır’da planlanan eğitimlerin ilki Kocaeli’de 3 Aralık 2010 tarihinde Lastik-İş, Genel-İş ve Birleşik Metal-İş sendikalarımızın katılımıyla gerçekleşti. “Çalışanların İş Sağlığı ve güvenliği Bilincinin Artırılması” eğitimi, ÇASGEM’in faaliyetlerinin kısa tanıtımının ardından, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali Cancı’nın İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda Konfederasyonumuzun yaklaşımlarını aktarmasıyla devam etti… (DİSK Etkinlikleri, 07.12.2010) |
|
|
 Torba yasa ile yapılan düzenlemelerle, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerin (gizli işsizlerin) sayısı artacak, yarı zamanlı ve geçici çalışma yaygınlaşacaktır. Bu tasarı ile insan onuruna yaraşır nitelikli ve güvenceli işler yaratmayı bir hedef olarak koymak yerine, esnek çalışma biçimlerini yaygınlaştırmaya ve gençlerin sömürüsünün yaygınlaştırılmasına çalışılmaktadır... Konfederasyonumuz, işsizlik fonunun sermaye için seferber edilmesine, gençlerin daha fazla sömürüsüne, esneklik dayatmalarına, taşeronlaşmaya, asgari ücret sefaletine karşı torba yasada yer alan bu hükümlerin, sosyal adalet ilkesi ve insan onuruna yaraşır iş kavramı ile çelişkili olduğundan hareketle derhal geri çekilmesini talep etmektedir. (Basın Açıklamaları, 03.12.2010) |
|
|
 22 Temmuz 1980 tarihinde katledilen DİSK’in Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in katili Ünal Osmanağaoğlu’nun yargılandığı Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın 01 Aralık 2010 tarihindeki duruşmasında, dava zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmıştır. Konfederasyonumuzun Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in faşist katiller tarafından katledilişinin 30. yılında suçluluğu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararıyla sabit bulunmuş sanığın davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması adalet arayışlarımızı, çabalarımızı boşa çıkarılmış, bizim ve kamuoyunun adalet duyguları bir kez daha rencide edilmiştir… (Haber / Duyuru, 02.12.2010) |
|
|
 Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan “Özgürlükçü – Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal Bir Anayasa İçin Temel İlkeler Raporu”nu, 1982 Anayasası’nın değiştirilmesi çalışmalarında bir tartışma zemini yaratması ve gelecek kuşakları kucaklayacak “Özgürlükçü – Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal Bir Anayasa”nın oluşmasına katkı yapması dileğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türkiye kamuoyunun dikkatine sunuyoruz... (Bilgi - Belge, 05.08.2010) |
|
|
 İşsiz sayısındaki 547 bin kişilik azalmaya karşın, kayıtdışı çalışanların sayısı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 905 bin, geçici işlerde çalışanların sayısı ise 315 bin kişi arttı.
Ekonomik kriz ile birlikte Türkiye'nin en önemli sorunu haline gelen işsizlik ile ilgili tartışmalar, TÜİK tarafından açıklanan ve işsizlik oranlarında bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,9 puanlık düşüşe işaret eden veriler sonrasında yeniden alevlendi. İşsizlik verilerinde yaşanan düşüş, kayıtdışının ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasının gölgesinde kalıyor.
(DİSK-AR, 26.07.2010) |
|
|
 Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin ailesi ile birlikte gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücretdir. Ancak her yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen asgari ücret, tek başına temel ihtiyaçların başında gelen gıda harcamalarını bile karşılamaktan çok uzaktır. 1 Temmuz 2010 tarihinden itibaren asgari ücret 16 yaşından büyük bir işçi için yüzde 4,3`lük zamla brüt 760,50, net asgari geçim indirimi dahil 599,12 liraya yükselecektir. TÜİK 2008 Hanehalkı Tüketim Harcamaları çalışmasına göre, en yoksul yüzde 20’lik kesimin harcama kalıbı aşağıda çıkartılmıştır. Buna göre bir asgari ücretli yaşamını sürdürebilmek için gelirinin sadece yüzde 33,7’sini gıda harcamalarına ayırabilmektedir... (DİSK-AR, 03.07.2010) |
|
|
 Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ile bugün görüşmeye katılan Genel Başkanımız Süleyman Çelebi, DİSK’in “Kürt Sorunu ve Demokratik Çözüm” konusundaki görüş ve değerlendirmelerini bir dosya halinde kendisine iletti. DİSK’in, Türkiye’nin temel sorunlarından biri olan Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin değerlendirmeleri ektedir… (Haber / Duyuru, 25.06.2010) |
|
|
 Kurumumuzun, TÜİK ve Sosyal Güvenlik Kurumu verileri üzerinden yaptığı hesaplamalara göre, 1 milyon 600 bin sigortalı ücretli TÜİK verilerine yansımamaktadır. TÜİK verilerinde yüzde 15’lik kayıp bulunmaktadır. Bu oran işsizlik rakamlarına yansıtıldığında resmi işsiz sayısı 4 milyon 145 bine, geniş tanımlı işsiz sayısı 6 milyon 740 bine ulaşmaktadır. TÜİK VERİLERİ ÇELİŞKİLİ: Sosyal Güvenlik Kurumu Ocak 2010 aylık istatistik bülteni verilerine göre, eski SSK, bugünkü SGK 4a kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 9 milyon 30 bin. Eski Emekli Sandığı, bugünkü SGK 4c kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 2 milyon 225 bin. Toplamda isteki durumu ücretli olan ve SGK kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 11 milyon 255 bin. Aynı dönem için TÜİK tarafından 15 Nisan 2010 tarihinde açıklanan verilere göre ise, ücretli sayısı 12 milyon 825 bin. Bunların 3 milyon 76 bini herhangi bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında değil. Yani kayıtdışı. SGK kapsamındaki kayıtlı ücretli sayısı ise 9 milyon 749 bin. SGK tarafından gerçek olarak tutulan Sosyal Güvenlik istatistikleri ile TÜİK’in açıkladığı hanehalkı işgücü anketi arasında 1,5 milyon kişilik bir fark var. (DİSK-AR, 18.04.2010) |
|
|
 DİSK, 10 Mart'ta Ankara'da toplanan 3'lü Danışma Kurulu'na "KRİZE KARŞI İSTİHDAMI ARTIRICI, YOKSULLUĞU GİDERİCİ SOSYAL PROGRAM" önerdi… Program şöyle: KRİZİN GENEL DURUMU: 2007 yılı sonlarına doğru ABD’de baş gösteren krizin etkisi giderek yayılmış ve derinleşmiştir. Krizin önüne geçebilmek ve yaratacağı toplumsal ve ekonomik tahribatı azaltabilmek için ABD hükümeti bugüne kadar 5 trilyon doları aşan müdahalelerde bulundu. Bunlar arasında, kimi büyük bankalara doğrudan sermaye aktarılması söz konusu iken, kimileri için birleşmeler teşvik edildi, kimleri de kısmen kamulaştırıldı. Ama bütün bu müdahalelere karşın krizin bittiğine dair herhangi bir emare görülememektedir. Ödeme güçlüğü, bütün yapıları kapsamış durumda ve birbirlerini sürekli tetikleyen kısır bir döngü sergilemektedir… (DİSK-AR, 10.03.2010) |
|
|
 DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşlerini DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e sundu... (Basın Açıklamaları, 07.07.2009) |
|
|
 Yaşanmakta olan krizle ilgili olarak Başbakanlık’tan gelen davet ile işçi konfederasyonları, işveren konfederasyonu, tüketici dernek temsilcilerinin katıldığı ve gündeminde “Ekonomik Kriz ve alınması gereken önlemlere ilişkin öneriler” bulunan bir toplantı düzenlendi. (Bilgi - Belge, 03.11.2008) |
|
|
|
|
| REYHANLI’YI SAVAŞ ALANINA ÇEVİREN AKP’NİN DIŞ POLİTİKASIDIR: DAVUTOĞLU İSTİFA!
|
Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde, 46 yurttaşımızın hayatını kaybettiği, 200’den fazla kişinin yaralandığı bombalı saldırının ardından derin bir üzüntü ve büyük bir dehşet içindeyiz. Her şeyden önce yakınlarını kaybedenlerin acısını paylaşıyor ve en içten taziye dileklerimizi sunuyoruz. Yaralılara acil şifalar diliyoruz. Bölgede yaşanan gelişmeleri uzun süredir kaygı ile takip ediyor, Hükümetin savaş politikalarından derhal vazgeçmemesi halinde büyük kayıplar ve acılar yaşanacağını dile getiriyorduk. Cilvegözü Sınır Kapısı'nda yaşanılanlardan sonra Reyhanlı’da meydana gelen patlamada fitili ateşleyen her kim olursa olsun, masum insanları hedef haline getiren bu tablonun sorumlusu AKP’nin dış politikasıdır... |
| İŞÇİLERİN MAHKEMELERDE HAK ARAMASI ENGELLENMEYE ÇALIŞILIYOR!
|
Konfederasyonumuz işçilere dönük yeni bir saldırının haberini tüm Türkiye gibi dün basına yansıyan haberler aracılığıyla öğrendi. Söz konusu habere göre AKP Hükümeti İş Mahkemelerinin daha hızlı ve masrafsız çalışması için yeni bir yasa tasarısı hazırlığı içinde. Bundan sonra “işçi ile iş veren arasından iş akdinden veya İş Kanunu’ndan doğan her tür hukuk uyuşmazlığın” İş Mahkemelerinde değil “İş ve Sosyal Güvenlik Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti”nde görüşülmesi planlanıyor. Tasarıya göre “İşe iade hakkıyla sosyal güvenlik alanındaki uyuşmazlıklar”ın çatışma ve çözümü bağımsız yargı aracılığıyla değil hükümet tarafından oluşturulması planlanan Hakem Heyeti aracılığıyla olacak. |
| KENTSEL DÖNÜŞÜM ADIYLA ŞEHRİ SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKENLER İSTANBUL HALKINA SIKIYÖNETİM UYGULUYOR!..
|
Taksim 1 Mayıs Alanı’nında kutlamaları yasaklayarak demokratik hakkımızı kullanmamızı engelleyenler şimdi de İstanbul sokaklarını halka kapatarak hukuksuzluğu sürdürüyor. İstanbul Valiliği bugün yaptığı yazılı açıklamayla metro, metrobüs, vapur seferlerini 1 Mayıs’ta iptal ederek, Taksim’e açılan bütün bulvar, cadde ve sokakları da trafiğe kapattığını bildirdi. Taksim 1 Mayıs Alanı’nı “Yayalaştırma Projesi” gerekçesiyle işçi sınıfına kapatan AKP ve İstanbul Valiliği şimdi de demokratik haklarımızı kullanmamızı bahane ederek İstanbul’da “sıkıyönetim” uygulayarak tüm halkı cezalandırıyor. İstanbul’da seferlerin iptal edilerek İstanbul halkının ulaşım haklarının ve seyahat özgürlüklerinin engellenmesi de, yasalardan doğan hak ve özgürlüklerimizin engellemesi gibi hukuksuzdur ve yasadışıdır. Kamu görevinde bulunanlar, kanunları ihlal ederek, görevlerini kötüye kullanmaktadırlar... |
| TAŞERON CUMHURİYETİ”NE GEÇİT VERMEYECEĞİZ!
|
İşveren örgütlerinin talepleri doğrultusunda, taşeron uygulamasına ilişkin yasal düzenlemeleri esnetmeyi, yasal sınırları kaldırmayı amaçlayan AKP hükümeti, bu yöndeki iradesini son üç yıl içinde iki defa somut biçimde ortaya koymuştur. “İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Taslağı”nda yer alan daha sonra taslaktan çıkarılan düzenlemede, asıl işlerin taşerona verilmesine ilişkin koşuldaki “ile” bağlacının “veya” şeklinde değiştirilmesi öngörülerek adeta nabız yoklaması yapılmış, geçtiğimiz aylarda kamuoyuna sızan yasa taslağında, asıl işlerin taşerona verilebilmesine ilişkin koşulun tümüyle kaldırılması öngörülmüştür... |
| AKP TERÖRÜ’YLE BÜTÜNLEŞEN DEVLET VANDALİZMİ SENDİKALARI TAHRİP EDİYOR!.. DİSK, BASKI VE İTİBARSIZLAŞTIRMA POLİTİKALARINA KARŞI BÜTÜN BÖLGELERDE OTURMA EYLEMİ DÜZENLİYOR!..
|
DİSK/Genel-İş Sendikası’yla hiçbir alakası olmayan kişileri arama bahanesiyle sabah erken saatlerde genel merkez binasını basan polis içerideki tüm kapıları kırarak ağır hasar yarattı! Sendikaların “yasadışı” gösterilmesi için olmadık yöntemler deneyen AKP Hükümeti, sendikaları itibarsızlaştırarak zayıflatmayı ve sendikal mücadeleyi tasfiye etmeyi hedefliyor!.. Daha geçen aylarda kamu emekçilerinin sendikal örgütlerine, hukukçulara ve çeşitli muhalif kitle örgütlerine yapılan operasyonlar sırasında “Türkiye’de baskıcı ve otoriter yeni rejimi inşa etme sürecinde gittikçe devletleşen AKP’nin, siyasi takvimini sorunsuzca uygulamak için tüm muhalif kesimlere karşı olmadık komplolar kurduğu, hukuku ve adaleti hiçe sayarak temelsiz iddialarla sabah baskınları yapıp davalar açtığı”nı söylemiştik... |
| NEVRUZ KUTLU OLSUN! NEWROZ PÎROZ BE!
