|
|
|
 31 Ağustos Salı günü Taksim Tramvay Durağı’nda DİSK, TMMOB, Belediye-İş, Deri-İş, Harb-İş, Hava-İş, Kristal-İş, Petrol-İş, Tek Gıda, Tezkoop-İş, TGS, Tüm Bel-Sen, KESK İstanbul’dan 16 Şube, DİSK üyesi sendikalar, sol siyasi parti temsilcileri ve sanatçılardan Tarık Akan, Genco Erkal, Tuncel Kurtiz, Rutkay Aziz, Altan Erkekli, Necmettin Çobanoğlu, Berhan Şimşek ve Bedri Baykam’ın katıldığı bir basın açıklaması yapıldı. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin yaptığı açıklamanın ardından grup “AKP Halka Hesap Verecek!”, “12 Eylül’de Gülen’lere Hayır!” sloganları atarak İstiklal Caddesi’nde bildiriler dağıtarak Galatasaray Lisesi önüne kadar yürüdü. Yapılan ortak açıklama şöyle: NE UNUTURUZ NE AFFEDERİZ! 12 EYLÜL’DE GÜLEN’LERE KARŞI 12 EYLÜL’DE “HAYIR” DİYORUZ! (Haber / Duyuru, 31.08.2010) |
|
|
 12 Eylül 1980 darbecilerinin hazırladığı ve 1982 yılında yürürlüğe giren Anayasa, temel özgürlükleri reddeden; asıl niteliğini yasakların oluşturduğu; yurttaşı devlete karşı değil, devleti yurttaşlarına karşı nasıl koruyacağını belirlemeyi temel alan bir Anayasadır. Bu nedenle, yürürlüğe girdiğinden beri 30 yıllık süre içinde 12 Eylül Anayasası’nın tümüyle yürürlükten kaldırılması ve yeni bir anayasanın toplumsal uzlaşmayla hazırlanması için mücadele ettik. Bu dönem içinde DİSK tarafından çeşitli tartışma toplantıları düzenlenmiş, raporlar ve incelemeler yayınlanmış, 12 Eylül’ün yıldönümlerinde gerçekleştirilen yürüyüş ve mitinglerde yeni bir demokratik anayasa talebi sürekli olarak dile getirilmiş ve Kongre Kararları alınmıştır. DİSK’in bu amaçla gerçekleştirdiği en yeni ve kapsamlı çalışmalardan biri de son dönemde geniş bir uzmanlar kurulu tarafından hazırlanan “Özgürlükçü-Eşitlikçi Demokratik ve Sosyal Yeni Bir Anayasa İçin Temel İlkeler” raporudur... (Haber / Duyuru, 19.08.2010) |
|
|
 İŞSİZLİKTE
KRİZİN ETKİLERİ DEVAM EDİYOR
İŞSİZ
SAYISI KRİZ ÖNCESİNE GÖRE 643 BİN FAZLA
HÜKÜMET
İSE 2,8 MİLYON İŞSİZE ŞÜKREDECEK KADAR
ACİZ
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK),
Nisan, Mayıs ve Haziran ayları için işsizlik
oranlarını açıkladı. Buna göre işsizlik
oranı geçtiğimiz yılın aynı ayına
göre 2,6 puanlık düşüşle yüzde 11 olarak
gerçekleşti. İşsiz sayısı ise 536 bin
kişilik azalma ile 2 milyon 846 bin oldu. 2008 yılının
ikinci altı ayında başlayan ve 2009 yılını etkisi
altına alan ve şirketlerin işten çıkartmalara,
üretimdeki düşüşlere rağmen karlarında
yüksek artışlar sağladığı kriz, zaten
astronomik rakamlarda seyreden işsizlik rakamlarını, iyice
yükseltti. Yapısal işsizlik adı altında
yaklaşık 2,5 milyon işsizi kabul edilebilir gören
hükümet, işsizlikle mücadeleyi işsiz
sayısını bu rakama çekmek olarak algılıyor.
Mevsimsel nedenlerle artan istihdam, işsizlik verilerine yansırken,
işsizlik oranı hala kriz öncesinin 1,8 puan, işsiz
sayısı ise 643 bin üzerinde. (DİSK-AR, 18.08.2010) |
|
|
 DİSK Anayasa Referandumunda “HAYIR” oyu kullanılması için çalışmalarını hızlandırdı. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak referanduma ilişkin olarak Konfederasyonumuzun görüşü “12 EYLÜL ÜRÜNÜ ANAYASAK’A DA - 12 EYLÜL UZANTISI BANAYASA’YA DA HAYIR” olarak belirlendi. Konuya ilişkin olarak bildiri, broşür ve afişler hazırlandı ve bütün örgüte dağıtımı yapılıyor. Ayrıca; Konfederasyonumuz tarafından emek ve meslek örgütlerini kapsayan ve “ Eşitlikçi, Özgürlükçü, Demokratik Yeni Bir Anayasa” ve “Referandumda Hayır” adlı bir kampanya örgütlenmesi için görüşmeler sürdürülmektedir… (Haber / Duyuru, 11.08.2010) |
|
|
 Sayın Başbakan, DİSK, hiçbir karalamaya aldırmadan, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik ve sosyal yeni bir anayasa hedefiyle mücadelesine devam edecektir! “Masal” çocuklara anlatılır ve çocukluk döneminde hayatı öğretme yollarından biridir. Çocukluk dönemlerini geride bırakan ve hayatın cefalı yollarından geçmiş örgütlerin “masallara” karnı toktur. Bu ülkenin çalışanlarının masallara değil, gerçek özgürlüklere ve ekmeğe ihtiyaçları var. Bulunduğunuz makama gelirken bunları vaadettiniz. Öyleyse yapmanız gereken şey görevinizi hatırlamanızdır… (Basın Açıklamaları, 10.08.2010) |
|
|
 TÜİK 2003 Hanehalkı Tüketim Harcaması Kalıbı, TÜİK madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden DİSK-AR beslenme kalıbı dikkate alınarak, enstitümüz tarafından yapılan hesaplamaya göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 765, yoksulluk sınırı ise 2784 TL olarak gerçekleşti. Yoksulluk sınırı geçtiğimiz yılın aynı ayına göre 252 TL artış gösterdi. (DİSK-AR, 09.08.2010) |
|
|
 Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan “Özgürlükçü – Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal Bir Anayasa İçin Temel İlkeler Raporu”nu, 1982 Anayasası’nın değiştirilmesi çalışmalarında bir tartışma zemini yaratması ve gelecek kuşakları kucaklayacak “Özgürlükçü – Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal Bir Anayasa”nın oluşmasına katkı yapması dileğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türkiye kamuoyunun dikkatine sunuyoruz... (Bilgi - Belge, 05.08.2010) |
|
|
 İşsiz sayısındaki 547 bin kişilik azalmaya karşın, kayıtdışı çalışanların sayısı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 905 bin, geçici işlerde çalışanların sayısı ise 315 bin kişi arttı.
