e-Mail Grubu

İş cinayetlerinin yüzde yüz durdurulabilir olduğunu ve alınacak önlemleri bütün detaylarıyla anlatmamıza, rapor etmemize rağmen sesimizi duyan yok!.. Bırakın bizim sesimizi; yanarak, düşerek, ezilerek, elektriğe kapılarak, boğularak, göçük altında kalarak ölmelerine göz yumulan işçilerin sesini duyamayacak kadar sağırlaşmış kulaklar... Duymak istedikleri tek ses, öldürülen işçilerin kanlarıyla yoğrulmuş PARANIN SESİ!.. Önlem almayan, denetim yapmayan, yasa çıkartmayan, sorumluları cezalandırmayan, işçileri örgütsüz ve yalnız bırakan, “daha çok kâr” için göz göre göre işçileri ölüme sürükleyen AKP Hükümeti bu cinayetlerin birinci derecede sorumlusudur ve bundan yakasını kurtaramayacaktır!..
(Basın Açıklamaları, 16.05.2012)

DİSK, 1 Mayıs 1977 Katliamı ile ilgili gerçekleri açıkladı: ‘Taksim alanı yarım saat boyunca birçok yerden ateş altındaydı, panzerlerden de ateş açıldı. Asıl kargaşa, panzerlerden ses bombalarının atılması ve panzerlerin kalabalığın üzerine sürülmesiyle başladı. 1 Mayıs 1977 Katliamı soruşturulmadı, solcular yapmış olsaydı iddianameye kesin girerdi’.. DİSK, Taraf gazetesinden Halil Berktay ile Radikal gazetesinden Oral Çalışlar'ın 1 Mayıs 1977 Katliamı ile ilgili çarpıtmalarına 9 Mayıs 2012 Çarşamba günü Taksim’deki Hill Otel’de bir basın toplantısı yaparak yanıt verdi…
(Haber / Duyuru, 09.05.2012)

Uzun yıllar sonunda 1 Mayıs Alanı’nın yeniden kazanılmasının ardından işçi ve emekçi kitleleri “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”nü üç yıldır en geniş katılımla Taksim’de kutluyor. Yüzbinlerce kitlenin coşkulu ve rengarenk bayraklarıyla, kendi talepleri ve özlemlerini ifade ettiği Taksim kutlamaları, yıllardır korku tellallığı yapanların, sola ve devrimcilere kara çalmaya çalışanların teorileri altüst ettiği gibi, devlet güdümlü sarı sendikacılığın gerçek yüzünü de teşhir etti. 1 Mayıs’ı gerçek niteliğinden soyutlayarak, “piknik bayramı” haline dönüştürmek isteyen yandaş sendikal anlayış, kendi geniş işçi tabanları tarafından da alanlarda terk edilmişler, hükümetin kürsüsü haline getirdikleri ve 1 Mayıs Marşı’nı dahi çalmaya cesaret edemedikleri “piknik bayramlarında” teşhir edilmişlerdir…
(Basın Açıklamaları, 04.05.2012)

Geçtiğimiz ay Bursa BOSCH’ta çalışan 6 bin Bosch İşçisi özgür iradelerini kullanarak, anayasal hakları olan sendika tercihlerini DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası’ndan yana kullandılar. Örgütlenmenin başından itibaren işyerindeki sendikal değişim konusunda “tarafsız” olduğunu açıklayan BOSCH işverenin verdiği sözleri ve imza attığı uluslararası sözleşmeleri unutarak taraf olması üzerine; örgütlenme konusunda özgür seçimlerini kullanarak DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası’na geçen işçilere yönelik baskıların dozajı da artırıldı. Bugün ise vardiya giriş ve çıkışında basın açıklaması yapmak üzere orada bulunan sendikamız yöneticileri ve Bosch İşçilerine Türk-Metal Sendikası tarafından taş, sopa ve demir çubuklarla saldırı düzenlendi. Saldırı sonucunda DİSK Genel Başkan Yardımcımız Ali Rıza Küçükosmanoğlu’nun da aralarında bulunduğu arkadaşlarımız yaralandılar…
(Haber / Duyuru, 16.04.2012)

12 Eylül Faşizmi’nin sınıfsal ve arkasındaki güçlerin kim olduğunu çok özlü bir şekilde ortaya koyan iki açıklama var. Birincisi, ABD emperyalizminin örgütü CIA İstasyon Şefi Paul Henze’nin “Bizim oğlanlar başardı”, ikincisi ise, o dönemde TİSK Başkanı Halit Narin’in “20 yıl biz ağladık onlar güldü, gülme sırası şimdi bizde” sözleridir. Bu sözler, 12 Eylül’ün emperyalizmle ve sınıfsal konumuyla ilgili önemli belge niteliği taşımaktadır. Bu nedenle, 12 Eylül sürecinin yargılaması emperyalizme bağımlılık ve sınıfsal tahakkümü üzerinden yapılmadığı ve 12 Eylül zihniyetinin bugünkü sürdürücüleri tarafından bir ortaoyununa dönüştürüldüğü sürece gerçek bir yargılamaya dönüşmeyecektir…
(Haber / Duyuru, 12.04.2012)

Araştırma Enstitümüz (DİSK-AR) Mart ayı için açlık ve yoksulluk sınırın verilerini açıkladı. TÜİK Hanehalkı Harcama Kalıbı, TÜİK Madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan raporun sonuçlarına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 1047, yoksulluk sınırı ise 3312 TL olarak gerçekleşti. Araştırmanın sonuçlarına göre sağlıklı beslenmek için yetişkin bir kadının yapması gereken günlük harcama tutarı 9,01 TL olurken, bu rakam yetişkin bir erkek için 9,28 TL, 15-19 Yaş erkek çocuk için 9,82 TL, 4-6 yaş bir kız çocuğu için 6,80 TL oldu. Buna göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için yapması gereken günlük gıda harcaması 34,92 TL.
(DİSK-AR, 06.04.2012)

Göçükte kalıyoruz, tersanede demir levhalar altında eziliyoruz, çadırlarda yanıyoruz, barajlarda boğuluyoruz, patlamalarda ölüyoruz! Bu kaçıncı patlama bu kaçıncı ölüm? İş cinayetlerinin ardı arkası gelmiyor. Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara Ostim, Elbistan, Tarsus, İstanbul, Kırıkkale, Diyarbakır, Adana, Esenyurt, Amasya, Eskişehir ve Aşkale’den sonra, güvencesizliğin, denetimsizliğin, örgütsüzlüğün bir sonucu olarak ölüm acımasız yüzünü bu kez yine İstanbul Tuzla’da gösterdi. Daha önceki gün Erzurum’un Aşkale İlçesi yakınlarında bulunan Karasu Baraj Gölü’nde geçirdikleri iş kazası soncu göle düşen biri TEDAŞ işçisi, dördü taşeron işçisi 5 kişi hayatını kaybetti. İşçilerin cesetlerine dahi ulaşılamıyor! Dün Tuzla’da faaliyet gösteren Ada Tersanesi’nde yaşanan iş cinayetinde ise 2 işçi daha yaşamını yitirdi, 6 işçi yaralandı.
(Basın Açıklamaları, 06.04.2012)

Darbelerle hesaplaşmak, emperyalizmle olan bağımlılıkla hesaplaşmaktır! Darbelerle hesaplaşmak, emekçilerin haklarına yönelik saldırılarla hesaplaşmaktır! Darbelerle hesaplaşmak, halkların kültür ve kimliklerini yok sayan tekçi, ırkçı, şoven anlayışla hesaplaşmaktır! Darbelerle hesaplaşmak, zorunlu din dersleriyle, toplumun gericiliğin kuşatması altına alınmasıyla hesaplaşmaktır! Darbelerle hesaplaşmak, işsizlikle, güvencesiz çalışma ve sendikal haklara saldırılarla hesaplaşmaktır! Darbelerle hesaplaşmak, onun ürünü olan AKP iktidarı ile hesaplaşmaktır! Darbelerle hesaplaşmak, bugünkü kapitalist sömürü ve baskı düzeni ile hesaplaşmaktır! BU OYUNU BİZ EMEKÇİLER BOZACAĞIZ! Eşit, özgür, kardeşçe ve bağımsız bir Türkiye kurma mücadelesinde sömürü düzeni ile hesaplaşarak darbelerle ve darbecilerle de gerçek bir hesaplaşmayı emekçiler mutlaka yapacaktır.
(Haber / Duyuru, 03.04.2012)

AKP Hükümeti son birkaç gündür toplumsal gerilimi artırıcı baskı ve şiddet yöntemlerini uygulamaktan imtina etmiyor. Toplumda “4+4+4 kademeli eğitim düzenlemesi” olarak bilinen “İlköğretim ve Eğitim Kanunu”nu çıkartmak için Meclis komisyonlarında ve Genel Kurulu’nda, sokaklarda ve Hükümet sözcülerinin yaptıkları açıklamalarda devlet şiddeti ve terörünün dozajını da artırarak yapmadıkları politik manevra kalmadı. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK’in “İlköğretim ve Eğitim Kanunu” ve sendikal alana yönelik önemli değişiklikler içeren “4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”yla hedeflenen düzenlemelere karşı Ankara’da yapmayı düşündüğü demokratik eylem Ankara Valiliği ve İçişleri Bakanlığı talimatlarıyla seyahat özgürlükleri engellendi, eyleme katılanlar jop, gaz, basınçlı su ve panzerler eşliğinde dayaktan geçirilerek anayasal gösteri yapma hakları da engellendi. Yandaş medyadan yayılan ses ne derse desin, yaşanılan görüntüler gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor…
(Basın Açıklamaları, 30.03.2012)

İşsizlik ve güvencesizliğin yaygınlaştırıldığı, başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamu hizmetlerinin sermayeye devredildiği, yer altı ve yer üstü kaynaklarının talan edildiği neoliberal sömürü dalgasının sürdürülmesinin ancak daha otoriter-baskıcı bir yönetimle mümkün olacağını yıllardır söylüyoruz. İşte bu programın yürütücü hükümeti AKP, alt yapıda sınırsız bir piyasacılıkla üst yapıda ise otoriter ve baskıcı karakterle yeniden biçimlendirmeye çalıştığı devletin olanaklarını da kullanarak toplumsal muhalefeti sindirmeye ve gelişme potansiyelini bastırmaya çalışmaktadır. İdeolojik görüşü ve yaşama biçimini topluma dayatma niyeti baskı ve şiddete dönüşerek açığa çıkan AKP hükümeti, iktidar olmanın zafer sarhoşluğuyla dur durak bilmiyor, hak, hukuk, adalet tanımıyor…
(Basın Açıklamaları, 29.03.2012)

Yarın 16 Mart!.. Hatice, Abdullah, Baki, Murat, Hamit, Ahmet Turan ve Cemil 34 yıldır aramızda değiller… 16 Mart 1978 tarihinde İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencilerine yönelik olarak gerçekleştirilen bu kanlı saldırı hem yakın tarihimizin acı olaylarından biri hem de ülkemizi 12 Eylül’e götüren sürecin temel taşlarındandır. Bugün iktidarda, 12 Eylül Askeri Darbesi ile hesaplaşmak istediğini söyleyenler var. Bu ülkenin karanlıkları aydınlatılmadan, 1 Mayıs 1977, Kahramanmaraş, Çorum, Sivas, 16 Mart, Gazi/Ümraniye katliamlarıyla gerçek bir hesaplaşma yaşanmadan, Kemal Türkler, Abdi İpekçi, Ümit Yaşar Doğanay, Bedri Karafakioğlu, Ümit Kaftancıoğlu, Doğan Öz, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Musa Anter gibi siyasi suikastler, faili meçhuller, Düzgün Tekin, Ayhan Efeoğlu gibi gözaltında kayıplar ve daha nice cinayetlerin ardındaki sırlar açıklığa kavuşmadan, darbeciler, işkenceciler yargılanmadan, yargısız infazlarla hesaplaşmadan Türkiye darbelerle hesaplaşmayı da başaramaz…
(Basın Açıklamaları, 15.03.2012)

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, bugün düzenledikleri basın toplantısıyla Meclis Genel Kurulu’na gelmesi beklenen, eğitim alanını ticarileştirme ve gericileştirme uygulamalarının son hamlesi olan 4+4+4 kanun teklifine ilişkin görüşlerini ve eylem planını açıkladı. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB adına ortak açıklamayı yapan KESK Genel Başkanı Lami Özgen, kanun teklifinin ideolojik bir saldırı olduğunu, tüm emek ve demokrasi örgütlerini, eğitimcileri, velileri AKP’nin bu ideolojik saldırısına karşı geleceğine, ülkesine, çocuklarına sahip çıkmaya çağırdı…
(Haber / Duyuru, 14.03.2012)

Sendikamız DİSK/Birleşik Metal-İş, Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu ve altı bin civarında işçinin çalıştığı BOSCH’a ait üç ayrı fabrikada işçilerin talebi üzerine yaklaşık bir yıldır üyelik çalışması yürütüyordu. Bu süreçte Alt işverenin ve Türk-Metal’in işçileri işten çıkartma tehditleri, DİSK/Birleşik Metal-İş’in, Almanya IGE Metal, Uluslararası Metal İşçileri Federasyonu IMF, Avrupa Metal İşçileri Federasyonu EMF, Avrupa İş Konseyi EWC ile yürüttüğü görüşmeler ve uluslararası girişimleriyle boşa çıkartıldı. Bursa BOSCH fabrikası işçileri aylardır süren toplantılar ve örgütlenme çalışmalarının ardından, bugün (14 Mart 2012 Çarşamba) Türk Metal’den istifa ederek, bütün baskılara karşın barikatları yara yara üyeliklerin yapıldığı salona ulaştı ve akın akın Birleşik Metal-İş’e üye olmaya başladı…
(Haber / Duyuru, 14.03.2012)

Bugün 12 Mart 1971 darbesinin 41. yılındayız. 70’li yıllar tüm dünyada toplumsal/ulusal kurtuluş hareketlerinin ve 68 gençlik hareketinin de etkisiyle işçilerin, emekçilerin mücadelesini yükselttiği bir dönemi ifade etmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tüm kesimlerin demokrasi mücadelesini yükselttiği bu dönem başta ABD olmak üzere emperyalist ülkeleri tedirgin etmiştir. Dünya ezilen halklarının demokrasi ve özgürlük taleplerinin önüne geçmek isteyen emperyalistler, kanlı tezgâhlarında rol alacak yerli işbirlikçileri bulmakta zorlanmamıştır. Bugün 41. yılına girdiğimiz 12 Mart Faşist Darbesi, planlamasını emperyalistlerin yaptığı, yerli işbirlikçilerin hayata geçirdiği kanlı tezgâhların en önemlilerinden birisidir…
(Basın Açıklamaları, 12.03.2012)

Madımak Oteli’nde diri diri yakılan 35 canımızı ne tarih unuttu, ne onların yakınları, dostları, sevenleri ve ne de toplumsal belleğimiz. Siyasi iktidar sahipleri ve davanın yargı sorumluları bilmelidir ki, tıpkı 1978’de Maraş’ta veya 1980’de Çorum’da olduğu gibi Alevi ve sol görüşlü yurttaşlarımızı hedef alan bu saldırıda öldürülen insanlarımızın katilleri zamanaşımıyla aklanırsa, tarih sizleri de unutmayacak, katliamın failleriyle birlikte anacaktır. Sivas Davası’nda sanıkları savunan 21 avukatın iktidar partisinde görev alması; bunlardan beşinin milletvekili olması ve hatta birinin kabinede yer alması iktidarın yargı üzerindeki kontrol ve etkisini tekrar sorgulamamıza yol açmaktadır. Size bir kez daha, zamanaşımının tarihe ve toplumsal belleğe işlemediğini, ve Sivas Katliamı Davası’nın genişletilerek tüm idari ve siyasi sorumluların yargı önünde hesap vermesinin önünün açılması gereğini hatırlatmak isteriz... DİSK 13 Mart’ta görülecek davada adliye önünde olacak ve insanlığa karşı işlenen suçların zamanaşımına uğratılamayacağını, Sivas Katliamı’nın bütün sorumlularının tarih ve vicdanlarda mahkum edildiklerini yüksek sesle haykıracaktır…
(Basın Açıklamaları, 12.03.2012)

2012’nin ilk gününde Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki askeri silah mühimmat deposunda gerçekleşen patlamada 4 işçi; Şubat ayının sonunda ise Adana'nın Kozan ilçesindeki Gökdere Köprü Barajı Derivasyon Tüneli’nin kapağının patlaması sonucunda 10 işçi hayatını kaybetmişti. Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara Ostim, Elbistan, Tarsus, İstanbul, Kırıkkale ve Adana’dan sonra ortaya çıkan katliam gibi iş kazalarından sonra güvencesizliğin, denetimsizliğin, örgütsüzlüğün bir sonucu olarak ölüm acımasız yüzünü bu kez yeniden İstanbul’da gösterdi. Esenyurt'ta 200 işçinin çalıştığı bir AVM inşaatının şantiyesinde işçilerinin kaldığı çadırda elektrik kontağından çıktığı sanılan yangında ilk belirlemelere göre 11 işçi yaşamını yitirdi…
(Basın Açıklamaları, 12.03.2012)

DİSK üyelerinin, "Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı"nı protesto için Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Temsilciliği'nde başlattıkları işgal sona erdi. İLO Temsilciliği önünde toplanan DİSK üyeleri, "ILO sözleşmeleri uygulansın! Özgürlükçü sendika yasası istiyoruz!" yazılı pankart açtı, "DİSK direndi direnecek", "Yaşasın örgütlü mücadelemiz", "İşçileri birliği sermayeyi yenecek" sloganlarını attı. Burada açıklama yapan DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, Türkiye'nin demokrasi tarihi açısından zorlu bir süreçten geçtiğini vurguladı. Siyasal özgürlüklerin sınırlandırıldığını, basının tek tipleştirilmeye çalışıldığını, farklı düşüncelerin suç sayıldığını kaydeden Ekici, ülkenin yüzde 90’ının çalışma hayatındaki olumsuzlukları ağır bir biçimde yaşadığını söyledi…
(DİSK Etkinlikleri, 09.03.2012)

İşçi sınıfı örgütlenmesinde ve temel sendikal özgürlüklerde hak gasplarına yol açacak yeni sendikal yasa taslaklarına ve Ulusal İstihdam Strateji Belgesi’ndeki antidemokratik maddeleri şikayet etmek için 8 Mart Perşembe günü saat 17:00’da ILO Ankara Temsilciliği’ne gelen DİSK Başkanlar Kurulu ve 150 kişilik sendikal temsilciler AKP Hükümetini protesto etmek ve uyarmak için ILO Ankara Bürosu’nu TERK ETMEME kararı aldı. Bina dışında da 150 kişilik sendikal temsilciler grubu ILO önünde çadır kurmaya başladı… DİSK, yasa tasarılarının uluslararası hukuka uygunluğunun denetlenmesi için teknik bir heyetin kurulmasını talep ediyor...
(Haber / Duyuru, 08.03.2012)

DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, “Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı”na ilişkin Çalışma Bakanlığı’nın önünde yaptığı konuşma: Bugün burada, yine Ankara sokaklarında olmamızın nedeni AKP Hükümetinin bitip tükenmeyen bir hırsla emeğe yönelik saldırılarıdır. AKP hükümeti iktidarını sağlamlaştırdıkça işçi sınıfına ve emekçi halkımıza yönelik siyasal ve ekonomik saldırılarını genişleterek yoğunlaştırmayı tercih ediyor. Haksızlığın, hukuksuzluğun ve adaletsizliğin yasal kılıflarını hazırlayan Hükümet, çalışan emekçi kesimleri hedef alan emperyalizmin dayattığı neoliberal politikalarla yeni yoksullar, yeni işsizler ve yeni güvencesizler yaratıyor. Elbette dost düşman artık herkes çok iyi biliyor ki, AKP, tüm çalışanları güvencesiz, 4/C’li yapmak istemekte ve tamamen yerli ve yabancı sermayenin çıkarlarına ve piyasacı/neoliberal ideolojiye göre biçimlendirilen iş yasalarıyla çalışanların en temel haklarını yok etmeyi planlamaktadır...
(DİSK Etkinlikleri, 08.03.2012)

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, dünyanın heryerinde olduğu gibi ülkemizde de kadınlar tarafından taleplerin dile getirildiği, özlemlerin haykırıldığı, tepkilerin gösterildiği eylem ve etkinliklere sahne olmaktadır. İnsan hakları konusunda alacağı çok yol olan bizim gibi ülkelerde, kadınların, demokrasi, özgürlük ve adalete ulaşması zor olmaktadır. Erkek egemen güç ilişkilerinin, değerleri ve kuralları belirlediği koşullarda, bir yandan günlük yaşamı üretmek, bir yandan da toplumsal alanda var olmak, ayrı bir mücadele ve çaba gerektirmektedir. İşte, okulda, ailede, toplumda ve günlük yaşamda ayrı tutulma, eşitsiz koşullara itilme, ikincil olma, “töre cinayetleri”yle yaşam hakkını yitirmek kadının yazgısına dönüşmektedir… 2008 yılında yaşanan krizin ağır faturasını kadınlar yüklenmiş durumda. Hızla artan işsizliğin girdabında, en kötü koşullarda çalışma hayatına katılmak zorunda kalan kadınlar, işsizliği de ağır bir biçimde yaşıyor. Kayıtdışı, kuralsız ve güvencesiz çalışma girdabında, nitelikli işlerin kapısı kadınlara kapalı. İstihdam verilerindeki artış kadınların işgücüne katılım biçimindeki eşitsizliğin bir yansıması olarak görülüyor…
(Basın Açıklamaları, 07.03.2012)

Avrupa Eylem Günü dolayısıyla 36 ülkede 80 sendika, iş ve istihdam talebiyle, kemer sıkma politikalarına karşı aynı saatte sokağa çıktı. Eş zamanlı yapılan eylemlerin İstanbul ayağında DİSK, Taksim Gezi Parkı'ndan Almanya Başkonsolosluğu'na yürüyüş düzenledi. "Yaşasın enternasyonal dayanışma", "Milyonlar aç, milyonlar işsiz, işte kapitalist düzeniniz" sloganlarıyla yapılan yürüyüşe, Sendikal Güç Birliği Platformu'da destek verdi. Yürüyüşün ardından açıklama yapan DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve SGBP Sözcüsü ve Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel birer konuşma yaptı. DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali Rıza Küçükosmanoğlu Avrupa liderler zirvesinin Brüksel'de yapılacağını hatırlatarak, "Krizi bahane göstererek ücretleri düşürmek ve sosyal harcamaları kısıtlamak için planlar yapılacak." şeklinde konuştu.
(DİSK Etkinlikleri, 29.02.2012)

Bugünlerde DİSK, iktidar/yeni vesayet yanlısı çevrelerin özel çabaları ve saptırmalarıyla 28 Şubat süreciyle ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Gerek darbeler, gerek olağanüstü yönetim biçimleri ve gerekse 28 Şubat sürecine ilişkin görüşlerimizi daha önce defalarca anlattık. İsteyen herkes bu bilgilere kolaylıkla ulaşabilir veya DİSK’ten isteyebilirler. Fakat bunu “bir türlü” anlamak istemeyenler, bariz algılama sorunu olanlar, siyasi iktidarın bahşettiği koltuklarından “bir bilen” pozisyonuna soyunanlar ya da bilemediğimiz yeni bir siyasi manevradan nemalanmak isteyenler konuyu yeniden ısıtıp ısıtıp gündeme taşımaktadırlar. Bu nedenle, yaratılmak istenen kafa karışıklıklarına karşı toplumsal sorumluluğumuzdan dolayı bir kez daha görüşlerimizi özetleyelim…
(Basın Açıklamaları, 29.02.2012)

T. Maden-İş yöneticilerinden, DİSK ve Birleşik Metal-İş eski Genel Sekreteri KEMAL DAYSAL’ı kaybetmenin acısı içindeyiz. Hayatını bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm ve işçi sınıf mücadelesine adamış, eski Genel Sekreter’imiz Kemal Daysal’ı saygıyla son yolculuğuna uğurluyoruz!.. Cenazesi 29 ŞUBAT 2012 Çarşamba günü Adana Asri Mezarlığı’ndan öğle namazından sonra kaldırılarak, Ceyhan Altıkara Köyü’nde aile mezarlığına defnedilecektir...
(Haber / Duyuru, 28.02.2012)

Dünyanın en önemli ve tarihi kentlerinden biri olan İstanbul, gözü kâr hırsı ile dönmüş müteahhitlerin şantiyesi haline getiriliyor. Kentin tarihini, dokusunu hiçe sayan bir anlayış, parkları, meydanları, kamusal arazileri, ormanları tahrip ederek, kentin tarihi siluetini yok etmek pahasına kente müdahale ediyor. Neredeyse İstanbul’dan, İstanbul’u var eden, bize ait ne varsa intikam alınmak isteniyor. Kuralsızlık ve amaçsızca yapılan uygulamalar, sorunların daha da artmasına neden oluyor. İstanbul’un geçmişi ile kurduğu bağ kopartılıyor. İşçi sınıfının tarihine, mücadelesine yönelik bu girişime karşı, söz hakkımız var, kullanacağız! DİSK, Taksim 1 Mayıs Meydanı’na sahip çıkma kararlılığındadır. Taksim Meydanı’na yeni bir yasak anlamına gelen bu uygulamaya karşı işçi sınıfının gür sesini Türkiye bir kez daha duyacaktır…
(Basın Açıklamaları, 28.02.2012)

KESK’in 26 Şubat’ta Kadıköy’de düzenlediği mitingte biraraya gelen Emek ve Demokrasi Güçleri, KESK ve sendikalar üzerinde yoğunlaşan baskı ve tutuklamalara, çalışma yaşamına yönelik baskılara, yoksulluğa karşı “Korkmuyoruz, Susmuyoruz, Teslim Olmuyoruz” dedi. Emek ve Demokrasi Güçleri imzalı “KORKMUYORUZ, SUSMUYORUZ, TESLİM OLMUYORUZ!” yazılı ana pankartın arkasında KESK Genel Başkanı Lami Özgen, DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, DİSK Örgütlenme Dairesi Başkanı İsmail Yurtseven, TTB Merkez Konseyi üyesi Hüseyin Demirdizen, DİSK İstanbul Temsilcisi Önder Atay, Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sine-Sen Genel Başkanı Zafer Ayden’in yer aldığı yürüyüşte birçok kurum kendi pankartları arkasında yürüdü...
(Haber / Duyuru, 27.02.2012)

222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; AKP iktidarı süresince artış oranı %450’ye ulaşan İmam Hatip Okullarının önünün açılmasını, ILO ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırı olarak çıraklığa başlama yaşının 11’e düşürülerek, çocuk işçiliğini yaygınlaştırmayı, örgün eğitim fiilen 4 yıla indirileceği için özellikle kız çocuklarının geleceklerini karartmayı hedefliyor!.. Bu üç başlık “222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin gerçek niteliğini açıkça göstermektedir. Gerek içeriği, gerek hazırlanış biçimiyle bu kanun teklifi, Türkiye’nin insani, toplumsal ve ekonomik gelişmesini tehlikeye atmakta ve tüm çocuklarımız açısından ciddi riskler oluşturmaktadır...
(Basın Açıklamaları, 24.02.2012)

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Ticaret Politikalarını Gözden Geçirme Kurulu Cenevre’de başladı. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilen Dünya Ticaret Örgütü (WTO) toplantısında Türkiye’nin uluslararası düzeyde kabul edilen temel çalışma standartlarını ihlal ettiğini belgeleyen bir rapor sundu. 23 Şubat 2011 tarihine kadar devam edecek olan uluslararası zirvede Türkiye uluslararası ticaretin kurallarına uygunluk açısından gündeme alınıyor. Türkiye’yi uluslararası ticaretteki yeri, dış ticaret rakamları ve büyüme oranları açısından masaya yatıran görüşmeler başladı. Ekonomi Bakanlığı’nın kalabalık bir heyetle temsil edildiği toplantıda Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun sunduğu rapor Türkiye açısından yüz kızartıcı…
(Uluslar arası İlişkiler, 22.02.2012)

4688 sayılı yasaya karşı etkin eylem kararı alan ve 8 Mart çalışmalarını örgütleyen KESK, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaşıyor. 13 Ocak’ta genel merkez binası basılarak çalışanlarının ve bazı üyelerinin gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından bir ay sonra bugün KESK merkezi ve KESK’e bağlı SES ile TÜM BEL-SEN sendikalarının genel merkezleri yeniden basıldı. KESK MYK üyesi ve Kadın Sekreteri Canan Çalağan, SES Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun ve Tüm Bel-Sen Kadın Sekreteri Güler Elveren’le birlikte toplam 15 KESK üyesinin 2009’dan beri süren bir soruşturma gerekçe gösterilerek üç yıl sonra gözaltına alınmaları oldukça manidardır...
(Basın Açıklamaları, 13.02.2012)

13 Şubat DİSK’in 45. kuruluş yıldönümüdür. DİSK 45 yıl önce, 13 Şubat 1967 yılında İstanbul’da kuruldu. Kurulduğundan bu yana, sadece sendikal hak ve özgürlükler için değil demokrasi mücadelesini de etkin bir şekilde yürüten DİSK, bu mücadelesinden dolayı, yaptığı demokrasi mitingleri için, DGM Direnişleri için, 1 Mayıslar için, faşizme ihtar eylemleri için 12 Eylül’de suçlanmış ve yargılanmıştır. Bu ülkede demokrasi adına elde edilen kazanımlarda DİSK’in mutlaka katkısı olmuştur. DİSK demokrasinin kalesidir. DİSK kurulduğu günden bu yana farklılıkları içinde barındırmasını bilmiş, kendi iç demokrasisini kurumsallaştırmış, işçilerin söz ve karar sahibi olması ilkesini temel ilkelerinden biri olarak korumuştur…
(Haber / Duyuru, 13.02.2012)

10-11-12 Şubat 2012 tarihlerinde toplanan DİSK 14. Genel Kurulu, 12 Şubat’ta yapılan seçimlerin ardından yeni yönetimi belirledi. 9 kişiden oluşan Yönetim Kurulu’na Genel Başkanlığa Erol Ekici, Genel Sekreterliğe Adnan Serdaroğlu’nun seçildiği Genel Kurul’da, diğer Yönetim Kurulu üyeleri şu isimlerden oluştu: Celal Ovat (Gıda-İş), Alaaddin Sarı (Lastik-İş), Metin Ebetürk (Sosyal-İş), Ali Rıza Küçükosmanoğlu (Nakliyat-İş), Muzaffer Subaşı (Tekstil), İsmail Yurtseven (Genel-İş), Ergün Tavşanoğlu (Tümka-İş). Yeni DİSK Yönetim Kurulu 15 Şubat 2012 Çarşamba günü DİSK Genel Merkezi’nde toplanarak görev dağılımı yapacak.
(Haber / Duyuru, 13.02.2012)

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü’nün (DİSK-AR) SGK Temmuz 2011 İstatistikleri ile Çalışma Bakanlığı İstatistikleri Temmuz 2009 verileri üzerinden hazırladığı rapora göre, TBMM gönderilen “toplu iş ilişkileri” yasa taslağında yer alan % 3 barajı ile 5 milyon 70 işçi, yani tüm kayıtlı işçilerin % 46’sı için toplusözleşme hayal haline gelirken, bu işçilerin bulunduğu 6 işkolunda işçiler yetkili sendika bulamayacak. Rapora göre mevcutta % 10 olan ve kamuoyuna yeni taslakta % 3 olarak sunulan baraj istatistik oyunları ile % 24’e yükselecek. Mevcutta yetkili sendikalar bile bu nedenle yetkisiz kalacak. Rapora göre bunun iki nedeni var…
(DİSK-AR, 08.02.2012)

Türkiye demokrasi tarihi açısından karanlık bir dönemden geçiyoruz. 12 Eylül askeri darbesinin gölgesinde, konfederasyonumuz DİSK’e ve işçi sınıfının iradesine ket vurarak, işçileri örgütsüz bırakan, yalnızlığa ve çaresizliğe sürükleyen faşizan ruh kendisini bir kez daha ortaya koyuyor. Darbe günlerinde 12 Eylül’ün kudretli faşist generalleri ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu TİSK ile işbirliği yapan ve 12 Eylül cunta hükümetine genel sekreterini bakan veren TÜRK-İŞ konfederasyonu, bir kez daha kapalı kapılar ardında, işçi sınıfının örgütlenme özgürlüğünü pazarlık konusu yaparak bir ihanete daha imza atıyor...
(Basın Açıklamaları, 03.02.2012)

Bilindiği gibi, Türkiye' deki toplu sözleşme düzeni ve sendikal özgürlükler alanını düzenleyen yeni bir yasanın 'toplu iş ilişkileri yasa tasarısı' adı altında bakanlar kurulunca TBMM' ye gönderildiği açıklandı. Çalışma Bakanı bu yasa tasarısının ülkemizdeki yasaklı ve baskıcı sendikal düzeni sona erdireceğini iddia etti. Bu anlamda Türkiye' nin toplumsal değişim ve demokrasi tarihi açısından, son derece önemli bir dönemeçte bulunuyoruz. Özgürlükçü ve değişimci görünen; ancak aslında 12 Eylül’ün, yani darbecilerin karanlığını bugün iyice perçinlemek isteyen bir anlayış, ne yazık ki sendikal haklar alanında Türkiye’yi bir kaosun eşiğine getirmiştir.
(Basın Açıklamaları, 02.02.2012)

DİSK, 2821 ve 2822 sayılı sendikal yasaları değiştirmeyen hükümetin 3 yıldır açıklanmayan iş kolu istatistiklerini açıklamak istemesi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın üzerine basa basa eğer iş kolu istatistikleri açıklanırsa sadece 12 sendikanın toplu sözleşme yetkisi alabileceğini ve DİSK’e bağlı hiçbir sendikanın barajı aşamayacağı söylemesinden dolayı DİSK’in temsilcisi olduğu bölgelerde ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklamaları ve protesto eylemleri gerçekleştirdi..
(Haber / Duyuru, 01.02.2012)

AVNİ ERAKALIN’I UNUTMAYACAĞIZ! Türkiye işçi sınıfını mücadelesinin ve sosyalist hareketin önemli isimlerinden, sendikalaşmanın öncüleri arasında yer alan, İstanbul İşçi Sendikaları Birliği'nin ve Türkiye İşçi Partisi’nin kurucu başkanlığını yapan değerli insan Avni Erakalın’ı yitirdik. Unutmayacağız!.. Onu kaybetmenin acısını yaşıyor, ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve işçi sınıfına başsağlığı diliyoruz...
(Haber / Duyuru, 26.01.2012)

Şubat’ta yapılacak 14.Genel Kurul hazırlıklarını ve güncel gelişmeleri değerlendirmek üzere toplanan DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu, aşağıda yer alan değerlendirme ve kararları kamuoyu ile paylaşma ihtiyacı duymuştur: Kapitalizmin, “küreselleşme” adıyla bütün dünya halklarına ve emekçilere dayattığı “Yeni Dünya Düzeni”, ardı ardına yaşanan ekonomik krizle birlikte sorgulanmaya başlandı. Kapitalizmin önemli merkezleri ABD ve Avrupa Birliği ülkelerini dalga dalga etkileyen kriz, kapitalizmin neoliberal ekonomik politikalarının sorgulanmasına yol açarken, aynı zamanda da “yeniden yapılanma” tartışmalarını da beraberinde getirmektedir. Krizin derinden etkilediği kimi AB ülkelerinde, hükümetler birer birer çekilip, yerini teknokrat hükümetlere bırakırken, krizin faturasını ödemek istemeyen emekçilerin yaygın grevleri, halkın kapitalizm karşıtı eylemleri kendini göstermektedir…
(DİSK Etkinlikleri, 14.01.2012)

Daha önce genel merkez binası basılıp kimi yöneticileri gözaltına alınan kamu emekçilerinin etkin örgütü KESK, önümüzdeki günlerde 4688 sayılı yasaya karşı eylem kararı almışken, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaştı. 27 Aralık’ta “Anayasa Uzlaşma Komisyonu”nun ziyaret ettiği KESK Genel merkezi’ne bu sabah saatlarinde de İstanbul Özel Yetkili Savcılığı’nın talimatıyla, Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM ekipleri gelerek, genel merkez genelinde arama yapmak istedi. KESK yöneticileri bu karara itiraz ederek sadece gözaltına alınan KESK uzmanının çalışma odasında arama yapılabileceğini söylediler. Siyasi iktidarın bu saldırısı sadece KESK’e yönelik değil, bütün emek ve demokrasi güçlerine yöneliktir.
(Basın Açıklamaları, 13.01.2012)

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü DİSK-AR’ın, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstatistikleri üzerinden yaptığı hesaplamaya göre, eşi çalışmayan ve iki çocuklu bir asgari ücretli Ocak 2012 yılında elde edeceği geliri ile gıdaya ancak 8 lira 25 kuruş ayırabilecek. Buna göre asgari ücretlinin üç öğün için kişi başına ayırabildiği tutar 2,75 TL olurken, öğün başına bu tutar sadece 69 kuruş düzeyinde kalmakta. Raporda, en yoksul yüzde 20’lik kesimin yaşamını sürdürebilmek için gelirinin ancak yüzde 33,7’sini gıda harcamalarına ayırabildiğine dikkat çekilerek, yeni yılda yürürlüğe giren zamla eşi çalışmayan ve 2 çocuklu bir asgari ücretlinin, asgari geçim indirimli aylık 734 TL’lik gelirinden gıda için günlük ayırdığı 8,25 TL ile hem eşinin hem kendinin hem de çocuklarının karnını doyurmak zorunda olduğu ifade edildi...
(DİSK-AR, 05.01.2012)

