|
|
|
 14. Genel Kurul’a tek yumruk, tek yürek giden DİSK, sınıf mücadelesini her alanda yükseltmeye kararlıdır!.. Konfederasyonumuzun 14. Genel Kurulu, 10 Şubat 2012 Cuma günü saat !0:00’da başlayarak 11-12 Şubat 2012 tarihlerinde, Mustafa Kemal Kültür Merkezi, Uğur Mumcu Caddesi No:8 Akatlar-Beşiktaş/İstanbul adresinde toplanacaktır. İlk toplantıda çoğunluk sağlanamaması halinde ikinci toplantı 17 Şubat 2012 tarihinde saat 10:00’da aynı yer ve gündemle çoğunluk aranmaksızın yapılacaktır... (Haber / Duyuru, 04.02.2012) |
|
|
 Türkiye demokrasi tarihi açısından karanlık bir dönemden geçiyoruz. 12 Eylül askeri darbesinin gölgesinde, konfederasyonumuz DİSK’e ve işçi sınıfının iradesine ket vurarak, işçileri örgütsüz bırakan, yalnızlığa ve çaresizliğe sürükleyen faşizan ruh kendisini bir kez daha ortaya koyuyor. Darbe günlerinde 12 Eylül’ün kudretli faşist generalleri ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu TİSK ile işbirliği yapan ve 12 Eylül cunta hükümetine genel sekreterini bakan veren TÜRK-İŞ konfederasyonu, bir kez daha kapalı kapılar ardında, işçi sınıfının örgütlenme özgürlüğünü pazarlık konusu yaparak bir ihanete daha imza atıyor... (Basın Açıklamaları, 03.02.2012) |
|
|
 Bilindiği gibi, Türkiye' deki toplu sözleşme düzeni ve sendikal özgürlükler alanını düzenleyen yeni bir yasanın 'toplu iş ilişkileri yasa tasarısı' adı altında bakanlar kurulunca TBMM' ye gönderildiği açıklandı. Çalışma Bakanı bu yasa tasarısının ülkemizdeki yasaklı ve baskıcı sendikal düzeni sona erdireceğini iddia etti. Bu anlamda Türkiye' nin toplumsal değişim ve demokrasi tarihi açısından, son derece önemli bir dönemeçte bulunuyoruz. Özgürlükçü ve değişimci görünen; ancak aslında 12 Eylül’ün, yani darbecilerin karanlığını bugün iyice perçinlemek isteyen bir anlayış, ne yazık ki sendikal haklar alanında Türkiye’yi bir kaosun eşiğine getirmiştir. (Basın Açıklamaları, 02.02.2012) |
|
|
 DİSK, 2821 ve 2822 sayılı sendikal yasaları değiştirmeyen hükümetin 3 yıldır açıklanmayan iş kolu istatistiklerini açıklamak istemesi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın üzerine basa basa eğer iş kolu istatistikleri açıklanırsa sadece 12 sendikanın toplu sözleşme yetkisi alabileceğini ve DİSK’e bağlı hiçbir sendikanın barajı aşamayacağı söylemesinden dolayı DİSK’in temsilcisi olduğu bölgelerde ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklamaları ve protesto eylemleri gerçekleştirdi.. (Haber / Duyuru, 01.02.2012) |
|
|
 AVNİ ERAKALIN’I UNUTMAYACAĞIZ! Türkiye işçi sınıfını mücadelesinin ve sosyalist hareketin önemli isimlerinden, sendikalaşmanın öncüleri arasında yer alan, İstanbul İşçi Sendikaları Birliği'nin ve Türkiye İşçi Partisi’nin kurucu başkanlığını yapan değerli insan Avni Erakalın’ı yitirdik. Unutmayacağız!.. Onu kaybetmenin acısını yaşıyor, ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve işçi sınıfına başsağlığı diliyoruz... (Haber / Duyuru, 26.01.2012) |
|
|
 Şubat’ta yapılacak 14.Genel Kurul hazırlıklarını ve güncel gelişmeleri değerlendirmek üzere toplanan DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu, aşağıda yer alan değerlendirme ve kararları kamuoyu ile paylaşma ihtiyacı duymuştur: Kapitalizmin, “küreselleşme” adıyla bütün dünya halklarına ve emekçilere dayattığı “Yeni Dünya Düzeni”, ardı ardına yaşanan ekonomik krizle birlikte sorgulanmaya başlandı. Kapitalizmin önemli merkezleri ABD ve Avrupa Birliği ülkelerini dalga dalga etkileyen kriz, kapitalizmin neoliberal ekonomik politikalarının sorgulanmasına yol açarken, aynı zamanda da “yeniden yapılanma” tartışmalarını da beraberinde getirmektedir. Krizin derinden etkilediği kimi AB ülkelerinde, hükümetler birer birer çekilip, yerini teknokrat hükümetlere bırakırken, krizin faturasını ödemek istemeyen emekçilerin yaygın grevleri, halkın kapitalizm karşıtı eylemleri kendini göstermektedir… (DİSK Etkinlikleri, 14.01.2012) |
|
|
 Daha önce genel merkez binası basılıp kimi yöneticileri gözaltına alınan kamu emekçilerinin etkin örgütü KESK, önümüzdeki günlerde 4688 sayılı yasaya karşı eylem kararı almışken, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaştı. 27 Aralık’ta “Anayasa Uzlaşma Komisyonu”nun ziyaret ettiği KESK Genel merkezi’ne bu sabah saatlarinde de İstanbul Özel Yetkili Savcılığı’nın talimatıyla, Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM ekipleri gelerek, genel merkez genelinde arama yapmak istedi. KESK yöneticileri bu karara itiraz ederek sadece gözaltına alınan KESK uzmanının çalışma odasında arama yapılabileceğini söylediler. Siyasi iktidarın bu saldırısı sadece KESK’e yönelik değil, bütün emek ve demokrasi güçlerine yöneliktir. (Basın Açıklamaları, 13.01.2012) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü DİSK-AR’ın, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstatistikleri üzerinden yaptığı hesaplamaya göre, eşi çalışmayan ve iki çocuklu bir asgari ücretli Ocak 2012 yılında elde edeceği geliri ile gıdaya ancak 8 lira 25 kuruş ayırabilecek. Buna göre asgari ücretlinin üç öğün için kişi başına ayırabildiği tutar 2,75 TL olurken, öğün başına bu tutar sadece 69 kuruş düzeyinde kalmakta. Raporda, en yoksul yüzde 20’lik kesimin yaşamını sürdürebilmek için gelirinin ancak yüzde 33,7’sini gıda harcamalarına ayırabildiğine dikkat çekilerek, yeni yılda yürürlüğe giren zamla eşi çalışmayan ve 2 çocuklu bir asgari ücretlinin, asgari geçim indirimli aylık 734 TL’lik gelirinden gıda için günlük ayırdığı 8,25 TL ile hem eşinin hem kendinin hem de çocuklarının karnını doyurmak zorunda olduğu ifade edildi... (DİSK-AR, 05.01.2012) |
|
|
 Araştırma Enstitümüz (DİSK-AR) Aralık ayı için açlık ve yoksulluk sınırın verilerini açıkladı. TÜİK Hanehalkı Harcama Kalıbı, TÜİK Madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan araştırmanın sonuçlarına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 1011, yoksulluk sınırı ise 3197 TL olarak gerçekleşti. Araştırmanın sonuçlarına göre sağlıklı beslenmek için yetişkin bir kadının yapması gereken günlük harcama tutarı 8,69 TL olurken, bu rakam yetişkin bir erkek için 8,95 TL, 15-19 Yaş erkek çocuk için 9,49 TL, 4-6 yaş bir kız çocuğu için 6,59 TL oldu. Buna göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için yapması gereken günlük gıda harcaması 33,71 TL. (DİSK-AR, 04.01.2012) |
|
|
 Bugün burada, hukuk sistemini ayaklar altına alarak, iftira atılarak, başta DİSK/Genel-İş Sendikamızın yönetici ve üyeleri olmak üzere, haksız yere cezaevinde tutulan arkadaşlarımıza, yalnız olmadıklarını, onları unutmadığımızı, haksızlıklara, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı yüreklerimizin yine yanyana attığı ve yeni yıl dileklerimizi iletmek için toplandık. Türkiye öyle bir ülke haline getirildi ki, her an, her saat gündem değişiyor. Acı ve yoksulluk soframızdan eksilmiyor. Bir yanda insanca yaşanabilecek ücret isteyen arkadaşlarımıza dayak atılırken, aynı anda diğer tarafta da anayasa konusunda görüşlerimiz alınıyor. Bir yanda İçişleri Bakanı sanatçıları, edebiyatçıları, aydınları da “terörist listesi”ne alırken, diğer tarafta da 35 köylü bombalarla katlediliyor... (DİSK Etkinlikleri, 30.12.2011) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü DİSK-AR olarak, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) Madde Fiyatları, TÜFE Endeksi ve Çalışma Bakanlığı verileri üzerinden yaptığımız hesaplamaya göre Asgari ücrete yapılan aylık 42,9 TL’lik, günlük 1,41 TL artışla, günlük yalnızca 100 gram beyaz peynir, 244 gram nohut ya da 123 gram zeytin alınabiliyor. Günlük artış ile alınabilecek dana eti miktarı ise 57,5 gram. 4 kişilik bir ailede öğün başına düşen miktarlar bu değerlerin 12’de 1’i. Söz konusu artışla alınabilecek pirinç miktarı 317 gram, bebek maması miktarı 26 gram, ekmek miktarı 624 gram, makarna miktarı 684 gramda kalıyor. (DİSK-AR, 30.12.2011) |
|
|
 Kürt sorununun demokratik çözüme kavuşturulması, çatışmaların ve şiddetin son bulması, yeni ölümlerin ve gözyaşlarının bu ülkeyi dönüşü zor bir ayrımcılığa sürükleyeceğini, ancak birarada eşit ve özgür bir yaşamın temellerinin atılmasıyla ülkemizin esenliğe kavuşacağını her fırsatta dile getiriyoruz. Fakat, yaşanılan gelişmeler çatıma ve şiddet ortamının gittikçe yayılması yönünde gelişmektedir. Bir yandan yeni anayasa tartışmalarını sürdürmeye çalışan hükümet, diğer taraftan da irrasyonel politikalarla birarada yaşama umudunu söndüren uygulamaları pervasızca sürdürmektedir… (Basın Açıklamaları, 29.12.2011) |
|
|
 24-27 Aralık 2011 tarihlerinde Suriye Sendikalar Konfederasyonu’nun (GFTU) davetlisi olarak Suriye’ye giden, DİSK Örgütlenme Daire Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve DİSK Eğitim Daire Başkanı Celalettin Aykanat’ın izlenimleri: GFTU değişik iş kollarından sendikaların üye olduğu, 1 milyon 250 bin üyesi olan bir işçi konfederasyonudur. GFTU ülke içerisinde toplumsal etkinliği olan önemli bir güç durumundadır. GFTU Genel Merkezi’nin bulunduğu Suriye’nin başkenti Şam’da sendika yöneticileri ve işçilerle birlikte olduk. Sabah, öğle, akşam ve gece günün değişik saatlerinde Şam’ın değişik merkezlerinde, Emeviler Camisi, Hamidiye Çarşısı, Abbasiler Meydanı’nda halkla, insanlarla buluştuk, toplantılara katıldık. Suriye’de son dönemde yaşananlarla ilgili sohbetlerimiz oldu. Siyonist İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’nden çekildiği bölgeye gittik. Siyonizm’in vahşetine tanık olduk. (Uluslar arası İlişkiler, 29.12.2011) |
|
|
 29 Aralık 2011 tarihinde TBMM Başkanı Cemil Çiçek başkanlığındaki Anayasa Uzlaşma Komisyonu DİSK’i, Ankara'da Genel-İş Sendikası Genel Merkezi'nde ziyaret etti. Görüşmenin ardından DİSK Yönetim Kurulu Anayasa tartışmalarına ilikin görüşlerini bildirerek Komisyon'a yeni bir anayasa konusunda dosya sundu... DİSK'in görüşleri şöyle: Olağanüstü, baskıcı otoriter bir dönemin ürünü olan 1982 Anayasası’nın değiştirilmesi ihtiyacı ve talebi, bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesinden hemen sonra dile getirilmeye başlamış olup, 1982 Anayasası yapılan onca değişikliğe rağmen, yapıldığı dönemin baskıcı, antidemokratik ruhu varlığını devam ettirmektedir. Bu nedenle, yeni bir anayasa sorunu, bugün ülkemizin en temel sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Yeni bir anayasanın içeriği, felsefesi kadar, yenilenmesinin yöntemi konusu da, toplumsal mutabakat gerektiren konulardan birisidir. Yöntem kadar diğer önemli bir konu da, özgürlükçü ve demokratik bir anayasa değişikliği için genel toplumsal ve siyasal iklimin de uygun hale getirilmesi gereğidir... (Haber / Duyuru, 29.12.2011) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) tarafından kamuoyuyla paylaşılan 'Asgari Ücret ve Ekonomik Büyüme' raporuna göre Türkiye ekonomisi son 33 yılda yüzde 350 büyürken, reel asgari ücretteki artış oranı sadece yüzde 6'da kaldı. Mevcut asgari ücret Yunanistan'dakinin sadece yüzde 40'ı kadar oldu. DİSKAR "Asgari ücret ve ekonomik büyüme" raporunda, verimlilik ve ekonomik büyümenin asgari ücrete yansımadığı belirtilerek, 1978'den bu yana ekonominin sabit fiyatlarla 3,5 kat, dolar bazında yaklaşık 5 kat büyümesine rağmen, gerçek asgari ücretin yerinde saydığı ifade edildi. Asgari ücretin gelişme seyrinin, ekonomik büyüme ile paralel gitmesi halinde 34 yılda net 1973 TL'ye ulaşması gerektiğinin vurgulandığı raporda, asgari ücretin mevcut haliyle Yunanistan'daki rakamın yüzde 40’ı düzeyinde kaldığına dikkat çekildi... (DİSK-AR, 26.12.2011) |
|
|
 Sendikamız Dev Maden-Sen’in 0cak-Aralık 2011 tarihleri arasında yaptığı araştırma sonucu madencilik sektöründe meydana gelen kaza sayısı 111, ölümlü kaza 75, kazalarda ölen 87 ve yaralananların sayısı ise 247 oldu. Böylece son 5 yılda toplam 400 madenci madenlerde yaşamını yitirdi. Son 5 yılda ortaya çıkan tablo ürkütücüdür. Madencilik sektöründe taşeronlaşma ve güvencesiz çalışma koşulları mesleki eğitim ve birikimi yok etmiş, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini de nerdeyse tamamen ortadan kaldırmıştır. Yıllardır bu konularda çalışma yapan, sorunlara dikkat çeken sendikalar, meslek odaları ve birliklerinin uyarılarını dikkate almayan anlayışların iş sağlığı ve güvenliği alanında ciddi adımlar atabilmesi mümkün müdür? Kanla, ölümle, hastalıklarla, sakat kalmalarla yapılan üretimin kalkınmayla, gelişmeyle ne ilgisi bulunmaktadır? (Basın Açıklamaları, 23.12.2011) |
|
|
 Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), uluslararası metal, kimya, gıda, hizmet, tekstil, inşaat ve gazetecilik sendikalarının bulunduğu 13 sendikanın genel sekreteri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ortak bir mektup yazdı. Küresel çapta yüzlerce milyon çalışanı temsil eden 13 örgüt, Sendikalar Yasası’nda yapılması planlanan değişikliklere ilişkin kaygılarını bildirdi. Dünya çapında örgütlenen, yüz milyonlarca işçiyi temsil eden 13 küresel sendika ve konfederasyon, Başbakan Erdoğan’a hitaben ortak yazdıkları bir mektupta, yeni Sendikalar Yasası tasarısına ilişkin görüşlerini açıklayarak, yasaya yeni giren ve korunan bazı maddelerle ilgili endişelerini paylaştılar. Başbakan Erdoğan’a 7 Aralık’ta gönderilen mektupta, hükümetin işçi sendikaları ve işverenlerle sendikal yasalarda yapılması düşünülen değişikliklerle ilgili görüşmeleri yakından izlendiği belirtilerek şöyle denildi: (Uluslar arası İlişkiler, 22.12.2011) |
|
|
 İlkeleri ve düşünceleriyle sendika hareketine rehberlik eden; işçi sınıfı mücadelesinin unutulmaz ismi DİSK Eski Genel Başkanı Abdullah Baştürk, ölümünün 20. yılında Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında düzenlenen törenle anıldı. Açış konuşmasını yapan DİSK Genel Başkan Yardımcısı İsmail Yurtseven, anmaya katılanları demokrasi ve sınıf mücadelesinde şehit düşenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. Saygı duruşundan sonra, Abdullah Baştürk’ün anısının ve mücadele geleneğinin işçi sınıfının bugünkü mücadelesinde sürdüğünü, AKP’nin emek düşmanı politikaları karşısında DİSK’in ve Genel-İş Sendikası’nın daha da büyütülmesi gerektiğini söyleyen Yurtseven sözü Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Erol Ekici’ye bıraktı... (Haber / Duyuru, 21.12.2011) |
|
|
 Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel, 21 Aralık 2011 Çarşamba günü DİSK Genel Merkezi'ni ziyaret ederek TEKEL işçilerinin direnişine verdiği desteklerden dolayı DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün'e heykel ve teşekkür belgesi takdim etti. Sınıf dayanışmasını temsil eden sırt sırta vermiş kadın ve erkek işçi figüründen oluşan heykeli takdim eden Mustafa Türkel sınıf dayanışmasının artarak büyümesini diledi. Görgün ise pek çok davadan yargılandıklarını, ancak, Türk-İş yöneticilerinin bile yargılanmadığı bir davada TEKEL işçileriyle birlikte yargılanmanın DİSK’liler için ayrı bir onur kaynağı olduğunu ifade etti... (Haber / Duyuru, 21.12.2011) |
|
|
 DİSK, son yaşanan tutuklamalar ve hak gasplarına karşı "YILMAYACAĞIZ, TESLİM OLMAYACAĞIZ, DİRENECEĞİZ!" başlığıyla yürüttüğü eylemlerden birini İstanbul Bölge Müdürlüğü önünde gerçekleştirdi. DİSK’liler, AKP'nin emek düşmanı politikalarına boyun eğmeme çağrısında bulundular. KESK’e bağlı birçok sendika yöneticisinin tutuklanmasına, kıdem tazminatının gasp edilmesine, Özel İstihdam Büroları girişimlerine, işsizlik ödeneğinin düşürülmesine, asgari ücret belirlenimi ile güvencesiz iş koşullarının meşrulaşmasına yönelik DİSK, “Yılmayacağız, teslim olmayacağız, direneceğiz!” başlıklı kampanya yürütüyor. Bir ayı aşkın süredir birçok ilde gerçekleştirilen basın açıklamaları ve girişimlerle süren kampanyanın bir ayağı İstanbul Bölge Müdürlüğü önünde gerçekleştirildi. (DİSK Etkinlikleri, 15.12.2011) |
|
|
 Araştırma Enstitümüz (DİSK-AR) Kasım ayı için açlık ve yoksulluk sınırın (yeni seri) verilerini açıkladı. TÜİK Hanehalkı Harcama Kalıbı, TÜİK Madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan araştırmanın sonuçlarına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 992, yoksulluk sınırı ise 3136 TL olarak gerçekleşti… (DİSK-AR, 07.12.2011) |
|
|
 DİSK Örgütlenme Daire Başkanımız Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve Nakliyat-İş Sendikası yöneticilerinden oluşan heyet, dayanışma ve toplanılan yardımları ulaştırmak için gittikleri Van’dan döndü. Heyetimizin Van dönüşü raporunu kamuoyuyla paylaşıyoruz: “HAYALET ŞEHİR”DE YAŞAMAK ZORUNDA KALAN VAN HALKI DAYANIŞMA BEKLİYOR! 23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen Van-Erciş depremi ve sonrasında değişik şiddetteki artçı depremler bir felakete dönüşmüş durumdadır. Artçı depremlerin irili-ufaklı binlerce olduğu belirtilmektedir. 7.2’lik deprem sonrası artçı olduğu belirtilen depremler Van halkında tam bir psikolojik travma yaratmıştır… (Haber / Duyuru, 05.12.2011) |
|
|
 DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, AKP’nin muhalefete yönelik baskı ve yıldırma politikalarına karşı başta Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere yurdun birçok bölgesinde sokak eylemleri düzenledi. Kitlesel katılımların yoğun olduğu dikkat çekerken, Ankara’da da Kolej kavşağında toplanan “Emek ve Demokrasi Güçleri” Sakarya Meydanı'na kadar yürüdü. Burada grup adına basın açıklamasını okuyan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, AKP’nin muhalif olan herkesi hedef aldığını öne sürerek, “Türkiye'nin açık cezaevine dönüştüğünü” savundu. Görgün, “AKP hükümetini eleştiren ve politikalarına karşı çıkan herkes tutuklanma korkusu yaşıyor” dedi. (Haber / Duyuru, 04.12.2011) |
|
|
 DİSK, KESK, TTB VE TMMOB’un yaklaşık bir yıl önce, “2011 İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kongresi”, düzenleme kararı aldı. Hem merkezi hem de yerel düzeyde, 8 bölgeden Kongre düzenleyicisi örgütlerin yönetici ve kadrolarının işçi sağlığı ve güvenliği alanına dair, “ortak dil oluşturma, bilgi paylaşımı ve Kongre hazırlık süreciyle sonrasına ilişkin görüş alışverişinde bulunmak” amacıyla Eylül ayında “Örgüt Okulu” toplantıları yapıldı... (Haber / Duyuru, 03.12.2011) |
|
|
 2012 yılı için asgari ücretin tespitine yönelik çalışmalar başladı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu adı verilen yapı, işçi sınıfının örgütlü kesimlerini bile kapsamaktan uzaktır. İşveren, hükümet ve TÜRK-İŞ temsilcilerinin eşit oranda temsiline dayanan komisyon bir kez daha Türkiye’de insanların boğazından geçecek olan lokmaların sayısını belirlemeye çalışacaktır. İşçi sınıfının önemli kısmının örgütsüz olduğu, örgütlü olanların grev yasakları, uzun toplu sözleşme ve yargı süreçleri nedeniyle sendikal haklarını yeterince kullanamadıkları, 12 Eylül yasalarının gölgesinde gerçekleştirilen bu toplantılardan emekçiler lehine bir sonuç beklemek ne yazık ki mümkün görünmemektedir... (Basın Açıklamaları, 02.12.2011) |
|
|
 DİSK, İzmir’de “YILMAYACAĞIZ–TESLİM OLMAYACAĞIZ–DİRENECEĞİZ!” kampanyası çerçevesinde ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik düzenlenen operasyon sonrası tutuklanan sendikacılara destek olmak amacıyla bir yüşüyüş düzenledi. Basmane Meydanı'nda bu amaçla toplanan kitle, sloganlar eşliğinde Konak Meydanı'nda bulunan Büyükşehir Belediye Başkanlığı binasına kadar yürüdü. Sık sık AKP aleyhine slogan atan gruba seslenen DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, tutuklu sendikacıları hatırlatarak, "Bugün aramızda bazı arkadaşlarımız eksik. AKP hükümetinin emek düşmanı politikalarına karşı yılmadan mücadele eden bazı arkadaşlarımız bugün aramızda yok. Mücadele edeceğiz, yılmayacağız." diye konuştu… (Haber / Duyuru, 30.11.2011) |