|
Ortadoğu halklarının barış ve kardeşlik simgesi olan Nevruz/Newroz, bu yıl da savaş yorgunu olan coğrafyanın, halkların kardeşliğine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde kutlanacak. Çünkü Ortadoğu yine emperyalist işgal ve savaş politikaları altında koyu bir karanlığa doğru sürüklenmek istenmektedir. Ama inancımız odur ki, Ortadoğu halklarının bilgeliğinin, emperyalistlerin savaşa ve kitle kıyımına dayalı politikalarından çok daha köklü olduğunun canlı bir kanıtı olan Newroz'un şenlik ateşleri hiç sönmeyecek, halkların kardeşliğinin bir simgesi olarak yanmaya devam edecektir. |
| EMEKÇİLERE OPERASYON SÜRÜYOR, AKP SUÇ İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR!
|
• Hükümet politikalarından beslenenler Sinop ve Samsun’da linç kampanyaları düzenliyor! Avukatlar adliye içerisinde polis şiddetine uğruyor!.. • KESK davasına ilişkin yaptığımız açıklamada “Türkiye’de baskıcı ve otoriter yeni rejimi inşa etme sürecinde gittikçe devletleşen AKP’nin, siyasi takvimini sorunsuzca uygulamak için tüm muhalif kesimlere karşı olmadık komplolar kurduğu, hukuku ve adaleti hiçe sayarak temelsiz iddialarla davalar açtığı bugün artık bütün boyutlarıyla görülebiliyor. AKP’nin hedefine oturttuğu muhalif dinamiklerden biri de kamu emekçilerinin sendikal örgütü KESK’tir. KESK çeşitli iddialarla birkaç kez basıldı, yüzlerce KESK’li soruşturmalara uğradı, onlarcası gözaltına alınıp tutuklandı.” dememizin üzerinden dört gün geçmeden bugün başta KESK genel merkezi olmak üzere 28 ilde kamu çalışanlarına yönelik yapılan operasyonlarda 167 kişinin hakkında gözaltı kararı çıkarıldı… |
| DİSK Kadın Komisyonu: KADIN CİNAYETLERİ DURDURULSUN!..
|
Biz bu ülkede cinsel, sınıfsal ve ulusal sömürü ve şiddete maruz kalan kadınlar olarak, Sarai Sierra cinayetinin ve diğer kadın cinayetlerinin bir an önce aydınlatılmasını ve faillerin cezalandırılmasını istiyoruz... |
| GÜVENCESİZLİK, DENETİMSİZLİK, TEDBİRSİZLİK VE ÖRGÜTSÜZLÜK ÖLDÜRMEYE DEVAM EDİYOR!
|
İşçiler, sorumsuzluğun, vurdumduymazlığın, aşırı kâr hırsının, güvencesizliğin, güvensizliğin, örgütsüzlüğün, tedbirsizliğin, eğitimsizliğin, öngörüsüzlüğün sonucu olarak meydana gelen iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor. Ve bugün Gaziantep'te 4. Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu Güneydoğu Galvaniz Fabrikası’nda asit kazanının aşırı ısınma sonucu patlamasından dolayı 8 işçi feci bir şekilde öldü, 13’ü ağır olmak üzere 20 civarında işçi yaralandı. İki işçinin de kayıp olduğu gelen bilgiler arasında. Patlamanın olduğu fabrikaya giden DİSK Gaziantep Bölge Temsilciliğimiz ve basına “yeterli” ve açıklayıcı bilgi verilmemesi, kimsenin fabrikaya yanaştırılmaması başka kuşkuların doğmasına neden oluyor. Gerek patlamanın olduğu fabrikada ve gerekse Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan işçi sayısının verilmemesi, çelişkili rakamlar dile getirilmesi, bölgede kayıtdışı, sigortasız, kaçak işçilerin yanısıra Suriyeli mülteci işçilerin de çalıştırıldığı yönünde şüpheleri güçlendiriyor. |
| Adalet taleplerinin simgelerinden biri olan Pınar Selek’in “cezalandırılması”, AKP’nin hukukla değil siyasi kararlarla iktidarını tasis ettiğini bir kez daha göstermiştir!
|
Sokak çocukları, azınlıklar ve ötekileştirilen, dışlanan kimliklere ilişkin çalışmalar yapan, kadın hakları, barış mücadelesi, antimilitarizm ve insan haklarıyla ilgili etkin mücadele yürüten, birçok demokratik kitle örgütü ve harekete destek veren, Amargi Dergisi’nin editörü Pınar Selek, Yargıtay’ın bozma kararı üzerine görüşünü değiştiren İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Alınan karar uyarınca Selek hakkında yakalama emri de çıkarıldı. Sorgusu sırasında ağır işkencelerden geçirilen, aylarca cezaevinde kalan, emniyet iftiraları, düzmece tutanaklar ve tutarsızlıklarla dolu mahkeme süreçlerinde her defasında beraat eden Pınar Selek’in ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması bir kez daha göstermiştir ki; bu ülkede hüküm süren AKP imparatorluğu hukukla değil, siyasi kararlarla iktidarını tesis etmektedir. |
| HUKUKSUZLUĞA SON VERİLSİN, GÖZALTILAR SERBEST BIRAKILSIN!
|
Geçtiğimiz hafta Çağdaş Hukukçular Derneği’ne kültür merkezlerine ve kitle örgütlerine karşı Nazi Almanya’sının SS baskınlarını anımsatan operasyonlarla içlerinde DİSK/Genel-İş avukatı Taylan Tanay’ın da bulunduğu 85 muhalif kimlikli insanın, hukuk hiçe sayılarak kapılar kırılarak, işkence yapılarak gözaltına alınmalarını kınarken, “siyasi iktidarın Türkiye’de ‘totaliter’ bir rejim kurma hevesiyle” hareket ettiğini; hak ihlalleriyle, hukuksuzlukla ve toplumun muhalif kesimlerini sindirme operasyonlarına devam ettiğini söylemiştik. Ve dün öğlen saatlerinde, DİSK çalışanı Berna Yılmaz yoldan çevrilip gözaltına alındı. Berna Yılmaz, öğrenim hakkı bizzat devlet tarafından engellenen gencecik bir üniversite öğrencisiydi. Parasız eğitim istediği için aylarca cezaevinde tutularak, adaletten ve hukuktan yoksun yapılan bir yargılama sonucunda 8,5 yıl ceza aldı. Bir yandan hukuksal süreç işlerken diğer taraftan da yaşamını kazanmak için çalışıyordu... |
| SİYASİ İKTİDAR, TÜM MUHALİFLERİ “YASADIŞI” GÖSTEREREK İTİBARSIZLAŞTIRMA VE SİNDİRME OPERASYONLARINI SÜRDÜRÜYOR!
|
Siyasi iktidarın Türkiye’de “totaliter” bir rejim kurma hevesi; hak ihlalleriyle, hukuksuzlukla ve toplumun muhalif kesimlerini sindirme operasyonlarıyla devam ediyor. Türkiye’de hukuksuzluğa ve AKP iktidarının baskılarına karşı etkin hukuk mücadelesi yürüten Çağdaş Hukukçular Derneği, kültür merkezleri ve kitle örgütlerine yönelik 7 ilde düzenlenen operasyonlarda, 85 kişinin gözaltına alındığı ve operasyonların süreceği haberleri gündemde. Devleti dönüştürerek, gücünü ve etkinliğini artıran siyasi iktidarın baskı politikalarını daha da artıracağına kuşku olmadığını, diktatörlüğe uzanan bu stratejik programın adım adım uygulanması sürecinde, temel demokratik hakların ve özgürlüklerin tamamen yok edilmesinin de gündeme geleceğini her fırsatta söyledik ve söylüyoruz… |
| HAKKINI ARAYAN İŞÇİYE DAYAK, YASADIŞI GREV KIRICILIĞINA DESTEK!
|
Hükümetin emek karşıtı politikalarından destek alan işverenler yasa tanımaz tutumlarında sınır tanımıyorlar. DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikamız ve Çorlu Avrupa Serbest Bölgesi’nde kurulu bulunan Güney Kore sermayeli Daiyang-SK işvereni arasında 2012 Mayıs’ında başlayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin ve grev uygulama tarihine kadar yapılan girişimlerin de sonuç vermemesi üzerine14 Kasım 2012 tarihinde, tüm işçilerin katılımıyla greve gidildi. Güney Koreli işverenlerin, örgütlenme ve yetki sürecinde işçilerin sendikal haklarını engellemeye yönelik sergiledikleri tutum, toplu iş sözleşmesi döneminde de devam etti ve grev sürecinde ise yasadışı bir boyuta sıçradı. Daiyang-SK işvereni grevi kırmak amacıyla Kore’den kaçak işçi getirdi. |
| Taşeron gerçeği, yeni yıla işsiz giren işçilerle bir kez daha kendini gösterdi: TAŞERON ÇALIŞMA İŞSİZLİK DEMEKTİR!
|
2013 yılına binlerce işçi, alınterlerini akıttıkları işyerlerinde taşeron firmada çalıştıkları için işsizliğe mahkum edildi. Ankara’dan Mersin’e, İzmir’den Trabzon ve Antalya’ya kadar, Türkiye’nin dört bir yanında yeni yılda işsiz kalan işçilerin haberleri basın yayın organlarında yer aldı. Taşeron gerçeği bir kez daha bu vesile ile gündeme taşındı. Taşeronluk, iş cinayetlerini, eksik ücretleri, yatmayan maaşları, ödenmeyen sigorta primlerini, kullandırılmayan ücretli izinleri, yasal çalışma sürelerinin çok üzerinde ücretsiz çalışma sürelerini, yıl sonunda asıl işverenin taşeron firma ile anlaşmaması sonucunda işsiz kalmayı temsil etmektedir... |
| YENİ BİR DÜNYANIN KAPISI “EMEK”LE AÇILACAK!..
|
Geride bıraktığımız yıl başta emekçiler olmak üzere toplumun geniş bir kesimi için ne yazık ki yine olumsuzluklarla doluydu. 2012 yılı; beklentilerin karşılanamadığı, AKP’nin neoliberal politikalarını nedeniyle yoksullaşmanın yaygınlaştığı, önemli sayıda emekçi için işsizliğin uzun dönemli hatta umutsuz bir sorun haline geldiği, işten atılma korkusunun toplumda bir travma yarattığı, haklar ve özgürlükler yönünden önemli bir iyileşmenin görülmediği, aksine hak ve özgürlüklerin alabildiğine gaspedilmeye çalışıldığı, örgütsüzleştirmenin, kuralsızlaştırmanın, hukuksuzlaştırmanın yaygınlık kazandığı, yeni sendikal yasalarla güvencesizliğin bir kural haline getirilmeye çalışıldığı, muhalefetin baskı ve zor kullanılarak sindirilmeye çalışıldığı, asgari ücretlilerin açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edildikleri, Kürt halkına yönelik siyasi baskıların devam ettiği, Suriye’de emperyalist saldırganlığın AKP eliyle tarafı durumuna getirildiğimiz bir dönem oldu. |
| ODTÜ DİRENİŞİ VE BİR MUHALEFET DİNAMİĞİ OLARAK ÜNİVERSİTELERİN EMEKÇİLERLE BULUŞMA NOKTALARI...
|
Siyasi iktidarın tahammülsüzlüğünün ardında yatan gerçek, öncelikle, korktukları şeyin başlarına gelmesidir. Yani, eğitim sisteminden düşünüş biçimlerine, alt yapısından üst yapısına kadar herşeyi değiştirdiklerini düşündükleri üniversitelerin bir muhalefet odağı olarak yeniden ortaya çıkmasıdır. Zira, kent merkezlerinden uzaklaştırıp birer kışla haline getirdikleri, nispi özerk/demokratik ve bilimsel yapılarını ortadan kaldırarak birer ticarethaneye dönüştürdükleri, özel güvenlik ve polis çemberiyle kuşattıkları üniversitelerin yeni bir direniş odağı olma ihtimalidir. Bu konuda neoliberalizmin “kutsanmış” muhafazakârlarını hırçınlaştıran diğer bir önemli neden, birer ticari işletmeye dönüştürülen üniversitelerin, ODTÜ direnişiyle birlikte “özerk/bilimsel/demokratik” özelliklerinin farkına varma veya en azından tartışmasını sağlama riskidir!.. Çünkü üstelik bir de, “YÖK Yasası” gündemdeyken bu konuda muhalefet gelişmektedir. O halde bu direniş eğiliminin, daha “küçükken” başı ezilmelidir!.. |
| ROBOSKİ KATLİAMININ SORUMLULARI HESAP VERMELİ, FAİLLER AÇIĞA ÇIKARILMALIDIR!
|
Roboski'de 34 vatandaşımızın savaş uçakları ile katledilişi üzerinden tam bir yıl geçti. Bugüne kadar ne faillerin bulunmasına yönelik bir adım atıldı, ne de vicdanları rahatlatacak bir özür dilendi. Tüm bunlar bir yana, bugüne kadar köye gitmek isteyen, sorumluların ortaya çıkmasını talep eden demokratik kurum ve kuruluşlar baskı ve zor yolu ile engellenmeye çalışıldı. Bununla kalmadı, katliam AKP ve Genel Kurmay Başkanlığı’nca “savaş zaiyatı” olarak değerlendirildi, çoğu 13-20 yaş arasında olan 34 gencin ölümü, “yasadışı iş yapıyorlardı” gerekçeleri ile meşrulaştırmaya çalışıldı. Öldürülen gençlerin acılı ailelerine dalga geçercesine “kan parası” teklif edilerek olayın üzeri kapatılmaya çalışıldı. |
| DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE İÇİN KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLMELİ, MARAŞ DOSYASI YENİDEN AÇILARAK GERÇEK SORUMLULAR YARGILANMALIDIR!