Araştırma Enstitümüz (DİSK-AR) Aralık ayı için açlık ve yoksulluk sınırın verilerini açıkladı. TÜİK Hanehalkı Harcama Kalıbı, TÜİK Madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan araştırmanın sonuçlarına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 1011, yoksulluk sınırı ise 3197 TL olarak gerçekleşti. Araştırmanın sonuçlarına göre sağlıklı beslenmek için yetişkin bir kadının yapması gereken günlük harcama tutarı 8,69 TL olurken, bu rakam yetişkin bir erkek için 8,95 TL, 15-19 Yaş erkek çocuk için 9,49 TL, 4-6 yaş bir kız çocuğu için 6,59 TL oldu. Buna göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için yapması gereken günlük gıda harcaması 33,71 TL.
(DİSK-AR, 04.01.2012)

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü DİSK-AR olarak, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) Madde Fiyatları, TÜFE Endeksi ve Çalışma Bakanlığı verileri üzerinden yaptığımız hesaplamaya göre Asgari ücrete yapılan aylık 42,9 TL’lik, günlük 1,41 TL artışla, günlük yalnızca 100 gram beyaz peynir, 244 gram nohut ya da 123 gram zeytin alınabiliyor. Günlük artış ile alınabilecek dana eti miktarı ise 57,5 gram. 4 kişilik bir ailede öğün başına düşen miktarlar bu değerlerin 12’de 1’i. Söz konusu artışla alınabilecek pirinç miktarı 317 gram, bebek maması miktarı 26 gram, ekmek miktarı 624 gram, makarna miktarı 684 gramda kalıyor.
(DİSK-AR, 30.12.2011)

Bugün burada, hukuk sistemini ayaklar altına alarak, iftira atılarak, başta DİSK/Genel-İş Sendikamızın yönetici ve üyeleri olmak üzere, haksız yere cezaevinde tutulan arkadaşlarımıza, yalnız olmadıklarını, onları unutmadığımızı, haksızlıklara, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı yüreklerimizin yine yanyana attığı ve yeni yıl dileklerimizi iletmek için toplandık. Türkiye öyle bir ülke haline getirildi ki, her an, her saat gündem değişiyor. Acı ve yoksulluk soframızdan eksilmiyor. Bir yanda insanca yaşanabilecek ücret isteyen arkadaşlarımıza dayak atılırken, aynı anda diğer tarafta da anayasa konusunda görüşlerimiz alınıyor. Bir yanda İçişleri Bakanı sanatçıları, edebiyatçıları, aydınları da “terörist listesi”ne alırken, diğer tarafta da 35 köylü bombalarla katlediliyor...
(DİSK Etkinlikleri, 30.12.2011)

24-27 Aralık 2011 tarihlerinde Suriye Sendikalar Konfederasyonu’nun (GFTU) davetlisi olarak Suriye’ye giden, DİSK Örgütlenme Daire Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve DİSK Eğitim Daire Başkanı Celalettin Aykanat’ın izlenimleri: GFTU değişik iş kollarından sendikaların üye olduğu, 1 milyon 250 bin üyesi olan bir işçi konfederasyonudur. GFTU ülke içerisinde toplumsal etkinliği olan önemli bir güç durumundadır. GFTU Genel Merkezi’nin bulunduğu Suriye’nin başkenti Şam’da sendika yöneticileri ve işçilerle birlikte olduk. Sabah, öğle, akşam ve gece günün değişik saatlerinde Şam’ın değişik merkezlerinde, Emeviler Camisi, Hamidiye Çarşısı, Abbasiler Meydanı’nda halkla, insanlarla buluştuk, toplantılara katıldık. Suriye’de son dönemde yaşananlarla ilgili sohbetlerimiz oldu. Siyonist İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’nden çekildiği bölgeye gittik. Siyonizm’in vahşetine tanık olduk.
(Uluslar arası İlişkiler, 29.12.2011)

29 Aralık 2011 tarihinde TBMM Başkanı Cemil Çiçek başkanlığındaki Anayasa Uzlaşma Komisyonu DİSK’i, Ankara'da Genel-İş Sendikası Genel Merkezi'nde ziyaret etti. Görüşmenin ardından DİSK Yönetim Kurulu Anayasa tartışmalarına ilikin görüşlerini bildirerek Komisyon'a yeni bir anayasa konusunda dosya sundu... DİSK'in görüşleri şöyle: Olağanüstü, baskıcı otoriter bir dönemin ürünü olan 1982 Anayasası’nın değiştirilmesi ihtiyacı ve talebi, bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesinden hemen sonra dile getirilmeye başlamış olup, 1982 Anayasası yapılan onca değişikliğe rağmen, yapıldığı dönemin baskıcı, antidemokratik ruhu varlığını devam ettirmektedir. Bu nedenle, yeni bir anayasa sorunu, bugün ülkemizin en temel sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Yeni bir anayasanın içeriği, felsefesi kadar, yenilenmesinin yöntemi konusu da, toplumsal mutabakat gerektiren konulardan birisidir. Yöntem kadar diğer önemli bir konu da, özgürlükçü ve demokratik bir anayasa değişikliği için genel toplumsal ve siyasal iklimin de uygun hale getirilmesi gereğidir...
(Haber / Duyuru, 29.12.2011)

Kürt sorununun demokratik çözüme kavuşturulması, çatışmaların ve şiddetin son bulması, yeni ölümlerin ve gözyaşlarının bu ülkeyi dönüşü zor bir ayrımcılığa sürükleyeceğini, ancak birarada eşit ve özgür bir yaşamın temellerinin atılmasıyla ülkemizin esenliğe kavuşacağını her fırsatta dile getiriyoruz. Fakat, yaşanılan gelişmeler çatıma ve şiddet ortamının gittikçe yayılması yönünde gelişmektedir. Bir yandan yeni anayasa tartışmalarını sürdürmeye çalışan hükümet, diğer taraftan da irrasyonel politikalarla birarada yaşama umudunu söndüren uygulamaları pervasızca sürdürmektedir…
(Basın Açıklamaları, 29.12.2011)

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) tarafından kamuoyuyla paylaşılan 'Asgari Ücret ve Ekonomik Büyüme' raporuna göre Türkiye ekonomisi son 33 yılda yüzde 350 büyürken, reel asgari ücretteki artış oranı sadece yüzde 6'da kaldı. Mevcut asgari ücret Yunanistan'dakinin sadece yüzde 40'ı kadar oldu. DİSKAR "Asgari ücret ve ekonomik büyüme" raporunda, verimlilik ve ekonomik büyümenin asgari ücrete yansımadığı belirtilerek, 1978'den bu yana ekonominin sabit fiyatlarla 3,5 kat, dolar bazında yaklaşık 5 kat büyümesine rağmen, gerçek asgari ücretin yerinde saydığı ifade edildi. Asgari ücretin gelişme seyrinin, ekonomik büyüme ile paralel gitmesi halinde 34 yılda net 1973 TL'ye ulaşması gerektiğinin vurgulandığı raporda, asgari ücretin mevcut haliyle Yunanistan'daki rakamın yüzde 40’ı düzeyinde kaldığına dikkat çekildi...
(DİSK-AR, 26.12.2011)

Sendikamız Dev Maden-Sen’in 0cak-Aralık 2011 tarihleri arasında yaptığı araştırma sonucu madencilik sektöründe meydana gelen kaza sayısı 111, ölümlü kaza 75, kazalarda ölen 87 ve yaralananların sayısı ise 247 oldu. Böylece son 5 yılda toplam 400 madenci madenlerde yaşamını yitirdi. Son 5 yılda ortaya çıkan tablo ürkütücüdür. Madencilik sektöründe taşeronlaşma ve güvencesiz çalışma koşulları mesleki eğitim ve birikimi yok etmiş, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini de nerdeyse tamamen ortadan kaldırmıştır. Yıllardır bu konularda çalışma yapan, sorunlara dikkat çeken sendikalar, meslek odaları ve birliklerinin uyarılarını dikkate almayan anlayışların iş sağlığı ve güvenliği alanında ciddi adımlar atabilmesi mümkün müdür? Kanla, ölümle, hastalıklarla, sakat kalmalarla yapılan üretimin kalkınmayla, gelişmeyle ne ilgisi bulunmaktadır?
(Basın Açıklamaları, 23.12.2011)

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), uluslararası metal, kimya, gıda, hizmet, tekstil, inşaat ve gazetecilik sendikalarının bulunduğu 13 sendikanın genel sekreteri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ortak bir mektup yazdı. Küresel çapta yüzlerce milyon çalışanı temsil eden 13 örgüt, Sendikalar Yasası’nda yapılması planlanan değişikliklere ilişkin kaygılarını bildirdi. Dünya çapında örgütlenen, yüz milyonlarca işçiyi temsil eden 13 küresel sendika ve konfederasyon, Başbakan Erdoğan’a hitaben ortak yazdıkları bir mektupta, yeni Sendikalar Yasası tasarısına ilişkin görüşlerini açıklayarak, yasaya yeni giren ve korunan bazı maddelerle ilgili endişelerini paylaştılar. Başbakan Erdoğan’a 7 Aralık’ta gönderilen mektupta, hükümetin işçi sendikaları ve işverenlerle sendikal yasalarda yapılması düşünülen değişikliklerle ilgili görüşmeleri yakından izlendiği belirtilerek şöyle denildi:
(Uluslar arası İlişkiler, 22.12.2011)

İlkeleri ve düşünceleriyle sendika hareketine rehberlik eden; işçi sınıfı mücadelesinin unutulmaz ismi DİSK Eski Genel Başkanı Abdullah Baştürk, ölümünün 20. yılında Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında düzenlenen törenle anıldı. Açış konuşmasını yapan DİSK Genel Başkan Yardımcısı İsmail Yurtseven, anmaya katılanları demokrasi ve sınıf mücadelesinde şehit düşenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. Saygı duruşundan sonra, Abdullah Baştürk’ün anısının ve mücadele geleneğinin işçi sınıfının bugünkü mücadelesinde sürdüğünü, AKP’nin emek düşmanı politikaları karşısında DİSK’in ve Genel-İş Sendikası’nın daha da büyütülmesi gerektiğini söyleyen Yurtseven sözü Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Erol Ekici’ye bıraktı...
(Haber / Duyuru, 21.12.2011)

Araştırma Enstitümüz (DİSK-AR) Kasım ayı için açlık ve yoksulluk sınırın (yeni seri) verilerini açıkladı. TÜİK Hanehalkı Harcama Kalıbı, TÜİK Madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan araştırmanın sonuçlarına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 992, yoksulluk sınırı ise 3136 TL olarak gerçekleşti…
(DİSK-AR, 07.12.2011)

DİSK Örgütlenme Daire Başkanımız Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve Nakliyat-İş Sendikası yöneticilerinden oluşan heyet, dayanışma ve toplanılan yardımları ulaştırmak için gittikleri Van’dan döndü. Heyetimizin Van dönüşü raporunu kamuoyuyla paylaşıyoruz: “HAYALET ŞEHİR”DE YAŞAMAK ZORUNDA KALAN VAN HALKI DAYANIŞMA BEKLİYOR! 23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen Van-Erciş depremi ve sonrasında değişik şiddetteki artçı depremler bir felakete dönüşmüş durumdadır. Artçı depremlerin irili-ufaklı binlerce olduğu belirtilmektedir. 7.2’lik deprem sonrası artçı olduğu belirtilen depremler Van halkında tam bir psikolojik travma yaratmıştır…
(Haber / Duyuru, 05.12.2011)

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, AKP’nin muhalefete yönelik baskı ve yıldırma politikalarına karşı başta Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere yurdun birçok bölgesinde sokak eylemleri düzenledi. Kitlesel katılımların yoğun olduğu dikkat çekerken, Ankara’da da Kolej kavşağında toplanan “Emek ve Demokrasi Güçleri” Sakarya Meydanı'na kadar yürüdü. Burada grup adına basın açıklamasını okuyan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, AKP’nin muhalif olan herkesi hedef aldığını öne sürerek, “Türkiye'nin açık cezaevine dönüştüğünü” savundu. Görgün, “AKP hükümetini eleştiren ve politikalarına karşı çıkan herkes tutuklanma korkusu yaşıyor” dedi.
(Haber / Duyuru, 04.12.2011)

DİSK, KESK, TTB VE TMMOB’un yaklaşık bir yıl önce, “2011 İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kongresi”, düzenleme kararı aldı. Hem merkezi hem de yerel düzeyde, 8 bölgeden Kongre düzenleyicisi örgütlerin yönetici ve kadrolarının işçi sağlığı ve güvenliği alanına dair, “ortak dil oluşturma, bilgi paylaşımı ve Kongre hazırlık süreciyle sonrasına ilişkin görüş alışverişinde bulunmak” amacıyla Eylül ayında “Örgüt Okulu” toplantıları yapıldı...
(Haber / Duyuru, 03.12.2011)

2012 yılı için asgari ücretin tespitine yönelik çalışmalar başladı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu adı verilen yapı, işçi sınıfının örgütlü kesimlerini bile kapsamaktan uzaktır. İşveren, hükümet ve TÜRK-İŞ temsilcilerinin eşit oranda temsiline dayanan komisyon bir kez daha Türkiye’de insanların boğazından geçecek olan lokmaların sayısını belirlemeye çalışacaktır. İşçi sınıfının önemli kısmının örgütsüz olduğu, örgütlü olanların grev yasakları, uzun toplu sözleşme ve yargı süreçleri nedeniyle sendikal haklarını yeterince kullanamadıkları, 12 Eylül yasalarının gölgesinde gerçekleştirilen bu toplantılardan emekçiler lehine bir sonuç beklemek ne yazık ki mümkün görünmemektedir...
(Basın Açıklamaları, 02.12.2011)

DİSK, İzmir’de “YILMAYACAĞIZ–TESLİM OLMAYACAĞIZ–DİRENECEĞİZ!” kampanyası çerçevesinde ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik düzenlenen operasyon sonrası tutuklanan sendikacılara destek olmak amacıyla bir yüşüyüş düzenledi. Basmane Meydanı'nda bu amaçla toplanan kitle, sloganlar eşliğinde Konak Meydanı'nda bulunan Büyükşehir Belediye Başkanlığı binasına kadar yürüdü. Sık sık AKP aleyhine slogan atan gruba seslenen DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, tutuklu sendikacıları hatırlatarak, "Bugün aramızda bazı arkadaşlarımız eksik. AKP hükümetinin emek düşmanı politikalarına karşı yılmadan mücadele eden bazı arkadaşlarımız bugün aramızda yok. Mücadele edeceğiz, yılmayacağız." diye konuştu…
(Haber / Duyuru, 30.11.2011)

28 Kasım Pazartesi günü, son zamanlarda sıklıkla ifade ettiğimiz ve giderek artmaya devam eden baskı ve korku imparatorluğu uygulamalarının bir örneği daha İzmir‘de hayata geçirilmiştir. İzmir‘de KCK ile ilişkilendirilerek KESK üyelerine yönelik olarak gerçekleştirilen operasyonlar sonrası açılan davada, aralarında KESK Genel Başkanı Lami Özgen‘in de bulunduğu 25 KESK üyesine 6‘şar yıl 3‘er ay hapis cezası verilmiştir...
(Basın Açıklamaları, 29.11.2011)

Türkiye’de işçilerin, emekçilerin üzerinden bir oyun oynanıyor. Bu oyunun adı asgari ücret oyunudur. Hükümet ve işveren çevrelerinin oyuncağı haline gelen asgari ücret komisyonu, sigorta kapsamındaki işçilerin yüzde 44’ünü doğrudan, tümünü dolaylı olarak ilgilendiren asgari ücreti belirlemek için, daha önceden belirlenmiş oranları tartışmak için bir araya geliyor. Açlık sınırının bile altında belirlenen asgari ücret ile işçilerden yaşamaları bekleniyor. DİSK-AR tarafından yapılan son hesaplamalara göre açlık sınırı 960 TL’ye ulaştı. Yoksulluk sınırı 3 bin TL’nin üzerinde. Bu koşullar altında, asgari geçim indirimi hariç 599 TL ile insanlardan yaşamaları isteniyor. Bu nasıl bir vicdandır ki, 2011 yılının ocak ayında 20 TL’lik artış hedefi ile insanlarla dalga geçiliyor...
(Haber / Duyuru, 16.11.2011)

• KIDEM TAZMİNATI konusunda yapılmak istenen değişikliklere karşı, • TORBA YASA’NIN yarattığı işçi sürgünlerine karşı, • “ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI” kandırmalarına karşı, • İŞSİZLİK ÖDENEĞİNİN DÜŞÜRÜLMESİNE KARŞI, • ZAMLARA karşı “YILMAYACAĞIZ–TESLİM OLMAYACAĞIZ–DİRENECEĞİZ” adı altında bir kampanya başlatılmasını kararlaştırmıştır. Bu kampanya içersinde ülke çapında kitlesel basın açıklamaları ve toplantılar gerçekleştirilecektir. DİSK Yönetim Kurulu tarafından ilk kitlesel toplantı 17 Kasım 2011 Perşembe günü saat 16:30’da Kocaeli’nde yapılacaktır...
(DİSK Etkinlikleri, 14.11.2011)

Vicdanın ve adalet duygusunun köreltilmesinin bizzat yöneticiler tarafından kışkırtıldığı bir ülkede yaşadığımız hayal kırıklıkları artık yerini “hayat kırıklıkları”na bıraktı. 600 yurttaşımızı yitirdiğimiz 7.2’lik depremin ardından Van’da meydana gelen 5.6’lık ikinci bir depremde şu ana kadar 12 yurttaşımız yaşamını kaybetti. Van depremi için yardıma gelen ve kendi ülkesinde 8 şiddetindeki depremlerde dahi can kaybı yaşanmayan Japon doktor Atsushi Miyazaki’yi 5.6’yla “öldürmeyi başaran” bir ülke olma ünvanını kazandık. Yetmedi!. Doğal afetlere, iş kazalarına “hükmedemeyenler”, yurttaşlarını susturma konusunda “hüküm-et” olduklarını kanıtlamaktan geri kalmadıklarını bir kez daha gösterdiler…
(Basın Açıklamaları, 11.11.2011)

İŞKUR’un açıklanan 2011-2015 Stratejik Planı’na göre, işsiz kalanlara verilen işsizlik ödeneğinin ortalama 5 aya düşürülmesinin hedeflediği görülmüştür. İşsizlik Sigortası Fonu, çalışırken işsiz kalmış insanların yoksullaşmalarının önüne bir nebze de olsa geçmeyi sağlamaya çalışmak üzere oluşturulmuştur. Fakat İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanma koşulları oldukça ağırdır. Bu koşulları yerine getirebilmek için çalışanların uygun, düzenli ve kayıtlı işlerde çalışmaları gerekmektedir. Ama gelinen aşamada fonun kendi amacı doğrultusunda kullanılması bir yana, daha fazla sermaye çevrelerine kaynak aktarmaya dönük bir plan yapıldığı görülmektedir…
(Basın Açıklamaları, 09.11.2011)