|
|
 28 Kasım Pazartesi günü, son zamanlarda sıklıkla ifade ettiğimiz ve giderek artmaya devam eden baskı ve korku imparatorluğu uygulamalarının bir örneği daha İzmir‘de hayata geçirilmiştir. İzmir‘de KCK ile ilişkilendirilerek KESK üyelerine yönelik olarak gerçekleştirilen operasyonlar sonrası açılan davada, aralarında KESK Genel Başkanı Lami Özgen‘in de bulunduğu 25 KESK üyesine 6‘şar yıl 3‘er ay hapis cezası verilmiştir... (Basın Açıklamaları, 29.11.2011) |
|
|
 Türkiye’de işçilerin, emekçilerin üzerinden bir oyun oynanıyor. Bu oyunun adı asgari ücret oyunudur. Hükümet ve işveren çevrelerinin oyuncağı haline gelen asgari ücret komisyonu, sigorta kapsamındaki işçilerin yüzde 44’ünü doğrudan, tümünü dolaylı olarak ilgilendiren asgari ücreti belirlemek için, daha önceden belirlenmiş oranları tartışmak için bir araya geliyor. Açlık sınırının bile altında belirlenen asgari ücret ile işçilerden yaşamaları bekleniyor. DİSK-AR tarafından yapılan son hesaplamalara göre açlık sınırı 960 TL’ye ulaştı. Yoksulluk sınırı 3 bin TL’nin üzerinde. Bu koşullar altında, asgari geçim indirimi hariç 599 TL ile insanlardan yaşamaları isteniyor. Bu nasıl bir vicdandır ki, 2011 yılının ocak ayında 20 TL’lik artış hedefi ile insanlarla dalga geçiliyor... (Haber / Duyuru, 16.11.2011) |
|
|
 • KIDEM TAZMİNATI konusunda yapılmak istenen değişikliklere karşı,
• TORBA YASA’NIN yarattığı işçi sürgünlerine karşı,
• “ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI” kandırmalarına karşı,
• İŞSİZLİK ÖDENEĞİNİN DÜŞÜRÜLMESİNE KARŞI,
• ZAMLARA karşı “YILMAYACAĞIZ–TESLİM OLMAYACAĞIZ–DİRENECEĞİZ” adı altında bir kampanya başlatılmasını kararlaştırmıştır. Bu kampanya içersinde ülke çapında kitlesel basın açıklamaları ve toplantılar gerçekleştirilecektir. DİSK Yönetim Kurulu tarafından ilk kitlesel toplantı 17 Kasım 2011 Perşembe günü saat 16:30’da Kocaeli’nde yapılacaktır... (DİSK Etkinlikleri, 14.11.2011) |
|
|
 DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, IG METALL Sendikası tarafından Almanya’nın Köln kentinde “Türkiye’den Almanya’ya İşçi Göçünün 50 Yılı” nedeniyle 13 Kasım 2011 tarihinde düzenlenen etkinliğe katıldı. Etkinlikte Nordrhein-Westfalen Eyaleti Çalışma ve Entegrasyon Bakanı Guntram Schneider, Köln Belediye Başkanı Elfi Scho-Antwerpes ve IG METAL Köln Leverkusen Bölge Başkanı Dr. Witich Roßmann birlikte konuşma yapan Görgün daha sonra bölgede görevli Türkiye kökenli işyeri temsilcileri ve sendika yöneticileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. Yaklaşık 300 sendika temsilcisinin katıldığı etkinlikte Türkiyeli işçilerin Almanya’daki sorunları, sendikal faaliyetleri ve Türkiye’nin güncel durumu gibi konular değerlendirildi… (Haber / Duyuru, 13.11.2011) |
|
|
 Vicdanın ve adalet duygusunun köreltilmesinin bizzat yöneticiler tarafından kışkırtıldığı bir ülkede yaşadığımız hayal kırıklıkları artık yerini “hayat kırıklıkları”na bıraktı. 600 yurttaşımızı yitirdiğimiz 7.2’lik depremin ardından Van’da meydana gelen 5.6’lık ikinci bir depremde şu ana kadar 12 yurttaşımız yaşamını kaybetti. Van depremi için yardıma gelen ve kendi ülkesinde 8 şiddetindeki depremlerde dahi can kaybı yaşanmayan Japon doktor Atsushi Miyazaki’yi 5.6’yla “öldürmeyi başaran” bir ülke olma ünvanını kazandık. Yetmedi!. Doğal afetlere, iş kazalarına “hükmedemeyenler”, yurttaşlarını susturma konusunda “hüküm-et” olduklarını kanıtlamaktan geri kalmadıklarını bir kez daha gösterdiler… (Basın Açıklamaları, 11.11.2011) |
|
|
 İŞKUR’un açıklanan 2011-2015 Stratejik Planı’na göre, işsiz kalanlara verilen işsizlik ödeneğinin ortalama 5 aya düşürülmesinin hedeflediği görülmüştür. İşsizlik Sigortası Fonu, çalışırken işsiz kalmış insanların yoksullaşmalarının önüne bir nebze de olsa geçmeyi sağlamaya çalışmak üzere oluşturulmuştur. Fakat İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanma koşulları oldukça ağırdır. Bu koşulları yerine getirebilmek için çalışanların uygun, düzenli ve kayıtlı işlerde çalışmaları gerekmektedir. Ama gelinen aşamada fonun kendi amacı doğrultusunda kullanılması bir yana, daha fazla sermaye çevrelerine kaynak aktarmaya dönük bir plan yapıldığı görülmektedir… (Basın Açıklamaları, 09.11.2011) |
|
|
 DİSK Yönetim Kurulu, Türkiye’deki son gündem konularını değerlendirmek üzere 3 Kasım’da DİSK Genel Merkezi’nde toplandı. Ekonomik yapılanış, demokratik hak ve özgürlükler konusunda ülkemizdeki gelişmelerin endişe verici boyutlara ulaştığı görüşüne sahip olan DİSK Yönetim Kurulu, değerlendirme ve kaygılarını şöyle sıraladı: AKP siyasetinde bugün çok daha bariz olarak ortaya çıkan değişim/keskinleşme sinyalleri esas olarak 12 Haziran 2011 seçimlerinde ortaya çıkmış ve DİSK bu kaygısını kamuoyuyla her fırsatta paylaşmıştır... (Basın Açıklamaları, 04.11.2011) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü DİSK-AR tarafından, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) Madde Fiyatları Eylül 2011 verileri üzerinden yapılan araştırmaya göre 2012 yılı hükümet programında yer alan ik altı ay için % 3’lük zam oranı uygulanırsa Asgari ücret aylık 19,77 TL, günlük 66 kuruş artacak. Geçtiğimiz yıl söz konusu artış aylık 25,6 TL idi. Asgari ücretliye hükümetin ön gördüğü artışla, günlük 1 somun ekmek, 50 gram beyaz peynir, 2 yumurta, 24 gram koyun etinden yalnızca biri alınabiliyor. Zam ile 1 paket makarna bile alınamıyor. Aylık zam ise 1 kilo koyun eti fiyatına bile denk gelmiyor… (DİSK-AR, 31.10.2011) |
|
|
 Deprem kuşağında yer alan Türkiye’de deprem öncesi önlemler almak yerine hala deprem sonrasının tartışılıyor olması, onca acı ve yıkımlara karşın kayda değer hiçbir önlemin alınmaması, deprem sonrası çalışmaların büyük bir amatörlükle ilerlemesi, yurttaşların doğanın gücü karşısında aciz bırakılması affedilir değildir. Kendisi gerek doğal afetler ve gerekse şehircilik ve yapılaşmanın insan hayatındaki önemi konusunda bilinçli olmayan bir devlet yurttaşlarını bu konuda nasıl bilinçlendirebilir? Durumun vahameti bir kez daha büyük bir acıyla ortada durmaktadır. Tehlike geçmiş değildir ve ülkemizin büyük bir bölümünde milyonlarca insan risk altında yaşamaya devam etmektedir… (Basın Açıklamaları, 24.10.2011) |
|
|
 Dün geceden beri devam eden çatışmalarda 24 askerin yaşamını kaybettiği ve ölümlerin artabileceği haberleri bir kez daha yüreğimizi büyük bir acıyla sarsıyor. Tarifsiz bir üzüntüyle acı içindeyiz. Gencecik insanlar bir kez daha yaşamlarının baharında toprağa düştü. Ailelerinin yürek yakan acısını anlamaya ve anlatmaya çalışmak mümkün değil. Toplumda barış çağrıları arttıkça, Kürt sorununun demokratik çözümünden yana acil adımlar atılması gerektiği söylendikçe, buna ters orantılı olarak, özel birliklerin sayısının artırılması, operasyonların büyütülmesi, seçilmişlerin yaygın şekilde gözaltına alınması, çatışmaların daha yüksek ölümlere yol açacak biçimde yayılması gibi, çatışma konsepti gittikçe geliştiriliyor… (Basın Açıklamaları, 19.10.2011) |
|
|
 Konfederasyonumuz, sendikal hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için katıldığı bu zeminde, “değişiklik” adı altında yeni bir hukuksuzluğun dayatıldığı bir sürecin parçası olmayacaktır. ILO sözleşmelerine, Avrupa Sosyal Şartı’na ve ülkemiz sendikal hareketinin ihtiyaçlarına uymayan Sendikalar Yasa Tasarısı hükümleriyle Toplu İş Sözleşmesi Yasa Tasarısı’nı kesinlikle yetersiz görmekteyiz. Bu şartlarda 19 Ekim 2011 günü yapılması planlanan üçlü Danışma Kuruluna katılmamızın da bir yararı kalmamıştır... (Basın Açıklamaları, 17.10.2011) |
|
|
 61. Hükümet giderek kötüleşen ekonominin faturasını zamlar ve vergi artışları ile yine halka kesmektedir. Büyüme rakamlarına bakıldığında Dünya’da ekonomik krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alan Türkiye, kriz sonrasında hızlı bir artış gösteren büyüme oranlarının gölgesinde giderek artan cari açığı karşılama sorunu ile yüz yüzedir. Bununla birlikte kriz sonrası yaşanan kontrolsüz büyümenin ortaya çıkarttığı olumsuz fatura yine halkın üzerine yıkmaya çalışılmaktadır… (Basın Açıklamaları, 15.10.2011) |
|
|
 TTB, TMMOB, KESK ve DİSK’in ortaklaşa örgütlediği “İnsanca yaşam için demokratik ve özgür bir Türkiye” mitinginde 40-50 bin kişi Ankara Sıhhiye Meydanı’nda buluştu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen on binlerce kişi, Ankara Garı önünde toplanarak Sıhhiye Meydanı’na yürüdü. Mitinge, füze kalkanına karşı mücadele eden Kürecik halkı, Fındıklı ve Gerze’de HES’e karşı mücadele eden köylüler, AKP’nin adeta hedefi haline gelen Hopa halkı, çevrenin talanına karşı mücadele eden platformların da aralarında olduğu çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütleri, dernekler, “Sendikal Güç Birliğini” oluşturan sendikalar, siyasi dergi ve gençlik çevreleri katıldı… (DİSK Etkinlikleri, 11.10.2011) |
|
|
 TÜRKİYE SON 4 YILDA EKONOMİK BÜYÜME AÇISINDAN DÜNYADA 122. SIRADA YER ALDI. 2009 YILINDA KRİZDEN EN ÇOK ETKİLENEN 31. ÜLKE OLDU... Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), Türkiye’nin “Ekonomik Büyüme” raporunu açıkladı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Uluslararası Para Fonu (IMF) Ekonomik Görünüm Nisan 2011 Veritabanı; Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Beklenti Anketi ve Hazine Müsteşarlığı’nın verileri üzerinden yapılan hesaplamaya göre 2011 yılının ilk yarısında kayda değer bir büyüme göstererek, dünya ekonomisinde en hızlı büyüyen ülkeler arasında ilk sıralarda yer alan Türkiye’nin krizin etkisinin en yoğun olarak hissedildiği 2007-2010 yıllarını kapsayan 4 yıllık süreçte, 184 ülke arasında ortalama 2,2’lik büyüme hızı ile 122. sırada yer aldığı belirlendi... (DİSK-AR, 26.09.2011) |
|
|
 Seçimden çoğunluk partisi olarak çıkan AKP hükümeti, ekonomik büyüme, istihdam ve işşizlikle ilgili yeni stratejisini hazırlayarak çalışanlara dönük çok kapsamlı bir saldırıya hazırlanıyor. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın bir gazeteye verdiği mülakatta Kıdem Tazminatının kaldırılacağı ve Kişisel Tazminat hesabının getirileceği; Hükümetin önümüzdeki dönemde kurulacak yeni sistemin ana hatlarını netleştirdiğini ve dünyada da Avusturya Modeli olarak bilinen sistemin tercih edildiğini ifade etmiştir. Ayrıca çalışanların %7’sinin Kıdem Tazminatını alabildiğini söyleyen Bakan bu konuda da gerçekleri ifade etmemektedir. Kıdem Tazminatı işten çıkarılma sonucu ortaya çıkan bir haktır. Böyle bir durumda, kayıtlı ekonomide %90 kıdem tazminatları bir şekilde tahsil edilmektedir. Sadece %10 iflas, konkordato gibi durumlara sorun ortaya çıkmaktadır. Burdaki hak kayıplarını giderecek etkin önlemler alınmalıdır. Ayrıca kayıtdışı ekonomi üzerine kararlı politikalarla gidildiğinde Bakanın ifade etmeye çalıştığı gerçek de ortadan kalkacaktır… (Basın Açıklamaları, 16.09.2011) |
|
|
 12 Eylül askeri faşist darbesinin üzerinden 31 yıl geçti. Fakat 12 Eylül hukuku hâlâ geçerlidir, hâlâ güncelliğini korumaktadır, 12 Eylül Anayasası temel hükümleriyle hâlâ yürürlüktedir. 12 Eylül yöneticileri tarafından çıkarılan yasalar ve kurumlar da bugün yürürlüktedir. Bizzat darbeciler tarafından hazırlanan çalışma yasalarının 31 yıldır geçerliliğini koruyor. 12 Eylül’ün siyasi, sosyal ve ideolojik sonuçları da hâlâ geçerlidir. Bugün insan haklarından, Kürt sorununa, sendikal hakların ayaklar altına alınmasından adalet mekanizmasına, basın yayın araçlarındaki sansürden üniversite özerkliğinin yok edilmesine, şovenizmin yaygınlaşmasından militarizm övgüsüne… ve krizi hızlandıran ekonomik politikalara kadar hayatımızı karartan bütün uygulamaların kökeninde 12 Eylül’de çizilen toplumu yeniden biçimlendirme projesi vardır. Bu projenin sonuçları kendisini bugün her alanda yozlaşma, çürüme, çözümsüzlük olarak göstermektedir... (Basın Açıklamaları, 11.09.2011) |
|
|
 Konfederasyonumuzun kurucusu ve ilk Genel Başkanı, T. Maden-İş Genel Başkanı, Türkiye işçi sınıfının unutulmaz önderlerinden Kemal TÜRKLER, Konfederasyonumuzun eski Genel Başkanı ve Sosyal İş Genel Başkanı Özcan Kesgeç, Konfederasyonumuzun eski Genel Başkan Vekili ve Genel-İş Sendikamızın Genel Başkanı İsmail Hakkı ÖNAL, Konfederasyonumuz üyesi İlerici Deri-İş sendikası Genel Başkanı Kenan BUDAK, Konfederasyonumuzun Genel Başkan Yardımcısı ve Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut SEREN ve DİSK Eski Genel Başkanı Kemal NEBİOĞLU mezarları başında anıldı... (Haber / Duyuru, 02.08.2011) |
|
|
 ILO’nun bu sene düzenlediği 100. Uluslararası Çalışma Konferans’ta “Ev İşçilerine İnsanca İş” başlıklı bir sözleşme 16 Haziran 2011 tarihinde genel kurulda üye devletlerin onayına sunularak kabul edildi. Konferansın başından beri madde madde hem işçi, hem işveren hem de hükümetlerce tartışılan sözleşme taslağının son hali 16 “hayır” ve 63 çekimser oya karşılık 396 delegenin “evet” oylarıyla kabul edildi. Sözleşmenin tamamlayıcısı olan Tavsiye Karası ise 8 “hayır” ve 42 “ çekimser” oya karşılık 434 “evet oyuyla” kabul edildi. (Uluslar arası İlişkiler, 20.06.2011) |
|
|

15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 41. yıldönümünde, “SENDİKAL HAKLARIMIZ HEMEN ŞİMDİ!” kampanyası çerçevesinde 2821-2822 sayılı yasaların demokratikleştirilmesi talebiyle 15 Haziran 2011 Çarşamba günü ülke çapında Bölge Çalışma Müdürlükleri önünde saat 12:00-13:00 arasında etkinlikler yapıldı. DİSK’liler İstanbul’da saat 11:30’da Genel-İş Aksaray İstanbul Bölge Şubesi’nde toplanarak, sloganlarla Unkapanı Bölge Çalışma Müdürlüğü önüne gelindi. Burada bir konumsa yapan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, “Türkiye işçi sınıfının sendikal hak ve özgürlükleri için tarihe yazdığı 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 41. yılındayız. 41 yıl önce bugün büyük bir kararlılıkla sahip çıkılan haklarımız, ne yazık ki, 12 Eylül askeri cuntasının karanlığında gasp edilerek elimizden alındı. 1970 yılında direnişlerle geri püskürtülen 274-275 sayılı yasalardaki değişiklikler, 12 Eylül’cüler tarafından 2821 ve 2822 sayılı yasalara büründürülerek hak ve özgürlüklerimiz kısıtlandı…” dedi… (Haber / Duyuru, 15.06.2011) |
|
|
 Cenevre’de devam eden ILO Konferansı’nda, ‘Uluslararası Standartların Uygulanması Komitesi’ Türkiye’nin sendikal hak ihlalleri ve uluslararası sözleşmelere uyumsuzluk konusunda en kötü 25 ülke arasında olduğuna karar verdi. Türkiye’nin 9 veya 10 Haziran’da Aplikasyon Komitesi gündeminde görüşülmesi bekleniyor. Türkiye’nin yani sıra Malezya, Zimbavve, Nijerya, Kamboçya, Özbekistan, Kongo, Burma, Fiji, Pakistan, Sırbistan, Sri Lanka ve Swaziland gibi ülkeler Aplikasyon Komitesi gündeminde görüşülecek. Türkiye yıllardır çeşitli uyarı ve önerilere rağmen, imzalamış olduğu ILO sözleşmelerine uygun bir sendika yasasını yürürlüğe koymadı… (Uluslar arası İlişkiler, 06.06.2011) |
|
|
 100. Uluslararası Çalışma Konferansı “İnsanca Bir İş İçin Geleceği İnşa Etmek” başlığıyla İsviçre’nin Cenevre kentinde başladı. ILO Konferansı, 163 ülkeden sosyal tarafları bir araya getiriyor. Hükümetleri temsilen 325, işveren örgütlerini temsilen 159 ve işçi sendikalarını temsilen 160 delegenin katıldığı konferans 17 Haziran 2011 tarihine kadar devam edecek. Türkiye hükümet delegasyonu içinde hükümetten 14, TİSK’ten 9 ve sendikalardan (Türk-İş, Hak-İş ve Kamu-Sen) 7 kayıtlı temsilci bulunuyor. DİSK ve KESK ise üyesi oldukları Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) heyeti içinde konferansa katılıyor… (Uluslar arası İlişkiler, 02.06.2011) |
|
|
 Biz dört emek ve meslek örgütü olarak, başta 4-C olmak üzere güvencesiz, kuralsız, esnek tüm istihdam uygulamalarından vaz geçilmesi; iş güvencesinin sağlanması; ‘kiralık işçilik’ düzenlemesinin gündemden çıkarılması; çalışma hayatını düzenleyen yasaların başta ILO olmak üzere uluslararası normlarına uyarlanması; çalışanların örgütlenmesi önündeki engellerin kaldırılması; kamu çalışanlarına grevli, toplu iş sözleşmeli sendika hakkının güvence altına alınması için TEKEL işçilerinin başlattığı “genel eylem”e bütün gücümüzle destek vererek, sınıf dayanışmamızı kararlı bir şekilde gösterdik… AKP iktidarının, karda kışta mücadele eden işçilere karşı, tazyikli su, gaz bombalarıyla ve polis şiddeti ile giriştiği acımasız saldırılara karşı TEKEL işçileri ile birlikte direndik… (Basın Açıklamaları, 01.06.2011) |
|
|
 Başbakan Tayyip Erdoğan’ın miting yapacağı Hopa Meydanı’nda AKP Hükümeti’nin politikalarını demokratik haklarını kullanarak protesto etmek üzere yüzlerce Hopalı bir araya geldi. Çay üreticileri, sorunlarını dinlemeyen Başbakan’ı Hopa’da istemediklerini söylediler ve çay fiyatlarının bir an önce açıklanmasını talep ettiler. Aynı zamanda HES’lere tepki gösteren Hopalılar, "Çayımıza, fındığımıza, derelerimize, suyumuza sahip çıkacağız" dediler. Fakat, “ileri demokrasi” edebiyatına sarılanlar bulundukları alanda farklı bir sese tahammül göstermeyerek, demokratik haklarını kullanan Hopalıların dağıtılmasını buyurdular. Cop, kalkan, panzer, gaz bombaları eşliğinde alışık oldukları “orantısızlığı” bir kez daha sergileyerek ilçeyi savaş alanına çevirdiler. Emekli öğretmen Metin Lokumcu, atılan gaz bombaları sonucunda hayatını kaybetti… (Basın Açıklamaları, 31.05.2011) |
|
|
 Doğudan batıya, güneyden kuzeye bütün ülkede, daha önce hiç kutlanmayan veya uzun yıllardır ilk kez kutlaması yapılan il ve ilçeler de dahil olmak üzere “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” 1 Mayıs, adına ve içeriğine uygun bir şekilde, görkemli ve coşkuyla kutlandı. 1 Mayıs 2011 kutlamalarına bu yıl da katılımcıların “renkliliği” hakim oldu. İşçilerden emekçilere, yoksullardan ötekileştirilenlere, kadınlardan gençlere, futbol taraftarlarından YGS öfkesi taşıyan öğrencilere, emeklilerden ataması yapılmayan öğretmenlere, dışlananlardan kimlikleri yok sayılanlara, fotoğraf kulüplerinden hayvan hakları savunucularına, toplum prizmasının altlarında yer alan en geniş kesimleri kendisini 1 Mayıs alanında ifade etti. Bu kesimler için 1 Mayıs ortak bir kürsü olarak görüldü ve alanda kendi renkleri ve talepleriyle yerlerini aldılar… (Haber / Duyuru, 03.05.2011) |
|
|
 Yaşanılan bu deneyimleri bir yönüyle de olsa aktarmamak, hayatını demokrasi ve özgürlük mücadelesine adayan ve bugün yanımızda olmayan canlarımıza, yoldaşlarımıza ve kardeşlerimize yapabileceğimiz büyük bir haksızlık olacaktı. Elinizdeki bu kitap özellikle 2004-2010 yılları arasındaki 1 Mayıs’ların sendikal mücadele boyutunu kapsıyor. Fakat, Türkiye’de 1 Mayıs’ları bütün boyutuyla ele almak, ekonomik, politik ve ideolojik koşullarını analiz etmek, değerlendirmek, tarihini yazmaya çalışmanın kapsamlı ve ayrı bir çabayı gerektirdiğinin de son derece farkındayız. Ve bu çalışmayı yapmak, hak ve özgürlükler mücadelesinde zorunlu bir görev olarak karşımızda duruyor… (Haber / Duyuru, 28.04.2011) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü, Ocak 2011 dönemi için 17 Nisan 2011 tarihli istihdam raporunu açıkladı. Raporun sonuçlarına göre işsizlerin yüzde 33,6’sını oluşturan ve geçici bir işte çalıştığı için işsiz kalanlar için işsizlik oranı yüzde 44’ü buldu. Raporda bu verilere göre güvencesiz ve kuralsız çalışmanın işsiz kalmanın bir diğer adı olduğuna dikkat çekildi. Resmi işsiz sayısının, içinde Karabük, Artvin, Erzincan, Kırşehir, Sinop’un da bulunduğu 17 kentin nüfusunun toplamına eşit olduğu, umudu kesikler dahil edildiğinde bu sayının 25 ile çıktığının ifade edildiği raporda, umutsuz işsizlerle işsiz sayısının, Kayseri Manisa, Hatay, Samsun gibi büyükşehirlerin nüfusunun toplamına ulaştığı belirlendi. Başkent Ankara da 4 milyon 772 bin nüfusu ile geniş tanımlı işsiz nüfusunun 426 bin gerisinde kalıyor… (DİSK-AR, 18.04.2011) |