Ekonomik kriz ile birlikte Türkiye'nin en önemli sorunu haline gelen işsizlik ile ilgili tartışmalar, TÜİK tarafından açıklanan ve işsizlik oranlarında bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,9 puanlık düşüşe işaret eden veriler sonrasında yeniden alevlendi. İşsizlik verilerinde yaşanan düşüş, kayıtdışının ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasının gölgesinde kalıyor.
(DİSK-AR, 26.07.2010) |
|
|
 Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin ailesi ile birlikte gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücretdir. Ancak her yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen asgari ücret, tek başına temel ihtiyaçların başında gelen gıda harcamalarını bile karşılamaktan çok uzaktır. 1 Temmuz 2010 tarihinden itibaren asgari ücret 16 yaşından büyük bir işçi için yüzde 4,3`lük zamla brüt 760,50, net asgari geçim indirimi dahil 599,12 liraya yükselecektir. TÜİK 2008 Hanehalkı Tüketim Harcamaları çalışmasına göre, en yoksul yüzde 20’lik kesimin harcama kalıbı aşağıda çıkartılmıştır. Buna göre bir asgari ücretli yaşamını sürdürebilmek için gelirinin sadece yüzde 33,7’sini gıda harcamalarına ayırabilmektedir... (DİSK-AR, 03.07.2010) |
|
|
 Konfederasyonumuzun Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in faşist katiller tarafından katledilişinin 30. yılında adalet arıyoruz. YARGITAY Ceza Genel Kurulu, DİSK’in Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in katil zanlısı Ünal Osmanağaoğlu hakkında verilen beraat kararını bozarak, sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılması doğrultunda karar vermiş bulunmaktadır. Ülkemizin 12 Eylül karanlığına gömülmesinde önemli etaplardan biri olan Kemal Türkler’in katledilmesinin ardındaki sis perdesi hâlâ kaldırılabilmiş değil. 12 Eylül öncesinde, askeri müdahalenin zeminini hazırlayan planlı cinayetlerinden biri olan bu davada, sanık sandalyesinde oturan şahıs uzun yıllar yurtdışında firari olarak yaşadıktan sonra zamanaşımı süresinin dolmasına az bir zaman kala Kemal Türkler Ailesi avukatlarının uzun çabalarıyla sanık sandalyesine oturtulmuştur… (Haber / Duyuru, 28.06.2010) |
|
|
 Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ile bugün görüşmeye katılan Genel Başkanımız Süleyman Çelebi, DİSK’in “Kürt Sorunu ve Demokratik Çözüm” konusundaki görüş ve değerlendirmelerini bir dosya halinde kendisine iletti. DİSK’in, Türkiye’nin temel sorunlarından biri olan Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin değerlendirmeleri ektedir… (Haber / Duyuru, 25.06.2010) |
|
|
 Türkiye AKP hükümetinin iktidara geldiği günden bu yana, işsizlik sorununu can yakıcı bir biçimde yaşamaya devam ediyor. Resmi işsizlik oranları yıllarca yüzde 10’lar seviyesinde yapısal bir özellik kazanmışken, krizin etkisi ile birlikte yüzde 14-15 düzeylerine çıkmış durumda. Kriz teğet geçti söyleminin arkasında, artık milyonlarla ifade edecek kadar çok kişi işini kaybetti, güvencesiz çalışmanın, eksik istihdam biçimlerinim, işsizliğin girdabına sürüklendi. 8 Haziran 2010 tarihinde gerekleştirilen Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında (EKK) “Ulusal İstihdam Stratejisi” taslağında işsizliğin yüzde 10’luk kısmının yapısal bir olgu olduğu kabul edilmektedir. Kısa vadeli amaç konjoktürel etkinin giderilmesi olarak -ki bu oran yüzde 4’tür- belirlenmiştir… (DİSK-AR, 22.06.2010) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ILO Konferansı’nda Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’nde “Kara Liste”ye alınmasına ilişkin 14 Haziran'da DİSK Genel Merkezi'nde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada Çelebi şunları söyledi: Biz Türkiye’nin böyle bir tabloyla karşı karşıya kalmasından asla hoşnut değiliz. Hatta biz, hiçbir ülkenin bu listeye alınmasını istemiyoruz. Kara Liste’nin bütün dünyada ortadan kaldırılmasını sağlayacak, işçi ve emekçilerin hak ve özgürlüklerinin tam olarak tanındığı bir dünya istiyoruz. Ama ülke yönetimlerinin temel hak ve özgürlüklerin gereğini yapmadıkları halde liste dışı bırakılmalarını da kabul etmiyoruz. Daha önce de söyledik, yine söylüyoruz; Hükümet Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’ne alınması konusunda hiçbir ders çıkarmamaktadır. Ülkemizde sendikal hak ve özgürlüklere ilişkin önemli adımların atılmamasının, 12 Eylül’den kalma baskı ve yasakların devam etmesinin “utancını” bizlere yaşatmaktadırlar... (Haber / Duyuru, 14.06.2010) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, 9 Haziran’da ILO Konferansı vesilesiyle Cenevre'de, ILO toplantısına katılan sendikal örgütlerin de katıldığı bir basın açıklaması yaptı. Çelebi’nin, Türkiye’de iş yaşamının zorlukları ve sendikal hak ihlalleriyle ilgili dünya kamuoyuyla paylaştığı açıklama şöyle: Öncelikle buraya kadar gelip toplantımıza katıldığınız için hepinize tek tek teşekkür ediyorum. Pek çoğunuzun da bildiği gibi bugüne dek buna benzer sayısını benim bile hatırlayamadığım bir çok basın açıklaması yaptık. Bugün burada benzer bir basın açıklamasında belki de son kez buluşuyoruz. Bunu diğerlerinden biraz daha farklı kılan, burada Cenevre'de ve böyle bir dönemde yapıyor olmamız... (Haber / Duyuru, 10.06.2010) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ILO Konferansı’yla ilgili DİSK Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Çelebi açıklamasında, “Türkiye geçtiğimiz yıllarda da ‘yasal düzenlemelerin uyumsuzluğu’ ve ‘uygulamaların sendikal hakları ihlal etmesi’ nedenleriyle çeşitli defalarda ILO gündemine geldi. Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’nde kara listelere alınması bizleri hep üzdü ancak hükümet üyeleri bundan hiçbir zaman ders çıkarmadılar. Hükümetler, askeri müdahaleden sonra anayasa ve sendikal yasaların değiştiği 1982 yılından bugüne kadar yaklaşık 30 yıldır her ILO Konferansı’nda sendika yasalarını değiştirmek üzere olduklarını belirterek farklı mazeretlerle gecikme yaşandığını ifade ettiler” dedi… (Basın Açıklamaları, 05.06.2010) |