|
Türkiye siyasi tarihi kitlesel kıyım ve katliamlarla doludur. 1978 yılında Kahramanmaraş’ta yaşananlar, tıpkı Çorum’da, Sivas’ta, Malatya’da devlet destekli ırkçı/gerici saldırılar ve bizzat “devlet” tarafından yönlendirilen 1 Mayıs 77 Taksim, Gazi ve Ümraniye mahalleleri ve son olarak da Roboski’de yaşananlar gibi, yakın tarihimizin en korkunç katliamlarından biridir. Mezhep ayrılığı körüklenerek başlatılan ve günlerce süren Maraş Katliamı’nda ‘resmi’ rakamlara göre 111 kişi hayatını kaybetmiştir. Binlerce kişi yaralanmış, yüzlerce ev ve işyeri yakılmıştır. |
| ÜLKEMİZ NATO’NUN SAVAŞ ÜSSÜ, HALKIMIZ EMPERYALİZMİN TAŞERONU OLMAYACAK!
|
AKP Hükümeti'nin NATO'dan talep ettiği Patriot hava savunma sistemleri Türkiye’de konuşlandırılıyor. Patriot füzeleri gündeme geldiğinde Başbakan Erdoğan önce iddiayı reddetmiş ama daha sonra “Bu topraklar bizim olduğu kadar NATO‘nun da toprakları” diyerek, emperyalizmin taşeronluğunu övünçle yaptığını itiraf etmiştir. Emperyalistler NATO aracılığıyla yıllardır halkların tepesine bomba yağdırıyor. Bugün NATO‘nun ülkemizdeki üslerinin geliştirilmesi çabaları asıl olarak ABD‘nin Ortadoğu‘ya yönelik emperyalist saldırı planlarının bir parçası olduğu gibi, patriot füzelerinin ülkemizde konuşlandırılması, emperyalizmin Suriye ile birlikte İran‘ı tehdit eden, bu ülkeleri çevreleyerek etkisiz hale getirmeyi amaçlayan saldırısının ve İsrail siyonizmini korumanın bir aracıdır. |
| ASGARİ ÜCRET ORTAOYUNUNU BOZACAĞIZ!
|
“Asgari Ücret Tespit Komisyonu” adı verilen, devletle sermayenin ittifakı üzerine şekillenen ve hükümetin onay merci konumunda olan toplantılara devam ediliyor. Yarın bu toplantıların üçüncüsü yapılacak. Milyonlarca işçiyi ilgilendiren bu komisyonda neler konuşulduğunu biz bilmiyoruz. Çünkü bu toplantılar kapalı kapılar ardında gerçekleştiriliyor. Hükümet, programına yüzde 3’lük artışı koymuş. Yani 22 TL’lik artış ile sefalette ısrar demeye devam ediliyor. Masadan çıkaracakları rakam da sonuç olarak budur. Bilinsin ki bu rakamda en ufak yükselme ancak dışarıda verilen mücadelelerin bir başarısı olacaktır. Asgari ücret sistematik bir biçimde siyasal iktidarlar eli ile sefalet ücreti seviyesinde tutulmaktadır. |
| HAYATA DÖNÜŞ ADIYLA 30 İNSANI KATLEDEN VE İNSANLIK SUÇU İŞLEYEN GERÇEK SORUMLULAR YARGILANMALIDIR!
|
Cezaevlerindeki siyasi tutuklu ve hükümlülerin, F tipi hücre sistemine geçişi engellemek amacıyla, 20 Ekim'de başlattıkları açlık grevlerini, 19 Kasım tarihinde ölüm orucuna dönüştürmeleri üzerine, 19 Aralık 2000 tarihinde 20 cezaevine birden yapılan, 30'u tutuklu 2’si asker 32 kişinin öldüğü, 237 tutuklu/hükümlünün hastaneye kaldırıldığı, yüzlerce kişinin yaralandığı ve yaklaşık 10 bin güvenlik görevlisi tarafından gerçekleştirilen operasyonların üzerinden 12 yıl geçti. “Kaba bir alaycılıkla” şu isim verilmişti: “Hayata Dönüş!” Devam eden süreçte ve ölüm oruçlarında toplam 122 kişi hayatını kaybetti. 600’e yakın tutuklu ve hükümlü başta wernice korsakoff olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalandı. |
| AKP’NİN OTOKRATİK SİYASET ANLAYIŞINA VE YENİ SENDİKAL REJİME KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTECEĞİZ!
|
DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu: Yoğun emek sömürüsüne yol açan kayıtdışı, kuralsız, güvencesiz, taşeron çalıştırma ve diğer esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması için, baskı politikalarını daha da artıran siyasi iktidar, sınıf ve kitle sendikacılığını tamamen tasfiye ederek güdümlü sendikacılığın geliştirilmesini hedeflemektedir.. Emek karşıtı bu politikalara karşı işçi sınıfının umudunu taşıyan DİSK, önümüzdeki süreçte örgütlenme seferberliği düzenleyerek, tarihinden aldığı mücadele azmini geleceğe taşıyacaktır!.. |
| HERKES TAŞERON İŞÇİSİ OLUYOR, KADROYA GEÇMEK HAYAL OLUYOR!
|
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından alt işverende çalışan işçilerin sorunlarını çözmek gerekçesi ile başlatıldığı kamuoyuna duyurulan çalışmalar, bizzat Bakan tarafından köleliğe benzetilen taşeron işçiliğini yaygınlaştırma amacı taşımaktadır. Bu yapılırken de taşeron işçilerinin yasal olarak zaten var olan haklarının uygulanmaması gerekçe gösterilmektedir. Taşeron sistemi, işverenler tarafından emek maliyetlerini aşağıya çekmek, işçi ile ilgili sorumluluklardan kaçmak amacıyla oluşturulmuş, kuralsızlığın, esnekliğin, güvencesizliğin zeminidir. En büyük işveren olarak devletin ve özel şirketlerin hızla taşeron sistemine yönelmelerinin nedeni budur. ÇSGB verilerine göre taşeron işçi sayısı AKP hükümeti döneminde 4 kat artarak 1,5 milyonu geçmiştir... |
| HASTA YATAĞINA DÜŞENE KADAR 32 YIL BOYUNCA VERGİLERİMİZLE BESLENEN DİKTATÖRLERİ 12 EYLÜL SÜRDÜRÜCÜLERİ YARGILAYAMAZ!..
|
12 Eylül’ün sorumlularından, hayattaki iki “elebaşı” Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren ile üyesi Tahsin Şahinkaya’nın ortaoyununa dönüşen yargılamaları sürüyor. 12 Eylül’ün bugün de geçerli olduğunun en rafine delilleri, halka yıllarca kan kusturan, insanlıktan nasibini almamış, “Tarafsızlığımızı göstermek için, bir sağdan, bir soldan astık” diyebilecek kadar iflah olmaz vicdansızlığa sahip diktatörlerin dudaklarından sarfedilmektedir: “Biz ihtilale teşebbüs etmedik, ihtilal yaptık! Bizi yargılayamazsınız.” Görünen o ki zaten yargılanmıyorlar ve 12 Eylül’ün üzerinde yükselen bu “düzende” yargılanamazlar da!.. |
| AKP, DEMOKRASİ MÜCADELESİNİN ETKİN ÖRGÜTLERİNDEN TMMOB’NE KARŞI AÇTIĞI SAVAŞI KAZANAMAYACAK!..
|
Ülkemizde, “Taşeron Cumhuriyeti”ne adım atan AKP, bu yeni rejimde faşizan baskıları, otokratik buyurganlığı, gericiliği, emperyalist işbirlikçiliği ve piyasacılığı daha da derinleştiriyor, Bu strateji doğrultusunda hareket eden AKP iktidarı demokrasiyi, özgürlükleri ve hakları geliştireceği demagojisiyle en geniş kitleleri kış uykusuna yatırmaya çalışırken; uyumayı reddeden, anlattığı masalların ve yalanların gerçek yüzünü açığa çıkartan muhalif örgütlere karşı ise hak, hukuk, adalet tanımadan saldırılarını sürdürüyor. AKP’nin ekonomide liberal, siyasette faşizan politikalarına karşı direnen dinamiklerden birisi de TMMOB’dir. TMMOB’un yapısı, demokratik işleyişi ve demokrasi mücadelesindeki konumu nedeniyle emperyalizmin yeni taşeronu AKP iktidarının neşesini ve iştahını kaçırmaktadır… |
| HÜKÜMET, BİR AN ÖNCE İNSANİ VE DEMOKRATİK TALEPLERİ KARŞILAMALI, AÇLIK GREVLERİNDE ÖLÜMLERE YOL AÇMAMALIDIR!
|
Cezaevlerindeki 600’ü aşkın tutuklu ve hükümlünün insani ve haklı talepler için bedenlerini feda etmeyi göze alarak başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerinde 41. güne gelindi. AKP geçmişten “ders çıkartmak” değil, iktidarlarını tamamen tesis etmek ve “nihai” zaferlerini ilan etmek için büyük bir engel olarak gördükleri Kürt muhalefetini ortadan kaldırmak istiyor. Seçilmiş yüzlerce insanı ve Kürt siyasetinde demokratik mücadele veren binlerce insanı cezaevlerine doldurmanın; silah ve şiddetle kazanamayacaklarını bildikleri bir savaşı yükseltmenin; yeni ölümlere, acı ve gözyaşlarına davetiye çıkarmanın başka bir anlamı yok!.. AKP, kendi iktidarını sağlamlaştırmanın yöntemini, muhalefetin “fiziki” olarak ortadan kaldırılmasında görüyor. |
| İŞÇİ SINIFINI BU YASAYA SIĞDIRAMAYACAKSINIZ!
|
Önce “Toplu İş İlişkileri” adıyla karşımıza çıkartılan, sonradan adı “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu”na dönüşen yasa tasarısı, işveren örgütlerinin hükümetle kolkol girmesi, AKP milletvekillerinin işçi sınıfına karşı fazla mesai yaparak canla başla çalışmaları ve işçilerin bir kilometre bile yanına yaklaştırılmamaları sonucunda Meclis’ten madde madde geçiyor. Bir kez daha gördük ki, siyasi iktidarın ve işveren örgütlerinin “sosyal diyalogtan”, “üçlü görüşmeler”den ve “sosyal tarafların mutabakatı”ndan anladıkları şey sermayenin çıkarları için Anayasal eşitlik ilkelerinin ve işçi sınıfının kazanılmış bütün haklarının bir gecede ayaklar altına alınmasından başka bir şey değildir… |
| RADİKAL GAZETESİ’NİN SENDİKALARI İFTİRALARLA İTİBARSIZLAŞTIRMA KAMPANYASI NEDEN SENDİKALAR YASASI MECLİS’TEYKEN BAŞLADI?
|
Türkiye basını hiçbir zaman bağımsız olmadı. Kim güçlüyse onun tarafını tuttu. Bazen güçlüyü kendisi yarattı. Kral daha istemeden soytarılık yaptığı zamanlar oldu. Daha sansür gelmeden kendini sansürlediği de oldu. Kendi muhabirini, yazarını gammazlayan yöneticiler, iftira ve karalamalarla dolu masa başı üretim yaparak meslek etiğini hiçe sayan muhabirlerle dolup taştı gazeteler. Manipülasyonun ve dejenerasyonun en seçkin örneklerini sundular, gerçekleri tersyüz edip topluma sunmayı istikballerinin yegane kaynağı olarak gördüler. Kirlendiler! Birkaç sene önce gerçekleştirdiği "Orijinal Demokrasi" reklam kampanyasının ardından 2010 yılının sonlarına doğru yeni yayın konseptini “Medyada Radikal Devrim!” diye sunan Radikal gazetesinin demokrasi anlayışı ve radikalliğinin boyutları da, yaptığı “habercilikle” gün yüzüne çıkmaya başladı… |
| DİSK YÖNETİM KURULU: AKP HÜKÜMDARLIĞINA KARŞI DİRENECEĞİZ!
|
Toplu sözleşme düzenini ve sendikal hakları düzenleyen, fakat bir sosyal sınıfın başka bir sosyal sınıf üzerinde tahakkümünü kurmaya yönelik içerik taşıyan yasa yine TBMM gündeminde. İşçi sınıfının hak ve özgürlüklerini savunun ve koruyan bir örgütlenme olarak Konfederasyonumuz, işçilerin yaşam standartlarını aşağı çeken, çalışanları köleleştiren, özgürlükler ve demokrasi açısından hiçbir yarar sağlamayan “Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı” konusunda itirazlarını ve taleplerini dile getirmek üzere gittiği TBMM kapısında polis maskesi takmış AKP şiddetiyle karşılaştı. Paraya tapan, dini imanı para olan, sendikalar yasasını sendikasızlaştırma yasasına dönüştürenler, bu yasanın geçmesi için ellerinden geleni yapmakta hiçbir sakınca görmemiş, “Milletin Meclisi”ne derdini anlatmaya gelen işçileri sokmamak için devlet terörünü işçiden de esirgememişlerdir… |
| İŞÇİ SINIFININ ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERLE, TARİHSEL MÜCADELESİYLE KAZANDIĞI HAKLARIN GASPEDİLMESİNE ORTAK OLANLAR İŞÇİ SINIFI TARİHİNDE KARA LEKE OLARAK ANILACAKLARDIR!