|
|
 DİSK Örgütlenme Daire Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu’nun, Mas-Daf’ta yaşanan hak ihlallerine ilişkin basın açıklaması: Konfederasyonumuz üyesi Birleşik Metal-İş Sendikamızın örgütlendiği Düzce’de kurulu MAS-DAF Makine Sanayi AŞ. işyerinde sendikal hak ve özgürlükler ayaklar altına alınmaktadır.İşyerinde işçilerin örgütlülüğünü kırmak için dışarıdan getirilen kişilere provokasyon yaptırılmaya çalışılmıştır. Bununla yetinmeyen işveren 4 Nisan 2011 tarihinde sendikamız üyesi tüm işçileri tazminatsız işten çıkarmıştır. Sabah işe gitmek için servis bekleyen işçiler, servislerin gelmediğini farketmiş, kendi olanakları ile işyerine ulaşmış, kartlarını basmış ve işbaşı yapmıştır. İşçilere “çıkartılmalarıyla” ilgili herhangi bir tebliğ yapılmamış olmasına karşın jandarma işyerine çağrılmış, işçiler ve sendika yöneticileri işyerinden zor kullanılarak çıkartılmıştır... (Haber / Duyuru, 05.04.2011) |
|
|
 Areva fabrikasında 29 Mart’ta başlayacak olan grev, başlamadan, kazanımla sona erdi. Grevin başlamasına saatler kala, Toplu İş Sözleşmesi imzalandı. DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası üyelerinin 29 Mart’ta greve başlayacağı Areva fabrikasında 28 Mart gece geç saatlere kadar süren karşılıklı görüşmelerin ardından anlaşma sağlandı, 1700 işçiyi kapsayan TİS imzalandı. 1700 işçinin çalıştığı Areva, Alston ve Shinder fabrikalarında gece geç saatlere kadar süren görüşmelerin ardından işveren geri adım atarak Birleşik Metal-İş’in taleplerini kabul etmek zorunda kaldı. Sabah saatlerinde İstanbul’dan greve destek için yola çıkan grev treni Areva önüne vardığında işçilerin kutlamasına katıldı... (Haber / Duyuru, 30.03.2011) |
|
|
 DİSK Yönetim Kurulu, DİSK/Sosyal-İş üyesi gazeteci-yazar Ahmet Şık’ın ailesini ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Ziyaretten sonra basının sorularını yanıtlayan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Ahmet Şık’a gönderdikleri mektubu okudu. Mektup şöyle: “Sevgili Ahmet, Cezaevinde bulunan bir meslektaşın dün Başbakan’a yazdığı mektubunda “Cumhuriyet’in 10. yılında yurdumuz demir ağlarla örülmüştü, siz 100. yıla demir parmaklıklar örerek girmektesiniz” demişti. AKP politikalarının ulaştığı boyuta işaret etmesi açısından bu söz oldukça önemlidir. Fakat, demokratların, sosyalistlerin, devrimcilerin, ülkesinin geleceği ve halkının mutluluğu için çabalayan aydınların etrafında örülü bulunan demir parmaklıklar bu ülkenin geçmişlerine kadar uzanmaktadır…” (Haber / Duyuru, 15.03.2011) |
|
|
 Türkiye ekonomisi, 2001 krizi ertesinde girdiği ekonomik büyüme çizgisini önemli ölçüde kaybetmiş durumda. İşsizlik oranları cumhuriyet tarihinin en yüksek düzeylerine yükselirken, üretim ve istihdam rakamları olumsuz sinyaller vermeye devam ediyor. Bu duruma giderek artan dış ticaret açığı eşlik ediyor. Krizi ağır hasarlar alarak yaşayan Türkiye ekonomisi krizden çıkışı sağlayacak yegane araç olarak, emeğin daha fazla sömürüsü üzerine bir düzen inşa etmek olarak görüyor. 2009 yılında resmi yoksul sayısında, işsiz sayısında kriz öncesine göre yaşanan devasa artış bu gerçeği somut zeminde ortaya koymaktadır. Buna karşın, şirketlerin büyümeye devam ettiği, ciddi kar artışlarına ulaştığı, dolar milyarderlerinin hem sayısının hem de toplam servetlerinin büyüdüğü kamuoyuna yansımaktadır… (DİSK-AR, 14.03.2011) |
|
|
 Türkiye’nin sorunları büyüktür. Büyük sorunlar, büyük çabaları göze alarak çözülür. Büyük düşleri gerçekleştirmek büyük fedakarlıklar gerektirir. Gün, büyük toplumsal fedakarlıkları yaratmak için çaba harcama günüdür. Bütün bu sorunların çözümü, kazanılmış hakların korunması ve demokratik yeni haklara kavuşmak ancak siyasal kazanımlarla sağlanabilir. Emekçilerin ve yoksul halkımızın her geçen gün karanlığa sürüklendiği bir süreçte siyasal mücadelenin önemi kaçınılmazdır. Hiçbir DİSK’liyi yalnız bırakmadan, veya sendikalı sendikasız hiçbir emekçi mücadelesine, demokrasi, insan hakları ve barış mücadelelerine sırt çevirmeden, yol ortasında terk etmeden, ekmek ve özgürlük mücadelesinden bir adım kaçmadan; Türkiye’nin aydınlık geleceğine olan inancımdan hiç taviz vermeden, onurla taşıdığım, heyecan ve aşkını hep yüreğimde hissettiğim. DİSK Genel Başkanlığı görevimi hukuken burada noktalıyorum. Bu görevlerimi bundan sonra siyasal alanda sürdürmek için ayrılıyorum… (Haber / Duyuru, 10.03.2011) |
|
|
 Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) ve Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) olarak sizlere gazeteci Ahmet Şık’ın tutuklanmasını protesto etmek için yazıyoruz. Ahmet Şık aynı zamanda, IFJ’ye ve ETUC ve ITUC üyesi DİSK’e bağlı Sosyal-İş sendikasının bir üyesidir. 3 Mart tarihinde, Ahmet Şık 6 gazeteci ile birlikte gözaltına alınmıştır: Nedim Şener, Doğan Yurdakul, Sait Çakır, Müyesser Yıldız, Çoşkun Musluk ve Yalçın Küçük. Ayrıca gazetecilerin evleri aranmış, bilgisayarlarına ve defterlerine el konulmuş ve dün de haklarında tutuklama kararı çıkmıştır… (Uluslar arası İlişkiler, 09.03.2011) |
|
|
 DİSK, KESK, TMMOB ve TTB genel başkanları, kamuoyunda “Torba Yasa” olarak bilinen “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” hakkında Cumhurbaşkanlığı'ndan bir görüşme talebinde bulundu. Görüşme öncesi Cumhurbaşkanlığı’na bir ön rapor sunan emek ve meslek örgütleri, yasa tasarısının tüm emek örgütlerinin katılımıyla tekrar değerlendirilmesi için yeniden görüşülmek üzere TBMM’ye gönderilmesini istedi... (Haber / Duyuru, 21.02.2011) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), Kasım 2010 dönemi için 20 Şubat 2011 tarihli istihdam raporunu açıkladı. Raporun sonuçlarına göre işsizlik verileri konusunda kamuoyuna pompalanmaya çalışılan iyimser tablo, Türkiye gerçekleri ile bağdaşmıyor. DİSK-AR’ın TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi Kasım 2010 dönem sonuçları üzerinden yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, başta umutsuzluk olmak üzere çeşitli nedenlerle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olan umudu kesik işsizlerin de hesaba katıldığı, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 17.36 oldu. 1 saat bile çalışsa işsiz sayılmayan, yetersiz ve eksik zamanlı istihdam edilen gizli işsizler ilave edildiğinde bu oran yüzde 21 düzeylerine ulaşıyor. İşsiz sayısı ise resmi 2 milyon 811 rakamına karşın, umutsuz işsizlerle 4 milyon 802 bin, gizli işsizlerle 5 milyon 804 bin düzeyinde… (DİSK-AR, 21.02.2011) |
|
|
 Ülkenin üzerinde bir cellat kol geziyor… Katliam gibi kazalar hız kesmiyor.. Bir bakıyorsunuz Balıkesir’de ortaya çıkıyor, ordan Zonguldak’a geçiyor, kana doymuyor, Ankara-OSTİM’de ortaya çıkıyor, yetmiyor, Kahramanmaraş’ta iştahla can alıyor. Dün de, Batman'da TPAO'ya ait Şelmo Petrol Sahası'ndaki tesislerde gaz sıkışması sonucu patlama meydana geldi. Olayda 3 işçi öldü. GEREKÇE HAZIR: “GÖRÜNMEZ KAZA!” Oysa ki temel düsturlardan biridir “görünmez kaza sizin görmediğinizdir” diye… Rekabet ve birikim için bunları görmezden gelir ve üstüne bir de buna uyumlu mevzuat hazırlarsanız, elbette katliam gibi kazalar nerden geldiğini size söylemeyecektir. Daha önce söyledik, tekrar söylüyoruz ve bu koşullar devam ettiği sürece de söylemeye devam edeceğiz: “Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği sistemi çökmüştür!” diye.. (Basın Açıklamaları, 18.02.2011) |
|
|
 DİSK, kamuoyunda Torba Yasa ismi ile bilinen ve 29 Kasım 2010 tarihinde ilgili komisyona sunulan “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” içerisinde yer alan emek düşmanı kimi düzenlemelere dair, ilk günden itibaren kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışmış, kimi emek örgütlerinin suskunluğuna rağmen, mücadeleyi ortaklaştırmak ve büyütmek adına önemli bir çaba göstermiştir. TBMM Genel Kurul görüşmeleri sürecinde DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi emek örgütleri olarak, TBMM önünde, yasa ile ilgili protesto hakkımız, gaz bombaları ve joplarla engellenmek istemiştir. Ancak kamuoyu bu eylem ile emek örgütlerinin sesine biraz daha kulak vermek durumunda kalmıştır. Fakat sonuç olarak Torba Yasa dün TBMM Genel Kurulu’ndan geçmiştir… (Basın Açıklamaları, 14.02.2011) |
|
|
 DİSK’in kuruluşunun 44. yılı dolayısıyla 13 Şubat 2011 tarihinde Ankara’da toplanan; DİSK Yönetim Kurulu, Başkanlar Kurulu, Denetim Kurulu, Disiplin Kurulu Üyeleri ve DİSK Bölge Temsilcileri, Üye sendikalarımızın Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu, Disiplin Kurulu Üyeleri, Şube Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Bölge Temsilcileri, İşyerleri Baş Temsilcilerinin oluşturduğu “DİSK GENEL TEMSİLCİLER KURULU” çalışmalarını tamamlamış ve aşağıdaki kararların kamuoyuna açıklanmasına karar vermiştir. “AKP İKTİDARININ SERMAYE YANLISI YÜZÜNÜ TEŞHİR ETMEK İÇİN GÖREV BAŞINA!” (Haber / Duyuru, 14.02.2011) |
|
|
 DİSK’in kuruluşunun 44. yılı dolayısıyla 13 Şubat 2011 Pazar günü Ankara’da
DİSK Yönetim Kurulu, Başkanlar Kurulu, Denetim Kurulu, Disiplin Kurulu Üyeleri ve DİSK Bölge Temsilcileri, üye sendikalarımızın Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu, Disiplin Kurulu Üyeleri, Şube Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Bölge Temsilcileri, İşyerleri Baş Temsilcilerinin oluşturduğu “DİSK GENEL TEMSİLCİLER KURULU” toplandı. DİSK’in son birkaç mücadele yılını kapsayan kısa bir belgesel gösteriminin ardından DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün Temsilciler Kurulu’nu selamlayarak, mücadelede yitirdiklerimiz ve bugün aramızda olmayanlar için salondakileri saygı duruşuna davet etti. Genel Temsilciler Kurulu toplantısı DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, DİSK’in 44. kuruluş yıldönümü ve DİSK Genel Temsilciler Meclisi’ne hitaben yaptığı konuşmayla devam etti… (Haber / Duyuru, 13.02.2011) |
|
|
.jpg) Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara-OSTİM, Antalya ve şimdi de Kahramanmaraş. Katliam gibi kazalar hız kesmeden şehirden şehire sektörden sektöre kol geziyor… Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği sistemi çökmüş durumdadır. Yapılan açıklamalar, mevzuat değişiklikleriyle piyasaya açılan, denetimin giderek zayıfladığı, yaptırımların yok denecek kadar azaldığı bir iş sağlığı ve güvenliği sistemini sürdürme çabasından başka bir şey değildir. Madenlerde, tersanelerde, organize sanayi bölgelerinde, ya da şehir merkezlerinde iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarından yoksun, denetimsiz, yaptırımsız, ruhsatsız, güvencesiz işyerlerinde katliama dönüşen iş kazaları gelecek için de bize tablonun ne olduğunu göstermektedir… (Basın Açıklamaları, 11.02.2011) |
|
|
 Emekçiler ve toplum tarafından tepkiyle karşılanan “Torba Yasa” ve bu yasaya karşı verilen mücadelelerin AKP iktidarının 10 yıllık iktidar dönemini de kapsayan bir çerçevede hazırlanan DİSK değerlendirmesi bir basın toplantısıyla, 10 Şubat 2011 Perşembe günü saat 11:00’da DİSK Genel Merkezi’nde yapıldı. DİSK Yönetim Kurulu’nun ve sendika yöneticilerinin katıldığı toplantıda DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin yaptığı sunum şöyle: AKP hükümeti, emekçilerin haklarının gasp edilmesi üzerine kurulu, ucuz emek ve kuralsızlığı dayatan yeni bir çalışma rejimi inşa etmektedir. Bu rejim açık bir sömürü rejimidir… (Haber / Duyuru, 10.02.2011) |
|
|
 DİSK’in “Sendikalar Yasası’nın değiştirilmesi” talebiyle başlattığı uluslararası kampanyaya LabourStart.org sitesinden destek geldi. LabourStart’ın düzenlediği mektup kampanyasına 80 ülkeden 2 bin 500 sendikacı katıldı. Siteye üye olan sendikacılar kampanya için hazırlanan bilgisayar programı sayesinde İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Portekizce, İtalyanca ve Norveççe hazırlanmış protesto ve uyarı mektuplarını Başbakan R.Tayyip Erdoğan’a ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’e gönderebiliyorlar...
(Uluslar arası İlişkiler, 09.02.2011) |
|
|
 HÜKÜMETİN MESNETSİZ SUÇLAMALARI VE DİSK’İN KARŞI ÇIKTIĞI HÜKÜMLER AŞAĞIDA MADDE MADDE İFADE EDİLMİŞTİR... YASA HÜKÜMET TEMSİLCİLERİNCE ÇARPITILMADAN KAMUOYU İLE PAYLAŞILMALIDIR... Çeşitli belediyelerde çalışan işçilerin rızaları alınmaksızın Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatlarına gönderilmeleri ve beş iş günü içerisinde işe başlamazlarsa işlerine son verilecek olması, işçilerin geçim sıkıntısına nasıl bir çare olacaktır? İnsanları işsizliğin ya da bilmedikleri görmedikleri yerlere sürgün etmenin vicdanla bağdaşır bir yanı var mıdır? Bu uygulama sonucunda ailelerin parçalanacağı, insanların geleceklerinin ateşe atıldığı görülmemekte midir? Bakanlık göz göre göre halkı kandırmaya çalışmaktadır... (DİSK-AR, 08.02.2011) |
|
|
 Dün Başkent’te yaşanan iki ayrı olay Türkiye gündemine damgasını vurdu. Birincisi, emek ve meslek örgütlerinin demokratik haklarını kullanarak “Torba Yasa”yı protesto etmek istemelerinin polis gücüyle ve zor kullanılarak dağıtılmasıydı. İkinci olay ise, esasında iş güvenliğinden yoksun, kuralsızlığın had safhada olduğu ülkemizde, Torba Yasa’nın daha yasalaşmadan nelere yol açabileceğinin bir göstergesiydi. Ankara Ostim Sanayi Sitesi’nde bulunan iki işyerinde meydana gelen iki ayrı patlamada 18 işçi hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı. İş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya ikincisi; sendikal hak ve özgürlükler konusunda da ILO’nun kara listesinde olan bir ülkeden başka hangi sonucu bekliyorsunuz ki? (Basın Açıklamaları, 04.02.2011) |
|
|
 KESK, DİSK, TMMOB ve TTB'nin "Torba Yasa" tasarısına karşı 4 koldan Ankara'ya ulaşan ve Kurtuluş'ta bir araya gelen binlerce emekçi, Meclis'e doğru "Torba yasa geri çekilsin", "AKP sabrımızı taşırma", "Hükümet Mübarekten ders çıkar" sloganlarıyla yürüyüşe geçti... Ankara yürüyüşünde emekçiler polisin saldırısıyla karşılaştı... ANKARA SAKARYA'DA DİSK-KESK-TMMOB-TTB'DEN BASIN AÇIKLAMASI - İktidarın emekçilere karşı tutumu ve polis saldırılarıyla ilgili olarak DİSK-KESK-TMMOB ve TTB genel başkanları bugün saat 16:30'da Ankara Sakarya meydanında bir basın açıklaması yapacak... İSTANBUL TAKSİM’DE, ANKARA SALDIRISI PROTESTO EDİLECEK... İstanbul’da bulunan emek ve meslek örgütü temsilcilerinin yaptığı açıklamaya göre, iktidarın emekçilere karşı Ankara’da uyguladığı şiddet, bugün (3 Şubat Perşembe) saat 16:00’da Taksim Tramvay durağında protesto edilecek... (Haber / Duyuru, 03.02.2011) |
|
|
 DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin düzenlediği ve demokratik kitle örgütlerinin katılımı ile bugün TBMM önünde protesto gösterisi gerçekleştirilmektedir. Yasa taslağının gündeme gelmesiyle birlikte harekete geçen emek ve meslek örgütlerinin itirazları ya tam olarak anlaşılmamakta veya iktidar yanlısı çevrelerin çarpıtmalarıyla kamuoyu yanlış yönlendirilmek istenmektedir. Bu nedenle, Torba Yasa’yı protesto etmemizin nedenlerinin anlaşılabilmesi açısından itiraz noktalarımızı kamuoyu ile bir kez daha paylaşmayı bir zorunluluk olarak görüyoruz. 1) Torba Yasa çok geniş ve kapsamlı bir yasadır. Hükümet toplumun beklentisi olan ve emek örgütlerinin de karşı çıkmadığı, kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması, öğrenci affı vb. ile birlikte emekçilerin hak gasplarını aynı yasanın içine koymuştur. İtirazımız bunadır... (DİSK-AR, 02.02.2011) |
|
|
 Krizi ağır hasarlar alarak yaşayan Türkiye ekonomisi krizden çıkış sinyalleri verirken, yaşanan tahribatın boyutları ortada durmaktadır. 2009 yılında resmi yoksul sayısında, işsiz sayısında kriz öncesine göre yaşanan devasa artış bu gerçeği somut zeminde ortaya koymaktadır. Buna karşın, şirketlerin büyümeye devam ettiği, ciddi kar artışlarına ulaştığı, dolar milyarderlerinin hem sayısının hem de toplam servetlerinin büyüdüğü kamuoyuna yansımaktadır. Ekonomide yaşanan toparlanma, halka yansımamakta, kriz döneminde özellikle sanayi kesiminde yaşanan fiili gelir kayıplarının (işten atılmalar, ücretsiz izinler vb.) yarattığı borç yükünün etkisinin devam ettiği tahmin edilebilir. Ancak verilerin bize gösterdiği gerçekler çok daha kapsamlıdır. Hükümet krizin dip yaptığı 2009 yılını baz alarak, her türlü veriyi kamuoyuna bir başarı olarak sunmaya çalışmaktadır. Özellikle işsizlik ve büyüme oranları konusunda ortaya konulan tablo budur… (DİSK-AR, 01.02.2011) |
|
|
 AKP iktidarının işçi ve emekçi halk düşmanı politikalarının son uzantısı “Torba Yasa”ya karşı toplumsal muhalefet her geçen gün yükseliyor. Torba Yasa’nın gündeme gelmesiyle beraber başlayan mücadele; emek, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve siyasal muhalefet örgütleri arasında gelişen güçbirlikleriyle yeni mücadele süreçlerini gündeme getiriyor. DİSK-KESK-TMMOB ve TTB’nin oluşturduğu eylem programı çerçevesinde; 31 Ocak 2011 Pazartesi günü saat 13:00’da bütün illerde basın açıklamaları yapılıyor... 1 Şubat 2011 Salı günü İstanbul’ ve İzmir’den saat 12:30’da, Diyarbakır ve Trabzon’dan saat 10:30’da yürüyüş kolları harekete geçiyor... (Haber / Duyuru, 31.01.2011) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, KESK Genel Başkanı Döndü Taka Çınar, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı ve TTB Merkez Konseyi Başkanı Eriş Bilaloğlu, 27 Ocak 2011 tarihinde TMMOB‘de bir basın toplantısı düzenleyerek "Torba Yasa"ya karşı eylem planlarını açıkladı... DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, TBMM’de görüşülmeye başlayan “Torba Yasa” içerisindeki çalışma hayatını düzenleyen ve emekçilerin hak gasplarına yol açan maddelerin çıkarılması için 1 Şubat Salı günü 4 koldan (İstanbul, Diyarbakır, İzmir, Trabzon) Ankara’ya yürüyüş başlatacak. 3 Şubat Perşembe günü Ankara’ya ulaşacak yürüyüş kollarıyla TBMM etrafında zincir oluşturulacak... (Haber / Duyuru, 27.01.2011) |
|
|
 AKP hükümeti, gizli bir ajandaya sahip olan ve kamuoyundan sır gibi saklanan istihdam strateji belgesinde ifadesini bulan ve sadece başlıklarından haberdar olduğumuz tüm düzenlemeleri parça parça gündeme taşıyor. İstihdamla mücadele adına gündeme getirilen düzenlemeler, emekçilerin kazanılmış haklarının budanmasını, sermaye kesimlerine daha fazla kaynak aktarılmasını ve işsizlik fonunun bu amaç doğrultusunda yağmalanmasını amaçlıyor. Bu doğrultuda 29 Kasım 2010 tarihinde TBMM’ye sunulan ve kısa bir süre sonra Genel Kurul’a gelecek olan torba yasa, bir yandan kamu prim alacaklarının yapılandırılmasını, öğrenci affını gündeme taşırken, diğer yandan istihdam strateji belgesindeki kimi hak gasplarını topluma dayatıyor... (DİSK-AR, 24.01.2011) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, “TORBA YASA’YA KARŞI GENEL DİRENİŞ” eyleminde okuduğu bildiri: Emeğin haklarına yönelik yeni bir saldırı dalgası ile karşı karşıyayız. Saldırının adı Torba Yasa. İçeriği karışık. Uzun zamandan bu yana üzerimizde “İstihdam Strateji Belgesi” diye bir heyula dolaşıyor. Adı var kendi yok. Ama kanunlara sızıyor. Torbalara giriyor. Her adımında haklarımızdan bir şey alıp götürüyor. Biz bu heyulayı tanıyoruz. AKP hükümeti, ne zaman istihdam yaratmaktan, işsizlik ile mücadeleden bahsetse, altından sermayedarlara teşvik çıkıyor. Ne zaman işsizlikle mücadeleden bahsetse altından yeni hak gaspları gündeme geliyor. Ne zaman işsizlikle mücadeleden bahsetse altından işsizler için oluşan fonun yağmalanması gündeme geliyor... (Haber / Duyuru, 20.01.2011) |