|
|
 Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı yeraltı kömür ocağında 17 Mayıs 2010 tarihinde saat 13:30 civarında patlama meydana geldiği; patlamanın ardından -160, -360 ve -460 kodundaki işçilerin ocaktan tahliye edildiği; 10 işçinin yaralı olarak kurtarıldığı ve Zonguldak Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre de "Maden ocağının eksi 540 kodunda çalışan taşeron firmanın 30 işçisine henüz ulaşılamadığı" haberleri bizleri derin bir kaygıya sevketmiştir. Taşeron üretiminin kan, ölüm ve gözyaşı olduğu bir kez daha görülmüştür. Kamu maden ocaklarında taşeron uygulamalarına derhal son verilmeli ve taşeron olarak çalışan işçiler kadroya alınarak TTK işçilerinin sahip olduğu haklara kavuşturulmalıdırlar. Özel sektör madenciliğinde kamunun denetim ve yaptırım koşulları yeniden düzenlenmeli ve iş sağlığı ve güvenliğine dönük önlemlerin eksiksiz alınmasında tavizsiz bir yol izlenmelidir... (Basın Açıklamaları, 18.05.2010) |
|
|
 Kurumumuzun, TÜİK ve Sosyal Güvenlik Kurumu verileri üzerinden yaptığı hesaplamalara göre, 1 milyon 600 bin sigortalı ücretli TÜİK verilerine yansımamaktadır. TÜİK verilerinde yüzde 15’lik kayıp bulunmaktadır. Bu oran işsizlik rakamlarına yansıtıldığında resmi işsiz sayısı 4 milyon 145 bine, geniş tanımlı işsiz sayısı 6 milyon 740 bine ulaşmaktadır. TÜİK VERİLERİ ÇELİŞKİLİ: Sosyal Güvenlik Kurumu Ocak 2010 aylık istatistik bülteni verilerine göre, eski SSK, bugünkü SGK 4a kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 9 milyon 30 bin. Eski Emekli Sandığı, bugünkü SGK 4c kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 2 milyon 225 bin. Toplamda isteki durumu ücretli olan ve SGK kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 11 milyon 255 bin. Aynı dönem için TÜİK tarafından 15 Nisan 2010 tarihinde açıklanan verilere göre ise, ücretli sayısı 12 milyon 825 bin. Bunların 3 milyon 76 bini herhangi bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında değil. Yani kayıtdışı. SGK kapsamındaki kayıtlı ücretli sayısı ise 9 milyon 749 bin. SGK tarafından gerçek olarak tutulan Sosyal Güvenlik istatistikleri ile TÜİK’in açıkladığı hanehalkı işgücü anketi arasında 1,5 milyon kişilik bir fark var. (DİSK-AR, 18.04.2010) |
|
|
 DİSK Araştırma Enstitüsü DİSK-AR tarafından Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Hane Halkı İşgücü Anketi sonuçlarına dayanılarak yapılan araştırmaya göre, kriz döneminde işsiz kalanların sayısı iflaslar, geçici iş ilişkisi ve işten çıkartmalar sonucunda 2,5 milyona ulaştı. Kriz döneminde aileleri ile birlikte 10 milyon kişiyi işsizlik gerçeği ile (derin krizle) yüzyüze bırakıldı. Bu rakam krizle boğuşan komşumuz Yunanistan’ın hemen hemen nüfusuna denk. (Yunanistan’nın nüfusu 11 milyon) DİSK-AR’ın TÜİK’in Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçları üzerinden yaptığı hesaplamaya göre 2009 Aralık döneminde (Kasım, Aralık 2009, Ocak 2010) işsiz sayılanların yüzde 20.60’sı, yani 692 bini işten çıkartıldığı için işsiz kalmış durumda. Bu rakama TÜİK tanımı gereğince işgücüne dahil edilmeyen ve işini kaybettiği için işgücü dışında bulunan 583 bin kişiyi dahil ettiğimizde, işten çıkartılanların sayısı 1 milyon 274 bin kişi... (DİSK-AR, 29.03.2010) |
|
|
 Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ bugün (25 Mart 2010 Perşembe) saat 11:15’te DİSK Genel Merkezi’ni ziyaret ederek Genel Başkanımız Süleyman Çelebi ve DİSK Yönetim Kurulu’yla yeni anayasa hazırlıkları üzerine görüşme yaptılar. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Hükümetin “Yeni Anayasa Taslağı” ve taslağın sunulması üzerine DİSK’in görüşlerini ve DİSK’in hazırladığı “Özgürlükçü, Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal Yeni Bir Anayasa Için Temel Ilkeler” kitabını kapsayan dosyayı Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’e iletti… (Haber / Duyuru, 25.03.2010) |
|
|
 Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bugün yaptığı bir mülakatta “işsizlerin sendikalarca da savunulmadığını, sahipsiz olduklarını ve dolayısıyla da siyasi bir güçlerinin olmadığını” söylemiştir. DİSK daha 3 Mart 2010 tarihinde yaptığı açıklamada “İşsizliğin karabasana dönüştüğünü; resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranının resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda olduğunu; ancak asıl dikkat çekici olan konunun işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük olduğunu; Türkiye’nin, uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bedelini ağır işsizlik ve atıl işgücü ile ödediğini; krizi kendileri için fırsata çeviren, servetlerini katlayan işverenlerin yanında, bugün işsiz kalan, ücretleri düşürülen, ücretsiz izinlere mahkum edilen milyonların sesinin neden hükümet çevrelerince duyulmadığını söylemiştir… (Basın Açıklamaları, 17.03.2010) |