|
ILO sözleşmelerine aykırı, sendikal hareketin tasfiyesine yol açacak “Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı” TBMM’de görüşülmeye başladıktan sonra, AKP iktidarı tarafından ortaya atılan “sosyal tarafların büyük çoğunluğu bu yasada uzlaştı” balonu patladı. Bugün gazetelerde çıkan haberlere göre, DİSK’in başından beri içinde yer almadığı uzlaşmaya Türk-İş’in de dahil olmadığı Türk-İş Genel Başkanı’nın bizzat kendisi tarafından açıklandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ise gerek Başbakanlık’ta, Türk-İş, Hak-İş, TİSK ve TOBB ile yapılan toplantı sonrasında, gerekse TBMM’de yaptığı açıklamalarda “Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı”nın bir an önce çıkarılması ve işkolu barajının kademeli olarak % 1’den % 3’e çıkarılması konusunda, bu örgütlerle uzlaşıldığını açıklamıştı… |
| TÜRKİYE ADIM ADIM SAVAŞA SÜRÜKLENİYOR! ABD TAŞERONLUĞUNA DA HAKSIZ SAVAŞLARA DA HAYIR!
|
Emperyalizmin Ortadoğu’daki saldırgan politikalarının taşeronluğunu üstlenen AKP hükümeti Türkiye’yi her geçen gün kanlı bir savaşın içine itiyor. Suriye’de iç savaşın derinleştirilmesi doğrultusunda askeri bir müdahalenin gerçekleştirilmesi için savaş çığırtkanlığı yapan ve “sınırları açan” AKP hükümetinin saldırgan politikalarının ceremesini daha şimdiden halkımız çekmeye başladı. Suriye’den ateşlendiği söylenen havan toplarının Akçakale’ye düşmesi sonucunda üçü çocuk ikisi kadın 5 yurttaşımız yaşamını kaybetti. Bunu bir “fırsata” çevirmeye çalışanlar Meclis’te kapalı oturum düzenleyerek Suriye’ye asker gönderme yetkisi veren tezkereyi AKP ve MHP oylarıyla alelacele çıkarttılar. Suriye’ye dönük bir askeri müdahale bölgesel bir savaşın da tetikleyicisi olacak ve Ortadoğu bu şekilde iç savaşlarla, etnik ve dini boğazlaşmalarla kaosa sürüklenecektir… |
| KESK’İN YANINDAYIZ!.. HAK VE ÖZGÜRLÜKLER MÜCADELESİ YARGILANAMAZ!
|
AKP’nin hedefine koyduğu muhalif sendikal örgütlerden biri de KESK’tir. Birbiri ardına yapılan operasyonlarla KESK toplum karşısında itibarsızlaştırılmak istenmiş, kadroları tutuklanmıştır. Bugün itibariyle, KESK ve bağlı sendika yöneticisi ile üyesi toplam 70 sendikacı arkadaşımız tutukludur. Bu operasyonlardan biri olan 13 Şubat’ta sendikalar ve evler basılarak toplam 15 KESK üyesi kadın 2009’dan beri süren bir soruşturma gerekçe gösterilerek gözaltına alındılar. Bu gözaltı ve tutuklamalarla, sendikal mücadeleyi olduğu kadar, kadın hareketinin de sekteye uğratılmasının amaçlandığı ortadadır… |
| HALKIN SANATÇISI BÜYÜK USTA NEŞET ERTAŞ’I SAYGIYLA UĞURLUYORUZ!
|
Anadolu ozanlığı geleneğinin günümüzdeki temsilcisi Neşet Ertaş, 74 yaşında İzmir'de tedavi gördüğü hastanede yaşama veda etti. Kendisi de bir emekçi olan, yoksul halkın ve çalışanların dertlerini, tasalarını, sevinç ve kederlerini Anadolu ozanlığı geleneğiyle ifade eden, çürüyen sistemin dişlilerine teslim olmayacak kadar onurlu, kendisine sunulan 'devlet sanatçılığı' unvanını; "Halkın sanatçısı olarak kalmak, benim için en büyük mutluluk" diyerek geri çevirecek kadar yüreği halk sevgisiyle dolu büyük ozan Neşet Ertaş’ı kaybetmenin acısı içindeyiz… |
| Gözaltında işkencelere uğrayan Grup Yorum sanatçılarına verilen yasaklar kaldırılmalı, tutuklananlar serbest bırakılmalıdır!
|
Geçtiğimiz haftasonu Adli Tıp Kurumu’na cenaze almak için giden gruba polisin gazla, copla saldırması sonucu, içlerinden 5’i çocuk olmak üzere 27 kişi dövülerek gözaltına alındılar. “Dövmek” sözcüğü, polisin tutumunu açıklamakta oldukça yetersiz kalıyor; zira, gözaltına alınan kişiler 15 saat boyunca çevik kuvvet aracında ters kelepçelenerek çeşitli işkencelerden geçiriliyorlar. Gözaltında yoğun işkencelere maruz kalanlardan ikisini kamuoyu yakından tanıyor. Grup Yorum’un solisti Selma Altın’ın polisin “özel ilgisi” sonucunda sağ kulak zarı patlarken, keman sanatçısı Ezgi Dilan Balcı’nın parmaklarında ve vücudunda ezikler oluşuyor... |
| MUHALEFETİ YARGIYLA BASTIRDIĞINI İTİRAF EDEN BAŞBAKAN SUÇ İŞLEMEKTEDİR!
|
Başbakan Erdoğan önceki gün AKP Genişletilmiş Grup Toplantısı’nda yine bir başbakana yakışmayan üslubuyla esip gürledi. Görevi gereği de olsa sorumluluk duygusu taşıması gereken bir başbakandan çok, ülkedeki temel sorunlar üzerinden provokasyon ortamı yaratmaya çalışan, yakışıksız, sorumsuz, kışkırtıcı ve saldırgan bir görüntü sergiledi. Başbakan’ın, Suriye’ye emperyalist müdahaleye karşı Hatay’da düzenlenen etkinliği “Esad yanlısı” şeklinde lanse etmeye çalışması, gerçekleri tahrif ederek halkı yanıltmaya çalışması bir tarafa, Kürt halkının seçilmiş temsilcilerine siyasi kanalları kapatma arzusuyla yanıp tutuşan bir diktatör edasıyla “Yargıyla konuştuk, onlar gereğini yapıyor, biz de TBMM’de gereğini yapacağız” demesi tüyler ürperticidir. |
| 25 ASKERİN ÖLÜMÜNE NEDEN OLAN ŞEY EĞER ‘SABOTAJ’ DEĞİLSE, ATEX KURALLARI NEDEN UYGULANMADI?
|
Afyonkarahisar’da konuşlu Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı’na bağlı Mühimmat Depo Komutanlığı’nda, el bombalarının depolandığı bir cephanelikte yapılan çalışma sırasında, “henüz bilinmeyen” bir nedenle meydana gelen patlama sonucunda, 25 asker yaşamını yitirdi. Önemsenmesi gereken belirli kesimlerce iddia edilen “sabotaj” veya “saldırı” ihtimali bir yana; kuralsızlığın, güvencesizliğin ve denetimsizliğin alabildiğine yaygın ve insan yaşamının “ucuz” olduğu ülkemizde cinayet boyutunda yaşanan “kazalar” toplu ölümlere yol açmaya devam ediyor. |
| SAPANCA’DA TAŞ OCAĞI YAĞMASINA KARŞI DİRENEN YANIKKÖY HALKININ YANINDAYIZ!
|
Acımasız HES projeleriyle Karadeniz Bölgesi’nin derelerini kafesleyip doğayı yok edenler, şimdi de Sakarya-Sapanca gibi Marmara Bölgesi’nin akciğeri olan havzayı taş ocaklarıyla paramparça ediyorlar. Sapanca Yanıkköy sınırları içinde yer alan orman arazisinin taş ocağı olarak kullanılması için ruhsat verilmesi, tüm yaşamları ve gelecekleri o topraklar olan Yanıkköy halkı için ayakları altındaki zeminin yok edilmesi, yaşam alanlarının daraltılması demektir. Sadece üzerinde yaşadıkları ve geçimlerini sağladıkları toprak, nefes aldıkları orman değil, bütün bir havzaya su sağlayan, hayat veren göl ile gölü adeta damarları gibi besleyen dereler büyük bir tehdit altındadır… Bir dinamitin bile doğaya verdiği zarar düşünülürse, patlatılacak yüzlerce dinamitin bütün bir bölgenin su ihtiyacını karşılayan göl ve dereleri nasıl bir zehir kaynağı haline getireceği ortadadır… |
| GAZİANTEP’TE PATLAYAN ŞEY AKP’NİN ORTADOĞU TAŞERONLUĞUDUR!..
|
EMPERYALİSTLERİN BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ DAHA ÇOK YIKIM GETİRECEK VE HALKIMIZA DAHA BÜYÜK ACILAR YAŞATACAKTIR! Gaziantep’te sokakta patlatılan bomba sonucunda 9 yurttaşımız yaşamını kaybetti, onlarcası yaralandı. Sivil halkı hedefleyen bu tür insanlık dışı saldırıların son bulmasını umut ediyor, halkımızı ateşe atan savaş politikalarını şiddetle kınıyoruz. Yıllardır söylüyoruz; yıllardır akan kan ve gözyaşı gittikçe çoğalan bir şiddet sarmalı içerisinde halkımızı büyük acılarla karşı karşıya getiriyor. Gaziantep’te kimler tarafından yapıldığı belli olmayan fakat sivil halkı hedefleyen ve toplumu terörize ederek halkın siyasi iktidarın politikalarına sorgusuz sualsiz onay vermesine neden olan bu patlama AKP’nin bölge politikalarının direkt bir sonucudur… |
| GAZİANTEP’TE DİRENEN TEKSTİL İŞÇİLERİNİ DAYANIŞMA DUYGULARIMIZLA SELAMLIYORUZ: MÜCADELENİZ MÜCADELEMİZDİR!
|
Gaziantepli tekstil işçilerini çileden çıkartan şey, Türkiye’de işçi sınıfının hiçte yabancısı olmadığı, AKP iktidarının neoliberal ekonomik politikalarıyla daha da ağırlaşan, çalışanlara güvencesizliğin ve örgütsüzlüğün dayatıldığı koşullardır! Uzun çalışma süreleri, sigortasız çalıştırma, güvencesizlik, düşük ücretler, ödenmeyen ikramiyeler, haksız işten çıkarmalar, keyfi ücret kesintileri, örgütsüzleştirme, insanlıktan yoksun çalışma ortamları ve insan onuruyla bağdaşmayan davranışlar bunların en önde gelenleridir. Sendikalar hükümet politikalarıyla zayıflatılıp işyerlerinden silinmeye çalışıldıkça, işverenler de işçilerin kazanılmış haklarını birer birer ortadan kaldırmakta, onları tümüyle köle koşullarında çalışmaya zorlamaktadır. Hükümet politikalarından cesaret alan işverenler Gaziantep’te sendikalı işyerlerini de örgütsüz ve toplu sözleşmesiz bırakmak için yoğun çaba içerisine girmiştir... |
| Tunceli CHP Milletvekili Hüseyin Aygün derhal serbest bırakılmalı, Kürt sorununun demokratik çözümü konusunda cesaretli adımlar atılmalıdır!..
|
Tunceli CHP Milletvekili Hüseyin Aygün önceki gün PKK/HPG tarafından kaçırıldı. PKK yaptığı açıklamada Aygün’ün “sorgulandıktan” sonra serbest bırakılacağını açıkladı. Bölgede 28 yıldır süren düşük yoğunluklu savaş boyunca askerler, polisler, devlet memurları PKK tarafından alıkonuldu. Fakat şimdi ilk kez bir milletvekili “gözaltına” alındı. Tunceli Milletvekili Aygün’ün, 23 Temmuz’dan beri özellikle Hakkâri bölgesinde yoğun olarak devam eden fakat adeta “yayın yasağı” konulan çatışmaların ardından kaçırılması “savaşın” boyutunu açıkça göstermektedir. Hükümetin bu fiili sansüründen dolayı, onlarca ölümün, yüzlerce yaralanmanın, köy boşaltmalarının ve bölgeye giriş çıkışların yasaklanmasının yaşandığı bu olaylarla ilgili kamuoyu hiçbir bilgi edinememekte, aileler çocuklarıyla ilgili sağlıklı bilgi alamamaktadır… |
| SURİYE’YE EMPERYALİST MÜDAHALEYE HAYIR!.. YAŞASIN ORTADOĞU HALKLARININ KARDEŞLİĞİ!
|
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Suriye’ye yönelik emperyalist savaş stratejesine ve AKP’nin Ortadoğu’da emperyalizmin taşeronluğunu üstlenerek “savaş kışkırtıcılığı” yapmasına karşı Suriye halkı ve işçi sınıfıyla dayanışmak amacıyla 19 Temmuz saat 11:00’da TTB Genel Merkezi’nde ortak bir basın açıklaması yaptı. KESK Genel Başkanı Lami Özgen, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, TTB Genel Sekreteri Beyazıt İlhan'ın sunduğu basın açıklamasını DİSK Genel Başkanı Erol Ekici okudu. Açıklamanın tam metni şöyle: |
| AKP HER ALANDA KUTUPLAŞMAYI VE ÇATIŞMALARI DERİNLEŞTİRİYOR!.. İKTİDAR PARTİSİNİN HALKA YÖNELİK BASKI VE TERÖR POLİTİKALARINI LANETLİYORUZ!..
|
En küçük demokratik bir hakkın bile kullanılmasına tahammül etmeyecek ölçüde baskıcı olan AKP’nin, demokratik hak ve özgürlüklerin olmadığı dikta yönetimi ile ülkeyi yönetme isteği, neredeyse bütün uygulamalarında kendisini ele vermektedir. BDP öncülüğünde çeşitli sol siyasi parti ve kitle örgütlerinin 14 Temmuz’da Diyarbakır’da düzenlemek istediği “Özgürlük için demokratik direniş” mitingi, yasakçı ve baskıcı devlet zihniyetiyle yaptırılmadı. Diyarbakır sokakları polis şiddetiyle savaş alanına çevrildi. Vekiller yaralandı, onlarca insan gözaltına alındı, işkence görüntüleri sokağa yansıdı, yüzlerce gaz bombası atıldı, coplar kadın, çocuk, yaşlı demedi, tankerler dolusu tazyikli su sıkıldı ve Diyarbakır’da tam bir vahşet yaşatıldı. |
| ELİ KANLI FAŞİSTLERİN ÖZEL YASALARLA SERBEST BIRAKILMALARI, DEVLET TARAFINDAN KORUNUP KOLLANDIKLARINI BİR KEZ DAHA GÖSTERMİŞTİR!