|
|
 “TORBA YASA’YA KARŞI GENEL DİRENİŞ” kapsamında; başta İstanbul Taksim/Gezi Parkı’nda olmak üzere, Türkiye genelinde, sendikalarımızın örgütlü bulunduğu il merkezlerinde 12:00 - 13:30 saatleri arasında, işyeri vardiya çıkış saatlerinde yürüyüş, kitlesel basın açıklamaları, oturma eylemleri yapılarak, işyerlerinde temsilciler tarafından “direniş çağrısı” bildirisi okunacak. GENEL BAŞKANIMIZ SÜLEYMAN ÇELEBİ, 20 OCAK PERŞEMBE AKŞAMI SAAT 17:00’DA KOCAELİ’NDE YAPILACAK EYLEME KATILIYOR... KOCAELİ’nde yapılacak eylemde metal, lastik ve hizmet işkollarında çalışan işçiler saat 17:00’da Merkez Bankası önünde toplanarak Demokrasi Parkı’na (Sabri Yalım Parkı) yürüyecekler. “Direniş Çağrısı” bildirisi burada Genel Başkanımız Süleyman Çelebi tarafından okunacak... (Haber / Duyuru, 18.01.2011) |
|
|
 DİSK 28 yıldır, 12 Eylül generallerince çıkarılan ve çıkartılma sürecinde Türk-İş ve TİSK tarafından desteklenen 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’na karşı kesintisiz mücadele veriyor. Bu mücadelenin başarısızlığa uğraması için iktidarın engelleme çabaları değil, işçi sınıfının “temsilcisi” kimliği taşıyanların karşımızda yer almaları bizleri üzmektedir. ILO normları ve Avrupa Birliği Müktesebatı çerçevesinde 2821 ve 2822 sayılı yasalarda yapılması düşünülen değişiklikle ilgili olarak Çalışma Bakanlığı, DİSK, Türk-İş, Hak-İş ve TİSK’ten üçer temsilcinin katılımıyla birkaç yıldır sürdürülen ve 2008’de ILO normlarına kısmen yakın hale gelen Bursa Mutabakatı, Bolu’da yapılan 15-16 Ocak 2011 tarihli toplantılarda daha da geliştirilen düzenlemeler Türk-İş ve TİSK’in karşı çıkmasıyla reddedildi... (Haber / Duyuru, 17.01.2011) |
|
|
 Gazeteci Hrant Dink’in katledilmesinin üzerinden tam 4 yıl geçti. Türkiye, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Musa Anter, Abdi İpekçi ve Hrant Dink gibi çok sayıda aydınını siyasi cinayetler nedeniyle kaybetti. Başta Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler olmak üzere üyelerini ve yol arkadaşlarını suikastlerle yitiren bir örgüt olarak Dink ailesinin acısını hep içimizde hissettik. Aradan geçen 4 yıl içerisinde bizi en az cinayet kadar üzen başka bir olay ise adaletin yerini bulmamasıdır. 4 yıldır adaleti, vicdani ve hukuku arıyoruz. Rakel Dink, eşinin cenazesinde ‘Bir bebekten katil yaratan karanlık’ demişti. Türkiye 4 yıldır bu karanlıkla hesaplaşamadı. Adalet arayışı yanıtsız kaldı… (Haber / Duyuru, 17.01.2011) |
|
|
 DİSK/T.Maden-İş Sendikası Eski Genel Başkanı, DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkan Eski Vekili ve DİSK Eski Genel Sekreteri MURAT TOKMAK'ı kaybettik.. İşçi sınıfımızın, ailesinin, dost ve arkadaşlarının başı sağolsun... Murat Tokmak'ın cenazesi 15 OCAK 2011 Cumartesi günü Fethiye Göcek İnlice Köyü'nde mücadele arkadaşları ve dostlarının katımıyla kaldırıldı... (Haber / Duyuru, 14.01.2011) |
|
|
 Parıldayan cam pervazları, mavi-beyaz çinileri aslına uygun restore edildi. Açılış günü DİSK bayraklarıyla insanlar belirdi, önlerinde de DİSK Başkanı Süleyman Çelebi. Binanın insan hakları müzesi olmasını istiyorlardı. Niye mi? Çünkü çoğunluk unutsa da, onlar Otağ-ı Humayun'un 12 Eylül işkencehanelerinden biri olduğunu hatırlıyor. Pervazlar özenle, rengârenk, ışıl ışıl işlenmiş. Mavi beyaz çiniler sanatının iyi örneklerinden. Kuşkusuz hiçbir usta bu çinileri yerleştirirken bir gün onlara sıçrayacak kanın farkında değildi, itinayla yapılmış camların parmaklıklarla kapatılıp, küçücük odalara balık istifi gibi yığılan insanlann kınlmamış, morarmamış yeri kalmayana kadar dövüleceğîni de kimse aklından geçirmedi.... (Haber / Duyuru, 09.01.2011) |
|
|
 2010 yılı; beklentilerin karşılanamadığı, krizin yıkıcı etkisinin, uygulanan yeni liberal politikaları ile birleşmesi sonucu yaşanan yoksullaşmanın ağırlığını hissetirmeye devam ettiği, önemli sayıda emekçi için işsizliğin uzun dönemli hatta umutsuz bir sorun haline geldiği, işten atılma korkusunun toplumda bir travma yarattığı, haklar ve özgürlükler yönünden ise önemli bir iyileşmenin görülmediği, örgütsüzleştirmenin, kuralsızlaştırmanın, esnekliğin hukuksuzlaştırmanın yaygınlık kazandığı, “Torba Yasa”larla güvencesizliğin bir kural haline getirilmeye çalışıldığı, asgari ücretlilerin açlık sınırının altında yaşamaya mahkum bırakılmalarının ısrarla devam ettirildiği bir dönem oldu... (Haber / Duyuru, 07.01.2011) |
|
|
 AKP hükümeti döneminde, gerek özel sektörde gerekse kurallı çalışmanın kalesi sayılan kamuda taşeronluk ve atipik istihdam biçimleri hızla yaygınlaştı. Başta eğitim ve sağlık sektörü olmak üzere, belediyelerden KİT’lere kadar pek çok alanda emekçiler en ağır şartlarda ve güvencesiz çalışma yaşamına dahil oldular. Çoğu üniversite mezunu yüzbinlerce kişi kamu personeli sınavlarında kadrolu bir iş için çaba sarfederken, kamuda istihdamın önemli bir kısmı, güvencesiz, kuralsız çalışma biçimleri ve hizmet alımı yani taşeron yolu ile sağlandı. Nitelikli bir eğitim için, süreklilik arz etmesi gereken eğitim sisteminde, öğretmenlerin istihdama dahil oluş biçimlerinin güvencesiz ve kuralsız olması, eğitimcilerin, geleceklerinden güvensiz bir biçimde dahil olmaları büyük bir sıkıntı olarak açığa çıkıyor... (DİSK-AR, 06.01.2011) |
|
|
 Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin ailesi ile birlikte gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücrettir. Ancak her yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen asgari ücret, tek başına temel ihtiyaçların başında gelen gıda harcamalarını bile karşılamaktan çok uzaktır. 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren asgari ücret 16 yaşından büyük bir işçi için yüzde 4,7`lİk zamla brüt 796,50, net asgari geçim indirimi dahil 629,96 liraya yükselecektir. TÜİK 2008 Hanehalkı Tüketim Harcamaları çalışmasına göre, en yoksul yüzde 20’lik kesimin harcama kalıbı aşağıda çıkartılmıştır. Buna göre bir asgari ücretli yaşamını sürdürebilmek için gelirinin sadece yüzde 33,7’sini gıda harcamalarına ayırabilmektedir... (DİSK-AR, 06.01.2011) |
|
|
 2011, küresel krize, AKP’nin yıkım politikalarına karşı emek cephesinin mücadelesinin artacağı bir yıl olacaktır! Herkese bu konuda görev düşmektedir. DİSK olarak görevimizin bilincindeyiz ve görev başındayız. Bunu başaracak ve 2011’i yükselen emek cephesinin güçlü sesiyle inşaa edeceğiz. İnsanca yaşanacak bir ülkeye kavuşmak için yaptığımız yürüyüşümüzü tüm engellere, zorluklara rağmen sürdüreceğiz, yılmadan yola devam edeceğiz. 2011’in halkımıza, tüm emekçilere, yoksullara, dışlanmışlara, farklı olanlara, ezilenlere insanca yaşayabilecekleri bir dünyanın kapılarını aralamasını diliyoruz… (Haber / Duyuru, 31.12.2010) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin asgari ücret zammı hakkında yaptığı basın açıklaması: “YİNE SEFALET ZAMMI” Yine işçileri sefalete mahkûm ediyorlar, yine emekçileri açlıkla terbiye etmek istiyorlar. Adeta ortaoyunu oynar gibi toplanan asgari ücret tespit komisyonu bizi şaşırtmadı. Asgari ücretlinin sofrasına 12 gram et veya 1 adet yumurta düşüyor. Asgari ücretli 1 çift ayakkabı alabilmek için 41 saat çalışmak zorunda kalıyor. Asgari ücretin belirlenme kriteri enflasyon hedefi değil yoksulluk sınırı olmalıdır. Anti demokratik yapısı ile dikkat çeken asgari ücret tespit komisyonu lağvedilmeli, asgari ücret toplu pazarlık süreçleri ile belirlenmelidir… (DİSK-AR, 28.12.2010) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) üyeleri Otağ-ı Hümayun'un yeraldığı YTÜ Davutpaşa Kampusü önünde toplandı. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi'nin de aralarında bulunduğu DİSK’liler, "Otağ-ı Hümayun 12 Eylül 1980'de DİSK üyelerinin sorgulandığı bir işkencehanedir. İnsan hakları müzesi yapılmalıdır" açıklamasında bulundu. Açıklamanın ardından DİSK’liler Otağ-ı Hümayun'a doğru ilerlemek istedi. Ancak polis engel oldu. Yaşanan gerginlik arbedeye dönüştü. Polis, üniversite kampusüne girmeye çalışan grubu, cop kullanarak ve kalkanlarıyla iterek içeriye sokmadı. Fakat DİSK’liler polis barikatını yararak içeri girdiler.. (Haber / Duyuru, 27.12.2010) |
|
|
 Türkiye işsizlik sorunun ağır etkilerini, taşeronlaşma, güvencesiz ve kuralsız çalışmanın girdabındaki milyonların giderek artan sessiz çığlıkları ile hissetmeye başladı. Özellikle milyonlarca genç, çalışma yaşamına katılmaktan caydırıcı kötü çalışma koşullarına, düşük ücretlere, güvencesizliğe karşı tepkilerini dile getiriyorlar. Bu tepkiler kimi yerde güvencesiz çalışan bir öğretmenin, Başbakana ulaştırmaya çalıştığı sesi, kimi zaman gençlerin öfkesi olarak açığa çıkıyor. Bu süreçte 29 Kasım 2010 tarihinde TBMM’ye sunulan torba yasa, toplumun kimi beklentilerini hak gasplarıyla aynı torbaya koyarak, yani insanları karşı karşıya getirerek, mevcudu kabul ettirmeye çalışıyor. Toplumun büyük bir bölümünü yakından ilgilendiren bu tasarısının sosyal tarafların görüşlerine bile başvurulmadan gündeme getirilmesi önemli bir sorun olarak ortada duruyor... (DİSK-AR, 27.12.2010) |
|
|
 AKP hükümetinin torba yasa kapsamında haklarını daha da tırpanlamak istediği işçiler, tasarıyı pek çok bölgede alanlara çıkarak protesto etti. Yasayla işçi haklarının daha da tırpanlandığını dile getiren işçiler, tasarının yasalaşmaması için Başbakan, İçişleri Bakanı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'na dilekçe gönderdi. DİSK'in düzenlediği protesto eylemlerinin en kalabalığı İzmir'de yapıldı. 10 bin kişi, Basmane'den Konak Alanı'na dek yürüdü. Üç şeritli yoldan ilerleyen kortejin bir ucu Kordon'a ulaşıp Konak Alanı'm doldurmaya başladığında, diğer ucu henüz Çankaya'daydı. DİSK Genel Başkanı Çelebi, AKP hükümetinin her hamlesinde, Erdoğan'ın deyimiyle 'ayak takımı'nın zarar gördüğünü dile getirerek tüm emekçileri, bu yasaya engel olmaya çağırdı... (Haber / Duyuru, 23.12.2010) |
|
|
 Türkiye ekonomisi, 2009 yılında yüzde 4,6’lık küçülme ile dünya ekonomisi içerisinde krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer almıştır. 2010 yılı için bu olumsuz tablonun dünyadaki diğer ülkelerde olduğu gibi değişmeye başladığı görülmektedir. 2010 yılının üçüncü döneminde gayri safi yurtiçi hasıla değeri bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla %5.5 artış göstermiştir. 2010 yılının ilk dokuz aylık döneminde ise bu oran %8.9’dur. Ancak, ne kriz öncesinde, ne de sonrasında yaşanan ekonomik gelişme halka yansımamıştır. Bu durum, üretilen katma değerin (toplumsal kaynakların) adil bir biçimde dağılmadığının bir göstergesidir. Asgari ücret belirlenmesinde yaşanan bu anlamda iyi bir örnektir… (DİSK-AR, 18.12.2010) |
|
|
 Türkiye’de reel ücretler gerilemeye devam ederken, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinin performansını yumurtada yaşanan alım gücü artışı ile açıklamaya çalışmaktadır. Hatırlanacağı gibi kuş gribi bahanesi ile yüz binlerce tavuk telef edilmiş, köy tavukçuluğu bitme noktasına getirilmiş, kendi ailesinin beslenmesi için tavuk yetiştiren çok sayıda aile, artık yumurta ve tavuk satın almaya başlamıştı. Kriz sonrasında ise entegre tavuk işletmelerinin satışlarında ve karlarında ciddi artışlar yaşandı. Organik tavuk ve yumurta üretimi ise büyük bir darbe aldı. Dolayısıyla bakanın yumurta fiyatlarını alım gücü karşılaştırılmasında kullanması büyük bir talihsizliktir. Bunun yanında organik ürünlerin enflasyon hesaplarında kullanılmadığına ayrıca dikkat çekmek gerekir. Bu veriler dâhil edildiğinde gerçeklik çok daha farklı boyutları ile açığa çıkacaktır... (DİSK-AR, 17.12.2010) |
|
|
 ASGARİ ÜCRETLİ GEÇEN SENEYE GÖRE YÜZDE 5 YOKSUL… Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) Kasım ayı için açlık ve yoksulluk sınırın (yeni seri) verilerini açıkladı. TÜİK Hanehalkı Harcama Kalıbı, TÜİK Madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan araştırmanın sonuçlarına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 934, yoksulluk sınırı ise 2952 TL olarak gerçekleşti... (DİSK-AR, 14.12.2010) |
|
|
 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler’ce kabulünün üstünden 62 yıl geçmiş olmasın rağmen bugün hâlâ birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de işçiler, emekçiler, gençler, kadınlar şiddeti, işsizliği, emek sömürüsünü, yoksulluğu yaşamakta, insan onuruna yaraşır bir iş ve ücret, eğitim, sağlık, gibi birçok temel haktan yoksun durumdadırlar. Bildirge, hak ve özgürlüklere dayalı eşitlikçi ve özgürlükçü bir dünya düzeninden bahsetmektedir. Türkiye bu düzenin çok uzağında olmasına rağmen, ne yazık ki coplu biber gazlı, “Torba Yasa”lı, açlık sınırının altındaki asgari üceretli, kısaca insan haklarının ayaklar altında çiğnendiği, sefalet ve şiddete dayalı bir düzenin ise tam içinde yaşamaktadır... (Basın Açıklamaları, 10.12.2010) |
|
|
 Esnekliğin bu denli yaygınlaştığı, istihdamın yarısının kayıtdışında olduğu, reel ücretlerin gerilediği, işsizliğin astronomik rakamlara ulaştığı bu süreçte, büyüme diye önümüze sunulan yoksunluğumuzdur. Dünyanın en pahalı benzini kullanan, en pahalı etini yiyen ülkesiyiz. Biz adaletli, tüketim değil, paylaşım ve üretim odaklı, doğaya, insana, insan haklarına saygılı bir ekonomik bir büyüme istiyoruz. Bu ay asgari ücret belirlenecek, büyüme konusunda ortaya serilen pembe tablonun, asgari ücretliye yansıtılıp, yansıtılmaması hükümet açısından bir samimiyet testi olacaktır. Halkın ekmeği küçülürken, milyonlar işsizlikle boğuşurken ekonomik büyüyorsa bu büyüme adaletsizliğin büyümesidir… (Basın Açıklamaları, 10.12.2010) |
|
|
 DİSK Başkanlar Kurulu’nun almış olduğu kararlar doğrultusunda, Aralık ayı içerisinde başlatılan DİSK Bölge Temsilciler Kurulları toplantılarının ilki 4 Aralık 2010 cumartesi günü Edirne’de Abdullah Baştürk toplantı salonunda yapıldı. Toplantıya, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, DİSK Genel Başkan Yardımcıları İsmail Yurtsever ve Ali Cancı, DİSK MYK Üyesi Celal Ovat, DİSK/Lastik İş Sendikası Eğitim Daire Müdürü Üzeyir Ataman, Genel-İş, Birleşik Metal-İş, ve Tekstil, Emekli-Sen sendikalarımızın şube başkanları, yönetim, denetim, disiplin kurulu üyeleri ve işyeri temsilcileri katıldı. (DİSK Etkinlikleri, 08.12.2010) |
|
|
 Konfederasyonumuz ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği alanında yaşanan olumsuz gelişmelerin azaltılmasına katkıda bulunmaya devam ediyor. ÇSGB/ÇASGEM ile ortak olarak Kocaeli ve Diyarbakır’da planlanan eğitimlerin ilki Kocaeli’de 3 Aralık 2010 tarihinde Lastik-İş, Genel-İş ve Birleşik Metal-İş sendikalarımızın katılımıyla gerçekleşti. “Çalışanların İş Sağlığı ve güvenliği Bilincinin Artırılması” eğitimi, ÇASGEM’in faaliyetlerinin kısa tanıtımının ardından, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali Cancı’nın İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda Konfederasyonumuzun yaklaşımlarını aktarmasıyla devam etti… (DİSK Etkinlikleri, 07.12.2010) |
|
|
 AKP hükümeti demokrasinin 'D'sini anlamadığını, eleştirinin E'sine bile tahammül edemediğini bir kez daha göstermiştir. Bugün Başbakan Tayyip Erdoğan, üniversite rektörleri ile Dolmabahçe'deki ofisinde buluştu. Çeşitli öğrenci grupları bu toplantıyı protesto etmek istediler. Ancak gördük ki Başbakan'ı protesto etmek adeta yasaklanmış. Bazı öğrencilerin İstanbul'a girmeleri sabahın erken saatlerinde engellenirken, İzmit ve İstanbul'da öğrencilere karşı biber gazı kullanıldı. DİSK Genç-Sen üyesi öğrenciler ise polisin saldırısına uğradı. 13 Genç-Senli dövülerek gözaltına alınırken 1 öğrenci yaraladı… (Basın Açıklamaları, 04.12.2010) |
|
|
 DİSK ÜLKE ÇAPINDA KAMPANYA BAŞLATIYOR!.. ARALIK – OCAK AYLARINDA; EDİRNE, ESKİŞEHİR, KOCAELİ, ADANA, GAZİANTEP, DİYARBAKIR, BURSA, İZMİR, İSTANBUL, KONYA BÖLGELERİNDE TEMSİLCİLİK KURULLARINI TOPLUYOR… 13 ŞUBAT 2011 TARİHİNDE BÜTÜN ÜLKEDEKİ SENDİKAL KADROLAR VE ÖRGÜTLÜ OLDUĞUMUZ TÜM İŞYERİ BAŞTEMSİLCİLERİ ANKARA’DA BÜYÜK BULUŞMAYA KATILACAK… 15 ŞUBAT 2011’DE ALINACAK KARARLAR DİSK GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU TOPLANTISINDA DEĞERLENDİRİLECEK… (DİSK Etkinlikleri, 03.12.2010) |
|
|
 Torba yasa ile yapılan düzenlemelerle, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerin (gizli işsizlerin) sayısı artacak, yarı zamanlı ve geçici çalışma yaygınlaşacaktır. Bu tasarı ile insan onuruna yaraşır nitelikli ve güvenceli işler yaratmayı bir hedef olarak koymak yerine, esnek çalışma biçimlerini yaygınlaştırmaya ve gençlerin sömürüsünün yaygınlaştırılmasına çalışılmaktadır... Konfederasyonumuz, işsizlik fonunun sermaye için seferber edilmesine, gençlerin daha fazla sömürüsüne, esneklik dayatmalarına, taşeronlaşmaya, asgari ücret sefaletine karşı torba yasada yer alan bu hükümlerin, sosyal adalet ilkesi ve insan onuruna yaraşır iş kavramı ile çelişkili olduğundan hareketle derhal geri çekilmesini talep etmektedir. (Basın Açıklamaları, 03.12.2010) |
|
|
 22 Temmuz 1980 tarihinde katledilen DİSK’in Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in katili Ünal Osmanağaoğlu’nun yargılandığı Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın 01 Aralık 2010 tarihindeki duruşmasında, dava zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmıştır. Konfederasyonumuzun Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in faşist katiller tarafından katledilişinin 30. yılında suçluluğu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararıyla sabit bulunmuş sanığın davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması adalet arayışlarımızı, çabalarımızı boşa çıkarılmış, bizim ve kamuoyunun adalet duyguları bir kez daha rencide edilmiştir… (Haber / Duyuru, 02.12.2010) |
|
|
 DİSK’in düzenlediği “Asgari Ücret Kaç Simit?” etkinlikleri kapsamında 2 Aralık 2010, Perşembe günü, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin Ankara’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde, DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün İstanbul’da yaptığı, Bölge Temsilciliklerimizin ve İl Temsilciliklerimizin bulunduğu illerde ise Bölge Çalışma Müdürlükleri önünde yapılan basın açıklamalarında okunan metin: ASGARİ ÜCRETLE 1 ÖĞÜNE 1 SİMİT BİLE YOK! Asgari Ücret Tespit Komisyonu, bir kez daha toplanıyor, asgari ücretle çalışan milyonlarca işçinin yaşam koşullarını belirleyecek. Aslında komisyonun toplanmasına hiç de gerek yok, çünkü bizler yıllardır asgari ücretin bu toplantılar sonucu değil hükümetin ve işverenleri kendi çıkarları doğrultusunda çok önceden belirlendiğini biliyoruz. DİSK Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan hesaplamalara göre 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 830 TL, yoksulluk sınırı 3 milyarın üzerinde. Buna karşın asgari ücret açlık sınırının altında belirleniyor… (DİSK Etkinlikleri, 02.12.2010) |
|
|
 Cezaevlerindeki siyasi tutuklu ve hükümlülerin, F tipi hücre sistemine geçişi engellemek amacıyla, 20 Ekim'de başlattıkları açlık grevlerini, 19 Kasım tarihinde ölüm orucuna dönüştürmeleri üzerine, 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 cezaevine birden yapılan, 30'u tutuklu 2’si asker 32 kişinin öldüğü, 237 tutuklu/hükümlünün hastaneye kaldırıldığı, yüzlerce kişinin yaralandığı ve yaklaşık 10.000 güvenlik görevlisi tarafından gerçekleştirilen operasyonlara “kaba bir alaycılıkla” şu isim verilmişti: “Hayata Dönüş”… Yedi yıl içinde ölüm orucunda, müdahaleler sonucu, intihar saldırısı, kendini yakma ve tedavi sırasında 122 kişi hayatını kaybetti. 600’e yakın tutuklu ve hükümlü başta wernice korsakoff olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalandı. Böylesine geniş kapsamlı hak ihlallerinin, insanlık suçlarının yaşandığı bu olayın sorumluları hakkında neredeyse hiçbir işlem yapılmadı... (Basın Açıklamaları, 24.11.2010) |