|
|
 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, asgari ücreti düzenleyen 55. maddesinde “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlarının da göz önünde bulundurulacağı” ifade edilmekte ve ikinci fıkrasında da devlete, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma görevi verilmektedir. DİSK, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplandığı günden itibaren çalışanların aileleri ile birlikte insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürmelerine yetecek bir asgari ücret belirlenmesi için önerilerini dile getirmiştir. DİSK, önerilerinin hiçbirini dikkate almayan komisyonun, devlet ve işveren temsilcileri ile elele verip aldığı hukuka aykırı bu tespit kararının iptali için Danıştay’da iptal davası açmış ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir... (Basın Açıklamaları, 11.03.2010) |
|
|
 12 Mart 1971 Darbesi ve 12 Mart 1995 Gazi Mahallesi katliamı, Türkiye'nin yakın tarihinde, demokratikleşme sürecini sekteye uğratan, özgürlükleri ve insan haklarını ayaklar altına alan önemli dönüm noktalarındandır. Darbelerle hesaplaşılmadığı ve darbe yasaları yürürlükte olduğu için katliamların da üzerine gidilmemiş ve aydınlatılmamışlardır… 12 Mart 1995’te ise, İstanbul Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve 1 işyerinin taranması sonrası çıkan ve ertesi güne yayılan olaylarda halkın üzerine ateş açılmasının ardından 17 kişi hayatını kaybetmişti. Katliamın üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ sorumluları cezalandırılmamıştır; bu da toplumsal vicdanın kanamaya devam etmesine yol açmaktadır… (Basın Açıklamaları, 11.03.2010) |
|
|
 DİSK, 10 Mart'ta Ankara'da toplanan 3'lü Danışma Kurulu'na "KRİZE KARŞI İSTİHDAMI ARTIRICI, YOKSULLUĞU GİDERİCİ SOSYAL PROGRAM" önerdi… Program şöyle: KRİZİN GENEL DURUMU: 2007 yılı sonlarına doğru ABD’de baş gösteren krizin etkisi giderek yayılmış ve derinleşmiştir. Krizin önüne geçebilmek ve yaratacağı toplumsal ve ekonomik tahribatı azaltabilmek için ABD hükümeti bugüne kadar 5 trilyon doları aşan müdahalelerde bulundu. Bunlar arasında, kimi büyük bankalara doğrudan sermaye aktarılması söz konusu iken, kimileri için birleşmeler teşvik edildi, kimleri de kısmen kamulaştırıldı. Ama bütün bu müdahalelere karşın krizin bittiğine dair herhangi bir emare görülememektedir. Ödeme güçlüğü, bütün yapıları kapsamış durumda ve birbirlerini sürekli tetikleyen kısır bir döngü sergilemektedir… (DİSK-AR, 10.03.2010) |
|
|
 Türkiye, giderek büyüyen işsizler ordusunun çalışma yaşamı üzerinde yarattığı karamsar tablonun gölgesinde, krizin etkilerini tartışıyor. Resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranı resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda. Ancak asıl dikkat çekici olan konu işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük. Türkiye’de 15 yaş üzeri nüfusun sadece yüzde 47’si çalışma yaşamına dahil oluyor. Bu oran Avrupa ortalamasında yüzde 65 düzeylerinde seyrediyor. Yani çalışmayı talep etmeyen atıl bir nüfusla karşı karşıyayız. Bunların arasında çalışmaya hazır olup, iş aramayan umutsuzlar, mevsimlik çalışanlar da var... (Basın Açıklamaları, 03.03.2010) |
|
|
 AKP iktidarının toplumun ihtiyaçlarına rağmen, 12 Eylül döneminin anti demokratik ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı 82 Anayasası’nın bir ürünü ve yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK), demokratik toplum gereklerine uygun bir biçimde değiştirmek yerine, yargının siyasallaştırılması ve etkisizleştirilmesinin bir aracı olarak kullanmak istediği bugünkü tartışmalarda daha net görülmektedir. Yani AKP politikalarına bakıldığında, 12 Eylül anlayışıyla dizayn edilen antidemokratik (HSYK, YÖK, RTÜK vb.) yapılanmaları tasfiye etmeyi değil, bu kurumları kendi anlayışı ve inisiyatifi doğrultusunda yeniden şekillendirmek istediği söylenebilir. Ekonomide neo-liberalizmi, siyasette de yeni bir iktidar biçimini oturtmaya çalışan AKP “demokrasi havariliği ve yenilikçilik” cübbesini giyinerek, geleneksel devlet kurumlarıyla çatışmaktadır. Bu çatışmalardan toplum ve emekçiler lehinde olumlu bir gelişme veya demokratik bir yönelim beklemek ham hayalcilikten ibarettir… (Basın Açıklamaları, 19.02.2010) |
|
|
 DİSK Yönetim Kurulu adına DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, TEKEL işçileriyle dayanışmak için yapılan 4 Şubat iş bırakma eylemlerine ilişkin değerlendirmesi: 1) TEKEL işçilerinin haftalardır sürdürdüğü eyleme, berberlerden dağcılara, öğrencilerden esnafa, gazetecilerden sanatçılara, serbest çalışanlardan öğretim üyelerine kadar toplumun geniş kesimlerinden aktif destek sağlanmıştır. 2) TEKEL direnişi, işçileri, kamu emekçilerini, meslek ve kitle örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını birbirine “tek yumruk, tek yürek” olarak yanyana getiren özelliğiyle sendikal mücadelede önemli bir işlev edinmiştir. Emekçileri önümüzdeki günlerde bekleyen yeni saldırılar karşısında örnek olan oldukça önemli bir deneyimdir... (Haber / Duyuru, 05.02.2010) |