|
Efraim Ezgin, Faruk Ersan, Hürcan Gürses, Latif Can, Osman Nuri Uzunlar, Salih Gevenci, Serdar Alten. 20-25 yaşlarında gencecik 7 öğrenci, 1978 yılında Ankara Bahçelievler’de önce işkence edilerek, telle boğularak ve sonra da kurşunlanarak katledildiler. Bu ekipte yer alan faşist Ünal Osmanağaoğlu Konfederasyonumuzun Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in 22 Temmuz 1980’de katledilmesi olayında da yer aldı. Katiller uzun süre yakalanmadılar. Çünkü aranmamışlardı bile. Katliamın tertipçilerinden Abdullah Çatlı’nın yıllar sonra “Susurluk Kazası”yla birlikte devlet tarafından kollanıp daha başka cinayetlerde de kullanıldığı ortaya çıktı. Katliama katılanlardan Mesut Korkmaz ve Kadri Kürşat Poyraz ise hâlâ yakalanmış değiller. |
| KIDEM TAZMİNATINDA TAKİYYEYE KARNIMIZ TOK!..
|
AKP 10 yıllık iktidarları boyunca eğitim, sağlık, enerji, su, ulaşım, barınma gibi her türlü temel kamusal hizmeti yoksulların, çalışanların, halkın zararına ve elbette sermayenin çıkarları doğrultusunda yeniden düzenledi. Geniş yoksul kesimlere “cennetler” vaadetip oylarını alarak iktidara gelen AKP, esasında “zengin-zümre”ye hizmet ettiğini gizlemek için takiyyelere başvurdu. Özellikle eğitim ve sağlık alanlarında yapılan özelleştirmeler, çalışan geniş kesimlerin güvencesizliğe ve çalışma yaşamının da “kuralsızlığa” bağlandığı bu süreç boyunca takiyyeyi temel üslup olarak kullanan AKP iktidarı cennet yerine halka “cinnet” geçirtecek uygulamalara imza attı. Bunlardan birisini de, Kıdem Tazminatının önce eritilip sonra da ortadan kaldırmaya yönelik politikalarıyla bugün yaşıyoruz... |
| İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YASASI
|
2003 yılında 4857 sayılı yasa ile hazırlıkları başlayan, çeşitli yönetmelik, tüzük girişimleri ve nihayet 2006’da “müstakil bir iş yasası” adıyla devam eden, son bir yılda hız kazanan yasa tasarısı Nisan 2012’de Meclis’e sunuldu. 30 Haziran 2012 itibariyle Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Öncelikle vurgulanması gereken Yasa’nın sahiplerince sürekli yeni ve özgün olduğu ifade edilmesine karşın aslında hammaddesinin, neredeyse tamamının geçmiş yönetmelik ve tüzükler olduğu; kimi noktalarda o düzenlemelerden de geriye gidildiğidir... |
| PİYASA CANAVARI YİNE ÖLÜM GETİRDİ: Taşeronun ellerine terk edilen konut politikası, sermayenin ve AKP’nin açgözlülüğünün izlerini taşıyor!
|
Türkiye açsından kentleşme sürecinin en önemli özelliği, rant ve kar arayışlarının yönlendiriciliğinde şekillenen, yağma politikalarının, kuralsızlığın ve denetimsizliğin devlet gözetiminde sürdürüldüğü bir yapıya sahip olmasıdır. İnsanların, güvenilir, ulaşılabilir, sağlıklı konutlarda barınma, sosyal donatı olanaklarına sahip, doğa ile barışık bir çevrede yaşama hakkı ne yazık ki, hükümetlerin ve yerel idarelerin elinde, rant paylaşım arayışlarının elinde yok sayılmaktadır. Amacı yaşanan hızlı nüfus artışı ve hızlı kentleşme sebebiyle oluşan konut ve kentleşme sorunlarının çözülmesi olarak tanımlanan Toplu Konut İdaresi, kısa sürede sorunların çözümünün değil, rant arayışlarının dağıtım ve paylaşım aracı haline getirilmiştir… |
| DEMOKRASİ GÜÇLERİ İÇERİYE, KATİLLER DIŞARIYA!
|
AKP hükümeti toplumsal bütün sorunları “irrasyonel” metodlarla çözme yeteneğini bir kez daha sergiledi. Muhaliflerini izole etmek için tıka basa doldurduğu cezaevlerinde “yer açmak” için olsa gerek, yasalaşan 3. Yargı Paketi’yle yeni bir yöntem buldu: “Katliamcılar, katiller dışarı, demokrasi güçleri içeri!” AKP, Meclis’ten bir geceyarısı operasyonuyla geçirdiği 3. Yargı Paketi’yle sadece, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindeki gizlilik kararlarıyla, siyasi tehdit aracı gibi çalışan tarzlarıyla, demokratik olmayan ve mahkemeden çok devletin ideolojik aygıtı ve hatta ihtilal mahkemeleri gibi çalışan Özel Yetkili Mahkemeleri yeniden kutsayarak insan haklarını, hukuk devletini ve demokrasiyi ayaklar altına almıyor; aynı zamanda da katliamcı katilleri salıvererek “tarafını” kalın çizgilerle belirginleştiriyor... |
| İNSANLIK SUÇLARINDA ZAMANAŞIMI OLMAZ! MADIMAK YANGINI UNUTULMAYACAK!
|
2 Temmuz 1993'de gerici, faşist güçlerin planlı bir organizasyonuyla Sivas'ta "Pir Sultan Kültür Etkinlikleri"ne katılanlardan 35 aydın, sanatçı, yazar, kadın, genç, her şeyden önce insan, Madımak Oteli'nde yakılarak katledildiler. Diğer politik katliamlarda olduğu gibi Sivas’ta da bütün deliller yok edilmiş, olayın gerçek yönlendiricileri yargı karşısına çıkarılmadığı gibi, yıllarca elini kollunu sallayarak Sivas’ta gezmelerine izin verilmiştir. Bir şekilde tutulup yargılananlar ise kollanmış, hafif cezalarla göstermelik kararlar verilmiş ve en önemlisi de, hem dönemin Adalet Bakanlığını yapan şahıs tarafından ve hem de bugünkü AKP hükümetinin milletvekilleri tarafından savunulmuşlardır… |
| ÖYM’LER BÜTÜN SONUÇLARIYLA BİRLİKTE KALDIRILMALIDIR!
|
Bu mahkemeler yargılama birliği ilkesine, kanun önünde eşitlik ilkesine ve adil yargılanma hakkına açıkça aykırıdır! Özel soruşturma ve yargılama usulleriyle savunma hakkının kısıtlanması niteliğindeki gizlilik kararlarıyla, siyasi tehdit aracı gibi çalışan tarzlarıyla, hiç de demokratik olmayan ve mahkemeden çok devletin ideolojik aygıtı ve hatta ihtilal mahkemeleri gibi çalışan bu mahkemelerin, bir an önce kaldırılmaları gerekir!.. DİSK, kurulduğu tarihten bu yana, işçi sınıfının temel haklarının yanı sıra temel insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için mücadele ede gelmiştir. 1980 öncesinde DGM’lerin kaldırılması için yapılana direniş ve mücadele bunun en önemli örneklerinden biridir... |
| TÜRKİYE’DEN FAS’A, İŞÇİLERE “AKP” ZULMÜ!
|
Türkiye’de AKP KESK üyelerini tutuklarken Fas’taki adaşı da denizcilerin haklarını savunan sendikacıları tutukluyor... DİSK Faslı sendikacılara destek olmak için harekete geçiyor!.. |
| ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ!..
|
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, 100’ü aşkın tutuklu gazeteci için Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde düzenlenen “Tanıklık Günleri”nde yaptığı açılış konuşması... |
| KESK’İ VE MUHALEFETİ BASKI VE GÖZALTILARLA SİNDİRMEYE ÇALIŞAN AKP SİYASETİNİN GERÇEK NİYETİ 12 EYLÜL’Ü KALICILAŞTIRMAKTIR!
|
12 Eylül Referandumu’ndan sonra “devletleşmesini” hızlandıran AKP iktidarı, 12 Eylül’ün bütün icraatlarını da yeniden hayata geçirerek, emek ve demokrasi güçlerine, siyasi muhaliflerine karşı bir nevi toplama kamplarına dönüşen saldırılarının çerçevesini gittikçe genişletiyor. Hak ve özgürlükler, hukuk ve adalet yok sayılarak, muhalif siyasi çevrelerden gazetecilere, aydınlardan öğretim üyelerine, çevre örgütlerinden öğrencilere ve sendikacılara kadar uzanan geniş bir yelpazede baskı ve gözaltılarla süren operasyonlarla toplum zapturapt altına alınıyor. 13 Ocak ve 13 Şubat’ta KESK’e düzenlenen operasyonların ardından KESK'e ve üye sendikaların genel merkezlerine, kimi şubelerine ve kamu emekçilerinin evlerine yeniden baskınlar düzenledi. |
| BİR AKP KLASİĞİ: YARADANA SIĞINIP SAĞLI SOLLU VURMAK!
|
EŞİTLİK İSTEYEN KÜRTLERE CEZAEVİ, PARASIZ EĞİTİM İSTEYEN GENÇLERE 8 YIL, SENDİKAL HAK İSTEYEN İŞÇİYE GREV YASAĞI!.. AKP’nin kendinden olmayan herkese karşı yürüttüğü operasyonlar ve muhalif sendikalara uyguladığı baskılarla ilgili geçtiğimiz Mart ayında yayınladığımız basın açıklamamız “Zorba AKP’nin zalim yönetimi” başlığını taşıyordu. Özetle; “AKP’nin, işçi-emekçi kitlelerin ve toplumun AKP yandaşlığı yapmayan kesimlerinin demokratik hak ve özgürlüklerinin olmadığı bir tür dikta yönetimi ile ülkeyi yönetme isteği”nden ve “emperyalist bölge politikalarıyla eklemlenen yeni düzenlerini yerleştirmek için, toplumsal muhalefet dinamiklerine karşı olmadık baskı ve senaryolar uyguladığı”ndan bahsetmiştik… |
| SENDİKAL HAREKETE DARBE NİTELİĞİ TAŞIYAN HAVACILIK HİZMETLERİNDE GREV YASAĞI KABUL EDİLEMEZ!
|
Kabul edilen “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi”yle birlikte sözkonusu teklif yasalaşarak, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere rağmen havacılık hizmetlerinin tümüne grev yasağı getirilmiş oldu. AKP bir yandan THY’de kadrolaşmakta, diğer taraftan da geçici işçilik ve taşeronlaştırma yoluyla esnek çalışma standartlarını uygulamaya çalışarak, ilkel kölelik sistemini dayatmaktadır. BU HUKUKSUZLUĞU ASLA KABUL ETMEYECEĞİZ!.. HAVACILIK SEKTÖRÜ ÇALIŞANLARIYLA OMUZ OMUZA MÜCADELE EDECEĞİZ!.. İşçi sınıfımızın her zamankinden daha fazla birlik ve dayanışmaya ihtiyaç duyduğu bu zorlu dönemeçte DİSK mücadelenin yükseltilmesi inancıyla, havacılık sektöründe çalışan emekçilerin ve onların örgütü Hava-İş Sendikası’nın mücadelesinin yanında ve omuz omuza olacaktır… |
| İş cinayetleri artarak devam ederken, “Ölümlerden Sorumlu Bakanlık” daha ne kadar üç maymunu oynayacak?
|
İş cinayetlerinin yüzde yüz durdurulabilir olduğunu ve alınacak önlemleri bütün detaylarıyla anlatmamıza, rapor etmemize rağmen sesimizi duyan yok!.. Bırakın bizim sesimizi; yanarak, düşerek, ezilerek, elektriğe kapılarak, boğularak, göçük altında kalarak ölmelerine göz yumulan işçilerin sesini duyamayacak kadar sağırlaşmış kulaklar... Duymak istedikleri tek ses, öldürülen işçilerin kanlarıyla yoğrulmuş PARANIN SESİ!.. Önlem almayan, denetim yapmayan, yasa çıkartmayan, sorumluları cezalandırmayan, işçileri örgütsüz ve yalnız bırakan, “daha çok kâr” için göz göre göre işçileri ölüme sürükleyen AKP Hükümeti bu cinayetlerin birinci derecede sorumlusudur ve bundan yakasını kurtaramayacaktır!.. |
| İŞÇİ SINIFI AYRIŞMADI, 1 MAYIS ALANLARINDA BİRLEŞTİ!..
|
Uzun yıllar sonunda 1 Mayıs Alanı’nın yeniden kazanılmasının ardından işçi ve emekçi kitleleri “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”nü üç yıldır en geniş katılımla Taksim’de kutluyor. Yüzbinlerce kitlenin coşkulu ve rengarenk bayraklarıyla, kendi talepleri ve özlemlerini ifade ettiği Taksim kutlamaları, yıllardır korku tellallığı yapanların, sola ve devrimcilere kara çalmaya çalışanların teorileri altüst ettiği gibi, devlet güdümlü sarı sendikacılığın gerçek yüzünü de teşhir etti. 1 Mayıs’ı gerçek niteliğinden soyutlayarak, “piknik bayramı” haline dönüştürmek isteyen yandaş sendikal anlayış, kendi geniş işçi tabanları tarafından da alanlarda terk edilmişler, hükümetin kürsüsü haline getirdikleri ve 1 Mayıs Marşı’nı dahi çalmaya cesaret edemedikleri “piknik bayramlarında” teşhir edilmişlerdir… |
| İŞÇİLERE ÖLÜMLERDEN ÖLÜM BEĞENDİREN SORUMLULAR YARGILANMALIDIR!