|
|
 Türkiye’nin en büyük sorunu haline gelen işsizliğin çözümüne yönelik hükümet, emek kesiminin taleplerine karşı sessiz ve duyarsız kalırken, işsizliğin temel sorumlusu olan ve kriz döneminde hükümetin bile tepkisini çeken işveren çevrelerinin talepleri bir emir olarak kabul etmektedir. Nitekim uzun zamandan bu yana taslak metni sosyal taraflardan bir sır gibi saklanan yeni ulusal istihdam strateji belgesi ile gündeme getirilen düzenlemeler, işin yoğunlaştırılması ve daha az işçi ile daha çok üretim yapmayı hedefleyen esnekliği bir ilke olarak kabul edilmesine dayandırılmaktadır… (DİSK-AR, 23.11.2010) |
|
|
 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) Ekim ayı için açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı. TÜİK Hanehalkı Harcama Kalıbı, TÜİK Madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan araştırmanın sonuçlarına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 830, yoksulluk sınırı ise 3021 TL olarak gerçekleşti. Gelir gruplarına göre enflasyon verilerine göre ise nüfusun en yoksul yüzde 5’lik diliminin enflasyonu yüzde 10,8 olurken, en zengin yüzde 5’lik diliminin enflasyonu yüzde 6,36’da kaldı. Gıda fiyatlarındaki astronomik artışlar, açlık ve yoksulluk sınırı ile halkın alım gücü arasındaki farkı arttırdı… (DİSK-AR, 07.11.2010) |
|
|
 Mutaş Demir Çelik işçileri aylardır uğradıkları baskılara karşı dün işyerlerini terk etmeme eylemine başladılar. 48 saate aşkın bir süredir işyerinde bekleyen işçilerin, yemek ve su ihtiyaçları emniyet güçleri tarafından engelleniyor. Savaşta bile yapılmayan bu yöntemle, en temel besin ihtiyaçlarının engellenmesi sonucunda işçilerin; kalıcı sağlık sorunları yaşamalarından endişe ediyoruz. DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün ve İstanbul Tabip Odası’ndan bir heyet, direnişçi işçilerle dayanışmak ve inceleme yapmak için Gebze’de bulunan fabrikaya gidiyorlar. Tayfun Görgün ve beraberindeki heyet bugün (28 Ekim Perşembe) saat 12:00’da konuya ilişkin basın açıklaması yapacaklar… (Basın Açıklamaları, 28.10.2010) |
|
|
 İşsizlik sigortası bir iş veya işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına karşın tamamen kendi istek ve kusuru dışında işini kaybeden çalışanlara bir yandan yeni bir iş bulunmasına gayret edilirken, diğer yandan da bunların işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybını kısmen de olsa karşılayarak, kendisinin ve ailesinin zor duruma düşmesini önlemek amacıyla belli süre ve ölçüde ödemeyi kapsayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren, devlet tarafından kurulmuş zorunlu bir sigorta kolu olarak tanımlanmaktadır... (Basın Açıklamaları, 27.10.2010) |
|
|
 Türkiye ekonomisinde kriz sonrasında yaşanan canlanma, reel ücretlerde yaşanan gerileme ve işsizliğin eşlik ettiği bir yoksullaşma dalgası ile besleniyor. Ekonomik krizi, vergi indirimleri, teşvikler vb. ile işten çıkartmalar, ücretsiz izinler gibi işçileri doğrudan etkileyen müdahalelerle büyük oranda hasarsız ve karlı olarak atlatan şirketler, bu dönemi aynı zamanda emek maliyetlerini aşağı çekmek için bir fırsat olarak kullandılar. Yüksek ücretli işçilerin işlerine son verilerek, yerlerine asgari ücretle işçilerin alınması, işten çıkartmaların yaratığı korku ile yasal sınırları da aşan fazla ve yoğun çalışmalara boyun eğdirme, ücretsiz izinler, kısa çalışma ödeneği ile işsizlik fonundan karşılanan işçi ücretleri, ücretlerin kimi sektörlerde sadece reel olarak değil nominal düzeylerde de erimesine neden oldu... (DİSK-AR, 26.10.2010) |
|
|
 Türkiye küresel krizin etkisinde yüzde 10 eşiğini geçen işsizlik oran ile, bu can alıcı sorunu en ağır biçimde yaşamaya devam ediyor. Krizi şirketler, esnek çalışma biçimlerinin yarattığı yoğun sömürü oranları ve devlet destekleri ile büyük oranda hasarsız ve yüksek karlarla atlatırken, krizin bütün olumsuzları emekçi kitlelerin üzerine yıkılmış durumda. Ücretsiz izinler, işten çıkartmalar, yüksek ücretlileri işten çıkartıp, düşük ücretlileri işe almak, azalan istihdama koşut olarak, çalışma sürelerinde ve fazla mesailerde yaşanan artışlar, emekçilerin en yoğun sömürü biçimleri ile karşı karşıya kalmasına neden oldu. 2009 yılında, Devlet Planlama Teşkilatı verilerine göre sanayide reel birim ücretleri yüzde 8 oranında azalırken, DİSK-AR tarafından yapılan hesaplamalara göre otomotiv sektöründe ve ana metal sanayinde reel ücretlerde yaşanan kayıplar yüzde 25-30 oranlarına ulaştı. İstihdam daraldı... (DİSK-AR, 18.10.2010) |
|
|
 Şili’de altın maden işletmesinde yer altı 689 metrede meydana gelen iş kazasında göçük altında mahsur kalan 33 madenci kardeşimizin kurtarılma çabaları, dünyanın gözü ve destek duygularıyla başarıyla tamamlandı. Madenci aileleri ve Şili halkıyla birlikte ülkemizde geniş halk kesimleri ve DİSK camiası olarak bu mutluluğu yürekten paylaştık. Bu mutluluğun yanında kamuoyumuz ister istemez, ülkemizde iş cinayetlerine dönüşen kazaları ve Zonguldak’ta 5 gün sonra cenazelerine ulaşılan 30 madencimizi ve 5 aydan beri cenazeleri çıkarılmamış olan iki madenci kardeşimizle birlikte yetkililerin ve ilgililerin ilgisizliğini de hatırladı… (Basın Açıklamaları, 15.10.2010) |
|
|
 Bizi her daim hedef tahtasına koyan iktidar yanlısı yazarların alışık olduğumuz yöntemlerine başvurarak, zorlama iddialar, iftira ve çamur atma teknikleriyle DİSK’i okur kitleniz karşısında güya “küçük düşürürken” kendinizi emekçiler karşısında aklamaya çalışmanızın nedenini çok iyi anlıyor fakat dersine iyi çalışmayan bir öğrenci edasıyla yalan yanlış bilgi kırıntılarına ihtiyaç duymanızı da oldukça “gülünç” buluyoruz. Doğrusunu isterseniz, sendikal alanı takip eden ortalama bir üniversite öğrencisinin bile gülüp geçeceği bilgisizce sarfedilmiş iddialarınız yerine “nitelikli” bir eleştiriyi, sizin gibi “deneyimli” gazetecilerden hak ettiğimizi düşünüyorduk. Oysa, mesleğine yeni başlamış bir gazetecinin bile yazmaktan sakınacağı sözleri rahatlıkla sarfetmeniz, üzüm yemekten çok bağcı dövme niyetinizi açıkça gösteriyor… (Basın Açıklamaları, 15.10.2010) |
|
|
 DİSK, EMEKÇİ GÜÇLERİ, 12 EYLÜL DÜZENİNİN, İŞSİZLİĞİN, YOKSULLUĞUN ORTADAN KALDIRILMASI VE ÖZGÜR BİR GELECEĞİN OLUŞTURULMASI İÇİN MÜCADELEYİ YÜKSELTMEYE ÇAĞIRIYOR!.. Uluslararası sermayenin, Türkiye işverenlerinin ve siyasal iktidarın emeğin çıkarlarına karşıt politikalarını geriletebilmek, hak ve özgürlükleri geliştirebilmek için tüm çalışanların ve emeklilerin satın alma gücünü arttırabilmek amacıyla; işçilerin ve kamuoyunun en yaygın şekilde bilgilendirilmesi için kampanyalar sürdürülmesi ve bu amaçla diğer emek örgütleriyle birlikte gerçekleştirilecek, yaygın, sürekli ve bölgesel mitingler düzenlenmesi için gerekli çalışmaların başlatılmasını... (Haber / Duyuru, 12.10.2010) |
|
|
 DİSK-AR Eylül ayı için açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı. TÜİK Hanehalkı Harcama Kalıbı, TÜİK madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan araştırmanın sonuçlarına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 799, yoksulluk sınırı ise 2906 TL olarak gerçekleşti. Araştırmanın sonuçlarına göre sağlıklı beslenmek için yetişkin bir kadının yapması gereken günlük harcama tutarı 6.51 TL olurken, bu rakam yetişkin bir erkek için 7.58 TL, 15-19 Yaş erkek çocuk için 7.62 TL, 4-6 yaş bir kız çocuğu için 4.91 TL oldu. Buna göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için yapması gereken günlük gıda harcaması 26.62 TL. Aynı hesaplamaya göre 4 kişilik ailenin sağlıklı beslenmek ve insanca yaşayabilmek için yapması gereken asgari harcama tutarı ise aylık 2.906 TL. (DİSK-AR, 05.10.2010) |
|
|
 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Kanunu’yla yürürlüğe giren Genel Sağlık Sigortası (GSS) iki yılını doldurdu. GSS’nin 1 Ekim 2008’de yürürlüğe girmesiyle birlikte sigortalılar için hak kayıpları dönemi başlamıştı. SSGSS Kanunu 31 Mayıs 2006’da TBMM’de kabul edildiğinde hekim ve diş hekimi muayenelerinde alınacak katılım payı 2 TL olarak belirlenmişti. Ancak 17 Nisan 2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’la bu düzenlemede değişiklik yapılmış ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) muayene ücretlerini beş katına kadar arttırma yetkisi verilmişti. SGK, daha uygulamanın ilk gününde bu yetkisini kullanarak muayene ücretlerini devlet hastaneleri için 3 TL, eğitim hastaneleri için 4 TL, üniversite hastaneleri için 6 TL, özel hastaneler için 10 TL’ye çıkarmıştı. Bu düzenlemenin yargıdan dönmesine rağmen SGK ısrarından vazgeçmedi… (Haber / Duyuru, 01.10.2010) |
|
|
 Cezaevlerinde uygulanan tecridin kaldırılması için Ankara'ya yürüyen Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYAD) üyeleri, Bolu'da bir grubun saldırısının ardından Ankara’da da polisin şiddetiyle karşılaştı. Türkiye’de öteden beri siyasi iktidarların “muhalif” veya “farklı” olanlara karşı kullandığı politik şiddet yöntemlerinden biri de sivil ırkçı/gerici/faşist güçlerin “devreye sokulması”dır. Bu politikanın en uç noktaları Sivas, Maraş, Çorum katliamları ve işletilen siyasi cinayet ve suikastlerse, diğer noktaları ise muhalif/farklı kimliklere yaşama ve politika yapma hakkının tanınmamasıdır. Ve hiç kuşku yok ki bütün bu noktaların birleştiği yer, toplumsal sorunların demokratik çözümlerini sağlamak yerine “ötekileştirilerek” kontr politikalarla yok edilmeye çalışılmasıdır… (Basın Açıklamaları, 01.10.2010) |
|
|
 Saldırıyı DİSK binasında gerçekleştirdi.. “Seni öldüreceğim” diye defalarca bağırdı.. Yakın mesafaden 9 mermi sıktı.. 6 yerden ağır derecede yaraladı.. Birinci şarjörü boşaltıp ikincisini silaha taktı.. Koruma polisince engellendi.. Üzerinden 30 mermi daha çıktı, Sadece 1,5 lira parası vardı, Telefonu, cep telefonu ve adresi yoktu.. Saldırgan yargılama sırasında “alacağını” ispatlayamadı.. İddia ettiği “borcun” kaynağını açıklayamadı... Saldırganın eylemi tek başına gerçekleştirmediği, organize olduğunu gösteren belirtilere rağmen, davanın, dönemin İçişleri Bakanı’nın daha baştan belirlediği “alacak-verecek” davasına dönüştürülerek sonlandırılması düşündürücüdür... (Basın Açıklamaları, 30.09.2010) |
|
|
 Türkiye ekonomik krizin etkilerini tartışmaya devam ediyor. Kamuoyunda özellikle hükümetin yönlendiriciliği altında yaratılmaya çalışılan ve krizin teğet geçtiğine yönelik algılama, belli çevrelerce sahiplenilmiş durumda. Bunda sermaye kesiminin ve reel sektörün kriz sürecinden avantajlı bir biçimde çıkmasının etkisi büyük. Nitekim İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan rapora göre, krizin etkisinin en ağır biçimde hissedildiği 2009 yılında, Türkiye’nin ilk 500 büyük firmasının yüzde 82,4’ü kar elde etti. Yine ilk büyük 500 firma karını yüzde 10, ikinci büyük 500 firma ise karını yüzde 30 oranında arttırdı. Bu verileri İMKB’de işlem gören şirketlerin açıklanan bilanço rakamları da doğruluyor. Yine kriz döneminde Türkiye’nin dolar milyarderlerinin sayısının 13’ten 28’e yükselmesi de önemli bir veri... (DİSK-AR, 27.09.2010) |
|
|
 Çalışma ortamı ve çalışma koşullarında genel ve sürekli bir iyileştirmenin temel bir bileşeni olarak iş sağlığı ve güvenliğine önem verilmesi ve tutarlı bir çaba içinde geliştirilmesi, sadece çalışanların kendilerinin sağlık ve esenliği için değil, aynı zamanda yaşadığı toplumsal çevrenin esenliği ve ülkenin refahı açısından da önemli bir stratejik etmen durumundadır. Sağlık ve güvenliğin sürekli geliştirildiği bir sürecin çıktıları; daha fazla tatmin duygusu, daha iyi ürün ve hizmetin üretilmesi ve toplumun yaşam kalitesinin geliştirilmesidir. Daha başka bir değişle, çalışanların sağlık ve esenlik içinde olmaları bir bütün olarak sosyo-ekonomik gelişmenin sürdürülmesinin ve refahın olmazsa olmaz önemdeki faktörüdür… (DİSK Etkinlikleri, 27.09.2010) |
|
|
 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mayıs, Haziran ve Temmuz ayları için işsizlik oranlarını açıkladı. Buna göre işsizlik oranı geçtiğimiz yılın aynı ayına göre 2,5 puanlık düşüşle yüzde 10,5 olarak gerçekleşti. İşsiz sayısı ise 518 bin kişilik azalma ile 2 milyon 751 bin oldu. Buna karşı krizin yarattığı olumsuz tablo izlerini hala sürdürüyor. Mevsimsel nedenlerle artan istihdam, işsizlik verilerine yansırken, işsizlik oranı kriz öncesinin 1,5 puan üzerinde. İşsiz sayısı ise kriz öncesine göre 454 bin fazla. Yani Türkiye "teğet geçen" krizin etkilerini yüksek büyüme oranlarına rağmen hala telafi edebilmiş değil... (DİSK-AR, 20.09.2010) |
|
|
 İmge Kitabevi, Çiğdem Sezer ve İbrahim Dizman’ın kaleme aldığı “12 EYLÜL’ÜN 30. YILINDA: 30 YIL, 30 HAYAT” isimli bir kitap yayınladı. Kitapta yer alan isimler 12 Eylül’ün acılarıyla simgeleşen 30 hayattan oluşuyor...
Onlar, fişlenen 1 milyon 683 bin yurttaştan...
Gözaltına alınan 650 bin “zanlı”dan...
90 güne varan gözaltı sürelerinde işkenceden öldüğü belgelenen 171; kuşkulu bir şekilde ölen 300 insandan...
Yargılanan 230 bin kişiden...
İdamı istenen 7 bin sanıktan...
”Sakıncalı” bulunarak işinden atılan 30 bin çalışandan...
Öğrencilerinden koparılan 4 bin öğretmen, 120 öğretim üyesinden...
Bir gecede suçlu ilan edilen sendikacılardan...
Kitapları yakılan yazar ve ozanlardan...
Daha aydınlık bir ülke için çırpınan düşünürler arasından seçilen 30 kişi...
(Bilgi - Belge, 16.09.2010) |
|
|
 Türkiye demokratikleşme sürecinde bir kez daha kritik bir dönemeçtedir. Toplumsal talepler ve halkımızın demokratikleşme yönündeki beklentileri ancak ülkede barışın dilinin hakim olması, sorunların üzerine diyaloğu, katılımı öne çıkaran bir yaklaşımla karşılanabilir. Türkiye yapısallaşmış savaş ve çatışma koşullarında başta can kayıpları olmak üzere maddi manevi ağır bedeller ödemiştir. Soruna yönelik askeri çözüm yaklaşımlarının geçersiz olduğunun defalarca kanıtlanması dışında hiçbir olumlu sonucu olmayan çatışma ortamından ülke bir an önce çıkarılmalıdır. Ancak bu yakıcı ihtiyaca karşın akan kan durmamaktadır. Bu nedenle şu anda yaşanan "eylemsizlik" sürecinin devam etmesi ve barış ortamının kalıcı bir hale getirilmesini önemli buluyoruz. Sorun ancak kalıcı bir barışın yaratacağı güven ortamında tartışılabilir ve çözüme kavuşturulabilir... (Basın Açıklamaları, 15.09.2010) |
|
|
 AKP “BAŞKANLIK SİSTEMİ” NİYETİNİN KAPILARINI ARALAMAYA ÇALIŞIYOR! 12 Eylül’cülerin 28 yıldır Türkiye’ye giydirdikleri “deli gömleği”nden sonra, bugün siyasi iktidarın toplumsal uzlaşıyı yok sayarak kendi ihtiyaçları doğrultusunda belirlediği 82 Anayasa’sındaki kısmi değişiklikler, yapılan referandum sonucunda %72 katılımla, %42 hayır ve %58 evet oyuyla kabul edildi. Sonucuna bütün Türkiye olarak “katlanacağımız” referandumun içeriğine ve sürecine yönelik eleştirilerimizle birlikte, halkın “tercihine” saygı duyuyoruz. Türkiye’nin anayasal sınırlarını belirleyen bir halkoylamasının nasıl yapılmaması gerektiğine örnek olan bir referandum süreci yaşadık. Referandum sonucunda ortaya çıkan bu tabloya bakıldığında; halk çoğunluğunun seçmen olarak onaylamadığı, 12 Eylül Anayasa’sını “meşrulaştıran” AKP Anayasası’yla karşı karşıya kaldığımızı söyleyebiliriz... (Haber / Duyuru, 14.09.2010) |
|
|
 DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikamızın eski genel başkanlarından, mücadele arkadaşımız KAMİL KİNKIR'ı kaybettik… Anısı işçi sınıfımızın mücadelesinde yaşayacaktır. Ailesine, sendikamız üyelerine ve mücadele arkadaşlarına baş sağlığı diliyoruz... Cenazesi 13 Eylül 2010 Pazartesi günü öğle namazı sonrasında Karacaahmet Şakirin Camii'nden kaldırıldı... (Haber / Duyuru, 11.09.2010) |
|
|
 TÜİK 2003 Hanehalkı Tüketim Harcaması Kalıbı, TÜİK madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan DİSK-AR beslenme kalıbı dikkate alınarak, enstitümüz tarafından yapılan araştırmaya göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 772, yoksulluk sınırı ise 2.809 TL olarak gerçekleşti.
(DİSK-AR, 06.09.2010) |
|
|
 İŞSİZLİKTE
KRİZİN ETKİLERİ DEVAM EDİYOR
İŞSİZ
SAYISI KRİZ ÖNCESİNE GÖRE 643 BİN FAZLA
HÜKÜMET
İSE 2,8 MİLYON İŞSİZE ŞÜKREDECEK KADAR
ACİZ
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK),
Nisan, Mayıs ve Haziran ayları için işsizlik
oranlarını açıkladı. Buna göre işsizlik
oranı geçtiğimiz yılın aynı ayına
göre 2,6 puanlık düşüşle yüzde 11 olarak
gerçekleşti. İşsiz sayısı ise 536 bin
kişilik azalma ile 2 milyon 846 bin oldu. 2008 yılının
ikinci altı ayında başlayan ve 2009 yılını etkisi
altına alan ve şirketlerin işten çıkartmalara,
üretimdeki düşüşlere rağmen karlarında
yüksek artışlar sağladığı kriz, zaten
astronomik rakamlarda seyreden işsizlik rakamlarını, iyice
yükseltti. Yapısal işsizlik adı altında
yaklaşık 2,5 milyon işsizi kabul edilebilir gören
hükümet, işsizlikle mücadeleyi işsiz
sayısını bu rakama çekmek olarak algılıyor.
Mevsimsel nedenlerle artan istihdam, işsizlik verilerine yansırken,
işsizlik oranı hala kriz öncesinin 1,8 puan, işsiz
sayısı ise 643 bin üzerinde. (DİSK-AR, 18.08.2010) |
|
|
 Sayın Başbakan, DİSK, hiçbir karalamaya aldırmadan, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik ve sosyal yeni bir anayasa hedefiyle mücadelesine devam edecektir! “Masal” çocuklara anlatılır ve çocukluk döneminde hayatı öğretme yollarından biridir. Çocukluk dönemlerini geride bırakan ve hayatın cefalı yollarından geçmiş örgütlerin “masallara” karnı toktur. Bu ülkenin çalışanlarının masallara değil, gerçek özgürlüklere ve ekmeğe ihtiyaçları var. Bulunduğunuz makama gelirken bunları vaadettiniz. Öyleyse yapmanız gereken şey görevinizi hatırlamanızdır… (Basın Açıklamaları, 10.08.2010) |
|
|
 TÜİK 2003 Hanehalkı Tüketim Harcaması Kalıbı, TÜİK madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden DİSK-AR beslenme kalıbı dikkate alınarak, enstitümüz tarafından yapılan hesaplamaya göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 765, yoksulluk sınırı ise 2784 TL olarak gerçekleşti. Yoksulluk sınırı geçtiğimiz yılın aynı ayına göre 252 TL artış gösterdi. (DİSK-AR, 09.08.2010) |
|
|
 Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan “Özgürlükçü – Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal Bir Anayasa İçin Temel İlkeler Raporu”nu, 1982 Anayasası’nın değiştirilmesi çalışmalarında bir tartışma zemini yaratması ve gelecek kuşakları kucaklayacak “Özgürlükçü – Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal Bir Anayasa”nın oluşmasına katkı yapması dileğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türkiye kamuoyunun dikkatine sunuyoruz... (Bilgi - Belge, 05.08.2010) |
|
|
 İşsiz sayısındaki 547 bin kişilik azalmaya karşın, kayıtdışı çalışanların sayısı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 905 bin, geçici işlerde çalışanların sayısı ise 315 bin kişi arttı.
Ekonomik kriz ile birlikte Türkiye'nin en önemli sorunu haline gelen işsizlik ile ilgili tartışmalar, TÜİK tarafından açıklanan ve işsizlik oranlarında bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,9 puanlık düşüşe işaret eden veriler sonrasında yeniden alevlendi. İşsizlik verilerinde yaşanan düşüş, kayıtdışının ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasının gölgesinde kalıyor.