DİSK Yönetim Kurulu, Türkiye’deki son gündem konularını değerlendirmek üzere 3 Kasım’da DİSK Genel Merkezi’nde toplandı. Ekonomik yapılanış, demokratik hak ve özgürlükler konusunda ülkemizdeki gelişmelerin endişe verici boyutlara ulaştığı görüşüne sahip olan DİSK Yönetim Kurulu, değerlendirme ve kaygılarını şöyle sıraladı: AKP siyasetinde bugün çok daha bariz olarak ortaya çıkan değişim/keskinleşme sinyalleri esas olarak 12 Haziran 2011 seçimlerinde ortaya çıkmış ve DİSK bu kaygısını kamuoyuyla her fırsatta paylaşmıştır...
(Basın Açıklamaları, 04.11.2011)

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü DİSK-AR tarafından, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) Madde Fiyatları Eylül 2011 verileri üzerinden yapılan araştırmaya göre 2012 yılı hükümet programında yer alan ik altı ay için % 3’lük zam oranı uygulanırsa Asgari ücret aylık 19,77 TL, günlük 66 kuruş artacak. Geçtiğimiz yıl söz konusu artış aylık 25,6 TL idi. Asgari ücretliye hükümetin ön gördüğü artışla, günlük 1 somun ekmek, 50 gram beyaz peynir, 2 yumurta, 24 gram koyun etinden yalnızca biri alınabiliyor. Zam ile 1 paket makarna bile alınamıyor. Aylık zam ise 1 kilo koyun eti fiyatına bile denk gelmiyor…
(DİSK-AR, 31.10.2011)

Deprem kuşağında yer alan Türkiye’de deprem öncesi önlemler almak yerine hala deprem sonrasının tartışılıyor olması, onca acı ve yıkımlara karşın kayda değer hiçbir önlemin alınmaması, deprem sonrası çalışmaların büyük bir amatörlükle ilerlemesi, yurttaşların doğanın gücü karşısında aciz bırakılması affedilir değildir. Kendisi gerek doğal afetler ve gerekse şehircilik ve yapılaşmanın insan hayatındaki önemi konusunda bilinçli olmayan bir devlet yurttaşlarını bu konuda nasıl bilinçlendirebilir? Durumun vahameti bir kez daha büyük bir acıyla ortada durmaktadır. Tehlike geçmiş değildir ve ülkemizin büyük bir bölümünde milyonlarca insan risk altında yaşamaya devam etmektedir…
(Basın Açıklamaları, 24.10.2011)

Dün geceden beri devam eden çatışmalarda 24 askerin yaşamını kaybettiği ve ölümlerin artabileceği haberleri bir kez daha yüreğimizi büyük bir acıyla sarsıyor. Tarifsiz bir üzüntüyle acı içindeyiz. Gencecik insanlar bir kez daha yaşamlarının baharında toprağa düştü. Ailelerinin yürek yakan acısını anlamaya ve anlatmaya çalışmak mümkün değil. Toplumda barış çağrıları arttıkça, Kürt sorununun demokratik çözümünden yana acil adımlar atılması gerektiği söylendikçe, buna ters orantılı olarak, özel birliklerin sayısının artırılması, operasyonların büyütülmesi, seçilmişlerin yaygın şekilde gözaltına alınması, çatışmaların daha yüksek ölümlere yol açacak biçimde yayılması gibi, çatışma konsepti gittikçe geliştiriliyor…
(Basın Açıklamaları, 19.10.2011)

Konfederasyonumuz, sendikal hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için katıldığı bu zeminde, “değişiklik” adı altında yeni bir hukuksuzluğun dayatıldığı bir sürecin parçası olmayacaktır. ILO sözleşmelerine, Avrupa Sosyal Şartı’na ve ülkemiz sendikal hareketinin ihtiyaçlarına uymayan Sendikalar Yasa Tasarısı hükümleriyle Toplu İş Sözleşmesi Yasa Tasarısı’nı kesinlikle yetersiz görmekteyiz. Bu şartlarda 19 Ekim 2011 günü yapılması planlanan üçlü Danışma Kuruluna katılmamızın da bir yararı kalmamıştır...
(Basın Açıklamaları, 17.10.2011)

61. Hükümet giderek kötüleşen ekonominin faturasını zamlar ve vergi artışları ile yine halka kesmektedir. Büyüme rakamlarına bakıldığında Dünya’da ekonomik krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alan Türkiye, kriz sonrasında hızlı bir artış gösteren büyüme oranlarının gölgesinde giderek artan cari açığı karşılama sorunu ile yüz yüzedir. Bununla birlikte kriz sonrası yaşanan kontrolsüz büyümenin ortaya çıkarttığı olumsuz fatura yine halkın üzerine yıkmaya çalışılmaktadır…
(Basın Açıklamaları, 15.10.2011)

TTB, TMMOB, KESK ve DİSK’in ortaklaşa örgütlediği “İnsanca yaşam için demokratik ve özgür bir Türkiye” mitinginde 40-50 bin kişi Ankara Sıhhiye Meydanı’nda buluştu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen on binlerce kişi, Ankara Garı önünde toplanarak Sıhhiye Meydanı’na yürüdü. Mitinge, füze kalkanına karşı mücadele eden Kürecik halkı, Fındıklı ve Gerze’de HES’e karşı mücadele eden köylüler, AKP’nin adeta hedefi haline gelen Hopa halkı, çevrenin talanına karşı mücadele eden platformların da aralarında olduğu çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütleri, dernekler, “Sendikal Güç Birliğini” oluşturan sendikalar, siyasi dergi ve gençlik çevreleri katıldı…
(DİSK Etkinlikleri, 11.10.2011)

TÜRKİYE SON 4 YILDA EKONOMİK BÜYÜME AÇISINDAN DÜNYADA 122. SIRADA YER ALDI. 2009 YILINDA KRİZDEN EN ÇOK ETKİLENEN 31. ÜLKE OLDU... Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), Türkiye’nin “Ekonomik Büyüme” raporunu açıkladı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Uluslararası Para Fonu (IMF) Ekonomik Görünüm Nisan 2011 Veritabanı; Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Beklenti Anketi ve Hazine Müsteşarlığı’nın verileri üzerinden yapılan hesaplamaya göre 2011 yılının ilk yarısında kayda değer bir büyüme göstererek, dünya ekonomisinde en hızlı büyüyen ülkeler arasında ilk sıralarda yer alan Türkiye’nin krizin etkisinin en yoğun olarak hissedildiği 2007-2010 yıllarını kapsayan 4 yıllık süreçte, 184 ülke arasında ortalama 2,2’lik büyüme hızı ile 122. sırada yer aldığı belirlendi...
(DİSK-AR, 26.09.2011)

Seçimden çoğunluk partisi olarak çıkan AKP hükümeti, ekonomik büyüme, istihdam ve işşizlikle ilgili yeni stratejisini hazırlayarak çalışanlara dönük çok kapsamlı bir saldırıya hazırlanıyor. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın bir gazeteye verdiği mülakatta Kıdem Tazminatının kaldırılacağı ve Kişisel Tazminat hesabının getirileceği; Hükümetin önümüzdeki dönemde kurulacak yeni sistemin ana hatlarını netleştirdiğini ve dünyada da Avusturya Modeli olarak bilinen sistemin tercih edildiğini ifade etmiştir. Ayrıca çalışanların %7’sinin Kıdem Tazminatını alabildiğini söyleyen Bakan bu konuda da gerçekleri ifade etmemektedir. Kıdem Tazminatı işten çıkarılma sonucu ortaya çıkan bir haktır. Böyle bir durumda, kayıtlı ekonomide %90 kıdem tazminatları bir şekilde tahsil edilmektedir. Sadece %10 iflas, konkordato gibi durumlara sorun ortaya çıkmaktadır. Burdaki hak kayıplarını giderecek etkin önlemler alınmalıdır. Ayrıca kayıtdışı ekonomi üzerine kararlı politikalarla gidildiğinde Bakanın ifade etmeye çalıştığı gerçek de ortadan kalkacaktır…
(Basın Açıklamaları, 16.09.2011)

Konfederasyonumuzun kurucusu ve ilk Genel Başkanı, T. Maden-İş Genel Başkanı, Türkiye işçi sınıfının unutulmaz önderlerinden Kemal TÜRKLER, Konfederasyonumuzun eski Genel Başkanı ve Sosyal İş Genel Başkanı Özcan Kesgeç, Konfederasyonumuzun eski Genel Başkan Vekili ve Genel-İş Sendikamızın Genel Başkanı İsmail Hakkı ÖNAL, Konfederasyonumuz üyesi İlerici Deri-İş sendikası Genel Başkanı Kenan BUDAK, Konfederasyonumuzun Genel Başkan Yardımcısı ve Genel-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut SEREN ve DİSK Eski Genel Başkanı Kemal NEBİOĞLU mezarları başında anıldı...
(Haber / Duyuru, 02.08.2011)

15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 41. yıldönümünde, “SENDİKAL HAKLARIMIZ HEMEN ŞİMDİ!” kampanyası çerçevesinde 2821-2822 sayılı yasaların demokratikleştirilmesi talebiyle 15 Haziran 2011 Çarşamba günü ülke çapında Bölge Çalışma Müdürlükleri önünde saat 12:00-13:00 arasında etkinlikler yapıldı. DİSK’liler İstanbul’da saat 11:30’da Genel-İş Aksaray İstanbul Bölge Şubesi’nde toplanarak, sloganlarla Unkapanı Bölge Çalışma Müdürlüğü önüne gelindi. Burada bir konumsa yapan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, “Türkiye işçi sınıfının sendikal hak ve özgürlükleri için tarihe yazdığı 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 41. yılındayız. 41 yıl önce bugün büyük bir kararlılıkla sahip çıkılan haklarımız, ne yazık ki, 12 Eylül askeri cuntasının karanlığında gasp edilerek elimizden alındı. 1970 yılında direnişlerle geri püskürtülen 274-275 sayılı yasalardaki değişiklikler, 12 Eylül’cüler tarafından 2821 ve 2822 sayılı yasalara büründürülerek hak ve özgürlüklerimiz kısıtlandı…” dedi…
(Haber / Duyuru, 15.06.2011)

Cenevre’de devam eden ILO Konferansı’nda, ‘Uluslararası Standartların Uygulanması Komitesi’ Türkiye’nin sendikal hak ihlalleri ve uluslararası sözleşmelere uyumsuzluk konusunda en kötü 25 ülke arasında olduğuna karar verdi. Türkiye’nin 9 veya 10 Haziran’da Aplikasyon Komitesi gündeminde görüşülmesi bekleniyor. Türkiye’nin yani sıra Malezya, Zimbavve, Nijerya, Kamboçya, Özbekistan, Kongo, Burma, Fiji, Pakistan, Sırbistan, Sri Lanka ve Swaziland gibi ülkeler Aplikasyon Komitesi gündeminde görüşülecek. Türkiye yıllardır çeşitli uyarı ve önerilere rağmen, imzalamış olduğu ILO sözleşmelerine uygun bir sendika yasasını yürürlüğe koymadı…
(Uluslar arası İlişkiler, 06.06.2011)

100. Uluslararası Çalışma Konferansı “İnsanca Bir İş İçin Geleceği İnşa Etmek” başlığıyla İsviçre’nin Cenevre kentinde başladı. ILO Konferansı, 163 ülkeden sosyal tarafları bir araya getiriyor. Hükümetleri temsilen 325, işveren örgütlerini temsilen 159 ve işçi sendikalarını temsilen 160 delegenin katıldığı konferans 17 Haziran 2011 tarihine kadar devam edecek. Türkiye hükümet delegasyonu içinde hükümetten 14, TİSK’ten 9 ve sendikalardan (Türk-İş, Hak-İş ve Kamu-Sen) 7 kayıtlı temsilci bulunuyor. DİSK ve KESK ise üyesi oldukları Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) heyeti içinde konferansa katılıyor…
(Uluslar arası İlişkiler, 02.06.2011)

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın miting yapacağı Hopa Meydanı’nda AKP Hükümeti’nin politikalarını demokratik haklarını kullanarak protesto etmek üzere yüzlerce Hopalı bir araya geldi. Çay üreticileri, sorunlarını dinlemeyen Başbakan’ı Hopa’da istemediklerini söylediler ve çay fiyatlarının bir an önce açıklanmasını talep ettiler. Aynı zamanda HES’lere tepki gösteren Hopalılar, "Çayımıza, fındığımıza, derelerimize, suyumuza sahip çıkacağız" dediler. Fakat, “ileri demokrasi” edebiyatına sarılanlar bulundukları alanda farklı bir sese tahammül göstermeyerek, demokratik haklarını kullanan Hopalıların dağıtılmasını buyurdular. Cop, kalkan, panzer, gaz bombaları eşliğinde alışık oldukları “orantısızlığı” bir kez daha sergileyerek ilçeyi savaş alanına çevirdiler. Emekli öğretmen Metin Lokumcu, atılan gaz bombaları sonucunda hayatını kaybetti…
(Basın Açıklamaları, 31.05.2011)

Doğudan batıya, güneyden kuzeye bütün ülkede, daha önce hiç kutlanmayan veya uzun yıllardır ilk kez kutlaması yapılan il ve ilçeler de dahil olmak üzere “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” 1 Mayıs, adına ve içeriğine uygun bir şekilde, görkemli ve coşkuyla kutlandı. 1 Mayıs 2011 kutlamalarına bu yıl da katılımcıların “renkliliği” hakim oldu. İşçilerden emekçilere, yoksullardan ötekileştirilenlere, kadınlardan gençlere, futbol taraftarlarından YGS öfkesi taşıyan öğrencilere, emeklilerden ataması yapılmayan öğretmenlere, dışlananlardan kimlikleri yok sayılanlara, fotoğraf kulüplerinden hayvan hakları savunucularına, toplum prizmasının altlarında yer alan en geniş kesimleri kendisini 1 Mayıs alanında ifade etti. Bu kesimler için 1 Mayıs ortak bir kürsü olarak görüldü ve alanda kendi renkleri ve talepleriyle yerlerini aldılar…
(Haber / Duyuru, 03.05.2011)

Yaşanılan bu deneyimleri bir yönüyle de olsa aktarmamak, hayatını demokrasi ve özgürlük mücadelesine adayan ve bugün yanımızda olmayan canlarımıza, yoldaşlarımıza ve kardeşlerimize yapabileceğimiz büyük bir haksızlık olacaktı. Elinizdeki bu kitap özellikle 2004-2010 yılları arasındaki 1 Mayıs’ların sendikal mücadele boyutunu kapsıyor. Fakat, Türkiye’de 1 Mayıs’ları bütün boyutuyla ele almak, ekonomik, politik ve ideolojik koşullarını analiz etmek, değerlendirmek, tarihini yazmaya çalışmanın kapsamlı ve ayrı bir çabayı gerektirdiğinin de son derece farkındayız. Ve bu çalışmayı yapmak, hak ve özgürlükler mücadelesinde zorunlu bir görev olarak karşımızda duruyor…
(Haber / Duyuru, 28.04.2011)

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü, Ocak 2011 dönemi için 17 Nisan 2011 tarihli istihdam raporunu açıkladı. Raporun sonuçlarına göre işsizlerin yüzde 33,6’sını oluşturan ve geçici bir işte çalıştığı için işsiz kalanlar için işsizlik oranı yüzde 44’ü buldu. Raporda bu verilere göre güvencesiz ve kuralsız çalışmanın işsiz kalmanın bir diğer adı olduğuna dikkat çekildi. Resmi işsiz sayısının, içinde Karabük, Artvin, Erzincan, Kırşehir, Sinop’un da bulunduğu 17 kentin nüfusunun toplamına eşit olduğu, umudu kesikler dahil edildiğinde bu sayının 25 ile çıktığının ifade edildiği raporda, umutsuz işsizlerle işsiz sayısının, Kayseri Manisa, Hatay, Samsun gibi büyükşehirlerin nüfusunun toplamına ulaştığı belirlendi. Başkent Ankara da 4 milyon 772 bin nüfusu ile geniş tanımlı işsiz nüfusunun 426 bin gerisinde kalıyor…
(DİSK-AR, 18.04.2011)

DİSK Örgütlenme Daire Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu’nun, Mas-Daf’ta yaşanan hak ihlallerine ilişkin basın açıklaması: Konfederasyonumuz üyesi Birleşik Metal-İş Sendikamızın örgütlendiği Düzce’de kurulu MAS-DAF Makine Sanayi AŞ. işyerinde sendikal hak ve özgürlükler ayaklar altına alınmaktadır.İşyerinde işçilerin örgütlülüğünü kırmak için dışarıdan getirilen kişilere provokasyon yaptırılmaya çalışılmıştır. Bununla yetinmeyen işveren 4 Nisan 2011 tarihinde sendikamız üyesi tüm işçileri tazminatsız işten çıkarmıştır. Sabah işe gitmek için servis bekleyen işçiler, servislerin gelmediğini farketmiş, kendi olanakları ile işyerine ulaşmış, kartlarını basmış ve işbaşı yapmıştır. İşçilere “çıkartılmalarıyla” ilgili herhangi bir tebliğ yapılmamış olmasına karşın jandarma işyerine çağrılmış, işçiler ve sendika yöneticileri işyerinden zor kullanılarak çıkartılmıştır...
(Haber / Duyuru, 05.04.2011)

DİSK Yönetim Kurulu, DİSK/Sosyal-İş üyesi gazeteci-yazar Ahmet Şık’ın ailesini ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Ziyaretten sonra basının sorularını yanıtlayan DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Ahmet Şık’a gönderdikleri mektubu okudu. Mektup şöyle: “Sevgili Ahmet, Cezaevinde bulunan bir meslektaşın dün Başbakan’a yazdığı mektubunda “Cumhuriyet’in 10. yılında yurdumuz demir ağlarla örülmüştü, siz 100. yıla demir parmaklıklar örerek girmektesiniz” demişti. AKP politikalarının ulaştığı boyuta işaret etmesi açısından bu söz oldukça önemlidir. Fakat, demokratların, sosyalistlerin, devrimcilerin, ülkesinin geleceği ve halkının mutluluğu için çabalayan aydınların etrafında örülü bulunan demir parmaklıklar bu ülkenin geçmişlerine kadar uzanmaktadır…”
(Haber / Duyuru, 15.03.2011)