|
|
 Bugün, uygulanması için 12 Eylül gibi bir askeri dikta rejimine ihtiyaç duyulan ve Türkiye ekonomisi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilen, IMF'nin ve yerli tekellerin dayatmaları doğrultusunda alınan 24 Ocak kararlarının 30. yıldönümü. Türkiye ekonomisinin kaderini, çokuluslu şirketlerin biçimlendirdiği, uluslararası ekonomik sisteme tam olarak entegre etmeyi amaçlayan, sadece ekonomik sistemi değil, bir bütün olarak toplumsal yaşamı dönüştürmeyi ve paranın koşulsuz egemenliğini hedefleyen bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinden 30 yıl sonra ne yazık ki önemli bir mesafe kat edildiğini görmekteyiz... (Basın Açıklamaları, 23.01.2010) |
|
|
 Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yıllardır taşeron şirketler aracılığıyla çalıştırılan 1200 sağlık çalışanı 13 Ocak 2010 tarihi itibariyle Çalışma Bakanlığı kararıyla asıl işveren olan hastanenin işçisi olarak tescil edildi! Taşeronlaştırma ve özelleştirmeye karşı oldukça önemli olan bu kazanımı kamuoyuyla paylaşmak üzere DİSK Genel Merkezi’nde DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, DİSK Yönetim Kurulu üyeleri ve DİSK/Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun katıldığı bir basın açıklaması yapıldı. Çelebi basın toplantısında “Sağlık alanında yıllardır emeği ve kimliği yok sayılan, haksız ve hukuksuz bir biçimde güvencesiz çalıştırılan, sendikasız ve sahipsiz bırakılmak istenen taşeron sağlık emekçileri, tüm baskılara, tehditlere ve işten çıkarmalara rağmen örgütlendi, sendikalı oldu… (Haber / Duyuru, 22.01.2010) |
|
|
 2009 yılında Türkiye’de ekonomik, sosyal ve politik bakımdan sorunlar birikmiş, farklı ve değişik süreçlerin etkisi altında bir “kaos” dönemi hâkim hale gelmiştir. Cumhuriyet tarihinin ve elbette kapitalizmin en derin ekonomik krizlerinden biri yaşanmış, yıllardır biriken sorunlara krizin çok ağır ekonomik ve sosyal sonuçları eklenmiş, bütün bu sorunlar çözüm yoluna girmeden 2010 yılına aktarılmıştır. Demokrasi ve özgürlüklere en fazla ihtiyacı olan toplumsal kesimler baskı altında tutulup, hukuksuz uygulamalar yaygınlaşmışken, 12 Eylül Anayasası’nın virgülüne dokunmayanlar, “demokratikleşme” adı altında Türkiye’yi kendi politik ihtiyaçları doğrultusunda değiştirme ve dönüştürmeye koyulmuşlardır… (Basın Açıklamaları, 11.01.2010) |
|
|
 2010 asgari ücreti toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate alınmayarak, belirlenmiştir. 2010 yılı için artış oranı brüt asgari ücret için yüzde 5,2 net asgari ücret için yüzde 5,7’dir. Günlük artış miktarı 1 TL’dir. Aylık artış miktarı ise 31 TL’dir. Böylece asgari ücrete, günlük 1,3 simitlik zam yapılmıştır. Fakat 2009 yılında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının ve konut harcamalarının ortalama yüzde 11 oranında artması nedeniyle asgari ücretli 2 simitlik bir kayba uğramıştı. Yeni zam asgari ücretlinin elinden alınan 2 simitten birini yerine koymuştur. Günlük 1 TL’lik sembolik asgari ücret artışı, çalışanların yoksulluğa terk edilmesidir… (Basın Açıklamaları, 31.12.2009) |
|
|
 2010 bütçesi Türkiye’nin gerçek gündemini oluşturan İşsizlik, yoksulluk, hayat pahalılığı ve geçim sorunu dikkate alınmadan Meclis’e sunulmuştur. 2010 Bütçesi Türkiye için 2012 yılına kadar yoksulluğun devam edeceğini ortaya koymaktadır. Bütçe tasarısına göre Türkiye ekonomisindeki küçülme 2012 yılına kadar devam edecektir. 2008 yılındaki gelir düzeyine 2012 yılından sonra ulaşması öngörülmüştür. Nüfusun yılda 1,5 milyon ve iş arama çağına her yıl 850 bin kişinin girdiği bir ülkede ekonominin küçülmesi yoksulluğun, işsizliğin artışı ve ülkenin çaresizliğe teslim edilmesi demektir. Bütçe tasarısı AKP hükümetinin, krizin yükünü toplumun geniş kesimlerine yıkmaya devam edeceğinin açık bir belgesidir. 2010 yılında bütçe harcamaları sabit fiyatlarla yüzde 2,4 oranında artması planlanmıştır. Ama bu artış çok yetersizdir. Bu artışa rağmen 2010 yılında yapılması düşünülen bütçe harcamalarının reel olarak 2001 yılı düzeyinden daha düşüktür… (DİSK-AR, 16.12.2009) |
|
|
 Geçen yılın nisan ayına göre resmi işsiz sayısı 1 milyon 348 bin kişi, gerçek işsiz sayısı ise 1 milyon 459 bin kişi artmıştır. İşsizlik artmaya devam etmektedir. Sadece artış hızı nispeten yavaşlamıştır. Bu yavaşlama sonucu Mart 2009’a göre, işsiz sayısında 158 bin kişi azalmış ve işsizlik oranı da yaklaşık 1 puan gerilemiştir. Fakat, “iyimserlik” inşa etmek için işsizlik verilerinin bir ay önceki rakamlarla kıyaslanması yeterli değildir. Ayrıca nisan rakamları işsizliğin azalmaya başladığını değil, “işsizlikteki artışın nispeten yavaşlamış” olduğunu ortaya koymaktadır... (DİSK-AR, 15.07.2009) |
|
|
 DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşlerini DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e sundu... (Basın Açıklamaları, 07.07.2009) |
|
|