|
Göçükte kalıyoruz, tersanede demir levhalar altında eziliyoruz, çadırlarda yanıyoruz, barajlarda boğuluyoruz, patlamalarda ölüyoruz! Bu kaçıncı patlama bu kaçıncı ölüm? İş cinayetlerinin ardı arkası gelmiyor. Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara Ostim, Elbistan, Tarsus, İstanbul, Kırıkkale, Diyarbakır, Adana, Esenyurt, Amasya, Eskişehir ve Aşkale’den sonra, güvencesizliğin, denetimsizliğin, örgütsüzlüğün bir sonucu olarak ölüm acımasız yüzünü bu kez yine İstanbul Tuzla’da gösterdi. Daha önceki gün Erzurum’un Aşkale İlçesi yakınlarında bulunan Karasu Baraj Gölü’nde geçirdikleri iş kazası soncu göle düşen biri TEDAŞ işçisi, dördü taşeron işçisi 5 kişi hayatını kaybetti. İşçilerin cesetlerine dahi ulaşılamıyor! Dün Tuzla’da faaliyet gösteren Ada Tersanesi’nde yaşanan iş cinayetinde ise 2 işçi daha yaşamını yitirdi, 6 işçi yaralandı. |
| ZORBA AKP’NİN ZALİM YÖNETİMİ!..
|
AKP Hükümeti son birkaç gündür toplumsal gerilimi artırıcı baskı ve şiddet yöntemlerini uygulamaktan imtina etmiyor. Toplumda “4+4+4 kademeli eğitim düzenlemesi” olarak bilinen “İlköğretim ve Eğitim Kanunu”nu çıkartmak için Meclis komisyonlarında ve Genel Kurulu’nda, sokaklarda ve Hükümet sözcülerinin yaptıkları açıklamalarda devlet şiddeti ve terörünün dozajını da artırarak yapmadıkları politik manevra kalmadı. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK’in “İlköğretim ve Eğitim Kanunu” ve sendikal alana yönelik önemli değişiklikler içeren “4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”yla hedeflenen düzenlemelere karşı Ankara’da yapmayı düşündüğü demokratik eylem Ankara Valiliği ve İçişleri Bakanlığı talimatlarıyla seyahat özgürlükleri engellendi, eyleme katılanlar jop, gaz, basınçlı su ve panzerler eşliğinde dayaktan geçirilerek anayasal gösteri yapma hakları da engellendi. Yandaş medyadan yayılan ses ne derse desin, yaşanılan görüntüler gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor… |
| DÖRT DÖRTLÜK AKP FAŞİZMİ: TARTIŞTIRMIYOR, KONUŞTURMUYOR, ZORBALIKLA ENGELLİYOR!..
|
İşsizlik ve güvencesizliğin yaygınlaştırıldığı, başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamu hizmetlerinin sermayeye devredildiği, yer altı ve yer üstü kaynaklarının talan edildiği neoliberal sömürü dalgasının sürdürülmesinin ancak daha otoriter-baskıcı bir yönetimle mümkün olacağını yıllardır söylüyoruz. İşte bu programın yürütücü hükümeti AKP, alt yapıda sınırsız bir piyasacılıkla üst yapıda ise otoriter ve baskıcı karakterle yeniden biçimlendirmeye çalıştığı devletin olanaklarını da kullanarak toplumsal muhalefeti sindirmeye ve gelişme potansiyelini bastırmaya çalışmaktadır. İdeolojik görüşü ve yaşama biçimini topluma dayatma niyeti baskı ve şiddete dönüşerek açığa çıkan AKP hükümeti, iktidar olmanın zafer sarhoşluğuyla dur durak bilmiyor, hak, hukuk, adalet tanımıyor… |
| 16 MART KATLİAMI AYDINLATILMADAN 12 EYLÜL’LE HESAPLAŞILAMAZ!
|
Yarın 16 Mart!.. Hatice, Abdullah, Baki, Murat, Hamit, Ahmet Turan ve Cemil 34 yıldır aramızda değiller… 16 Mart 1978 tarihinde İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencilerine yönelik olarak gerçekleştirilen bu kanlı saldırı hem yakın tarihimizin acı olaylarından biri hem de ülkemizi 12 Eylül’e götüren sürecin temel taşlarındandır. Bugün iktidarda, 12 Eylül Askeri Darbesi ile hesaplaşmak istediğini söyleyenler var. Bu ülkenin karanlıkları aydınlatılmadan, 1 Mayıs 1977, Kahramanmaraş, Çorum, Sivas, 16 Mart, Gazi/Ümraniye katliamlarıyla gerçek bir hesaplaşma yaşanmadan, Kemal Türkler, Abdi İpekçi, Ümit Yaşar Doğanay, Bedri Karafakioğlu, Ümit Kaftancıoğlu, Doğan Öz, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Musa Anter gibi siyasi suikastler, faili meçhuller, Düzgün Tekin, Ayhan Efeoğlu gibi gözaltında kayıplar ve daha nice cinayetlerin ardındaki sırlar açıklığa kavuşmadan, darbeciler, işkenceciler yargılanmadan, yargısız infazlarla hesaplaşmadan Türkiye darbelerle hesaplaşmayı da başaramaz… |
| ZAMANAŞIMI SÜRECİNE GELİNEN SİVAS DAVASI’NDA, MADIMAK YANGINININ SORUMLULARI BİZİM VİCDANIMIZDA MAHKUM EDİLMİŞTİR!
|
Madımak Oteli’nde diri diri yakılan 35 canımızı ne tarih unuttu, ne onların yakınları, dostları, sevenleri ve ne de toplumsal belleğimiz. Siyasi iktidar sahipleri ve davanın yargı sorumluları bilmelidir ki, tıpkı 1978’de Maraş’ta veya 1980’de Çorum’da olduğu gibi Alevi ve sol görüşlü yurttaşlarımızı hedef alan bu saldırıda öldürülen insanlarımızın katilleri zamanaşımıyla aklanırsa, tarih sizleri de unutmayacak, katliamın failleriyle birlikte anacaktır. Sivas Davası’nda sanıkları savunan 21 avukatın iktidar partisinde görev alması; bunlardan beşinin milletvekili olması ve hatta birinin kabinede yer alması iktidarın yargı üzerindeki kontrol ve etkisini tekrar sorgulamamıza yol açmaktadır. Size bir kez daha, zamanaşımının tarihe ve toplumsal belleğe işlemediğini, ve Sivas Katliamı Davası’nın genişletilerek tüm idari ve siyasi sorumluların yargı önünde hesap vermesinin önünün açılması gereğini hatırlatmak isteriz... DİSK 13 Mart’ta görülecek davada adliye önünde olacak ve insanlığa karşı işlenen suçların zamanaşımına uğratılamayacağını, Sivas Katliamı’nın bütün sorumlularının tarih ve vicdanlarda mahkum edildiklerini yüksek sesle haykıracaktır… |
| İŞ CİNAYETLERİNDE SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ: GÜVENCESİZLİK, ORTAÇAĞ KOŞULLARINI DAYATIYOR!..
|
2012’nin ilk gününde Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki askeri silah mühimmat deposunda gerçekleşen patlamada 4 işçi; Şubat ayının sonunda ise Adana'nın Kozan ilçesindeki Gökdere Köprü Barajı Derivasyon Tüneli’nin kapağının patlaması sonucunda 10 işçi hayatını kaybetmişti. Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara Ostim, Elbistan, Tarsus, İstanbul, Kırıkkale ve Adana’dan sonra ortaya çıkan katliam gibi iş kazalarından sonra güvencesizliğin, denetimsizliğin, örgütsüzlüğün bir sonucu olarak ölüm acımasız yüzünü bu kez yeniden İstanbul’da gösterdi. Esenyurt'ta 200 işçinin çalıştığı bir AVM inşaatının şantiyesinde işçilerinin kaldığı çadırda elektrik kontağından çıktığı sanılan yangında ilk belirlemelere göre 11 işçi yaşamını yitirdi… |
| DARBECİLERDEN HESABI EMEKÇİLER SORACAK!
|
Bugün 12 Mart 1971 darbesinin 41. yılındayız. 70’li yıllar tüm dünyada toplumsal/ulusal kurtuluş hareketlerinin ve 68 gençlik hareketinin de etkisiyle işçilerin, emekçilerin mücadelesini yükselttiği bir dönemi ifade etmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tüm kesimlerin demokrasi mücadelesini yükselttiği bu dönem başta ABD olmak üzere emperyalist ülkeleri tedirgin etmiştir. Dünya ezilen halklarının demokrasi ve özgürlük taleplerinin önüne geçmek isteyen emperyalistler, kanlı tezgâhlarında rol alacak yerli işbirlikçileri bulmakta zorlanmamıştır. Bugün 41. yılına girdiğimiz 12 Mart Faşist Darbesi, planlamasını emperyalistlerin yaptığı, yerli işbirlikçilerin hayata geçirdiği kanlı tezgâhların en önemlilerinden birisidir… |
| YAŞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!...
|
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, dünyanın heryerinde olduğu gibi ülkemizde de kadınlar tarafından taleplerin dile getirildiği, özlemlerin haykırıldığı, tepkilerin gösterildiği eylem ve etkinliklere sahne olmaktadır. İnsan hakları konusunda alacağı çok yol olan bizim gibi ülkelerde, kadınların, demokrasi, özgürlük ve adalete ulaşması zor olmaktadır. Erkek egemen güç ilişkilerinin, değerleri ve kuralları belirlediği koşullarda, bir yandan günlük yaşamı üretmek, bir yandan da toplumsal alanda var olmak, ayrı bir mücadele ve çaba gerektirmektedir. İşte, okulda, ailede, toplumda ve günlük yaşamda ayrı tutulma, eşitsiz koşullara itilme, ikincil olma, “töre cinayetleri”yle yaşam hakkını yitirmek kadının yazgısına dönüşmektedir… 2008 yılında yaşanan krizin ağır faturasını kadınlar yüklenmiş durumda. Hızla artan işsizliğin girdabında, en kötü koşullarda çalışma hayatına katılmak zorunda kalan kadınlar, işsizliği de ağır bir biçimde yaşıyor. Kayıtdışı, kuralsız ve güvencesiz çalışma girdabında, nitelikli işlerin kapısı kadınlara kapalı. İstihdam verilerindeki artış kadınların işgücüne katılım biçimindeki eşitsizliğin bir yansıması olarak görülüyor… |
| DİSK DARBELERE, TOTALİTER VE ANTİDEMOKRATİK BÜTÜN YÖNETİMLERE KARŞIDIR!..
|
Bugünlerde DİSK, iktidar/yeni vesayet yanlısı çevrelerin özel çabaları ve saptırmalarıyla 28 Şubat süreciyle ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Gerek darbeler, gerek olağanüstü yönetim biçimleri ve gerekse 28 Şubat sürecine ilişkin görüşlerimizi daha önce defalarca anlattık. İsteyen herkes bu bilgilere kolaylıkla ulaşabilir veya DİSK’ten isteyebilirler. Fakat bunu “bir türlü” anlamak istemeyenler, bariz algılama sorunu olanlar, siyasi iktidarın bahşettiği koltuklarından “bir bilen” pozisyonuna soyunanlar ya da bilemediğimiz yeni bir siyasi manevradan nemalanmak isteyenler konuyu yeniden ısıtıp ısıtıp gündeme taşımaktadırlar. Bu nedenle, yaratılmak istenen kafa karışıklıklarına karşı toplumsal sorumluluğumuzdan dolayı bir kez daha görüşlerimizi özetleyelim… |
| TAKSİM 1 MAYIS MEYDANI’NIN ŞANTİYE OLMASINA, GEZİ PARKI’NIN YOK EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ!
|
Dünyanın en önemli ve tarihi kentlerinden biri olan İstanbul, gözü kâr hırsı ile dönmüş müteahhitlerin şantiyesi haline getiriliyor. Kentin tarihini, dokusunu hiçe sayan bir anlayış, parkları, meydanları, kamusal arazileri, ormanları tahrip ederek, kentin tarihi siluetini yok etmek pahasına kente müdahale ediyor. Neredeyse İstanbul’dan, İstanbul’u var eden, bize ait ne varsa intikam alınmak isteniyor. Kuralsızlık ve amaçsızca yapılan uygulamalar, sorunların daha da artmasına neden oluyor. İstanbul’un geçmişi ile kurduğu bağ kopartılıyor. İşçi sınıfının tarihine, mücadelesine yönelik bu girişime karşı, söz hakkımız var, kullanacağız! DİSK, Taksim 1 Mayıs Meydanı’na sahip çıkma kararlılığındadır. Taksim Meydanı’na yeni bir yasak anlamına gelen bu uygulamaya karşı işçi sınıfının gür sesini Türkiye bir kez daha duyacaktır… |
| “DİNDAR NESİL YETİŞTİRME” AMACI, YASAL DÜZENLEMEYE KAVUŞTURULMAK İSTENİYOR!..
|
222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; AKP iktidarı süresince artış oranı %450’ye ulaşan İmam Hatip Okullarının önünün açılmasını, ILO ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırı olarak çıraklığa başlama yaşının 11’e düşürülerek, çocuk işçiliğini yaygınlaştırmayı, örgün eğitim fiilen 4 yıla indirileceği için özellikle kız çocuklarının geleceklerini karartmayı hedefliyor!.. Bu üç başlık “222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin gerçek niteliğini açıkça göstermektedir. Gerek içeriği, gerek hazırlanış biçimiyle bu kanun teklifi, Türkiye’nin insani, toplumsal ve ekonomik gelişmesini tehlikeye atmakta ve tüm çocuklarımız açısından ciddi riskler oluşturmaktadır... |
| EMEK ÖRGÜTLERİNE BASKILAR DEVAM EDİYOR! HUKUKSUZ VE KEYFİ GÖZALTILARA SON VERİLMELİDİR!