Türkiye ekonomisi, 2001 krizi ertesinde girdiği ekonomik büyüme çizgisini önemli ölçüde kaybetmiş durumda. İşsizlik oranları cumhuriyet tarihinin en yüksek düzeylerine yükselirken, üretim ve istihdam rakamları olumsuz sinyaller vermeye devam ediyor. Bu duruma giderek artan dış ticaret açığı eşlik ediyor. Krizi ağır hasarlar alarak yaşayan Türkiye ekonomisi krizden çıkışı sağlayacak yegane araç olarak, emeğin daha fazla sömürüsü üzerine bir düzen inşa etmek olarak görüyor. 2009 yılında resmi yoksul sayısında, işsiz sayısında kriz öncesine göre yaşanan devasa artış bu gerçeği somut zeminde ortaya koymaktadır. Buna karşın, şirketlerin büyümeye devam ettiği, ciddi kar artışlarına ulaştığı, dolar milyarderlerinin hem sayısının hem de toplam servetlerinin büyüdüğü kamuoyuna yansımaktadır…
(DİSK-AR, 14.03.2011)

Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) ve Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) olarak sizlere gazeteci Ahmet Şık’ın tutuklanmasını protesto etmek için yazıyoruz. Ahmet Şık aynı zamanda, IFJ’ye ve ETUC ve ITUC üyesi DİSK’e bağlı Sosyal-İş sendikasının bir üyesidir. 3 Mart tarihinde, Ahmet Şık 6 gazeteci ile birlikte gözaltına alınmıştır: Nedim Şener, Doğan Yurdakul, Sait Çakır, Müyesser Yıldız, Çoşkun Musluk ve Yalçın Küçük. Ayrıca gazetecilerin evleri aranmış, bilgisayarlarına ve defterlerine el konulmuş ve dün de haklarında tutuklama kararı çıkmıştır…
(Uluslar arası İlişkiler, 09.03.2011)

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), Kasım 2010 dönemi için 20 Şubat 2011 tarihli istihdam raporunu açıkladı. Raporun sonuçlarına göre işsizlik verileri konusunda kamuoyuna pompalanmaya çalışılan iyimser tablo, Türkiye gerçekleri ile bağdaşmıyor. DİSK-AR’ın TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi Kasım 2010 dönem sonuçları üzerinden yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, başta umutsuzluk olmak üzere çeşitli nedenlerle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olan umudu kesik işsizlerin de hesaba katıldığı, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 17.36 oldu. 1 saat bile çalışsa işsiz sayılmayan, yetersiz ve eksik zamanlı istihdam edilen gizli işsizler ilave edildiğinde bu oran yüzde 21 düzeylerine ulaşıyor. İşsiz sayısı ise resmi 2 milyon 811 rakamına karşın, umutsuz işsizlerle 4 milyon 802 bin, gizli işsizlerle 5 milyon 804 bin düzeyinde…
(DİSK-AR, 21.02.2011)

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB genel başkanları, kamuoyunda “Torba Yasa” olarak bilinen “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” hakkında Cumhurbaşkanlığı'ndan bir görüşme talebinde bulundu. Görüşme öncesi Cumhurbaşkanlığı’na bir ön rapor sunan emek ve meslek örgütleri, yasa tasarısının tüm emek örgütlerinin katılımıyla tekrar değerlendirilmesi için yeniden görüşülmek üzere TBMM’ye gönderilmesini istedi...
(Haber / Duyuru, 21.02.2011)

DİSK, kamuoyunda Torba Yasa ismi ile bilinen ve 29 Kasım 2010 tarihinde ilgili komisyona sunulan “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” içerisinde yer alan emek düşmanı kimi düzenlemelere dair, ilk günden itibaren kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışmış, kimi emek örgütlerinin suskunluğuna rağmen, mücadeleyi ortaklaştırmak ve büyütmek adına önemli bir çaba göstermiştir. TBMM Genel Kurul görüşmeleri sürecinde DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi emek örgütleri olarak, TBMM önünde, yasa ile ilgili protesto hakkımız, gaz bombaları ve joplarla engellenmek istemiştir. Ancak kamuoyu bu eylem ile emek örgütlerinin sesine biraz daha kulak vermek durumunda kalmıştır. Fakat sonuç olarak Torba Yasa dün TBMM Genel Kurulu’ndan geçmiştir…
(Basın Açıklamaları, 14.02.2011)

DİSK’in “Sendikalar Yasası’nın değiştirilmesi” talebiyle başlattığı uluslararası kampanyaya LabourStart.org sitesinden destek geldi. LabourStart’ın düzenlediği mektup kampanyasına 80 ülkeden 2 bin 500 sendikacı katıldı. Siteye üye olan sendikacılar kampanya için hazırlanan bilgisayar programı sayesinde İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Portekizce, İtalyanca ve Norveççe hazırlanmış protesto ve uyarı mektuplarını Başbakan R.Tayyip Erdoğan’a ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’e gönderebiliyorlar...
(Uluslar arası İlişkiler, 09.02.2011)

HÜKÜMETİN MESNETSİZ SUÇLAMALARI VE DİSK’İN KARŞI ÇIKTIĞI HÜKÜMLER AŞAĞIDA MADDE MADDE İFADE EDİLMİŞTİR... YASA HÜKÜMET TEMSİLCİLERİNCE ÇARPITILMADAN KAMUOYU İLE PAYLAŞILMALIDIR... Çeşitli belediyelerde çalışan işçilerin rızaları alınmaksızın Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatlarına gönderilmeleri ve beş iş günü içerisinde işe başlamazlarsa işlerine son verilecek olması, işçilerin geçim sıkıntısına nasıl bir çare olacaktır? İnsanları işsizliğin ya da bilmedikleri görmedikleri yerlere sürgün etmenin vicdanla bağdaşır bir yanı var mıdır? Bu uygulama sonucunda ailelerin parçalanacağı, insanların geleceklerinin ateşe atıldığı görülmemekte midir? Bakanlık göz göre göre halkı kandırmaya çalışmaktadır...
(DİSK-AR, 08.02.2011)

Dün Başkent’te yaşanan iki ayrı olay Türkiye gündemine damgasını vurdu. Birincisi, emek ve meslek örgütlerinin demokratik haklarını kullanarak “Torba Yasa”yı protesto etmek istemelerinin polis gücüyle ve zor kullanılarak dağıtılmasıydı. İkinci olay ise, esasında iş güvenliğinden yoksun, kuralsızlığın had safhada olduğu ülkemizde, Torba Yasa’nın daha yasalaşmadan nelere yol açabileceğinin bir göstergesiydi. Ankara Ostim Sanayi Sitesi’nde bulunan iki işyerinde meydana gelen iki ayrı patlamada 18 işçi hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı. İş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya ikincisi; sendikal hak ve özgürlükler konusunda da ILO’nun kara listesinde olan bir ülkeden başka hangi sonucu bekliyorsunuz ki?
(Basın Açıklamaları, 04.02.2011)

KESK, DİSK, TMMOB ve TTB'nin "Torba Yasa" tasarısına karşı 4 koldan Ankara'ya ulaşan ve Kurtuluş'ta bir araya gelen binlerce emekçi, Meclis'e doğru "Torba yasa geri çekilsin", "AKP sabrımızı taşırma", "Hükümet Mübarekten ders çıkar" sloganlarıyla yürüyüşe geçti... Ankara yürüyüşünde emekçiler polisin saldırısıyla karşılaştı... ANKARA SAKARYA'DA DİSK-KESK-TMMOB-TTB'DEN BASIN AÇIKLAMASI - İktidarın emekçilere karşı tutumu ve polis saldırılarıyla ilgili olarak DİSK-KESK-TMMOB ve TTB genel başkanları bugün saat 16:30'da Ankara Sakarya meydanında bir basın açıklaması yapacak... İSTANBUL TAKSİM’DE, ANKARA SALDIRISI PROTESTO EDİLECEK... İstanbul’da bulunan emek ve meslek örgütü temsilcilerinin yaptığı açıklamaya göre, iktidarın emekçilere karşı Ankara’da uyguladığı şiddet, bugün (3 Şubat Perşembe) saat 16:00’da Taksim Tramvay durağında protesto edilecek...
(Haber / Duyuru, 03.02.2011)

DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin düzenlediği ve demokratik kitle örgütlerinin katılımı ile bugün TBMM önünde protesto gösterisi gerçekleştirilmektedir. Yasa taslağının gündeme gelmesiyle birlikte harekete geçen emek ve meslek örgütlerinin itirazları ya tam olarak anlaşılmamakta veya iktidar yanlısı çevrelerin çarpıtmalarıyla kamuoyu yanlış yönlendirilmek istenmektedir. Bu nedenle, Torba Yasa’yı protesto etmemizin nedenlerinin anlaşılabilmesi açısından itiraz noktalarımızı kamuoyu ile bir kez daha paylaşmayı bir zorunluluk olarak görüyoruz. 1) Torba Yasa çok geniş ve kapsamlı bir yasadır. Hükümet toplumun beklentisi olan ve emek örgütlerinin de karşı çıkmadığı, kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması, öğrenci affı vb. ile birlikte emekçilerin hak gasplarını aynı yasanın içine koymuştur. İtirazımız bunadır...
(DİSK-AR, 02.02.2011)

Krizi ağır hasarlar alarak yaşayan Türkiye ekonomisi krizden çıkış sinyalleri verirken, yaşanan tahribatın boyutları ortada durmaktadır. 2009 yılında resmi yoksul sayısında, işsiz sayısında kriz öncesine göre yaşanan devasa artış bu gerçeği somut zeminde ortaya koymaktadır. Buna karşın, şirketlerin büyümeye devam ettiği, ciddi kar artışlarına ulaştığı, dolar milyarderlerinin hem sayısının hem de toplam servetlerinin büyüdüğü kamuoyuna yansımaktadır. Ekonomide yaşanan toparlanma, halka yansımamakta, kriz döneminde özellikle sanayi kesiminde yaşanan fiili gelir kayıplarının (işten atılmalar, ücretsiz izinler vb.) yarattığı borç yükünün etkisinin devam ettiği tahmin edilebilir. Ancak verilerin bize gösterdiği gerçekler çok daha kapsamlıdır. Hükümet krizin dip yaptığı 2009 yılını baz alarak, her türlü veriyi kamuoyuna bir başarı olarak sunmaya çalışmaktadır. Özellikle işsizlik ve büyüme oranları konusunda ortaya konulan tablo budur…
(DİSK-AR, 01.02.2011)

AKP hükümeti, gizli bir ajandaya sahip olan ve kamuoyundan sır gibi saklanan istihdam strateji belgesinde ifadesini bulan ve sadece başlıklarından haberdar olduğumuz tüm düzenlemeleri parça parça gündeme taşıyor. İstihdamla mücadele adına gündeme getirilen düzenlemeler, emekçilerin kazanılmış haklarının budanmasını, sermaye kesimlerine daha fazla kaynak aktarılmasını ve işsizlik fonunun bu amaç doğrultusunda yağmalanmasını amaçlıyor. Bu doğrultuda 29 Kasım 2010 tarihinde TBMM’ye sunulan ve kısa bir süre sonra Genel Kurul’a gelecek olan torba yasa, bir yandan kamu prim alacaklarının yapılandırılmasını, öğrenci affını gündeme taşırken, diğer yandan istihdam strateji belgesindeki kimi hak gasplarını topluma dayatıyor...
(DİSK-AR, 24.01.2011)

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, “TORBA YASA’YA KARŞI GENEL DİRENİŞ” eyleminde okuduğu bildiri: Emeğin haklarına yönelik yeni bir saldırı dalgası ile karşı karşıyayız. Saldırının adı Torba Yasa. İçeriği karışık. Uzun zamandan bu yana üzerimizde “İstihdam Strateji Belgesi” diye bir heyula dolaşıyor. Adı var kendi yok. Ama kanunlara sızıyor. Torbalara giriyor. Her adımında haklarımızdan bir şey alıp götürüyor. Biz bu heyulayı tanıyoruz. AKP hükümeti, ne zaman istihdam yaratmaktan, işsizlik ile mücadeleden bahsetse, altından sermayedarlara teşvik çıkıyor. Ne zaman işsizlikle mücadeleden bahsetse altından yeni hak gaspları gündeme geliyor. Ne zaman işsizlikle mücadeleden bahsetse altından işsizler için oluşan fonun yağmalanması gündeme geliyor...
(Haber / Duyuru, 20.01.2011)

DİSK 28 yıldır, 12 Eylül generallerince çıkarılan ve çıkartılma sürecinde Türk-İş ve TİSK tarafından desteklenen 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’na karşı kesintisiz mücadele veriyor. Bu mücadelenin başarısızlığa uğraması için iktidarın engelleme çabaları değil, işçi sınıfının “temsilcisi” kimliği taşıyanların karşımızda yer almaları bizleri üzmektedir. ILO normları ve Avrupa Birliği Müktesebatı çerçevesinde 2821 ve 2822 sayılı yasalarda yapılması düşünülen değişiklikle ilgili olarak Çalışma Bakanlığı, DİSK, Türk-İş, Hak-İş ve TİSK’ten üçer temsilcinin katılımıyla birkaç yıldır sürdürülen ve 2008’de ILO normlarına kısmen yakın hale gelen Bursa Mutabakatı, Bolu’da yapılan 15-16 Ocak 2011 tarihli toplantılarda daha da geliştirilen düzenlemeler Türk-İş ve TİSK’in karşı çıkmasıyla reddedildi...
(Haber / Duyuru, 17.01.2011)

Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin ailesi ile birlikte gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücrettir. Ancak her yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen asgari ücret, tek başına temel ihtiyaçların başında gelen gıda harcamalarını bile karşılamaktan çok uzaktır. 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren asgari ücret 16 yaşından büyük bir işçi için yüzde 4,7`lİk zamla brüt 796,50, net asgari geçim indirimi dahil 629,96 liraya yükselecektir. TÜİK 2008 Hanehalkı Tüketim Harcamaları çalışmasına göre, en yoksul yüzde 20’lik kesimin harcama kalıbı aşağıda çıkartılmıştır. Buna göre bir asgari ücretli yaşamını sürdürebilmek için gelirinin sadece yüzde 33,7’sini gıda harcamalarına ayırabilmektedir...
(DİSK-AR, 06.01.2011)

AKP hükümeti döneminde, gerek özel sektörde gerekse kurallı çalışmanın kalesi sayılan kamuda taşeronluk ve atipik istihdam biçimleri hızla yaygınlaştı. Başta eğitim ve sağlık sektörü olmak üzere, belediyelerden KİT’lere kadar pek çok alanda emekçiler en ağır şartlarda ve güvencesiz çalışma yaşamına dahil oldular. Çoğu üniversite mezunu yüzbinlerce kişi kamu personeli sınavlarında kadrolu bir iş için çaba sarfederken, kamuda istihdamın önemli bir kısmı, güvencesiz, kuralsız çalışma biçimleri ve hizmet alımı yani taşeron yolu ile sağlandı. Nitelikli bir eğitim için, süreklilik arz etmesi gereken eğitim sisteminde, öğretmenlerin istihdama dahil oluş biçimlerinin güvencesiz ve kuralsız olması, eğitimcilerin, geleceklerinden güvensiz bir biçimde dahil olmaları büyük bir sıkıntı olarak açığa çıkıyor...
(DİSK-AR, 06.01.2011)

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin asgari ücret zammı hakkında yaptığı basın açıklaması: “YİNE SEFALET ZAMMI” Yine işçileri sefalete mahkûm ediyorlar, yine emekçileri açlıkla terbiye etmek istiyorlar. Adeta ortaoyunu oynar gibi toplanan asgari ücret tespit komisyonu bizi şaşırtmadı. Asgari ücretlinin sofrasına 12 gram et veya 1 adet yumurta düşüyor. Asgari ücretli 1 çift ayakkabı alabilmek için 41 saat çalışmak zorunda kalıyor. Asgari ücretin belirlenme kriteri enflasyon hedefi değil yoksulluk sınırı olmalıdır. Anti demokratik yapısı ile dikkat çeken asgari ücret tespit komisyonu lağvedilmeli, asgari ücret toplu pazarlık süreçleri ile belirlenmelidir…
(DİSK-AR, 28.12.2010)

Türkiye işsizlik sorunun ağır etkilerini, taşeronlaşma, güvencesiz ve kuralsız çalışmanın girdabındaki milyonların giderek artan sessiz çığlıkları ile hissetmeye başladı. Özellikle milyonlarca genç, çalışma yaşamına katılmaktan caydırıcı kötü çalışma koşullarına, düşük ücretlere, güvencesizliğe karşı tepkilerini dile getiriyorlar. Bu tepkiler kimi yerde güvencesiz çalışan bir öğretmenin, Başbakana ulaştırmaya çalıştığı sesi, kimi zaman gençlerin öfkesi olarak açığa çıkıyor. Bu süreçte 29 Kasım 2010 tarihinde TBMM’ye sunulan torba yasa, toplumun kimi beklentilerini hak gasplarıyla aynı torbaya koyarak, yani insanları karşı karşıya getirerek, mevcudu kabul ettirmeye çalışıyor. Toplumun büyük bir bölümünü yakından ilgilendiren bu tasarısının sosyal tarafların görüşlerine bile başvurulmadan gündeme getirilmesi önemli bir sorun olarak ortada duruyor...
(DİSK-AR, 27.12.2010)

Türkiye’de reel ücretler gerilemeye devam ederken, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinin performansını yumurtada yaşanan alım gücü artışı ile açıklamaya çalışmaktadır. Hatırlanacağı gibi kuş gribi bahanesi ile yüz binlerce tavuk telef edilmiş, köy tavukçuluğu bitme noktasına getirilmiş, kendi ailesinin beslenmesi için tavuk yetiştiren çok sayıda aile, artık yumurta ve tavuk satın almaya başlamıştı. Kriz sonrasında ise entegre tavuk işletmelerinin satışlarında ve karlarında ciddi artışlar yaşandı. Organik tavuk ve yumurta üretimi ise büyük bir darbe aldı. Dolayısıyla bakanın yumurta fiyatlarını alım gücü karşılaştırılmasında kullanması büyük bir talihsizliktir. Bunun yanında organik ürünlerin enflasyon hesaplarında kullanılmadığına ayrıca dikkat çekmek gerekir. Bu veriler dâhil edildiğinde gerçeklik çok daha farklı boyutları ile açığa çıkacaktır...
(DİSK-AR, 17.12.2010)

Konfederasyonumuz ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği alanında yaşanan olumsuz gelişmelerin azaltılmasına katkıda bulunmaya devam ediyor. ÇSGB/ÇASGEM ile ortak olarak Kocaeli ve Diyarbakır’da planlanan eğitimlerin ilki Kocaeli’de 3 Aralık 2010 tarihinde Lastik-İş, Genel-İş ve Birleşik Metal-İş sendikalarımızın katılımıyla gerçekleşti. “Çalışanların İş Sağlığı ve güvenliği Bilincinin Artırılması” eğitimi, ÇASGEM’in faaliyetlerinin kısa tanıtımının ardından, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali Cancı’nın İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda Konfederasyonumuzun yaklaşımlarını aktarmasıyla devam etti…
(DİSK Etkinlikleri, 07.12.2010)