 Gayri Safi Milli Hâsıla rakamları, krizin 2009 yılında derinleşmeye devam ettiğini, ortaya koymuştur. Verilere göre Türkiye ekonomisi 2009 ilk üç ayında %13,8 oranında küçülmüştür. Küçülme imalat sanayisinde %18,5 inşaat sektöründe %19, hizmetler sektöründe %20,5 olmuştur. GSMH’daki bu gerileme, Avrupa Birliği ülkeleri ekonomilerinin aynı dönemdeki küçülmesinden çok yüksektir. Uzakdoğu ülkelerinin birçoğunda ise ekonomiler büyümeye devam etmektedir... (DİSK-AR, 30.06.2009) |
|
|
 Sanayi üretimine ilişkin “Nisan Üretim Endeksi” sonuçları, krize ilişkin iyimser yorumlara ve beklentilere malzeme ediliyor. Halbuki Nisan ayı sonuçları üretimdeki gerilemenin devam ettiğini ortaya koymaktadır. Yorumlara neden olan yegane gelişme, Nisan ayında üretimdeki gerilemenin Şubat ve Mart aylarındaki gerilemeden nispeten daha düşük olmasından başka bir şey değildir... (DİSK-AR, 09.06.2009) |
|
|
 Resmi İstatistik Kurumu TÜİK’in Aralık 2008’e ilişkin işsizlik verileri, ekonomik krizin çok ağır bir sosyal soruna dönüşmüş olduğunu, hiçbir tartışmaya yer vermeyecek biçimde göstermiştir. Resmi verilere göre, Aralık ayında Türkiye’de işsizlik oranı %13,6’dır. Resmi işsizlik oranı aralık 2007’de %10,6 idi. Fakat gerçek işsizlik oranı, (İşsiz olduğu halde iş aramadığı veya iş bulma ümidini yitirdiği için TÜİK tarafından işsiz sayılmayanlar ve mevsimlik çalışanlar) Aralık 2008’de %22,5’e çıkmıştır. Yani yaklaşık olarak Türkiye işgücü piyasasının dörtte biri işsizdir. Diğer yandan resmi işsizlik verilerine göre tarım dışındaki işsizlik oranı %17,3 olmuştur. Türkiye’de hane halkı ortalama nüfusunun 4,5 ve bir hanede iki veya daha fazla çalışanlar çıkartıldığında çalışan bir kişinin kendisi hariç üç kişinin geçimini sağlamakta olduğu dikkate alınırsa, işsizliğin mutlak bir yoksulluk eşiği olduğu anlaşılır... (DİSK-AR, 17.03.2009) |
|
|
 TÜİK Tüketici Endeksi’nin Şubat ayında binde 34 oranında azaldığını ilan etti. Bu açıklama kamuoyunda fiyatların düşme eğilimine girdiği biçiminde bir yanılsamaya neden oldu. Bu düşüş, tüketici genel fiyatlarının azalmakta olduğu yönünde yeterli bir işaret değil. Tek başına ele alınırsa eksik değerlendirmelere neden olur. Bu eksik değerlendirmeden yola çıkıldığı takdirde, ekonomi ve sosyal alana dair son derece yanlış değerlendirmeler yapılacaktır. Hatta hatalı ekonomik ve sosyal kararlar alınacaktır... (DİSK-AR, 05.03.2009) |
|
|
 Türkiye imalat sanayi kapasite kullanım oranlarının, Aralık ayında düşmüş olması, hiç kuşkusuz krizin reel sektördeki reel sektördeki boyutlarına ilişkin ciddi bir uyarı anlamına geliyor... Konfederasyonumuz, kriz sürecinde yalnızca dolaysız olarak temsil ettiği ücretli çalışanların değil, toplumun büyük çoğunluğuna karşı da sorumlu olduğunun bilinciyle kriz döneminde bilimsel yöntemlere dayalı araştırmalarını sürdürecektir... (DİSK-AR, 16.01.2009) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Başbakan’ın krizle ilgili olarak “Türkiye’deki olay psikolojiktir” demesine karşı açılması:... Elimizde krizin tam ortasında olduğunu gösteren birçok rakam zaten var ama garip bir tesadüftür ki; Başbakan’ın bu beyanatı yaptığı gün, TÜİK “İmalat Sanayinde Çalışanlar Endeksi III. Dönem Sonuçları”nı açıkladı. Buna göre, 2008’in üçüncü çeyreğinde imalat sanayinde çalışanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.4 azalmıştır...
(Basın Açıklamaları, 26.12.2008) |
|
|
 Yaşanmakta olan krizle ilgili olarak Başbakanlık’tan gelen davet ile işçi konfederasyonları, işveren konfederasyonu, tüketici dernek temsilcilerinin katıldığı ve gündeminde “Ekonomik Kriz ve alınması gereken önlemlere ilişkin öneriler” bulunan bir toplantı düzenlendi. (Bilgi - Belge, 03.11.2008) |
|
|
 DİSK’in 1-2 Şubat 2008 tarihlerinde yaptığı Genişletilmiş Başkanlar Kurulu toplantısı sonrası hazırlanan, örgüt içinde tartışılan ve sendikalar arası oluşturulan Kararlar Komisyonu'nun çalışmasını yürüttüğü “13. Genel Kurul Yönlendirici Temel Belgesi” Genel Kurul’da son şeklini alarak oybirliğiyle örgütsel karar haline getirildi… 41 yıllık mücadele tarihinde, ülkemizde yaşayan tüm emekçilerin, yoksulların, ezilenlerin ekonomik, demokratik, sosyal ve siyasal hakları için mücadele eden; bu uğurda bedeller ödeyen ama mücadele azminden bir an bile kopmadan, kurucularının onurlu mirasını 2000’li yıllara taşıyan DİSK, tarihin kendisine yüklediği misyonla, Yönlendirici Belge’de emekçilere ve halka yeniden bir “TOPLUMSAL AYAĞA KALKIŞ ÇAĞRISI” yapıyor… (Genel Kurul Kararları, 18.02.2008) |
|
|
|
|
| BAŞBAKAN’A AÇIK MEKTUP: “Güneşi balçıkla sıvamaya çalışırken, DİSK’e çamur atmayın!” |
Sayın Başbakan, DİSK, hiçbir karalamaya aldırmadan, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik ve sosyal yeni bir anayasa hedefiyle mücadelesine devam edecektir! “Masal” çocuklara anlatılır ve çocukluk döneminde hayatı öğretme yollarından biridir. Çocukluk dönemlerini geride bırakan ve hayatın cefalı yollarından geçmiş örgütlerin “masallara” karnı toktur. Bu ülkenin çalışanlarının masallara değil, gerçek özgürlüklere ve ekmeğe ihtiyaçları var. Bulunduğunuz makama gelirken bunları vaadettiniz. Öyleyse yapmanız gereken şey görevinizi hatırlamanızdır… |
| OYALAMA DEĞİL, ULUSLARARASI STANDARTLARA UYUM İSTİYORUZ! |