|
4688 sayılı yasaya karşı etkin eylem kararı alan ve 8 Mart çalışmalarını örgütleyen KESK, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaşıyor. 13 Ocak’ta genel merkez binası basılarak çalışanlarının ve bazı üyelerinin gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından bir ay sonra bugün KESK merkezi ve KESK’e bağlı SES ile TÜM BEL-SEN sendikalarının genel merkezleri yeniden basıldı. KESK MYK üyesi ve Kadın Sekreteri Canan Çalağan, SES Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun ve Tüm Bel-Sen Kadın Sekreteri Güler Elveren’le birlikte toplam 15 KESK üyesinin 2009’dan beri süren bir soruşturma gerekçe gösterilerek üç yıl sonra gözaltına alınmaları oldukça manidardır... |
| TÜRK-İŞ YÖNETİMİ BAŞBAKAN İLE NEYİN PAZARLIĞINI YAPTIĞINI AÇIKLAMALIDIR!
|
Türkiye demokrasi tarihi açısından karanlık bir dönemden geçiyoruz. 12 Eylül askeri darbesinin gölgesinde, konfederasyonumuz DİSK’e ve işçi sınıfının iradesine ket vurarak, işçileri örgütsüz bırakan, yalnızlığa ve çaresizliğe sürükleyen faşizan ruh kendisini bir kez daha ortaya koyuyor. Darbe günlerinde 12 Eylül’ün kudretli faşist generalleri ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu TİSK ile işbirliği yapan ve 12 Eylül cunta hükümetine genel sekreterini bakan veren TÜRK-İŞ konfederasyonu, bir kez daha kapalı kapılar ardında, işçi sınıfının örgütlenme özgürlüğünü pazarlık konusu yaparak bir ihanete daha imza atıyor... |
| SENDİKAL HAKLARIMIZ ÇİĞNENEMEZ, DİSK ENGELLENEMEZ!
|
Bilindiği gibi, Türkiye' deki toplu sözleşme düzeni ve sendikal özgürlükler alanını düzenleyen yeni bir yasanın 'toplu iş ilişkileri yasa tasarısı' adı altında bakanlar kurulunca TBMM' ye gönderildiği açıklandı. Çalışma Bakanı bu yasa tasarısının ülkemizdeki yasaklı ve baskıcı sendikal düzeni sona erdireceğini iddia etti. Bu anlamda Türkiye' nin toplumsal değişim ve demokrasi tarihi açısından, son derece önemli bir dönemeçte bulunuyoruz. Özgürlükçü ve değişimci görünen; ancak aslında 12 Eylül’ün, yani darbecilerin karanlığını bugün iyice perçinlemek isteyen bir anlayış, ne yazık ki sendikal haklar alanında Türkiye’yi bir kaosun eşiğine getirmiştir. |
| AKP İKTİDARI, EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİNE YÖNELİK GÖZALTI VE BASKILARA DEVAM EDİYOR!
|
Daha önce genel merkez binası basılıp kimi yöneticileri gözaltına alınan kamu emekçilerinin etkin örgütü KESK, önümüzdeki günlerde 4688 sayılı yasaya karşı eylem kararı almışken, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaştı. 27 Aralık’ta “Anayasa Uzlaşma Komisyonu”nun ziyaret ettiği KESK Genel merkezi’ne bu sabah saatlarinde de İstanbul Özel Yetkili Savcılığı’nın talimatıyla, Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM ekipleri gelerek, genel merkez genelinde arama yapmak istedi. KESK yöneticileri bu karara itiraz ederek sadece gözaltına alınan KESK uzmanının çalışma odasında arama yapılabileceğini söylediler. Siyasi iktidarın bu saldırısı sadece KESK’e yönelik değil, bütün emek ve demokrasi güçlerine yöneliktir. |
| İŞ KAZALARI, “İŞ CİNAYETİ” NİTELİĞİNİ KORUYARAK YENİ YILDA DA HIZ KESMEDEN SÜRÜYOR!..
|
2012’nin ilk gününde Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki askeri silah mühimmat deposunda gerçekleşen patlamada 4 işçi yaşamını yitirdi. Ülkemizde iş kazaları, “iş cinayeti” niteliğini koruyarak hızını kesmeden sürüyor… Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ostim, Elbistan ve İstanbul’da ortaya çıkan katliam gibi iş kazalarından sonra ölüm acımasız yüzünü bu kez askeri mühimmat deposunda gösterdi. Özel sektör ve kayıtdışında işçi sağlığı ve güvenliği sisteminin çökmüş olduğunu söylüyorduk. Bu durum kamuda da kendini ciddi olarak hissettirmeye başladı… |
| SAVAŞ CİNAYETTİR!.. SİVİL HALKA YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUZ!..
|
Kürt sorununun demokratik çözüme kavuşturulması, çatışmaların ve şiddetin son bulması, yeni ölümlerin ve gözyaşlarının bu ülkeyi dönüşü zor bir ayrımcılığa sürükleyeceğini, ancak birarada eşit ve özgür bir yaşamın temellerinin atılmasıyla ülkemizin esenliğe kavuşacağını her fırsatta dile getiriyoruz. Fakat, yaşanılan gelişmeler çatıma ve şiddet ortamının gittikçe yayılması yönünde gelişmektedir. Bir yandan yeni anayasa tartışmalarını sürdürmeye çalışan hükümet, diğer taraftan da irrasyonel politikalarla birarada yaşama umudunu söndüren uygulamaları pervasızca sürdürmektedir… |
| ÖLÜM MADENLERDE ÇALIŞANI YAKALIYOR!..
|
Sendikamız Dev Maden-Sen’in 0cak-Aralık 2011 tarihleri arasında yaptığı araştırma sonucu madencilik sektöründe meydana gelen kaza sayısı 111, ölümlü kaza 75, kazalarda ölen 87 ve yaralananların sayısı ise 247 oldu. Böylece son 5 yılda toplam 400 madenci madenlerde yaşamını yitirdi. Son 5 yılda ortaya çıkan tablo ürkütücüdür. Madencilik sektöründe taşeronlaşma ve güvencesiz çalışma koşulları mesleki eğitim ve birikimi yok etmiş, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini de nerdeyse tamamen ortadan kaldırmıştır. Yıllardır bu konularda çalışma yapan, sorunlara dikkat çeken sendikalar, meslek odaları ve birliklerinin uyarılarını dikkate almayan anlayışların iş sağlığı ve güvenliği alanında ciddi adımlar atabilmesi mümkün müdür? Kanla, ölümle, hastalıklarla, sakat kalmalarla yapılan üretimin kalkınmayla, gelişmeyle ne ilgisi bulunmaktadır? |
| İŞİN ÇİVİSİNİ ÇIKARTTILAR!..
|
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği açılışında yaptığı konuşmayla ilgili açıklaması... |
| YOKSULLUĞUN VE SEFALETİN RESMİ ADI: Asgari Ücret Tespit Komisyonu!
|
2012 yılı için asgari ücretin tespitine yönelik çalışmalar başladı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu adı verilen yapı, işçi sınıfının örgütlü kesimlerini bile kapsamaktan uzaktır. İşveren, hükümet ve TÜRK-İŞ temsilcilerinin eşit oranda temsiline dayanan komisyon bir kez daha Türkiye’de insanların boğazından geçecek olan lokmaların sayısını belirlemeye çalışacaktır. İşçi sınıfının önemli kısmının örgütsüz olduğu, örgütlü olanların grev yasakları, uzun toplu sözleşme ve yargı süreçleri nedeniyle sendikal haklarını yeterince kullanamadıkları, 12 Eylül yasalarının gölgesinde gerçekleştirilen bu toplantılardan emekçiler lehine bir sonuç beklemek ne yazık ki mümkün görünmemektedir... |
| SUSTURULMAK İSTENEN KESK’İN EMEK VE DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR!..
|
28 Kasım Pazartesi günü, son zamanlarda sıklıkla ifade ettiğimiz ve giderek artmaya devam eden baskı ve korku imparatorluğu uygulamalarının bir örneği daha İzmir‘de hayata geçirilmiştir. İzmir‘de KCK ile ilişkilendirilerek KESK üyelerine yönelik olarak gerçekleştirilen operasyonlar sonrası açılan davada, aralarında KESK Genel Başkanı Lami Özgen‘in de bulunduğu 25 KESK üyesine 6‘şar yıl 3‘er ay hapis cezası verilmiştir... |
| HALKI DÜŞÜNMEDİĞİNİZ ORTADA... PEKİ SİZ KİMLERİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
|
Vicdanın ve adalet duygusunun köreltilmesinin bizzat yöneticiler tarafından kışkırtıldığı bir ülkede yaşadığımız hayal kırıklıkları artık yerini “hayat kırıklıkları”na bıraktı. 600 yurttaşımızı yitirdiğimiz 7.2’lik depremin ardından Van’da meydana gelen 5.6’lık ikinci bir depremde şu ana kadar 12 yurttaşımız yaşamını kaybetti. Van depremi için yardıma gelen ve kendi ülkesinde 8 şiddetindeki depremlerde dahi can kaybı yaşanmayan Japon doktor Atsushi Miyazaki’yi 5.6’yla “öldürmeyi başaran” bir ülke olma ünvanını kazandık. Yetmedi!. Doğal afetlere, iş kazalarına “hükmedemeyenler”, yurttaşlarını susturma konusunda “hüküm-et” olduklarını kanıtlamaktan geri kalmadıklarını bir kez daha gösterdiler… |
| PERVASIZLIĞIN VE “İŞÇİ DÜŞMANLIĞI”NIN BU KADARINA DA “PES” DOĞRUSU!..
|
İŞKUR’un açıklanan 2011-2015 Stratejik Planı’na göre, işsiz kalanlara verilen işsizlik ödeneğinin ortalama 5 aya düşürülmesinin hedeflediği görülmüştür. İşsizlik Sigortası Fonu, çalışırken işsiz kalmış insanların yoksullaşmalarının önüne bir nebze de olsa geçmeyi sağlamaya çalışmak üzere oluşturulmuştur. Fakat İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanma koşulları oldukça ağırdır. Bu koşulları yerine getirebilmek için çalışanların uygun, düzenli ve kayıtlı işlerde çalışmaları gerekmektedir. Ama gelinen aşamada fonun kendi amacı doğrultusunda kullanılması bir yana, daha fazla sermaye çevrelerine kaynak aktarmaya dönük bir plan yapıldığı görülmektedir… |
| TÜRKİYE AKP ELİYLE NEREYE SÜRÜKLENİYOR?..
|
DİSK Yönetim Kurulu, Türkiye’deki son gündem konularını değerlendirmek üzere 3 Kasım’da DİSK Genel Merkezi’nde toplandı. Ekonomik yapılanış, demokratik hak ve özgürlükler konusunda ülkemizdeki gelişmelerin endişe verici boyutlara ulaştığı görüşüne sahip olan DİSK Yönetim Kurulu, değerlendirme ve kaygılarını şöyle sıraladı: AKP siyasetinde bugün çok daha bariz olarak ortaya çıkan değişim/keskinleşme sinyalleri esas olarak 12 Haziran 2011 seçimlerinde ortaya çıkmış ve DİSK bu kaygısını kamuoyuyla her fırsatta paylaşmıştır... |
| VAN'DA DEPREM!.. ACIMIZ SONSUZ, İÇİMİZ BURUK!..
|
Deprem kuşağında yer alan Türkiye’de deprem öncesi önlemler almak yerine hala deprem sonrasının tartışılıyor olması, onca acı ve yıkımlara karşın kayda değer hiçbir önlemin alınmaması, deprem sonrası çalışmaların büyük bir amatörlükle ilerlemesi, yurttaşların doğanın gücü karşısında aciz bırakılması affedilir değildir. Kendisi gerek doğal afetler ve gerekse şehircilik ve yapılaşmanın insan hayatındaki önemi konusunda bilinçli olmayan bir devlet yurttaşlarını bu konuda nasıl bilinçlendirebilir? Durumun vahameti bir kez daha büyük bir acıyla ortada durmaktadır. Tehlike geçmiş değildir ve ülkemizin büyük bir bölümünde milyonlarca insan risk altında yaşamaya devam etmektedir… |
| DİSK: TARİFSİZ BİR ÜZÜNTÜYLE ACI İÇİNDEYİZ! ÖLÜMLERE, SAVAŞA VE ANALARIN ACISINA DERHAL SON VERİN!
|
Dün geceden beri devam eden çatışmalarda 24 askerin yaşamını kaybettiği ve ölümlerin artabileceği haberleri bir kez daha yüreğimizi büyük bir acıyla sarsıyor. Tarifsiz bir üzüntüyle acı içindeyiz. Gencecik insanlar bir kez daha yaşamlarının baharında toprağa düştü. Ailelerinin yürek yakan acısını anlamaya ve anlatmaya çalışmak mümkün değil. Toplumda barış çağrıları arttıkça, Kürt sorununun demokratik çözümünden yana acil adımlar atılması gerektiği söylendikçe, buna ters orantılı olarak, özel birliklerin sayısının artırılması, operasyonların büyütülmesi, seçilmişlerin yaygın şekilde gözaltına alınması, çatışmaların daha yüksek ölümlere yol açacak biçimde yayılması gibi, çatışma konsepti gittikçe geliştiriliyor… |
| DİSK, İŞÇİ SINIFININ SIKIŞTIRILMAK İSTENDİĞİ YENİ CENDEREYE KARŞI SESSİZ KALMAYACAKTIR!