Torba yasa ile yapılan düzenlemelerle, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerin (gizli işsizlerin) sayısı artacak, yarı zamanlı ve geçici çalışma yaygınlaşacaktır. Bu tasarı ile insan onuruna yaraşır nitelikli ve güvenceli işler yaratmayı bir hedef olarak koymak yerine, esnek çalışma biçimlerini yaygınlaştırmaya ve gençlerin sömürüsünün yaygınlaştırılmasına çalışılmaktadır... Konfederasyonumuz, işsizlik fonunun sermaye için seferber edilmesine, gençlerin daha fazla sömürüsüne, esneklik dayatmalarına, taşeronlaşmaya, asgari ücret sefaletine karşı torba yasada yer alan bu hükümlerin, sosyal adalet ilkesi ve insan onuruna yaraşır iş kavramı ile çelişkili olduğundan hareketle derhal geri çekilmesini talep etmektedir.
(Basın Açıklamaları, 03.12.2010)

22 Temmuz 1980 tarihinde katledilen DİSK’in Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in katili Ünal Osmanağaoğlu’nun yargılandığı Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın 01 Aralık 2010 tarihindeki duruşmasında, dava zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmıştır. Konfederasyonumuzun Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in faşist katiller tarafından katledilişinin 30. yılında suçluluğu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararıyla sabit bulunmuş sanığın davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması adalet arayışlarımızı, çabalarımızı boşa çıkarılmış, bizim ve kamuoyunun adalet duyguları bir kez daha rencide edilmiştir…
(Haber / Duyuru, 02.12.2010)

Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan “Özgürlükçü – Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal Bir Anayasa İçin Temel İlkeler Raporu”nu, 1982 Anayasası’nın değiştirilmesi çalışmalarında bir tartışma zemini yaratması ve gelecek kuşakları kucaklayacak “Özgürlükçü – Eşitlikçi, Demokratik ve Sosyal Bir Anayasa”nın oluşmasına katkı yapması dileğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türkiye kamuoyunun dikkatine sunuyoruz...
(Bilgi - Belge, 05.08.2010)

İşsiz sayısındaki 547 bin kişilik azalmaya karşın, kayıtdışı çalışanların sayısı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 905 bin, geçici işlerde çalışanların sayısı ise 315 bin kişi arttı. Ekonomik kriz ile birlikte Türkiye'nin en önemli sorunu haline gelen işsizlik ile ilgili tartışmalar, TÜİK tarafından açıklanan ve işsizlik oranlarında bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,9 puanlık düşüşe işaret eden veriler sonrasında yeniden alevlendi. İşsizlik verilerinde yaşanan düşüş, kayıtdışının ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasının gölgesinde kalıyor.
(DİSK-AR, 26.07.2010)

Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin ailesi ile birlikte gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücretdir. Ancak her yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen asgari ücret, tek başına temel ihtiyaçların başında gelen gıda harcamalarını bile karşılamaktan çok uzaktır. 1 Temmuz 2010 tarihinden itibaren asgari ücret 16 yaşından büyük bir işçi için yüzde 4,3`lük zamla brüt 760,50, net asgari geçim indirimi dahil 599,12 liraya yükselecektir. TÜİK 2008 Hanehalkı Tüketim Harcamaları çalışmasına göre, en yoksul yüzde 20’lik kesimin harcama kalıbı aşağıda çıkartılmıştır. Buna göre bir asgari ücretli yaşamını sürdürebilmek için gelirinin sadece yüzde 33,7’sini gıda harcamalarına ayırabilmektedir...
(DİSK-AR, 03.07.2010)

Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ile bugün görüşmeye katılan Genel Başkanımız Süleyman Çelebi, DİSK’in “Kürt Sorunu ve Demokratik Çözüm” konusundaki görüş ve değerlendirmelerini bir dosya halinde kendisine iletti. DİSK’in, Türkiye’nin temel sorunlarından biri olan Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin değerlendirmeleri ektedir…
(Haber / Duyuru, 25.06.2010)

Kurumumuzun, TÜİK ve Sosyal Güvenlik Kurumu verileri üzerinden yaptığı hesaplamalara göre, 1 milyon 600 bin sigortalı ücretli TÜİK verilerine yansımamaktadır. TÜİK verilerinde yüzde 15’lik kayıp bulunmaktadır. Bu oran işsizlik rakamlarına yansıtıldığında resmi işsiz sayısı 4 milyon 145 bine, geniş tanımlı işsiz sayısı 6 milyon 740 bine ulaşmaktadır. TÜİK VERİLERİ ÇELİŞKİLİ: Sosyal Güvenlik Kurumu Ocak 2010 aylık istatistik bülteni verilerine göre, eski SSK, bugünkü SGK 4a kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 9 milyon 30 bin. Eski Emekli Sandığı, bugünkü SGK 4c kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 2 milyon 225 bin. Toplamda isteki durumu ücretli olan ve SGK kapsamındaki zorunlu sigortalı sayısı 11 milyon 255 bin. Aynı dönem için TÜİK tarafından 15 Nisan 2010 tarihinde açıklanan verilere göre ise, ücretli sayısı 12 milyon 825 bin. Bunların 3 milyon 76 bini herhangi bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında değil. Yani kayıtdışı. SGK kapsamındaki kayıtlı ücretli sayısı ise 9 milyon 749 bin. SGK tarafından gerçek olarak tutulan Sosyal Güvenlik istatistikleri ile TÜİK’in açıkladığı hanehalkı işgücü anketi arasında 1,5 milyon kişilik bir fark var.
(DİSK-AR, 18.04.2010)

DİSK, 10 Mart'ta Ankara'da toplanan 3'lü Danışma Kurulu'na "KRİZE KARŞI İSTİHDAMI ARTIRICI, YOKSULLUĞU GİDERİCİ SOSYAL PROGRAM" önerdi… Program şöyle: KRİZİN GENEL DURUMU: 2007 yılı sonlarına doğru ABD’de baş gösteren krizin etkisi giderek yayılmış ve derinleşmiştir. Krizin önüne geçebilmek ve yaratacağı toplumsal ve ekonomik tahribatı azaltabilmek için ABD hükümeti bugüne kadar 5 trilyon doları aşan müdahalelerde bulundu. Bunlar arasında, kimi büyük bankalara doğrudan sermaye aktarılması söz konusu iken, kimileri için birleşmeler teşvik edildi, kimleri de kısmen kamulaştırıldı. Ama bütün bu müdahalelere karşın krizin bittiğine dair herhangi bir emare görülememektedir. Ödeme güçlüğü, bütün yapıları kapsamış durumda ve birbirlerini sürekli tetikleyen kısır bir döngü sergilemektedir…
(DİSK-AR, 10.03.2010)

DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşlerini DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e sundu...
(Basın Açıklamaları, 07.07.2009)

Yaşanmakta olan krizle ilgili olarak Başbakanlık’tan gelen davet ile işçi konfederasyonları, işveren konfederasyonu, tüketici dernek temsilcilerinin katıldığı ve gündeminde “Ekonomik Kriz ve alınması gereken önlemlere ilişkin öneriler” bulunan bir toplantı düzenlendi.
(Bilgi - Belge, 03.11.2008)

İş cinayetleri artarak devam ederken, “Ölümlerden Sorumlu Bakanlık” daha ne kadar üç maymunu oynayacak?
İş cinayetlerinin yüzde yüz durdurulabilir olduğunu ve alınacak önlemleri bütün detaylarıyla anlatmamıza, rapor etmemize rağmen sesimizi duyan yok!.. Bırakın bizim sesimizi; yanarak, düşerek, ezilerek, elektriğe kapılarak, boğularak, göçük altında kalarak ölmelerine göz yumulan işçilerin sesini duyamayacak kadar sağırlaşmış kulaklar... Duymak istedikleri tek ses, öldürülen işçilerin kanlarıyla yoğrulmuş PARANIN SESİ!.. Önlem almayan, denetim yapmayan, yasa çıkartmayan, sorumluları cezalandırmayan, işçileri örgütsüz ve yalnız bırakan, “daha çok kâr” için göz göre göre işçileri ölüme sürükleyen AKP Hükümeti bu cinayetlerin birinci derecede sorumlusudur ve bundan yakasını kurtaramayacaktır!..

DİSK Yönetim Kurulu: AKP’nin “kölelik düzeni” hevesine karşı Hava-İş Sendikası’yla ortak mücadeleye!
İşçi sınıfımızın her zamankinden daha fazla birlik ve dayanışmaya ihtiyaç duyduğu bu zorlu dönemeçte DİSK mücadelenin yükseltilmesi inancıyla, havacılık sektöründe çalışan emekçilerin ve onların örgütü Hava-İş Sendikası’nın mücadelesinin yanında ve omuz omuzadır…

YAŞANABİLİR BİR DÜNYA İÇİN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İŞÇİLERE KULAK VERMELİ!..
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, Birleşmiş Milletler İstihdam ve Kalkınma Zirvesi’ne ilişkin açıklaması...

İKTİDAR, EMNİYET VE YANDAŞ MEDYA DEMOKRATİK HAKLARIN KULLANILMASINI ENGELLEYEREK SUÇ İŞLİYOR!..
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici’nin, demokratik kitle örgütlerine karşı düzenlenen hukukdışı operasyonlarla ilgili açıklaması...

İŞÇİ SINIFI AYRIŞMADI, 1 MAYIS ALANLARINDA BİRLEŞTİ!..
Uzun yıllar sonunda 1 Mayıs Alanı’nın yeniden kazanılmasının ardından işçi ve emekçi kitleleri “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”nü üç yıldır en geniş katılımla Taksim’de kutluyor. Yüzbinlerce kitlenin coşkulu ve rengarenk bayraklarıyla, kendi talepleri ve özlemlerini ifade ettiği Taksim kutlamaları, yıllardır korku tellallığı yapanların, sola ve devrimcilere kara çalmaya çalışanların teorileri altüst ettiği gibi, devlet güdümlü sarı sendikacılığın gerçek yüzünü de teşhir etti. 1 Mayıs’ı gerçek niteliğinden soyutlayarak, “piknik bayramı” haline dönüştürmek isteyen yandaş sendikal anlayış, kendi geniş işçi tabanları tarafından da alanlarda terk edilmişler, hükümetin kürsüsü haline getirdikleri ve 1 Mayıs Marşı’nı dahi çalmaya cesaret edemedikleri “piknik bayramlarında” teşhir edilmişlerdir…

İŞÇİLERE ÖLÜMLERDEN ÖLÜM BEĞENDİREN SORUMLULAR YARGILANMALIDIR!
Göçükte kalıyoruz, tersanede demir levhalar altında eziliyoruz, çadırlarda yanıyoruz, barajlarda boğuluyoruz, patlamalarda ölüyoruz! Bu kaçıncı patlama bu kaçıncı ölüm? İş cinayetlerinin ardı arkası gelmiyor. Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara Ostim, Elbistan, Tarsus, İstanbul, Kırıkkale, Diyarbakır, Adana, Esenyurt, Amasya, Eskişehir ve Aşkale’den sonra, güvencesizliğin, denetimsizliğin, örgütsüzlüğün bir sonucu olarak ölüm acımasız yüzünü bu kez yine İstanbul Tuzla’da gösterdi. Daha önceki gün Erzurum’un Aşkale İlçesi yakınlarında bulunan Karasu Baraj Gölü’nde geçirdikleri iş kazası soncu göle düşen biri TEDAŞ işçisi, dördü taşeron işçisi 5 kişi hayatını kaybetti. İşçilerin cesetlerine dahi ulaşılamıyor! Dün Tuzla’da faaliyet gösteren Ada Tersanesi’nde yaşanan iş cinayetinde ise 2 işçi daha yaşamını yitirdi, 6 işçi yaralandı.

ZORBA AKP’NİN ZALİM YÖNETİMİ!..
AKP Hükümeti son birkaç gündür toplumsal gerilimi artırıcı baskı ve şiddet yöntemlerini uygulamaktan imtina etmiyor. Toplumda “4+4+4 kademeli eğitim düzenlemesi” olarak bilinen “İlköğretim ve Eğitim Kanunu”nu çıkartmak için Meclis komisyonlarında ve Genel Kurulu’nda, sokaklarda ve Hükümet sözcülerinin yaptıkları açıklamalarda devlet şiddeti ve terörünün dozajını da artırarak yapmadıkları politik manevra kalmadı. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK’in “İlköğretim ve Eğitim Kanunu” ve sendikal alana yönelik önemli değişiklikler içeren “4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”yla hedeflenen düzenlemelere karşı Ankara’da yapmayı düşündüğü demokratik eylem Ankara Valiliği ve İçişleri Bakanlığı talimatlarıyla seyahat özgürlükleri engellendi, eyleme katılanlar jop, gaz, basınçlı su ve panzerler eşliğinde dayaktan geçirilerek anayasal gösteri yapma hakları da engellendi. Yandaş medyadan yayılan ses ne derse desin, yaşanılan görüntüler gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor…

DÖRT DÖRTLÜK AKP FAŞİZMİ: TARTIŞTIRMIYOR, KONUŞTURMUYOR, ZORBALIKLA ENGELLİYOR!..
İşsizlik ve güvencesizliğin yaygınlaştırıldığı, başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamu hizmetlerinin sermayeye devredildiği, yer altı ve yer üstü kaynaklarının talan edildiği neoliberal sömürü dalgasının sürdürülmesinin ancak daha otoriter-baskıcı bir yönetimle mümkün olacağını yıllardır söylüyoruz. İşte bu programın yürütücü hükümeti AKP, alt yapıda sınırsız bir piyasacılıkla üst yapıda ise otoriter ve baskıcı karakterle yeniden biçimlendirmeye çalıştığı devletin olanaklarını da kullanarak toplumsal muhalefeti sindirmeye ve gelişme potansiyelini bastırmaya çalışmaktadır. İdeolojik görüşü ve yaşama biçimini topluma dayatma niyeti baskı ve şiddete dönüşerek açığa çıkan AKP hükümeti, iktidar olmanın zafer sarhoşluğuyla dur durak bilmiyor, hak, hukuk, adalet tanımıyor…

16 MART KATLİAMI AYDINLATILMADAN 12 EYLÜL’LE HESAPLAŞILAMAZ!
Yarın 16 Mart!.. Hatice, Abdullah, Baki, Murat, Hamit, Ahmet Turan ve Cemil 34 yıldır aramızda değiller… 16 Mart 1978 tarihinde İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencilerine yönelik olarak gerçekleştirilen bu kanlı saldırı hem yakın tarihimizin acı olaylarından biri hem de ülkemizi 12 Eylül’e götüren sürecin temel taşlarındandır. Bugün iktidarda, 12 Eylül Askeri Darbesi ile hesaplaşmak istediğini söyleyenler var. Bu ülkenin karanlıkları aydınlatılmadan, 1 Mayıs 1977, Kahramanmaraş, Çorum, Sivas, 16 Mart, Gazi/Ümraniye katliamlarıyla gerçek bir hesaplaşma yaşanmadan, Kemal Türkler, Abdi İpekçi, Ümit Yaşar Doğanay, Bedri Karafakioğlu, Ümit Kaftancıoğlu, Doğan Öz, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Musa Anter gibi siyasi suikastler, faili meçhuller, Düzgün Tekin, Ayhan Efeoğlu gibi gözaltında kayıplar ve daha nice cinayetlerin ardındaki sırlar açıklığa kavuşmadan, darbeciler, işkenceciler yargılanmadan, yargısız infazlarla hesaplaşmadan Türkiye darbelerle hesaplaşmayı da başaramaz…

ZAMANAŞIMI SÜRECİNE GELİNEN SİVAS DAVASI’NDA, MADIMAK YANGINININ SORUMLULARI BİZİM VİCDANIMIZDA MAHKUM EDİLMİŞTİR!
Madımak Oteli’nde diri diri yakılan 35 canımızı ne tarih unuttu, ne onların yakınları, dostları, sevenleri ve ne de toplumsal belleğimiz. Siyasi iktidar sahipleri ve davanın yargı sorumluları bilmelidir ki, tıpkı 1978’de Maraş’ta veya 1980’de Çorum’da olduğu gibi Alevi ve sol görüşlü yurttaşlarımızı hedef alan bu saldırıda öldürülen insanlarımızın katilleri zamanaşımıyla aklanırsa, tarih sizleri de unutmayacak, katliamın failleriyle birlikte anacaktır. Sivas Davası’nda sanıkları savunan 21 avukatın iktidar partisinde görev alması; bunlardan beşinin milletvekili olması ve hatta birinin kabinede yer alması iktidarın yargı üzerindeki kontrol ve etkisini tekrar sorgulamamıza yol açmaktadır. Size bir kez daha, zamanaşımının tarihe ve toplumsal belleğe işlemediğini, ve Sivas Katliamı Davası’nın genişletilerek tüm idari ve siyasi sorumluların yargı önünde hesap vermesinin önünün açılması gereğini hatırlatmak isteriz... DİSK 13 Mart’ta görülecek davada adliye önünde olacak ve insanlığa karşı işlenen suçların zamanaşımına uğratılamayacağını, Sivas Katliamı’nın bütün sorumlularının tarih ve vicdanlarda mahkum edildiklerini yüksek sesle haykıracaktır…

İŞ CİNAYETLERİNDE SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ: GÜVENCESİZLİK, ORTAÇAĞ KOŞULLARINI DAYATIYOR!..
2012’nin ilk gününde Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki askeri silah mühimmat deposunda gerçekleşen patlamada 4 işçi; Şubat ayının sonunda ise Adana'nın Kozan ilçesindeki Gökdere Köprü Barajı Derivasyon Tüneli’nin kapağının patlaması sonucunda 10 işçi hayatını kaybetmişti. Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ankara Ostim, Elbistan, Tarsus, İstanbul, Kırıkkale ve Adana’dan sonra ortaya çıkan katliam gibi iş kazalarından sonra güvencesizliğin, denetimsizliğin, örgütsüzlüğün bir sonucu olarak ölüm acımasız yüzünü bu kez yeniden İstanbul’da gösterdi. Esenyurt'ta 200 işçinin çalıştığı bir AVM inşaatının şantiyesinde işçilerinin kaldığı çadırda elektrik kontağından çıktığı sanılan yangında ilk belirlemelere göre 11 işçi yaşamını yitirdi…

DARBECİLERDEN HESABI EMEKÇİLER SORACAK!
Bugün 12 Mart 1971 darbesinin 41. yılındayız. 70’li yıllar tüm dünyada toplumsal/ulusal kurtuluş hareketlerinin ve 68 gençlik hareketinin de etkisiyle işçilerin, emekçilerin mücadelesini yükselttiği bir dönemi ifade etmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tüm kesimlerin demokrasi mücadelesini yükselttiği bu dönem başta ABD olmak üzere emperyalist ülkeleri tedirgin etmiştir. Dünya ezilen halklarının demokrasi ve özgürlük taleplerinin önüne geçmek isteyen emperyalistler, kanlı tezgâhlarında rol alacak yerli işbirlikçileri bulmakta zorlanmamıştır. Bugün 41. yılına girdiğimiz 12 Mart Faşist Darbesi, planlamasını emperyalistlerin yaptığı, yerli işbirlikçilerin hayata geçirdiği kanlı tezgâhların en önemlilerinden birisidir…

YAŞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!...
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, dünyanın heryerinde olduğu gibi ülkemizde de kadınlar tarafından taleplerin dile getirildiği, özlemlerin haykırıldığı, tepkilerin gösterildiği eylem ve etkinliklere sahne olmaktadır. İnsan hakları konusunda alacağı çok yol olan bizim gibi ülkelerde, kadınların, demokrasi, özgürlük ve adalete ulaşması zor olmaktadır. Erkek egemen güç ilişkilerinin, değerleri ve kuralları belirlediği koşullarda, bir yandan günlük yaşamı üretmek, bir yandan da toplumsal alanda var olmak, ayrı bir mücadele ve çaba gerektirmektedir. İşte, okulda, ailede, toplumda ve günlük yaşamda ayrı tutulma, eşitsiz koşullara itilme, ikincil olma, “töre cinayetleri”yle yaşam hakkını yitirmek kadının yazgısına dönüşmektedir… 2008 yılında yaşanan krizin ağır faturasını kadınlar yüklenmiş durumda. Hızla artan işsizliğin girdabında, en kötü koşullarda çalışma hayatına katılmak zorunda kalan kadınlar, işsizliği de ağır bir biçimde yaşıyor. Kayıtdışı, kuralsız ve güvencesiz çalışma girdabında, nitelikli işlerin kapısı kadınlara kapalı. İstihdam verilerindeki artış kadınların işgücüne katılım biçimindeki eşitsizliğin bir yansıması olarak görülüyor…

DİSK DARBELERE, TOTALİTER VE ANTİDEMOKRATİK BÜTÜN YÖNETİMLERE KARŞIDIR!..
Bugünlerde DİSK, iktidar/yeni vesayet yanlısı çevrelerin özel çabaları ve saptırmalarıyla 28 Şubat süreciyle ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Gerek darbeler, gerek olağanüstü yönetim biçimleri ve gerekse 28 Şubat sürecine ilişkin görüşlerimizi daha önce defalarca anlattık. İsteyen herkes bu bilgilere kolaylıkla ulaşabilir veya DİSK’ten isteyebilirler. Fakat bunu “bir türlü” anlamak istemeyenler, bariz algılama sorunu olanlar, siyasi iktidarın bahşettiği koltuklarından “bir bilen” pozisyonuna soyunanlar ya da bilemediğimiz yeni bir siyasi manevradan nemalanmak isteyenler konuyu yeniden ısıtıp ısıtıp gündeme taşımaktadırlar. Bu nedenle, yaratılmak istenen kafa karışıklıklarına karşı toplumsal sorumluluğumuzdan dolayı bir kez daha görüşlerimizi özetleyelim…

TAKSİM 1 MAYIS MEYDANI’NIN ŞANTİYE OLMASINA, GEZİ PARKI’NIN YOK EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ!
Dünyanın en önemli ve tarihi kentlerinden biri olan İstanbul, gözü kâr hırsı ile dönmüş müteahhitlerin şantiyesi haline getiriliyor. Kentin tarihini, dokusunu hiçe sayan bir anlayış, parkları, meydanları, kamusal arazileri, ormanları tahrip ederek, kentin tarihi siluetini yok etmek pahasına kente müdahale ediyor. Neredeyse İstanbul’dan, İstanbul’u var eden, bize ait ne varsa intikam alınmak isteniyor. Kuralsızlık ve amaçsızca yapılan uygulamalar, sorunların daha da artmasına neden oluyor. İstanbul’un geçmişi ile kurduğu bağ kopartılıyor. İşçi sınıfının tarihine, mücadelesine yönelik bu girişime karşı, söz hakkımız var, kullanacağız! DİSK, Taksim 1 Mayıs Meydanı’na sahip çıkma kararlılığındadır. Taksim Meydanı’na yeni bir yasak anlamına gelen bu uygulamaya karşı işçi sınıfının gür sesini Türkiye bir kez daha duyacaktır…

“DİNDAR NESİL YETİŞTİRME” AMACI, YASAL DÜZENLEMEYE KAVUŞTURULMAK İSTENİYOR!..
222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; AKP iktidarı süresince artış oranı %450’ye ulaşan İmam Hatip Okullarının önünün açılmasını, ILO ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırı olarak çıraklığa başlama yaşının 11’e düşürülerek, çocuk işçiliğini yaygınlaştırmayı, örgün eğitim fiilen 4 yıla indirileceği için özellikle kız çocuklarının geleceklerini karartmayı hedefliyor!.. Bu üç başlık “222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin gerçek niteliğini açıkça göstermektedir. Gerek içeriği, gerek hazırlanış biçimiyle bu kanun teklifi, Türkiye’nin insani, toplumsal ve ekonomik gelişmesini tehlikeye atmakta ve tüm çocuklarımız açısından ciddi riskler oluşturmaktadır...

EMEK ÖRGÜTLERİNE BASKILAR DEVAM EDİYOR! HUKUKSUZ VE KEYFİ GÖZALTILARA SON VERİLMELİDİR!
4688 sayılı yasaya karşı etkin eylem kararı alan ve 8 Mart çalışmalarını örgütleyen KESK, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaşıyor. 13 Ocak’ta genel merkez binası basılarak çalışanlarının ve bazı üyelerinin gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından bir ay sonra bugün KESK merkezi ve KESK’e bağlı SES ile TÜM BEL-SEN sendikalarının genel merkezleri yeniden basıldı. KESK MYK üyesi ve Kadın Sekreteri Canan Çalağan, SES Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun ve Tüm Bel-Sen Kadın Sekreteri Güler Elveren’le birlikte toplam 15 KESK üyesinin 2009’dan beri süren bir soruşturma gerekçe gösterilerek üç yıl sonra gözaltına alınmaları oldukça manidardır...

TÜRK-İŞ YÖNETİMİ BAŞBAKAN İLE NEYİN PAZARLIĞINI YAPTIĞINI AÇIKLAMALIDIR!
Türkiye demokrasi tarihi açısından karanlık bir dönemden geçiyoruz. 12 Eylül askeri darbesinin gölgesinde, konfederasyonumuz DİSK’e ve işçi sınıfının iradesine ket vurarak, işçileri örgütsüz bırakan, yalnızlığa ve çaresizliğe sürükleyen faşizan ruh kendisini bir kez daha ortaya koyuyor. Darbe günlerinde 12 Eylül’ün kudretli faşist generalleri ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu TİSK ile işbirliği yapan ve 12 Eylül cunta hükümetine genel sekreterini bakan veren TÜRK-İŞ konfederasyonu, bir kez daha kapalı kapılar ardında, işçi sınıfının örgütlenme özgürlüğünü pazarlık konusu yaparak bir ihanete daha imza atıyor...

SENDİKAL HAKLARIMIZ ÇİĞNENEMEZ, DİSK ENGELLENEMEZ!
Bilindiği gibi, Türkiye' deki toplu sözleşme düzeni ve sendikal özgürlükler alanını düzenleyen yeni bir yasanın 'toplu iş ilişkileri yasa tasarısı' adı altında bakanlar kurulunca TBMM' ye gönderildiği açıklandı. Çalışma Bakanı bu yasa tasarısının ülkemizdeki yasaklı ve baskıcı sendikal düzeni sona erdireceğini iddia etti. Bu anlamda Türkiye' nin toplumsal değişim ve demokrasi tarihi açısından, son derece önemli bir dönemeçte bulunuyoruz. Özgürlükçü ve değişimci görünen; ancak aslında 12 Eylül’ün, yani darbecilerin karanlığını bugün iyice perçinlemek isteyen bir anlayış, ne yazık ki sendikal haklar alanında Türkiye’yi bir kaosun eşiğine getirmiştir.

AKP İKTİDARI, EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİNE YÖNELİK GÖZALTI VE BASKILARA DEVAM EDİYOR!
Daha önce genel merkez binası basılıp kimi yöneticileri gözaltına alınan kamu emekçilerinin etkin örgütü KESK, önümüzdeki günlerde 4688 sayılı yasaya karşı eylem kararı almışken, iktidarın yeni baskı ve engellemeleriyle karşılaştı. 27 Aralık’ta “Anayasa Uzlaşma Komisyonu”nun ziyaret ettiği KESK Genel merkezi’ne bu sabah saatlarinde de İstanbul Özel Yetkili Savcılığı’nın talimatıyla, Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM ekipleri gelerek, genel merkez genelinde arama yapmak istedi. KESK yöneticileri bu karara itiraz ederek sadece gözaltına alınan KESK uzmanının çalışma odasında arama yapılabileceğini söylediler. Siyasi iktidarın bu saldırısı sadece KESK’e yönelik değil, bütün emek ve demokrasi güçlerine yöneliktir.

ESNEKLİK DAYATMASI, KÖLELİK ŞARTLARINI KURAL HALİNE GETİRMEKTİR: BU AÇGÖZLÜLÜĞE TESLİM OLMAYACAĞIZ!..
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, kuralsız, esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerinin, yasal statüye kavuşturularak, olağan çalışma biçimleri haline getirilmek istenmesine ilişkin açıklaması...

İŞ KAZALARI, “İŞ CİNAYETİ” NİTELİĞİNİ KORUYARAK YENİ YILDA DA HIZ KESMEDEN SÜRÜYOR!..
2012’nin ilk gününde Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki askeri silah mühimmat deposunda gerçekleşen patlamada 4 işçi yaşamını yitirdi. Ülkemizde iş kazaları, “iş cinayeti” niteliğini koruyarak hızını kesmeden sürüyor… Davutpaşa, Tuzla, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, Ostim, Elbistan ve İstanbul’da ortaya çıkan katliam gibi iş kazalarından sonra ölüm acımasız yüzünü bu kez askeri mühimmat deposunda gösterdi. Özel sektör ve kayıtdışında işçi sağlığı ve güvenliği sisteminin çökmüş olduğunu söylüyorduk. Bu durum kamuda da kendini ciddi olarak hissettirmeye başladı…

SAVAŞ CİNAYETTİR!.. SİVİL HALKA YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUZ!..
Kürt sorununun demokratik çözüme kavuşturulması, çatışmaların ve şiddetin son bulması, yeni ölümlerin ve gözyaşlarının bu ülkeyi dönüşü zor bir ayrımcılığa sürükleyeceğini, ancak birarada eşit ve özgür bir yaşamın temellerinin atılmasıyla ülkemizin esenliğe kavuşacağını her fırsatta dile getiriyoruz. Fakat, yaşanılan gelişmeler çatıma ve şiddet ortamının gittikçe yayılması yönünde gelişmektedir. Bir yandan yeni anayasa tartışmalarını sürdürmeye çalışan hükümet, diğer taraftan da irrasyonel politikalarla birarada yaşama umudunu söndüren uygulamaları pervasızca sürdürmektedir…

ÖLÜM MADENLERDE ÇALIŞANI YAKALIYOR!..
Sendikamız Dev Maden-Sen’in 0cak-Aralık 2011 tarihleri arasında yaptığı araştırma sonucu madencilik sektöründe meydana gelen kaza sayısı 111, ölümlü kaza 75, kazalarda ölen 87 ve yaralananların sayısı ise 247 oldu. Böylece son 5 yılda toplam 400 madenci madenlerde yaşamını yitirdi. Son 5 yılda ortaya çıkan tablo ürkütücüdür. Madencilik sektöründe taşeronlaşma ve güvencesiz çalışma koşulları mesleki eğitim ve birikimi yok etmiş, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini de nerdeyse tamamen ortadan kaldırmıştır. Yıllardır bu konularda çalışma yapan, sorunlara dikkat çeken sendikalar, meslek odaları ve birliklerinin uyarılarını dikkate almayan anlayışların iş sağlığı ve güvenliği alanında ciddi adımlar atabilmesi mümkün müdür? Kanla, ölümle, hastalıklarla, sakat kalmalarla yapılan üretimin kalkınmayla, gelişmeyle ne ilgisi bulunmaktadır?

TAŞERONA KARŞI MÜCADELE YARGILANAMAZ!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün Balcalı Hastanesi işçilerinin yargılandığı davaya ilişkin basın açıklaması...

İŞİN ÇİVİSİNİ ÇIKARTTILAR!..
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği açılışında yaptığı konuşmayla ilgili açıklaması...

YOKSULLUĞUN VE SEFALETİN RESMİ ADI: Asgari Ücret Tespit Komisyonu!
2012 yılı için asgari ücretin tespitine yönelik çalışmalar başladı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu adı verilen yapı, işçi sınıfının örgütlü kesimlerini bile kapsamaktan uzaktır. İşveren, hükümet ve TÜRK-İŞ temsilcilerinin eşit oranda temsiline dayanan komisyon bir kez daha Türkiye’de insanların boğazından geçecek olan lokmaların sayısını belirlemeye çalışacaktır. İşçi sınıfının önemli kısmının örgütsüz olduğu, örgütlü olanların grev yasakları, uzun toplu sözleşme ve yargı süreçleri nedeniyle sendikal haklarını yeterince kullanamadıkları, 12 Eylül yasalarının gölgesinde gerçekleştirilen bu toplantılardan emekçiler lehine bir sonuç beklemek ne yazık ki mümkün görünmemektedir...

DİSK/Nakliyat-İş yöneticileri depremzedelerle dayanışmak için Van-Erciş’e gidiyor!..
DİSK Örgütlenme Daire Başkanı ve Nakliyat-İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, Nakliyat-İş Örgütlenme Daire Başkanı Abuzer Arslan, Nakliyat-İş İstanbul Şube Başkanı Rıza Ballı ile Nakliyat-İş İstanbul Şube Sekreteri Zekeriya Gencer’den oluşan heyet 1-2 Aralık tarihlerinde Van ve Erciş’e gidiyor...

SUSTURULMAK İSTENEN KESK’İN EMEK VE DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR!..
28 Kasım Pazartesi günü, son zamanlarda sıklıkla ifade ettiğimiz ve giderek artmaya devam eden baskı ve korku imparatorluğu uygulamalarının bir örneği daha İzmir‘de hayata geçirilmiştir. İzmir‘de KCK ile ilişkilendirilerek KESK üyelerine yönelik olarak gerçekleştirilen operasyonlar sonrası açılan davada, aralarında KESK Genel Başkanı Lami Özgen‘in de bulunduğu 25 KESK üyesine 6‘şar yıl 3‘er ay hapis cezası verilmiştir...

BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!.. TAŞERONA KARŞI MÜCADELEMİZ SÜRECEK!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün İzmir’deki tutuklamalar hakkında basın açıklaması...

Gençlik istihdamında yaşanan temel sorun, gençlerin çalışma yaşamına katılırken karşılaştıkları olumsuz koşullardır!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, 16 Kasım 2011 tarihinde Ankara Hilton Hotel’de “Gençler için İnsana Yakışır İş: Türkiye’nin Ulusal Gençlik İstihdam Eylem Planı" adlı toplantıda yaptığı konuşmanın metni...

HALKI DÜŞÜNMEDİĞİNİZ ORTADA... PEKİ SİZ KİMLERİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Vicdanın ve adalet duygusunun köreltilmesinin bizzat yöneticiler tarafından kışkırtıldığı bir ülkede yaşadığımız hayal kırıklıkları artık yerini “hayat kırıklıkları”na bıraktı. 600 yurttaşımızı yitirdiğimiz 7.2’lik depremin ardından Van’da meydana gelen 5.6’lık ikinci bir depremde şu ana kadar 12 yurttaşımız yaşamını kaybetti. Van depremi için yardıma gelen ve kendi ülkesinde 8 şiddetindeki depremlerde dahi can kaybı yaşanmayan Japon doktor Atsushi Miyazaki’yi 5.6’yla “öldürmeyi başaran” bir ülke olma ünvanını kazandık. Yetmedi!. Doğal afetlere, iş kazalarına “hükmedemeyenler”, yurttaşlarını susturma konusunda “hüküm-et” olduklarını kanıtlamaktan geri kalmadıklarını bir kez daha gösterdiler…

PERVASIZLIĞIN VE “İŞÇİ DÜŞMANLIĞI”NIN BU KADARINA DA “PES” DOĞRUSU!..
İŞKUR’un açıklanan 2011-2015 Stratejik Planı’na göre, işsiz kalanlara verilen işsizlik ödeneğinin ortalama 5 aya düşürülmesinin hedeflediği görülmüştür. İşsizlik Sigortası Fonu, çalışırken işsiz kalmış insanların yoksullaşmalarının önüne bir nebze de olsa geçmeyi sağlamaya çalışmak üzere oluşturulmuştur. Fakat İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanma koşulları oldukça ağırdır. Bu koşulları yerine getirebilmek için çalışanların uygun, düzenli ve kayıtlı işlerde çalışmaları gerekmektedir. Ama gelinen aşamada fonun kendi amacı doğrultusunda kullanılması bir yana, daha fazla sermaye çevrelerine kaynak aktarmaya dönük bir plan yapıldığı görülmektedir…

TÜRKİYE AKP ELİYLE NEREYE SÜRÜKLENİYOR?..
DİSK Yönetim Kurulu, Türkiye’deki son gündem konularını değerlendirmek üzere 3 Kasım’da DİSK Genel Merkezi’nde toplandı. Ekonomik yapılanış, demokratik hak ve özgürlükler konusunda ülkemizdeki gelişmelerin endişe verici boyutlara ulaştığı görüşüne sahip olan DİSK Yönetim Kurulu, değerlendirme ve kaygılarını şöyle sıraladı: AKP siyasetinde bugün çok daha bariz olarak ortaya çıkan değişim/keskinleşme sinyalleri esas olarak 12 Haziran 2011 seçimlerinde ortaya çıkmış ve DİSK bu kaygısını kamuoyuyla her fırsatta paylaşmıştır...