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ILO Konferansı’yla ilgili DİSK Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Çelebi açıklamasında, “Türkiye geçtiğimiz yıllarda da ‘yasal düzenlemelerin uyumsuzluğu’ ve ‘uygulamaların sendikal hakları ihlal etmesi’ nedenleriyle çeşitli defalarda ILO gündemine geldi. Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’nde kara listelere alınması bizleri hep üzdü ancak hükümet üyeleri bundan hiçbir zaman ders çıkarmadılar. Hükümetler, askeri müdahaleden sonra anayasa ve sendikal yasaların değiştiği 1982 yılından bugüne kadar yaklaşık 30 yıldır her ILO Konferansı’nda sendika yasalarını değiştirmek üzere olduklarını belirterek farklı mazeretlerle gecikme yaşandığını ifade ettiler” dedi… |
| TAŞERONLAŞTIRMA İŞ CİNAYETİ, KAN VE GÖZYAŞI DEMEKTİR!.. |
Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı yeraltı kömür ocağında 17 Mayıs 2010 tarihinde saat 13:30 civarında patlama meydana geldiği; patlamanın ardından -160, -360 ve -460 kodundaki işçilerin ocaktan tahliye edildiği; 10 işçinin yaralı olarak kurtarıldığı ve Zonguldak Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre de "Maden ocağının eksi 540 kodunda çalışan taşeron firmanın 30 işçisine henüz ulaşılamadığı" haberleri bizleri derin bir kaygıya sevketmiştir. Taşeron üretiminin kan, ölüm ve gözyaşı olduğu bir kez daha görülmüştür. Kamu maden ocaklarında taşeron uygulamalarına derhal son verilmeli ve taşeron olarak çalışan işçiler kadroya alınarak TTK işçilerinin sahip olduğu haklara kavuşturulmalıdırlar. Özel sektör madenciliğinde kamunun denetim ve yaptırım koşulları yeniden düzenlenmeli ve iş sağlığı ve güvenliğine dönük önlemlerin eksiksiz alınmasında tavizsiz bir yol izlenmelidir... |
| DENETİMSİZLİK VE İHMAL HER YERDE CAN ALIYOR! |
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Yalova’nın Çitlikköy ilçesinde, gece vardiyasında çalışan 5 kadın işçinin ölümü ile ilgili açıklaması: "Denetimsizlik ve ihmal her yerde can alıyor!" |
| Eğitim sistemindeki sorunlar ivedilikle çözülmeli, gerici/faşizan kadrolaşmalar dağıtılmalıdır! |
İstanbul Çekmeköy’deki Mehmetçik Lisesi’nde geçen ay yapılan TEKEL işçilerine destek eylemine katılan 200 öğrencinin disipline verilmesinin ardından içlerinden 24 öğrencinin dayanışma etkinliği düzenledikleri gerekçesiyle okulla ilişiği kesildi. Toplumsal hafızamızda “Manisalı Gençler”i akla getiren bu olay ilk değildi ve eğitim sistemindeki temel parametreler değiştirilmeden, gerici/ırkçı kadrolaşmalar dağıtılmadan son da olmayacaktır… |
| • İŞSİZLERİN “SİYASİ GÜÇLERİ” OLMADIĞI İÇİN Mİ HÜKÜMET İSTİHDAM YARATMAMAKTADIR? |
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bugün yaptığı bir mülakatta “işsizlerin sendikalarca da savunulmadığını, sahipsiz olduklarını ve dolayısıyla da siyasi bir güçlerinin olmadığını” söylemiştir. DİSK daha 3 Mart 2010 tarihinde yaptığı açıklamada “İşsizliğin karabasana dönüştüğünü; resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranının resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda olduğunu; ancak asıl dikkat çekici olan konunun işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük olduğunu; Türkiye’nin, uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bedelini ağır işsizlik ve atıl işgücü ile ödediğini; krizi kendileri için fırsata çeviren, servetlerini katlayan işverenlerin yanında, bugün işsiz kalan, ücretleri düşürülen, ücretsiz izinlere mahkum edilen milyonların sesinin neden hükümet çevrelerince duyulmadığını söylemiştir… |
| DİSK ASGARİ ÜCRETİN İPTALİ İÇİN DANIŞTAY’DA DAVA AÇTI!.. |
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, asgari ücreti düzenleyen 55. maddesinde “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlarının da göz önünde bulundurulacağı” ifade edilmekte ve ikinci fıkrasında da devlete, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma görevi verilmektedir. DİSK, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplandığı günden itibaren çalışanların aileleri ile birlikte insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürmelerine yetecek bir asgari ücret belirlenmesi için önerilerini dile getirmiştir. DİSK, önerilerinin hiçbirini dikkate almayan komisyonun, devlet ve işveren temsilcileri ile elele verip aldığı hukuka aykırı bu tespit kararının iptali için Danıştay’da iptal davası açmış ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir... |
| DARBELERLE HESAPLAŞILMADIKÇA KATLİAMLAR “ÖRTÜLÜ” KALACAKTIR!.. |
12 Mart 1971 Darbesi ve 12 Mart 1995 Gazi Mahallesi katliamı, Türkiye'nin yakın tarihinde, demokratikleşme sürecini sekteye uğratan, özgürlükleri ve insan haklarını ayaklar altına alan önemli dönüm noktalarındandır. Darbelerle hesaplaşılmadığı ve darbe yasaları yürürlükte olduğu için katliamların da üzerine gidilmemiş ve aydınlatılmamışlardır… 12 Mart 1995’te ise, İstanbul Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve 1 işyerinin taranması sonrası çıkan ve ertesi güne yayılan olaylarda halkın üzerine ateş açılmasının ardından 17 kişi hayatını kaybetmişti. Katliamın üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ sorumluları cezalandırılmamıştır; bu da toplumsal vicdanın kanamaya devam etmesine yol açmaktadır… |
| ÇALIŞMAK BİR DERT, ÇALIŞAMAMAK BİN DERT: İŞSİZLİK KARABASANA DÖNÜŞTÜ!.. |