(DİSK-AR, 26.07.2010) |
|
|
 Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin ailesi ile birlikte gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücretdir. Ancak her yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen asgari ücret, tek başına temel ihtiyaçların başında gelen gıda harcamalarını bile karşılamaktan çok uzaktır. 1 Temmuz 2010 tarihinden itibaren asgari ücret 16 yaşından büyük bir işçi için yüzde 4,3`lük zamla brüt 760,50, net asgari geçim indirimi dahil 599,12 liraya yükselecektir. TÜİK 2008 Hanehalkı Tüketim Harcamaları çalışmasına göre, en yoksul yüzde 20’lik kesimin harcama kalıbı aşağıda çıkartılmıştır. Buna göre bir asgari ücretli yaşamını sürdürebilmek için gelirinin sadece yüzde 33,7’sini gıda harcamalarına ayırabilmektedir... (DİSK-AR, 03.07.2010) |
|
|
 Konfederasyonumuzun Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in faşist katiller tarafından katledilişinin 30. yılında adalet arıyoruz. YARGITAY Ceza Genel Kurulu, DİSK’in Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in katil zanlısı Ünal Osmanağaoğlu hakkında verilen beraat kararını bozarak, sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılması doğrultunda karar vermiş bulunmaktadır. Ülkemizin 12 Eylül karanlığına gömülmesinde önemli etaplardan biri olan Kemal Türkler’in katledilmesinin ardındaki sis perdesi hâlâ kaldırılabilmiş değil. 12 Eylül öncesinde, askeri müdahalenin zeminini hazırlayan planlı cinayetlerinden biri olan bu davada, sanık sandalyesinde oturan şahıs uzun yıllar yurtdışında firari olarak yaşadıktan sonra zamanaşımı süresinin dolmasına az bir zaman kala Kemal Türkler Ailesi avukatlarının uzun çabalarıyla sanık sandalyesine oturtulmuştur… (Haber / Duyuru, 28.06.2010) |
|
|
 Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ile bugün görüşmeye katılan Genel Başkanımız Süleyman Çelebi, DİSK’in “Kürt Sorunu ve Demokratik Çözüm” konusundaki görüş ve değerlendirmelerini bir dosya halinde kendisine iletti. DİSK’in, Türkiye’nin temel sorunlarından biri olan Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin değerlendirmeleri ektedir… (Haber / Duyuru, 25.06.2010) |
|
|
 Türkiye AKP hükümetinin iktidara geldiği günden bu yana, işsizlik sorununu can yakıcı bir biçimde yaşamaya devam ediyor. Resmi işsizlik oranları yıllarca yüzde 10’lar seviyesinde yapısal bir özellik kazanmışken, krizin etkisi ile birlikte yüzde 14-15 düzeylerine çıkmış durumda. Kriz teğet geçti söyleminin arkasında, artık milyonlarla ifade edecek kadar çok kişi işini kaybetti, güvencesiz çalışmanın, eksik istihdam biçimlerinim, işsizliğin girdabına sürüklendi. 8 Haziran 2010 tarihinde gerekleştirilen Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında (EKK) “Ulusal İstihdam Stratejisi” taslağında işsizliğin yüzde 10’luk kısmının yapısal bir olgu olduğu kabul edilmektedir. Kısa vadeli amaç konjoktürel etkinin giderilmesi olarak -ki bu oran yüzde 4’tür- belirlenmiştir… (DİSK-AR, 22.06.2010) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ILO Konferansı’nda Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’nde “Kara Liste”ye alınmasına ilişkin 14 Haziran'da DİSK Genel Merkezi'nde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada Çelebi şunları söyledi: Biz Türkiye’nin böyle bir tabloyla karşı karşıya kalmasından asla hoşnut değiliz. Hatta biz, hiçbir ülkenin bu listeye alınmasını istemiyoruz. Kara Liste’nin bütün dünyada ortadan kaldırılmasını sağlayacak, işçi ve emekçilerin hak ve özgürlüklerinin tam olarak tanındığı bir dünya istiyoruz. Ama ülke yönetimlerinin temel hak ve özgürlüklerin gereğini yapmadıkları halde liste dışı bırakılmalarını da kabul etmiyoruz. Daha önce de söyledik, yine söylüyoruz; Hükümet Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’ne alınması konusunda hiçbir ders çıkarmamaktadır. Ülkemizde sendikal hak ve özgürlüklere ilişkin önemli adımların atılmamasının, 12 Eylül’den kalma baskı ve yasakların devam etmesinin “utancını” bizlere yaşatmaktadırlar... (Haber / Duyuru, 14.06.2010) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, 9 Haziran’da ILO Konferansı vesilesiyle Cenevre'de, ILO toplantısına katılan sendikal örgütlerin de katıldığı bir basın açıklaması yaptı. Çelebi’nin, Türkiye’de iş yaşamının zorlukları ve sendikal hak ihlalleriyle ilgili dünya kamuoyuyla paylaştığı açıklama şöyle: Öncelikle buraya kadar gelip toplantımıza katıldığınız için hepinize tek tek teşekkür ediyorum. Pek çoğunuzun da bildiği gibi bugüne dek buna benzer sayısını benim bile hatırlayamadığım bir çok basın açıklaması yaptık. Bugün burada benzer bir basın açıklamasında belki de son kez buluşuyoruz. Bunu diğerlerinden biraz daha farklı kılan, burada Cenevre'de ve böyle bir dönemde yapıyor olmamız... (Haber / Duyuru, 10.06.2010) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ILO Konferansı’yla ilgili DİSK Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Çelebi açıklamasında, “Türkiye geçtiğimiz yıllarda da ‘yasal düzenlemelerin uyumsuzluğu’ ve ‘uygulamaların sendikal hakları ihlal etmesi’ nedenleriyle çeşitli defalarda ILO gündemine geldi. Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’nde kara listelere alınması bizleri hep üzdü ancak hükümet üyeleri bundan hiçbir zaman ders çıkarmadılar. Hükümetler, askeri müdahaleden sonra anayasa ve sendikal yasaların değiştiği 1982 yılından bugüne kadar yaklaşık 30 yıldır her ILO Konferansı’nda sendika yasalarını değiştirmek üzere olduklarını belirterek farklı mazeretlerle gecikme yaşandığını ifade ettiler” dedi… (Basın Açıklamaları, 05.06.2010) |
|
|
 Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı yeraltı kömür ocağında 17 Mayıs 2010 tarihinde saat 13:30 civarında patlama meydana geldiği; patlamanın ardından -160, -360 ve -460 kodundaki işçilerin ocaktan tahliye edildiği; 10 işçinin yaralı olarak kurtarıldığı ve Zonguldak Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre de "Maden ocağının eksi 540 kodunda çalışan taşeron firmanın 30 işçisine henüz ulaşılamadığı" haberleri bizleri derin bir kaygıya sevketmiştir. Taşeron üretiminin kan, ölüm ve gözyaşı olduğu bir kez daha görülmüştür. Kamu maden ocaklarında taşeron uygulamalarına derhal son verilmeli ve taşeron olarak çalışan işçiler kadroya alınarak TTK işçilerinin sahip olduğu haklara kavuşturulmalıdırlar. Özel sektör madenciliğinde kamunun denetim ve yaptırım koşulları yeniden düzenlenmeli ve iş sağlığı ve güvenliğine dönük önlemlerin eksiksiz alınmasında tavizsiz bir yol izlenmelidir... (Basın Açıklamaları, 18.05.2010) |
|
|
 Kurumumuzun, TÜİK ve Sosyal Güvenlik Kurumu verileri üzerinden yaptığı hesaplamalara göre, 1 milyon 600 bin sigortalı ücretli TÜİK verilerine yansımamaktadır. TÜİK verilerinde yüzde 15’lik kayıp bulunmaktadır. Bu oran işsizlik rakamlarına yansıtıldığında resmi işsiz sayısı 4 milyon 145 bine, geniş tanımlı işsiz sayısı 6 milyon 740 bine ulaşmaktadır. TÜİK VERİLERİ ÇELİŞKİLİ: Sosyal Güvenlik Kurumu Ocak 2010 aylık istatistik bülteni verilerine göre, eski SSK, bugünkü SGK 4a kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 9 milyon 30 bin. Eski Emekli Sandığı, bugünkü SGK 4c kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 2 milyon 225 bin. Toplamda isteki durumu ücretli olan ve SGK kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 11 milyon 255 bin. Aynı dönem için TÜİK tarafından 15 Nisan 2010 tarihinde açıklanan verilere göre ise, ücretli sayısı 12 milyon 825 bin. Bunların 3 milyon 76 bini herhangi bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında değil. Yani kayıtdışı. SGK kapsamındaki kayıtlı ücretli sayısı ise 9 milyon 749 bin. SGK tarafından gerçek olarak tutulan Sosyal Güvenlik istatistikleri ile TÜİK’in açıkladığı hanehalkı işgücü anketi arasında 1,5 milyon kişilik bir fark var. (DİSK-AR, 18.04.2010) |
|
|
 DİSK Araştırma Enstitüsü DİSK-AR tarafından Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Hane Halkı İşgücü Anketi sonuçlarına dayanılarak yapılan araştırmaya göre, kriz döneminde işsiz kalanların sayısı iflaslar, geçici iş ilişkisi ve işten çıkartmalar sonucunda 2,5 milyona ulaştı. Kriz döneminde aileleri ile birlikte 10 milyon kişiyi işsizlik gerçeği ile (derin krizle) yüzyüze bırakıldı. Bu rakam krizle boğuşan komşumuz Yunanistan’ın hemen hemen nüfusuna denk. (Yunanistan’nın nüfusu 11 milyon) DİSK-AR’ın TÜİK’in Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçları üzerinden yaptığı hesaplamaya göre 2009 Aralık döneminde (Kasım, Aralık 2009, Ocak 2010) işsiz sayılanların yüzde 20.60’sı, yani 692 bini işten çıkartıldığı için işsiz kalmış durumda. Bu rakama TÜİK tanımı gereğince işgücüne dahil edilmeyen ve işini kaybettiği için işgücü dışında bulunan 583 bin kişiyi dahil ettiğimizde, işten çıkartılanların sayısı 1 milyon 274 bin kişi... (DİSK-AR, 29.03.2010) |
|
|
 Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ bugün (25 Mart 2010 Perşembe) saat 11:15’te DİSK Genel Merkezi’ni ziyaret ederek Genel Başkanımız Süleyman Çelebi ve DİSK Yönetim Kurulu’yla yeni anayasa hazırlıkları üzerine görüşme yaptılar. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Hükümetin “Yeni Anayasa Taslağı” ve taslağın sunulması üzerine DİSK’in görüşlerini ve DİSK’in hazırladığı “Özgürlükçü, Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal Yeni Bir Anayasa Için Temel Ilkeler” kitabını kapsayan dosyayı Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’e iletti… (Haber / Duyuru, 25.03.2010) |
|
|
 Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bugün yaptığı bir mülakatta “işsizlerin sendikalarca da savunulmadığını, sahipsiz olduklarını ve dolayısıyla da siyasi bir güçlerinin olmadığını” söylemiştir. DİSK daha 3 Mart 2010 tarihinde yaptığı açıklamada “İşsizliğin karabasana dönüştüğünü; resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranının resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda olduğunu; ancak asıl dikkat çekici olan konunun işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük olduğunu; Türkiye’nin, uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bedelini ağır işsizlik ve atıl işgücü ile ödediğini; krizi kendileri için fırsata çeviren, servetlerini katlayan işverenlerin yanında, bugün işsiz kalan, ücretleri düşürülen, ücretsiz izinlere mahkum edilen milyonların sesinin neden hükümet çevrelerince duyulmadığını söylemiştir… (Basın Açıklamaları, 17.03.2010) |
|
|
 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, asgari ücreti düzenleyen 55. maddesinde “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlarının da göz önünde bulundurulacağı” ifade edilmekte ve ikinci fıkrasında da devlete, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma görevi verilmektedir. DİSK, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplandığı günden itibaren çalışanların aileleri ile birlikte insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürmelerine yetecek bir asgari ücret belirlenmesi için önerilerini dile getirmiştir. DİSK, önerilerinin hiçbirini dikkate almayan komisyonun, devlet ve işveren temsilcileri ile elele verip aldığı hukuka aykırı bu tespit kararının iptali için Danıştay’da iptal davası açmış ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir... (Basın Açıklamaları, 11.03.2010) |
|
|
 12 Mart 1971 Darbesi ve 12 Mart 1995 Gazi Mahallesi katliamı, Türkiye'nin yakın tarihinde, demokratikleşme sürecini sekteye uğratan, özgürlükleri ve insan haklarını ayaklar altına alan önemli dönüm noktalarındandır. Darbelerle hesaplaşılmadığı ve darbe yasaları yürürlükte olduğu için katliamların da üzerine gidilmemiş ve aydınlatılmamışlardır… 12 Mart 1995’te ise, İstanbul Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve 1 işyerinin taranması sonrası çıkan ve ertesi güne yayılan olaylarda halkın üzerine ateş açılmasının ardından 17 kişi hayatını kaybetmişti. Katliamın üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ sorumluları cezalandırılmamıştır; bu da toplumsal vicdanın kanamaya devam etmesine yol açmaktadır… (Basın Açıklamaları, 11.03.2010) |
|
|
 DİSK, 10 Mart'ta Ankara'da toplanan 3'lü Danışma Kurulu'na "KRİZE KARŞI İSTİHDAMI ARTIRICI, YOKSULLUĞU GİDERİCİ SOSYAL PROGRAM" önerdi… Program şöyle: KRİZİN GENEL DURUMU: 2007 yılı sonlarına doğru ABD’de baş gösteren krizin etkisi giderek yayılmış ve derinleşmiştir. Krizin önüne geçebilmek ve yaratacağı toplumsal ve ekonomik tahribatı azaltabilmek için ABD hükümeti bugüne kadar 5 trilyon doları aşan müdahalelerde bulundu. Bunlar arasında, kimi büyük bankalara doğrudan sermaye aktarılması söz konusu iken, kimileri için birleşmeler teşvik edildi, kimleri de kısmen kamulaştırıldı. Ama bütün bu müdahalelere karşın krizin bittiğine dair herhangi bir emare görülememektedir. Ödeme güçlüğü, bütün yapıları kapsamış durumda ve birbirlerini sürekli tetikleyen kısır bir döngü sergilemektedir… (DİSK-AR, 10.03.2010) |
|
|
 Türkiye, giderek büyüyen işsizler ordusunun çalışma yaşamı üzerinde yarattığı karamsar tablonun gölgesinde, krizin etkilerini tartışıyor. Resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranı resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda. Ancak asıl dikkat çekici olan konu işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük. Türkiye’de 15 yaş üzeri nüfusun sadece yüzde 47’si çalışma yaşamına dahil oluyor. Bu oran Avrupa ortalamasında yüzde 65 düzeylerinde seyrediyor. Yani çalışmayı talep etmeyen atıl bir nüfusla karşı karşıyayız. Bunların arasında çalışmaya hazır olup, iş aramayan umutsuzlar, mevsimlik çalışanlar da var... (Basın Açıklamaları, 03.03.2010) |
|
|
 AKP iktidarının toplumun ihtiyaçlarına rağmen, 12 Eylül döneminin anti demokratik ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı 82 Anayasası’nın bir ürünü ve yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK), demokratik toplum gereklerine uygun bir biçimde değiştirmek yerine, yargının siyasallaştırılması ve etkisizleştirilmesinin bir aracı olarak kullanmak istediği bugünkü tartışmalarda daha net görülmektedir. Yani AKP politikalarına bakıldığında, 12 Eylül anlayışıyla dizayn edilen antidemokratik (HSYK, YÖK, RTÜK vb.) yapılanmaları tasfiye etmeyi değil, bu kurumları kendi anlayışı ve inisiyatifi doğrultusunda yeniden şekillendirmek istediği söylenebilir. Ekonomide neo-liberalizmi, siyasette de yeni bir iktidar biçimini oturtmaya çalışan AKP “demokrasi havariliği ve yenilikçilik” cübbesini giyinerek, geleneksel devlet kurumlarıyla çatışmaktadır. Bu çatışmalardan toplum ve emekçiler lehinde olumlu bir gelişme veya demokratik bir yönelim beklemek ham hayalcilikten ibarettir… (Basın Açıklamaları, 19.02.2010) |
|
|
 DİSK Yönetim Kurulu adına DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, TEKEL işçileriyle dayanışmak için yapılan 4 Şubat iş bırakma eylemlerine ilişkin değerlendirmesi: 1) TEKEL işçilerinin haftalardır sürdürdüğü eyleme, berberlerden dağcılara, öğrencilerden esnafa, gazetecilerden sanatçılara, serbest çalışanlardan öğretim üyelerine kadar toplumun geniş kesimlerinden aktif destek sağlanmıştır. 2) TEKEL direnişi, işçileri, kamu emekçilerini, meslek ve kitle örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını birbirine “tek yumruk, tek yürek” olarak yanyana getiren özelliğiyle sendikal mücadelede önemli bir işlev edinmiştir. Emekçileri önümüzdeki günlerde bekleyen yeni saldırılar karşısında örnek olan oldukça önemli bir deneyimdir... (Haber / Duyuru, 05.02.2010) |
|
|
 Bugün, uygulanması için 12 Eylül gibi bir askeri dikta rejimine ihtiyaç duyulan ve Türkiye ekonomisi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilen, IMF'nin ve yerli tekellerin dayatmaları doğrultusunda alınan 24 Ocak kararlarının 30. yıldönümü. Türkiye ekonomisinin kaderini, çokuluslu şirketlerin biçimlendirdiği, uluslararası ekonomik sisteme tam olarak entegre etmeyi amaçlayan, sadece ekonomik sistemi değil, bir bütün olarak toplumsal yaşamı dönüştürmeyi ve paranın koşulsuz egemenliğini hedefleyen bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinden 30 yıl sonra ne yazık ki önemli bir mesafe kat edildiğini görmekteyiz... (Basın Açıklamaları, 23.01.2010) |
|
|
 Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yıllardır taşeron şirketler aracılığıyla çalıştırılan 1200 sağlık çalışanı 13 Ocak 2010 tarihi itibariyle Çalışma Bakanlığı kararıyla asıl işveren olan hastanenin işçisi olarak tescil edildi! Taşeronlaştırma ve özelleştirmeye karşı oldukça önemli olan bu kazanımı kamuoyuyla paylaşmak üzere DİSK Genel Merkezi’nde DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, DİSK Yönetim Kurulu üyeleri ve DİSK/Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun katıldığı bir basın açıklaması yapıldı. Çelebi basın toplantısında “Sağlık alanında yıllardır emeği ve kimliği yok sayılan, haksız ve hukuksuz bir biçimde güvencesiz çalıştırılan, sendikasız ve sahipsiz bırakılmak istenen taşeron sağlık emekçileri, tüm baskılara, tehditlere ve işten çıkarmalara rağmen örgütlendi, sendikalı oldu… (Haber / Duyuru, 22.01.2010) |
|
|
 2010 asgari ücreti toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate alınmayarak, belirlenmiştir. 2010 yılı için artış oranı brüt asgari ücret için yüzde 5,2 net asgari ücret için yüzde 5,7’dir. Günlük artış miktarı 1 TL’dir. Aylık artış miktarı ise 31 TL’dir. Böylece asgari ücrete, günlük 1,3 simitlik zam yapılmıştır. Fakat 2009 yılında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının ve konut harcamalarının ortalama yüzde 11 oranında artması nedeniyle asgari ücretli 2 simitlik bir kayba uğramıştı. Yeni zam asgari ücretlinin elinden alınan 2 simitten birini yerine koymuştur. Günlük 1 TL’lik sembolik asgari ücret artışı, çalışanların yoksulluğa terk edilmesidir… (Basın Açıklamaları, 31.12.2009) |
|
|
 2010 bütçesi Türkiye’nin gerçek gündemini oluşturan İşsizlik, yoksulluk, hayat pahalılığı ve geçim sorunu dikkate alınmadan Meclis’e sunulmuştur. 2010 Bütçesi Türkiye için 2012 yılına kadar yoksulluğun devam edeceğini ortaya koymaktadır. Bütçe tasarısına göre Türkiye ekonomisindeki küçülme 2012 yılına kadar devam edecektir. 2008 yılındaki gelir düzeyine 2012 yılından sonra ulaşması öngörülmüştür. Nüfusun yılda 1,5 milyon ve iş arama çağına her yıl 850 bin kişinin girdiği bir ülkede ekonominin küçülmesi yoksulluğun, işsizliğin artışı ve ülkenin çaresizliğe teslim edilmesi demektir. Bütçe tasarısı AKP hükümetinin, krizin yükünü toplumun geniş kesimlerine yıkmaya devam edeceğinin açık bir belgesidir. 2010 yılında bütçe harcamaları sabit fiyatlarla yüzde 2,4 oranında artması planlanmıştır. Ama bu artış çok yetersizdir. Bu artışa rağmen 2010 yılında yapılması düşünülen bütçe harcamalarının reel olarak 2001 yılı düzeyinden daha düşüktür… (DİSK-AR, 16.12.2009) |
|
|
 Geçen yılın nisan ayına göre resmi işsiz sayısı 1 milyon 348 bin kişi, gerçek işsiz sayısı ise 1 milyon 459 bin kişi artmıştır. İşsizlik artmaya devam etmektedir. Sadece artış hızı nispeten yavaşlamıştır. Bu yavaşlama sonucu Mart 2009’a göre, işsiz sayısında 158 bin kişi azalmış ve işsizlik oranı da yaklaşık 1 puan gerilemiştir. Fakat, “iyimserlik” inşa etmek için işsizlik verilerinin bir ay önceki rakamlarla kıyaslanması yeterli değildir. Ayrıca nisan rakamları işsizliğin azalmaya başladığını değil, “işsizlikteki artışın nispeten yavaşlamış” olduğunu ortaya koymaktadır... (DİSK-AR, 15.07.2009) |
|
|
 DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşlerini DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e sundu... (Basın Açıklamaları, 07.07.2009) |
|
|
 Gayri Safi Milli Hâsıla rakamları, krizin 2009 yılında derinleşmeye devam ettiğini, ortaya koymuştur. Verilere göre Türkiye ekonomisi 2009 ilk üç ayında %13,8 oranında küçülmüştür. Küçülme imalat sanayisinde %18,5 inşaat sektöründe %19, hizmetler sektöründe %20,5 olmuştur. GSMH’daki bu gerileme, Avrupa Birliği ülkeleri ekonomilerinin aynı dönemdeki küçülmesinden çok yüksektir. Uzakdoğu ülkelerinin birçoğunda ise ekonomiler büyümeye devam etmektedir... (DİSK-AR, 30.06.2009) |
|
|
 Sanayi üretimine ilişkin “Nisan Üretim Endeksi” sonuçları, krize ilişkin iyimser yorumlara ve beklentilere malzeme ediliyor. Halbuki Nisan ayı sonuçları üretimdeki gerilemenin devam ettiğini ortaya koymaktadır. Yorumlara neden olan yegane gelişme, Nisan ayında üretimdeki gerilemenin Şubat ve Mart aylarındaki gerilemeden nispeten daha düşük olmasından başka bir şey değildir... (DİSK-AR, 09.06.2009) |
|
|
 TÜİK Tüketici Endeksi’nin Şubat ayında binde 34 oranında azaldığını ilan etti. Bu açıklama kamuoyunda fiyatların düşme eğilimine girdiği biçiminde bir yanılsamaya neden oldu. Bu düşüş, tüketici genel fiyatlarının azalmakta olduğu yönünde yeterli bir işaret değil. Tek başına ele alınırsa eksik değerlendirmelere neden olur. Bu eksik değerlendirmeden yola çıkıldığı takdirde, ekonomi ve sosyal alana dair son derece yanlış değerlendirmeler yapılacaktır. Hatta hatalı ekonomik ve sosyal kararlar alınacaktır... (DİSK-AR, 05.03.2009) |
|
|
 Türkiye imalat sanayi kapasite kullanım oranlarının, Aralık ayında düşmüş olması, hiç kuşkusuz krizin reel sektördeki reel sektördeki boyutlarına ilişkin ciddi bir uyarı anlamına geliyor... Konfederasyonumuz, kriz sürecinde yalnızca dolaysız olarak temsil ettiği ücretli çalışanların değil, toplumun büyük çoğunluğuna karşı da sorumlu olduğunun bilinciyle kriz döneminde bilimsel yöntemlere dayalı araştırmalarını sürdürecektir... (DİSK-AR, 16.01.2009) |
|
|
 DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Başbakan’ın krizle ilgili olarak “Türkiye’deki olay psikolojiktir” demesine karşı açılması:... Elimizde krizin tam ortasında olduğunu gösteren birçok rakam zaten var ama garip bir tesadüftür ki; Başbakan’ın bu beyanatı yaptığı gün, TÜİK “İmalat Sanayinde Çalışanlar Endeksi III. Dönem Sonuçları”nı açıkladı. Buna göre, 2008’in üçüncü çeyreğinde imalat sanayinde çalışanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.4 azalmıştır...