|
Konfederasyonumuz, sendikal hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için katıldığı bu zeminde, “değişiklik” adı altında yeni bir hukuksuzluğun dayatıldığı bir sürecin parçası olmayacaktır. ILO sözleşmelerine, Avrupa Sosyal Şartı’na ve ülkemiz sendikal hareketinin ihtiyaçlarına uymayan Sendikalar Yasa Tasarısı hükümleriyle Toplu İş Sözleşmesi Yasa Tasarısı’nı kesinlikle yetersiz görmekteyiz. Bu şartlarda 19 Ekim 2011 günü yapılması planlanan üçlü Danışma Kuruluna katılmamızın da bir yararı kalmamıştır... |
| KÖTÜ İDARENİN FATURASI ZAMLARLA HALKA ÖDETTİRİLİYOR!..
|
61. Hükümet giderek kötüleşen ekonominin faturasını zamlar ve vergi artışları ile yine halka kesmektedir. Büyüme rakamlarına bakıldığında Dünya’da ekonomik krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alan Türkiye, kriz sonrasında hızlı bir artış gösteren büyüme oranlarının gölgesinde giderek artan cari açığı karşılama sorunu ile yüz yüzedir. Bununla birlikte kriz sonrası yaşanan kontrolsüz büyümenin ortaya çıkarttığı olumsuz fatura yine halkın üzerine yıkmaya çalışılmaktadır… |
| İŞÇİ SINIFI “SABIRLA” UYARI GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEKTEDİR!
|
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Kıdem Tazminatı, Torba Yasa ve Özel İstihdam Büroları’na ilişkin DİSK’in görüşlerini TBMM Başkanlığı’na, TBMM’de grubu bulunan partilere iletmek üzere Meclis önünde yaptığı basın açıklaması... |
| SENDİKA KAPATMALAR DEVAM EDİYOR!
|
2008 Mayıs ayından bu yana devam eden ve Öğrenci Gençlik Sendikası GENÇ-SEN’’in kapatılması talebiyle İstanbul Valiliği tarafından açılan dava “kapatma kararı”yla sonuçlandı.
|
| KIDEM TAZMİNATINDAN ÖNCE, SENDİKAL ÖRGÜTLENME VE İŞ GÜVENCESİNDE AVUSTURYA MODELİNİ ÖRNEK ALIN!..
|
Seçimden çoğunluk partisi olarak çıkan AKP hükümeti, ekonomik büyüme, istihdam ve işşizlikle ilgili yeni stratejisini hazırlayarak çalışanlara dönük çok kapsamlı bir saldırıya hazırlanıyor. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın bir gazeteye verdiği mülakatta Kıdem Tazminatının kaldırılacağı ve Kişisel Tazminat hesabının getirileceği; Hükümetin önümüzdeki dönemde kurulacak yeni sistemin ana hatlarını netleştirdiğini ve dünyada da Avusturya Modeli olarak bilinen sistemin tercih edildiğini ifade etmiştir. Ayrıca çalışanların %7’sinin Kıdem Tazminatını alabildiğini söyleyen Bakan bu konuda da gerçekleri ifade etmemektedir. Kıdem Tazminatı işten çıkarılma sonucu ortaya çıkan bir haktır. Böyle bir durumda, kayıtlı ekonomide %90 kıdem tazminatları bir şekilde tahsil edilmektedir. Sadece %10 iflas, konkordato gibi durumlara sorun ortaya çıkmaktadır. Burdaki hak kayıplarını giderecek etkin önlemler alınmalıdır. Ayrıca kayıtdışı ekonomi üzerine kararlı politikalarla gidildiğinde Bakanın ifade etmeye çalıştığı gerçek de ortadan kalkacaktır… |
| 12 EYLÜL’DE GÜLEN’LER 12 EYLÜL’Ü SÜRDÜRÜYOR!..
|
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, 12 Eylül’ün 31. yılında Taksim’de yapılan protesto eyleminde yaptığı konuşma: "Hesap sorulmayan 12 Eylül anlayışı demokrasi ve özgürlüklerin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir!.." |
| DİSK-KESK-TMMOB-TTB’den ortak açıklama: 12 EYLÜL AKP İLE SÜRÜYOR!..
|
12 Eylül askeri faşist darbesinin üzerinden 31 yıl geçti. Fakat 12 Eylül hukuku hâlâ geçerlidir, hâlâ güncelliğini korumaktadır, 12 Eylül Anayasası temel hükümleriyle hâlâ yürürlüktedir. 12 Eylül yöneticileri tarafından çıkarılan yasalar ve kurumlar da bugün yürürlüktedir. Bizzat darbeciler tarafından hazırlanan çalışma yasalarının 31 yıldır geçerliliğini koruyor. 12 Eylül’ün siyasi, sosyal ve ideolojik sonuçları da hâlâ geçerlidir. Bugün insan haklarından, Kürt sorununa, sendikal hakların ayaklar altına alınmasından adalet mekanizmasına, basın yayın araçlarındaki sansürden üniversite özerkliğinin yok edilmesine, şovenizmin yaygınlaşmasından militarizm övgüsüne… ve krizi hızlandıran ekonomik politikalara kadar hayatımızı karartan bütün uygulamaların kökeninde 12 Eylül’de çizilen toplumu yeniden biçimlendirme projesi vardır. Bu projenin sonuçları kendisini bugün her alanda yozlaşma, çürüme, çözümsüzlük olarak göstermektedir... |
| “CİNAYETLER ARTIYOR... ÖLDÜRÜLMEK İÇİN KADIN OLMAK YETERLİ!”
|
DİSK Kadın Komisyonu'nun son dönemde artan kadın cinayetlerine ilişkin basın açıklaması: Kadınlar öldürülüyor. Bunu söylemekten dilimizde tüy bitti; kadınlar hayatlarındaki en yakın erkek tanıdıkları tarafından öldürülüyor. Kadınlar, anne, eş, kızkardeş oldukları için ya da “aile” bütünlüğünde bir problem olduğu için değil, KADIN oldukları için öldürülüyor. Yani, öldürülmek için kadın olmak yeterli! |
| MADIMAK KATLİAMI UNUTULMAYACAK!
|
2 Temmuz 1993'de gerici, faşist güçlerin planlı bir organizasyonuyla Sivas'ta "Pir Sultan Kültür Etkinlikleri"ne katılanlardan 35 aydın, sanatçı, yazar, kadın, genç, her şeyden önce insan, Madımak Oteli'nde yakılarak katledildiler. Sivas Katliamı bugün hâlâ toplumun vicdanında kanayan bir yara olarak duruyor! Geçmişi kapatmaya ve unutturmaya çalışmakla değil, onunla yüzleşerek toplumsal barışı sağlayabileceğimiz unutulmamalıdır. İnsanlık düşmanı gericiliği ve ırkçılığı, Madımak katliamına yol açan siyasal eğilimleri bir kez daha kınıyor, yitirdiğimiz canları 18 yıl sonra aynı duygularla anıyoruz. |
| TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜN ACI SINIRI: HOPA’DA EMEKLİ ÖĞRETMEN METİN LOKUMCU ÖLDÜRÜLDÜ!
|
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın miting yapacağı Hopa Meydanı’nda AKP Hükümeti’nin politikalarını demokratik haklarını kullanarak protesto etmek üzere yüzlerce Hopalı bir araya geldi. Çay üreticileri, sorunlarını dinlemeyen Başbakan’ı Hopa’da istemediklerini söylediler ve çay fiyatlarının bir an önce açıklanmasını talep ettiler. Aynı zamanda HES’lere tepki gösteren Hopalılar, "Çayımıza, fındığımıza, derelerimize, suyumuza sahip çıkacağız" dediler. Fakat, “ileri demokrasi” edebiyatına sarılanlar bulundukları alanda farklı bir sese tahammül göstermeyerek, demokratik haklarını kullanan Hopalıların dağıtılmasını buyurdular. Cop, kalkan, panzer, gaz bombaları eşliğinde alışık oldukları “orantısızlığı” bir kez daha sergileyerek ilçeyi savaş alanına çevirdiler. Emekli öğretmen Metin Lokumcu, atılan gaz bombaları sonucunda hayatını kaybetti… |
| SEÇİM SÜRECİNE İLİŞKİN DİSK-KESK-TMMOB-TTB'NİN ORTAK AÇIKLAMASI...
|
12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak genel seçimlere birkaç hafta kaldı. Seçimlere yaklaştıkça seçim atmosferinden kaynaklı olarak siyasal partiler arasında gerginlikler olabilir. Ancak yaşadıklarımız bunun çok ötesindedir. İktidar partisi devlet olanaklarını kullanarak, tek başına Anayasayı değiştirecek parlamento çoğunluğuna ulaşmak ihtirasıyla her türlü antidemokratik uygulamada sınır tanımıyor… |
| 1 MAYIS 2011 AÇIŞ KONUŞMASI
|
1 Mayıs Düzenleme Komitesi Başkanı ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı İsmail Yurtseven’in 1 Mayıs 2011 kutlamalarında yaptığı açış konuşması... |
| 77 1 Mayıs katliamı aydınlatılsın!
|
DİSK GENEL BAŞKAN YARDIMCISI İSMAİL YURTSEVEN’İN, “1977 1 MAYIS KATLİAMININ, FAİLİ MEÇUL VE SİYASİ CİNAYETLERİN AYDINLATILMASI İÇİN 1 MAYIS’TA TAKSİM’DEYİZ” TEMASIYLA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ŞİŞLİ-TAKSİM YÜRÜYÜŞÜ SONRASINDA YAPTIĞI BASIN AÇIKLAMASI... |
| TEPKİLERE RAĞMEN MECLİS’TEN GEÇİRİLEN TORBA YASA YENİ SALDIRILARA ZEMİN HAZIRLIYOR!
|
DİSK, kamuoyunda Torba Yasa ismi ile bilinen ve 29 Kasım 2010 tarihinde ilgili komisyona sunulan “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” içerisinde yer alan emek düşmanı kimi düzenlemelere dair, ilk günden itibaren kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışmış, kimi emek örgütlerinin suskunluğuna rağmen, mücadeleyi ortaklaştırmak ve büyütmek adına önemli bir çaba göstermiştir. TBMM Genel Kurul görüşmeleri sürecinde DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi emek örgütleri olarak, TBMM önünde, yasa ile ilgili protesto hakkımız, gaz bombaları ve joplarla engellenmek istemiştir. Ancak kamuoyu bu eylem ile emek örgütlerinin sesine biraz daha kulak vermek durumunda kalmıştır. Fakat sonuç olarak Torba Yasa dün TBMM Genel Kurulu’ndan geçmiştir… |
| KURALSIZ, GÜVENCESİZ VE SENDİKAL HAKLARDAN YOKSUNLUK İŞ CİNAYETLERİNİ ARTIRMAKTADIR!
|
Dün Başkent’te yaşanan iki ayrı olay Türkiye gündemine damgasını vurdu. Birincisi, emek ve meslek örgütlerinin demokratik haklarını kullanarak “Torba Yasa”yı protesto etmek istemelerinin polis gücüyle ve zor kullanılarak dağıtılmasıydı. İkinci olay ise, esasında iş güvenliğinden yoksun, kuralsızlığın had safhada olduğu ülkemizde, Torba Yasa’nın daha yasalaşmadan nelere yol açabileceğinin bir göstergesiydi. Ankara Ostim Sanayi Sitesi’nde bulunan iki işyerinde meydana gelen iki ayrı patlamada 18 işçi hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı. İş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya ikincisi; sendikal hak ve özgürlükler konusunda da ILO’nun kara listesinde olan bir ülkeden başka hangi sonucu bekliyorsunuz ki? |
| HERKES ANORMAL, BİR AKP NORMAL !
|
Öğrencileri dövmek, sendikacıları coplamak, gazetecileri tutuklamak, ressamlara dava açmak, hepsi normal. Kendisine Bülent Ortaçgil’in şarkısıyla cevap vermek istiyorum... "Vali Dedi Gayet Normal! Biri anlatsın hemen nedir bu normal? Galiba herkes anormal bir AKP normal!"
|
| TORBA YASA HAKKINDA GÖRÜŞLERİMİZ...
|
Torba yasa ile yapılan düzenlemelerle, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerin (gizli işsizlerin) sayısı artacak, yarı zamanlı ve geçici çalışma yaygınlaşacaktır. Bu tasarı ile insan onuruna yaraşır nitelikli ve güvenceli işler yaratmayı bir hedef olarak koymak yerine, esnek çalışma biçimlerini yaygınlaştırmaya ve gençlerin sömürüsünün yaygınlaştırılmasına çalışılmaktadır... Konfederasyonumuz, işsizlik fonunun sermaye için seferber edilmesine, gençlerin daha fazla sömürüsüne, esneklik dayatmalarına, taşeronlaşmaya, asgari ücret sefaletine karşı torba yasada yer alan bu hükümlerin, sosyal adalet ilkesi ve insan onuruna yaraşır iş kavramı ile çelişkili olduğundan hareketle derhal geri çekilmesini talep etmektedir. |
|
 |
|
ETKİNLİK TAKVİMİ |
|
Mayıs 2013 |
|
Pt |
Sa |
Ça |
Pe |
Cu |
Ct |
Pz |
| | |
1
|
2
|
3
|
4
|
5
|
|
6
|
7
|
8
|
9
|
10
|
11
|
12
|
|
13
|
14
|
15
|
16
|
17
|
18
|
19
|
|
20
|
21
|
22
|
23
|
24
|
25
|
26
|
|
27
|
28
|
29
|
30
|
31
|
|
|
| |
|
|