Türkiye, giderek büyüyen işsizler ordusunun çalışma yaşamı üzerinde yarattığı karamsar tablonun gölgesinde, krizin etkilerini tartışıyor. Resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranı resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda. Ancak asıl dikkat çekici olan konu işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük. Türkiye’de 15 yaş üzeri nüfusun sadece yüzde 47’si çalışma yaşamına dahil oluyor. Bu oran Avrupa ortalamasında yüzde 65 düzeylerinde seyrediyor. Yani çalışmayı talep etmeyen atıl bir nüfusla karşı karşıyayız. Bunların arasında çalışmaya hazır olup, iş aramayan umutsuzlar, mevsimlik çalışanlar da var... |
| DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi: AKP, 12 EYLÜL ÜRÜNÜ ANTİDEMOKRATİK YAPILANMALARI TASFİYE ETMEYİ DEĞİL, KENDİ ANLAYIŞIYLA YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEK İSTİYOR!.. |
AKP iktidarının toplumun ihtiyaçlarına rağmen, 12 Eylül döneminin anti demokratik ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı 82 Anayasası’nın bir ürünü ve yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK), demokratik toplum gereklerine uygun bir biçimde değiştirmek yerine, yargının siyasallaştırılması ve etkisizleştirilmesinin bir aracı olarak kullanmak istediği bugünkü tartışmalarda daha net görülmektedir. Yani AKP politikalarına bakıldığında, 12 Eylül anlayışıyla dizayn edilen antidemokratik (HSYK, YÖK, RTÜK vb.) yapılanmaları tasfiye etmeyi değil, bu kurumları kendi anlayışı ve inisiyatifi doğrultusunda yeniden şekillendirmek istediği söylenebilir. Ekonomide neo-liberalizmi, siyasette de yeni bir iktidar biçimini oturtmaya çalışan AKP “demokrasi havariliği ve yenilikçilik” cübbesini giyinerek, geleneksel devlet kurumlarıyla çatışmaktadır. Bu çatışmalardan toplum ve emekçiler lehinde olumlu bir gelişme veya demokratik bir yönelim beklemek ham hayalcilikten ibarettir… |
| 24 Ocak karabasanı işsizlik ve yoksullukla sürüyor!.. |
Bugün, uygulanması için 12 Eylül gibi bir askeri dikta rejimine ihtiyaç duyulan ve Türkiye ekonomisi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilen, IMF'nin ve yerli tekellerin dayatmaları doğrultusunda alınan 24 Ocak kararlarının 30. yıldönümü. Türkiye ekonomisinin kaderini, çokuluslu şirketlerin biçimlendirdiği, uluslararası ekonomik sisteme tam olarak entegre etmeyi amaçlayan, sadece ekonomik sistemi değil, bir bütün olarak toplumsal yaşamı dönüştürmeyi ve paranın koşulsuz egemenliğini hedefleyen bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinden 30 yıl sonra ne yazık ki önemli bir mesafe kat edildiğini görmekteyiz... |
| DİSK 2009 DEĞERLENDİRMESİ VE 2010 MÜCADELE HEDEFLERİ... |
2009 yılında Türkiye’de ekonomik, sosyal ve politik bakımdan sorunlar birikmiş, farklı ve değişik süreçlerin etkisi altında bir “kaos” dönemi hâkim hale gelmiştir. Cumhuriyet tarihinin ve elbette kapitalizmin en derin ekonomik krizlerinden biri yaşanmış, yıllardır biriken sorunlara krizin çok ağır ekonomik ve sosyal sonuçları eklenmiş, bütün bu sorunlar çözüm yoluna girmeden 2010 yılına aktarılmıştır. Demokrasi ve özgürlüklere en fazla ihtiyacı olan toplumsal kesimler baskı altında tutulup, hukuksuz uygulamalar yaygınlaşmışken, 12 Eylül Anayasası’nın virgülüne dokunmayanlar, “demokratikleşme” adı altında Türkiye’yi kendi politik ihtiyaçları doğrultusunda değiştirme ve dönüştürmeye koyulmuşlardır… |
| ASGARİ ÜCRET ARTIŞI YENİ YILDA, ÇALIŞAN YENİ YOKSULLAR YARATACAKTIR! |
2010 asgari ücreti toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate alınmayarak, belirlenmiştir. 2010 yılı için artış oranı brüt asgari ücret için yüzde 5,2 net asgari ücret için yüzde 5,7’dir. Günlük artış miktarı 1 TL’dir. Aylık artış miktarı ise 31 TL’dir. Böylece asgari ücrete, günlük 1,3 simitlik zam yapılmıştır. Fakat 2009 yılında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının ve konut harcamalarının ortalama yüzde 11 oranında artması nedeniyle asgari ücretli 2 simitlik bir kayba uğramıştı. Yeni zam asgari ücretlinin elinden alınan 2 simitten birini yerine koymuştur. Günlük 1 TL’lik sembolik asgari ücret artışı, çalışanların yoksulluğa terk edilmesidir… |
| KRİZE KARŞI SOSYAL BİR PROGRAMIN GÜNCELLİĞİ |
9 Nisan 2009 tarihinde “Küresel Ekonomik Gelişmeler Karşısında Çalışma Hayatının Değerlendirilmesi” gündemi ile toplanan Üçlü Danışma Kurulu’na sunulan “Krize Karşı Sosyal Bir Programın Güncelliği” konusunda Konfederasyonumuz tarafından hazırlanan rapor ekte sunulmaktadır. |
| KRİZ PSİKOLOJİK DEĞİL, OLDUKÇA EKONOMİK VE GERÇEK! |
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Başbakan’ın krizle ilgili olarak “Türkiye’deki olay psikolojiktir” demesine karşı açılması:... Elimizde krizin tam ortasında olduğunu gösteren birçok rakam zaten var ama garip bir tesadüftür ki; Başbakan’ın bu beyanatı yaptığı gün, TÜİK “İmalat Sanayinde Çalışanlar Endeksi III. Dönem Sonuçları”nı açıkladı. Buna göre, 2008’in üçüncü çeyreğinde imalat sanayinde çalışanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.4 azalmıştır...
|
|
 |
|
ETKİNLİK TAKVİMİ |
|
Eylül 2010 |
|
Pt |
Sa |
Ça |
Pe |
Cu |
Ct |
Pz |
| | |
1
|
2
|
3
|
4
|
5
|
|
6
|
7
|
8
|
9
|
10
|
11
|
12
|
|
13
|
14
|
15
|
16
|
17
|
18
|
19
|
|
20
|
21
|
22
|
23
|
24
|
25
|
26
|
|
27
|
28
|
29
|
30
|
|
|
| |
|
|