(Basın Açıklamaları, 26.12.2008) |
|
|
 Yaşanmakta olan krizle ilgili olarak Başbakanlık’tan gelen davet ile işçi konfederasyonları, işveren konfederasyonu, tüketici dernek temsilcilerinin katıldığı ve gündeminde “Ekonomik Kriz ve alınması gereken önlemlere ilişkin öneriler” bulunan bir toplantı düzenlendi. (Bilgi - Belge, 03.11.2008) |
|
|
 DİSK’in 1-2 Şubat 2008 tarihlerinde yaptığı Genişletilmiş Başkanlar Kurulu toplantısı sonrası hazırlanan, örgüt içinde tartışılan ve sendikalar arası oluşturulan Kararlar Komisyonu'nun çalışmasını yürüttüğü “13. Genel Kurul Yönlendirici Temel Belgesi” Genel Kurul’da son şeklini alarak oybirliğiyle örgütsel karar haline getirildi… 41 yıllık mücadele tarihinde, ülkemizde yaşayan tüm emekçilerin, yoksulların, ezilenlerin ekonomik, demokratik, sosyal ve siyasal hakları için mücadele eden; bu uğurda bedeller ödeyen ama mücadele azminden bir an bile kopmadan, kurucularının onurlu mirasını 2000’li yıllara taşıyan DİSK, tarihin kendisine yüklediği misyonla, Yönlendirici Belge’de emekçilere ve halka yeniden bir “TOPLUMSAL AYAĞA KALKIŞ ÇAĞRISI” yapıyor… (Genel Kurul Kararları, 18.02.2008) |
|
|
|
|
| TÜRK-İŞ YÖNETİMİ BAŞBAKAN İLE NEYİN PAZARLIĞINI YAPTIĞINI AÇIKLAMALIDIR! |
Türkiye demokrasi tarihi açısından karanlık bir dönemden geçiyoruz. 12 Eylül askeri darbesinin gölgesinde, konfederasyonumuz DİSK’e ve işçi sınıfının iradesine ket vurarak, işçileri örgütsüz bırakan, yalnızlığa ve çaresizliğe sürükleyen faşizan ruh kendisini bir kez daha ortaya koyuyor. Darbe günlerinde 12 Eylül’ün kudretli faşist generalleri ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu TİSK ile işbirliği yapan ve 12 Eylül cunta hükümetine genel sekreterini bakan veren TÜRK-İŞ konfederasyonu, bir kez daha kapalı kapılar ardında, işçi sınıfının örgütlenme özgürlüğünü pazarlık konusu yaparak bir ihanete daha imza atıyor... |
| SENDİKAL HAKLARIMIZ ÇİĞNENEMEZ, DİSK ENGELLENEMEZ! |
Bilindiği gibi, Türkiye' deki toplu sözleşme düzeni ve sendikal özgürlükler alanını düzenleyen yeni bir yasanın 'toplu iş ilişkileri yasa tasarısı' adı altında bakanlar kurulunca TBMM' ye gönderildiği açıklandı. Çalışma Bakanı bu yasa tasarısının ülkemizdeki yasaklı ve baskıcı sendikal düzeni sona erdireceğini iddia etti. Bu anlamda Türkiye' nin toplumsal değişim ve demokrasi tarihi açısından, son derece önemli bir dönemeçte bulunuyoruz. Özgürlükçü ve değişimci görünen; ancak aslında 12 Eylül’ün, yani darbecilerin karanlığını bugün iyice perçinlemek isteyen bir anlayış, ne yazık ki sendikal haklar alanında Türkiye’yi bir kaosun eşiğine getirmiştir. |
| AKP İKTİDARI, EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİNE YÖNELİK GÖZALTI VE BASKILARA DEVAM EDİYOR! |
Daha önce genel merkez binası basılıp kimi yöneticileri gözaltına alınan kamu emekçilerinin etkin örgütü KESK, önümüzdeki günlerde 4688 sayılı yasaya karşı eylem kararı almışken, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaştı. 27 Aralık’ta “Anayasa Uzlaşma Komisyonu”nun ziyaret ettiği KESK Genel merkezi’ne bu sabah saatlarinde de İstanbul Özel Yetkili Savcılığı’nın talimatıyla, Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM ekipleri gelerek, genel merkez genelinde arama yapmak istedi. KESK yöneticileri bu karara itiraz ederek sadece gözaltına alınan KESK uzmanının çalışma odasında arama yapılabileceğini söylediler. Siyasi iktidarın bu saldırısı sadece KESK’e yönelik değil, bütün emek ve demokrasi güçlerine yöneliktir. |
| İŞ KAZALARI, “İŞ CİNAYETİ” NİTELİĞİNİ KORUYARAK YENİ YILDA DA HIZ KESMEDEN SÜRÜYOR!.. |
2012’nin ilk gününde Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki askeri silah mühimmat deposunda gerçekleşen patlamada 4 işçi yaşamını yitirdi. Ülkemizde iş kazaları, “iş cinayeti” niteliğini koruyarak hızını kesmeden sürüyor… Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ostim, Elbistan ve İstanbul’da ortaya çıkan katliam gibi iş kazalarından sonra ölüm acımasız yüzünü bu kez askeri mühimmat deposunda gösterdi. Özel sektör ve kayıtdışında işçi sağlığı ve güvenliği sisteminin çökmüş olduğunu söylüyorduk. Bu durum kamuda da kendini ciddi olarak hissettirmeye başladı… |
| SAVAŞ CİNAYETTİR!.. SİVİL HALKA YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUZ!.. |
Kürt sorununun demokratik çözüme kavuşturulması, çatışmaların ve şiddetin son bulması, yeni ölümlerin ve gözyaşlarının bu ülkeyi dönüşü zor bir ayrımcılığa sürükleyeceğini, ancak birarada eşit ve özgür bir yaşamın temellerinin atılmasıyla ülkemizin esenliğe kavuşacağını her fırsatta dile getiriyoruz. Fakat, yaşanılan gelişmeler çatıma ve şiddet ortamının gittikçe yayılması yönünde gelişmektedir. Bir yandan yeni anayasa tartışmalarını sürdürmeye çalışan hükümet, diğer taraftan da irrasyonel politikalarla birarada yaşama umudunu söndüren uygulamaları pervasızca sürdürmektedir… |
| ÖLÜM MADENLERDE ÇALIŞANI YAKALIYOR!.. |
Sendikamız Dev Maden-Sen’in 0cak-Aralık 2011 tarihleri arasında yaptığı araştırma sonucu madencilik sektöründe meydana gelen kaza sayısı 111, ölümlü kaza 75, kazalarda ölen 87 ve yaralananların sayısı ise 247 oldu. Böylece son 5 yılda toplam 400 madenci madenlerde yaşamını yitirdi. Son 5 yılda ortaya çıkan tablo ürkütücüdür. Madencilik sektöründe taşeronlaşma ve güvencesiz çalışma koşulları mesleki eğitim ve birikimi yok etmiş, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini de nerdeyse tamamen ortadan kaldırmıştır. Yıllardır bu konularda çalışma yapan, sorunlara dikkat çeken sendikalar, meslek odaları ve birliklerinin uyarılarını dikkate almayan anlayışların iş sağlığı ve güvenliği alanında ciddi adımlar atabilmesi mümkün müdür? Kanla, ölümle, hastalıklarla, sakat kalmalarla yapılan üretimin kalkınmayla, gelişmeyle ne ilgisi bulunmaktadır? |
| İŞİN ÇİVİSİNİ ÇIKARTTILAR!.. |
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği açılışında yaptığı konuşmayla ilgili açıklaması... |
| YOKSULLUĞUN VE SEFALETİN RESMİ ADI: Asgari Ücret Tespit Komisyonu! |
2012 yılı için asgari ücretin tespitine yönelik çalışmalar başladı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu adı verilen yapı, işçi sınıfının örgütlü kesimlerini bile kapsamaktan uzaktır. İşveren, hükümet ve TÜRK-İŞ temsilcilerinin eşit oranda temsiline dayanan komisyon bir kez daha Türkiye’de insanların boğazından geçecek olan lokmaların sayısını belirlemeye çalışacaktır. İşçi sınıfının önemli kısmının örgütsüz olduğu, örgütlü olanların grev yasakları, uzun toplu sözleşme ve yargı süreçleri nedeniyle sendikal haklarını yeterince kullanamadıkları, 12 Eylül yasalarının gölgesinde gerçekleştirilen bu toplantılardan emekçiler lehine bir sonuç beklemek ne yazık ki mümkün görünmemektedir... |
| SUSTURULMAK İSTENEN KESK’İN EMEK VE DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR!.. |
28 Kasım Pazartesi günü, son zamanlarda sıklıkla ifade ettiğimiz ve giderek artmaya devam eden baskı ve korku imparatorluğu uygulamalarının bir örneği daha İzmir‘de hayata geçirilmiştir. İzmir‘de KCK ile ilişkilendirilerek KESK üyelerine yönelik olarak gerçekleştirilen operasyonlar sonrası açılan davada, aralarında KESK Genel Başkanı Lami Özgen‘in de bulunduğu 25 KESK üyesine 6‘şar yıl 3‘er ay hapis cezası verilmiştir... |
| HALKI DÜŞÜNMEDİĞİNİZ ORTADA... PEKİ SİZ KİMLERİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ? |
Vicdanın ve adalet duygusunun köreltilmesinin bizzat yöneticiler tarafından kışkırtıldığı bir ülkede yaşadığımız hayal kırıklıkları artık yerini “hayat kırıklıkları”na bıraktı. 600 yurttaşımızı yitirdiğimiz 7.2’lik depremin ardından Van’da meydana gelen 5.6’lık ikinci bir depremde şu ana kadar 12 yurttaşımız yaşamını kaybetti. Van depremi için yardıma gelen ve kendi ülkesinde 8 şiddetindeki depremlerde dahi can kaybı yaşanmayan Japon doktor Atsushi Miyazaki’yi 5.6’yla “öldürmeyi başaran” bir ülke olma ünvanını kazandık. Yetmedi!. Doğal afetlere, iş kazalarına “hükmedemeyenler”, yurttaşlarını susturma konusunda “hüküm-et” olduklarını kanıtlamaktan geri kalmadıklarını bir kez daha gösterdiler… |
| PERVASIZLIĞIN VE “İŞÇİ DÜŞMANLIĞI”NIN BU KADARINA DA “PES” DOĞRUSU!.. |
İŞKUR’un açıklanan 2011-2015 Stratejik Planı’na göre, işsiz kalanlara verilen işsizlik ödeneğinin ortalama 5 aya düşürülmesinin hedeflediği görülmüştür. İşsizlik Sigortası Fonu, çalışırken işsiz kalmış insanların yoksullaşmalarının önüne bir nebze de olsa geçmeyi sağlamaya çalışmak üzere oluşturulmuştur. Fakat İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanma koşulları oldukça ağırdır. Bu koşulları yerine getirebilmek için çalışanların uygun, düzenli ve kayıtlı işlerde çalışmaları gerekmektedir. Ama gelinen aşamada fonun kendi amacı doğrultusunda kullanılması bir yana, daha fazla sermaye çevrelerine kaynak aktarmaya dönük bir plan yapıldığı görülmektedir… |
| TÜRKİYE AKP ELİYLE NEREYE SÜRÜKLENİYOR?.. |
DİSK Yönetim Kurulu, Türkiye’deki son gündem konularını değerlendirmek üzere 3 Kasım’da DİSK Genel Merkezi’nde toplandı. Ekonomik yapılanış, demokratik hak ve özgürlükler konusunda ülkemizdeki gelişmelerin endişe verici boyutlara ulaştığı görüşüne sahip olan DİSK Yönetim Kurulu, değerlendirme ve kaygılarını şöyle sıraladı: AKP siyasetinde bugün çok daha bariz olarak ortaya çıkan değişim/keskinleşme sinyalleri esas olarak 12 Haziran 2011 seçimlerinde ortaya çıkmış ve DİSK bu kaygısını kamuoyuyla her fırsatta paylaşmıştır... |
| VAN'DA DEPREM!.. ACIMIZ SONSUZ, İÇİMİZ BURUK!.. |
Deprem kuşağında yer alan Türkiye’de deprem öncesi önlemler almak yerine hala deprem sonrasının tartışılıyor olması, onca acı ve yıkımlara karşın kayda değer hiçbir önlemin alınmaması, deprem sonrası çalışmaların büyük bir amatörlükle ilerlemesi, yurttaşların doğanın gücü karşısında aciz bırakılması affedilir değildir. Kendisi gerek doğal afetler ve gerekse şehircilik ve yapılaşmanın insan hayatındaki önemi konusunda bilinçli olmayan bir devlet yurttaşlarını bu konuda nasıl bilinçlendirebilir? Durumun vahameti bir kez daha büyük bir acıyla ortada durmaktadır. Tehlike geçmiş değildir ve ülkemizin büyük bir bölümünde milyonlarca insan risk altında yaşamaya devam etmektedir… |
| DİSK: TARİFSİZ BİR ÜZÜNTÜYLE ACI İÇİNDEYİZ! ÖLÜMLERE, SAVAŞA VE ANALARIN ACISINA DERHAL SON VERİN! |
Dün geceden beri devam eden çatışmalarda 24 askerin yaşamını kaybettiği ve ölümlerin artabileceği haberleri bir kez daha yüreğimizi büyük bir acıyla sarsıyor. Tarifsiz bir üzüntüyle acı içindeyiz. Gencecik insanlar bir kez daha yaşamlarının baharında toprağa düştü. Ailelerinin yürek yakan acısını anlamaya ve anlatmaya çalışmak mümkün değil. Toplumda barış çağrıları arttıkça, Kürt sorununun demokratik çözümünden yana acil adımlar atılması gerektiği söylendikçe, buna ters orantılı olarak, özel birliklerin sayısının artırılması, operasyonların büyütülmesi, seçilmişlerin yaygın şekilde gözaltına alınması, çatışmaların daha yüksek ölümlere yol açacak biçimde yayılması gibi, çatışma konsepti gittikçe geliştiriliyor… |
| DİSK, İŞÇİ SINIFININ SIKIŞTIRILMAK İSTENDİĞİ YENİ CENDEREYE KARŞI SESSİZ KALMAYACAKTIR! |
Konfederasyonumuz, sendikal hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için katıldığı bu zeminde, “değişiklik” adı altında yeni bir hukuksuzluğun dayatıldığı bir sürecin parçası olmayacaktır. ILO sözleşmelerine, Avrupa Sosyal Şartı’na ve ülkemiz sendikal hareketinin ihtiyaçlarına uymayan Sendikalar Yasa Tasarısı hükümleriyle Toplu İş Sözleşmesi Yasa Tasarısı’nı kesinlikle yetersiz görmekteyiz. Bu şartlarda 19 Ekim 2011 günü yapılması planlanan üçlü Danışma Kuruluna katılmamızın da bir yararı kalmamıştır... |
| KÖTÜ İDARENİN FATURASI ZAMLARLA HALKA ÖDETTİRİLİYOR!.. |
61. Hükümet giderek kötüleşen ekonominin faturasını zamlar ve vergi artışları ile yine halka kesmektedir. Büyüme rakamlarına bakıldığında Dünya’da ekonomik krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alan Türkiye, kriz sonrasında hızlı bir artış gösteren büyüme oranlarının gölgesinde giderek artan cari açığı karşılama sorunu ile yüz yüzedir. Bununla birlikte kriz sonrası yaşanan kontrolsüz büyümenin ortaya çıkarttığı olumsuz fatura yine halkın üzerine yıkmaya çalışılmaktadır… |
| İŞÇİ SINIFI “SABIRLA” UYARI GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEKTEDİR! |
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Kıdem Tazminatı, Torba Yasa ve Özel İstihdam Büroları’na ilişkin DİSK’in görüşlerini TBMM Başkanlığı’na, TBMM’de grubu bulunan partilere iletmek üzere Meclis önünde yaptığı basın açıklaması... |
| DİSK-KESK-TMMOB-TTB: İNSANCA YAŞAM, EŞİT, ÖZGÜR, DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE İÇİN 8 EKİM'DE ANKARA'DAYIZ! |
Bütün ötekileştirilenleri, bütün mağdurları, ezilenleri, yoksulları, işsizleri, kadınları, gençleri, çevrecileri, barış yanlılarını seslerini birleştirip, daha yüksek haykırmaları için, düzenin “yeni yüzüne” karşı insanca yaşamı savunmak için EŞİT, ÖZGÜR, DEMOKRATİK TÜRKİYE’Yİ yaratmak için 8 Ekim’de Ankara’da kurulacak emekçilerin, ezilenlerin “Sokak Meclisi”ne katılmaya çağırıyoruz!.. |
| SENDİKA KAPATMALAR DEVAM EDİYOR! |
2008 Mayıs ayından bu yana devam eden ve Öğrenci Gençlik Sendikası GENÇ-SEN’’in kapatılması talebiyle İstanbul Valiliği tarafından açılan dava “kapatma kararı”yla sonuçlandı.
|
| KIDEM TAZMİNATINDAN ÖNCE, SENDİKAL ÖRGÜTLENME VE İŞ GÜVENCESİNDE AVUSTURYA MODELİNİ ÖRNEK ALIN!.. |
Seçimden çoğunluk partisi olarak çıkan AKP hükümeti, ekonomik büyüme, istihdam ve işşizlikle ilgili yeni stratejisini hazırlayarak çalışanlara dönük çok kapsamlı bir saldırıya hazırlanıyor. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın bir gazeteye verdiği mülakatta Kıdem Tazminatının kaldırılacağı ve Kişisel Tazminat hesabının getirileceği; Hükümetin önümüzdeki dönemde kurulacak yeni sistemin ana hatlarını netleştirdiğini ve dünyada da Avusturya Modeli olarak bilinen sistemin tercih edildiğini ifade etmiştir. Ayrıca çalışanların %7’sinin Kıdem Tazminatını alabildiğini söyleyen Bakan bu konuda da gerçekleri ifade etmemektedir. Kıdem Tazminatı işten çıkarılma sonucu ortaya çıkan bir haktır. Böyle bir durumda, kayıtlı ekonomide %90 kıdem tazminatları bir şekilde tahsil edilmektedir. Sadece %10 iflas, konkordato gibi durumlara sorun ortaya çıkmaktadır. Burdaki hak kayıplarını giderecek etkin önlemler alınmalıdır. Ayrıca kayıtdışı ekonomi üzerine kararlı politikalarla gidildiğinde Bakanın ifade etmeye çalıştığı gerçek de ortadan kalkacaktır… |
| 12 EYLÜL’DE GÜLEN’LER 12 EYLÜL’Ü SÜRDÜRÜYOR!.. |
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, 12 Eylül’ün 31. yılında Taksim’de yapılan protesto eyleminde yaptığı konuşma: "Hesap sorulmayan 12 Eylül anlayışı demokrasi ve özgürlüklerin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir!.." |
| DİSK-KESK-TMMOB-TTB’den ortak açıklama: 12 EYLÜL AKP İLE SÜRÜYOR!.. |
12 Eylül askeri faşist darbesinin üzerinden 31 yıl geçti. Fakat 12 Eylül hukuku hâlâ geçerlidir, hâlâ güncelliğini korumaktadır, 12 Eylül Anayasası temel hükümleriyle hâlâ yürürlüktedir. 12 Eylül yöneticileri tarafından çıkarılan yasalar ve kurumlar da bugün yürürlüktedir. Bizzat darbeciler tarafından hazırlanan çalışma yasalarının 31 yıldır geçerliliğini koruyor. 12 Eylül’ün siyasi, sosyal ve ideolojik sonuçları da hâlâ geçerlidir. Bugün insan haklarından, Kürt sorununa, sendikal hakların ayaklar altına alınmasından adalet mekanizmasına, basın yayın araçlarındaki sansürden üniversite özerkliğinin yok edilmesine, şovenizmin yaygınlaşmasından militarizm övgüsüne… ve krizi hızlandıran ekonomik politikalara kadar hayatımızı karartan bütün uygulamaların kökeninde 12 Eylül’de çizilen toplumu yeniden biçimlendirme projesi vardır. Bu projenin sonuçları kendisini bugün her alanda yozlaşma, çürüme, çözümsüzlük olarak göstermektedir... |
| “CİNAYETLER ARTIYOR... ÖLDÜRÜLMEK İÇİN KADIN OLMAK YETERLİ!” |
DİSK Kadın Komisyonu'nun son dönemde artan kadın cinayetlerine ilişkin basın açıklaması: Kadınlar öldürülüyor. Bunu söylemekten dilimizde tüy bitti; kadınlar hayatlarındaki en yakın erkek tanıdıkları tarafından öldürülüyor. Kadınlar, anne, eş, kızkardeş oldukları için ya da “aile” bütünlüğünde bir problem olduğu için değil, KADIN oldukları için öldürülüyor. Yani, öldürülmek için kadın olmak yeterli! |
| MADIMAK KATLİAMI UNUTULMAYACAK! |
2 Temmuz 1993'de gerici, faşist güçlerin planlı bir organizasyonuyla Sivas'ta "Pir Sultan Kültür Etkinlikleri"ne katılanlardan 35 aydın, sanatçı, yazar, kadın, genç, her şeyden önce insan, Madımak Oteli'nde yakılarak katledildiler. Sivas Katliamı bugün hâlâ toplumun vicdanında kanayan bir yara olarak duruyor! Geçmişi kapatmaya ve unutturmaya çalışmakla değil, onunla yüzleşerek toplumsal barışı sağlayabileceğimiz unutulmamalıdır. İnsanlık düşmanı gericiliği ve ırkçılığı, Madımak katliamına yol açan siyasal eğilimleri bir kez daha kınıyor, yitirdiğimiz canları 18 yıl sonra aynı duygularla anıyoruz. |
| DİSK, KESK, TMMOB VE TTB'DEN TEKEL DİRENİŞİ DAVASINA ORTAK ÇAĞRI... |
Biz dört emek ve meslek örgütü olarak, başta 4-C olmak üzere güvencesiz, kuralsız, esnek tüm istihdam uygulamalarından vaz geçilmesi; iş güvencesinin sağlanması; ‘kiralık işçilik’ düzenlemesinin gündemden çıkarılması; çalışma hayatını düzenleyen yasaların başta ILO olmak üzere uluslararası normlarına uyarlanması; çalışanların örgütlenmesi önündeki engellerin kaldırılması; kamu çalışanlarına grevli, toplu iş sözleşmeli sendika hakkının güvence altına alınması için TEKEL işçilerinin başlattığı “genel eylem”e bütün gücümüzle destek vererek, sınıf dayanışmamızı kararlı bir şekilde gösterdik… AKP iktidarının, karda kışta mücadele eden işçilere karşı, tazyikli su, gaz bombalarıyla ve polis şiddeti ile giriştiği acımasız saldırılara karşı TEKEL işçileri ile birlikte direndik… |
| TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜN ACI SINIRI: HOPA’DA EMEKLİ ÖĞRETMEN METİN LOKUMCU ÖLDÜRÜLDÜ! |
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın miting yapacağı Hopa Meydanı’nda AKP Hükümeti’nin politikalarını demokratik haklarını kullanarak protesto etmek üzere yüzlerce Hopalı bir araya geldi. Çay üreticileri, sorunlarını dinlemeyen Başbakan’ı Hopa’da istemediklerini söylediler ve çay fiyatlarının bir an önce açıklanmasını talep ettiler. Aynı zamanda HES’lere tepki gösteren Hopalılar, "Çayımıza, fındığımıza, derelerimize, suyumuza sahip çıkacağız" dediler. Fakat, “ileri demokrasi” edebiyatına sarılanlar bulundukları alanda farklı bir sese tahammül göstermeyerek, demokratik haklarını kullanan Hopalıların dağıtılmasını buyurdular. Cop, kalkan, panzer, gaz bombaları eşliğinde alışık oldukları “orantısızlığı” bir kez daha sergileyerek ilçeyi savaş alanına çevirdiler. Emekli öğretmen Metin Lokumcu, atılan gaz bombaları sonucunda hayatını kaybetti… |
| SEÇİM SÜRECİNE İLİŞKİN DİSK-KESK-TMMOB-TTB'NİN ORTAK AÇIKLAMASI... |
12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak genel seçimlere birkaç hafta kaldı. Seçimlere yaklaştıkça seçim atmosferinden kaynaklı olarak siyasal partiler arasında gerginlikler olabilir. Ancak yaşadıklarımız bunun çok ötesindedir. İktidar partisi devlet olanaklarını kullanarak, tek başına Anayasayı değiştirecek parlamento çoğunluğuna ulaşmak ihtirasıyla her türlü antidemokratik uygulamada sınır tanımıyor… |
| 1 MAYIS 2011 AÇIŞ KONUŞMASI |
1 Mayıs Düzenleme Komitesi Başkanı ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı İsmail Yurtseven’in 1 Mayıs 2011 kutlamalarında yaptığı açış konuşması... |
| 77 1 Mayıs katliamı aydınlatılsın! |
DİSK GENEL BAŞKAN YARDIMCISI İSMAİL YURTSEVEN’İN, “1977 1 MAYIS KATLİAMININ, FAİLİ MEÇUL VE SİYASİ CİNAYETLERİN AYDINLATILMASI İÇİN 1 MAYIS’TA TAKSİM’DEYİZ” TEMASIYLA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ŞİŞLİ-TAKSİM YÜRÜYÜŞÜ SONRASINDA YAPTIĞI BASIN AÇIKLAMASI... |
| HALKIN ÖZGÜR İRADESİNİN MECLİS’E YANSITILMAMAYA ÇALIŞILMASINDAN KAYGI DUYUYORUZ! |
Seçim sürecine giren Türkiye’de gündem birdenbire farklı haberlerle değişti. Dün AKP Milletvekili Adayları Tanıtım Toplantısı’nda Başbakan “Bu ülkede Kürt meselesi artık yoktur” dedi. Ardından, Yüksek Seçim Kurulu (YSK), milletvekili genel seçimlerinde 7’sini BDP’nin desteklediği 12 bağımsız adayı veto etti. YSK, ÖDP’nin de sunduğu belgelerde bazı eksiklikler olması nedeniyle seçime giremeyeceğine karar verdi. AKP’nin “ucube” olarak gördüğü Kars’taki “İnsanlık Anıtı”nın yıkılmasına karşı yapılan bir panel çıkışında ressam Bedri Baykam bıçaklanarak ağır yaralandı. Birbirinden bağımsız gibi duran bu üç gelişme, siyasi gündemi bir anda “demokratik bir seçim süreci” ekseninden çıkartarak, komploların, siyasi hesapların, yasaklamaların, susturma ve sindirme operasyonlarının vücut bulduğu bir atmosfere sürükledi… |
| Torba Yasa gözle görünür hale geldi: TAŞERON İŞÇİSİNİN PAYINA HEP ÖLÜM DÜŞÜYOR! |
Ülkenin üzerinde bir cellat kol geziyor… Katliam gibi kazalar hız kesmiyor.. Bir bakıyorsunuz Balıkesir’de ortaya çıkıyor, ordan Zonguldak’a geçiyor, kana doymuyor, Ankara-OSTİM’de ortaya çıkıyor, yetmiyor, Kahramanmaraş’ta iştahla can alıyor. Dün de, Batman'da TPAO'ya ait Şelmo Petrol Sahası'ndaki tesislerde gaz sıkışması sonucu patlama meydana geldi. Olayda 3 işçi öldü. GEREKÇE HAZIR: “GÖRÜNMEZ KAZA!” Oysa ki temel düsturlardan biridir “görünmez kaza sizin görmediğinizdir” diye… Rekabet ve birikim için bunları görmezden gelir ve üstüne bir de buna uyumlu mevzuat hazırlarsanız, elbette katliam gibi kazalar nerden geldiğini size söylemeyecektir. Daha önce söyledik, tekrar söylüyoruz ve bu koşullar devam ettiği sürece de söylemeye devam edeceğiz: “Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği sistemi çökmüştür!” diye.. |
| TEPKİLERE RAĞMEN MECLİS’TEN GEÇİRİLEN TORBA YASA YENİ SALDIRILARA ZEMİN HAZIRLIYOR! |
DİSK, kamuoyunda Torba Yasa ismi ile bilinen ve 29 Kasım 2010 tarihinde ilgili komisyona sunulan “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” içerisinde yer alan emek düşmanı kimi düzenlemelere dair, ilk günden itibaren kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışmış, kimi emek örgütlerinin suskunluğuna rağmen, mücadeleyi ortaklaştırmak ve büyütmek adına önemli bir çaba göstermiştir. TBMM Genel Kurul görüşmeleri sürecinde DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi emek örgütleri olarak, TBMM önünde, yasa ile ilgili protesto hakkımız, gaz bombaları ve joplarla engellenmek istemiştir. Ancak kamuoyu bu eylem ile emek örgütlerinin sesine biraz daha kulak vermek durumunda kalmıştır. Fakat sonuç olarak Torba Yasa dün TBMM Genel Kurulu’ndan geçmiştir… |
| ÖLÜM ŞEHİRLERDE VE SEKTÖRLERDE KOL GEZİYOR… “Torba Yasa” bir kez daha patladı! |
Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara-OSTİM, Antalya ve şimdi de Kahramanmaraş. Katliam gibi kazalar hız kesmeden şehirden şehire sektörden sektöre kol geziyor… Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği sistemi çökmüş durumdadır. Yapılan açıklamalar, mevzuat değişiklikleriyle piyasaya açılan, denetimin giderek zayıfladığı, yaptırımların yok denecek kadar azaldığı bir iş sağlığı ve güvenliği sistemini sürdürme çabasından başka bir şey değildir. Madenlerde, tersanelerde, organize sanayi bölgelerinde, ya da şehir merkezlerinde iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarından yoksun, denetimsiz, yaptırımsız, ruhsatsız, güvencesiz işyerlerinde katliama dönüşen iş kazaları gelecek için de bize tablonun ne olduğunu göstermektedir… |
| KURALSIZ, GÜVENCESİZ VE SENDİKAL HAKLARDAN YOKSUNLUK İŞ CİNAYETLERİNİ ARTIRMAKTADIR! |
Dün Başkent’te yaşanan iki ayrı olay Türkiye gündemine damgasını vurdu. Birincisi, emek ve meslek örgütlerinin demokratik haklarını kullanarak “Torba Yasa”yı protesto etmek istemelerinin polis gücüyle ve zor kullanılarak dağıtılmasıydı. İkinci olay ise, esasında iş güvenliğinden yoksun, kuralsızlığın had safhada olduğu ülkemizde, Torba Yasa’nın daha yasalaşmadan nelere yol açabileceğinin bir göstergesiydi. Ankara Ostim Sanayi Sitesi’nde bulunan iki işyerinde meydana gelen iki ayrı patlamada 18 işçi hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı. İş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya ikincisi; sendikal hak ve özgürlükler konusunda da ILO’nun kara listesinde olan bir ülkeden başka hangi sonucu bekliyorsunuz ki? |
| 2010 YILI DEĞERLENDİRMESİ |
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, 2010 yılı DİSK’in değerlendirme ve görüşlerine ilişkin açıklaması: 2011 yılı özgürlük yitimlerimizi kazanacağımız, insanca yaşam için mücadelenin yükseleceği bir yıl olmalıdır!..
|
| HERKES ANORMAL, BİR AKP NORMAL ! |
Öğrencileri dövmek, sendikacıları coplamak, gazetecileri tutuklamak, ressamlara dava açmak, hepsi normal. Kendisine Bülent Ortaçgil’in şarkısıyla cevap vermek istiyorum... "Vali Dedi Gayet Normal! Biri anlatsın hemen nedir bu normal? Galiba herkes anormal bir AKP normal!"