VAN'DA DEPREM!.. ACIMIZ SONSUZ, İÇİMİZ BURUK!..
Deprem kuşağında yer alan Türkiye’de deprem öncesi önlemler almak yerine hala deprem sonrasının tartışılıyor olması, onca acı ve yıkımlara karşın kayda değer hiçbir önlemin alınmaması, deprem sonrası çalışmaların büyük bir amatörlükle ilerlemesi, yurttaşların doğanın gücü karşısında aciz bırakılması affedilir değildir. Kendisi gerek doğal afetler ve gerekse şehircilik ve yapılaşmanın insan hayatındaki önemi konusunda bilinçli olmayan bir devlet yurttaşlarını bu konuda nasıl bilinçlendirebilir? Durumun vahameti bir kez daha büyük bir acıyla ortada durmaktadır. Tehlike geçmiş değildir ve ülkemizin büyük bir bölümünde milyonlarca insan risk altında yaşamaya devam etmektedir…

DİSK: TARİFSİZ BİR ÜZÜNTÜYLE ACI İÇİNDEYİZ! ÖLÜMLERE, SAVAŞA VE ANALARIN ACISINA DERHAL SON VERİN!
Dün geceden beri devam eden çatışmalarda 24 askerin yaşamını kaybettiği ve ölümlerin artabileceği haberleri bir kez daha yüreğimizi büyük bir acıyla sarsıyor. Tarifsiz bir üzüntüyle acı içindeyiz. Gencecik insanlar bir kez daha yaşamlarının baharında toprağa düştü. Ailelerinin yürek yakan acısını anlamaya ve anlatmaya çalışmak mümkün değil. Toplumda barış çağrıları arttıkça, Kürt sorununun demokratik çözümünden yana acil adımlar atılması gerektiği söylendikçe, buna ters orantılı olarak, özel birliklerin sayısının artırılması, operasyonların büyütülmesi, seçilmişlerin yaygın şekilde gözaltına alınması, çatışmaların daha yüksek ölümlere yol açacak biçimde yayılması gibi, çatışma konsepti gittikçe geliştiriliyor…

DİSK, İŞÇİ SINIFININ SIKIŞTIRILMAK İSTENDİĞİ YENİ CENDEREYE KARŞI SESSİZ KALMAYACAKTIR!
Konfederasyonumuz, sendikal hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için katıldığı bu zeminde, “değişiklik” adı altında yeni bir hukuksuzluğun dayatıldığı bir sürecin parçası olmayacaktır. ILO sözleşmelerine, Avrupa Sosyal Şartı’na ve ülkemiz sendikal hareketinin ihtiyaçlarına uymayan Sendikalar Yasa Tasarısı hükümleriyle Toplu İş Sözleşmesi Yasa Tasarısı’nı kesinlikle yetersiz görmekteyiz. Bu şartlarda 19 Ekim 2011 günü yapılması planlanan üçlü Danışma Kuruluna katılmamızın da bir yararı kalmamıştır...

KÖTÜ İDARENİN FATURASI ZAMLARLA HALKA ÖDETTİRİLİYOR!..
61. Hükümet giderek kötüleşen ekonominin faturasını zamlar ve vergi artışları ile yine halka kesmektedir. Büyüme rakamlarına bakıldığında Dünya’da ekonomik krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alan Türkiye, kriz sonrasında hızlı bir artış gösteren büyüme oranlarının gölgesinde giderek artan cari açığı karşılama sorunu ile yüz yüzedir. Bununla birlikte kriz sonrası yaşanan kontrolsüz büyümenin ortaya çıkarttığı olumsuz fatura yine halkın üzerine yıkmaya çalışılmaktadır…

İŞÇİ SINIFI “SABIRLA” UYARI GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEKTEDİR!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Kıdem Tazminatı, Torba Yasa ve Özel İstihdam Büroları’na ilişkin DİSK’in görüşlerini TBMM Başkanlığı’na, TBMM’de grubu bulunan partilere iletmek üzere Meclis önünde yaptığı basın açıklaması...

SENDİKA KAPATMALAR DEVAM EDİYOR!
2008 Mayıs ayından bu yana devam eden ve Öğrenci Gençlik Sendikası GENÇ-SEN’’in kapatılması talebiyle İstanbul Valiliği tarafından açılan dava “kapatma kararı”yla sonuçlandı.

KIDEM TAZMİNATINDAN ÖNCE, SENDİKAL ÖRGÜTLENME VE İŞ GÜVENCESİNDE AVUSTURYA MODELİNİ ÖRNEK ALIN!..
Seçimden çoğunluk partisi olarak çıkan AKP hükümeti, ekonomik büyüme, istihdam ve işşizlikle ilgili yeni stratejisini hazırlayarak çalışanlara dönük çok kapsamlı bir saldırıya hazırlanıyor. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın bir gazeteye verdiği mülakatta Kıdem Tazminatının kaldırılacağı ve Kişisel Tazminat hesabının getirileceği; Hükümetin önümüzdeki dönemde kurulacak yeni sistemin ana hatlarını netleştirdiğini ve dünyada da Avusturya Modeli olarak bilinen sistemin tercih edildiğini ifade etmiştir. Ayrıca çalışanların %7’sinin Kıdem Tazminatını alabildiğini söyleyen Bakan bu konuda da gerçekleri ifade etmemektedir. Kıdem Tazminatı işten çıkarılma sonucu ortaya çıkan bir haktır. Böyle bir durumda, kayıtlı ekonomide %90 kıdem tazminatları bir şekilde tahsil edilmektedir. Sadece %10 iflas, konkordato gibi durumlara sorun ortaya çıkmaktadır. Burdaki hak kayıplarını giderecek etkin önlemler alınmalıdır. Ayrıca kayıtdışı ekonomi üzerine kararlı politikalarla gidildiğinde Bakanın ifade etmeye çalıştığı gerçek de ortadan kalkacaktır…

12 EYLÜL’DE GÜLEN’LER 12 EYLÜL’Ü SÜRDÜRÜYOR!..
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, 12 Eylül’ün 31. yılında Taksim’de yapılan protesto eyleminde yaptığı konuşma: "Hesap sorulmayan 12 Eylül anlayışı demokrasi ve özgürlüklerin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir!.."

DİSK-KESK-TMMOB-TTB’den ortak açıklama: 12 EYLÜL AKP İLE SÜRÜYOR!..
12 Eylül askeri faşist darbesinin üzerinden 31 yıl geçti. Fakat 12 Eylül hukuku hâlâ geçerlidir, hâlâ güncelliğini korumaktadır, 12 Eylül Anayasası temel hükümleriyle hâlâ yürürlüktedir. 12 Eylül yöneticileri tarafından çıkarılan yasalar ve kurumlar da bugün yürürlüktedir. Bizzat darbeciler tarafından hazırlanan çalışma yasalarının 31 yıldır geçerliliğini koruyor. 12 Eylül’ün siyasi, sosyal ve ideolojik sonuçları da hâlâ geçerlidir. Bugün insan haklarından, Kürt sorununa, sendikal hakların ayaklar altına alınmasından adalet mekanizmasına, basın yayın araçlarındaki sansürden üniversite özerkliğinin yok edilmesine, şovenizmin yaygınlaşmasından militarizm övgüsüne… ve krizi hızlandıran ekonomik politikalara kadar hayatımızı karartan bütün uygulamaların kökeninde 12 Eylül’de çizilen toplumu yeniden biçimlendirme projesi vardır. Bu projenin sonuçları kendisini bugün her alanda yozlaşma, çürüme, çözümsüzlük olarak göstermektedir...

YAŞASIN DÜNYA HALKLARININ KARDEŞLİĞİ!
DİSK Yönetim Kurulu’nun 1 Eylül Dünya Barış Günü mesajı...

Taşeron çalıştırmaya ve hukuksuz ihalelere karşı hakları için direnen Adana Balcalı Hastanesi işçilerinin yanındayız, yapılan saldırıyı ve gözaltıları şiddetle kınıyoruz!
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'nin Adana Balcalı Hastanesinde yaşananlara ilişkin ortak açıklaması...

Anadolu Ajansı’ndan “sahibinin sesi” uygulamalar...
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Anadolu Ajansı’nda çalışanlara yapılan uygulamalara ilişkin açıklaması:

Türkiye nereye sürüklenmek isteniyor?
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, son günlerde artan çatışmalara ilişkin açıklaması...

Samsun’da da hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı direneceğiz!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, DİSK/Devrimci Sağlık-İş üyelerinin Samsun Gazi Devlet Hastanesi’nde saldırıya uğramasına ilişkin açıklaması...

“CİNAYETLER ARTIYOR... ÖLDÜRÜLMEK İÇİN KADIN OLMAK YETERLİ!”
DİSK Kadın Komisyonu'nun son dönemde artan kadın cinayetlerine ilişkin basın açıklaması: Kadınlar öldürülüyor. Bunu söylemekten dilimizde tüy bitti; kadınlar hayatlarındaki en yakın erkek tanıdıkları tarafından öldürülüyor. Kadınlar, anne, eş, kızkardeş oldukları için ya da “aile” bütünlüğünde bir problem olduğu için değil, KADIN oldukları için öldürülüyor. Yani, öldürülmek için kadın olmak yeterli!

İŞÇİNİN ALINTERİNE GÖZ KOYANLAR TARİHE KARIŞACAKTIR
DİSK Yönetim Kurulu'nun basın açıklaması: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in açıklaması talihsiz ve kamuoyunu yanıltan niteliktedir.

MAS-DAF İŞÇİLERİNE ULUSLARARASI DESTEK BÜYÜYOR
Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu Genel Sekreteri Sharan Burrow, Başbakan’a bir mektup göndererek sendikal baskıları protesto etti.

AKP “YENİ YOLCULUĞUNA” KIDEM TAZMİNATI HAKKIMIZA SALDIRARAK BAŞLADI!
DİSK Yönetim Kurulu’nun, 61. Hükümet Programı’nda yer alan işçi haklarına ilişkin değerlendirmesi...

ALMAN GEA KLİMA PATRONU, ÇETESİNİ ANAYASAL HAKKINI KULLANAN İŞÇİLERE SALDIRTIYOR, HÜKÜMET SEYREDİYOR…
DİSK Genel Başkan Yardımcısı İsmail Yurtseven’in, GEA Klima’da işten atıldıkları için fabrika önünde bekleyen Birleşik Metal-İş üyesi işçilere yapılan saldırıya ilişkin açıklaması...

GÜVENCESİZLİĞE KARŞI TEK SEÇENEĞİMİZ DİRENMEKTİR!
DİSK Genel Başkan Yardımcısı Ali Cancı’nın, Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi çalışanlarından Devrimci Sağlık-İş üyesi Güllü Hanoğlu’nun işten çıkartılmasına ilişkin yaptığı açıklama...

MADIMAK KATLİAMI UNUTULMAYACAK!
2 Temmuz 1993'de gerici, faşist güçlerin planlı bir organizasyonuyla Sivas'ta "Pir Sultan Kültür Etkinlikleri"ne katılanlardan 35 aydın, sanatçı, yazar, kadın, genç, her şeyden önce insan, Madımak Oteli'nde yakılarak katledildiler. Sivas Katliamı bugün hâlâ toplumun vicdanında kanayan bir yara olarak duruyor! Geçmişi kapatmaya ve unutturmaya çalışmakla değil, onunla yüzleşerek toplumsal barışı sağlayabileceğimiz unutulmamalıdır. İnsanlık düşmanı gericiliği ve ırkçılığı, Madımak katliamına yol açan siyasal eğilimleri bir kez daha kınıyor, yitirdiğimiz canları 18 yıl sonra aynı duygularla anıyoruz.

TÜRKİYE'NİN KAOSA SÜRÜKLENMESİNE İZİN VERİLEMEZ
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, yüksek oylarla seçilen muhalif milletvekillerinin engellenmesine ilişkin açıklaması:

SURİYE HALKIYLA DAYANIŞMAYA!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Suriye’deki gelişmelere ilişkin açıklaması...

ADALETLİ BİR DÜNYA İSTEDİĞİMİZ İÇİN YARGILANMAMIZ ONURDUR!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, TEKEL direnişine ilişkin açılan davayla ilgili açıklaması...

TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜN ACI SINIRI: HOPA’DA EMEKLİ ÖĞRETMEN METİN LOKUMCU ÖLDÜRÜLDÜ!
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın miting yapacağı Hopa Meydanı’nda AKP Hükümeti’nin politikalarını demokratik haklarını kullanarak protesto etmek üzere yüzlerce Hopalı bir araya geldi. Çay üreticileri, sorunlarını dinlemeyen Başbakan’ı Hopa’da istemediklerini söylediler ve çay fiyatlarının bir an önce açıklanmasını talep ettiler. Aynı zamanda HES’lere tepki gösteren Hopalılar, "Çayımıza, fındığımıza, derelerimize, suyumuza sahip çıkacağız" dediler. Fakat, “ileri demokrasi” edebiyatına sarılanlar bulundukları alanda farklı bir sese tahammül göstermeyerek, demokratik haklarını kullanan Hopalıların dağıtılmasını buyurdular. Cop, kalkan, panzer, gaz bombaları eşliğinde alışık oldukları “orantısızlığı” bir kez daha sergileyerek ilçeyi savaş alanına çevirdiler. Emekli öğretmen Metin Lokumcu, atılan gaz bombaları sonucunda hayatını kaybetti…

SEÇİM SÜRECİNE İLİŞKİN DİSK-KESK-TMMOB-TTB'NİN ORTAK AÇIKLAMASI...
12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak genel seçimlere birkaç hafta kaldı. Seçimlere yaklaştıkça seçim atmosferinden kaynaklı olarak siyasal partiler arasında gerginlikler olabilir. Ancak yaşadıklarımız bunun çok ötesindedir. İktidar partisi devlet olanaklarını kullanarak, tek başına Anayasayı değiştirecek parlamento çoğunluğuna ulaşmak ihtirasıyla her türlü antidemokratik uygulamada sınır tanımıyor…

Sivil halkı hedef alan saldırıları ve kör şiddeti kınıyoruz!
DİSK Yönetim Kurulu’nun Etiler’deki patlamaya ilişkin açıklaması...

“SENDİKA DÜŞMANLIĞI” İMAMLARA MI YAPTIRILACAK?
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün, Düzce Müftülüğü’nün camilerde okuttuğu “işçi ve işveren sorumlulukları” başlıklı hutbeye ilişkin açıklaması...

1 MAYIS 2011 AÇIŞ KONUŞMASI
1 Mayıs Düzenleme Komitesi Başkanı ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı İsmail Yurtseven’in 1 Mayıs 2011 kutlamalarında yaptığı açış konuşması...

1 Milyon yürekle Taksim’deyiz!
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün’ün Kadıköy İskelesi’nden Beşiktaş İskelesi’ne yapılan yürüyüşte yaptığı konuşma...

77 1 Mayıs katliamı aydınlatılsın!
DİSK GENEL BAŞKAN YARDIMCISI İSMAİL YURTSEVEN’İN, “1977 1 MAYIS KATLİAMININ, FAİLİ MEÇUL VE SİYASİ CİNAYETLERİN AYDINLATILMASI İÇİN 1 MAYIS’TA TAKSİM’DEYİZ” TEMASIYLA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ŞİŞLİ-TAKSİM YÜRÜYÜŞÜ SONRASINDA YAPTIĞI BASIN AÇIKLAMASI...

TEPKİLERE RAĞMEN MECLİS’TEN GEÇİRİLEN TORBA YASA YENİ SALDIRILARA ZEMİN HAZIRLIYOR!
DİSK, kamuoyunda Torba Yasa ismi ile bilinen ve 29 Kasım 2010 tarihinde ilgili komisyona sunulan “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” içerisinde yer alan emek düşmanı kimi düzenlemelere dair, ilk günden itibaren kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışmış, kimi emek örgütlerinin suskunluğuna rağmen, mücadeleyi ortaklaştırmak ve büyütmek adına önemli bir çaba göstermiştir. TBMM Genel Kurul görüşmeleri sürecinde DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi emek örgütleri olarak, TBMM önünde, yasa ile ilgili protesto hakkımız, gaz bombaları ve joplarla engellenmek istemiştir. Ancak kamuoyu bu eylem ile emek örgütlerinin sesine biraz daha kulak vermek durumunda kalmıştır. Fakat sonuç olarak Torba Yasa dün TBMM Genel Kurulu’ndan geçmiştir…

KURALSIZ, GÜVENCESİZ VE SENDİKAL HAKLARDAN YOKSUNLUK İŞ CİNAYETLERİNİ ARTIRMAKTADIR!
Dün Başkent’te yaşanan iki ayrı olay Türkiye gündemine damgasını vurdu. Birincisi, emek ve meslek örgütlerinin demokratik haklarını kullanarak “Torba Yasa”yı protesto etmek istemelerinin polis gücüyle ve zor kullanılarak dağıtılmasıydı. İkinci olay ise, esasında iş güvenliğinden yoksun, kuralsızlığın had safhada olduğu ülkemizde, Torba Yasa’nın daha yasalaşmadan nelere yol açabileceğinin bir göstergesiydi. Ankara Ostim Sanayi Sitesi’nde bulunan iki işyerinde meydana gelen iki ayrı patlamada 18 işçi hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı. İş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya ikincisi; sendikal hak ve özgürlükler konusunda da ILO’nun kara listesinde olan bir ülkeden başka hangi sonucu bekliyorsunuz ki?

HERKES ANORMAL, BİR AKP NORMAL !
Öğrencileri dövmek, sendikacıları coplamak, gazetecileri tutuklamak, ressamlara dava açmak, hepsi normal. Kendisine Bülent Ortaçgil’in şarkısıyla cevap vermek istiyorum... "Vali Dedi Gayet Normal! Biri anlatsın hemen nedir bu normal? Galiba herkes anormal bir AKP normal!"

TORBA YASA HAKKINDA GÖRÜŞLERİMİZ...
Torba yasa ile yapılan düzenlemelerle, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerin (gizli işsizlerin) sayısı artacak, yarı zamanlı ve geçici çalışma yaygınlaşacaktır. Bu tasarı ile insan onuruna yaraşır nitelikli ve güvenceli işler yaratmayı bir hedef olarak koymak yerine, esnek çalışma biçimlerini yaygınlaştırmaya ve gençlerin sömürüsünün yaygınlaştırılmasına çalışılmaktadır... Konfederasyonumuz, işsizlik fonunun sermaye için seferber edilmesine, gençlerin daha fazla sömürüsüne, esneklik dayatmalarına, taşeronlaşmaya, asgari ücret sefaletine karşı torba yasada yer alan bu hükümlerin, sosyal adalet ilkesi ve insan onuruna yaraşır iş kavramı ile çelişkili olduğundan hareketle derhal geri çekilmesini talep etmektedir.

E-DEVLET UYGULAMASI EZİYETE DÖNÜŞÜYOR, HALK MAĞDUR EDİLİYOR. SOSYAL GÜVENLİK’TE ŞİFRELİ ERİŞİM, KİŞİLERİN TALEBİNE BIRAKILMALIDIR!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, “E-Devlet” uygulamasına ilişkin yaptığı açıklama...

İTİRAZ ETTİĞİMİZ DÜNYAYI DEĞİŞTİRME UMUDUMUZ VAR!
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin, Avrupa Sosyal Forumu (ASF) İstanbul 2010 kapanış yürüyüşünde yaptığı konuşma...

DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşleri
DİSK’in “Özel İstihdam Büroları’nın Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” Hakkında Kanun değişikliğine ilişkin görüşlerini DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e sundu...

ETKİNLİK TAKVİMİ
Mayıs 2012
Pt
Sa
Ça
Pe
Cu
Ct
Pz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
P: EBAY
ETUC sitesine ulaşmak için tıklayınız... ITUC sitesine ulaşmak için tıklayınız...