|
| “İŞÇİLERE AÇLIĞI VE UYKUSUZLUĞU REVA GÖREN ENERJİ BAKANI ÖZÜR DİLEMELİDİR!” |
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız Türk-İş üyesi Tes-İş Sendikası'nın Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmayla malumu bir kez daha ilan etmiştir. AKP hükümeti kuralsızlığı kural, köleliği kanun haline getirmek istiyor. Gözümüzün içine baka baka hakaret ediyorlar. Güvencesizliği, kötü çalışma koşullarını ve taşeronlaşmayı yaygınlaştırmayı hedefliyorlar. |
| DAHA FAZLA İNSAN HAKKI!.. |
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler’ce kabulünün üstünden 62 yıl geçmiş olmasın rağmen bugün hâlâ birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de işçiler, emekçiler, gençler, kadınlar şiddeti, işsizliği, emek sömürüsünü, yoksulluğu yaşamakta, insan onuruna yaraşır bir iş ve ücret, eğitim, sağlık, gibi birçok temel haktan yoksun durumdadırlar. Bildirge, hak ve özgürlüklere dayalı eşitlikçi ve özgürlükçü bir dünya düzeninden bahsetmektedir. Türkiye bu düzenin çok uzağında olmasına rağmen, ne yazık ki coplu biber gazlı, “Torba Yasa”lı, açlık sınırının altındaki asgari üceretli, kısaca insan haklarının ayaklar altında çiğnendiği, sefalet ve şiddete dayalı bir düzenin ise tam içinde yaşamaktadır... |
| EKONOMİK GELİŞME, SOSYAL GELİŞMENİN ÜZERİNE BASA BASA YÜKSELİYOR!.. |
Esnekliğin bu denli yaygınlaştığı, istihdamın yarısının kayıtdışında olduğu, reel ücretlerin gerilediği, işsizliğin astronomik rakamlara ulaştığı bu süreçte, büyüme diye önümüze sunulan yoksunluğumuzdur. Dünyanın en pahalı benzini kullanan, en pahalı etini yiyen ülkesiyiz. Biz adaletli, tüketim değil, paylaşım ve üretim odaklı, doğaya, insana, insan haklarına saygılı bir ekonomik bir büyüme istiyoruz. Bu ay asgari ücret belirlenecek, büyüme konusunda ortaya serilen pembe tablonun, asgari ücretliye yansıtılıp, yansıtılmaması hükümet açısından bir samimiyet testi olacaktır. Halkın ekmeği küçülürken, milyonlar işsizlikle boğuşurken ekonomik büyüyorsa bu büyüme adaletsizliğin büyümesidir… |
| AKP DEMOKRASİSİNDEN ÖĞRENCİLERİN PAYINA BİBER GAZI VE DAYAK DÜŞTÜ!.. |
AKP hükümeti demokrasinin 'D'sini anlamadığını, eleştirinin E'sine bile tahammül edemediğini bir kez daha göstermiştir. Bugün Başbakan Tayyip Erdoğan, üniversite rektörleri ile Dolmabahçe'deki ofisinde buluştu. Çeşitli öğrenci grupları bu toplantıyı protesto etmek istediler. Ancak gördük ki Başbakan'ı protesto etmek adeta yasaklanmış. Bazı öğrencilerin İstanbul'a girmeleri sabahın erken saatlerinde engellenirken, İzmit ve İstanbul'da öğrencilere karşı biber gazı kullanıldı. DİSK Genç-Sen üyesi öğrenciler ise polisin saldırısına uğradı. 13 Genç-Senli dövülerek gözaltına alınırken 1 öğrenci yaraladı… |
| TORBA YASA HAKKINDA GÖRÜŞLERİMİZ... |
Torba yasa ile yapılan düzenlemelerle, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerin (gizli işsizlerin) sayısı artacak, yarı zamanlı ve geçici çalışma yaygınlaşacaktır. Bu tasarı ile insan onuruna yaraşır nitelikli ve güvenceli işler yaratmayı bir hedef olarak koymak yerine, esnek çalışma biçimlerini yaygınlaştırmaya ve gençlerin sömürüsünün yaygınlaştırılmasına çalışılmaktadır... Konfederasyonumuz, işsizlik fonunun sermaye için seferber edilmesine, gençlerin daha fazla sömürüsüne, esneklik dayatmalarına, taşeronlaşmaya, asgari ücret sefaletine karşı torba yasada yer alan bu hükümlerin, sosyal adalet ilkesi ve insan onuruna yaraşır iş kavramı ile çelişkili olduğundan hareketle derhal geri çekilmesini talep etmektedir. |
| 32 İNSANI KATLEDEN VE İNSANLIK SUÇU İŞLEYEN GERÇEK SORUMLULAR YARGILANMALIDIR!.. |
Cezaevlerindeki siyasi tutuklu ve hükümlülerin, F tipi hücre sistemine geçişi engellemek amacıyla, 20 Ekim'de başlattıkları açlık grevlerini, 19 Kasım tarihinde ölüm orucuna dönüştürmeleri üzerine, 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 cezaevine birden yapılan, 30'u tutuklu 2’si asker 32 kişinin öldüğü, 237 tutuklu/hükümlünün hastaneye kaldırıldığı, yüzlerce kişinin yaralandığı ve yaklaşık 10.000 güvenlik görevlisi tarafından gerçekleştirilen operasyonlara “kaba bir alaycılıkla” şu isim verilmişti: “Hayata Dönüş”… Yedi yıl içinde ölüm orucunda, müdahaleler sonucu, intihar saldırısı, kendini yakma ve tedavi sırasında 122 kişi hayatını kaybetti. 600’e yakın tutuklu ve hükümlü başta wernice korsakoff olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalandı. Böylesine geniş kapsamlı hak ihlallerinin, insanlık suçlarının yaşandığı bu olayın sorumluları hakkında neredeyse hiçbir işlem yapılmadı... |
| EMNİYET, SAVAŞTA BİLE YAPILMAYANI MUTAŞ İŞÇİSİNE YAPIYOR! |
Mutaş Demir Çelik işçileri aylardır uğradıkları baskılara karşı dün işyerlerini terk etmeme eylemine başladılar. 48 saate aşkın bir süredir işyerinde bekleyen işçilerin, yemek ve su ihtiyaçları emniyet güçleri tarafından engelleniyor. Savaşta bile yapılmayan bu yöntemle, en temel besin ihtiyaçlarının engellenmesi sonucunda işçilerin; kalıcı sağlık sorunları yaşamalarından endişe ediyoruz. DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün ve İstanbul Tabip Odası’ndan bir heyet, direnişçi işçilerle dayanışmak ve inceleme yapmak için Gebze’de bulunan fabrikaya gidiyorlar. Tayfun Görgün ve beraberindeki heyet bugün (28 Ekim Perşembe) saat 12:00’da konuya ilişkin basın açıklaması yapacaklar… |
| İŞSİZLİK SİGORTASI MI, HÜKÜMETE KAYNAK MI? |
İşsizlik sigortası bir iş veya işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına karşın tamamen kendi istek ve kusuru dışında işini kaybeden çalışanlara bir yandan yeni bir iş bulunmasına gayret edilirken, diğer yandan da bunların işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybını kısmen de olsa karşılayarak, kendisinin ve ailesinin zor duruma düşmesini önlemek amacıyla belli süre ve ölçüde ödemeyi kapsayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren, devlet tarafından kurulmuş zorunlu bir sigorta kolu olarak tanımlanmaktadır... |
| Emekçilerin dünyasından gelen seslere sadece kulağını değil yüreğini de kapatanların iflah olmaz sağırlıkları üzerine AÇIK MEKTUP |
Bizi her daim hedef tahtasına koyan iktidar yanlısı yazarların alışık olduğumuz yöntemlerine başvurarak, zorlama iddialar, iftira ve çamur atma teknikleriyle DİSK’i okur kitleniz karşısında güya “küçük düşürürken” kendinizi emekçiler karşısında aklamaya çalışmanızın nedenini çok iyi anlıyor fakat dersine iyi çalışmayan bir öğrenci edasıyla yalan yanlış bilgi kırıntılarına ihtiyaç duymanızı da oldukça “gülünç” buluyoruz. Doğrusunu isterseniz, sendikal alanı takip eden ortalama bir üniversite öğrencisinin bile gülüp geçeceği bilgisizce sarfedilmiş iddialarınız yerine “nitelikli” bir eleştiriyi, sizin gibi “deneyimli” gazetecilerden hak ettiğimizi düşünüyorduk. Oysa, mesleğine yeni başlamış bir gazetecinin bile yazmaktan sakınacağı sözleri rahatlıkla sarfetmeniz, üzüm yemekten çok bağcı dövme niyetinizi açıkça gösteriyor… |
| 400 maden ocağında yalnızca 4 sığınma odası bulunan bir ülkenin Çalışma Bakanı, sorumluluk ve ciddiyetle görevini yapmalıdır! |
Şili’de altın maden işletmesinde yer altı 689 metrede meydana gelen iş kazasında göçük altında mahsur kalan 33 madenci kardeşimizin kurtarılma çabaları, dünyanın gözü ve destek duygularıyla başarıyla tamamlandı. Madenci aileleri ve Şili halkıyla birlikte ülkemizde geniş halk kesimleri ve DİSK camiası olarak bu mutluluğu yürekten paylaştık. Bu mutluluğun yanında kamuoyumuz ister istemez, ülkemizde iş cinayetlerine dönüşen kazaları ve Zonguldak’ta 5 gün sonra cenazelerine ulaşılan 30 madencimizi ve 5 aydan beri cenazeleri çıkarılmamış olan iki madenci kardeşimizle birlikte yetkililerin ve ilgililerin ilgisizliğini de hatırladı… |
| UPS işçileriyle dayanışma |
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün UPS işçilerine yapılan dayanışma ziyaretinde yaptığı konuşma... |
| “FARKLI” VE “MUHALİF” OLANLARA POLİTİKA YAPMA HAKKI YOK!.. |
Cezaevlerinde uygulanan tecridin kaldırılması için Ankara'ya yürüyen Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYAD) üyeleri, Bolu'da bir grubun saldırısının ardından Ankara’da da polisin şiddetiyle karşılaştı. Türkiye’de öteden beri siyasi iktidarların “muhalif” veya “farklı” olanlara karşı kullandığı politik şiddet yöntemlerinden biri de sivil ırkçı/gerici/faşist güçlerin “devreye sokulması”dır. Bu politikanın en uç noktaları Sivas, Maraş, Çorum katliamları ve işletilen siyasi cinayet ve suikastlerse, diğer noktaları ise muhalif/farklı kimliklere yaşama ve politika yapma hakkının tanınmamasıdır. Ve hiç kuşku yok ki bütün bu noktaların birleştiği yer, toplumsal sorunların demokratik çözümlerini sağlamak yerine “ötekileştirilerek” kontr politikalarla yok edilmeye çalışılmasıdır… |
| ÇELEBİ’YE SUİKAST GİRİŞİMİ DAVASINDA HUKUKA AYKIRI VE “SALDIRGANLARI CESARETLENDİREN” KARAR!.. |
Saldırıyı DİSK binasında gerçekleştirdi.. “Seni öldüreceğim” diye defalarca bağırdı.. Yakın mesafaden 9 mermi sıktı.. 6 yerden ağır derecede yaraladı.. Birinci şarjörü boşaltıp ikincisini silaha taktı.. Koruma polisince engellendi.. Üzerinden 30 mermi daha çıktı, Sadece 1,5 lira parası vardı, Telefonu, cep telefonu ve adresi yoktu.. Saldırgan yargılama sırasında “alacağını” ispatlayamadı.. İddia ettiği “borcun” kaynağını açıklayamadı... Saldırganın eylemi tek başına gerçekleştirmediği, organize olduğunu gösteren belirtilere rağmen, davanın, dönemin İçişleri Bakanı’nın daha baştan belirlediği “alacak-verecek” davasına dönüştürülerek sonlandırılması düşündürücüdür... |
| TÜRKİYE‘NİN ÖNCELİKLİ GÜNDEMİ BARIŞIN EGEMEN KILINMASIDIR!.. |
Türkiye demokratikleşme sürecinde bir kez daha kritik bir dönemeçtedir. Toplumsal talepler ve halkımızın demokratikleşme yönündeki beklentileri ancak ülkede barışın dilinin hakim olması, sorunların üzerine diyaloğu, katılımı öne çıkaran bir yaklaşımla karşılanabilir. Türkiye yapısallaşmış savaş ve çatışma koşullarında başta can kayıpları olmak üzere maddi manevi ağır bedeller ödemiştir. Soruna yönelik askeri çözüm yaklaşımlarının geçersiz olduğunun defalarca kanıtlanması dışında hiçbir olumlu sonucu olmayan çatışma ortamından ülke bir an önce çıkarılmalıdır. Ancak bu yakıcı ihtiyaca karşın akan kan durmamaktadır. Bu nedenle şu anda yaşanan "eylemsizlik" sürecinin devam etmesi ve barış ortamının kalıcı bir hale getirilmesini önemli buluyoruz. Sorun ancak kalıcı bir barışın yaratacağı güven ortamında tartışılabilir ve çözüme kavuşturulabilir... |
| BAŞBAKAN’A AÇIK MEKTUP: “Güneşi balçıkla sıvamaya çalışırken, DİSK’e çamur atmayın!” |
Sayın Başbakan, DİSK, hiçbir karalamaya aldırmadan, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik ve sosyal yeni bir anayasa hedefiyle mücadelesine devam edecektir! “Masal” çocuklara anlatılır ve çocukluk döneminde hayatı öğretme yollarından biridir. Çocukluk dönemlerini geride bırakan ve hayatın cefalı yollarından geçmiş örgütlerin “masallara” karnı toktur. Bu ülkenin çalışanlarının masallara değil, gerçek özgürlüklere ve ekmeğe ihtiyaçları var. Bulunduğunuz makama gelirken bunları vaadettiniz. Öyleyse yapmanız gereken şey görevinizi hatırlamanızdır… |
| OYALAMA DEĞİL, ULUSLARARASI STANDARTLARA UYUM İSTİYORUZ! |
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ILO Konferansı’yla ilgili DİSK Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yaptı. Çelebi açıklamasında, “Türkiye geçtiğimiz yıllarda da ‘yasal düzenlemelerin uyumsuzluğu’ ve ‘uygulamaların sendikal hakları ihlal etmesi’ nedenleriyle çeşitli defalarda ILO gündemine geldi. Türkiye’nin Aplikasyon Komitesi’nde kara listelere alınması bizleri hep üzdü ancak hükümet üyeleri bundan hiçbir zaman ders çıkarmadılar. Hükümetler, askeri müdahaleden sonra anayasa ve sendikal yasaların değiştiği 1982 yılından bugüne kadar yaklaşık 30 yıldır her ILO Konferansı’nda sendika yasalarını değiştirmek üzere olduklarını belirterek farklı mazeretlerle gecikme yaşandığını ifade ettiler” dedi… |
| TAŞERONLAŞTIRMA İŞ CİNAYETİ, KAN VE GÖZYAŞI DEMEKTİR!.. |
Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı yeraltı kömür ocağında 17 Mayıs 2010 tarihinde saat 13:30 civarında patlama meydana geldiği; patlamanın ardından -160, -360 ve -460 kodundaki işçilerin ocaktan tahliye edildiği; 10 işçinin yaralı olarak kurtarıldığı ve Zonguldak Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre de "Maden ocağının eksi 540 kodunda çalışan taşeron firmanın 30 işçisine henüz ulaşılamadığı" haberleri bizleri derin bir kaygıya sevketmiştir. Taşeron üretiminin kan, ölüm ve gözyaşı olduğu bir kez daha görülmüştür. Kamu maden ocaklarında taşeron uygulamalarına derhal son verilmeli ve taşeron olarak çalışan işçiler kadroya alınarak TTK işçilerinin sahip olduğu haklara kavuşturulmalıdırlar. Özel sektör madenciliğinde kamunun denetim ve yaptırım koşulları yeniden düzenlenmeli ve iş sağlığı ve güvenliğine dönük önlemlerin eksiksiz alınmasında tavizsiz bir yol izlenmelidir... |
| DENETİMSİZLİK VE İHMAL HER YERDE CAN ALIYOR! |
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Yalova’nın Çitlikköy ilçesinde, gece vardiyasında çalışan 5 kadın işçinin ölümü ile ilgili açıklaması: "Denetimsizlik ve ihmal her yerde can alıyor!" |
| Eğitim sistemindeki sorunlar ivedilikle çözülmeli, gerici/faşizan kadrolaşmalar dağıtılmalıdır! |
İstanbul Çekmeköy’deki Mehmetçik Lisesi’nde geçen ay yapılan TEKEL işçilerine destek eylemine katılan 200 öğrencinin disipline verilmesinin ardından içlerinden 24 öğrencinin dayanışma etkinliği düzenledikleri gerekçesiyle okulla ilişiği kesildi. Toplumsal hafızamızda “Manisalı Gençler”i akla getiren bu olay ilk değildi ve eğitim sistemindeki temel parametreler değiştirilmeden, gerici/ırkçı kadrolaşmalar dağıtılmadan son da olmayacaktır… |
| • İŞSİZLERİN “SİYASİ GÜÇLERİ” OLMADIĞI İÇİN Mİ HÜKÜMET İSTİHDAM YARATMAMAKTADIR? |
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bugün yaptığı bir mülakatta “işsizlerin sendikalarca da savunulmadığını, sahipsiz olduklarını ve dolayısıyla da siyasi bir güçlerinin olmadığını” söylemiştir. DİSK daha 3 Mart 2010 tarihinde yaptığı açıklamada “İşsizliğin karabasana dönüştüğünü; resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranının resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda olduğunu; ancak asıl dikkat çekici olan konunun işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük olduğunu; Türkiye’nin, uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bedelini ağır işsizlik ve atıl işgücü ile ödediğini; krizi kendileri için fırsata çeviren, servetlerini katlayan işverenlerin yanında, bugün işsiz kalan, ücretleri düşürülen, ücretsiz izinlere mahkum edilen milyonların sesinin neden hükümet çevrelerince duyulmadığını söylemiştir… |
| DİSK ASGARİ ÜCRETİN İPTALİ İÇİN DANIŞTAY’DA DAVA AÇTI!.. |
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, asgari ücreti düzenleyen 55. maddesinde “Asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartlarının da göz önünde bulundurulacağı” ifade edilmekte ve ikinci fıkrasında da devlete, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma görevi verilmektedir. DİSK, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplandığı günden itibaren çalışanların aileleri ile birlikte insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürmelerine yetecek bir asgari ücret belirlenmesi için önerilerini dile getirmiştir. DİSK, önerilerinin hiçbirini dikkate almayan komisyonun, devlet ve işveren temsilcileri ile elele verip aldığı hukuka aykırı bu tespit kararının iptali için Danıştay’da iptal davası açmış ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir... |
| DARBELERLE HESAPLAŞILMADIKÇA KATLİAMLAR “ÖRTÜLÜ” KALACAKTIR!.. |
12 Mart 1971 Darbesi ve 12 Mart 1995 Gazi Mahallesi katliamı, Türkiye'nin yakın tarihinde, demokratikleşme sürecini sekteye uğratan, özgürlükleri ve insan haklarını ayaklar altına alan önemli dönüm noktalarındandır. Darbelerle hesaplaşılmadığı ve darbe yasaları yürürlükte olduğu için katliamların da üzerine gidilmemiş ve aydınlatılmamışlardır… 12 Mart 1995’te ise, İstanbul Gazi Mahallesi’nde 3 kahvehane ve 1 işyerinin taranması sonrası çıkan ve ertesi güne yayılan olaylarda halkın üzerine ateş açılmasının ardından 17 kişi hayatını kaybetmişti. Katliamın üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ sorumluları cezalandırılmamıştır; bu da toplumsal vicdanın kanamaya devam etmesine yol açmaktadır… |
| ÇALIŞMAK BİR DERT, ÇALIŞAMAMAK BİN DERT: İŞSİZLİK KARABASANA DÖNÜŞTÜ!.. |
Türkiye, giderek büyüyen işsizler ordusunun çalışma yaşamı üzerinde yarattığı karamsar tablonun gölgesinde, krizin etkilerini tartışıyor. Resmi rakamlarla bir önceki yılın aynı ayına göre işsizlik oranı resmi rakamlarla 3 puan, işsiz sayısı ise 860 bin kişi artmış durumda. Ancak asıl dikkat çekici olan konu işgücüne katılma oranlarındaki düşüklük. Türkiye’de 15 yaş üzeri nüfusun sadece yüzde 47’si çalışma yaşamına dahil oluyor. Bu oran Avrupa ortalamasında yüzde 65 düzeylerinde seyrediyor. Yani çalışmayı talep etmeyen atıl bir nüfusla karşı karşıyayız. Bunların arasında çalışmaya hazır olup, iş aramayan umutsuzlar, mevsimlik çalışanlar da var... |
| DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi: AKP, 12 EYLÜL ÜRÜNÜ ANTİDEMOKRATİK YAPILANMALARI TASFİYE ETMEYİ DEĞİL, KENDİ ANLAYIŞIYLA YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEK İSTİYOR!.. |
AKP iktidarının toplumun ihtiyaçlarına rağmen, 12 Eylül döneminin anti demokratik ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı 82 Anayasası’nın bir ürünü ve yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK), demokratik toplum gereklerine uygun bir biçimde değiştirmek yerine, yargının siyasallaştırılması ve etkisizleştirilmesinin bir aracı olarak kullanmak istediği bugünkü tartışmalarda daha net görülmektedir. Yani AKP politikalarına bakıldığında, 12 Eylül anlayışıyla dizayn edilen antidemokratik (HSYK, YÖK, RTÜK vb.) yapılanmaları tasfiye etmeyi değil, bu kurumları kendi anlayışı ve inisiyatifi doğrultusunda yeniden şekillendirmek istediği söylenebilir. Ekonomide neo-liberalizmi, siyasette de yeni bir iktidar biçimini oturtmaya çalışan AKP “demokrasi havariliği ve yenilikçilik” cübbesini giyinerek, geleneksel devlet kurumlarıyla çatışmaktadır. Bu çatışmalardan toplum ve emekçiler lehinde olumlu bir gelişme veya demokratik bir yönelim beklemek ham hayalcilikten ibarettir… |
| 24 Ocak karabasanı işsizlik ve yoksullukla sürüyor!.. |
Bugün, uygulanması için 12 Eylül gibi bir askeri dikta rejimine ihtiyaç duyulan ve Türkiye ekonomisi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilen, IMF'nin ve yerli tekellerin dayatmaları doğrultusunda alınan 24 Ocak kararlarının 30. yıldönümü. Türkiye ekonomisinin kaderini, çokuluslu şirketlerin biçimlendirdiği, uluslararası ekonomik sisteme tam olarak entegre etmeyi amaçlayan, sadece ekonomik sistemi değil, bir bütün olarak toplumsal yaşamı dönüştürmeyi ve paranın koşulsuz egemenliğini hedefleyen bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinden 30 yıl sonra ne yazık ki önemli bir mesafe kat edildiğini görmekteyiz... |
| ASGARİ ÜCRET ARTIŞI YENİ YILDA, ÇALIŞAN YENİ YOKSULLAR YARATACAKTIR! |
2010 asgari ücreti toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate alınmayarak, belirlenmiştir. 2010 yılı için artış oranı brüt asgari ücret için yüzde 5,2 net asgari ücret için yüzde 5,7’dir. Günlük artış miktarı 1 TL’dir. Aylık artış miktarı ise 31 TL’dir. Böylece asgari ücrete, günlük 1,3 simitlik zam yapılmıştır. Fakat 2009 yılında temel gıda ürünlerinin fiyatlarının ve konut harcamalarının ortalama yüzde 11 oranında artması nedeniyle asgari ücretli 2 simitlik bir kayba uğramıştı. Yeni zam asgari ücretlinin elinden alınan 2 simitten birini yerine koymuştur. Günlük 1 TL’lik sembolik asgari ücret artışı, çalışanların yoksulluğa terk edilmesidir… |
| KRİZE KARŞI SOSYAL BİR PROGRAMIN GÜNCELLİĞİ |
9 Nisan 2009 tarihinde “Küresel Ekonomik Gelişmeler Karşısında Çalışma Hayatının Değerlendirilmesi” gündemi ile toplanan Üçlü Danışma Kurulu’na sunulan “Krize Karşı Sosyal Bir Programın Güncelliği” konusunda Konfederasyonumuz tarafından hazırlanan rapor ekte sunulmaktadır. |
| KRİZ PSİKOLOJİK DEĞİL, OLDUKÇA EKONOMİK VE GERÇEK! |
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Başbakan’ın krizle ilgili olarak “Türkiye’deki olay psikolojiktir” demesine karşı açılması:... Elimizde krizin tam ortasında olduğunu gösteren birçok rakam zaten var ama garip bir tesadüftür ki; Başbakan’ın bu beyanatı yaptığı gün, TÜİK “İmalat Sanayinde Çalışanlar Endeksi III. Dönem Sonuçları”nı açıkladı. Buna göre, 2008’in üçüncü çeyreğinde imalat sanayinde çalışanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.4 azalmıştır...
|
|
 |
|
ETKİNLİK TAKVİMİ |
|
Şubat 2012 |
|
Pt |
Sa |
Ça |
Pe |
Cu |
Ct |
Pz |
| | |
1
|
2
|
3
|
4
|
5
|
|
6
|
7
|
8
|
9
|
10
|
11
|
12
|
|
13
|
14
|
15
|
16
|
17
|
18
|
19
|
|
20
|
21
|
22
|
23
|
24
|
25
|
26
|
|
27
|
28
|
29
|
|
|
| |
|
|